TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET REŞİT ARSLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/583)
Karar Tarihi: 10/12/2014
R.G. Tarih-Sayı: 4/4/2015-29316
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
1. Mehmet Reşit ARSLAN
2. Sinan AKBAYIR
3. Muharrem GENÇ
4. Şehmus ÖZSUBAŞI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun aldığı kararlar ve fiiliuygulamalarıyla uzaktan eğitim yoluyla katıldıkları yüksek öğrenimleri içingerekli bilgisayar kullanımının ve kaynaklara ulaşımın kısıtlanmasının ve bunailişkin şikâyetin usul hükümleri gözetilmeksizin İnfaz Hâkimliği tarafındanreddedilmesinin eğitim ve öğrenim ile adil yargılanma haklarını ihlal ettiğiniileri sürmüşler ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 7/1/2013 tarihinde Kırıkkale CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 30/6/2014 tarihinde AdaletBakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvuruculardan Mehmet Reşit Arslan’a 2/9/2014 tarihinde diğer başvuruculara3/9/2014 tarihinde bildirilmiştir. Bakanlığın görüşlerine karşı cevaplarını,başvurucular Mehmet Reşit Arslan ve Muharrem Genç 12/9/2014 tarihinde, Şehmus Özsubaşı 17/9/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu Sinan Akbayırcevap dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvurucular, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda terör suçundan hükümlü olarak bulunmaktadır.
8. Başvurucu Sinan Akbayırİstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde,başvurucu Muharrem Genç Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksek Okulunda veAnadolu Üniversitesi İşletme Bölümünde, başvurucu Mehmet Reşit Arslan GaziÜniversitesi Bilgi Yönetimi Bölümünde ve başvurucu ŞehmusÖzsubaşı Kırıkkale Üniversitesi BilgisayarProgramcılığı Bölümünde öğrencidir. Başvurucular uzaktan eğitim programınauygun bilgisayar sınıfını kullanarak eğitimlerine devam etmektedir.
9. Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve GözlemKurulu, 18/9/2012 tarih ve K.2012/104 sayılı kararı ile 2012–2013 eğitim veöğretim yılı uzaktan eğitim faaliyetlerinin planlanmasında, terör suçlusuhükümlülerin mesai günleri 13:30–16:30 saatleri arasında personel nezaretindeuzaktan eğitim sınıfına çıkarılmalarına karar vermiştir.
10. Anılan kararın gerekçe kısmı şöyledir:
“2011-2012 eğitim-öğretim yılında Kırıkkaleİnfaz Hâkimliği’nin 26/10/2012 tarih ve 2011/192-232sayılı kararı ile uzaktan eğitime katılan hükümlülerin hafta içi mesai saatleriiçerisinde 08:00-12:00 ve 13:30-16:30 saatleri arasında uzaktan eğitim sınıfınaçıkartılmalarına karar verilmiş ve uygulanmıştır. 2011-2012 eğitim yılındauzaktan eğitime çıkan hükümlülerin bir kısmının sevk gönderildiği bir kısmınında eğitimlerini tamamladığı, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise yenihükümlülerin kayıt yaptırdıkları, bunlardan çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmaksuçundan hükümlü A.G.’nin de uzaktan eğitime hakkazanması nedeniyle uzaktan eğitim sınıfına çıkarılma saatlerinin yenidendüzenlenmesine ihtiyaç duyulmuştur.7 hükümlünün terör, 1 hükümlünün de çıkaramaçlı suç örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunması sebebi ileuzaktan eğitim sınıfına çıkarılma saatleri kurum derslikleri de göz önündebulundurularak yeniden düzenlenmiştir,
Kurumumuzda 1 adet çini, 1 adet bilgisayar, 2adet ağaç işleri, 1 adet anten kurulum sistemleri, 1 adet doğalgaz sıhhitesisat atölyesi, çeşitli kurslar ve sosyal - kültürelfaaliyetler için 1 adet derslik ve 1 adet uzaktan eğitim sınıfı bulunmaktadır.Kurumumuzun Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olması nedeniyle 5275sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen hükümlü ve tutuklularınbarındırıldığı bunlardan terör suçu işleyenler ile tehlikeli sayılan tutukluhükümlü olduğu dikkate alındığında eğitim öğretim faaliyetleri, meslek kurslarıile sosyal kültürel faaliyetlere katılan tutuklu ve hükümlülerin suç grupları,türleri, iyi hallilikleri, kurumda bulundukları süreiçerisinde tutum ve davranışları, kurumun ve görevli personelin güvenliği ilehükümlü ve tutukluların güvenliği de dikkate alınarak oluşturulmaktadır. Bahsekonu faaliyetlerin yapılacağı alanlarda belirli sayıda ve özellikte güvenlikunsurlarının da değerlendirilerek belirlenip inşa edildiği, bu alanlarındışında eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılacağı başka bir alanın dabulunmaması, uzaktan eğitime katılacak hükümlülerin suç grupları itibari ilebir arada bulundurulmasına hem yasal olarak hem de güvenlik nedeniyle imkânbulunmaması, fiziki alan yetersizliği nedeniyle uzaktan eğitim için ikinci birsınıfın açılmasının da imkânının bulunmadığı, ikinci bir sınıfın açılmasıhalinde ise diğer hükümlü-tutukluların kullandıkları sosyal - kültürelfaaliyetler ile meslek kurslarına katılamayacakları ve böylelikleeğitim-iyileştirme faaliyetlerinde diğer hükümlü-tutukluların hak kaybına nedenolacağı bu durumda hakkaniyete uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla; çıkar amaçlı suç örgütüne üyeolmak suçundan hükümlü A.G’ninmesai günleri 08:30-12:00 saatleri arasında, terör suçlusu hükümlülerin ise,mesai günlerinde 13:30-16:30 saatleri arasında personel nezaretinde uzaktaneğitim sınıfına çıkarılmalarına, hükümlülerin 2012-2013 eğitim-öğretim yılıiçin bu şekilde uzaktan eğitimden faydalanmalarına”
11. Başvurucular, Kurulun anılan kararının önceki eğitim veöğretim yıllarında belirlenenden daha az süre öngörmesi nedeniyle uzaktaneğitim sınıfına çıkarılma saatlerinin artırılması ve anılan kararını iptaliiçin Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuşlardır.
12. İnfaz Hâkimliği, 14/11/2012 tarih ve E.2012/496,K.2012/496 sayılı kararı ile "hükümlüleringörmekte oldukları ve okumakta oldukları eğitim kurumlarının durumu, cezaevininimkânları ve hükümlülerin eğitim sınıfına çıkmadıkları saatlerde de okumaktaoldukları okullardan temin ettikleri ders kitaplarından çalışmak suretiyleeğitimlerini sürdürmeleri imkân dâhilinde olduğu" gerekçesiyletalebi reddetmiştir.
13. Anılan karara yapılan itiraz, Kırıkkale Ağır CezaMahkemesinin 7/12/2012 tarih ve 2012/820 Değişik İş sayılı kararı ilereddedilmiştir.
14. Karar, başvuruculara 20/12/2012 tarihinde tebliğ edilmişve başvurucular 7/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
1. Ulusal Hukuk
15. 16/5/2001 tarih ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun4. maddesi şöyledir:
“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahedeyetabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil vetahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlereilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınandisiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veyayönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılanşikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izlemekurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları vetutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleriraporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında kararvermek.
5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılankonulara ilişkin hükümler saklıdır.”
16. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“(2) Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resenaraştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca cezainfaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünüalır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı yapılanşikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan vetalep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir.(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazırbulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veyaavukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfazhâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infazkurumunda da alabilir.”
17. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesinin (3) ve (4) numaralıfıkraları şöyledir:
"(3) Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarıile çocuk eğitim evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesindekurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç vegereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programlarıgerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü,odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Adalet Bakanlığının uygun görmesihâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumunaalınmasına izin verilebilir.
(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veyaörgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir. "
18. 20/3/2006 tarih ve 2006/10218 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 90. maddesinin(3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:
"(3) Kapalı ve açık kurumlar ile çocukeğitim evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurumyönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerininkullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığıtakdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayarbulunduramaz. Ancak, Bakanlığın uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlıolarak bilgisayarın kuruma alınmasına izin verilebilir.
(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararıile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlülerbakımından kısıtlanabilir.
(5) İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimigöz önüne alındığında, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutumve davranışlarıyla, suç işlemek amacıyla kurulan silâhlıörgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle,kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idareve gözlem kurulu kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ileinternetten yararlanmasına izin verilmez."
19. 2006/10218 sayılı Tüzük’ün 40.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi şöyledir:
“(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılanişleri yapmakla görevli ve yetkilidir;
…
c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlülerigruplandırmak,
…”
20. 17/6/2005 tarihli Gözlem ve Sınıflandırma MerkezleriYönetmeliği’nde ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlülerin gözlem vesınıflandırılmalarına dair usul ve esaslar düzenlenmiştir.
21. Bakanlığın Genç ve Yetişkin Hükümlü ve TutuklularınEğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümlere ilişkin 46/1 SayılıGenelgesi’nde uzaktan eğitime katılacak öğrencilerin, personel nezaretindeinternetten yararlandırılabilecekleri belirtilmiştir.
2. Uluslararası Belgeler
22. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (89) 12 sayılı “Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim” konulutavsiye kararı ile ceza infaz kurumlarındaki eğitim hakkında üye devletlercebenimsenmesi önerilen temel ilkeler şunlardır:
“1. Bütün hükümlü ve tutukluların, meslekî eğitim,yaratıcı ve kültürel faaliyetler, bedensel eğitim, spor, sosyal eğitim vekütüphane tesislerini ihtiva edecek şekilde tasarlanmış bir eğitime sahipolması sağlanacaktır.
2. Hükümlü ve tutuklulara verilecek eğitimin,dış dünyada aynı yaş gruplarına sağlanan eğitimle aynı olması sağlanacak veöğrenme fırsatlarının alanı olabildiğince geniş tutulacaktır.
3. Ceza infaz kurumlarında eğitim; kişininsosyal, ekonomik ve kültürel şartlarını akılda tutarak onu bir bütün hâlindegeliştirmeyi hedefleyecektir.
4. Ceza infaz kurumları sisteminin yönetiminekatılanların ve ceza infaz kurumlarını yönetenlerin hepsi eğitimi mümkünolabildiğince daha fazla destekleyecek ve kolaylaştıracaktır.
5. Hükümlü ve tutukluların, eğitimin bütünyönlerine aktif olarak katılmasını teşvik etmek için her türlü çabagösterilecektir.
6. Ceza infaz kurumları eğitimcilerinin, uygunyetişkin eğitim metotlarını benimsemelerinin sağlanması için geliştirmeprogramları temin edilecektir.
7. Özel zorlukları olan hükümlü ve tutuklularave özellikle okuma yazma problemi olanlara özel itina gösterilecektir.
8. Meslekî eğitim, bireyin daha geniş olarakgeliştirilmesine olduğu kadar, iş piyasasındaki ihtiyaçlar da dikkate alınarakdüzenlenecektir.
9. Hükümlü ve tutuklular haftada en az birkez, iyi düzenlenmiş bir kütüphaneye gidebilmelidir.
10. Hükümlü ve tutukluların beden eğitimiçalışmaları yapmaları ve spor faaliyetlerine katılmaları teşvik edilmelidir.
11. Yaratıcı ve kültürel faaliyetlere önemlibir rol verilecektir. Çünkü bu faaliyetler hükümlü ve tutukluların kendileriniifade etmelerinde ve geliştirmelerinde özel bir potansiyele sahiptir.
12. Sosyal eğitim, topluma geri dönmesinikolaylaştırmak amacıyla, hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarındakigünlük yaşamını idare etmesini sağlayacak uygulanabilir unsurları içinealmalıdır.
13. Mümkün olan her durumda hükümlülerin cezainfaz kurumları dışında eğitime katılmasına izin verilmelidir.
14. Eğitimin ceza infaz kurumları içerisindeverilmesi gereken hâllerde, kurum dışından da destek alınmalıdır.
15. Hükümlü ve tutukluların salıverilmesonrasında da eğitimlerine devam etmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
16. Hükümlü ve tutukluların uygun eğitimalmalarını sağlayacak malî kaynak, alet, donanım ve öğretim personeli hazırbulundurulmalıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 10/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 7/1/2013 tarih ve 2013/583 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
24. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda uzaktan eğitim kapsamındabilgisayar üzerinden lisans eğitimine katıldıklarını, bu sebeple bilgisayarodasının kullandırılmasının eğitim faaliyeti için gerekli olduğunu, ancak idareve gözlem kurulunun aldığı kararla bu sınıftan yararlanmalarının haftada onbeş saate indiğini, bu sürenin eğitim ve öğretimfaaliyetleri için yeterli olmadığını, ayrıca sınıfa giderken ceza infaz kurumuidaresinin arama yaparak bu faaliyete fiili olarak ve yıldırmak suretiyle engelolmaya çalıştığını, bilgisayarlardaki internete erişimin sınırlı olmasının daproje ve ödevlerin yapılmasına imkân vermediğini, buna ilişkin şikâyetlerininfaz hâkimliği tarafından duruşma ve keşif yapılmaksızın, tanık ve sorumlulardinlenmeden reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 10., 17., 35., 36., 40. ve42. maddelerinde tanımlanan eşitlik ilkesi, kötü muamele yasağı, mülkiyet, adilyargılanma, etkili başvuru ve eğitim ve öğrenim haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşler, kısıtlamanın kaldırılması ve tazminat talebindebulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
25. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucular,haklarının keyfi sınırlandırılmasına imkân veren mevzuatın değiştirilmesineilişkin taleplerinin doğrudan Anayasa Mahkemesinin önüne getirilememesininetkili başvuru hakkını, siyasi ve etnik kimlikleri nedeniyle eğitim araçlarınınkullandırılmasının sınırlandırılması ve eğitime giderken arama gibi sıkıgüvenlik önlemlerinin uygulanmasının kötü muamele yasağı, suç ve cezalarınkanuniliği ve eşitlik hakkına aykırı olduğunu ve kendilerine ait bilgisayargibi eğitim araçlarının belirli saatlerde kullanılmasına izin verilmemesininmülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların değişik haklartemelinde ileri sürdüğü iddiaların özü, eğitim haklarının değişik gerekçelerleve uygulamalarla sınırlandırılması ile bu konudaki şikâyetlerinin infazhâkimliği tarafından adil yargılanma hakkı temelinde değerlendirilmediğineilişkindir. Bu sebeple başvurucuların iddiaları adil yargılanma ve eğitimöğrenim hakları çerçevesinde incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
26. Başvurucular, uzaktan eğitim kapsamında bilgisayarodasından yararlanmaları gereken sürenin ceza infaz kurumu idaresince makulolmayan ve kabul edilemeyecek gerekçelerle sınırlandırılması üzerine Kırıkkaleİnfaz Hâkimliği nezdinde yaptıkları şikâyetin duruşma ve keşif yapılmaksızınsorumlu görevliler dinlenmeden ve başvurucuların katılımı sağlanmadan, açık veadil bir yargılama yapılmaksızın reddedilmesinin adil yargılanma haklarınıihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
27. Bakanlık görüş yazısında, iddiaların bir disiplincezasına yönelik olarak infaz hâkimliğine yapılan bir şikâyete ilişkinolmadığını, infaz hâkimliğinin ilgili kanun uyarınca dosya üzerinden incelemeyapabileceğini ve bu hususun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinin ihlali olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
28. Başvurucular Mehmet Reşit Arslan, Muharrem Genç ve Şehmus Özsubaşı Bakanlık görüşünekarşı beyanlarında özetle, infaz hâkimliğinin duruşmasız yargılama yapmasınınadil yargılanma hakkına uygun olarak değerlendirilemeyeceğini, duruşmayapmamanın istisna olması gerektiğini, ancak tam tersi bir durumun olduğunu,dosya üzerinden inceleme yapmanın idare lehine karar vermek olduğunu ilerisürmüşlerdir. Başvurucu Sinan Akbayır, Bakanlıkgörüşüne karşı beyan sunmamıştır.
29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
30. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
31. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücütarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
32. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
33. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B.No:2012/13, 2/7/2013, § 38).
35. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların” ve bir “suçisnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hakarama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmekiçin, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığıntarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmişolması gerektiği anlaşılmaktadır (B.No:2012/917, 16/4/2013, § 21).
36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göreSözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak veyükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.Sözleşmenin 6. maddesi bir kimsenin “medenihak ve yükümlülükleri”ninkarara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde uygulanır. Sözleşmenin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni”meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunmasıgerekir. İkinci olarak uyuşmazlık, en azından savunulabilir bir şekilde içhukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklarve yükümlülükler” ile ilgili olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlıkkonusu “haklar ve yükümlülükler”,Sözleşme’deki anlamıyla “medeni” olmalıdır. Son olarak adil yargılanma hakkınınkapsamına alınması istenen usulün, medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin biruyuşmazlığı karara bağlaması gerekir (B.No:2013/3912, 6/2/2014, § 21).
37. Somut olayda infaz hâkimliğinin hükümlü ve tutuklular(mahkûmlar) hakkındaki disiplin kararları dışında olan ve ceza infaz kurumununidari işlerine ilişkin yapılan şikâyetlerin “medenihak ve yükümlülükler” kapsamında kalıp kalmayacağının ve infazhâkimliğinin yargı yeri olarak kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesigerekmektedir.
38. AİHM’in, Sözleşme’nin 6. maddesine dairbenimsediği dinamik yorum anlayışı Mahkeme’nin medeni hak ve yükümlülüklerleilgili soyut bir tanımlama yapmaktan kaçınmasına neden olmaktadır. Medeni hakve yükümlülük kavramı, ilke olarak, özel hukuk davalarını Sözleşme’nin 6.maddesinin koruması altına almaktadır. Fakat AİHM, geliştirdiği içtihatla, özelkişiler arasındaki uyuşmazlıklar yanında, kamu hukuku özellikleri ağır basan,devlet ile birey arasındaki uyuşmazlıkları da medeni hak ve yükümlülükkavramına dâhil etmekte ve 6. maddenin kapsamına girdiğini ortaya koymaktadır. AİHM’in bu yaklaşımı, Avrupa devletlerinin, devletlerinkamu gücüne dayanan bir imtiyazı kullandığı alanlarda da hukuk yolları sağlamaeğilimi ile uyumludur (B.No:2013/3912, 6/2/2014, § 23).
39. Adil yargılanma hakkının bir insan hakkı olarakkavranmasının bir sonucu olarak AİHM’in geliştirdiğiiçtihatlar ile “medeni hak ve yükümlülükler”deyiminin kapsamını genişletmesinin en önemli sonucu adil yargılanmahakkının norm alanının genişlemesi olmuştur. Adil yargılanma hakkının normalanının genişlemesinin bir sonucu olarak, bireyler sahip olduklarını iddiaettikleri tüm yasal hak ve yükümlülükleri talep edebilir; aynı zamanda devletinbu hak ve yükümlülüklere yaptığı her türlü müdahaleye yargı önünde itirazedebilirler (B.No:2013/3912, 6/2/2014, § 24).
40. Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanmahakkının kapsamının belirlenmesinde de AİHM’in “medeni hak ve yükümlülükler” deyimininkapsamını genişletme eğilimi göz önüne alınmalıdır. AİHM, “medeni hak ve yükümlülükler” deyimini,hangi hukuk alanına girdiğine ve devletin müdahale edip etmediğine bakmaksızın,bir kişinin sahip olduğu, savunulabilecek hak ve yükümlülükleri kapsayacakşekilde genişletme eğilimindedir (B.No:2013/3912, 6/2/2014, § 26).
41. Mahkûmların cezaevinde tutulmaları sürecinde cezaeviidaresinin işlemleri nedeniyle karşılaşabilecekleri ve 4675 sayılı Kanun’un 4.maddesinde infaz hâkimliğinin görevleri arasında sayılan durumların,mahkûmların cezaevinin getirdiği doğal kısıtlamalar temelinde korunan haklarıiçin güvence oluşturması için kabul edildiği söylenebilir. Bu haklar somutolarak sayılmamış ise de her mahkûmun cezaevinde bulunmanın getirdiğikısıtlamalar çerçevesinde tüm temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu açıktır (§63). Dolayısıyla infaz hâkimliğinin görevleri arasında sayılan durumlar “medeni hak ve yükümlülükler” kapsamındakabul edilmelidir.
42. İnfaz hâkimliğinin yargı yeri olup olmadığı konusunda, AİHM’in, Sözleşme’nin 6. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı bağlamında mahkemeyi, ulusal kanunlarda mahkeme olaraknitelendirilmiş olup olmadığına bakmaksızın, belli bir usul izleyerek ve hukukkurallarına dayanarak, gerektiğinde devlet zoruyla yerine getirilmesi mümkünolan karar verme yetkilerini elinde tutan organ olarak nitelendirmesi esasalınmalıdır (B.No. 2013/3912, 6/2/2014, § 35; ayrıcabkz. Sramek/Avusturya,B. No: 8790/79, 22/10/1984, § 36). İlgili karar organının mahkeme olaraknitelendirilebilmesi için ayrıca dava konusu olayı hem maddi hem de hukukiaçıdan inceleme yetkisine sahip olması (bkz. Belilos/İsviçre, B.No:10328/83, 28/4/1988, § 70) ve dava konusunu bağlayıcı bir şekilde sonuçlandırmayetkisinin bulunması gereklidir (bkz. Findlay/İngiltere, B.No: 22107/93,25/2/1997, § 77).
43. Bu tanıma göre yargısal faaliyetin en önemli unsuru, birhukuki uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bukararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın taraflarıarasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veyadüzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasıdır(B.No. 2013/3912, 6/2/2014, § 36). Dolayısıyla infazhâkimliği, mahkûmlar ve cezaevi idaresi arasında meydana gelebilecekuyuşmazlıkları çözüme kavuşturan ve kendi yargılama usulü çerçevesinde kesinkarara ulaştıran bir yargı merciidir.
44. Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesindebaşvurucuların, uzaktan eğitim için bilgisayar odasında geçirmeleri gerekensürenin kısıtlanmasına ilişkin olarak infaz hâkimliğine yaptıkları şikâyetinduruşma yapılmaksızın, beyanları alınmadan, keşif yapılmadan ve sorumlularıdinlenmeden dosya üzerinden karara bağlanmasına ilişkin iddialarının adilyargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir.
i. Duruşmalı Yargılama Yapılmadığına Dairİddialar
45. 6216 sayılı Kanun'un 'Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi' kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
46. Anılan kanuni düzenlemeden de anlaşıldığı üzere AnayasaMahkemesi, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna kararverebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının saltkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret olan ya da temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktanyoksun kabul edilebilir (B.No:2012/665, 13/6/2013, § 20).
47. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkınveya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde kararverilebilir.”
48. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa’nın 141. maddesindedüzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Yargılamanınaçıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılamafaaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliğiönlemektir. Bu yönüyle ilke hukuk devletinin en önemli gerçekleştirmearaçlarından birini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın mutlakaduruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerineuyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazıyargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın kararabağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (B.No: 2013/664, 17/9/2013, § 107).
49. Duruşmalı yargılama ilkesi, adil yargılanma hakkınıngereklerinin bir bütün olarak uygulanmasını gerektiren ilk derecemahkemelerindeki ceza davalarında (bkz. Findlay/Birleşik Krallık, B.No:22107/93, 25/2/1997, § 79)ve kişinin, duruşmada, kendi savunmasını yaparken lehe delilleri ortayakoyması, aleyhe delilleri dinlemesi ve tanıkların sorgu ve çapraz sorgusunakatılması gibi haklarının bulunduğu durumlarda bilhassa önemlidir(bkz. Jussilia/Finlandiya, B.No:73053/01, 23/11/2006, § 40).
50. Diğer taraftan duruşmalı yargılamailkesi her yargılama için mutlak bir yükümlülük değildir. Bu durum, kişininkendi özgür iradesi ile açık veya zımni olarak duruşmadan feragat edebilmesininadil yargılanma hakkı açısından mümkün olmasının bir sonucudur (bkz. Hakansson ve Sturesson/İsveç, 11855/85,21/2/1990, § 66). Dolayısıyla mahkemelerde duruşmalı yargılama gerektirmeyenusul hükümlerinin uygulanabilmesi de mümkündür. Özellikle ceza yargılamasıdışındaki yargılamalarda, yargılamaya konu olguların güvenilir veya duruşmagerektirecek bir itiraza konu olmaması durumunda ve mahkemelerin, taraflarınsunduğu belgeler ve diğer yazılı materyallerle adil ve makul karar verebileceğidurumlarda duruşmalı yargılama yapılması gerekmeyebilir (Benzer kararlar içinbkz. Jussilia/Finlandiya, § 40; Döry/İsveç, B.No. 28394/95, 12/11/2002, § 37; Pursiheimo/Finlandiya,B.No: 57795/00, 25/11/2003).Bununla birlikte yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetli yargılamatemelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda duruşma yapılmamasıyargılamanın bir bütün olarak adil olmasını engelleyebilir (bkz. Göç/Türkiye, B.No: 36590/97, 11/7/2002, § 51).
51. Somut olayda başvurucuların, uzaktan eğitim sınıfınınsaatlerinin kısıtlanmasına ilişkin şikâyetleri, infaz hâkimliği tarafından 4675sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca dosya üzerindeninceleme yapılarak karara bağlanmıştır. “Klasikanlamda” bir mahkeme niteliğinde olmayan infaz hâkimliği, “medeni hak ve yükümlülükler” kapsamındabir yargılama yapmaktadır. Bu nedenle ceza yargılamasındaki suç isnadıçerçevesinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenengüvencelerin infaz hâkimliği yargılamasında sağlanması gerekmez.
52. İnfaz hâkimliklerinin görevi 4675 sayılı Kanun’un 4.maddesi gereğince mahkûmların, cezaevinin idari uygulamalarına karşışikâyetlerini değerlendirmektir. Bu şikâyetler cezaevi idaresinin mahkûmlarhakkında aldığı idari karar ve işlemlere yöneliktir. Dolayısıyla infazhâkimliğinin duruşmasız karar vermesi adil yargılanma ilkesine bir müdahaleolarak değerlendirilmemelidir. Somut olayda başvurucuların, uzaktan eğitimsınıfı kullanımının kısıtlanmasına ilişkin iddiaların duruşma yapılmaksızındosya üzerinden tarafların sunduğu belgeler ve diğer materyaller çerçevesindedeğerlendirilmiş olmasının, infaz hâkimliğinin yaptığı yargılamayı bir bütünhalinde adil olmaktan çıkardığına dair somut herhangi bir bilgi ve belgesunamadıkları anlaşılmaktadır.
53. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının bir ihlalinolmadığı açık olduğundan “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
ii. Başvurucuların Adil Yargılanma Hakkınaİlişkin Diğer İddiaları
54. Başvurucular infaz hâkimliğinin keşif yapmadan karar vermesininadil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
55. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun, yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının, derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
56. Başvurucuların keşif yapılmamasına ilişkin iddialarının,esas itibarıyla infaz hâkimliği ve itiraz mercii tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ilişkin olduğu,yürütülen yargılama sırasında başvurucuların, karşı tarafın sunduğu deliller vegörüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde itirazetme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunlakarşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi yapılan yargılama vekurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik de tespit edilmemiştir
57. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının bir ihlalinolmadığı açık olduğundan “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Eğitim Öğrenim Hakkının İhlali İddiaları
58. Bakanlık görüşünde, bireysel başvurunun kabuledilebilirliğine ilişkin bir değerlendirmede bulunulmamıştır.
59. Başvurucuların Anayasa’nın 42. maddesinde düzenleneneğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun, açıkçadayanaktan yoksun olmadığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
60. Anayasa'nın "Eğitimve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkındanyoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir vedüzenlenir."
61. Sözleşme’ye ek Türkiye'nin taraf olduğu 1No.lu Protokol'ün "Eğitim hakkı"başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse eğitim hakkından yoksunbırakılamaz. … "
62. Başvurucular, hükümlü olarak bulundukları Kırıkkale FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda uzaktan eğitim kapsamındabilgisayar üzerinden lisans eğitimine katıldıklarını, bu sebeple uzaktan eğitimsınıfının kullandırılmasının eğitim faaliyeti için önemli olduğunu, ancak idareve gözlem kurulunun aldığı kararla bu sınıftan yararlanmalarının haftada onbeş saate indirildiğini, bu sürenin eğitim ve öğretimfaaliyetleri için yeterli olmadığını, ayrıca sınıfa girerken ceza infaz kurumuidaresinin arama yaparak bu faaliyete de fiili olarak yıldırmak suretiyle engelolmaya çalıştığını, bilgisayarlardaki internete erişimin sınırlı olmasının daproje ve ödevlerin yapılmasına imkân vermediğini belirterek eğitim ve öğrenimhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
63. Bakanlık, görüş yazısında, Anayasa Mahkemesi ve AİHMkararlarına atıfta bulunarak eğitim hakkının demokratik bir toplumda temel biryer işgal ettiğini, önemine rağmen bu hakkın mutlak olmadığını, doğası gereğiDevlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden zımnen kabul edilenbazı kısıtlamalar olabileceğini, somut olayda cezaevi idaresinin yeni biruzaktan eğitim sınıfı açma imkânı olmadığının belirtildiğini, farklı suçlardanhükümlü olanların aynı sınıfta olmasının güvenlik riski oluşturacağıgözetilerek ders saatlerinde düzenleme yapıldığını ve hükümlülere diğer dersmateryalleri ile derslerine çalışma imkânlarının verildiği hususlarınıngözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.
64. Başvurucular Mehmet Reşit Arslan, Muharrem Genç ve Şehmus Özsubaşı’nın Bakanlıkgörüşüne karşı beyanlarında genel olarak başvuru formunda ileri sürdükleriiddialarını tekrar ederek cezaevi tarafından yapılan kısıtlamanın, yükseköğrenimi asgari düzeyde devam ettirme imkânını ortadan kaldırdığını, uzaktaneğitime ilişkin tüm materyallere niteliği itibarıyla bilgisayar üzerindenulaşılabildiğini, derslere bilgisayar üzerinden katılma zorunluluğunu saatkısıtlaması yüzünden yerine getiremediklerini, internet sınırlaması yüzünden dederslere yönelik araştırmaları yapamadıklarını ileri sürmüşlerdir.
a. Genel İlkeler
65. Mahkûmlar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukukauygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak vehürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde bir karar için bkz.Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birliktecezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplininsağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilirmakul gerekliliklerin olması durumunda bu haklar sınırlanabilir. Ancak budurumda dahi mahkûmların haklarına yönelik yapılacak sınırlandırmalar temel hakve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olarak ölçülü olma şartlarını taşımalıdır (Aynı yönde bir karar için bkz.Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık,B.No. 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75,7136/75, 25/3/1983, §§ 99-105).
66. Eğitim, sınırlı kaynaklar da gözetildiğinde karmaşık vemasraflı bir faaliyettir. Devlet, eğitime erişimi nasıl düzenleyeceğine kararvermek için eğitim ihtiyaçları ile bunları karşılayacak sınırlı imkânlararasında denge kurmak zorundadır. Ancak, diğer kamu hizmetlerinden farklıolarak eğitim, Anayasa ve Sözleşme uyarınca doğrudan güvence altına alınmış birhaktır. Ayrıca, eğitim çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudanfaydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan birhizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamıiçin eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (bkz.Velyo Velev/Bulgaristan, B.No:16032/07,27/5/2014, § 32).
67. Öte yandan eğitimin toplum için taşıdığı öneme karşın,eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Eğitimin niteliği gereğidevlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalaratabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar,toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özellikleregöre, zaman ve mekân içinde değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, devletler bukonuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanınasahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçeartmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlıolarak azalmaktadır (B.No:2012/782, 26/6/2014, § 37; Ponomaryovi/Bulgaristan, 5335/05, 21/6/2011, § 50).
68. Anayasa'nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenimhakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememenegatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülen ilköğretim dışındadevletin tüm bireylere eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev deyüklememektedir (B.No:2012/782, 26/6/2014, § 32). Bununla birlikte kamu otoriteleri, katılma imkânısağlanan eğitim ve öğretime herkesin etkin bir şekilde katılabilmesinisağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim ve öğrenim hakkı belli birzamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını güvence altınaalmaktadır (bkz. Belçika Eğitim Dili Davası,B.No: 1474/62, 1677/62, 1691/62, 1769/63, 1994/63, 2126/4,23/7/1968; Ponomaryovi/Bulgaristan, B.No:5335/05, 21/6/2011; Catanve diğerleri/Moldovya Cumhuriyeti ve Rusya, B.No:43370/04, 19/10/2012; Kjeldsen, Busk Madsenve Pedersen/Danimarka, 5926/72, 7/12/1976, § 53). Böylelikle eğitimhakkı, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk, orta veyüksek öğrenim seviyelerini de kapsar (B.No:2012/782, 26/6/2014, § 35; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kjeldsen, Busk Madsenve Pedersen/Danimarka, 7/12/1976, § 50; Leyla Şahin/Türkiye, 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).
69. Anayasa’nın 42. maddesinde ve Sözleşme’yeek 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesinde eğitim hakkının sınırlandırılmasınailişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte Anayasa’nın 42.maddesinde “öğrenim hakkının kapsamı kanunlatespit edilir ve düzenlenir” ifadesi ile eğitimin karmaşık vemasraflı yapısı gözetilerek devlete bir takdir alanı yaratılmıştır. Bu takdiralanı, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaç ve kaynaklarıile eğitimin farklı düzeylerine özgü nitelikleri açısından zaman ve mekâna göredeğişebilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine de takdir alanı içinde yapılacakdüzenlemelerdeki kısıtlamaların kabul edilebilir olup olmadığıdeğerlendirilirken kısıtlamaların kişiler açısından öngörülebilir olupolmadığına, meşru amaç izlenip izlenmediğine ve başvurulan araç ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunup bulunmadığınabakılmalıdır (bkz. Leyla Şahin/Türkiye,§ 154). Dolayısıyla eğitim hakkının özüne dokunan ve etkinliğini ortadankaldıran kısıtlamalardan korunmak için bu kısıtlamaların öngörülebilir olmasıve meşru amaç çerçevesinde ölçülü olarak yapılması gereklidir.
70. Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim hakkınınsınırlandırılmasında Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanında kalan diğerhaklardan farklı olarak belirli ve sınırlı meşru amaçlar düzenlenmemiştir(Benzer bir karar için bkz. Velyo Velev/Bulgaristan, § 32). Bu durumun,devletin takdir alanının sınırsız olduğu sonucunu doğurduğu söylenemez. ZiraAnayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak olan eğitim hakkının kısıtlanmasındayukarıdaki paragrafta da belirtildiği gibi kanunilik, meşru amaç, demokratiktoplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gerekleri ve ölçülülük ilkesiaranacaktır.
71. Eğitim hakkı, devleti belli eğitim kurumlarını kurma vedestekleme yükümlülüğü altına sokmamaktadır. Bununla birlikte, kurulan vedesteklenen bir eğitim kurumuna etkili bir şekilde erişimi sağlamak devlet içinbir yükümlülüktür (bkz. Ponomaryovi/Bulgaristan, § 49). Bu kapsamdaAnayasa’nın 42. maddesi ve Sözleşme’nin eki 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesininceza infaz kurumlarında mahkûmlara eğitim ve öğrenim faaliyeti imkânlarısağlanması için bir düzenleme yapılmasını güvence altına aldığı söylenemez(Aynı yönde kararlar için bkz. Durmaz, Işık,Unutmaz ve Seza/Türkiye [kabul edilebilirlik kararı (k.k.)], B. No: 46506/99 46569/99 46570/99, 4/9/2001; Epistatu/Romanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013, § 62ve 63). Ancak ceza infaz kurumlarında mahkûmların eğitimi için bir kurumaçılmışsa mahkûmiyetin doğal sonuçları çerçevesinde mahkûmların eğitimfaaliyetine erişiminin sağlanması gerekmektedir.
72. Anayasa’nın 42. maddesi devlete ceza infaz kurumlarındamahkûmlara eğitim öğrenim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülükyüklememiştir. Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun’da, İnfaz Tüzüğü’nde veAdalet Bakanlığı Genelgelerinde mahkûmlar için eğitsel, kültürel ve sosyalfaaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetlerin mahkûmların toplumakazandırılmasındaki önemi ortaya konulmuş (§§ 15-21) ve yasal olarak devlet,mahkûmlara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğrenimsağlama yükümlülüğü altına girmiştir. Uluslararası belgelerde de aynı hususdile getirilmiş, tutuklu ve mahkûmların eğitim faaliyetlerine katılmalarınınsağlanması gerektiği vurgulanmıştır (bkz. § 22). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’de olmayan bir yükümlülük ceza infaz kurumununimkânları da gözetilerek yasalarla ortaya konulmuştur. Bu çerçevede ceza infazkurumunda sağlanan bir eğitim faaliyetine erişimin engellenmemesi ceza infazkurumu için bir zorunluluktur.
73. Yasalar uyarınca mahkûmlara tanınan eğitim hakkınınsınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’debir yükümlülük yüklenmediği gerekçesi ile sınırsız bir takdir alanı olduğusöylenemez. Bu durumda dahi Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme esasalınmalıdır. Anayasa’nın 13. maddesindeki sınırlamanın sınırı belirlenirkenmahkûmlar açısından cezaevinde bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları gözönünde tutulmalıdır. Zira mahkûmların temel hak ve hürriyetlere genel olaraksahip olmaları, bu hakların mahkûmlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireylerkadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir. Ceza infazkurumlarının işlevi ve amacı kapsamında mahkûmların hakları ceza infaz kurumunagirmekle zaten sınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynı değerlendirmemümkündür. Eğitim hakkı çerçevesinde eğitim ve öğrenim faaliyetlerine katılımınceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması halinde bu katılımıncezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesigerekir. Ancak her halükarda böyle bir imkânıntanınmasından sonra sınırlanması durumunda da öngörülebilirlik, meşru amaç, demokratiktoplumun gerekleri ve ölçülülük ilkeleri gözetilmelidir.
b. Genel İlkelerin Uygulanması
74. Mevcut yasal düzenlemeler (§§ 15-21) ve Avrupa KonseyiBakanlar Komitesinin tavsiye kararları (§ 22) kapsamında ceza infazkurumlarında mahkûmlara yönelik eğitim ve öğrenim olanaklarının sağlanmasıgerekli olmasına rağmen Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkıDevlete böyle bir yükümlülük yüklememektedir (Bkz. Benzer yöndeki karar için Napoli/İtalya, B.No: 26161/95, 18/5/1998; Epistatu/Romanya, B.No: 29343/10,23/9/2013, § 63). Ancak böyle bir yükümlülüğün olmamasına rağmen Devlettarafından eğitim imkânlarının sağlanması durumunda eğitim hakkınınkısıtlanmasında yukarıda belirtilen ilkeler temelinde hareket edilmelidir.
75. Başvuru konusu olayda, başvurucular uzaktan eğitim ileyüksek öğrenimlerine başlamışlar ve cezaevi idaresi de Bakanlığın genelgesiuyarınca başvurucuların eğitim faaliyetlerine katılabilmeleri için uygun birbilgisayar odası temin etmiştir. 2011/2012 eğitim-öğretim dönemindebaşvurucular kendilerine tanınan imkânlar çerçevesinde eğitim faaliyetlerinedevam etmişlerdir. Ancak 2012/2013 eğitim-öğretim yılında çıkar amaçlı suçörgütüne üye olmak suçundan hükümlü bir kişinin de uzaktan eğitime başlamasınedeniyle güvenliğin sağlanması amacıyla bilgisayar odasının kullanımında yenibir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine cezaevi idare ve gözlemkurulu, 5275 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanarak bilgisayar odasınıkullanma saatlerini başvurucular açısından kısıtlamıştır. Diğer taraftanbaşvurucular, bilgisayar odasının kullanılmasının da tek başına yeterliolmadığını ve odalarına bilgisayarlarını taşıyarak kullanmalarınınengellendiğini, bilgisayar odasına gidiş ve gelişlerde uygulanan sıkı güvenliktedbirlerinin eğitimden yıldırmak için yapıldığını belirtmişlerdir. Ayrıcabilgisayarların internet bağlantısının sınırlandırılmasının ödev veya hazırlıkçalışması yapma imkânını ortadan kaldırdığı ileri sürülmüştür.
76. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde eğitim sınıflarınagiderken ve gelirken arama yapılması cezaevinde güvenliğin ve disiplininsağlanması için makul kabul edilmelidir. Bu tür güvenlik tedbirlerininuygulanması başlı başına eğitim hakkının engellenmesi olarak değerlendirilemez.Diğer taraftan, yüksek güvenlikli bir cezaevinde başvurucularınbilgisayarlarını odalarına sokmasına izin verilmemesi ve internet imkânınınkısıtlanması da Anayasa’nın 42. maddesinde koruma altına alınan eğitimhakkından yoksun bırakılma olarak kabul edilmemelidir (Benzer kararlar içinbkz. Georgiou/Yunanistan,B.No: 45138/98, 13/1/2000; Durmaz ve diğerleri/Türkiye, B.No:46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99, 4/9/2001; Arslan/Türkiye, B.No: 31320/02,1/6/2006; Mehmet Veysi Özel/Türkiye,B.No: 4243/09, 22/10/2013).
77. Cezaevi idaresinin, başvuruculara tanınan eğitim hakkınamüdahale edip etmediğinin ortaya konulması gereklidir. Cezaevi idare ve gözlemkurulu 2011/2012 eğitim-öğretim yılında başvuruculara bilgisayar odasını 21saat kullanma imkânı tanımıştır. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ise çıkaramaçlı suç örgütüne üye olmaktan hükümlü başka bir mahkûmun da uzaktan eğitimebaşlaması üzerine güvenlik sebebiyle terör suçluları açısından bilgisayarkullanım saatleri kısıtlanarak haftada 15 saate indirilmiştir. Başvurucularınbilgisayar odasını kullanmaları tamamen ortadan kaldırılmamış, ancak mevcutbilgisayar odasından başka bilgisayar kullanma imkânı olmadığından kullanımsaati azaltılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların, bilgisayar odasını kullanmasüresi kısıtlanarak eğitim hakkına müdahale edilmiştir.
78. Eğitim hakkına ilişkin her türlü kısıtlamalarınöngörülebilir olması ve meşru amaç çerçevesinde orantılı olarak yapılmasıgerekir. Anayasa’nın 42. maddesi cezaevlerinde eğitim olanaklarının sunulmasınadair pozitif bir yükümlülük öngörmemiştir. Buna rağmen cezaevi tarafındaneğitim imkânlarının sağlanması durumunda, eğitim hakkının keyfi ve makulolmayan bir şekilde sınırlandırılmasının da kabul edildiği söylenemez.
79. 5275 sayılı Kanun ve İnfaz Tüzüğü uyarınca (§§ 17-18)tehlikeli veya örgüt suçundan ceza almış mahkûmlar için eğitim ve öğrenimfaaliyetlerine katılımın sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıylacezaevi idare ve gözlem kurulunun uzaktan eğitim sınıfının kullanım saatlerinikısıtlaması öngörülebilir bir durumdur. Ayrıca Anayasa’nın 42. maddesindedüzenlenen eğitim hakkı ve yasal düzenlemeler her mahkûmun eğitimfaaliyetlerinin tamamına katılmasının sağlanmasını güvence altına almamıştır.Cezaevinde bulunmanın getirdiği doğal sonuçlar çerçevesinde ve imkânlarkapsamında eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu nedenlebaşvurucuların, yüksek güvenlikli bir cezaevinde kendilerine tanınan eğitimimkânlarının kısıtlanabileceğini öngörmeleri beklenmelidir. Her eğitim-öğretimyılında idare ve gözlem kurulunun yasal olarak kendisine verilen yetki uyarınca(§18) uzaktan eğitim faaliyetinin katılım planlamasını yapması da eğitimaçısından öngörülebilirliğin sağlanmasına yöneliktir.
80. Eğitim hakkının kısıtlanmasında Anayasa ve Sözleşme’de sınırlı sayıda belirtilmiş meşru amaçlarlistesi bulunmamaktadır. Bu nedenle özellikle mahkûmlar açısından eğitimhakkında yapılacak düzenlemelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen genelilkeler çerçevesinde meşru amaçların ne olabileceği hususunda devletin genişbir takdir alanı bulunmaktadır. Bu nedenle cezaevi idare ve gözlem kurulununcezaevinin güvenliğini sağlamak amacıyla uzaktan eğitim sınıfının kullanımınısınırlamasının meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı kabul edilmelidir.
81. Eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç vesınırlama arasındaki dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Budengeyi sağlarken meşru amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ilehakkın sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılıkdeğerlendirilmelidir. Anılan orantılılık incelemesinde dikkat edilmesi gerekenbir husus da meşru amaç çerçevesindeki beklentilerin makul ve kabul edilebilirolup olmadığıdır.
82. Cezaevi idare ve gözlem kurulu, İnfaz Tüzüğü’nün (§ 19)kendisine verdiği yetki kapsamında mahkûmları sınıflandırmakta ve gruplaraayırmaktadır. Bu sınıflandırmada öncelikle ilgili yönetmelik (§ 20) ve dahasonra mahkûmların kişisel özellikleri ve disiplin durumu gözetilmektedir. Tümbu kıstaslar değerlendirildikten sonra sınıflandırma ve gruplandırmayapılmaktadır. Başvurucuların bulunduğu Kırıkkale Ceza İnfaz Kurumunun, F Tipiyüksek güvenlikli cezaevi statüsünde olması bu sınıflandırmanın önemini daha daarttırmaktadır. Zira terör veya çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçlarındanceza almış ve tehlikeli hükümlülerin bulunduğu F Tipi cezaevlerinde güvenliğinve disiplinin sağlanması sadece idare için değil mahkûmların güvenliği için deönemlidir. Bu nedenle belirli suçlardan hüküm giymiş veya disiplin açısındantehlikeli olan mahkûmların bir arada bazı faaliyetlere katılmasınınengellenmesi kabul edilebilir bir durumdur.
83. Başvuru konusu olayda idare ve gözlem kurulu, aynıuzaktan eğitim sınıfında olmasına rağmen bireysel olarak yürütülmesi gerekenuzaktan eğitim faaliyetinden yararlanma hususunda hükümlülerin işledikleri suçtemelinde bir kısıtlama yapmıştır. Bu kısıtlamada esas alınan husus cezaevigüvenliği için terör suçlularının ve çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmaksuçundan hüküm giymiş kişilerin bir araya getirilmemesidir. Cezaevindedisiplinin ve güvenliğin sağlanması için böyle bir sınıflandırma yapılmasıidarenin takdir alanı içinde olup, makul ve kabul edilebilir bir tedbirdir.Diğer taraftan cezaevi idaresi bu tedbir kapsamında bilgisayar odasınınkullanılmasına dair yeni bir planlama yaparken başvurucuların uzaktan eğitimsınıfını kullanmasını tamamen engellememektedir. Aksine cezaevinin imkânlarıçerçevesinde bir kısıtlamaya gitmektedir.
84. Eğitim faaliyetine yönelik uzaktan eğitim sınıfınınkullanımının kısıtlanmasında yapılacak ölçülülük değerlendirmesinde, uzaktaneğitim kapsamında derslere devam zorunluluğunun olup olmadığı ve bu durumuneğitim faaliyetlerine etkisi incelenmelidir. Zira bu husus, eğitim hakkınınkısıtlanmasının, hakkın kullanımını anlamsız kılacak ve beklenen amaçlarısağlayacak nitelikte olup olmadığı açısından önemlidir. Başvuru dosyasında veeklerinde, başvurucuların 2012-2013 eğitim öğretim yılında katıldıkları uzaktaneğitim faaliyetinde eğitimi bilgisayar üzerinden takip etmelerinin zorunlu olupolmadığına dair bir belgeye rastlanmamıştır. İnfaz hâkimliğinin kararında da buhusus belirtilmemiştir. Sadece İdare ve Gözlem Kurulunun 2011-2012eğitim-öğretim yılına ilişkin 24/10/2011 tarih ve K.2011/724 sayılı kararındauzaktan eğitim için 21 ders saatinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ancak buzorunluluğun tüm dersler veya bazı dersler için olup olmadığı açıklanmamıştır.Bu sebeple başvurucuların bilgisayar odası kullanımı süresinin 21 saatten 15saate indirilmesinin başvurucuların katıldıkları eğitim faaliyetini anlamsızhale getirip getirmediği tespit edilememiştir.
85. Başvurucuların cezaevi idaresinin kendilerine tanıdığıeğitim imkânları kapsamında alacakları ders saatini düzenleyerek eğitimfaaliyetine katılmalarını engeller bir duruma rastlanmamıştır. Ayrıcabaşvurucular, uzaktan eğitim ile katıldıkları programlardan mezun olmaları içinbelirli bir süre sınırlaması olduğuna veya eğitimin uzaması durumundakarşılaşabilecekleri sıkıntılara dair bir iddia da ileri sürmemişlerdir.Başvurucuların daha iyi eğitim almak için daha uzun süre bilgisayar üzerindendersleri takip etmeyi istediklerinin kabulü halinde de anılan kısıtlamanıneğitim hakkını engellediği sonucunu ulaşılamaz. Aksi takdirde cezaevi idaresininsunduğu eğitim faaliyetinin kalitesinden ve etkinliğinden de sorumlu olmasıgibi bir durum ortaya çıkar ki Anayasa’nın 42. maddesinin yüklemediği birsorumluluğu cezaevi idaresine yüklemek gibi bir durumla karşı karşıya kalınır.
86. Başvurucuların anılan kısıtlamaya yönelik itirazıüzerine, infaz hâkimliği kısıtlamanın derslerin okullardan temin edilen derskitaplarından çalışılması suretiyle telafi edilebileceğini belirtmiştir.Uzaktan eğitim faaliyeti sadece bilgisayar üzerinden yapılmayıp diğer ders materyalleriile birlikte yürütüldüğünden, cezaevi idaresi tarafından ders kitapları gibibazı materyallerin, başvurucuların eğitim hakkını ortadan kaldırmak için değil,güvenlik ve disiplinin sağlanmasına dair görevlerin yerine getirilmesi içintemin edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca idare ve gözlem kurulunun 2011-2012eğitim öğretim yılında başvurucuları uzaktan eğitim sınıfından tam zamanlıolarak faydalandırması, idarenin başvurucuların eğitim faaliyetine katılmalarıiçin teşvik edici olduğunun bir göstergesidir. 2012-2013 eğitim-öğretim yılıiçin ise güvenlik gibi cezaevleri açısından vazgeçilmez bir amaç çerçevesindeuzaktan eğitim sınıfının kullanımının kısıtlanması, eğitim hakkına ölçülü vemakul bir müdahale olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla cezaevinde tutulanbaşvurucuların, daha az ders alarak eğitimlerini uzatmaları durumundakarşılaşacakları sorunlara dair somut, makul ve kabul edilebilir bir iddia daileri sürmedikleri anlaşıldığından eğitim faaliyetinin, imkânlar çerçevesindesaat kısıtlaması yapılarak devamının sağlandığı gözetilerek, cezaevindegüvenlik ve disiplinin sağlanması amacıyla uzaktan eğitim sınıfı kullanımıkısıtlamasının ölçülü olduğu değerlendirilmektedir.
87. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların iddialarının birihlal içermediği anlaşıldığından, Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altınaalınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkınınihlaline ilişkin şikâyetlerin KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim veöğrenim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,
10/12/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.