TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET AKSU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/637)
Karar Tarihi: 5/11/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Şükrü DURMUŞ
Başvurucu
:
Mehmet AKSU
Vekili
:
Av. Muzaffer Sevgi SAKARYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, kuvvetli suçşüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı ve tutukluluk halinin devamettirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 15/11/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmışve başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 8/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’egönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı görüşünü 31/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/4/2014tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, diyeceklerini süresi içinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga 250. maddesi ile görevli İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince “suçişlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, fuhuş, insan ticareti,şantaj, tehdit, özel hayatın gizliğini ihlal, kişisel verileri kayıt altınaalma” suçlarının işlendiği şüphesiyle yürütülen 2010/640 sayılısoruşturma kapsamında 9/5/2012 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.
9. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddesi ilegörevli) tarafından 12/5/2012 tarih ve 2012/17 sorgusayılı kararında başvurucu, B.Ö.’nın sahibi bulunduğuşirketlerin muhasebe müdürlüğü ve mali koordinatörlüğünü yaptığını vesuçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece,"suç işlemek amacıyla kurulan örgüteüye olma ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme"suçlarından dolayı, “suçların niteliği,kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyeti, mevcut delildurumu, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması, delilleri yok etme,gizleme ile kaçma hususunda kuvvetli ve ciddi şüphe olması ve atılı suçlarınkanunda öngörülen ceza miktarları dikkate alınarak” başvurucununtutuklanmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş, İzmir 8. AğırCeza Mahkemesi 18/6/2012 tarih ve 2012/1869 sayılı karar ile "yapılan incelemede ... atılısuçların niteliği, mevcut delil durumu, yasada belirtilen bir tutuklamanedeninin mevcut olması ve şüpheli haklarında isnat edilen suçların cezamiktarı değerlendirildiğinde kaçma şüphesinin mevcut olduğu ve bu şekilde CMK.nun 100. maddesindekitutuklama koşulları ortadan kalkmadığından ... itirazınınreddine" karar vermiştir.
11. Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin6/8/2012 tarih ve 2010/640 sayılı talebi üzerine (12/4/1991 tarih ve 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi ile görevli) İzmir 1 No.lu Hakimliğinin, 6/8/2012 tarih ve 2012/318 sayılı kararı ilebaşvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Dosya kapsamındakidelillerle ilgili ayrıntılı açıklamalar içeren kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"... Şüpheli Mehmet Aksuaçısından yapılan değerlendirme;
Şüpheli Mehmet Aksu'nun suç örgütü içerisindeşüpheli B.Ö.'nın talimatlarına göre hareket ettiğinigösterir telefon görüşmelerine ilişkin tape kayıtlarıile şüpheli B.Ö.'nın usulüne uygun şekilde tespitedilen iletişim tespiti tutanakları, teknik takip izleme tutanakları, N.K. vediğer şüphelilerin suça konu eylemlerle ilgili olarak kendi aralarındayaptıkları iletişimin tespiti tutanakları, şüpheli B.Ö.'daele geçirilen ... seri numaralı taşınabilir bellek,şüphelinin çiftlik evinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayar harddiski, şüpheli N.K.'dan elde edilen harddiskler,şüpheli O.S.'den ele geçirilen harddisk,şüpheli S.K. 'den ele geçirilen harddisk, F.A.'dan ele geçirilen harddiskleriniçeriklerinde bulunan veriler; şüphelinin Türkiye çapında faaliyet gösteren veyapılan aramalarda devletin güvenliğine ilişkin bilgi ve belge, kişisel veri,şantaj amaçlı video ve resimler elde edilen suç örgütünün içerisinde yer alarakB.Ö.'nın talimatları doğrultusunda hareket ederekdevletin güvenliğine ilişkin bilgi ve belgeleri temin ettiğine ve kişiselverileri kaydettiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterirolgular niteliğinde olduğu, öte yandan atılı suçların niteliği, devletingüvenliğine ilişkin bilgi ve belgeleri temin etme suçunu düzenleyen TCK'nun 327/1 maddesinin alt sınırının 3 yıl üst sınırının8 yıl, suç örgütü kurmak suçunu düzenleyen TCK'nun220/1 maddesinin alt sınırının 2 yıl üst sınırının 6 yıl olduğu, yine şüpheli B.Ö.n'ın 15 yıldır yanında bulunan şüphelinin telefongörüşmelerinden anlaşılan konumu ve şüpheli B.Ö. ile ilişkileri düşünüldüğündebu yapılanmadan haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, herne kadar suç örgütüne üye olmak suçundan tutuklanmış ise de, açıklanan nedenlerlesuç örgütünün yöneticisi olma ihtimalinin ve dolayısıyla suç vasfının aleyhinedeğişme ihtimalinin bulunduğu, iddia edilen suç örgütünün yapısı, gücü,faaliyet alanı, amacı, hedefleri ve işleyiş şekli ile şüphelinin tutukluluktageçirdiği süre dikkate alındığından kaçma şüphesinin bulunduğu, bir diğeryandan suç örgütüne yönelik operasyonda ele geçirilen dijital materyalleringerek sayıca çok olmaları ve gerekse bir kısmının suç örgütü tarafındanşifrelenmiş olması nedeni ile henüz şifrelerinin kırılamadığı veincelemelerinin yapılamadığı, bu anlamda delillerin henüz tam olaraktoplanmamış olduğu, şüphelinin delilleri karartma şüphesinin de bulunduğu, budurumda tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adlikontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması dikkate alınarak şüphelinin CMK.nın 108. maddesi gereğince tutukluluk halinin devamınakarar verilmiştir...."
12. İzmir 1 No.lu Hakimliğinin16/10/2012 tarih ve 2012/896 sayılı kararı ile atılı suçların işlendiğine ilişkinkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların varlığı, atılısuçların niteliği, kanunda belirlenen ceza miktarları, suçların şüphelileraleyhinde vasıf değiştirme ihtimalinin bulunması, delillerin henüz tam olaraktoplanmamış olması ve şüphelilerin tutuklulukta geçirdikleri süre de dikkatealındığında kaçma ve delil karartma şüphesinin bulunması, tutuklamanın ölçülüolduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ilesağlanamayacak olması dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesiuyarınca başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
13. Başvurucu 23/10/2012 tarihli dilekçesi ile İzmir 1 No.lu Hakimliğinin 2012/896 sayılı kararına karşı tutuklanmayıgerektirir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ederek tahliye talebindebulunmuştur. İzmir 2 No.lu Hakimliğinin 2/11/2012tarih ve 2012/796 sayılı kararı ile itirazın reddine ve tutukluluk halinindevamına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"... tutuklama tarihinden bu yana şüphelilerlehine delil durumunda bir değişme ve gelişme bulunmadığı, tutuklama sebep vekoşullarının ortadan kalkmadığı, ele geçirilen dijital veriler içerisindebulunan bilgi ve belgelerin gizlilik derecelerine ilişkin GenelkurmayBaşkanlığından gelen yazı cevabının soruşturma makamınca eksik ve yetersizbulunarak aynı konuda tekrar daha detaylı ve ayrıntılı bir bilginin kendilerineverilmesi için Genelkurmay Başkanlığına yeniden 31/10/2012 tarihinde müzekkereyazıldığı ancak henüz cevaplarının dönmediği, bu aşamaya kadar GenelkurmayBaşkanlığından gelen yazı cevapları ve bilgilerin şüphelilerin lehine bir delilniteliğinde olmadığı, İzmir 1 No.lu Hakimliğin CMK'nın108. madde çerçevesinde 16/10/2012 tarihinde verdiği itiraza konu şüphelilerintutukluluk halinin devamına dair 2012/896 D.İş sayılıkararında tutukluluğun devamı gerekçelerinin ve şüphelilerle ilgili somut vemaddi delillerin gösterilmiş olduğu, 1 Noluhakimliğin bu kararından sonra delil durumunda bir değişme ve gelişme olmadığıve yine itiraza konu İzmir 1 No'lu hakimliğinşüphelilerle ilgili 16/10/2012 tarih ve 2012/896 D.İşsayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığındanşüpheliler Mehmet AKSU ve ... müdafilerininbu kararlara yönelik vaki itirazlarının reddine Hakimliğimizce karar vermekgerekmiştir.”
14. Başvurucunun da dahil olduğutoplam 357 şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6/1/2013tarih, 2010/640 soruşturma no ve 2013/3 esas sayılıiddianame ile kamu davası açılmış, iddianamede başvurucunun suç işlemek için örgüt kurmak, hukuka aykırı olarakkişisel verileri kaydetme ve devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme suçlarındancezalandırılması talep edilmiştir.
15. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısımları şöyledir; “Yapılan teknik çalışmalarda B.Ö.’nın …da bulunan evinin bahçekısmına evin içerisinden geçişi olan gizli bir alan yaptırdığı, inşaatçalışmalarını fark eden zabıta ekiplerine görevliler tarafından inşa edilenşeyin su deposu olduğu söylendiği ancak zabıta ekiplerinin teknik nedenlerleyapılan inşaatın su deposu olamayacağını söyleyerek işlem yapacaklarınısöyledikleri, B.Ö.’nın konunun kendisine ulaşmasındansonra sorunu çözmesi için Mehmet Aksu’yu görevlendirdiği ve Mehmet Aksu’nungörevli zabıta memurlarına rüşvet vererek inşaatın devamını sağladığı yönündeteknik veriler elde edilmiştir (İddianame sayfa 126). Yapılan teknik çalışmalarda B.Ö.’nın oğlu D. Ö.nın 2010 yılında … de bir otelin otoparkında çıkan silahlı kavgasırasında işletme sahibi … tarafından vurularaköldürüldüğü, konu ile ilgili davanın … CezaMahkemesinde görülmekte olduğu, B.Ö.’nın Avukat … aracılığıyla davanınseyrini lehlerine değiştirebilmek amacıyla faaliyette bulundukları, B.Ö.’nın bu faaliyetleri N.Y. ve Mehmet Aksu aracılığıylayürüttüğü yönünde teknik veriler elde edilmiştir (İddianame sayfa128). SUÇ ÖRGÜTÜNÜN MALİ YÖNETİCİSİ MEHMETAKSU: Örgütün pandorada yer almayan tek yöneticisiolduğu, uzun yıllardır örgüt lideri şüpheli B.Ö.’nınmüdürlüğünü yaptığı, B.Ö.’nın illegal işlerini debizzat takip ettiği, bu konuda tespite düşen konuşmalarının iletişimin tespititutanaklarında mevcut olduğu, …. örgütünmali işlerini şüpheli Mehmet Aksu’nun idare ettiği, bu nedenle şüphelininörgütün mali işlerini idare eden yöneticisi olduğu tespit edilmiştir (İddianamesayfa 192).”
16. Davanın görüldüğü İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi E.2013/9,16/1/2014 tarihli ara kararında başvurucu ve diğertutuklu sanıkların tutukluluk durumunu değerlendirmiştir. Mahkemekararında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular belirtildiktensonra tutuklama nedenleri olarak şu değerlendirmede bulunmuştur; “Sanıkların üzerine atılı birden fazla suçunbulunması, atılı suçların niteliği, keza sanıkların iddianamede anlatılaneylemlerinin, sübut bulması halinde bilgilerin niteliğine göre iddianamedebelirtilen suçlamalara ek olarak TCK.'nun 329 ve 336.maddelerinde tanımlanan suçları da oluşturma ihtimalinin bulunduğu, buihtimalin gerçekleşmesi durumunda gerçek içtima kuralları uyarınca iddianamedebelirtilen suçlamalara ek olarak sanıklar hakkında TCK.'nun329 ve 336. maddelerinin de uygulanmasının ve dolayısıyla suçların sayı venitelik olarak vasfının tüm tutuklu sanıklar aleyhine değişme olasılığınınbulunduğu, TCK.’nun 329/1 fıkrasında düzenlenen suçunalt sınırının 5 yıl, üst sınırının 10 yıl hapis cezası, TCK.'nun 329/2 fıkrasındaki suçun alt sınırın 10 yıl, üstsınırının 15 yıl hapis cezası, TCK.’nun 336/1fıkrasındaki suçun alt sınırının 3 yıl, üst sınırının 5 yıl hapis cezası, TCK.'nun 336/2 fıkrasındaki suçun alt sınırın 10 yıl, üstsınırının 15 yıl hapis cezasını gerektirdiği.
Ele geçirilen gizlilikdereceli bilgi/belgeler hakkında Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrıntılıdeğerlendirme raporunun alınması zaruretinin olduğu ve bu amaçla merciindendüzenlenecek raporların beklenildiği, sanık B.Ö.’nınevinde ele geçirilen harici harddiskte bulunan pandora adlı veri tabanı ile sanıklarda ele geçirilendijital materyaller üzerinde TÜBİTAK'tan kapsamlı bilirkişi raporununistenildiği ve rapor dönüşünün beklendiği, hazırlanacak rapor neticelerininbeklenilmesinin yargılamanın gereği olduğu ve bu anlamda delillerin tam olaraktoplanmamış olduğu,
Öteyandan iddia olunan suç örgütünün yapısı, işleyiş şekli, faaliyetleri ve etkialanı ile sanıkların konumları dikkate alındığında, serbest bırakılmalarıdurumunda hazırlanacak rapor ve değerlendirmelerin sağlıklı bir şekildeyapılmasını engelleme ihtimalinin bulunduğu, bu şekilde delilleri karartmaihtimalinin olduğu, bu bağlamda CMK 100/(2-b)/1 ve 2’de belirtilen tutuklamanedenlerinin mevcut olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tutukluluktedbiri konusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde, kişinin adaletinişleyişine müdahale etme riski olan hallerde tutukluluk tedbirininuygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, dava dosyasında AİHM'inbelirttiği bu kriter ve ölçütlerin yukarıdabelirtildiği şekilde gerçekleştiği, tüm bu hususlar birliktedeğerlendirildiğinde tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu ve tutuklamadanbeklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacağı" gerekçesiyle başvurucu ve diğertutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.
17. Başvurucunun, 16/1/2014 tarihlitutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itiraz üzerine Bursa 6. Ağır CezaMahkemesi 29/1/2014 tarih ve 2014/46 Değişik iş sayılı karar ile başvurucununtahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, “… sanık Mehmet Aksu’nun örgüt yöneticisi sıfatıyla nitelikli suçlardancezalandırılması talep edilmiş ise de; mevcut delil durumu itibariyle dosyakapsamından sanığın örgüt yöneticisi olarak kabul edilebileceğine dair şahsailişkin herhangi bir kayıt yada veriye ve veri intikaline rastlanılmamış olmasıdeğerlendirilerek …. sanıklar Mehmet Aksu ….’nin tutukluluk hallerinindevamı mağduriyetlerine neden olabileceğinden, tutuklamanın tedbir mahiyetinenazaran tutuklama tedbiri ile davaya devam ölçülü olmadığından bu sanıklarınbihakkın tahliyelerine karar verilmesi gerekmiş, ancak bu sanıklar hakkında … adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesigerekmiştir. … Sanıklar Mehmet Aksu, … nin tutuklukaldığı süreler gözetildiğinde, tutuklamanın tedbir mahiyetine nazaraneylemlere farklı maddelerin uygulanmasını gerektiren sevk maddelerine dönüşmeihtimali ile tutukluluk hallerinin devamı kararı ölçülü olmadığı gibi, buaşamada sanıkların mağduriyetlerine yol açabilecektir….Sanıkların toplanacak delillere müdahale etme risklerinin somut olarakbulunmaması, kaldı ki tutuklu sanıklara göre konumları itibariyle bu delillerimüdahale etme imkanı olabilecek tutuksuz yargılanan sanıkların da bulunmasıitibariyle, tutuklu yargılanan bu sanıkların ne şekilde delillere müdahaleedebileceği de somut olarak belirtilmeden, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince(TMK.10.Maddesi İli Görevli) …. gerekçeleriyletutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi sanıklar Mehmet Aksu, … yönünden yerinde görülmemiştir.”
18. Başvurucu hakkındaki dava,İzmir 12. Ağır ceza Mahkemesinin 2013/19 esas sayılı dosyası üzerindeyürütülmeye başlanmış, ancak 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle TMK. 10.Maddesi ile görevli mahkemelerin görevlerinin son bulması üzerine İzmir 5. AğırCeza Mahkemesine devredilmiş olup, halen Mahkemenin 2014/100 esas sırasındaderdesttir.
19. Başvurucu 15/11/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
20. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı TürkCeza Kanun’un 135. maddesişöyledir:
“(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldanüç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine;hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlıkdurumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarakkaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”
21. Aynı Kanun’un 220. maddesinin(1) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgütkuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araçve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldanaltı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı içinüye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
….
(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesindeişlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
….”
22. Aynı Kanun’un 327. maddesişöyledir:
“(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararlarıbakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin edenkimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaşhazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyekoymuşsa müebbet hapis cezası verilir.”
23. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanun’un 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların vebir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkındatutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenliktedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan;
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
…
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadeceadlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazlaolmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 5/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun15/11/2012 tarih ve 2012/637 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu, hakkında icraedilen arama işlemleri sonucunda kendisi aleyhine herhangi bir delil eldeedilmediğini, aynı soruşturma kapsamında tutuklu bulunan B.Ö. adlı kişi ileilgili arama işlemleri sonucunda ele geçirilen bir takım belgeler kapsamında,Mehmet Aksu’nun bu belgelerden habersiz olduğunun kabulünün hayatın olağanakışına uygun bulunmadığı gibi bir gerekçe ile tutukluluk halininsürdürülmesinin 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine ve cezaların şahsiliğiilkesine aykırı olduğunu, dolayısıyla özgürlüğünün kısıtlanmasının yasaldayanaktan yoksun olduğu ileri sürerek tutukluluk haline son verilmesitalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
26. Başvurucunun şikayetlerinin kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı haldetutuklandığı ve tutukluluk halinin devam ettirildiğine ilişkin olduğuanlaşılmıştır. Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı yönündekiiddiasının Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası, kuvvetli suç şüphesibulunmadığı halde tutukluluk halinin sürdürülmesi yönündeki iddiasının iseAnayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.
1. TutuklamanınKanuni Olmadığı İddiası
27. Başvurucu, kuvvetli suçşüphesi bulunmadığı halde tutuklandığını iddia etmiştir.
28. Adalet Bakanlığı görüşündeözetle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 5.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendiçerçevesinde kişi, ancak hakkında isnat edilen suçu işlediğine dair inandırıcıdeliller varsa tutuklanabileceği [Jecuis/Litvanya, no:34578/97, par. 50 ve Wloch/Polanya, no:27785/95,par.108], Sözleşme’nin 5.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendi ile getirilen inandırıcı delil (makul şüphe) bulunması şartının, kişihürriyeti ve güvenliği hakkının temel güvencesini teşkil ettiğini, inandırıcıdelilden söz edebilmek için, söz konusu delillerin objektif bir gözlemciyi,kişinin isnat edilen suçu işlediğine ikna etmeye uygun yeterlilikte olmasıgerektiğini, bununla birlikte, makul olarak kabul edilebilecek durumların somutolayın kendine özgü koşullarının tamamına bağlı olduğunu [Fox, Chambellve Hartley/Birleşik Krallık, 30/8/1990, par.32; O’hara/Birleşik Krallık, no.37555/97, par.34; Korkmaz vediğerleri/Türkiye, no:35979/97, 21/3/2006, par.24; Süleyman Erdem/Türkiye,no:49574/99, 19/9/2006, par.37; ve Çelik ve Yıldız/Türkiye, no:51479/99,10/11/2005, par.20], Sözleşme’nin 5.maddesinin (1) numaralıfıkrasının (c) bendine göre soruşturmanın konusu, suçu işlediğindenşüphelenilen kişi hakkındaki şüphelerin doğruluğunu kanıtlayacak veya ortadankaldıracak delilleri toplayarak, bunlara göre soruşturmayı takipsizlik kararıveya dava açarak sonuçlandırmak olduğunu, dolayısıyla, şüphelere dayanakoluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacakolan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak veya suç isnadına temel teşkil edecekolan olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini, bu nedenleSözleşme’nin, inandırıcı delillerin, mutlaka kişinin yargılandığı andatoplanmış olması gerekliliğini öngörmediğini [Murray/Birleşik Krallık, 28/10/1994, par.55 ve yukarıdaanılan Korkmaz ve diğerleri kararı, par.26], İzmir CumhuriyetBaşsavcılığınca suç örgütüne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında,başvurucunun da dahil olduğu 357 şüpheli hakkında kamudavası açıldığı, iddianamede başvurucunun, beraber yargılandığı diğer sanıklarile yaptığı telefon görüşmelerinin ayrıntılı olarak belirtildiği, böylece bukonuşmaların suçun işlendiğine dair delil olarak değerlendirildiğininanlaşıldığı belirtmiştir.
29. Başvurucu Bakanlık görüşünekarşı beyanında, başvurucunun yakalandığı anda tutuklanmaya yeter hiçbirdelilin olmamasının tutuklanmama için gerekçe oluşturacağını, organize suçlarlamücadele konusu olsa dahi hakkında suç şüphesi oluşturacak somut olgularolmayan kişinin hak ve özgürlüklerinin elinden alınmasının Sözleşme veAnayasaya aykırılık teşkil edeceğini, başvurucu ile ilgili telefongörüşmelerinde iddianamede yer alan suçlama ile ilgili somut bir görüşmeolmadığı, örgütün mali işlerini başvurucunun idare ettiği iddiasının soyutolduğu, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında başvurucu ile ilgilibireysel değerlendirme yapılmadığını, başvurucunun aleyhine bir delilolmamasının kararlarda değerlendirilmediğini, itiraz üzerine Bursa 6. Ağır CezaMahkemesinin aynı gerekçelerle bu defa aleyhine bilgi ve belge olmadığınıbelirterek tahliye ettiğini belirtmiştir.
30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
31. Anayasa’nın 19. maddesininbirinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğuilke olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartlarıkanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceğidurumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlikhakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenendurumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No:2012/239, 2/7/2013, § 43).
32. Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancakkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerdehâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinintutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirtibulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur.Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerledesteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerinniteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır.
33. Ancak bu nitelemeye bağlıolarak kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anındadelillerin yeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Ziratutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinintutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veyaortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Bunagöre, suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ileceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyetegerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (AİHMkararları için bkz. Murray/ Birleşik Krallık, B.No.14310/88, 28/10/1994, § 55; Talu/Türkiye (KE), B.No. 2118/10,4/12/2012, § 25) (B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).
34. Tutukluluk, 5271 sayılıKanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişiancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddedetutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheliveya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somutolgular varsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1)delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiğikonusunda kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlar bir liste halinde belirtilmiştir.
35. Diğer yandan, Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerininkararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlarbireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanunhükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdiryetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırıyorumlar ile delillerin takdirinde açıkça keyfilik halinde hak ve özgürlükihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesigerekir. Aksinin kabulü bireysel başvurunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz (B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 49).
36. Somut olayda başvurucu,hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 9/5/2012tarihinde gözaltına alınmış ve 12/5/2009 tarihinde İzmir 10. Ağır CezaMahkemesi tarafından suç işlemek amacıylakurulan örgüte üye olmak ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri teminetmek suçlarından tutuklanmıştır. Tutuklama gerekçesi ise “bu suçların niteliği, kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların mevcudiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüztamamen toplanmamış olması, delilleri yok etme, gizleme ile kaçma hususundakuvvetli ve ciddi şüphe olması ve atılı suçların kanunda öngörülen cezamiktarları dikkate alınarak” şeklinde ifade edilmiştir (Bkz.§ 9).
37. Başsavcılık, 6/1/2013 tarihinde iddianameyle dava açmıştır (Bkz.§ 14). İddianamede, başvurucunun, yargılama konusu suç örgütünün maliyöneticisi olduğu, örgüt lideri B.Ö.’nın kanun dışıişlerini bizzat takip ettiği belirtilmiş, B.Ö.’nınoğlunun öldürülmesi olayını yargılayan mahkemeyi etkileme ve B.Ö.’nın evinin bahçesine kaçak yapı yapması nedeniyle zabıtagörevlilerine rüşvet verme iddialarına ilişkin telefon görüşmelerine yerverilmiştir (Bkz.§ 15).
38. Bu durumda başvurucunun,kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı iddiasının yerinde olmadığısonucuna varılmıştır. Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarındamahkemelerin bu konudaki hukuki yetki ve görevleri çerçevesinde kararlarınıverdikleri anlaşılmaktadır. Başvuru kapsamında bunun aksini ifade eden birhusus da yer almamaktadır. Tutukluluğun devamına dair kararların ilgili ve yeterliolup olmadığı meselesinin ise tutukluluğun makul olup olmadığının incelenmesisırasında ele alınması gerekir.
39. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktanyoksun olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığı İddiası
40. Başvurucu kuvvetli suçşüphesi bulunmadığı halde tutukluluk durumunun sürdürülmesinden şikâyet etmiştir.
41. Başvurucunun anılan şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
42. Adalet Bakanlığının görüşüve başvurucunun beyanları yukarıda belirtilmiştir. (Bkz. § 28-29)
43. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasınıveya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
44. Bu hükümle, bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul süredebitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme hakları güvence altına alınmıştır.
45. Tutukluluk süresinin makulolup olmadığı her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.Anayasanın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesinibulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmentutukluluğun devamı, ancak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına nazaran dahaağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı görülebilir. Bu nedenlebir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasını gözetmek, öncelikle derecemahkemelerinin görevidir. Bu amaçla, belirtilen kamu yararı gereğini etkileyentüm olayların derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi ile serbestbırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61- 62).
46. Tutuklama tedbirine,kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bukişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli birsüreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süregeçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devamettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenliyürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organizesuçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişindegösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).
47. Diğer taraftan özgürlükhakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarlaetkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecekbiçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye TarafDevletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzeresuçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebepolabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 69).
48. Ayrıca hukuka uygun olaraktutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklamanedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadartutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 65).
49. Makul süreninhesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltınaalındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklamatarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).
50. Somut olayda başvurucu 9/5/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve 12/5/2012 tarihindetutuklanmıştır. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2014tarih ve 2014/46 Değişik iş sayılı karar ile başvurucunun tahliyesine kararvermiştir. Bu durumda makul süre açısından dikkate alınması gereken tutukluluksüresi 1 yıl 8 ay 20 gündür.
51. Başvurucu, dava dosyasıkapsamında, toplam 357 kişi ile birlikte suçişlemek için örgüt kurmak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme vedevletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme suçlarındanyargılanmaktadır.
52. Başvurucu hakkında isnatolunan suçların ağırlığı, dosya kapsamında yargılanan sanık sayısı, isnatolunan suçlar için Kanun’da belirlenen ceza miktarları, davanın karmaşıknitelikte olması, yargılama sürecinin özenli yürütülmediğine dair bir iddiabulunmadığı gibi başvuru dosyasında bunu gösteren bir bilginin olmamasıhususları birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun 1 yıl 8 ay 20 günlüktutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden makuldür.Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz veitirazın reddine dair kararların gerekçeleri, toplam tutukluluk süreside göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bugerekçeler ilgili ve yeterlidir.
53. Açıklanan nedenlerle,kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutukluluk halinin devam ettirildiğiyönündeki iddia ile ilgili olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasınınihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
54. Üye HicabiDURSUN bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
Başvurunun,
A. Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutuklandığı iddiası ileilgili olarak “açıkça dayanaktan yoksunolması” sebebiyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
B. Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığıhalde tutukluluk halinin devam ettirildiği iddiası ile ilgili olarak KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
C. Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı halde tutukluluk halinin devamettirildiği iddiası ile ilgili olarakAnayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLALEDİLMEDİĞİNE, üye Hicabi DURSUN'unkarşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
D. Yargılama giderlerinin başvurucuüzerinde bırakılmasına, OY BİRLİĞİYLE,
5/11/2014 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetlibelirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabilir.Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamıiçin yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkinkararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde,yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanınkarmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibifaktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkatealınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olupolmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).
2. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasınınihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunankişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgelerçerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önünealınmalıdır.
3. Somut olayda başvurucunun tahliye talepleri yargılamasürecinde, atılı suçların niteliği, kanıt durumu, kaçma, delilleri karartmaolasılıkları, sanıklara verilmesi muhtemel ceza miktarları gözetilerekreddedilmiştir. Bu kapsamda yargılama sürecinde başvurucunun kaçma ve delillerikarartma olasılığı somut bir olgu veya durumla ilişkilendirilmeksizintutukluluğun devamına gerekçe olarak kararlarda yer almıştır.
4. Başvurucunun tutuklanma nedeni ve hakkında kamu davasınınaçılma nedeni esas olarak, tamamıyla iletişimin tespiti kapsamındaki görüşmekayıtlarında yer alan bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Oysa iddianamedebaşvurucuya isnat edilen eylemlerin “rüşvet ” ve “mahkemeyi etkilemeyeteşebbüs” suçları kapsamında olduğu, buna karşın tutuklamanın “devletingüvenliğine ait gizli belgeleri temin etme” ve “suç işlemek amacıyla kurulanörgüte üye olma” suçları kapsamında yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla,iddianamedeki anlatılan olaylarla tutuklama nedenleri arasında doğrudan birbağlantı kurulamamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığındatutukluluğun devamı bakımından gerekçe olarak kararlarda yer alan “delillerinkarartılması olasılığı” ve “kaçma şüphesi” de “ilgili” ve “yeterli” değildir.
5. Mahkemece verilen tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamınıhaklı gösterecek yeterlikte olmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğindeolduğu görülmektedir. 1 yıl 8 ay 20 gün süren tutukluluk halinin devamına ilişkinbu gerekçelerin “ilgili” ve “yeterli” olduğu söylenemez. Bu çerçevedebaşvurucunun ilk derece mahkemesi önündeki yargılaması devam ederken tutuklubulunduğu süre makul olarak değerlendirilemez.
6. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
Üye
Hicabi DURSUN