TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET KARAKISA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7971)
Karar Tarihi: 15/10/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mehmet KARAKISA
Vekili
:
Av. Halil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davanınAskeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyleAnayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ve 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkeleriyle 36. maddesinde düzenlenen adil yargılamahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, askerlik hizmeti esnasında verilen temizlik göreviniyerine getirmek için içtima alanından koğuşlar bölgesine gittiği sırada, buzlumerdivenlerden çıkarken ayağının kayması sonucu sol kolunun üzerine sertçedüştüğünü ve merdivenlerden aşağı yuvarlandığını, düşme sonrası birkaç günbeklediğini, bu süre içinde şişlik ve morluklar oluştuğunu ifade etmiştir.
6. Başvurucu 8/3/2011 tarihinde revire çıkarılmış, devam edentedavi süreci sonunda Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunun17/10/2011 tarihli raporuyla ''B 58/F 10askerliğe elverişli değildir.'' kararı verilerek terhis edilmiştir.
7. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasında kaygan olan merdivenleriçin kaymayı engelleyici tedbir almadığı ve kazaya sebebiyet verdiğigerekçesiyle, uğradığını ileri sürdüğü 200.000 TL maddi ve 50.000 TL manevizararının tazmini istemiyle idare aleyhine dava açmıştır.
8. AYİM İkinci Dairesi, 27/2/2013 tarihli ve E.2013/139, K.2013/352sayılı kararıyla davayı reddetmiş ve reddedilen maddi ve manevi tazminatmiktarları üzerinden 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve ÖzelBütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun HükmündeKararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen 13.690 TL avukatlıkücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar vermiştir.Karar gerekçesi şöyledir:
"Davadosyası, tıbbi kayıtlar, K.K.K.lığıAs. Savcılığının KYOK ve tanık ifade tutanakları dikkate alındığında; K.K.K.lığı As.Sav.lığının22.08.2012 tarihli, AS.SAV.:2012/183 MÜT (240750) sayılı ve "Maddi vemanevi tazminat" konulu yazısında davacının talimat yoluyla alınanifadesinde "... 06.03.2011 tarihinde hava kar yağışlı olduğundan koğuşlarbölgesinde merdivenden çıkarken kaydım ve sağlam olan sol kolumun üzerinedüştüm. Bu olay üzerine kolumda şişlik ve morluk oldu. Olay olurken tektim,yanımda kimse yoktu, daha sonra ağrılarım çok olduğundan dolayı olaydan bir günsonra Nöbetçi Amirini bulamadığımdan dolayı P.Çvş.Hasan BAŞAR'a ulaştım ve rahatsızlığımısöyledim." şeklinde ifadesini verdiği, davacının 06.03.2011 tarihindedüşmesine rağmen 08.03.2011 tarihinde revire gidene kadar Tk.K.na bilgivermediği, bu tarihte yoklamaya katılması gerekirken amirlerine bilgi vermedenvizite sorumlusu personel ile birlikte revire gittiği, düşme olayının olduğugün saat 12.45 sularında içtima alanına gitmek üzere koğuş merdivenlerindençıkarken düştüğünü beyan etmesine rağmen, davacının görevli olduğu KomutanlıkHizmet Tk. içtima alanında gitmek için merdivendençıkmak gerekmediği, aksine Tb. Binasının 2'nci katındaki koğuşundan içtimaalanına gitmek için merdiven inmek gerektiği, iddia edilen olayın meydanageldiği 06.03.2011 tarihinde Güvercinlik Havalimanı Meydan MeteorolojiMüdürlüğünden alınan ve Kr.HvcI.K.lığının da içindebulunduğu Güvercinlik/Ankara bölgesinin meteorolojik verilerine göre anılanbölgede kar yağışı olmadığı, hafif yağmur olduğu, sıcaklığın saat 11.50itibariyle 7 derece, saat 12.50 itibariyle de 8 derece olduğu, davacı iddialarınagöre Pazar günü olduğu tespit edilen olay tarihinde davacıya amirleri ya da BI.Nöb-Astsb. tarafından temizlik görevi verilmediği,davacının koğuşlar bölgesinin birinci katında kaldığı ve bu kata çıkanmerdivenin bina içerisinde olduğu ve nedenle buzlanma olmasının mümkünolmadığı, davacının kullandığı koğuş binası çevresinde merdiven bulunmadığı,koğuşa gitmek için kullanılan güzergahlarda da merdiven bulunmadığı, tanıkifadelerine göre olay bölgesinin bina içinde olması nedeniyle hiç buzlanmaolayı yaşanmadığı, aksine koğuşlar bölgesinde kaloriferler yanması nedeniylekış boyunca ortalama 17 derece sıcaklık olduğu, olay günü davacıyı görentanıkların ifadelerine göre davacının kolunu çok sıkı bir şekilde bandajladığı,arkadaşlarının ikazlarına rağmen bandajı gevşetmediği, hatta revir görevlisininikazlarıyla bandajı çıkardığı, aynı akşam tekrar aynı şekilde kolunubandajladığı ve tanıklara "hava değişimi alıp buradan gitmem lazım'şeklinde beyanlarda bulunduğu, bir başka tanığa da "eğer askerde kalırsa büyükmaddi zararlar edeceğini, hava değişimi aldığı takdirde büyük paralarkazanacağını" ifade ettiği anlaşıldığından davacının askerliğe elverişsizhale gelmesine sebep olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlikhizmetinin sebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı,iddia edilen olayın olduğu koğuşlar bölgesinin bina içinde olduğu, bu nedenlebuzlanmaya sebep olabilecek herhangi bir nedenin bulunmadığı, davacının iddiaettiği kendisine temizlik görevi verildiği emrini kanıtlayabilecek herhangi birdelil, tanık beyanı olmadığı, davacının iddia ettiği düşerek kolununyaralanması olayına kimsenin sebep olmadığı, dolayısıyla idarenin meydana gelenzararı tazminle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak, davanın reddinekarar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”
9. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ilerisürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş; AYİM İkinci Dairesinin 18/9/2013tarihli ve E.2013/1176, K.2013/999 sayılı kararıyla talebin reddine kararverilmiş ve karar 10/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu 6/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
11. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğedilir.”
12. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ileicra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehineneticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerdeilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekaletücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 15/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurucunun 6/11/2013 tarihli ve 2013/7971 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
14. Başvurucu, söz konusu rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasındakendine tevdi edilen temizlik görevini icra etmek üzere merdivenlerden çıkarkenkayarak düşmesi sonucunda meydana geldiğini belirtmiştir. Kendini askerliğeelverişsiz hâle getirmek suçlamasıyla yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmayayer olmadığı kararı verildiğini iddia eden başvurucu, aleyhine olan tanıkifadelerinin idarenin baskısıyla alınmış olabileceğini, yaşanan kazadan idaresorumlu olduğu hâlde tazminata hükmedilmemesi dolayısıyla Anayasa'nın sosyalhukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Kararıniptali ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
15. Başvurucu, bireysel başvuru süresi geçtikten sonra 6/5/2014tarihinde sunduğu ek beyan dilekçesinde ise ilave olarak davanın reddedilmesisonucunda idareye 13.690 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, davayıaçtığı 3/7/2012 tarihinde askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesibulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarınınyaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini, söz konusu meblağın çok yüksekolması nedeniyle mahkemeye erişim hakkını, dolayısıyla adil yargılama hakkınıihlal ettiğini ileri sürerek bu mahkûmiyet kararının iptalini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin adil yargılanma hakkıçerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
17. Başvurucu açtığı davanın reddedilmesinin adil yargılanma hakkınıihlal ettiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
20. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
21. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
22. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önündedava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurularbariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
23. Başvurucu, söz konusu rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasındameydana geldiğini, bu nedenle idarenin sorumluluğu bulunmasına rağmen tazminatahükmedilmemesinden dolayı Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. AYİM İkinci Dairesi ise başvurucunun askerliğe elverişsiz hâlegelmesine neden olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlik hizmetininsebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıylaidarenin zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminatisteminin reddine karar verilmiştir (bkz. § 8).
25. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararındeğil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânıverir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerinincelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygıgösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu delillerve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itirazetme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belgesunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
26. Somut olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırıolduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamıştır. Başvurucunun sadece Mahkemecedelillerin değerlendirilmesini istediği ve verilen kararın içeriğinin adilolmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
28. Başvurucu, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
29. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
31. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olanbaşvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin heraşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).
32. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun;başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buyönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullararasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yerverilen “olağan başvuru yolları” ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısındanmakul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte,kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağanbaşvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin katı bir şekildeyorumlanması, birtakım başvurular açısından bireysel başvurunun amacıylabağdaşmayan neticelere yol açabilecektir. Bu nedenle olayın özel şartlarıiçinde etkisiz ve yetersiz olan bir kanun yolunun tüketilmesi şartıaranmaksızın her bir başvuru yolunun somut başvurular açısından etkili olupolmadığının ayrı ayrı denetlenmesi gerekmektedir (Taner Kurban, § 20).
33. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmeyen durumlarda,ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmeklebirlikte başvuru süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi noktasında,başvurucunun ihlal oluşturan işlem, eylem veya kararla ilgili yeterince bilgisahibi olması şartı aranacaktır. Bu kapsamda ilgili nihai kararın tebliğininöngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ öngörülmeyen hâllerde isebaşvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınmasıgerekir (Taner Kurban, § 21).
34. Somut olayda başvurucu, 6/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunduğu başvuru formunda askerlik hizmeti sırasında düşme sonucunda uğradığımaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın reddine kararverildiğini, bu karara yaptığı karar düzeltme talebinin AYİM İkinci Dairesinin18/9/2013 tarihli kararıyla reddedildiğini ve kararın 10/10/2013 tarihindekendisine tebliğ edildiğini belirtmiş ve tazminat davasının reddedilmesinedeniyle Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerinde düzenlenen sosyal hukuk devleti veeşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Başvurucu daha sonra 6/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunduğu dilekçesinde, AYİM kararında hüküm altına alınan ve davalı idareyeödenmesine karar verilen 13.690 TL avukatlık ücreti nedeniyle mahkemeye erişimhakkının da ihlal edildiğini iddia etmiştir.
36. Görüldüğü üzere aleyhine hükmedilen avukatlık ücreti nedeniylebaşvurucu tarafından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelikşikâyet, AYİM İkinci Dairesinin nihai kararının tebliğ tarihi olan 10/10/2013tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmamıştır. Diğer yandan 6/11/2013tarihli başvuru formunda da aleyhe hükmedilen avukatlık ücretinden şikâyetedilmemiş, açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle sosyal hukuk devletive eşitlik ilkesinin ihlal edildiği şikâyetinde bulunulmuştur.
37. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkin olarak otuz gün içinde şikâyette bulunulmadığından başvurununbu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması,
2. Mahkemeyeerişim hakkının ihlali iddiasının süre aşımı
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
15/10/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.