TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET HANİF ARIKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7732)
Karar Tarihi: 4/2/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Mehmet Hanif ARIKAN
Vekili
:
Av. Mehmet EJDER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, besicilik faaliyeti yürütülen taşınmazın kısmenkamulaştırılması sonucunda besicilik yapma imkânının ortadan kalktığı ilerisürülerek açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının,İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olması ve yargılamanın makul süredesonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/11/2013 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 10/8/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş19/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 31/8/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait Şanlıurfa ili Merkez Gölpınarköyü 720 parsel numaralı 16.350.00 m² büyüklüğündekibağ ve ahır niteliğini haiz taşınmazın 2.419,16 m²’lik kısmı hakkındaGaziantep-Şanlıurfa otoyolu Birecik-Şanlıurfa kesimi doğu bağlantı yolu yapımıve emniyet sahası tesis etme amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafındankamulaştırma kararı alınmış; 13/12/2002 tarihinde Şanlıurfa 1. Asliye HukukMahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.
9. Mahkemenin 7/4/2003 tarihli ve E.2002/1336, K.2003/430 sayılıkararıyla iki ayrı keşif yapıldığı, bilirkişi raporları alındığı, ilk bilirkişiraporunda taşınmaz üzerinde bütünleyici parça bulunduğunun belirtildiği, bunedenle ikinci bilirkişi raporuna göre daha yüksek bir değerin takdir edildiği,ikinci keşifte yapılan gözlem ve alınan fen bilirkişisi raporu sonucundabütünleyici parçanın bu taşınmaz üzerinde bulunmadığının anlaşıldığı,tarafların bu duruma bir itirazının bulunmadığı, taşınmazın kuru tarım arazisiolarak değerlendirildiği, ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre kararverildiği, taşınmazın konumuna ve diğer özelliklerine göre objektif değer artışınınuygulanamayacağı belirtilerek 5.239,59 TL kamulaştırma bedelinin başvurucuyaödenmesine ve kamulaştırılan kısmın davacı idare adına tesciline kararverilmiştir.
10. Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda kısmikamulaştırma nedeniyle taşınmazın kalan kısmında tarımsal işletme büyüklüğününbozulmadığı, kalan arazi şekil ve büyüklüğünün ekonomik tarımsal faaliyeteimkân verdiği, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 12.maddesi dikkate alınarak dava konusu parselin herhangi bir değer değişmesineuğramadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
11. Temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10/7/2003tarihli E.2003/7791, K.2003/9473 sayılı ilamıyla Şanlıurfa 1. Asliye HukukMahkemesinin kararı onanmıştır.
12. Başvurucu 10/3/2003 tarihinde Şanlıurfa 1. Asliye HukukMahkemesinde açtığı tazminat davasında, Şanlıurfa ili Merkez Gölpınar köyü 720 numaralı parselde bulunan, bağ ve ahırniteliğinde olan taşınmazının otoyol yapımı nedeniyle kısmen kamulaştırılmasısonucunda ahırının otoyol kenarında kaldığını, besicilik faaliyetinigerçekleştirmesi için yol ile ahırı arasında olması gereken mesafenin ortadankalktığını, dolayısıyla besicilik faaliyetinde bulunamadığını belirterekuğradığı zararın giderilmesini talep etmiştir.
13. Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 13/5/2003 tarihlikararı ile söz konusu uyuşmazlıkta idari yargı yerinin görevli olduğubelirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
14. Anılan karar üzerine başvurucu, Gaziantep İdare Mahkemesindeaynı uyuşmazlık nedeniyle tam yargı davası açmış; ayrıca Şanlıurfa 1. AsliyeHukuk Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir.
15. Gaziantep İdare Mahkemesinin 19/9/2003 tarihli kararı ileuyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiğini belirtilerek görevsizlikkararı verilmiştir.
16. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin29/6/2006 tarihli ilamıyla Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlikkararı bozulmuştur.
17. Bozmaya uyularak yürütülen yargılamada Şanlıurfa 1. AsliyeHukuk Mahkemesinin 12/4/2007 tarihli ve E.2006/719, K.2007/355 sayılı kararıylakeşif yapılmış ve iki ayrı bilirkişi raporu alınmış, işletmede yetiştirilenhayvanların dışarıdan gelecek hastalıklar ile diğer tehlikelere karşıkorunmasını ve sağlıklı olarak yetiştirilmesini sağlamak amacıyla olmasıgereken sağlık koruma bandının kara yoluna yakınlık nedeniyle oluşmadığı, karayolundan gelebilecek yüksek seslerin ve egzoz gazlarının hayvanlar üzerindeolumsuz etkilere neden olacağı, taşınmazda hayvancılık faaliyetininyürütülemeyeceği yönündeki bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulünekarar verilmiştir.
18. Temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27/9/2007tarihli ve E.2007/9856, K.2007/10505 sayılı ilamıyla fenni bilirkişi tarafındantanzim edilen krokide otoyola uzaklıkları ve yüz ölçümleri yazılı besiahırlarına konulacak büyükbaş besi hayvanlarının sayısı, tesislerinözellikleri, açık alanda bulundukları dikkate alındığında bu hayvanların otoyolnedeniyle meydana gelecek olumsuzluklardan etkilenmeyeceği yönündeki bilirkişiraporunun dikkate alınması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesininkararı bozulmuştur.
19. Karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairenin 18/2/2008tarihli ve E.2007/14576, K.2008/1554 sayılı ilamı ile "...Mahkemece, dava konusu taşınmazda yer alan besi ahırlarınınotoban geçmeden önce, Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğine göre sağlık korumabant mesafeleri de dikkate alınarak tesis edilip edilmediği araştırılıp, sözkonusu tesislerin, Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde işletilmediğinintespiti halinde davanın reddine; Yönetmelik hükümlerine uygun şekildeişletildiğinin tespit edilmesi halinde ise; mahallinde yeniden oluşturulacakbilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, taşınmazdaki kamulaştırmanın,sağlık koruma bandı mesafesini ortadan kaldırıp kaldırmadığı tespit edilerek,otoban nedeniyle usulüne uygun şekilde oluşturulmuş sağlık koruma bandınınortadan kalktığının tesbiti halinde ise davanınkabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususta inceleme yapılmadan hükümkurulduğu anlaşıldığı ..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesikararının bozulmasına karar verilmiştir.
20. Bozmaya uyarak yürütülen yargılamada, Mahkemenin 4/4/2011tarihli ve E.2008/201, K.2011/332 sayılı kararıyla yapılan araştırma vedeğerlendirmeler sonucunda Bayındırlık İl Müdürlüğü arşivinde Şanlıurfa iliMerkez Gölpınar köyü 720 parsel numaralı taşınmazailişkin besi hayvancılığı ile ilgili herhangi bir başvurunun bulunmadığı,başvurucunun taşınmazında yer alan besi ahırlarının; 26/10/1983 tarihli ve18203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga GayriSıhhi Müesseseler Yönetmeliği hükümlerine uygun olmadığı, Yönetmelik'inbelirlediği sağlık koruma bandı mesafeleri dikkate alınarak inşa edilmediği veYönetmelik hükümlerine göre işletilmediği belirtilerek davanın reddine kararverilmiştir.
21. Temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 9/4/2012 tarihlive E.2011/20030, K.2012/7227 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararıonanmıştır.
22. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/10/2012 tarihli veE.2012/13255, K.2012/19075 sayılı ilamıyla 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılıHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde yazılı hâllerden hiçbirininbulunmadığı belirtilerek reddedilmiştir.
23. Karar, başvurucuya 30/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu 11/10/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
25. Mülga Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin 6. maddesinin “Sağlık Koruma Bandı Zorunluluğu” birincifıkrası şöyledir:
“Sanayi bölgelerinin ve sanayi bölgelerinindışında kurulacak olan birinci ve ikinci sınıf gayrı sıhhi müesseslerinetrafında sağlık koruma bandı konulması zorunludur. Bu alanda mesken veinsanların yiyip içmesine dinlenip eğlenmesine mahsus yerler yapılamaz. Sağlıkkoruma bandı içinde uygun tarımsal faaliyetler yapılabilir, atıklara dayanıklıbitkiler yetiştirilebilir.”
26. 26/9/1995 tarihli ve 22416 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin “Sağlık Koruma Bandı Mecburiyeti” kenar başlıklı 5. maddesişöyledir:
"Sanayi bölgelerinin vesanayi bölgelerinin dışında kurulacak birinci ve ikinci sınıf gayri sıhhimüesseselerin etrafından sağlık koruma bandı konulması mecburidir. Bu alandayapılaşmaya izin verilmez; ancak uygun zirai faaliyetler yapılabilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, taşınmazının otoyol yapımı nedeniyle kısmenkamulaştırılması sonucunda ahırının otoyol kenarında kaldığını, otoyol nedeniylebesicilik faaliyetinin önemli ölçüde kısıtlandığını belirterek 10/3/2003tarihinde Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasındatalebinin Mahkemenin 12/4/2007 tarihli kararıyla kabul edildiğini ancak bozmailamlarına ilişkin gerekçelerinin hatalı olduğunu, yargılamada esas alınanGayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin 1995 yılında yürürlüğe girdiğini ancakkendi işletmesinin 1994 yılında kurulduğunu dolayısıyla işletmenin yapımındansonra yürürlüğe giren Yönetmelik'in davasının reddine gerekçe yapılamayacağını,ayrıca anılan Yönetmelik'in 2012 yılına kadar aynı bölgedeki hiçbir kurum ya dakuruluş tarafından dikkate alınmadığını ve yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş; tazminat ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
29. Başvurucu; Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıdavanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini, bozma ilamlarına ilişkingerekçelerin hatalı olduğunu, yargılamada esas alınan Gayri Sıhhi MüesseselerYönetmeliği’nin 1995 yılında yürürlüğe girdiğini ancak kendi işletmesinin 1994yılında kurulduğunu, dolayısıyla işletmenin yapımından sonra yürürlüğe girenYönetmelik uyarınca karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca anılanYönetmelik'in 2012 yılına kadar aynı bölgedeki hiçbir kurum ya da kuruluştarafından dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlığın görüş yazısında başvurucunun şikâyetlerinin kanunyolu şikâyeti niteliğinde olduğu, ayrıca mülga Gayri Sıhhi MüesseselerYönetmeliği’nin "Sağlık Koruma BandıZorunluluğu" kenar başlıklı 6. maddesi ile 26/9/1995 tarihliResmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren GayriSıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin"Sağlık Koruma Bandı Mecburiyeti" kenar başlıklı 5.maddesinin aynı hükmü ihtiva ettiği belirtilmiştir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevap yazısında şikâyetlerinitekrarlamıştır.
32. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
34. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
35. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz, Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
36. Somut olayda, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılantazminat davasında Mahkemenin 12/4/2007 tarihli kararıyla otoyol yapımı sonucubaşvurucuya ait taşınmaz ile kara yolu arasında olması gereken koruma bandımesafesinin ortadan kalkması nedeniyle hayvancılık faaliyetiningerçekleştirilemeyeceği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş (bkz. §12), temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27/9/2007 tarihli ilamıylahayvanların otoyol nedeniyle meydana gelecek olumsuzluklardan etkilenmeyeceğiyönündeki bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiği belirtilerek İlkDerece Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Karar düzeltme istemi üzerine aynıDairenin 18/2/2008 tarihli ilamıyla dava konusu taşınmazda yer alan besiahırlarının otoban geçmeden önce Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği'ne göresağlık koruma bandı mesafeleri dikkate alınarak tesis edilip edilmediğininaraştırılması gerektiği yönündeki farklı bir gerekçeye dayanılarak kararbozulmuştur. Bozmaya uyularak yürütülen yargılamada Mahkemenin 4/4/2011 tarihlikararıyla başvurucunun taşınmazında yer alan besi ahırlarının; Gayri SıhhiMüesseseler Yönetmeliği hükümlerine uygun olmadığı, Yönetmelik'in belirlediğisağlık koruma bandı mesafeleri dikkate alınarak inşa edilmediği gerekçesiyledavanın reddine karar verilmiş; temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin9/4/2012 tarihli ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. AynıDairenin 9/10/2012 tarihli ilamıyla karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
37. Başvurucunun şikâyetleri incelendiğinde mülga Gayri SıhhiMüesseseler Yönetmeliği’nin "SağlıkKoruma Bandı Zorunluluğu" kenar başlıklı 6. maddesi ile 26/9/1995tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girenGayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin "SağlıkKoruma Bandı Mecburiyeti" kenar başlıklı 5. maddesinin aynıhükmü ihtiva ettiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 20, 21). Ayrıca başvurucu, anılanYönetmelik'in 2012 yılına kadar aynı bölgedeki hiçbir kurum ya da kuruluştarafından dikkate alınmadığını ileri sürmüşse de anılan Yönetmelik hükümleridikkate alınarak Yargıtay tarafından birçok karar verildiği, Yargıtay HukukGenel Kurulunun 15/4/1992 tarihli ve E.1992/3, K.1992/242 sayılı kararındaGayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’ne göre verilen faaliyetten menkararlarında görevli yargı yerinin belirtildiği, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin29/11/2000 tarihli ve E.2000/12752, K.2000/13045 sayılı kararında ise yerleşimyeri içinde ahır ve benzeri hayvan barınaklarının verilen sürede kaldırılmamasıhâlinde Gayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği hükümlerinin de dikkate alınmasıgerektiği yönünde tespitlere yer verildiği, dolayısıyla anılan Yönetmelik'inYargıtay kararlarında esas alındığı anlaşılmıştır.
38. Mahkemenin ve Yargıtayın gerekçesiile başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, Derece Mahkemeleritarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığı ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
39. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi İlkDerece Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariztakdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangibir durum da tespit edilmemiştir.
40. Açıklanan nedenle başvurucu tarafından ileri sürülen buiddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
41. Öte yandan başvurucu, Yargıtay kararlarının yeterli gerekçeihtiva etmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
42. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
43. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbirisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararınıngerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak aramahürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
44. Ancak derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialarayanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber ileri sürülen iddialardan birikabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması söz konusu ise mahkeme buhususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumdadahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56).
45. Temyiz mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olmasızorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynıfikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıflakararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin birşekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesininkararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).
46. Somut olayda Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkinkarar, Yargıtay 5. Dairesi tarafından bozulmuş; karar düzeltme incelemesindeise farklı bir gerekçeye dayanılarak tekrar kararın bozulmasına kararverilmiştir (bkz. §§ 13, 14). Mahkemece bozmaya uyularak başvurucununtaşınmazında yer alan besi ahırlarının Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğihükümlerine uygun olmadığı, Yönetmelik'in belirlediği sağlık koruma bandımesafeleri dikkate alınarak inşa edilmediği gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiş, Temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 9/4/2012 tarihli ilamıylaMahkemenin gerekçesi kabul edilerek karar onanmıştır. Karar düzeltme istemiKanun’da sayılan hâllere uygun bulunmayarak reddedilmiştir. Dolayısıyla somutolayda Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.
47. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucuların bu yöndeki iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
48. Başvurucu, besicilik faaliyetinde kullandığı taşınmazınkısmen kamulaştırılması sonucunda besicilik yapma imkânının ortadan kalktığınıbelirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
c. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
50. Başvurucu, 10/3/2003 tarihinde Şanlıurfa Asliye HukukMahkemesinde açtığı dava nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
52. Başvurucu; taşınmazının otoyol yapımı nedeniyle kısmenkamulaştırılması sonucunda ahırının otoyol kenarında kaldığını, otoyolnedeniyle besicilik faaliyetinin önemli ölçüde kısıtlandığını, uğradığı zararıngiderilmesi istemiyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Bakanlığın görüş yazısında, başvurucunun mülkiyet hakkınınihlal edildiği yönündeki iddiası hakkında değerlendirmede bulunulmamıştır.
54. Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan mülkiyet hakkı,Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenmiştir.
55. Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
56. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdakihükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasınıdüzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarınınödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahipoldukları hakka halel getirmez."
57. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasınınileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahipolunan bir mülk"eihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,20/3/2014, § 26).
58. Başvurunun konusu, otoyol yapımı sebebiyle başvurucuya aittaşınmazın kısmen kamulaştırılması sonucunda taşınmazın geri kalan kısmıüzerinde bulunan hayvancılık işletmesinde yürütülen faaliyetin önemli ölçüdekısıtlandığı iddiası hakkındadır. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilenmülkiyet kavramı, kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu'nda yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı değildir (İhsan Vurucuoğlu,B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 30). Bununla birlikte taşınmaz mülkiyetinin;taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parçaların, eklentilerin ve işletmelerin,Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur.
59. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün1. maddesi üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarakmülkiyetten barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus,birinci fıkranın ilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksunbırakmayı düzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranınikinci cümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararınauygun olarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluylamülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yeralmaktadır (Ayşe Öztürk, B. No:2013/6670, 10/6/2015, § 72).
60. Başvurucuya ait taşınmazın kısmen kamulaştırılması, Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde yer alanikinci kural kapsamında bir müdahale niteliği taşımaktadır. Başvurucununbireysel başvuru konusu yaptığı şikâyetlerinin ise söz konusu müdahalenindevamı niteliğinde olduğu anlaşıldığından müdahalenin bir bütün olarakdeğerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle kısmi kamulaştırmasonrasında açılan kamulaştırma bedeli ve tescil davasının da başvurucunun iddiaettiği zararının gideriminde katkısı dikkatealınmalıdır.
61. Mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına yapılan herhangi birmüdahale sonucunda kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki adil dengeninkorunması zorunlu olup kamulaştırma nedeniyle gerçekleşen müdahale iddialarındabu denge, çoğunlukla taşınmazın değerine uygun miktarda kamulaştırma bedelininödenmesi suretiyle sağlanmaktadır. Bununla birlikte özellikle zirai faaliyettekullanılan binaları ilgilendiren kamulaştırmalar bakımından kamulaştırmasonucunda ortaya çıkan durumun somut olay çerçevesinde incelenmesi önem arzetmektedir. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Lallement/Fransa, B. No: 46044/99, 11/4/2002, §§ 22,23).
62. Somut olayda, kısmi kamulaştırma işlemi ve kamulaştırmabedelinin ödenmesine ilişkin bir ihtilaf bulunmamakta; başvurucunun icra ettiğimesleki faaliyetinin, kısmi kamulaştırma sonucunda taşınmazın yanından geçenotoyol nedeniyle gerçekleştirilemediği iddiasına dayanan zarardan şikâyetedilmektedir.
63. Başvurucuya ait taşınmazın fiziki özellikleri incelendiğinde16.350.00 m² büyüklüğünde üzerinde dört adet yapıbulunan bağ ve ahır niteliğini haiz taşınmazın 2.419,16 m²’lik kısmının kamulaştırıldığı,kamulaştırılan kısmın taşınmazın güneyinde yer aldığı, taşınmazın genel yüzölçümünün yaklaşık sekizde birini oluşturan kamulaştırma sonrasında taşınmazıngenelinin kullanılabilir olduğu anlaşılmıştır (bkz. § 9). Bununla birliktekamulaştırma bedeline ilişkin bir ihtilafın bulunmadığı; başvurucunun,taşınmazın kalan kısmında artık mesleki faaliyetini gerçekleştirememesinedeniyle zarar gördüğünü iddia ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu zararın kısmikamulaştırma sonrasında taşınmazın kalan kısmının hayvancılık faaliyeti içinyetersizliği sonucundan kaynaklanmadığı, kamulaştırmanın amacındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
64. Başvuru konusu olayın koşulları dikkate alındığında kısmikamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet eden ve bölge için önem arzeden bir şehirler arası otoyol yapımı nedeniyle gerçekleştirildiği,kamulaştırma işlemi sonucunda başvurucu lehine uygun bir tazminatahükmedildiği, taşınmazın kalan kısmının bütünlüğünün bozulmadığı, müdahalenin,yapılan yolun ahırın yakınından geçmesiyle sınırlı bir sonuç doğurduğuanlaşılmaktadır. Otoyolun hayvancılık faaliyeti üzerindeki zararlı etkisikonusunda Mahkemece alınan raporlarda farklı değerlendirmeler yer almaktadır.Derece mahkemeleri, delilleri değerlendirme noktasında Anayasa Mahkemesine göredaha iyi bir konumdadır. Somut olayın koşullarında, derece mahkemelerininbilirkişi raporlarını değerlendirdikten sonra vardıkları sonuçtan ayrı birsonuca varmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre somut olaydabaşvurucunun otoyol yapımı nedeniyle kişisel ve aşırı bir yük altına girmediği,müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olduğu sonucunavarmak gerekir.
65. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
b. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
66. Başvurucu 10/3/2003 tarihinde Şanlıurfa 1. Asliye HukukMahkemesinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
67. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek, bir davadakiyargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 34–64).
68. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçılan tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle 1086 sayılı mülga Kanunile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alanusul hükümlerine göre yürütülen ve medeni hak ve yükümlülükleri konu alan somutyargılama faaliyetinin makul süre değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığıkarara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 50) bu tarihsomut başvuru açısından 10/3/2003'tür.
69. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 52) somutbaşvuru açısından söz konusu tarih ise karar düzeltme isteminin Yargıtay 5.Hukuk Dairesince reddedildiği 9/10/2012'dir.
70. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesindeyargılamanın konusunun başvurucuya ait taşınmazın kısmen kamulaştırılan kısımdaotoyol yapılması sonucunda taşınmazda hayvancılık faaliyetiningerçekleştirilemediği iddiasıyla açılan tazminat davası olduğu, davanın 10/3/2003tarihinde açıldığı ve son olarak 4/4/2011 tarihinde verilen kararın Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 9/10/2012 tarihli karar düzeltme isteminin reddine ilişkinilamı onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
71. Başvuruya konu tazminat davasının hukuki meseleninçözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasındakarşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşıkolmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte başvurucunun da tutum vedavranışlarıyla ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasıylayargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıylasomut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve 9 yıl 6 aylık bir sürede tamamlanan yargılama sürecinde makulolmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
72. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
73. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
74. Başvurucu40.000 TL manevi ve 372.000 TL maddi tazminat talepetmiştir.
75. Başvurunun incelenmesi sonucunda 9 yıl 6 ay süren yargılamanedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
76. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuyanet 11.900,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
77. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
78. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.898,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuyanet 11.900,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerinREDDİNE,
D. 198,35TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin,kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihindenitibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
F. Kararınbir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.