TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ÇELİKKIRAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9648)
Karar Tarihi: 20/1/2016
RG Tarih ve Sayı: 22/3/2016-29661
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Mehmet ÇELİKKIRAN
Vekili
:
Av. Feyzullah CİHANGİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malulü sayılma istemiyle açılan davanın AskeriYüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından gereği gibi incelenmeyerekreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 26/12/2013 tarihinde Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler giderilmiş, başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 5/5/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/9/2014 tarihli görüş yazısı 24/9/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşıbeyanlarını 8/10/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu; Ağustos 1998 celp döneminde Manisa Kırkağaç JandarmaEr Eğitim Alay Komutanlığında jandarma komando sınıfında zorunlu askerlikhizmetine başladığını, üç aylık eğitimin ardından Diyarbakır 7. KolorduKomutanlığına gönderildiğini, buradan da Diyarbakır Dicle Jandarma BölükKomutanlığı emrinde komando olarak PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarakatıldığını ifade etmiştir.
8. Başvurucu; operasyonlar nedeniyle ağır teçhizat ilekilometrelerce yol yürüdüğünü, soğuk kış şartlarına rağmen dağlarda yattığını,yine böyle bir operasyon dönüşü rahatsızlandığını, yapılan muayene sonucunda tüberkülozteşhisi konularak askerliğe elverişsiz olduğuna ve terhisine karar verildiğinibelirtmiştir.
9. Başvurucu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurarak vazifemalulü sayılmasını ve vazife malulü maaşı bağlanmasını talep etmiş ancakbaşvurusu reddedilmiştir.
10. Başvurucu, bu işleme karşı önce adli yargıda dava açmış;Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla baktığı davada12/4/2012 tarihli ve E.2009/603, K.2012/267 sayılı kararıyla yargı yolugörevsizliği nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
11. Bunun üzerine başvurucunun AYİM’deaçtığı davada önce dilekçenin reddine karar verilmiş, dilekçenin yenilenmesiüzerine görülen dava ise AYİM 3. Dairesinin 7/11/2013 tarihli ve E.2013/333,K.2013/1326 sayılı kararıyla esastan reddedilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Davadosyası ve kurum işlem dosyasının incelenmesinde, 21/8/1998 tarihinde Şubedensevk ile asker edilen davacının askerliğinin yaklaşık 4-5’inci ayından itibarentüberküloz teşhisi konularak tedavi ve hava değişimi verildiği, DiyarbakırAsker Hastanesinin 18/8/1999 gün ve 4431 sayılı raporu ile “solda tüberküloz florezi sekeli” teşhisi konularak askerliğe elverişliolmadığının belirtilmesi üzerine terhis edildiği, sonradan aylık bağlanmasıistemiyle yaptığı müracaatın reddedilmesi üzerine vekil aracılığıyla davaaçtığı anlaşılmaktadır.
…
Davacıaskerlik hizmetini yerine getirirken görevli olduğu sırada rahatsızlanmış,rahatsızlığı ile ilgili olarak bir müddet hava değişimine gönderilmiş, havadeğişimi sonunda hakkında askerliğe elverişli değildir raporu düzenlenmiştir.Davacının akciğer tüberkülozu rahatsızlığının askerlik görevinin sebep vetesiri ile meydana geldiğine dair soyut iddiası dışında bir bilgi ve belge ortayakonulamadığı gibi, dosya kapsamından da bu yönde bir bilgi de eldeedilmemiştir. Davacı taraf askere alma sırasında bu rahatsızlığının olmadığınıbunun vazife malulü sayılmak için yeterli olduğunu iddia etmiş ise de; yasal hükümlerin açık tespitlerine nazaran maluliyetidoğuran hadisenin askerlik hizmetinin sebep ve etkisi ile oluşmasının şartolarak koşulması karşısında hadisede görev malullüğünün oluşmadığı kanısınavarılmıştır. (Konuyla ilgili birebir örtüşen Askeri Yüksek İdare Mahkemesininkararları da bu yöndedir. Örn. AYİM 3.D. E.2011/1759K.2011/2463, 3.D E. 2005/259, K.2005/273, E.2011/2120, K.2012/2107)”
12. Kararda Başsavcılık, başvurucunun hastalığının görevin neden veetkisi ile oluşup oluşmadığının anlaşılması için bilirkişi mütalaası tespitettirilmesi ve alınacak rapora göre karar verilmesi gerektiği yönünde görüşbildirmiştir.
13. Karar 3/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu karardüzeltme yoluna gitmeksizin 26/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. AYİM kararında atıf yapılan AYİM 3. Dairesinin 24/2/2005 tarihlive E.2005/259, K.2005/273 sayılı kararında ise şöyle denilmiştir:
“…
Davacının hastalığı olan “geçirilmiş akciğertüberkülozu” ile ilgili GATA Komutanlığının başka bir dava dosyası nedeniyle15.03.2003 tarih ve 9029-753-03/153 sayılı ‘… Ülkemiz koşullarında hemen hemenolguların tamamında tüberküloz basili çocukluk çağında alınmakta ve bağışıklıksisteminin baskılanmasına neden olan hastalıklar açlık, aşırı yorgunluk gibifiziksel etmenler, yoğun psikolojik stres ve bağışıklık sistemini baskılayanilaçların kullanımı gibi pek çok olumsuz faktörlere bağlı olarak hastalıktekrar oluşmakta çoğunlukla beyin, beyin zarları ve akciğerlerde hastalıktablolarına neden olmaktadır.
Tüberküloz ülkemizde günümüz koşullarındagittikçe artan oranlarda karşılaşılan bir hastalıktır. Bu açıdan TSK’lerindegörevli herhangi bir personel ile sivil hayatın içinde olan kişiler arasındarisk açısından bir fark olmadığı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak hastalığınoluşumunda askerlik görevinin neden ve tekisin olamadığı (menfi) kanaatinevarılmıştır.’ şeklinde görüş bildirilmiştir.
…
Yukarıda açıklanan tıbbi mütalaalar karşısındadavacının durumu yeterince açıklığa kavuştuğundan yeniden tıbbi görüşistenilmesine veya bilirkişiye başvurulmasına gerek görülmemiştir.
…”
B. İlgiliHukuk
15. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanunu'nun 44. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebep ve suretle olursa olsunvücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar olduklarıtedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül)denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe aithükümleri uygulanır.”
16. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesi şöyledir:
“44 üncü maddedeyazılı malullük;
a)İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
b)Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi birkuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
c)Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa(Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla);
ç) Fabrika, atelye vebenzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdiktensonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışmakonusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna(Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlarada (Vazife malülü) denir.”
17. 5434 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Muvazzaf,yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp veterhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okuluöğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazifemalulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılıDevlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespitedilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetindebulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları,sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıklarıemeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'iüzerinden aylık bağlanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 20/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu;
i. Askerlik öncesinde yapılan muayenesinde askerliğe elverişliolduğu ve emsallerinden daha sağlam görüldüğü için komando olaraknaspedildiğini, askerlik hizmeti sırasında rahatsızlanması üzerine yapılanmuayenesinde ise akciğer tüberkülozu teşhisi konulduğunu; hastalığın, zorlukoşullarda bölücü terör örgütüne yapılan operasyonlar nedeniyle ve dolayısıylaaskerliğin sebep ve tesiriyle oluştuğunu zira ağır yük altında günlercekilometrelerce yol yürüdüğünü, soğuk kış şartlarına rağmen dağlarda yattığınınitekim böyle bir operasyon dönüşü rahatsızlandığını,
ii. İş Mahkemesinde görülen davada Mahkemenin verem savaşdispanserine yazdığı yazıya verilen cevapta, askerlik öncesinde dispanserdeverem tedavisi görmediğinin belirtildiğini, yine ara kararıyla sürekli işgöremezlik durumunun ve durumun askerlik görevinden kaynaklanıp kaynaklanmadığınıntespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlandığını, Adli TıpKurumunca bir kısım muayene, tetkik ve testlerin yapılması öngörülmüşkenMahkemece delillerin toplanması işlemi tamamlanmadan görevsizlik kararıverildiğini ve gerekli incelemenin yapılamadığını,
iii. AYİM'in bilirkişi incelemesi yaptırmadan eksik inceleme yaparak hükümkurduğunu, davalı idare veya yargı mercilerince hastaneye sevk ediliphastalığın ortaya çıkmasına neden olan etmenlerin tespitinin sağlanmadığını vesöz konusu etmenlerin yargı organı önünde tartışılmadığını,
iv. Belirtilen hastalıktan dolayı askerliğe elverişsizlik nedeniyleterhis edildiğinden iş bulamadığını belirterek Anayasa'nın 2. maddesindedüzenlenen sosyal hukuk devleti ilkesinin, 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının, 60. ve 61. maddelerinde düzenlenen sosyal güvenlikhakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru dilekçesi ve eklerinin incelenmesineticesinde başvurucunun, vazife malulü aylığı bağlanmasına ilişkin davasınınAYİM tarafından yeterli inceleme yapılmadan reddedilmesinden şikâyet ettiğianlaşılmıştır. Bu çerçevede başvuru adil yargılanma hakkı kapsamındahakkaniyete uygun yargılama yönünden incelenmiştir.
21. Başvurucunun iddiaları dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başkabir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
22. Başvurucu ağır askerlik koşulları nedeniyle tüberkülozhastalığına yakalandığını, bu nedenle vazife malulü sayılması gerektiğini, buistemle açtığı davada Adli Tıp Kurumundan ya da hastaneden rapor alınmadaneksik incelemeyle davasının reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Bakanlık görüş yazısında delillerin kabul edilebilirliği veyadeğerlendirilmesi gibi konuların öncelikle yerel mahkemeleri ilgilendirdiği vedelillerin kabul edilmesi ve yorumlanmasına ilişkin takdirin yerel mahkemelereait olduğu, Anayasa’da güvence altına alınan haklar ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece bunların bireysel başvuru konusu yapılamayacağı, AYİM’in yerleşik içtihadını mevcut başvuruda da uygulamaksuretiyle davayı yasal dayanaktan yoksun bularak reddettiği ancak başvurucununzorunlu askerlik hizmeti sırasında ve bu hizmetten dolayı askerliğe elverişsizhâle gelmesi ve malul duruma düşmesine yol açan rahatsızlığının sebebi ilemaluliyetinin nedeninin hastane veya Adli Tıp Kurumunca değerlendirilebileceği,AYİM’de açılan davada bilirkişi incelemesiyapılmayarak eksik inceleme ile davanın reddedilmesine dair şikâyetindeğerlendirilmesi sırasında bu hususların gözönündebulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
24. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta başvuru formundaileri sürdüğü iddialara ilaveten AYİM’de ilk açılan davadaverilen dilekçe ret kararının hatalı olduğunu zira vazife malulü aylığı yerineadi malullük aylığının da bağlanabileceğini belirtmiştir.
25. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkesmedeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuşbağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”
27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsamve içeriğinin, Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22).
28. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin,davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altınaalınmıştır. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılamamakamları, taraflarca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereğigibi incelemek zorundadır.
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre birmahkemenin davaya yaklaşımının, mahkemenin, başvurucunun iddialarına yanıtvermekten ve başvurucunun temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına nedenolması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesihakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85). Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması içindavaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerinietkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33).
30. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkinolarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgiliolup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Buçerçevede mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerininadil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesiningörevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi, başvuru konusu yargılamanınbütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
31. Başvurucu, komando olarak zorlu koşullarda yapılan operasyonlarakatıldığını ve hastalığının bu sırada ve bu nedenle yani askerliğin sebep vetesiriyle oluştuğunu ileri sürmüş; AYİM ise akciğer tüberkülozu rahatsızlığınınaskerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğine dair başvurucunun iddiası dışında bir bilgi ve belge ortayakonulamadığını, dosya kapsamından da bu yönde bir bilgi elde edilemediğini bunedenle vazife malulü sayılma şartının oluşmadığını belirterek öncekikararlarına atıfla bilirkişi incelemesi yaptırmadan davayı reddetmiştir.
32. 5434 sayılı Kanun hükümlerine (bkz. §§ 15-17) göre vazife malulüsayılabilmek için malullüğün vazifenin yapıldığı sırada vazifeden doğmuş olmasıgerekmektedir. Bu bağlamda AYİM’in atıfta bulunduğu içtihadında (bkz. § 14), askerliktenönce bünyeye giren tüberküloz basilinin etkilerini ortaya çıkaran askerlikfaktörlerinin vazife malullüğünün tespitinde önemli olmadığınındeğerlendirildiği anlaşılmaktadır.
33. Bu değerlendirme nedeniyle AYİM başvurucu özelinde konuyu ayrıcaincelememiş, genel kabulden hareketle başvurucunun askerlikten önce söz konusuhastalığın basilini aldığı varsayımıyladavayı reddetmiştir.
34. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davadabilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir. Bilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği vedeğerlendirilmesi hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa'daki hakların etkili birbiçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göretarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimdeinceleme görevi vardır.
35. Somut olayda başvurucunun askerlik öncesinde muayenesi yapılarakelverişli olduğu kabulüyle komando olarak naspedildiği, askerlik hizmetisırasında rahatsızlandığı, muayenesinde akciğer tüberkülozu teşhisi konulduğu,tedavisinin ardından askere elverişli olmadığı raporu verilerek terhis edildiğihususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Bununla birlikte AYİM, akciğertüberkülozu teşhisine ilişkin raporla askerliğe elverişli olmadığına ilişkinrapor ve terhisine ilişkin kayıtlar üzerinde başvurucunun iddialarına yönelikinceleme yapmamıştır.
36. Başvuruya konu uyuşmazlıkta başvurucunun temel iddiası askerliğeelverişsiz hâle gelmesinin nedeninin ağır askerlik koşulları olduğu ve böyleceaskerliğin sebep ve tesiriyle malul olduğudur.
37. Tüberkülozun, yaşam koşullarıyla yakından ilintili bir hastalıkolduğu dikkate alındığında başvurucunun hastalığının teknik ve özel bilgigerektiren tıbbi bir inceleme çerçevesinde değerlendirilmesi ve başvurucununiçinde bulunduğu özel askerlik koşullarının anılan hastalığa yol açıpaçmayacağının incelenmesi gerektiği açıktır.
38. Somut olayda başvurucunun temeliddiasının, genel bir kabule dayalı olarak reddedildiği ve böylecedavanın özünün gereği gibi incelenmediği sonucuna varılmaktadır.
39. Açıklanan nedenlerle yargılamaya bir bütün olarak bakıldığındabaşvurucunun öznel durumunun dikkate alınmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 sayılı Kanun’un 50.Maddesi Yönünden
40. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
41. Bakanlık görüşünde, ihlal tespiti hâlinde hakkaniyete uygun birtazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem veişlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
43. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmişolduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğinceihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
44. Başvurucu tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterlibir tatmin sağladığı değerlendirildiğinden başvurucunun tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C.Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Üçüncü Daire BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
D.Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35TL başvuru harcı ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TLyargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F.Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
20/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.