TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET SALİH AYYILDIZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/397)
Karar Tarihi: 17/11/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Mehmet Salih AYYILDIZ
Vekili
:
Av. Aydın ERDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Ankara 3. İşMahkemesinde açtığı, hizmet tespitine ve işçi alacaklarının tahsiline ilişkindavaların makul sürede tamamlanmadıklarını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 31/10/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 21/5/2013 tarihinde kabul edilebilirlikincelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 18/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı tarafından 26/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüş yazısı2/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu Bakanlık görüşünekarşı beyanlarını yasal süresi içinde sunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, 4/1/1999–15/2/2004 tarihleri arasında davalı şirketlere aitçeşitli iş yerlerinde kamyon sürücüsü olarak çalıştığını, hizmet sürelerininSosyal Sigortalar Kurumuna eksik bildirildiğini ve işçi alacaklarının eksiködendiğini belirterek, 14/10/2005 tarihinde Ankara 3. İş Mahkemesinde, ÇanKömür Ofisi Madencilik Enerji ve Taşım. San. Tic. Ltd. Şti.,Laçin İnş. Tic. Ltd. Şti., LaturDış Tic. Ltd. Şti. ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine işçi alacaklarınıntahsili ve eksik bildirilen hizmetinin tespiti istemiyle dava açmıştır.
8. Mahkeme 7/2/2007tarihli ara kararıyla, hizmet tespitine ilişkin davanın mevcut dosya üzerindenyürütülmesine, işçi alacaklarına ilişkin davanın tefrik edilmesine karar vermişve işçi alacaklarına ilişkin dava Mahkemenin E.2007/128 sayılı dosyasınakaydedilmiştir.
9. İşçi alacaklarının tahsilineilişkin davada Mahkeme, 12/3/2008 tarihli celsede,hizmet tespiti davasının sonucunun beklenmesine karar vermiştir.
10. Hizmet tespitine ilişkindavada Mahkeme, 27/4/2011 tarih ve E.2005/1280,K.2011/206 sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.
11. Davalıların temyizi üzerine,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 28/2/2013 tarih veE.2011/13070, K.2013/3581 sayılı ilamıyla, davalı şirketlerden birinin tasfiyehalinde olduğu, dolayısıyla bu şirketin tasfiye sürecinin tamamlanıptamamlanmadığı araştırılarak bu hususa göre tebligat yapılması ve tebliğtarihinden itibaren temyiz süresinin dolmasının beklenmesinden sonra dosyanın Yargıtaya gönderilmesi gerektiği belirtilerek, dosyanıngeri çevrilmesine karar verilmiştir.
12. Davalı şirketlerden Çan Kömürve İnşaat Ltd. Şti. vekili 25/5/2013 tarihinde hizmettespitine ilişkin davaya ilişkin tavzih talebinde bulunmuş, Mahkemenin30/5/2013 tarihli ek kararı ile talep reddedilmiştir. Daha sonra Mahkeme, 9/6/2014 tarihinde tavzih kararı vermiştir.
13. Tavzih kararı tebliğaşamasında olup, dosya henüz temyiz incelemesi için Yargıtayagönderilmemiştir.
14. İşçi alacaklarının tahsilineilişkin davada ise 10/9/2012 tarihinde, hizmet tespitidavasının temyizden dönmesinin beklenmesine karar verilmiş olup yargılamanınİlk Derece Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmaktadır.
B. İlgiliHukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesinin birinci fıkrası ile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 31/5/2006tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nungeçici 7. maddesinin birinci fıkrası, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülgaSosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesinin onuncu fıkrası.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun31/10/2012 tarih ve 2012/397 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, Ankara 3. İşMahkemesinde açtığı hizmet tespitine ve işçi alacaklarının tahsiline ilişkindavaların makul sürede tamamlanmadıklarını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
18. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
a. Hizmet Tespiti Davası Yönünden
19. Başvurucu, 2005 yılındaaçtığı hizmet tespitine ilişkin davanın makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı görüşünde,hizmet tespiti davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğu ve resen araştırmailkesinin geçerli olduğu, hâkimin davayı sonuçlandırmak için her türlüaraştırma ve tespiti yapmakla görevli olduğu hususlarının yanı sıra, hizmettespiti davasının uzamasında taraf teşkilinde yaşanan zorluklar ile tanıklarınmahkemenin yargı çevresi dışında dinlenilmesinden kaynaklanan zorluklarınetkili olduğu hususları belirtilerek, başvurunun incelenmesinde bu noktalarıngöz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
21. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortayaçıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§38–39).
22. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, hizmet tespitine ilişkinaçılan davada, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 5521 sayılıKanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somutyargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılamaolduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §49).
23. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitindegöz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
24. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 14/10/2005 tarihidir.
25. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
26. İş mahkemelerinin görevi5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyleişveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan hertürlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerindeçözümleneceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 86. ve 101.maddeleri gereği hizmet sürelerinin tespitine ilişkin davalar da işmahkemelerinde görülmektedir.
27. Bu şekilde kanun koyucu, işhukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkatealarak genel mahkemelerin dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş veiş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit veucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No:2013/4701, 23/1/2014, § 47).
28. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, başvurucunun 14/10/2005tarihinde açtığı davada, ilk derece mahkemesi önündeki yargılamanın, davalışirketlere yapılan tebligatlar aşamasında ve taraf teşkilinde sorunlaryaşanması, tanık dinlenmesine ilişkin talimatlara cevapların geç gelmesi,dosyanın bilirkişiye geç gönderilmesi ve yaklaşık üç ay aralıklarla duruşmayapılması hususları nedeniyle yaklaşık beş buçuk yıl sürdüğü, temyiz istemiüzerine Yargıtay önünde geçen yaklaşık iki yılık sürenin sonunda ise, dosyanıneksiklik nedeniyle geri çevrilmesine karar verildiği, dava dosyasının geriçevrilme kararından sonra Mahkemece tavzih kararı verildiği, anılan kararıntebliğ aşmasında olduğu ve dosyasının temyiz incelemesi için henüz Yargıtaya gönderilmediği görülmektedir.
29. Hizmet tespitine ilişkinyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikledevletin uyuşmazlıkların makul süre içinde nihai olarak sonuçlandırılmasınıgaranti edecek bir yargı sistemi oluşturma yükümlülüğünü göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2013/3442, 20/3/2014, §§ 33-55).
30. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu hizmet tespiti davası; tebligatlarda ve tanıklaraulaşmada karşılaşılan zorluklar dışında hukuki meselenin çözümündeki güçlük,maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşıkolmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Bu kapsamda, somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve dokuz yılı aşkınsüredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. İşçiAlacaklarına İlişkin Dava Yönünden
32. Başvurucu, 2005 yılındaaçtığı işçi alacaklarının tahsiline ilişkin davanın makul sürede tamamlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Adalet Bakanlığı görüşünde,hizmet tespiti davalarının kamu düzeni ile ilgili olduğu ve resen araştırmailkesinin geçerli olduğu, bu yönüyle işçi alacaklarına ilişkin davalardanayrıldığı ve bu nedenle Yargıtay içtihatları gereğince hizmet tespiti davalarıile işçi alacaklarına ilişkin davaların birlikte görülmedikleri, somut olaydailgili Mahkemece bu içtihatlar gereğince dosyaların tefrik edilerek yargılamalarınınyapıldığı, işçi alacaklarına ilişkin yargılamanın uzun sürmesinin nedeninin,hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılması olduğunu, Yargıtayiçtihatları gereği hizmet tespiti davalarının işçilik alacağı davalarındabekletici mesele yapılması gerektiğinin düşünüldüğü belirtilerek, yargılamasüresinin makul olup olmadığı incelenirken bu hususların göz önündebulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
34. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 14/10/2005tarihinde Ankara 3. İş Mahkemesinde hizmet tespiti ve işçi alacakların tahsilidavasının birlikte açıldığı, Mahkemece 7/2/2007 tarihinde davaların tefrikinekarar verildiği, E.2007/128 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine devam edilenişçi alacaklarına ilişkin yargılamada Mahkemenin 12/3/2008 tarihinde, hizmettespitine ilişkin davanın sonucunun beklenilmesine karar verdiği, hizmettespitine ilişkin davanın karara bağlanmasından sonra temyiz edilmesi üzerine10/9/2012 tarihinde dosyanın Yargıtaydan dönmesininbeklenilmesine karar verildiği ve yargılamanın dokuz yılı aşkın bir süredirAnkara 3. İş Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmaktadır.
35. 5521 sayılı Kanun ve 6100sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikleyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2013/772, 7/11/2013,§§ 49-66; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
36. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu işçi alacağı davası; hizmet tespiti davasınınbekletici mesele yapılması dışında, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddiolayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşıkolmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Hizmet tespiti davalarınınişçilik alacaklarına ilişkin davalarda bekletici mesele yapılabileceğidüşünülebilirse de, devletin uyuşmazlıkların makul süre içinde nihai olaraksonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi oluşturma yükümlülüğünazara alındığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve dokuz yılı aşkın süredir devam edenyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
38. Başvurucu, yargılamalarınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 20.000,00TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
39. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucunun tarafı olduğuhizmet tespitine ilişkin olan ve dokuz yılı aşkın süredir devam eden yargılamasüreci nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuyanet 8.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
41. Başvurucunun tarafı olduğuişçi alacağı davasına ilişkin dokuz yılı aşkın süredir devam eden yargılamasüresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında ve bahse konuiki yargılama sürecinin bir yılı aşkın süre birlikte yürütüldüğü nazaraalınarak, başvurucuya net 10.800,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
42. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
43. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
44. Başvuruya konuyargılamaların dokuz yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul süredeyargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiğiaçık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güvenilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanınmümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
3.Başvurucuya, hizmet tespitine ilişkin dava yönünden net 8.650,00 TL, işçi alacaklarınıntahsiline ilişkin dava yönünden net 10.800,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
B. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
C. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
D. Kararın bir örneğinin ilgili derece Mahkemelerinegönderilmesine,
17/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLEkarar verildi.