TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET KULAKSIZOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8841)
Karar Tarihi: 23/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mehmet KULAKSIZOĞLU
Vekilleri
:
Av. Enver Arsal YILDIRIM, Av. İrem Bilge YILDIRIM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargı kararlarının uygulanmaması ve yargılamalarınmakul sürede sonuçlandırılamaması nedenleriyle makul sürede yargılanma, etkilibaşvuru ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/11/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/1/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
1. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)bünyesinde daire başkanı olarak görev yapmakta iken hakkında tesis edilen atamave görevlendirme işlemlerine karşı açtığı davalarda lehine verilen kararlarıuygulamayan TPAO YönetimKurulu üyeleri hakkında cezadavası açılmasına izin verilmesi yönünde talepte bulunmuş; talebin zımnenreddedilmesi üzerine Ankara 8. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
8. Ankara 8. İdare Mahkemesi 21/12/1999 tarihli ve E.1999/348,K.1999/1401 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.Davalı İdarenin temyizi üzerine karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 26/3/2003tarihli kararıyla bozulmuştur.
9. İlk Derece Mahkemesi, kararında ısrar ederek 25/9/2003tarihli ve E.2003/1398, K.1003/1034 sayılı kararıyla dava konusu işleminiptaline karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“Dava dosyasının incelenmesinden, 1970yılından itibaren davalı idarede çeşitli kademelerde görev yapan davacının,1994 yılında Sondaj Grup Başkanlığı görevine atandığı, bu görevde çalışmaktaiken 27.1.1998 gün ve 1260/11 sayılı işlemle bu görevden alınarak İnceleme veGeliştirme Kurulu Üyeliğine atandığı bu işleme karşı açtığı davada Ankara 2.İdare Mahkemesi'nin 30.4.1998 gün ve E: 1998/266 sayılı kararı ile dava konusuişlemin yürütülmesinin durdurulduğu ve aynı mahkemenin 1.7.1998 gün ve E:1998/266, K: 1998/749 karar sayılı kararı ile davaya konu işlemin iptalinekarar verildiği, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nde bu dava görüşülmekte iken yinedavalı idarece tesis olunan 12.6.1998 gün ve 1271/15 sayılı kararla davacınınSondaj Grup Başkanlığı görevinden, İnceleme ve Araştırma Kurulu üyeliğineatandığı, davalı idare bu işlemi ile Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin yürütmenindurdurulması yolundaki kararı kağıt üzerinde uygulayarak, mahkemenin esasınailişkin kararını beklemeden ve bu kararı yok sayarak yeni bir işlem tesisettiği, bunun üzerine açılan davada da Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 11.9.1998gün ve E: 1998/818 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına ve bilahare23.2.1999 gün ve E: 1998/818, K: 1999/99 sayılı kararla işlemin iptaline kararverildiği, bu kez Ankara 2. ve 8. İdare Mahkemelerinde bu davalar derdest ikendavalı idarenin 9.11.1998 gün ve 169 sayılı işlemi ile davacının Batman BölgeMüdürlüğü'nde geçici olarak görevlendirildiği ve açılan davada da Ankara 6.İdare Mahkemesi'nin 13.11.1998 gün ve E: 1998/1105 sayılı kararıyla davaya konuişlemin yürütülmesinin durdurulduğu ve son olarak da Ankara 2. İdareMahkemesi'nin 29.6.1999 gün ve E: 199/475, K: 199/479 karar sayılı kararıyladavacının naklen atanması işleminin iptal edildiği, bunun üzerine adı geçeninAnkara Cumhuriyet Savcılığına Yönetim Kurulu üyeleri hakkında şikayettebulunduğu, yakınma üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.1998 gün veHz: 1998/68285, K: 1998/29171 sayılı kararla takipsizlik kararı verdiği bukarara karşı yapılan itiraz üzerine Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.1998gün ve 1998/686 sayılı kararıyla, takipsizlik kararının kaldırıldığı vesoruşturma izni alınması gerektiğine karar verildiği ve davacının bu yoldakitalebine davalı idarece yanıt verilmemesi üzerine görülmekte olan iş bu davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
...
Yukarıda belirlenen yasal mevzuat, dosyadabulunan belgeler ve oluşa göre idare mahkemelerince verilen yürütmenindurdurulması ve iptal yönündeki kararları uygulamayan ya da uygulayıp kısasürede aksi yönde işlemde bulunan ilgililer hakkında yasal kovuşturmayollarının açık tutulması ve Hukuk Devleti kurallarının işletilmesi için izinverilmesi gerekirken aksine tesis edilen işlemde hukuka uygunlukgörülmemiştir.”
10. Davalı idarenin anılan kararı temyiz etmesi üzerine Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulunun 22/11/2007 tarihli ve E.2004/125, K.2007/2320sayılı kararıyla ısrar kararının bozulmasına karar verilmiştir.
11. Söz konusu karara karşı başvurucu tarafından karar düzeltmeyoluna başvurulması sonucunda ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun27/9/2012 tarihli ve E.2008/643, K.2012/1298 sayılı kararıyla başvurucununkarar düzeltme talebinin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ileısrar kararının onanmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararın tebliğtarihinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzerekarar verilmiştir.
12. Anılan kararakarşı davalı idarecekarar düzeltme yoluna başvurulması sonucu Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunun 30/5/2013 tarihli ve E.2013/576, K.2013/2156 sayılı kararıyla6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesihükmünden bahisle karar düzeltme aşamasında verilen kararlara karşı yenidenkarar verilmesine hukuken imkân bulunmadığı, bu hususun kararda sehven yeraldığından bahisle karar düzeltme talebinin incelenmeksizin reddine kararverilmiştir.
13. Karar, başvurcuya 11/11/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 9/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda başvurmuştur.
2. Meslek Tazminatı Ödenmemesine İlişkinSüreçler
15. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
16. Başvurucu tarafından, TPAO'da çalıştığı döneme ilişkinolarak 1/9/1999 tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatınınödenmesinin durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle 27/10/1999tarihinde Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
17. Ankara 6. İdare Mahkemesi 20/2/2001 tarihli ve E.199/1155,K.2001/252 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiş, karar Danıştay Onbirinci Dairesinin 16/4/2002 tarihli ve E.2001/2317,K.2002/1245 sayılı kararıyla bozulmuştur.
18. İlk Derece Mahkemesi 10/10/2002 tarihli ve E.2002/1401,K.2002/1179 sayılı kararıyla ilk kararında ısrar ederek yeniden davanın reddinekarar vermiş; karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1/4/2004 tarihlive E.2003/23, K.2004/411 sayılı kararıyla bozulmuştur.
19. İlk Derece Mahkemesi 22/2/2008 tarihli ve E.2008/223,K.2008/196 sayılı kararıyla meslek tazminatının ödenmesinin bir yıl süreyledurdurulmasına ilişkin işlemin iptaline ve davanın açıldığı 27/10/1999tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte yoksun kalınan parasalhakların başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
20. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu Danıştay Onbirinci Dairesinin 8/2/2011 tarihli ve E.2008/6063,K.2011/1029 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar onanmıştır.
21. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 27/9/2013 tarihli veE.2011/4773, K.2013/8323 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
22. Karar, başvurucuya 13/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
23. Başvurucu 9/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Diğer yandan TPAO'da çalıştığı döneme ilişkin olarak1/9/2000 tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatının ödenmesinindurdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle de başvurucu tarafından Ankara6. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
25. Ankara 6. İdare Mahkemesi 9/5/2001 tarihli ve E.2000/1627,K.2001/594 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiş; karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 16/4/2002 tarihli ve E.2001/4863,K.2002/1244 sayılı kararıyla bozulmuştur.
26. İlk Derece Mahkemesi 9/10/2002 tarihli ve E.2002/1388,K.2002/1146 sayılı kararıyla ilk kararında ısrar ederek yeniden davanın reddinekarar vermiş, karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1/4/2004 tarihli veE.2003/22, K.2004/412 sayılı kararıyla bozulmuş, karar düzeltme talebi de28/6/2007 tarihli ve E.2004/2291, K.2007/1656 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
27. İlk Derece Mahkemesi 11/9/2007 tarihli ve E.2007/890,K.2007/1372 sayılı kararıyla meslek tazminatının ödenmesinin bir yıl süreyledurdurulmasına ilişkin işlemin iptaline ve davanın açıldığı tarihten itibarenişletilecek yasal faiziyle birlikteyoksun kalınanparasal hakların başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
28. Karar, kanun yollarına başvuru yapılmaksızın kesinleşmiştir.
B. İlgili Hukuk
29. 2577 sayılıKanun’un28. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. Ancak, ancak disiplin hükümleri saklıdır.”
30. 2577 sayılı Kanun’un52. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesişöyledir:
“Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuşolması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarınınyürütülmesini durdurmaz.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu, TPAO bünyesinde görev yaptığı süre içindehakkında tesis edilen atama ve görevlendirme işlemlerine karşı açtığı davalardaverilen kararların idarece uygulanmaması nedeniyle kararı uygulamayanlarınyargılanmaları yönünde yaptığı başvurunun reddedilerek bu kişilerinyargılanmalarına izin verilmediğini, anılan işleme karşı açtığı davanın makulolmayacak şekilde on beş yıl sürdüğü için açılan davadan da sonuç alamadığınıve 2005 yılında resen emekli olmak zorunda kaldığını, bunun yanında meslektazminatının ödenmesinin durdurulması işlemlerine karşıaçtığıdavaların da makul sürede sonuçlandırılmadığını ve iptal kararları verilmesinekarşın Mahkeme kararlarının uygulanmayarak tazminatların ödenmediğinibelirterek makul sürede yargılanma, etkili başvuru ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile tarafına 91.400TL maddi ve 392.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında tesis edilen atama vegörevlendirme işlemleri hakkında verilen kararları uygulamayan kişilerinyargılanmalarına izin verilmemesinden, mesleki tazminat ödenmemesine ilişkinkararların uygulanmamasından ve davaların makul sürede sonuçlandırılmamasındanşikâyet etmektedir. Başvurucunun şikâyetlerinin ayrı başlıklar hâlindedeğerlendirilmesi gerekmiştir.
a. Suç Duyurusuna İlişkinİddia
34. Başvurucu, atama ve görevlendirme işlemleri hakkında verilenMahkeme kararlarını uygulamayan kişilerin yargılanmalarına izin verilmemesindenşikâyet etmektedir.
35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir…”
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
37. 6216 sayılı Kanun’un“Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”
38. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücütarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın -Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nintaraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başkaifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamıdüzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir.
40. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” vebir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerekir. Dolayısıylabahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasınadayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireyselbaşvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
41. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre birceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep edenmağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişilerSözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları,ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş olmasıveya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya dabağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa,B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 70).
42. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nunyürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânıortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medenihaklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca soruşturma izniverilmemesine dair kararın etkileri ceza muhakemesi süreci ile sınırlı oluphukuk mahkemeleri açısından bu kararın bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır.
43. Başvurucu, suç işlediğini düşündüğü üçüncü kişiler hakkındasoruşturma açılmasını sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup talebiüçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişilerinfiili nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyorve buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa hukuk mahkemeleri önünde davaaçma imkânı vardır.
44. Sonuç itibarıyla başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinedayanan ihlal iddiasının konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşmekapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.
45. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarınınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 11/9/2007Tarihli ve E.2007/890, K.2007/1372 Sayılı Kararının Uygulanmaması NedeniyleYargı Kararının İcrası Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucu, 1/9/2000 tarihinden itibaren bir yıl süreylemeslek tazminatının ödenmesinin durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyleaçtığı dava hakkında verilen kararın uygulanmaması nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
47. 6216 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (8) numaralıfıkrası şöyledir:
"Mahkeme,23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhineyapılacak bireysel başvuruları inceler."
48. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bubaşvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün değildir(Doğan Yıldırım, B. No:2013/9831, 10/3/2015, § 23).
49. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin birtarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmamasıhukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (ZaferÖztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
50. Başvuru konusu olayda İlk Derece Mahkemesi sonuç itibarıyla11/9/2007 tarihli ve E.2007/890, K.2007/1372 sayılı kararıyla meslektazminatının ödenmesinin bir yıl süreyle durdurulmasına ilişkin işleminiptaline ve davanın açıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziylebirlikte yoksun kalınan parasal hakların başvurucuya ödenmesine karar vermiş,anılan karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
51. Başvurucu anılan kararın uygulanmadığını ileri sürmüş olupMahkememizin 18/1/2016 tarihli bilgi istem yazısı ile kararın uygulanıpuygulanmadığı hakkında TPAO'dan bilgi istenmiş, TPAO da 29/1/2016 tarihliyazısı ile bilgi istem yazısına cevap vermiştir.
52. TPAO'nun verdiği cevapta, İlk Derece Mahkemesinin 11/9/2007tarihli ve E.2007/890, K.2007/1372 sayılı kararı üzerine yoksun bırakılanmeslek tazminatının faiziyle birlikte (2.180,59 TL)21/9/2007 tarihindebaşvurucun banka hesabına yatırıldığı bildirilmiş ve buna ilişkin banka dekontusunulmuştur.
53. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin 11/9/2007 tarihli veE.2007/890, K.2007/1372 sayılı kararı üzerine yoksun bırakılan meslektazminatının faiziyle birlikte 21/9/2007 tarihinde başvurucuya ödenerek Mahkemekararının uygulandığı görülmektedir.
54. Açıklanan nedenle bireysel başvuruya konu edilen şikâyeteilişkin yargılama sürecinin ve yargı kararının icrasının 23/9/2012 tarihindenönce sonlanmış olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin zamanbakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Ankara 6. İdare Mahkemesinin22/2/2008Tarihli ve E.2008/223, K.2008/196 Sayılı Kararının Uygulanmaması Nedeniyle YargıKararının İcrası Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
55. TPAO'da çalıştığı döneme ilişkin olarak 1/9/1999 tarihindenitibaren bir yıl süreyle meslek tazminatının ödenmesinin durdurulmasına ilişkinişlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının tazimini istemiylebaşvurucu tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
56. İlk Derece Mahkemesi sonuç itibarıylaİlkDerece Mahkemesi 22/2/2008 tarihli ve E.2008/223, K.2008/196 sayılı kararıylameslek tazminatının ödenmesinin bir yıl süreyle durdurulmasına ilişkin işleminiptaline ve davanın açıldığı 27/10/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikte yoksun kalınan parasal hakların başvurucuya ödenmesine kararvermiş, karar kanun yollarının tüketilmesi ile kesinleşmiştir.
57. Başvurucu anılan kararın uygulanmadığını ileri sürmüş olupMahkememizin 18/1/2016 tarihli bilgi istem yazısı ile kararın uygulanıpuygulanmadığı hakkında TPAO'dan bilgi istenmiş, TPAO da 29/1/2016 tarihliyazısı ile bilgi istem yazısına cevap vermiştir.
58. TPAO'nun verdiği cevapta, İlk Derece Mahkemesinin 22/2/2008tarihli ve E.2008/223, K.2008/196 sayılı kararına yönelik olarak başvurucuvekili tarafından yapılan bir takip veya başvuru bulunmadığı belirtilerekMahkeme kararının uygulanmadığı hakkında bilgi verilmiştir.
59. Bu durumda başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Yargılama SüresininMakul Olmadığına İlişkin İddia
60. Başvurucu, açtığı davaların makul süredesonuçlandırılamaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
61. Başvurucu tarafından makul sürede sonuçlandırılmadığındanşikâyet edilen Ankara 8. İdare Mahkemesinde görülen davaya konu yargılamahakkında; konu bakımından yetkisizlik kararı verilmesi, Ankara 6. İdareMahkemesinin 2007/890 esasına kayıtlı dava hakkında; zaman bakımındanyetkisizlik kararı verilmesi nedenleriyle bu davalar yönünden makul süreincelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.
62. Diğer taraftan başvurucu tarafından Ankara 6. İdareMahkemesine açılan ve Mahkemenin 2/2/2008 tarihli ve E.2008/223, K.2008/196sayılı kararı ile sonuçlanıp kanun yollarından geçerek 27/9/2013 tarihindekesinleşen davaya ilişkin olarak makul süre incelemesi yapılması gerekir.
63. Bu durumda başvurucunun, Ankara 6. İdareMahkemesinin2/2/2008 tarihli ve E.2008/223, K.2008/196 sayılı kararı ilesonuçlanan davaya ilişkin olarak yargılama süresinin makul olmadığı yönündekişikâyeti, açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedenide bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
a. Yargı Kararının İcrası Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
64. Başvurucu, TPAO'da çalıştığı döneme ilişkin olarak 1/9/1999tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatının ödenmesinindurdurulmasına ilişkin işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarınıntazmini istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinde açtığı davada verilen kararınuygulanmadığı gerekçesiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
65. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
66. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
67. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanAİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
68. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil; yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayanbir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
69. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürmeve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını dakapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan veyargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsayargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
70. Yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olmasıyeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir.Hukuk sisteminde nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuçdoğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkemekararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi durumunda “mahkemeye erişim hakkı” da anlamınıyitirir (Ahmet Yıldırım, B. No:2012/144, 2/10/2013, § 28).
71. AİHM; kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehinekarar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumundaSözleşme’nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının biranlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versinhükmün infaz edilmesi, 6. madde kapsamında “dava”nıntamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).
72. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. İdare, yargı kararını uygulamayıreddediyor, ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davadataraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.maddesinde öngörülen teminatlar her türlü varlık nedenini kaybetmektedir (Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.No: 6334/05, 23/10/2012, § 115).
73. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerineulaşma hakkının sadece teorik olarak tanınmasını değil; aynı zamanda o yargıyerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi dekoruduğunu kabul etmiştir (Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, §54).
74. Başvuru konusu olayda, TPAO'da çalıştığı döneme ilişkinolarak 1/9/1999 tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatınınödenmesinin durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle 27/10/1999tarihinde başvurucu tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava açılmış,Mahkeme 20/2/2001 tarihli ve E.1999/1155, K.2001/252 sayılı kararıyla davanınreddine karar vermiş, karar Danıştay OnbirinciDairesince bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi ilk kararında ısrar ederek yenidendavanın reddine karar vermiş, karar bu defa Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunca bozulmuştur.
75. İlk Derece Mahkemesi 22/2/2008 tarihli ve E.2008/223,K.2008/196 sayılı kararıyla meslek tazminatının ödenmesinin bir yıl süreyledurdurulmasına ilişkin işlemin iptaline ve davanın açıldığı 27/10/1999tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte yoksun kalınan parasalhakların başvurucuya ödenmesine karar vermiş, karara karşı yapılan temyizbaşvurusu Danıştay Onbirinci Dairesince reddedilerekkarar onanmış ve karar düzeltme talebi de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.
76. Başvurucu, meslek tazminatı ödenmemesine ilişkin işleminiptaline ve davanın açıldığı 27/10/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikteyoksun kalınan parasal haklarınödenmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin 22/2/2008 tarihli kararınınuygulanmadığını belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.
77. Mahkememizinkararın uygulanıpuygulanmadığı hakkında 18/1/2016 tarihli bilgi istem yazısına TPAO tarafından29/1/2016 tarihli yazı ile verilen cevapta, İlk Derece Mahkemesinin 22/2/2008tarihli ve E.2008/223, K.2008/196 sayılı kararına yönelik olarak başvurucuvekili tarafından yapılan bir takip veya başvuru bulunmadığı belirtilerekMahkeme kararının uygulanmadığı bilgisi verilmiştir.
78. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayıreddediyor, ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davadataraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,bu yorumuyla yargı yerine ulaşma hakkının sadece teorik olarak tanınmasınıdeğil; aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelikmeşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B. No: 2013/1752,26/6/2014, § 60).
79. Anayasa'nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bukararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organlarıile idare makamları lehine herhangi bir istisna kurala yer verilmemiştir. Yargıkararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği birdevlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleritam anlamıyla kullanabilmesi mümkün olmaz. Dolayısıyla devlet, yargıkararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyler aleyhineoluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamuotoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaklayükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaadına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerinegetirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).
80. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde idari yargı organlarıncaverilen esas ve yürütmenin durdurulması kararlarının icaplarına göre idareningecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğubelirtilmiş ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarakotuz günü geçemeyeceği kural altına alınmıştır. Yine aynı Kanun'un 52.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde kanun yoluna başvurulmuşolunmasının yargı kararının yürütülmesinin durdurmayacağı ifade edilmiştir.
81. Başvuru konusu olaya bakıldığında TPAO'da çalıştığı dönemeilişkin olarak 1/9/1999 tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatınınödenmesinin durdurulmasına ilişkin işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasalhakların tazimini istemiylebaşvurucu tarafındanAnkara 6. İdare Mahkemesinde açılan dava hakkında Mahkemenin,meslektazminatının ödenmesinin bir yıl süreyle durdurulmasına ilişkin işlemin iptalineve davanın açıldığı 27/10/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziylebirlikte yoksun kalınan parasal hakların başvurucuya ödenmesine ilişkin22/2/2008 tarihli kararının bugüne kadar uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
82. 2577 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemelerde iptalkararlarının yerine getirilmesi için idareye başvuru şartı bulunmadığı gibi2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin bu başvuruya konu yargılamaya ilişkin kararverildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle konusu belli bir miktarparanın ödenmesini gerektiren davalarda verilenkararların icrası için davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekildebanka hesap numarasını bildirmesi şartı da bulunmamaktadır.
83. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin,meslektazminatının ödenmesinin bir yıl süreyle durdurulmasına ilişkin işleminiptaline ve davanın açıldığı 27/10/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasalfaiziyle birlikte yoksun kalınan parasal hakların başvurucuya ödenmesineilişkin 22/2/2008 tarihli kararının davalı TPAO tarafından bugüne kadaruygulanmadığı ve uygulanması için bir çalışmanın da yapılmadığı anlaşılmış olupsonuç itibarıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkın ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
84. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığına İlişkinİddia
85. Başvurucu, TPAO'da çalıştığı döneme ilişkin olarak 1/9/1999tarihinden itibaren bir yıl süreyle meslek tazminatının ödenmesinindurdurulmasına ilişkin işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarınıntazimini istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın makul süredesonuçlandırılamaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
86. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, § 18), Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhiledilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir.Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıdabelirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olupayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasınınyargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 38, 39).
87. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gerekenkriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 41–45).
88. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesine göremedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerekir. Hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan ancak sonucuitibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olanuyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6.maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda belirtilen düzenlemelerdeyer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idaribir kararın iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, § 44).
89. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinmakul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığıkarara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişledavanın ikame edildiği tarih olup bu tarih, somut başvuru açısından davanınaçıldığı tarih olan 27/10/1999'dur.
90. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Bu kapsamda somut yargılamafaaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi, başvurucunun karar düzeltme talebininreddedildiği 27/9/2013'tür.
91. Hukuk sistemimizde idari yargı alanında yer alanuyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama süresini aştığıyönündeki tespitlere AİHM kararlarında yer verilmiş olup özellikle idari yargıalanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltmeincelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temeloluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından usul hükümleride dikkate alınarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekarar verilmiştir (Selahattin Akyıl, §§54-60).
92. Başvuru konusu yargılama süreci değerlendirildiğinde İlkDerece Mahkemesinde 27/10/1999 tarihinde açılan dava, son olarak karar düzeltmetalebinin reddine ilişkin verilen karartarihi olan27/9/2013'te sonuçlandırılmıştır. Yukarıda yer verilen tespitler ışığındaözellikle yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyoneksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerindebaskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesiile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince yargılama sistemi mahkemelerin davalarımakul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adilyargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlukıldığından hukuk sisteminde var olan yapısal ve organizasyona ilişkineksikliklerin yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilmemesinemazeret sayılamaz.
93. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğunun tespit edilmediği,başvuruya konu uyuşmazlığın meslek tazminatının ödenmemesine yönelik olduğu vedavanın esastan çözümünün 13 yıl 11 ay sürdüğü, 2577 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sonuç olarakyargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
94. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
95. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
96. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edilmesi nedeniyleuğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık 91.400 TL maddi ve 392.400 TLmanevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
97. Başvurucunun, mahkemeye erişim hakkı yönünden veyargılamanın makul sürede sonuçlandırılmamasından Anayasa’nın 36. maddesinindüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
98. Ödenmeyen meslek tazminatının yasal faiziyle birlikteödenmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin 22/2/2008 tarihli kararının bugünekadar uygulanmaması ve yargılamanın 13 yıl 11 ay sürmesi nedeniyle başvurucununadil yargılanma hakkının ihlal edildiği dikkate alındığında yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 25.740 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlayailişkin manevi zarar tazmini isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
99. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararın icraedilmediği ve bu hususun başvurucunun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğigözetilerek hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla Mahkeme kararlarının mümkün olan en kısa süredeyerine getirilmesini teminen kararın bir örneğininTPAO'ya gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
100. TPAO'da çalıştığı döneme ilişkin olarak 1/9/1999 tarihindenitibaren bir yıl süreyle meslek tazminatının ödenmesinin durdurulmasına ilişkinişlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının tazimini istemiylebaşvurucu tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinde açılan davada sonucunda verilenkararının uygulanmaması nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini talebindebulunulmuş olup mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş ve ilgili idareye yargı kararının uygulanması gerektiğineilişkin bildirim yapılmasına karar verilmiş olduğundan bu aşamada tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
101. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Suç duyurusunun sonuçsuz kaldığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 11/9/2007 tarihli ve E.2007/890,K.2007/1372 sayılı kararının uygulanmaması nedeniyle yargı kararının icrasıhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zamanbakımından yetkisizlik nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Ankara 6. İdare Mahkemesinin22/2/2008 tarihli ve E.2008/223,K.2008/196 sayılı kararının uygulanmaması nedeniyleyargıkararının icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ile yargılamanın makulsürede sonuçlandırılmadığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeyeerişim hakkı yönünden adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için gereği yapılmak üzere Türkiye Petrolleri Anonim OrtaklığınaGÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya, Mahkemeye erişimhakkının ihlal edilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmamasınedeniyle net 25.740 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğertaleplerin REDDİNE
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.