TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET DEMİRER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7402)
Karar Tarihi: 10/3/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Mehmet DEMİRER
Vekili
:
Av. Mustafa YAVUZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin E.2013/72sayılı dosyasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yargılamaya müdahilolarak katıldığı 3/10/1989 tarihinden, Bozova Asliye Hukuk MahkemesininE.1993/5 sayılı dosyasındaki mülkiyetin tespiti davasının, yargılamaya müdahilolarak katıldığı 24/9/1996 tarihinden beri devam ettiğini, yargılamaların makulsürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 17/9/2013 tarihinde Şanlıurfa 3. Asliye CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/9/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından21/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 1/12/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/5/1972 tarihindeaçılan tapu iptali ve meni müdahale davası, kadastro çalışmalarını takibengörevsizlik kararı ile Bozova Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Bu davaBozova Kadastro Mahkemesinin E.1976/120 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
8. Başvurucu, Bozova Kadastro Mahkemesinin E.1976/120 sayılıdosyasına kaydedilen kadastro tespitine itiraz davasına 3/10/1989 tarihinde,Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1993/5 sayılı dosyasına kaydedilenmülkiyetin tespiti davasına ise 24/9/1996 tarihinde müdahil olarak katılmıştır.
9. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1993/5 sayılıdosyasına kaydedilen davada Mahkeme, 4/6/2007 tarihli duruşmada Bozova KadastroMahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesine karar vermiştir.
10. Bozova Kadastro Mahkemesinin 24/4/1991 tarih veE.1976/120, K.1991/77 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
11. Temyiz üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E.1991/11592ve K.1992/5004 sayılı ilâmıyla kararı kısmen onamış kısmen bozmuştur.
12. Bozmaya uyan Bozova Kadastro Mahkemesi, 22/6/2007 tarihve E.1992/94, K.2007/1 sayılı kararı ile davayı kısmen kabul etmiştir.
13. Temyiz üzerine bu karar da Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin17/2/2009 tarih ve E.2008/2649, K.2009/818 sayılı ilâmıyla bozulmuştur.
14. Bozma ilamı sonrası Bozova 1. Kadastro MahkemesininE.2010/1 sayılı dosyasına kaydedilen dava, bu Mahkemenin kapatılması üzerineŞanlıurfa Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve belirtilen Mahkemenin E.2013/72sayılı dosyasına kaydedilmiş olup yargılama halen devam etmektedir.
15. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1993/5 sayılıdosyasına kaydedilen davadaki yargılama da halen devam etmektedir.
16. Başvurucu, 17/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesininbirinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§16-22), 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 17/9/2013 tarih ve 2013/7402 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin E.2013/72sayılı dosyasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yargılamaya müdahilolarak katıldığı 3/10/1989 tarihinden, Bozova Asliye Hukuk MahkemesininE.1993/5 sayılı dosyasındaki mülkiyetin tespiti davasının yargılamaya müdahilolarak katıldığı 24/9/1996 tarihinden beri devam ettiğini, yargılamaların makulsürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucununBozova Kadastro Mahkemesindeki kadastro tespitine itiraz davası ile BozovaAsliye Hukuk Mahkemesindeki mülkiyetin tespiti davasının makul süredesonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürdüğü anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun iki ayrı yargılamaya konuihlal iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Kadastro Tespitine İtiraz Davasının MakulSürede Tamamlanmadığı İddiası
22. Başvurucu, Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin E.2013/72sayılı dosyasına kaydedilen kadastro tespitine itiraz davasının, yargılamayamüdahil olarak katıldığı 3/10/1989 tarihinden beri devam ettiğini belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemeside Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
24. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
25. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmazmülkiyeti hakkında Bozova Kadastro mahkemesinde açılan ve bu mahkemeninkapatılması üzerine Şanlıurfa Kadastro Mahkemesine devredilen kadastrotespitine itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı kanunlarda yer alan usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, başvuru konusu davanın açılıştarihi 22/5/1972 olmakla beraber, başvurucunun verdiği 3/10/1989 tarihli aslimüdahale dilekçesi sonrasında, asli müdahil sıfatıyla yargılamada yer almayabaşladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, başvurucu açısından makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, davanınaçıldığı tarih değil, usulüne uygun olarak asli müdahale talebinde bulunulduğu3/10/1989 tarihidir (B. No. 2012/367, 17/9/2013, § 25).
27. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
28. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 22/5/1972tarihinde Bozova Kadastro Mahkemesinde açılan E.1976/120 sayılı dava dosyasındabaşvurucunun 3/10/1989 tarihinde müdahil olarak davaya katıldığı, BozovaKadastro Mahkemesince 24/4/1991 tarihinde davanın reddedildiği, bu kararıntemyiz incelemesi sonucunda kısmen bozulup kısmen onandığı, bu karar üzerineyapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın datemyiz incelemesi sonucunda bozulduğu, bozma üzerine Bozova KadastroMahkemesinin E.2010/1 sayılı dosyasına kaydedilen davanın, bu Mahkemeninkapatılması üzerine Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin E.2013/72 sayılı davadosyasına kaydedildiği, yapılan duruşmalarda, müzekkere cevaplarının beklendiğive taraf teşkilinin sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın halenŞanlıurfa Kadastro Mahkemesinde devam ettiği belirlenmiştir.
29. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılıKanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 17).
30. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
31. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkniteliğinin bulunduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılamasürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve yirmi beş yılı aşkın bir süredir devam edenyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
b. MülkiyetinTespiti Davasının Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
33. Başvurucu Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1993/5sayılı dosyasına kaydedilen mülkiyetin tespiti davasının yargılamaya müdahilolarak katıldığı 24/9/1996 tarihinden beri devam ettiğini belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Yukarıda açıklandığı üzere, Anayasa’nın36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklereilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda taşınmaz mülkiyeti hakkında Bozova Asliye Hukuk Mahkemesindeaçılan mülkiyetin tespiti davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu ile 6100 sayılı Kanunda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somutyargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılamaolduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, başvuru konusu davanın açılıştarihi 8/1/1993 olmakla beraber, başvurucunun verdiği 24/9/1996 tarihli aslimüdahale dilekçesi sonrasında, asli müdahil sıfatıyla yargılamada yer almayabaşladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, başvurucu açısından makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, davanınaçıldığı tarih değil, usulüne uygun olarak asli müdahale talebinde bulunulduğu24/9/1996 tarihidir (B. No. 2012/367, 17/9/2013, § 25).
36. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,8/1/1993 tarihinde Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan E.1993/5 sayılı davadosyasında başvurucunun 24/9/1996 tarihinde müdahil olarak davaya katıldığı,yapılan yargılamada Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin E.2013/72 sayılı dosyasındagörülmekte olan kadastro tespitine itiraz davasının sonucunun beklendiği veyargılamanın halen Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmıştır.
37. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
38. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkniteliğinin bulunduğunu ortaya koymakla birlikte, özellikle KadastroMahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesinin yargılamanın süresi üzerindeetkili olduğu anlaşılmaktadır. Kadastro tespitine itiraz davalarının, mülkiyettespitine ilişkin davalarda bekletici mesele yapılabileceği düşünülebilirse de Devletin,uyuşmazlıkların makul süre içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garantiedecek bir yargı sistemi oluşturma yükümlülüğü nazara alındığında, somutbaşvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığıve on sekiz yılı aşkın süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
40. Başvurucu, 100.000.00 TL maddi,100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
41. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
42. Başvurucunun tarafı olduğu kadastro tespitine itirazdavasına ilişkin olarak iki dereceli yargılama prosedüründe yirmi beş yılıaşkın bir süredir devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında başvurucuya net 18.700,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
43. Başvurucunun tarafı olduğu mülkiyetin tespiti davasınailişkin olarak tek dereceli yargılama prosedüründe on sekiz yılı aşkın birsüredir devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetininuzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 18.700,00 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
44. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
46. Başvuruya konuyargılamaların yirmi beş yılı ve on sekiz yılı aşkın bir süredir devam ettiğive bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesiamacıyla, yargılamaların mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya, kadastro tespitine itiraz davası yönünden net 18.700,00TL, mülkiyetin tespitine ilişkin dava yönünden net 18.700,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğininŞanlıurfa Kadastro Mahkemesine ve Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.