TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET KÖRKÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1628)
Karar Tarihi: 10/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mehmet KÖRKÜ
Vekili
:
Av. Melik BAYAT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Yüksek AskerîŞûra (YAŞ) kararı ile ilişiğinin kesilmesi işlemi ve 10/3/2011tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk SilâhlıKuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardanyararlanmak amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 10.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 1/3/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 29/12/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 15/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 3/2/2015 tarihli görüş yazısı 12/3/2015 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevapsunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, astsubaystatüsünde görev yapmakta iken disiplin bozucu hareketleri ile yıkıcı ve bölücüfaaliyetlerde bulunduğu gerekçeleriyle 10/12/1996tarihli YAŞ kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.
8. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazıhaklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirilmiş vebu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihindenitibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükmebağlanmıştır.
9. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyleyaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011tarihli işlemi ile reddedilmiştir.
10. Başvurucunun, bu idariişlemin iptali talebiyle açtığı dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)Birinci Dairesinin 19/9/2012 tarihli ve E.2012/408,K.2012/888 sayılı kararı ve oy çokluğuyla reddedilmiştir. Kararın ilgilikısımları şöyledir:
“…
Dava dosyası ile davalı idare tarafından gönderilen bilgi vebelgelerin incelenmesi neticesinde davacının Mu.Tek Bşçvş.(1984-14) sınıf ve rütbesiyle K.K.Loj.K.MEBS.Malz.K700.Mu.Ana Depo veFb.K.lığı emrinde görev yapmakta iken hakkında K.K.Per.Bşk.lığınca başlatılan işlem sonunda "SilahlıKuvvetlerde kalması uygun değildir" kararı verilerek onay için durumununGenelkurmay Başkanlığına sunulduğu, Genelkurmay Başkanlığının 10.12.1996tarihli kararı ile de “…b. Adı geçen astsubayın bulunduğu rütbeye aitbilgilerden; (1) Sakıncalı-Bölücü personel kategorisinde olduğu, (2) K. K. İsth.Bşk.lığı raporundan; (a) PKK terör örgütü mensubuolduğu, (b) Tutum ve davranışlarıyla PKK terör örgütü mensubu (E ) Bşçvş. İD'ın yanında yer aldığıve kendisiyle samimi ilişkiler içerisinde olduğu, (c) Eski birliğinde olan,kendi görüşüne yakın kişilerle ilişkisinin devam ettiği, (d) PKK Terör Örgütülehine yayın yapan yazılı basını sürekli takip ettiği, bu nedenle Kanun veYönetmelik hükümleri gereğince disiplin bozucu hareketler içerisinde olduğu,yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunduğu" gerekçeleriyle Yüksek AskeriŞura gündemine girmesine karar verildiği, bu karar uyarınca da Yüksek AskeriŞuranın 10.12.1996 tarih ve 2sayılı kararı ile TSK'den ilişiğinin kesildiği, bilahare davacının 6191 sayılıKanunla 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32’nci madde kapsamında davalı idareye28.0. 2011 tarihinde müracaat ettiği, bu müracaatınınMillî Savunma Bakanlığının 05.07.2011 tarihli cevabi yazısı ile reddedilmesiüzerine süresi içinde AYİM’de bu davanın açıldığıanlaşılmıştır.
…
Davacının da astsubay olarak görev yapmakta iken,disiplinsizlik gerekçesiyle Yüksek Askerî Şura'nın 10.12.1996 tarihinde verdiğikarar ile TSK’dan ilişiğinin kesildiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın125'inci maddesinin olay tarihinde yürürlükle bulunan düzenlemesi nedeniyleYüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, bu nedenledavacının 926 sayılı Kanunun Geçici 32'nci maddesinden yararlanabilmek içingerekli olan "yargı denetimine kapalı işlemlerle TSK’dan ilişiğikesilmiş" olmak şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan söz konusu kanun hükmü ile;12.03.1971 tarihinden 22.03.2011 tarihine kadar yargı denetimine kapalı idariişlemler veya Yüksek Askeri Şura karaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiği kesilenlerin, yani kişi olarak kapsama girenlerin başvurularını kabulveya reddetmek konusunda Milli Savunma Bakanına (sebep unsuru yönünden) genişbir takdir yetkisi tanınmıştır Kuşku yok ki, diğer bütün kamusal yetkilerdeolduğu gibi idarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacı ve hizmet gerekleriylesınırlı bulunmaktadır
Bu çerçevede yapılan değerlendirmede; davacı hakkındakiGenelkurmay Başkanlığının 10.12.1996 tarihli Yüksek Askeri Şura gündemine girmesine dair kararında belirtilen faaliyetve hareketleri göz önüne alındığında, davacının 926 sayılı Kanunun 32'ncimaddesinden yararlandırılmasına ilişkin başvurusunun reddine dair işlemdedavalı idarece takdir yetkisinin objektif ve ölçülü bir şekilde kullanılmışolduğu değerlendirilerek dava konusu ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığısonucuna varılmıştır.”
11. Karşı oy gerekçesi iseşöyledir:
“Davalı idarece davacı hakkında tesis edilen 6191 sayılıKanunla 926 sayılı TSK Personel Kanuna eklenen Geçici 32'nci madde kapsamındayapılan başvurunun reddi işlemine dayanak olarak hakkındaki Genel KurmayBaşkanının 10.12.1996 tarihli Yüksek Askeri Şura gündemine alınmasına dairkararı sunulmuştur. Ancak, dava dosyasında davacının bu kararda belirtilensoyut faaliyet ve hareketleri gerçekleştirdiğine ilişkin olarak herhangi birbelge ve bilgi bulunmamaktadır. Nitekim, Dairemizce bu konuda alınan arakararlar ile davacının belirtilen faaliyet ve hareketlerine ilişkin tümistihbarat raporlarının ve diğer ilgili belgelerin gönderilmesi davalı idaredenistenilmiş olup, Genelkurmay Bşk.lığının 18.06.2012tarih ve PER:50l0-1026-12/Per.Pl. ve Ynt.D.Ynt.Ş(5) sayılı ve K.K.K.lığının 20.06.2012 tarih ve PER 9100-655-12/Per İşl. D.E.ve Arş Ş.Arş.Ks. sayılıcevabi yazıları ile ilgili bilgi ve belgelerin arşivde mevcut olmadığı, ArşivYönergesi uyarınca imha edildiği bildirilmiştir. İdarenin bütünlüğü içinde 6191Sayılı Kanunla getirilen düzenleme kapsamında bir çokpersonel hakkında olumlu yönde (başvuruyu kabul etme) işlemi tesis edenidarenin davacı hakkında tesis edilen işlem açısından ilgili belgelerin imhaedildiği yönündeki savunmasının hukuki bir gerekçe olarak kabulü mümküngözükmemektedir. Davalı idarenin bu yaklaşımı takdir yetkisini kullanmadaobjektif davrandığını şüpheli kılmaktadır. Ayrıca dava dosyasında, davacıhakkında adli tahkikat yapılmasını gerektiren bahse konu faaliyet vehareketleri nedeniyle bir tahkikat yapılmış olduğuna dair herhangi bir bilgi vebelge de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu olayda davalı idarece takdiryetkisini objektif bir şekilde kullanılmamış olduğu değerlendirilerek, 6191sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddi yönünde tesis edilen işleminiptaline karar verilmesi gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararınakatılamadık.”
12. Başvurucunun bu karara karşıkarar düzeltme istemi de aynı Dairenin 22/1/2013tarihli ve E.2013/63, K.2013/68 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar, 4/2/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu, 1/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyapmıştır.
B. İlgiliHukuk
14. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargıdenetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile TürkSilahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri,bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli SavunmaBakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca engeç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun1/3/2013 tarihli ve 2013/1628 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, ilişiğininkesilmesine ilişkin hukuka aykırı bir durumunun bulunmadığını, disiplinsizliknedeniyle ilişiğinin kesildiği iddiasının idare tarafından somut olarak ortayakonulması gerektiğini, yargı denetiminden kaçmak amacıyla YAŞ kararı ileilişiğinin kesildiğini, bu işlemin hukuka uygun olmadığını, 926 sayılı Kanun’ungeçici 32. maddesinden yararlandırılması için açtığı davanın hangi somut bilgive belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdindeaçıklanmayan soyut iddialara dayanılarak reddedildiğini, karşı oy gerekçesindebelirtildiği gibi salt istihbari bilgiye dayanılarak,soyut iddialarla ilişiğinin kesilmesi ve aynı gerekçeyle geçici 32. maddedenyararlandırılmaması, buna karşı açılan davanın da reddedilmesi nedeniyleAnayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitinive kararın iptal edilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu kapsamda başvurucunun iddialarının, ilişiğinin kesilmesine ilişkinişlemin hukuka aykırı olduğuna ve yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığına yönelik olması nedeniyle, başvurunun bu iki başlıktadeğerlendirilmesi uygun görülmüştür.
1. İlişiğin Kesilmesi İşlemine İlişkin İddialar
18. Başvurucu, ilişiğininkesilmesini gerektirecek hukuka aykırı bir durumunun bulunmadığını,disiplinsizlik nedeniyle ilişiğinin kesildiği iddiasının idare tarafından somutolarak ortaya konulması gerektiğini, yargı denetiminden kaçmak amacıyla YAŞkararı ile ilişiğinin kesildiğini ve bu işlemin hukuka uygun olmadığını ilerisürmüştür.
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler.”
20. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. AnayasaMahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem vekararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (Hasan Taşlıyurt,B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).
21. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
22. Başvuru konusu olayda,başvurucunun, 10/12/1996 tarihli YAŞ kararıyla TürkSilahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiştir. Bu durumda ilişiğinin kesilmesineyönelik şikâyet zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışındakalmaktadır.
23. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu işleme yönelik ihlal iddiasının 23/9/2012tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
24. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanınreddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
25. Adalet Bakanlığı görüşünde,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açıkça keyfilik olmadıkça belirli birkanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisininkendisinde olmadığını ve önemli olanın yargılamanın bir bütün olarak adil olupolmadığının irdelenmesi gerektiğini dikkate aldığını, başvuru konusu olaydaAYİM tarafından, başvurucunun ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil edenhususların değerlendirildiğini belirterek, bu hususların dikkate sunulmasıgerektiğini değerlendirmiştir.
26. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamıAnayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
27. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
28. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,§ 22).
29. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idaretarafından da mahkeme nezdinde açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanınreddedildiğini belirtmiş, AYİM ise Genelkurmay Başkanlığının başvurucuhakkındaki YAŞ gündemine girmesine dair kararını dikkate alarak, başvurucununPKK terör örgütü mensubu olduğu, tutum ve davranışlarıyla örgüt mensubu emekliastsubay İ.D.’nin yanında yer aldığı ve onunla samimiilişkiler içerisinde olduğu, eski birliğindeki kendi görüşüne yakın kişilerleilişkisinin devam ettiği, söz konusu örgüt lehine yayın yapan yazılı basınıtakip ettiği, bu nedenle disiplin bozucu hareketler içerisinde olduğu, yıkıcıve bölücü faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle ilişiğinin kesilmesine kararverildiği, bu faaliyet ve hareketleri nedeniyle 926 sayılı Kanun’un geçici 32.maddesinden yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
30. Somut olayda başvurucunun,yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belgesunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamındanyararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ilerisürebildiği ve karşı tarafın görüşlerinden haberdar olmadığına dair yargılamaaşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığıgörülmektedir.
31. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, davanın konusunun başvurucunun TSK’danilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’ungeçici 32. maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işleminiptaline yönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılıkteşkil ettiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015,§ 40).
32. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığınaya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derecemahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkinbir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
33. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. İlişiğininkesilmesine ilişkin iddiasının “zamanbakımından yetkisizlik”,
2. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLEkarar verildi.