TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET AYDIN ve DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/271)
Karar Tarihi: 6/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
Mehmet AYDIN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun B sütunu)
Vekilleri
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvurular, hısımları M.R.A. terör örgütü üyeleriyle girilen çatışmada öldüğühâlde bu durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terörve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma vemülkiyet haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle deadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3.Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânlarınınolmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuş; Birinci ve İkinci BölümKomisyonlarınca adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
4.Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5.Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6.Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlığın yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7.Anayasa Mahkemesi tarafından 2014/276, 2014/278, 2014/284 başvuru numaralıdosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/271 başvuru numaralıdosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/271 başvuru numaralı dosyaüzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasınakarar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8.Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9.Başvurucular, hısımları M.R.A.nın18/5/1996 tarihinde terör örgütü mensuplarıyla yapılan çatışmada öldüğünü beyanetmiş ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyleriniterk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
10.Başvurucular, ekli tablonun C sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanunkapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11.Ekli tablonun D sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgelerden Sason ilçesi Derinceköyünün boşaltılmadığının, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığınınanlaşıldığı gerekçesiyle taleplerin reddine karar verilmiştir.
12.Başvurucular tarafından, belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun Esütununda belirtilen tarihlerde açılan iptal davalarında, ekli tablonun Fsütununda tarihleri gösterilen idare mahkemesi kararları ile hısım olan M.R.A.nın 18/5/1996 tarihinde terör örgütü mensuplarıylayapılan çatışmada şehit olduğu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurudilekçesinde, başvurucuların aileleri ile birlikte 1992 yılında göç ettiği,ayrıca yapılan keşif esnasında düzenlenen tanık ifade tutanaklarında dabaşvurucuların 1992 yılında köyü terk ettiği ve 2000 yılında geri döndüklerininbelirtildiği, bu nedenlerle geçici köy korucusu (GKK) M.R.A.nın18/5/1996 tarihinde şehit edilmesinin başvuruculara yönelik bir terör tehdidiya da saldırısı olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı gibi başvurucularınanılan tarihlerden çok önce (1992 yılında) ikamet ettikleri Derince köyüGençler mezrasından göç ettiklerinin görülmesi, bu durumda anılan köyün tamamenboşalmamış olması diğer bir ifadeyle köyde nesnel güvenlik kaygısınınyaşanmamış olması ve hısımlarının şehit olmasının kişiye yönelik bir tehdit yada saldırı olarak kabulüne olanak bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanunhükümlerine göre taleplerin idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığıgerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.
13.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G sütununda gösterilen tarihlerdeDanıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ile kararlarınusul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerininkararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerekhükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
14.Başvurucuların karar düzeltme istemi, ekli tablonun H sütununda belirtilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ilereddedilmiştir.
15.Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara tebliğ edilmiş vemuhtelif tarihlerde süresi içinde başvurucular tarafından bireysel başvurudabulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16.5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17.5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engellihâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altıkatı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespitedilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespitedilenlere yirmibeş katından kırksekizkatı tutarına kadar,
d) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespitedilenlere kırkdokuz katından yetmişikikatı tutarına kadar,
e) Ölenlerinmirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e)bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18.Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
19.Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini, idare tarafından köy halkına “Köy korucusu ol ya da köyü terk et.”şeklinde yapılan baskının ve zorlamanın Mahkemece dikkate alınmadığını,dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köylerininboşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmaksızın terör örgütümensuplarınca hısımları M.R.A.nın öldürülmesine dairözel durumları gözönünde bulundurulmadan köyüntamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesi ve şahıslarına yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmaması ileri sürülerek sundukları belgelerdeğerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını vebu belgeler kendilerine tebliğ edilmediği için kendilerine savunma yapmaimkânının tanınmadığını, verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.
20.Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, kendileritarafından sunulan belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgeleredayanarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili vegerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, idarenin can vemal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyethaklarından yoksun kaldıklarını, Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’dayer almayan bir neden ileri sürülerek Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerininreddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş vemaddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvurudilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamındakizararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyleAnayasa’nın 2., 7., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve malgüvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldıklarımülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanmasıimkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlaliddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesisonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiasıyönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddialarıaşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
22.Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.
23.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardanbirine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veyamenfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortayakoyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarınınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 38-41; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).
24.Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadankaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yönde bulunmamaktadır.
25.Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarınınihlal edildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
26.Başvurucular; taraflarınca sunulan bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızınsadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgeleredayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
27.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıpkarşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların,temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılantespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu,başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamındamahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulan belgelerdeğerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik vebeyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
28.Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucularaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
29.Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
30.Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dairyeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
31.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariçolmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediğiiddia edilen taleplerin Derece Mahkemeleri kararlarında denetlenerekreddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
32.Somut başvuruların incelenmesi neticesinde başvurucuların taleplerinin 5233sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında DereceMahkemelerince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığınınçeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamındadeğerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunuetkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 12, 13),İlk Derece Mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçelerin hukuka uygunbulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların, hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında gerekçelikarar haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
33.Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğiiddialarının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddialar
34. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinindeğerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makulsürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananmakul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
35. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireyselbaşvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
37. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C sütunu) ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I sütununda her birbaşvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamuotoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmeninolduğu tespit edilemediğinden ve başvurular açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı anlaşılmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
39.Başvurucular, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyleköylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmaksızın terörörgütü mensuplarınca hısımları ve başvurucu Mustafa Aydın’ın kardeşi M.R.A.nın öldürülmesine dair özeldurumları dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesineve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasınadayanılarak verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.
40.Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında,bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemecekabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
41. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derecemahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması,delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasıile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönündenadil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tekistisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyuhiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).
42.Başvuru konusu olayda başvurucular; mevcut delillerin değerlendiriliptartışılmadığını, davalı tarafın beyanlarına dayalı olarak karar verildiğini,terör örgütü mensuplarınca hısımları ve başvurucu Mustafa Aydın’ın kardeşi M.R.A.nın öldürülmesine dair özel durumları gözönünde bulundurulmadan karar verildiğini belirtilmekteolup başvurucuların iddialarının özünün Derece Mahkemesince delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
43.Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, ikinci derece hısımları M.R.A.nın 18/5/1996 tarihinde terör örgütü mensuplarıylayapılan çatışmada şehit olduğunu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurudilekçesinde, başvurucuların aileleri ile birlikte 1992 yılında göç ettiğini,ayrıca yapılan keşif esnasında düzenlenen tanık ifade tutanaklarında dabaşvurucuların 1992 yılında köyü terk ettiğini ve 2000 yılında geridöndüklerinin belirtildiğini, bu nedenlerle geçici köy korucusu M.R.A.nın 18/5/1996 tarihinde şehit edilmesininbaşvuruculara yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısı olarak kabul edilmesineolanak bulunmadığı [başvurucu Mustafa Aydın açısından ise GKK olan kardeşi M.R.A.nın 18/5/1996 tarihinde terör örgütü mensuplarıncagirilen çatışmada hayatını kaybetmesine karşın anılan tarihten çok önce (1992yılında) Derince köyünden göç etmesi nedeniyle kendisine yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısından dolayı yerleşim yerini terk ettiğini kabule olanakbulunmayacağı] gibi başvurucuların ikamet ettikleri Derince köyü Gençlermezrasından anılan tarihlerden çok önce (1992 yılında) göç ettikleriningörüldüğünü, bu durumda anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer birifadeyle köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve hısımlarınınşehit olmuş olmasının kişiye yönelik bir tehdit ya da saldırı olarak kabulüneolanak bulunmaması nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyleDerece Mahkemesi kararları onanmış; karar düzeltme talepleri isereddedilmiştir. Bu çerçevede Derece Mahkemelerinin kararlarında açık bir keyfîlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
44.Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünüyerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddiaetmektedirler.
45.Başvuru dilekçeleri incelendiğinde Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğininileri sürüldüğü bölümde başvurucular tarafından, 5233 sayılı Kanun kapsamındatanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia edilmiş fakatidari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz konusudüzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesin ihlalettikleri ileri sürülmüştür.
46.Başvurucular tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki iddialarınyargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarakyukarıda yapılan değerlendirme neticesinde (bkz. §§ 38–42) başvurucularındelillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkinolarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu dasaptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerinceadil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespitedilmiş olduğundan mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarınayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür,B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).
47.Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanunyolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdirhatası ve açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5.Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuların yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA
4
3
2
1
Sıra
2014/284
2014/278
2014/276
2014/271
Başvuru
Numarası
A
Abdulaziz AYDIN
Orhan AYDIN
Mustafa AYDIN
Mehmet AYDIN
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
B
13/9/2007
13.223
30/5/2008
17.542
3/1/2006
8.341
30/5/2008
17.543
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
C
27/1/2011
2011/1-872
27/1/2011
2011/1-880
27/1/2011
2011/1-886
27/1/2011
2011/1-881
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
D
5/5/2011
16/5/2011
16/5/2011
16/5/2011
Dava
Tarihi
E
23/2/2012
23/2/2012
23/2/2012
23/2/2012
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
F
20/12/2012
20/12/2012
20/12/2012
20/12/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
G
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
H
6 yıl
5 yıl 3 ay
7 yıl 8 ay
5 yıl 3 ay
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
I
6/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.