TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET EMİN SUMELİ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3585)
Karar Tarihi:7/7/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucular
:
Mehmet Emin SUMELİ
Barış KARAHAN
Erhan ÖZEL
Vekilleri
:
Av. Mehmet ERBİL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun veyargılamanın makul olmayan süredir devam ettiği, adil bir yargılama yapılmadığıgerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/5/2013 tarihindeİstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 31/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 17/2/2014tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü14/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından AnayasaMahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/3/2014 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, karşı beyanlarını 2/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 2/11/2008tarihinde gözaltına alınmışlar ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2008tarihli ve 2008/115 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmışlardır.
9. Başvurucular hakkında,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/2008 tarihli ve E.2008/1461 sayılıiddianamesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 174. ve314. maddeleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun5. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Budava İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2008/309 sayılı dosyasınakaydedilmiştir.
10. Başvuruculardan, Barış Karahanve Mehmet Emin Sumeli İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesince 9/6/2011 tarihli duruşmada tahliye edilmişlerdir.
11. İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesinin 15/11/2011 tarihli ve E.2008/301, K.2011/271 sayılı kararıylabaşvurucular Mehmet Emin Sumeli ve Barış Karahan’ıntoplam 10 yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıylacezalandırılmalarına, başvurucu Erhan Özel’in ise 11 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına kararverilmiştir.
12. Anılan kararın temyiziüzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 10/1/2013 tarihli ve E.2012/6852, K.2013/511sayılı ilâmı ile başvurucu Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmünonanmasına, başvurucu Mehmet Emin Sumeli hakkındaverilen hükmün ise silahlı terör örgütü üyesi olma suçu yönünden bozulmasınakarar vermiştir.
13. Bozma kararı sonrasındayapılan yargılamada, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarihli veE.2013/54, K.2013/111 sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir. Bu kararın temyiz incelemesi Yargıtay 16. Ceza DairesininE.2015/2586 sayılı dosyasında halen devam etmektedir.
14. Başvurucular, 20/5/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
15. 5237 sayılı Kanun’un 314.maddesi şöyledir:
(1) Bu kısmındördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlıörgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğerhükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
16. Aynı Kanun’un 174. maddesişöyledir:
(1) Yetkilimakamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı,boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal,biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer biryere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldansekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî paracezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkrakapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekliolan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.
(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütünfaaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır.
(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan,kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, biryıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
17. 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununda yer alan;
…
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
…
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veyahapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararıverilemez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 7/7/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/5/2013 tarihli ve 2013/3585 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucular; uzun süredirtutuklu olduklarını ve makul bir süre içinde serbest bırakılmadıklarını,yargılamalarının makul olmayan bir süredir devam ettiğini, her türlü şüphedenuzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmadan, ceza indiriminden faydalanmakiçin aleyhe ifadede bulunan sanığın beyanlarına dayanılarak haklarında hükümverildiğini, Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmün Yargıtaytarafından 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarıncabozulması gerekirken onandığını belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, yeniden yargılanma vetazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. KişiÖzgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası
20. Başvurucular, uzun süredirtutuklu olduklarını ve makul bir süre içinde serbest bırakılmadıklarını ilerisürmüşlerdir.
21. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuMehmet Emin Sumeli’nin 9/6/2011 tarihinde tahliyeedilerek tutukluluk halinin sona erdirildiğini, dolayısıyla uzun tutukluluğailişkin şikayetlerinin 23/9/2012 tarihinden önceki karar ve işlemlere yönelikolduğunu belirtmiştir.
22. Başvurucular AdaletBakanlığının görüşüne karşı tutuksuz yargılanmanın asıl olduğunu, Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında üç yıllık tutukluluğun uzuntutukluluk olarak değerlendirildiğini belirtmişlerdir.
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşennihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
24. Bu hüküm gereğince AnayasaMahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zamanbakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin budüzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararlarıda içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14,).
25. Kişiserbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıylamahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibariyla datutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunugerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçunişlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bunedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasınahükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve birtutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona ermektedir. Bu açıdanmahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,2/7/2013, § 33).
26. Somut olayda başvurucularBarış Karahan ve Mehmet Emin Sumeli, İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 5/11/2008 tarihindetutuklanmış, yargılama devam ederken İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince9/6/2011 tarihinde tahliye edilmişlerdir. Dolayısıyla başvurucuların tutuklulukhalleri, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinden önce sona ermiştir.
27. Başvurucu Erhan Özel ise5/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin15/11/2011 tarihli kararıyla, üzerine atılı suçlardan hapis ve adli para cezasıile cezalandırılmasına karar verilmesiyle suç isnadına bağlı tutukluluk hali,Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinden önce sona ermiştir.
28. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların tutukluluğa ilişkin şikâyetlerine konu olan kararların tamamınınAnayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden öncekesinleştiği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
i. YargılamanınSonucu İtibariyle Adil Olmadığı İddiası
29. Başvurucular her türlüşüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmadan, ceza indirimindenfaydalanmak için aleyhe ifadede bulunan sanığın beyanlarına dayanılarak hükümverildiğini, Erhan Özel ve Barış Karahan hakkında verilen hükmün Yargıtaytarafından 6352 sayılı Kanun’un 85. maddesi uyarınca bozulması gerekirken onamakararı verildiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
(1) Başvurucu Mehmet Emin SumeliYönünden
30. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
31. 6216 sayılı Kanun’un“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
32. Anılanhükümler uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesinedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısalmakamların görevidir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarınınöncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
33. AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§17).
34. 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başkabir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamınınsağlanmış olması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olanbaşvuru yolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarakbir başvurunun incelenmesine karar verebilir. Başvuru konusu olay dikkatealındığında başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasınıgerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir (ÜmitAta, B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33).
35. Somut olayda İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi 15/11/2011 tarihli ve E.2008/301, K.2011/271 sayılıkararıyla başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin toplam 10yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına kararvermiş, bu hüküm Yargıtayca bozulmuş, bozma kararısonrasında yapılan yargılamada, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 9/5/2013tarihli ve E.2013/54, K.2013/111 sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar vermiş bu kararın temyiz incelemesinin ise halen devam ettiğianlaşılmıştır. Bu nedenle bu şikâyetler bakımından olağan kanun yollarıtüketilmemiştir.
36. Açıklanannedenlerle, kanunda öngörülmüş başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
(2) Başvurucular Barış Karahan ve Erhan ÖzelYönünden
37. 6216 sayılı Kanun’un“Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) ve (5) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda veİçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurtdışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüneilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.
…
(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içindebaşvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeşgün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğiniinceleyerek talebi kabul veya reddeder.”
38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.maddesi şöyledir:
“(1)Bireyselbaşvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.
(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı birmazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretininkalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde vemazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Komisyonlarraportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde karar taslağıhazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüpgörülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.
(3) Başvurunun niteliğine uygun düştüğü takdirde mazeret vekabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak hazırlanıp bu iki husus birliktekarara bağlanabilir.”
39. 1/2/1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümesiletebligat” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.”
40. Bireysel başvurunun önşartlarından biri de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkatealınması gereken bir usul hükmüdür.
41. Bireysel başvuruların, 6216sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurtdışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
42. Bununla beraber İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca,mücbir sebep veya ağır hastalık gibi “haklı mazeret” nedeniyle otuz gün içindebaşvuru yapılamadığı takdirde, bu durumu delillendirenbelgeler ile birlikte mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş güniçerisinde de bireysel başvuru yapma imkânı bulunmaktadır (Yasin Yaman, B.No: 2012/1075, 12/2/2013, § 20).
43. Hangi hâllerin haklı mazeretolduğunun önceden belirlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemenin, ilerisürülen mazeretin haklı olup olmadığını her başvuruda, olayın özelliklerinidikkate alarak değerlendirmesi gerekir (YasinYaman,§ 21).
44. Somut olayda, Derece Mahkemesininbaşvurucular Barış Karahan ve Erhan Özel hakkındaki kararı, Yargıtay 9. CezaDairesinin 10/1/2013 tarihli ilâmıyla kesinleşmiştir. Başvurucular, Yargıtayilamının daha önceki vekillerinin bürosuna 9/4/2013 tarihinde tebliğedildiğini, ancak ilgili vekilin rahatsızlığı nedeniyle tebligattan 21/4/2013tarihinde haberdar olduklarını belirterek mazeret beyanında bulunmuşlar, ancakbu mazerete ilişkin belgelerin ibrazı için yazılan yazıya yasal süresiiçerisinde cevap vermemişlerdir. Bu nedenle başvurucuların ileri sürdüğümazeretin haklı görülmesi mümkün değildir.
45. 7201 sayılıKanun’un 11. maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilenişlerde tebligat vekile yapılır ve tebliğ edilen evrakın içeriğine göre birkanun yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarihitibarıyla işlemeye başlar(YasinYaman,§ 24).
46. Başvurucularındaha önceki avukatına nihai karar 9/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, butarihten itibaren en son 9/5/2013 tarihine kadar başvuru yapılması gerekirken,20/5/2013 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucunavarılmaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle,başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayanbireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinbu kısmının “süre aşımı”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir
ii. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiasıYönünden
48. Başvurucular, makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular BarışKarahan ve Erhan Özel’in adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkinolarak, yukarıda belirtilen gerekçelerle süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlikkararı verilmiştir (bkz. §§ 37-47). Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’ninmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin açıkça dayanaktanyoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başkabir neden de bulunmadığı anlaşılan bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
49. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli,hakkında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
50. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri,§§41–45).
52. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E.,B. No: 2013/625, 9/1/2014, §31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulmasıveya el değiştirmesi” suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, 174. maddesinin (1) numaralıfıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Buçerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvencesi kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır.
53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (B.E.,§ 34).Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun gözaltına alındığı 2/11/2008tarihidir.
54. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma kapsamında, 2/11/2008 tarihinde gözaltına alınarak 5/11/2008tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında, Başsavcılığın 26/11/2008 tarihliiddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddelerin izinsizolarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, İstanbul 10. AğırCeza Mahkemesince, başvurucunun savunmasının alındığı, toplanan delillerdoğrultusunda 26/2/2013 tarihli karar ile başvurucunun, üzerine atılı suçlardan10 yıl 5 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına kararverildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 9. CezaDairesinin 10/1/2013 tarihli ilamıyla hükmün bozulmasına karar verildiğibelirlenmiştir. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece,başvurucunun 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.Bu kararın temyiz incelemesinin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E.2015/2586 sayılıdosyasında halen devam ettiği anlaşılmıştır.
55. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B.E.,§§23-41; Ersin Ceyhan, B. No:2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).
56. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunuortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sözkonusu yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
57. Açıklanan nedenlerle,başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nin Anayasanın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
58. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli,maruz kaldığı zarar karşılığı olarak 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
59. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
60. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’nintarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılamasüresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
61. Başvurucu Mehmet Emin Sumelitarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
62. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkınıihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan biryargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlaledildiği yönündeki şikâyetlerinin “zamanbakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvuruculardan;
1. ErhanÖzel ve Barış Karahan’ın adil yargılanma hakkının ihlali iddialarının “süre aşımı” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. MehmetEmin Sumeli’nin yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığı iddiasının “başvuru yollarınıntüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. MehmetEmin Sumeli’nin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. MehmetEmin Sumeli’nin Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucu Mehmet Emin Sumeli’ye net5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular Erhan Özel ve Barış Karahan tarafından yapılanyargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
E. Başvurucu Mehmet Emin Sumelitarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin Mahkemesine gönderilmesine,
7/7/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.