TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET TUTAL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4657)
Karar Tarihi: 25/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
Mehmet TUTAL ve Diğerleri [Bkz. Ekli Tablonun (B) Sütunu]
Vekilleri
:
Av. Sevil ARACI BEK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurular, terörolaylarından dolayı köyleri terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihlive 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle mülkiyethaklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, muhteliftarihlerde yerel mahkemeler vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliklerininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ve İkinciBölüm Komisyonlarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümler tarafındanyapılmak üzere dosyaların Bölümlere gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanları tarafından,başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına vebirer örneklerinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Başvuruların birer örneği veekleri görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı tarafındanbenzer şikâyetlere ilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak,ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi tarafından25/6/2015 tarihinde, ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaraları belirtilendosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/4657 numaralı bireyselbaşvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/4657 numaralı bireyselbaşvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarınınkapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuruculara ait bireyselbaşvurularda, başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyalarıiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, ekli tablonun(C) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına girenzararlarının karşılanması talepleriyle Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonunabaşvurmuşlardır.
9. Ekli tablonun (D) sütunundatarih ve sayıları belirtilen Zarar Tespit Komisyonu kararlarında, dosyada yeralan bilgi ve belgeler uyarınca köyün boşaltılmadığı, köyde nüfus istikrarınınsürekli korunduğu, her beş yılda bir muhtarlık seçiminin yapıldığı, köydekorucuların bulunduğu ve korucuların dışında da vatandaşların ikamet ettiği,köy okulunun 1989 yılından günümüze kadar eğitime açık olduğu, köydeibadethanenin bulunduğu ve karar tarihinde kadrosu münhal olmakla birlikte 1985-1986ve 1998-1999 tarihlerinde kadrolu din görevlisinin mevcut olduğu, 2007 yılımilletvekili genel seçimleri ile Anayasa halkoylaması ve 2009 yılı mahalliidareler seçiminde köyde seçim sandığı kurulduğu, yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması ile şahısların malvarlığından istifade etmek amacıyla başka biryerleşim yerinden aralıksız olarak köye ulaşabilmelerinin, o bölgede güvenlibir şekilde yaşayabilme olanağı sağlayan asgari güvenlik şartlarının idareceyerine getirilmiş olduğunun nesnel bir göstergesi halini ihtiva ettiğibelirtilerek, taleplerin reddine karar verilmiştir.
10. Belirtilen ret işlemlerialeyhine başvurucular tarafından ekli tablonun (E) sütununda belirtilentarihlerde açılan iptal davalarında, ekli tablonun (F) sütununda tarihleri gösterilenidare mahkemesi kararları ile başvurucuların ikamet ettikleri köyün boşalanve/veya boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, genel nüfus sayımı vetespitlerine göre köyde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000 yılında ise1002 kişinin yaşadığı, muhtarlık seçimlerinin düzenli olarak yapıldığı, geçiciköy koruculuğu sisteminin getirildiği, köyde bulunan askeri birlik personelisayısı nedeniyle, nüfus sayımı sonuçlarının yüksek tespit edildiği iddiasıkonusunda toplanan bilgi ve belgelere göre 1990 yılına ait bilgi bulunamamaklabirlikte, 1997 yılında köyde 90 köy korucusunun bulunduğu, korucuların dışında20 hanenin korucu olmadığı ve bunların yaklaşık 250 kişiye karşılık geldiği,2000 yılında ise köyde 90 korucunun bulunduğu ve korucular hariç köyde yaklaşık100 kişilik nüfusa tekabül eden 13 hanenin bulunduğunun anlaşıldığı, anılanyerleşim yerinde asgari güvenlik düzeyinin var olduğu, köy halkının birkısmının sübjektif güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göçettiği, bu nedenle uğradıkları zararın idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığı belirtilerek, davaların reddine karar verilmiştir.
11. Kararların başvuruculartarafından temyiz edilmesi üzerine, ekli tablonun (G) sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile“kararusul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararınbozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği” gerekçesiyle hükümlerinonanmasına karar verilmiştir.
12. Karar düzeltme istemi, eklitablonun (H) sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
13. Ret kararları başvurucularvekiline tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde bireysel başvurudabulunulmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 1. maddesi, Danıştay OnuncuDairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (bkz. Sabri Çetin,B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 15-27).
15. Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in “Zararın tespiti” kenar başlıklı 16. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“15 inci maddedebelirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdekibilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar göreninaldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önündebulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygunbiçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ilebelirlenir.”
16. Aynı Yönetmeliğin “Zararın tespitinde komisyonca istenilecek belgeler”kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
“(Değişik: 22/8/2005– 2005/9329 K.) Başvuru sahibi, başvuru dilekçesi ile birlikte olayın meydanageliş tarzını açıklayan ve zararın tespit ve ölçümünde dikkate alınabilecek hertürlü bilgi ve belgeyi Komisyona sunar.
Ayrıca; Komisyon,gerekli gördüğü takdirde zararın tespit ve ölçümünde dikkate alınabilecek hertürlü bilgi ve belgeyi adli, idari ve askeri mercilerden ister.”
17. 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,49. maddesinin (1) numaralı fıkrası.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 25/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 2014/4657 numaralı bireyselbaşvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular, 5233 sayılıKanun kapsamında yaptıkları başvuruların ve akabinde açtıkları davalarınreddedildiğini, göçe zorlanmaları ve memleketlerinden sürgün edilmeleri nedeniile işlerini kaybettiklerini ve malvarlıklarına ulaşamadıklarını, bu zararlaradevlet yetkililerinin köy boşaltma eylemi ile sebep olunmasına rağmenzararlarının tazmin edilmediğini, zarar tespitinde sadece idare tarafındandüzenlenmiş olan belgelerin esas alınmasının haksızlık oluşturduğunu, bölgegenelinde ve başvurucuların zararına neden olan olay özelinde hiçbir adlitahkikatın yapılmadığını ya da yapılmış olsa dahi sonucunun kendilerinebildirilmediğini, ikamet ettikleri yerin terör ve terör olayları ile mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeni ile boşaltılmış olmadığı kabulünündayanağını teşkil eden nüfus sayımı verilerinin, eğitim öğretime devam ediliyorolmasının, köyde düzenli olarak seçim yapılıyor olmasının, tazminat komisyonutarafından ve yargılama mercilerince taleplerinin reddedilmesine gerekçe teşkiledemeyeceğini, zira bu hizmetlerin köyde yaşamına devam eden köy korucuları veonların ailelerine yönelik olduğunu, köyde koruculuk yapmayı kabul etmeyenlerinköyden ayrılmak zorunda kaldıklarını, anılan köy içerisinde ve yakınlarındabirçok çatışma yaşanması nedeni ile köyde sivil şahısların can güvenliğininmevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini, yaptıkları başvurular hakkında yürütülenişlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını, temyiz ve karar düzeltmetaleplerinin özenli bir şekilde incelenmediğini ve kararların yeterli gerekçeihtiva etmediğini, bu nedenle başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolubulunmadığını belirterek, Anayasa’nın 35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişler, ihlalin tespiti ile maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiği İddiası
20. Başvurucular, zarartespitinde sadece adlî, idarî ve askerî makamlar tarafından düzenlenenbelgelerin kullanıldığını ve bu belgelerin İlk Derece Mahkemesi tarafındanhükme esas alındığını, bölge genelinde ve başvurucuların zararına neden olanolay özelinde hiçbir adli tahkikatın yapılmadığını yahut yapılmış olsa dahisonucundan haberdar edilmediklerini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucuların anılan şikayetlerinin çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkeleri kapsamında değerlendirmeye tabitutulması uygun görülmüştür.
21. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,§ 21). Bu ilke ve bu ilkeyle bağlantılı olan yargılamaya etkin katılım hakkı,adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen bu ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
22. Çelişmeli yargılama hakkıkapsamında, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, iddialarını sunma ve delillerekarşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı halegelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliğiilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir.Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda, davasınısavunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeliyargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medenibir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır bulunmasını, dahagenel bir ifade ile, yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını ve bukapsamda yargılama evrakına ulaşma ve bunlar hakkında yorum yapma imkânının dakendilerine tanınmasını ifade etmektedir (AbdullahÖzen, § 21).
23. Somut başvurular açısından,başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıpkarşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadî kriter olan “yerleşimyerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütündenyararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimlerden gelentahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin Pervari İlçe Jandarma Komutanlığının,Pervari İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, Siirt İl Mahalli İdareler Müdürlüğünün,Pervari Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün, Pervari İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınınyazıları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Siirt Bölge Müdürlüğününyazıları olduğu anlaşılmaktadır. Komisyon ve yargılama aşamalarında kararlaraesas alınan bu belgelere karşı savunma yapma ve karşı delillerini ortaya koymaimkanı tanındığı anlaşılmakla birlikte, 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesi ileilgili Yönetmelik’in 16. ve 17. maddelerinde (bkz. § 15-16) yer alanhükümlerden hareketle zarar tespitinde adlî tahkikat işlemlerinden bağımsızolarak başvurucuların beyanı da dahil olmak üzere her türlü bilgi ve belgenin,malvarlığı sahipliğini ve zararı ispatta delil niteliğini haiz bulunduğuanlaşılmaktadır. Bahsi geçen belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ile İlkDerece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı ve bu kapsamda söz konusu yerleşimyerlerinin tamamen boşalmasının ya da boşaltılmasının söz konusu olmadıkları,bu nedenle köy halkının yerleşim yerini terk etmelerine neden olabilecek nesnelbir güvenlik kaygısının yaşanmadığı sonucuna varıldığı, bu suretle ilgilibelgeler ve içeriklerine en geç Komisyon kararıyla vâkıf olduğu anlaşılanbaşvurucuların, gerek dava dilekçelerinde gerekse temyiz ve karar düzeltmedilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz vesavunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibrazedilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemece, idare ve başvurucular tarafındansunulan belgeler değerlendirilerek, başvuruculara dava malzemesine ilişkinolarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurudosyaları kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkandan mahrum bırakılmadıkları anlaşılmaktadır.
24. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların belirtilen iddiaları hakkında açık bir ihlal tespitedilmediğinden, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin "açıkçadayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
25. Başvurucular, Komisyonayaptıkları başvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, göçetmeye mecbur kalmaları nedeni ile işlerini kaybettiklerini ve malvarlıklarınaulaşamadıklarını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyetverilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyethaklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuş, yargılama sürecinde yapılanincelemeler ve lehlerine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespitedilen bu iddiaların, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesiuygun görülmüştür.
26. Başvurucular yargılamanınadil olmadığı iddiası kapsamında ayrıca, Siirt ili, Pervari ilçesi, Okçularköyünde meskûn iken, terör ve terör olayları ile mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler sonucunda köyden göçlerin meydana gelmiş olmasına rağmen nüfussayımı sonuçları, eğitim öğretime devam ediliyor olması ve köyde düzenli olarakseçim yapılıyor olması gerekçe gösterilerek tazminat komisyonu ve yargılamamercileri tarafından taleplerinin reddedildiğini, oysa bu hizmetlerin köydeyaşamına devam eden köy korucuları ve onların ailelerine yönelik olduğunu veköyde koruculuk yapmayı kabul etmeyenlerin köyden ayrılmak zorunda kaldıklarınıbelirterek tüm bu hususlar ile anılan köy içerisinde ve yakınlarında birçokçatışma yaşanması nedeni ile sivil şahısların can güvenliğinin bulunmadığı gözardı edilerek karar verilmiş olmasından dolayı, hatalışekilde hüküm kurulduğunu beyan etmişlerdir.
27. Anayasa'nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49.maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerdekanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkçadayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
28. Anılankurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz bir takdir hatası içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurularbariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesinceesas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve RecepGündüz, § 26).
29. Başvurucular tarafındanaçılan davalarda Mahkemece, başvurucuların ikamet ettikleri köyün boşalanve/veya boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, yerleşim yerinde asgarigüvenlik düzeyinin var olduğu, köy halkının bir kısmının subjektifgüvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç ettiği, bu nedenleuğradıkları zararın idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek,davaların reddine karar verilmiştir (bkz. § 10).
30. Başvurucular tarafından,maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde taleplerinin vedavalarının reddine hükmedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerintakdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekteolup, başvurucuların belirtilen iddialarının özünün derece mahkemelerincedelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
31. 5233 sayılı Kanun, teröreylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniylezarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarınınyargı yoluna gidilmesine gerek kalmaksızın, idarece en kısa süre içerisinde vetam olarak tespit edilerek, sulh yoluyla karşılanmasını amaçlamakta olup,belirtilen amaç doğrultusunda ilke ve prosedürler öngörmektedir (Cahit Tekin, B. No: 2013/2744 , 16/7/2014, § 82).
32. Belirtilen Kanun uyarıncamüracaat sahiplerinin taleplerinin karşılanabilmesi için, öncelikle iddiaedilen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, 5233 sayılı Kanun'un2. maddesinde açıkça terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılanzararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleriterk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğubelirtilmiştir (Cahit Tekin, §83).
33. Özellikle tazminata ilişkinbelirtilen usulün ihdasına temel olan ve AİHM'e sunulan başvuruların yapıldığıbölge itibarıyla, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler dışındaki ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bu olgudankaynaklanan zararların varlığını nazara alan yargılama makamları, 5233 sayılıKanun kapsamında yapılan başvuruların belirtilen Kanun kapsamında kabuledilebilmesi için, objektif bir ölçüt belirleme yoluna gitmiş ve bu ölçütünsağlanmasını "köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması" şartına bağlamıştır.Belirtilen kabul uyarınca,''terör eylemleri'' veya ''terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler''sonucunda bir yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması nedeniylemal varlığına/mülküne ulaşamayan kişilerce uğranılan maddi zararın, sözü edilenKanun hükümlerine göre idarece sulh yoluyla ödenmesi gerekmektedir. Yerleşimyerinin ''kısmen'' boşalmış olmasıise, o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayanasgari güvenlik şartlarının idarece sağlanmış olduğunun nesnel birgöstergesidir (Cahit Tekin, §84).
34. Esasen taleplerin yapıldığıbölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olaylarıve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu karşısında, 5233 sayılı Kanunkapsamında tazmin edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektifbir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda, güvenlikkaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygınedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğindenve terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişe karşısında herbireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket edenyargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlikkaygısının yukarıda belirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması halinde, 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idareceödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Cahit Tekin, § 85).
35. 5233 sayılı Kanun uyarıncaileri sürülen taleplerin, belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilipdeğerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun'un kapsamının belirlenmesi noktasındakimevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadîbir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesinoktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olup, 5233 sayılı Kanun'unuygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış olantaleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelerneticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerincedeğerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu belirtilerek, açıkçadayanaktan yoksun bulunduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88).
36. Açıklanannedenlerle, başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatasıveya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvuruların bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası
37. Başvurucular, temyiz vekarar düzeltme aşamalarında ileri sürdükleri taleplerin üstünkörü birincelemeye tabi tutularak yeterli gerekçeye yer verilmeden reddedildiğini iddiaetmişler, bu nedenle anılan başvuru yollarının etkili olmadığından şikâyetçiolmuşlardır. Anılan şikâyetlerin gerekçeli karar hakkına ilişkin olduğu tespitedildiğinden bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesiuygun görülmüştür.
38. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek vemahkemelere güveni sağlamak açısından, hem taraflarınhem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgisahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz halegetirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açıkbir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).
39. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bununyanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılıolmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolumahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yerverilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, budurumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiğikabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26). Nitekim AİHM içtihatlarıda bu yöndedir (Benzer bir karar için bkz. Vande Hurk/Hollanda, B.No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).
40. Başvuru konusu olaylarda,başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilipedilmeyeceği noktasında derece mahkemelerinin Danıştay tarafından ihdas edilennesnel güvenlik kaygısı ölçütünden hareket ettikleri, bu hususun saptanmasınoktasında ise söz konusu yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olupolmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgelerkapsamında değerlendirildiği, nesnel güvenlik kaygısı ölçütünden hareketedilmekle birlikte başvurucuların ayrıca öznel durumları bulunduğunu beyanetmedikleri ve dolayısıyla yargılama mercilerince de bu hususun değerlendirmeyetabi tutulmadığı, bu suretle başvurucular tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin İlk Derece Mahkemesi kararlarındadenetlenerek reddedildiği, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar vegerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinindenetiminden geçerek kesinleştiği, bu kapsamda kanun yolu mercii tarafından İlkDerece Mahkemesi gerekçesinin benimsendiği anlaşılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların gerekçeli karar haklarına yönelik bir ihlalin olmadığıanlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin "açıkçadayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
d. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
42. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvuruların bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
43. Başvurucular, 5233 sayılıKanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin değerlendirilmesihususundaki idari süreç ve yargılama prosedürünün makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
44. Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yerverilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 38–39).
45. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığınıntespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41–45).
46. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yeralan mevzuat hükümleri gereğince “kamuhukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel niteliktekihaklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alandavalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilendüzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiğiiddia edilen idari bir karar aleyhine açılan davalara da uygulanacaktır.Başvurulara konu sürecin, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen bir tazmintalebine ilişkin olduğu görülmekle, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan biryargılamanın söz konusu olduğunda kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).
47. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir (Selahattin Akyıl, §43).
48. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önündetutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihiolarak kabul edilebilmektedir. Somut başvurular açısından benzer bir durum sözkonusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman dilimininbaşlangıç tarihi, başvurucular tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminattaleplerinin Komisyona iletildiği tarihtir (SelahattinAkyıl, § 45). Anılan tarihler başvurucular açısından ekli tablonun(C) sütununda belirtilen şekildedir.
49. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyetleri açısından sürenin bitiştarihlerinin, başvurucuların karar düzeltme taleplerinin reddine karar verenDanıştay Onbeşinci Dairesinin, ekli tablonun (H)sütununda belirtilen karar tarihleri olduğu anlaşılmaktadır.
50. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamlarınezdinde yürütüldüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinetabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhiluyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelifmaddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 17).
51. Somut başvurular bakımından,başvurucular tarafından ekli tablonun (C) sütununda belirtilen tarihlerde geneaynı sütunda gösterilen dosya kayıt numaraları ile Komisyona yapılanmüracaatlar sonrasında, 5233 sayılı Kanun’un öngördüğü usul uyarınca bir kısımişlemlerin yapılması akabinde, ekli tablonun (D) sütununda gösterilentarihlerde başvurucuların taleplerinin reddedildiği, belirtilen ret kararıaleyhine ekli tablonun (E) sütununda belirtilen tarihlerde İdare Mahkemesindebaşlatılan yargılama süreçlerinde başvurucuların karar düzeltme taleplerininreddine dair Danıştay Onbeşinci Dairesinin eklitablonun (H) sütununda gösterilen tarihli kararları ile yargılamanın tamamlandığı,bu bakımdan makul sürede yargılanma hakkı kapsamında nazara alınması gerekentoplam sürelerin ekli tablonun (I) sütununda işaret edilen zaman dilimleriolduğu anlaşılmaktadır.
52. 5233 sayılı Kanun kapsamındayapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda, Komisyon veyargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları dikkate alınaraktoplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresininmakul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır(bkz. Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; CelalDemir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının toplamda sekiz yılı aşacak kadar uzun bir süredegerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdankaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır (bkz. İsmet Kaya,B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
53. Somutdavalara bir bütün olarak bakıldığında başvurular açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yılı aşkın yargılama sürecindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
54. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun50. Maddesi Yönünden
55. Başvurucular, 500.000,00 TLmaddi ve 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucular lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
57. Mevcut başvurulardaAnayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında, başvurucularaekli tablonun (J) sütununda gösterilen manevi tazminatların net olaraködenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
59. Başvurucular tarafından ayrıayrı yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3. Gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucuların, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara, ekli tablonun (J) sütununda gösterilenmiktarlarda net MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkindiğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harcın AYRIAYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretininMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
16
15
14
13
12
11
10
9
8
7
6
5
4
3
2
1
Sıra
2014/7105
2014/7104
2014/7103
2014/7099
2014/7087
2014/7086
2014/6547
2014/6545
2014/6542
2014/6541
2014/4951
2014/4950
2014/4949
2014/4665
2014/4662
2014/4657
Başvuru
Numarası
A
İsa AYTIŞ
İsmail ÜNAL
Süleyman AYTIŞ
Katibe BAYĞARA
Rical ŞAŞİ
Salih ÖZMEN
Fatım KURT
Şükrü AYTIŞ
Salih TUTAL
Halil ÜNAL
Mehmet AKA
İbrahim ÇİDAM
Levent TUTAL
Salih ÜNAL
Durmaz ÖZMEN
Mehmet TUTAL
Başvurucular
ve
T.C. Kimlik Numaraları
B
6/7/2005
7.834
27/7/2005
11.516
6/7/2005
7.865
6/7/2005
7.833
22/2/2005
7.895
6/7/2005
7.871
10/5/2005
7.802
6/7/2005
7.862
6/7/2005
7.870
6/7/2005
7.824
6/7/2005
7.825
6/7/2005
7.819
6/7/2005
7.831
6/7/2005
7.868
27/7/2005
11.513
6/7/2005
7.877
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
C
26/3/2010
2010/1-4456
5/3/2010
2010/1-4404
5/5/2010
2010/1-4548
9/4/2010
2010/1-4506
28/5/2010
2010/1-4624
2/4/2010
2010/1-4474
29/1/2010
2010/1-4351
5/5/2010
2010/1-4542
5/5/2010
2010/1-4549
26/3/2010
2010/1-4459
9/4/2010
2010/1-4503
26/3/2010
2010/1-4452
9/4/2010
2010/1-4505
5/5/2010
2010/1-4545
16/4/2010
2010/1-4509
2/4/2010
2010/1-4476
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
D
2/6/2010
30/6/2010
30/6/2010
28/7/2010
28/12/2010
30/6/2010
2/6/2010
30/6/2010
30/6/2010
30/6/2010
30/6/2010
30/6/2010
28/7/2010
30/6/2010
28/7/2010
30/6/2010
Dava
Tarihi
E
8/5/2012
8/5/2012
22/4/2011
8/5/2012
8/5/2012
22/4/2011
8/5/2012
12/5/2011
8/5/2012
12/5/2011
12/5/2011
22/4/2011
22/4/2011
12/5/2011
22/4/2011
22/4/2011
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
F
6/12/2012
6/12/2012
15/11/2012
6/12/2012
6/12/2012
15/11/2012
18/12/2012
15/11/2012
18/12/2012
15/11/2012
15/11/2010
15/11/2012
15/11/2012
15/11/2012
15/11/2012
15/11/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
G
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
27/11/2013
Karar Düzeltme
Yolu Karar Tarihi
H
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 6 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
I
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
5.000,00
3.350,00
5.000,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
3.350,00
Hükmedilen
NET Manevi Tazminat
(TL)
J
32
31
30
29
28
27
26
25
24
23
22
21
20
19
18
17
Sıra
2014/11552
2014/10868
2014/10865
2014/10864
2014/10861
2014/10856
2014/10686
2014/10684
2014/10682
2014/10401
2014/10400
2014/10365
2014/10362
2014/9459
2014/7159
2014/7106
Başvuru
Numarası
A
Sait ÜNAL
Yakup TUTAL
Şahin ELBİR
Sabiha ÖZMEN
Mehmet AKA
Nezir TUTAL
Ömer AYTIŞ
Abdullah ÇİDAM
Selhan ATLAN
Mehmet ÜNAL
Hamit ŞAŞİ
Sıddık ÜNAL
Ali ÇİDAM
Mehmet AKA
Ahmet AKA
Tahir ELBİR
Başvurucular
ve
T.C. Kimlik Numaraları
B
6/7/2005
7.873
6/7/2005
7.861
6/7/2005
7.864
6/7/2005
7.874
6/7/2005
7.828
22/2/2006
7.887
22/2/2006
7.892
6/7/2005
7.811
6/7/2005
7.867
6/7/2005
7.879
6/7/2005
7.821
6/7/2005
7.866
6/7/2005
7.804
6/7/2005
7.829
6/7/2005
7.810
6/7/2005
7.860
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
C
7/5/2010
2010/1-4561
5/5/2010
2010/1-4550
7/5/2010
2010/1-4560
5/5/2010
2010/1-4547
9/4/2010
2010/1-4507
11/6/2010
2010/1-4640
28/5/2010
2010/1-4627
11/6/2010
2010/1-4646
7/5/2010
2010/1-4558
5/5/2010
2010/1-4543
26/3/2010
2010/1-4450
7/5/2010
2010/1-4563
26/2/2010
2010/1-4369
9/4/2010
2010/1-4504
26/2/2010
2010/1-4378
5/5/2010
2010/1-4540
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
D
16/9/2010
8/10/2010
16/9/2010
28/7/2010
30/6/2010
28/7/2010
28/7/2010
28/7/2010
28/7/2010
28/7/2010
30/6/2010
28/7/2010
17/9/2010
2/6/2010
2/6/2010
28/7/2010
Dava
Tarihi
E
23/8/2012
8/5/2012
8/5/2012
8/5/2012
23/8/2012
23/8/2012
8/5/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
8/5/2012
8/5/2012
22/4/2011
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
F
20/6/2013
18/12/2012
18/12/2012
18/12/2012
20/6/2013
20/6/2013
18/12/2012
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
6/12/2012
15/11/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
G
3/4/2014
3/4/2014
10/4/2014
17/4/2014
10/4/2014
3/4/2014
10/4/2014
10/4/2014
3/4/2014
10/4/2014
10/4/2014
3/4/2014
10/4/2014
19/3/2014
27/11/2013
27/11/2013
Karar Düzeltme
Yolu Karar Tarihi
H
8 yıl 8 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 1 ay
8 yıl 1 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 4 ay
8 yıl 4 ay
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
I
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
3.350,00
3.350,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
3.350,00
3.350,00
Hükmedilen
NET Manevi Tazminat
(TL)
J
43
42
41
40
39
38
37
36
35
34
33
Sıra
2014/17318
2014/16381
2014/16379
2014/16374
2014/16292
2014/16042
2014/11646
2014/11642
2014/11640
2014/11639
2014/11636
Başvuru
Numarası
A
Atakaya KAYA
Nasrettin ÜNAL
Salih AKBAY
Muhittin AYTIŞ
Mehmet TUTAL
Halil UĞURLU
Nefise ÜNAL
Mehmet ÖZMEN
Lazgin KURT
Mehmet ÜNAL
Emin AKA
Başvurucular
ve
T.C. Kimlik Numaraları
B
6/7/2005
7.803
22/2/2006
7.885
6/7/2005
7.872
22/2/2006
7.881
6/7/2005
7.827
22/2/2006
7.815
27/7/2005
11.514
6/7/2005
7.876
6/7/2005
7.832
6/7/2005
7.826
22/2/2006
7.798
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
C
11/3/2010
2010/2-5963
11/6/2010
2010/1-4652
5/5/2010
2010/1-4546
28/5/2010
2010/1-4625
5/5/2010
2010/1-4536
13/9/2010
2010/1-4435
2/4/2010
2010/1-4462
9/4/2010
2010/1-4496
9/4/2010
2010/1-4502
5/5/2010
2010/1-4537
16/4/2010
2010/1-4514
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
D
15/6/2010
17/9/2010
28/7/2010
28/7/2010
28/7/2010
30/6/2010
30/6/2010
28/7/2010
30/6/2010
30/6/2010
2/6/2010
Dava
Tarihi
E
25/5/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
23/8/2012
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
F
7/10/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
20/6/2013
Temyiz Yolu Karar Tarihi
G
26/6/2014
21/5/2014
21/5/2014
21/5/2014
21/5/2014
21/5/2014
10/4/2014
10/4/2014
10/4/2014
3/4/2014
3/4/2014
Karar Düzeltme
Yolu Karar Tarihi
H
8 yıl 11 ay
8 yıl 2 ay
8 yıl 10 ay
8 yıl 2 ay
8 yıl 10 ay
8 yıl 2 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 9 ay
8 yıl 8 ay
8 yıl 1 ay
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
I
5.000,00
3.350,00
5.000,00
3.350,00
5.000,00
3.350,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
5.000,00
3.350,00
Hükmedilen
NET Manevi Tazminat
(TL)
J
25/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.