TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ARİF MADENCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13916)
Karar Tarihi: 12/1/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Mehmet Arif MADENCİ
Vekili
:
Av. Tolga AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ortağı bulunduğu şirkete sunduğu hizmetlerdolayısıyla yüklendiği katma değer vergisi (KDV) iade alacağının gelir (stopaj)vergisi borcuna mahsup talebinin, anılan şirkete sunulan hizmetlerin KDVistisnası kapsamında olmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi nedeniyle mülkiyetve çalışma hürriyeti haklarının; vergilerden asıl sorumlu olan şirketin açtığıdavalar kabul edilirken kendi açtığı davaların reddedilmesi nedeniyle eşitlikilkesinin; karar düzeltme istemlerinin gerekçesiz olarak reddedilmesi, ayrıcadavanın yedi yılda sonuçlanması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının; tümbunlara bağlı olarak etkin başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/8/2014 tarihinde İstanbul 14. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/1/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüşbildirilmeyeceğini ifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir.
1. Başvuru Konusu Olaylaİlgili Genel Bilgiler
7. Başvurucu Karadeniz Ereğli Vergi Dairesi Müdürlüğüne bağlıgerçek usulde gelir vergisi mükellefi olup gemi ve tekne inşa, kaynak ve montajişiyle uğraşmaktadır.
8. Başvurucu aynı zamanda İstanbul Beyoğlu Vergi DairesiMüdürlüğüne bağlı olup Karadeniz Ereğli'de tersanecilik faaliyetinde bulunanMadenci Gemi Sanayi Limited Şirketinin (Şirket) % 50 hisseli ortağıdır.Başvurucu şahsi ticari faaliyeti kapsamında ortağı bulunduğu Şirkete gemi vetekne inşa, kaynak ve montaj hizmeti vermektedir.
9. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği üzere Şirketin kurulduğugünden bu yana inşa edilen bütün gemiler yurt dışına ihraç edilmiştir. Şirkettarafından ihraç edilen her bir gemi için Başbakanlık Hazine MüsteşarlığıTeşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğünden yatırım teşvik belgesi alınmıştır.
10. Şirket, ayrıca İstanbul Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğünden25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13. maddesininbirinci fıkrasının (a) uyarınca KDV'den muafiyet belgesi alarak noterdenonaylattırdığı örneklerini hizmet satın aldığı tedarikçilere vermiştir.
11. Şirkete hizmet tesliminde bulunan tedarikçilerden biri olanbaşvurucu, KDV'den muafiyet belgesine istinaden gerçekleştirdiği hizmetteslimlerinden doğan KDV'yi hizmet faturalarına yansıtmayarak kendisiyüklenmekte ve indirim konusu yapamadığı bu KDV'den doğan iade alacağını şahsiticari işletmesindeki çalışanları için ödemesi gereken gelir vergilerindenmahsup etmektedir.
12. Şirketin hesap ve işlemleri Gelir İdaresi BaşkanlığıGelirler Başkontrolörlüğünce incelenmiş ve 24/11/2006tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiştir. Anılan raporda, Şirkete yapılanmal ve hizmet teslimlerinin, 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde belirtilen istisna koşullarını taşımadığı vedolayısıyla bu mal ve hizmetlerin katma değer vergisinden istisna olmadığısavunulmuştur. Raporda savunulan görüşe göre 3065 sayılı Kanun'un 13.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mal ve hizmet teslimlerininKDV'den istisna olabilmesi için inşa edilen gemilerin Şirketin faaliyetlerindekullanılması gerekte olup Şirketin ürettiği gemiler işletme aktifinekaydedilmeksizin ihraç edildiğinden ve Şirketin esas faaliyetindekullanılmadığından bu hizmetler KDV'ye tabidir.
13. Şirket hakkında yapılan vergi incelemesinin ardından Şirketemal ve hizmet tesliminde bulunan başvurucunun şahsi ticari faaliyetlerineilişkin 2006 yılı defter ve belgeleri de iadeye konu olan işlemler yönündenincelenmiştir. Bu kapsamda, başvurucu tarafından Şirkete sunulan inşa, kaynakve montaj işçiliği hizmetlerinin istisna kapsamında olmadığı belirtilerekŞirket adına düzenlenen faturalara yansıtılmayarak şahsi işletmesinde çalışanişçilerden kesilen gelir vergileri için verilen muhtasar beyannameden mahsupsuretiyle iade alınan 2006/Temmuz, 2006/Ağustos, 2006/Eylül, 2006/Ekim,2006/Kasım, 2006/Aralık ve 2007/Ocak dönemlerine ilişkin vergilerinbaşvurucudan tahsili amacıyla ödeme emirleri düzenlenmiştir.
14. Öte yandan, başvurucu tarafından KDV hesaplanmaksızın teslimedilen hizmetlere ilişkin KDV'den Şirketin de müteselsil sorumluluğununbulunduğu gerekçesiyle Şirket adına da cezalı KDV tarhiyatları yapılmıştır.
2. Şirket Adına TarhEdilen Vergilere İlişkin Yargılama Süreci
15. Başvurucunun sunduğu ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) kayıtlarından yapılan araştırma sonucu elde edilen bilgi ve belgeleregöre Şirket adına 2005 ve 2006 yıllarının çeşitli dönemlerine ilişkin olarakyapılan cezalı KDV tarhiyatları İstanbul 6. Vergi Mahkemesinde dava konusuedilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 13/5/2009 tarihli veE.2008/3961, K.2009/1630; E.2008/3962, K.2009/1631; E.2008/3963, K.2009/1632;E.2008/3964, K.2009/1633; E.2008/3965, K.2009/1634; E.2008/3966, K.2009/1635sayılı kararlarla davaları kabul etmiştir. Mahkeme, Mehmet Arif Madenci adlımükellef (başvurucu) tarafından, vergi dairesince verilmiş yasal "KDVistisna" belgesine istinaden KDV hesaplamadan düzenlenen faturalara konugemi ve tekne inşa, kaynak, montaj hizmetlerinin 3065 sayılı Kanun'un 13.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen istisna koşullarını haizolduğu, geminin sipariş üzerine imal ve inşa edilmesinin istisnadanyararlanılmasına engel teşkil etmediği, bu nedenle Şirketin müteselsil sorumluolmasını gerektiren bir vergiden bahsedilemeyeceği gerekçesine dayanmıştır.
16. Mahkemenin anılan kararları Danıştay Dokuzuncu Dairesinin21/5/2010 tarihli ve E.2009/7829, K.2010/2574; E.2009/7828, K.2010/2573;E.2009/7831, K.2010/2576; E.2009/8075, K.2010/2571; E.2009/8404, K.2010/2572sayılı kararıyla onanmıştır.
17. Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bu kararlarına karşı karardüzeltme isteminde bulunulmuş ise de davacı Şirketin 6111 sayılı Kanunhükümlerinden yararlanmak amacıyla başvurması ve bu kapsamda davadan vazgeçmesinedeniyle Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 5/7/2011 tarihli ve E.2010/9503,K.2011/5185; E.2010/9206, K.2011/5180; E.2010/9501, K.2011/5183; E.2010/9207,K.2011/5185; E.2010/9208, K.2011/5182 sayılı kararlarıyla istem hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
3. Başvurucu AdınaDüzenlenen Ödeme Emirlerine İlişkin Yargılama Süreci
18. Başvurucunun sunduğu ve ayrıca UYAP kayıtlarından yapılanaraştırma sonucu elde edilen bilgi ve belgelere göre başvurucu adına2006/Temmuz, 2006/Ağustos, 2006/Eylül, 2006/Ekim, 2006/Kasım, 2006/Aralık ve2007/Ocak dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergilerinin tahsili amacıyladüzenlenen ödeme emirlerine karşı Zonguldak Vergi Mahkemesinde 14/9/2007tarihinde davalar açılmıştır. Yapılan yargılama sonucu Mahkemece 28/3/2008tarihli ve E.2007/751, K.2008/295; E.2007/752, K.2008/296; E.2007/753,K.2008/297; E.2007/754, K.2008/298; E.2007/755, K.2008/299; E.2007/756,K.2008/300; E.2007/757, K.2008/301 sayılı kararlarla davalar kabul edilereködeme emirleri iptal edilmiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısımları şuşekildedir:
"3065 Sayılı Katma Değer VergisiKanunu'nun 13/ a maddesinde; faaliyetleri kısmen ya da tamamen deniz, hava vedemir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veyaçeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz, havave demir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, buaraçlarının imal ve inşaası ile ilgili olarak yapılanteslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkanhizmetlerin vergiden müstesna olduğu, ... hükmü yer almıştır.
...
Dava dosyasının incelenmesinden, ... davacının2006 yılı yasal defter ve belgelerinin... incelemeye alındığı, inceleme sonucudüzenlenen ... vergi inceleme raporuyla; hizmet verilen Madenci Gemi San. Tic.Ltd. Şti.'nin inşa ettiği gemileri yurt dışıfirmalardan aldığı siparişler üzerine ve kendi faaliyetiyle ilgili olmaksızınyaptırdığından dolayı, aldığı istisna belgesinin kanun maddesinde aranılanşartları baştan taşımadığı, bu nedenle katma değer vergisi istisnasındanyararlandırılmasının mümkün olmadığı, ziyaa uğratılanvergi ile buna bağlı ceza ve faizlerin istisna kapsamında teslimde bulunulanMadenci Gemi San. Tic. Ltd. Şti.'nden aranmasıgerektiğinin önerilmesi üzerine davacının da istisnadan faydalanamayacağındanbahisle mahsup talebi reddedilerek ... davacıya bildirildiği ve böyleceödenmemiş sayılan vergilerin tahsili amacıyla da davaya konu ödeme emrinindüzenlendiği anlaşılmaktadır.
Olayda, uyuşmazlığın esası davacının mahsuptalebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Davacının mahsup talebi vergiinceleme raporundaki davacının mal ve hizmet tesliminde bulunduğu Madenci GemiLtd. Şti.'nin esas faaliyet konusunun tersaneişletmeciliği olduğu, inşa ettiği gemileri kiralamak ya da işletmek üzere maliksıfatıyla inşa etmediği, satmak amacıyla inşa ettiği, gemi inşalarıtamamlandığında yapmış olduğu sözleşmeler gereği siparişi veren firmaya ihraçetmekte olduğu, inşa edilen gemilerin şirket için ticari mal mahiyetindeolduğundan faaliyetinin istisna kapsamında kabul edilemeyeceği tespitlerindenhareketle davacının bu şirkete yaptığı teslim ve hizmetlerin de istisnakapsamında olmadığı kabul edilerek reddedilmişse de, yapılan teslim vehizmetlerin gemi imal ve inşaasına yönelik olduğuaçıktır.
Öte yandan, yukarıda anılan 48 seri no.lu KDVGenel Tebliği hükmünde de belirtildiği üzere, kendisine teslim veya hizmetinistisna kapsamına girdiğini belirten vergi dairesi yazısı ibraz edilen mükellefbaşka şart aranmaksızın istisna kapsamında işlem yapacağından davacı gemi inşaa eden Madenci Gemi Sanayi Ltd. Şti.'nin ibraz ettiği istisna belgesi doğrultusunda işlemyaparak faturalarını da buna göre düzenlemiştir. Söz konusu belge resmi kurumolan Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğünden alındığına ve teslim ve hizmetlerinyapıldığı dönem itibariyle geçerli bir belge olduğuna göre davacının istisnabelgesi doğrultusunda işlem yapması yerindedir. Kaldı ki, yapılan işleministisna için tebliğde aranılan şartları baştan taşımadığı ya da şartların dahasonra ihlal edildiğinin tespiti halinde ziyaauğratılan vergiler kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılanalıcıdan aranacağından, istisna belgesinin geçersizliği söz konusu ise ziyaa uğratılan vergilerin Madenci Gemi Ltd.Şti.'nden aranması gerekecektir ki inceleme raporunda da ziyaa uğratılan vergilerin Madenci Gemi Ltd.Şti.'nden aranılması önerilmiştir.
Buna göre, davacı tarafından deniz taşımaaracı imaliyle ilgili olarak verilen ve kendisine ibraz edilen istisna belgesidoğrultusunda işleme tabi tutulan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisiKanunu 13/a maddesi kapsamda olduğu sonucuna ulaşıldığından, davacının istisnabelgesine dayalı olarak düzenlediği faturalarda yüklenip indirim konusuyapmadığı katma değer vergilerinin ilgili dönem vergi borçlarına mahsubutalebinin kabul edilmemesi ve bu suretle ödenmemiş kabul edilen vergiborçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrindehukukauyarlık görülmemiştir."
19. Anılan kararlara karşı yapılan temyiz başvurularınıinceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 23/6/2009 tarihli ve E.2008/3262, K.2009/2208; E.2008/3260, K. 2009/2214; E.2008/3261, K. 2009/2210; E.2008/3265,K.2009/2209; E.2008/3266, K. 2009/2213; E.2008/3263, K. 2009/2212; E.2008/3264,K. 2009/221 sayılı kararlarıyla İlk Derece Mahkemesinin söz konusu kararlarıbozulmuştur. Danıştayın bozma gerekçesi şuşekildedir:
"3065 sayılı Katma Değer VergisiKanununun "Araçlar, petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlarda istisna"başlıklı 13'üncü maddesinin (a) bendinde, faaliyetleri kısmen veya tamamendeniz, hava ve demir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarınınkiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçlayapılan deniz, hava ve demir yolu taşıma araçlarının yüzer tesis ve araçlarınınteslimleri, bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılan teslim vehizmetler ile bunların tadili, onarımı ve bakımı şeklinde ortaya çıkanhizmetlerin katma değer vergisinden istisna tutulduğu kurala bağlanmış,..
...
Budüzenlemelere göre istisna hükmünden yararlanılabilmesi, kendisine teslim vehizmet yapılan alıcının, maddede sayılan araçları kısmen de olsa taşımacılık,kiralama ya da başka şekillerde işletmesi koşuluna bağlı kılındığından, uyuşmazlığınçözümü için davacının teslimde bulunduğu şirketin bu şartları taşıyıptaşımadığının saptanması gerekmektedir.
Davacınınaynı zamanda %50 paylı ortağı olduğu ve kendisine hizmet yapılan Madenci GemiSanayi ve Ticaret Limited Şirketinin, yurt dışında mukim şirketlerlearalarındaki sözleşme uyarınca inşa ettirdiği gemileri, yapımınıntamamlanmasının ardından ihraç ettiği, yasada öngörülen alanlarda kullanmaküzere şirket aktifine kaydetmediği anlaşılmıştır. Gemi inşa izninin şirketadına alınmış olması, Liman Başkanlığı nezdindeki gemi sicilindeki kaydınşirket adına yapılması; söz konusu gemilerin Maden Gemicilik Sanayi ve TicaretLimited Şirketinin mülkiyetinde olduğunu ispatlayacak kanıtlar olmayıp; geminininşası, ihraç edilmesi ve ihracat nedeniyle katma değer vergisi istisnasındanyararlanılabilmesi için yapılması zorunlu işlemler olduğundan, davacının buyöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.
Öteyandan dava dilekçesinde; 48 seri numaralı Tebliğ gereğince, kendisine"istisna belgesinin" ibrazı halinde başka bir şart aranmaksızın işlemyapması gerektiği, bu işlemlerin vergi ziyaına yolaçması halinde alıcının sorumlu tutulacağı iddia edilmiş, vergi mahkemesince deBeyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğünce verilen istisna belgesinin varlığınadayanılarak karar verilmiş ise de; sözü edilen belgede, bu yazının verilmesineesas olan dilekçede belirtilen hususların aksine bir durumun tespiti veyasonradan ortaya çıkması halinde vergi ziyaına yolaçılacağı da belirtilmiş olup, esasen davacı hakkında önceki dönem iadetalepleri üzerine yapılan incelemeyle istisna belgesi verilmesine esas olanhususların aksi tespit edilerek, haksız iade yoluyla ziyaauğratılan vergilerin müteselsil sorumlu sıfatıyla Madenci Gemi Sanayi veTicaret Limited Şirketinden arandığı ve söz konusu vergilerle ilgili olarakuzlaşmaya varıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacının%50 paylı ortağı olduğu şirket tarafından kendisine sunulan ve gerçek durumuyansıtmadığı taraflarca da bilinen istisna belgesinin hukuki geçerliliğiniyitirmiş olması karşısında, salt belgenin varlığına dayanılarak iade yapılmasıve iade edilen vergilerin sonradan şirketten istenmesi gerektiği yolundakimahkemenin hükmüne esas aldığı gerekçesi hukuka uygun düşmemiştir.
Budurumda şirket açısından ticari emtia kapsamında olduğu anlaşılan, kiralamaveya başka bir suretle gelir getirici faaliyette kullanılmayan söz konusugemilerle ilgili olarak verilen inşa, kaynak, montaj işçiliği hizmetleriüzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerektiğinden, vergiden istisnaedilmiş işler için tanınan mahsup ve iade hakkından yararlanması mümkün olmayandavacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesikararında yasaya uygunluk görülmemiştir... "
20. Zonguldak Vergi Mahkemesi, Danıştay Dairesinin bozmakararlarına uyarak 16/7/2010 tarihli ve E.2010/947, K.2010/908; E.2010/962,K.2010/914; E.2010/952, K.2010/913; E.2010/951, K.2010/912; E.2010/948,K.2010/909; E.2010/950, K.2010/911; E.2010/949, K.2010/910 sayılı kararıyladavaların reddine karar vermiştir.
21. Bu kararlar Danıştay Üçüncü Dairesi nezdinde temyizedilmiştir. Danıştay Üçüncü Dairesince, 29/11/2012 tarihli ve E.2010/5128,K.2012/4056; E.2010/5130, K.2012/4059; E.2010/5131, K.2012/4061; E.2010/5127,K.2012/4058; E.2010/5129, K.2012/4060; E.2010/5132, K.2012/4057; E.2010/5126,K.2012/4062 sayılı kararlarla anılan İlk Derece Mahkemesi kararları onanmıştır.
22. Karar düzeltme istemleri de aynı Daire tarafından 19/12/2013tarihli ve E.2013/5568, K.2013/6290 sayılı karar ile 18/3/2014 tarihli veE.2013/5616, K.2014/1188; E.2013/5593, K.2014/1187; E.2013/5614, K.2014/1186;E.2013/5620, K.2014/1189; E.2013/5577, K.2014/1191; E.2013/5628, K.2014/1190sayılı kararlarla reddedilmiştir.
23. Zonguldak Vergi Mahkemesinin E.2007/751, E.2007/752,E.2007/754, E.2007/755, E.2007/756, E.2007/757 sayılı dosyalarıyla başlatılanyargılamalara ilişkin 18/3/2014 tarihli ve E.2013/5616, K.2014/1188;E.2013/5593, K.2014/1187; E.2013/5614, K.2014/1186; E.2013/5620, K.2014/1189;E.2013/5577, K.2014/1191; E.2013/5628, K.2014/1190 sayılı kararlar 21/7/2014tarihinde; E.2007/753 sayılı dosyasıyla başlatılan yargılamaya ilişkinE.2013/5568, K.2013/6290 sayılı karar ise 8.5.2014 tarihinde başvurucu vekilinetebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu vekili 19/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
25. 3065 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Türkiye'de yapılan asagıdakiislemler katma degervergisine tabidir:
1. Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbestmeslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,
...”
26. 3065 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:
“1. Katma DegerVergisinin Mükellefi:
a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde buisleri yapanlar,
…”
27. 3065 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinin olay tarihindeki hâli şöyledir:
"Aşağıdaki teslim ve hizmetler vergidenmüstesnadır.
a) Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz,hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veyaçeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz, havave demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, buaraçların imal ve inşaası ile ilgili olarak yapılanteslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkanhizmetler,"
28. 3065 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasının(a) bendinin 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 85. maddesiyle yapılandeğişiklikten sonraki hâli şöyledir:
"Aşağıdaki teslim ve hizmetler vergidenmüstesnadır.
a) Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz,hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veyaçeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz, havave demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, buaraçların imal ve inşaası ile ilgili olarak yapılanteslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkanhizmetler ve faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarınimal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılacakteslim ve hizmetler,"
29. 3065 sayılı Kanun’un 32. maddesi şöyledir:
Bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile17 nci maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendiuyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzerivesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleriüzerinden hesaplanacak Katma Değer Vergisinden indirilir. Vergiye tabiişlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden azolması hallerinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, Maliye ve GümrükBakanlığınca, tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.
30. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11.maddesinin üçüncü fıkrası şu şekildedir:
" Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısiylavergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, buyükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden, alım satıma,taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlıknedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaatsağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar."
31. 13/7/1995 tarihli ve 22342 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 48 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nin "A. ARAÇLARA İLİŞKİN İSTİSNA" başlıklı bölümü şöyledir:
"Katma Değer Vergisi Kanununun 13.maddesinin 4008 sayılı Kanunla değişik (a) bendinde 4108 sayılı Kanunla yapılandeğişiklik ile "deniz, hava ve demiryolu taşıma araçları ile yüzer tesisve araç"ların imal ve inşası ile ilgili olarakyapılan teslim ve hizmetler de istisna kapsamına alınmıştır.
Katma Değer Vergisi Kanununun 13/a maddesinin4008 ve 4108 sayılı Kanunlarla değişik yeni şekline göre, faaliyetleri sözüedilen araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanmükelleflere;
- bu araçların teslimi,
- bu araçlarla ilgili olarak verilen tadil,bakım ve onarım hizmetleri,
- bu araçların imal ve inşası ile ilgiliteslim ve hizmetler,
istisna kapsamında yer almaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanununun 13. maddesinin(a) bendinde düzenlenen araçlara ilişkin istisnanın uygulanmasında aşağıdakişekilde hareket edilecektir.
1. İstisnanın Kapsamı
İstisnanın kapsamına; deniz taşıma araçları,yüzer tesisler veyüzer araçlar ile hava ve demiryolutaşıma araçları girmektedir.
...
2. İstisna Uygulanacak Mükellefler
a. Araçların Teslimi İle Tadil, Bakım veOnarım Hizmetlerinde;
...
b. Araçların İmal ve İnşası İle İlgili Teslimve Hizmetlerde;
Mükellefler araç imal veya inşasını kendiadlarına bizzat yapabilmekte ya da sipariş üzerine başkalarınayaptırabilmektedirler. Her iki halde de istisnadan yararlanılabilmesi içinaraçların imal ve inşasını bizzat veya sipariş vererek kendi adlarınagerçekleştirenlerin KDV mükellefi olması zorunludur.
Sipariş üzerine araçları fiilen imal veya inşaedenler de bu işle ilgili mal ve hizmet alımlarında KDV istisnasındanyararlanabilecektir.
Araçların bizzat veya sipariş yoluyla imal veinşasında istisna uygulaması aşağıdaki şekilde yürütülecektir.
i) Araçları Bizzat İmal veya İnşa Edenler
Araçların bizzat imal veya inşa edilmesihalinde mükellefe bir istisna belgesi verilecek bu belgeye dayanılarak imalveya inşa işinde kullanılacak mal ve hizmetlerin alımlarında KDV ödenmeksizinişlem yapılabilecektir.
ii) Araçları Sipariş Vererek İmal veya İnşaEttirenler
Araçların sipariş vererek imal ve inşaettirilmesi halinde, siparişi verene sadece aracı fiilen imal ve inşa edeninkendisine yaptığı hizmet için geçerli olmak üzere bir istisna belgesiverilecektir. Bu belge siparişi verenin aracın imal ve inşası ile ilgili diğermal ve hizmet alımlarında kullanılamayacaktır. Siparişi verenin, aracın imal veinşasında kullanılacak mal ve hizmetleri kısmen veya tamamen kendisinin teminetmesi halinde, bu mal ve hizmetlerin alımlarında genel esaslara göre KDVuygulanacaktır. Siparişi veren mükellefin bu şekilde yüklendiği KDV, siparişinbitmesi beklenmeden aylık dönemler halinde kendisine nakden veya mahsuben iadeedilebilecektir.
Siparişi verenin ilgili dönemde yaptığıistisna kapsamındaki alımlara ilişkin iade tutarı, 93 Seri No.lu KDV GenelTebliğinin (1.5) bölümündeki açıklamalar da dikkate alınmak suretiylebelirlenerek, bu döneme ait KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar"kulakçığının, "Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" tablosunda beyanedilecektir. Tablonun "Teslim ve Hizmet Bedeli" sütununa istisnayakonu alışların KDV hariç tutarı, "İadeye Konu Olan KDV" sütununa bualışlara ilişkin belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılacaktır.
Beyannamenin usulüne uygun olarakdoldurulmasından sonra "Sonuç Hesapları" kulakçığında yer alan"İade Edilmesi Gereken KDV" sütunundaki tutarın bu iade tutarınailişkin kısmı, siparişi veren mükellefe iade edilecektir.
İade talebi bir dilekçe ile yapılacak,dilekçeye;
- siparişle ilgili sözleşmenin noter onaylıbir örneği (İlk iade talebi sırasında bir defa verilecektir.),
- istisnaya konu harcamalara ilişkin alışbelgelerinin dökümünü gösteren liste,
- iade talep edilen döneme ait indirilecek KDVlistesi (İstisnaya konu harcamalara ait alış belgelerine ait listede gösterilenharcamalar bu listede yer almayacaktır.),
eklenecektir.
iii) Araçları Sipariş Üzerine Fiilen İmal veİnşa Edenler
Söz konusu araçları aldıkları sipariş üzerinefiilen imal ve inşa edenlerin bu işle ilgili mal ve hizmet alımlarında daistisna uygulanacaktır. Bu durumda, siparişi alarak imal ve inşa işini fiilenyapan mükellefe verilecek istisna belgesinde sipariş üzerine yapılan araç imalve inşası ile ilgili mal ve hizmet alımlarında geçerli olduğu belirtilecektir.
İmal ve inşa işini sipariş üzerine fiilenyapanlar bu işte kullanacakları mal ve hizmetleri bu belgeye dayanarak KDVuygulanmaksızın istisna kapsamında temin edebileceklerdir. Ancak istisnauygulamasında 93 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.5) bölümünde belirtilensınırın dikkate alınacağı tabiidir.
Sipariş üzerine araç imal ve inşa işiniyapanlara istisna kapsamında mal teslimi ve hizmet ifasında bulunanlar buişlemler nedeniyle yüklendikleri vergileri, indirim yoluyla telafi edememelerihalinde iade olarak talep edebileceklerdir. İade talebi bir dilekçe ileyapılacak, dilekçeye;
- araç imal ve inşa işini fiilen yapanmükellefin istisna belgesinin bir örneği,
- istisna kapsamındaki satış faturalarınındökümünü gösteren liste,
- iadenin talep edildiği döneme ilişkinindirilecek KDV listesi,
- istisna kapsamına giren satışlarla ilgiliyüklenilen KDV tablosu,
eklenecektir.
Araçları imal ve inşa edenlerin imal ve inşabittikten sonra araçları satarken veya aktife alırken istisna uygulanıpuygulanmayacağı, yukarıdaki açıklamalara göre belirlenecektir. Ancak, imal veinşa edilen aracın daha sonra vergi uygulanarak teslim edilmesi, imal veya inşaile ilgili mal ve hizmet alımlarında istisna hükümlerine göre işlem yapılmasınaengel değildir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu, ortağı bulunduğu şirkete sunduğu hizmetlerdolayısıyla yüklendiği KDV iade alacağının gelir (stopaj) vergisi borcunamahsup talebinin, anılan şirkete sunulan hizmetlerin KDV istisnası kapsamındaolmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi nedeniyle mülkiyet ve çalışma hürriyetihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, ayrıca vergilerden asılsorumlu olan şirketin açtığı davalar şirket lehine sonuçlanırken kendi adınadüzenlenen ödeme emirlerine karşı açtığı davaların reddedilmesinin eşitlikilkesini zedelediğini ifade etmiştir. Son olarak başvurucu, aleyhe verilenyargı kararlarının gerekçesiz, çelişkili ve aynı konuda verilmiş emsalkararlara aykırı olması ve ayrıca davaların yedi yılda sonuçlanmasınedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
35. Başvurucu, vergilerden asıl sorumlu olan şirketin açtığıdavalar şirket lehine sonuçlanırken kendi davalarının reddedilmesinin eşitlikilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de bu iddianın ciddiye alınabilmesiiçin başvurucunun kendisi ile benzer durumdaki başka kişilere yapılan muameleile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bufarklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil,cinsel yönelim ve benzeri ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekmekte olup somut olayda ise başvurucunun bu yöndekiiddialarını temellendirecek somut bulgu ve kanıtlar ortaya koyamadığıanlaşılmaktadır. Bu nedenle eşitlik ilkesi yönünden herhangi bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
36. Başvurucu, ortağı bulunduğu şirkete verdiği hizmetlerdolayısıyla yüklendiği KDV iade alacağının gelir (stopaj) vergisi borcunamahsup talebinin, anılan şirkete sunulan hizmetlerin KDV istisnası kapsamındaolmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi nedeniyle mülkiyet ve çalışma hürriyetihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de çalışma hürriyetiyle ilgisibulunmayan bu iddianın sadece mülkiyet hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
37. Ayrıca başvurucunun, aleyhe verilen yargı kararlarınınçelişkili ve aynı konuda verilmiş emsal kararlara aykırı olduğu iddiası,mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuniliği unsuruna ilişkin olduğundanmülkiyet hakkıyla ilgili başlık altında incelenecektir.
38. Başvurucu son olarak diğer hak ihlallerine bağlı olaraketkin başvuru hakkının da ihlal edildiği şikayetinde bulunmuş olmakla birliktebu ihlal iddiasına ilişkin somut bir açıklamada bulunmadığından bu şikâyetinincelenmesine gerek görülmemiştir.
a. Zonguldak Vergi MahkemesininE.2007/753 Sayılı Dava Dosyasında Yürütülen Yargılama Yönünden
39. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un"Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5)numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresiiçinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerlebirlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerligörülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder."
40. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü' nün "Başvuru süresi ve mazeret" kenar başlıklı 64.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
41. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvurusüresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usulkuralıdır.
42. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin(1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuruyolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde, İçtüzük'ün 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasındabelirtildiği üzere Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahutyurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
43. Somut olayda, UYAP kayıtlarından sorgulanan dava dosyasındabulunan tebliğ mazbatasına göre Zonguldak Vergi Mahkemesinin E.2007/753 sayılıdava dosyası üzerinden başlatılan yargılamaya ilişkin nihai karar olan DanıştayÜçüncü Dairesinin, kararın düzeltilmesi isteminin reddine dair 19/12/2013tarihli ve E.2013/5568, K.2013/6290 sayılı kararının, 8/5/2014 tarihindebaşvurucu vekiline tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bu tarihtenitibaren işlemeye başlayan otuz günlük sürenin son günü olan 7/6/2014 günühafta sonuna (cumartesi gününe) denk geldiğinden izleyen ilk iş günü olan9/6/2014 pazartesi gününe kadar başvuru yapılması gerekirken 19/8/2014tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
44. Açıklanan nedenlerle, başvuru yollarının tüketildiğitarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "süre aşımı"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Zonguldak VergiMahkemesinin E.2007/751, E.2007/752, E.2007/754, E.2007/755, E.2007/756 veE.2007/757 Sayılı Dava Dosyalarında Yürütülen Yargılamalar Yönünden
i. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
45. Başvurucu, Danıştay Üçüncü Dairesince karar düzeltmeistemlerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
46. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
47. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır."
48. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi birtemel hak niteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlükararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hakarama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
49. Mahkemelerin hükümleri için gerekçe yazmaları gerekmeklebirlikte bu tarafların tüm iddialarına detaylı yanıt vermek zorunluluğuşeklinde anlaşılmamalıdır. Gerekçe yazma yükümlülüğünün ileri sürülen iddialarındavanın sonucuna etkisi yönünden her davanın şartları çerçevesindedeğerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ileri sürüleniddianın kabulü hâlinde davanın sonucuna etkili olması bekleniyor isemahkemelerin bu iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir (Mustafa Ünlü, B. No: 2013/735, 17/9/2014,§ 45).
50. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), derecemahkemelerinin kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda olmadığınıancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkiliolması hâlinde mahkemelerin bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorundaolabileceğini, böyle bir durumda dahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddininyeterli olabileceğini belirtmiştir (Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91,9/12/1994, §§ 27, 28)
51. Öte yandan, temyiz mercilerinin kararlarının tamamengerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapanmahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarakya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olanhusus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurlarıincelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya dabozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
52. Olayda, İlk Derece Mahkemesi kararını temyizeninceleyen Danıştay Üçüncü Dairesince, Şirket tarafından inşa edilerek yurtdışına ihraç edilen gemilere ilişkin olarak başvurucu tarafından Şirketesunulan inşa, kaynak ve montaj işçiliği hizmetlerinin 3065 sayılı Kanun'un 13.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen istisna kapsamındaolmadığı hususu detaylı bir biçimde gerekçelendirilmiş, "gemi inşa iznininşirket adına alınmış olduğu, Liman Başkanlığı nezdindeki gemi sicilindeki kaydınşirket adına yapıldığı" gibi gerek başvurucu tarafından öne sürülengerekse İlk Derece Mahkemesi kararına dayanak yapılan hususlar, karardatartışılarak iddialar karşılanmış ve reddedilmiştir.
53. İlk Derece Mahkemesi bozma kararına uyarak bu doğrultuda veaynı gerekçelerle davayı reddetmiştir. Başvurucunun yaptığı temyiz başvurusundaDaire, bozmaya uyma üzerine verilen İlk Derece Mahkemesi kararını onamış vekarar düzeltme istemini ise kanunda belirtilen sebeplerden hiçbiri bulunmadığıgerekçesiyle reddetmiştir.
54. Davacı tarafından karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülentüm iddiaların yargılamanın daha önceki safhalarında da dile getirildiği vebunlardan, yargılamanın esasını etkileyenlerin Danıştay bozma kararındatartışıldığı ve karşılandığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, karar düzeltmedilekçesinde diğer aşamalardakinden farklı ve yeni bir iddiada bulunmamıştır.Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülüp de Danıştay tarafındankarşılanmayan iddiaların varlığından söz edilemez. Kaldı ki karar düzeltmemüessesesinde, temyiz yolundan farklı olarak 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde sayılan sınırlı nedenlerinvarlığı koşuluyla işin esası incelenebilmektedir. Somut olayda Danıştaytarafından bu sınırlı nedenlerin hiçbirinin var olmadığı değerlendirilmiş vekarar düzeltme istemi reddedilmiştir.
55. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkının ihlalineyönelik şikâyetin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Mülkiyet Hakkı ve Makul Sürede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
56. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının vemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
57. Başvurucu, ortağı bulunduğu şirkete verdiği hizmetlerdolayısıyla yüklendiği KDV iade alacağının gelir (stopaj) vergisi borcunamahsup talebinin, anılan şirkete sunulan hizmetlerin KDV istisnası kapsamındaolmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
58. Başvurucuya göre, tersanelerce inşa edilip şirket aktifinekaydedilmeyen ve yurt dışına ihraç edilmek suretiyle satılan gemilere ilişkinmal ve hizmet teslimlerinin 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birincifıkrasının (a) bendi uyarınca katma değer vergisinden istisna edilmesine vevergi idaresince de bu şekilde uygulama yapılmasına rağmen Gelirler Başkontrolörlüğünce 2006 yılında yılındaŞirket hakkında gerçekleştirilen vergi incelemesi sonucu düzenlenen raporda,anılan istisnanın sadece Şirketin esas faaliyetinde kullanılan ve şirketaktifinde kayıtlı bulunan gemileri kapsadığı, şirket faaliyetlerindekullanılmayıp sadece inşa edilerek yurt dışına ihraç edilen gemilere ilişkinmal ve hizmet teslimlerinin katma değer vergisine tabi olduğu görüşününbenimsenmesi sonucu adına dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir.
59. Başvuru dilekçesinde yapılan açıklamalara göre, ilk kezkarşılaşılan bu uygulama nedeniyle Gemi İnşa Sanayicileri Birliğince yetkilikamu otoriteleri nezdinde girişimde bulunularak bu yorumun tersanecilik sektörüüzerinde yol açacağı olumsuz etkilerin anlatılması üzerine 6111 sayılıKanun'la, inşa edildikten sonra satılan gemilere ilişkin mal ve hizmetteslimlerinin de istisna kapsamında olduğunun açıklığa kavuşturulması amacıylailgili hükümde yasal değişikliğe gidilmiş, ancak söz konusu değişiklikten önceyapılan işlemlere ilişkin açılmış olan davaların değişiklikten önceki hükümlerdoğrultusunda görülmesine devam edilmiştir.
60. Başvurucu, Şirket hakkında tarh edilen vergiler ve kesilencezalara karşı açılan davalarda Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Şirkettarafından inşa edilerek yurt dışına ihraç edilen gemilere ilişkin mal ve hizmetteslimlerinin de 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinde belirtilen istisna kapsamında olduğu içtihadında bulunulduğu hâlde, buŞirkete hizmet tesliminde bulunan başvurucu hakkında aynı olay nedeniyledüzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda Danıştay Üçüncü Dairesinin,sadece ticari faaliyette fiilen kullanılan gemilere ilişkin teslim vehizmetlerin istisna kapsamında olduğu görüşünü benimsemesi sonucu yargılamasürecinin aleyhine sonuçlandığından yakınmıştır.
61. Bakanlık herhangi bir görüş bildirmemiştir.
i. Müdahalenin Varlığı ve Türü
62. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
63. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
64. Anayasa'nın "Vergi ödevi" kenar başlıklı 73.maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Vergi, resim, harç ve benzeri malîyükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır."
65. Olayda, başvurucu tarafından Şirkete sunulaninşa,kaynak ve montaj işçiliği hizmetlerinin 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesininbirinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen istisna kapsamında olmadığı kabuledilerek adına KDV tarhiyatı yapılmıştır. Başvurucu adına vergi salınmasınınmülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği tartışmasızdır.
66. Anayasa’nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesibenzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üçkural ihtiva etmektedir. Sözleşmenin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçılyararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkınıtanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullardamülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangikoşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:2013/1301, 30/12/2014, § 45).
67. Her iki düzenlemenin üçüncü cümlelerinde ise mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkin hükümler yer almaktadır.Anayasa’nın 35. maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplumyararına aykırı olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel birilkeye yer verirken Sözleşme'ye ek (1)No.luProtokolün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararınadüzenleme ve vergiler ve diğer katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekligördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı tutarak tarafdevletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetinkullanımını kontrol” yetkisine sahip olduklarını kabul etmektedir.Bununla beraber Anayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu hususta devletemülkiyetin kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir(Necmiye Çiftçi ve diğerleri, §46).
68. Vergi ve benzeri yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim vekatkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve ödenmesini güvence altına almayayönelik düzenlemeler, Sözleşme metninde ayrıca ifade edilmekle ve Anayasa'daayrı hükümlerle düzenlenmiş olmakla birlikte bu düzenlemelerin de -genelitibarıyla mülkiyetin kullanımını düzenleme ve kontrol etme amacı taşıdığından-ayrı bir başlık yerine devletin mülklerin kullanımını düzenleme veya mülkiyetinkamu yararına kullanımını kontrol yetkisi kapsamında incelenmesi gerekir (Arif Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016,§ 50).
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
69. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygundüşebilmesi için Anayasa'nın 35. maddesi ile 13. maddesindeki düzenlemelereuygun olarak yapılması gerekmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin ikincifıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunlasınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerinkanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesi de "hak ve özgürlüklerin ancak kanunlasınırlanabileceğini" temel bir ilke olarak benimsemiştir.
70. Devletin egemenlik hakkından doğan vergilendirme yetkisineilişkin temel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 73. maddesi, vergilendirmeyoluyla mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerde kanunilik ilkesini özel olarakdüzenlemiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre vergiler, resim, harç vebenzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, kaldırılır ve değiştirilir.Verginin kanuniliği ilkesi, vergilendirmeye ilişkin istisna ve muafiyetleri dekapsamaktadır. Dolayısıyla hangi mal ve hizmet teslimlerinin katma değervergisinden istisna edileceğinin de kanunla belirlenmesi zorunludur.
71. Kanunilik ilkesi, yasal düzenlemelerin ulaşılabilir,öngörülebilir ve belirli olmasını gerektirmektedir. Anayasa'nın 73. maddesininüçüncü fıkrası hükmü ile vergi mükellefi bakımından vergisel yükümlülüklerin"belirliliği"nin ve "öngörülebilirliği"nin, bu bağlamda vergimükelleflerinin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Söz konusuölçütler mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanunla yapılması zorunluluğununalt ölçütleri olarak da kabul edilmektedir. Verginin belirli ve öngörülebilirolması, vergiye ilişkin hükümlerin "açık ve anlaşılır" olmasınıgerektirmekte olup Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası ile Türk hukukundavergisel yükümlülüğün mutlaka kanunla konulmasını zorunlu tutan Anayasahükmünün vergi yoluyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler karşısında kişilereSözleşme'ye göre daha üst düzey bir koruma sağladığısöylenebilir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince "Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyeceksınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkindüzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasınızorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk,tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayladüzenlenmesi zorunludur." denmek suretiyle açıklığakavuşturulmuştur (AYM, E.2009/63, K.2011/66, 14/4/2011).
72. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının dabireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukukibelirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilikkoşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, § 55). Hukukibelirlilik ilkesinin alt ilkeleri olan" öngörülebilirlik", hukukkuralının uygulanması hâlinde doğabilecek sonuçların önceden tahminedilebilmesi anlamına gelmektedir (Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, § 42).
73. Ticari faaliyet çerçevesinde gerçekleştirilen mal ve hizmetteslimlerinin KDV'ye tabi olduğu ve bu çerçevede mal ve hizmet teslimindebulunanların doğacak olan KDV'nin mükellefi bulundukları hususu, 3065 sayılıKanun'un 1. ve 8. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla açık birkanun hükmüyle istisna tanınmadıkça ticari faaliyet kapsamında gerçekleştirilenher türlü mal ve hizmet teslimi KDV'ye tabi olacaktır.
74. Somut başvuruya konu olayda, uyuşmazlığın özünü,tersanecilik faaliyetinde bulunan Şirketçe inşa edildikten sonra yurt dışınaihraç edilen gemilere ilişkin olarak başvurucu tarafından anılan Şirketesunulan inşa, kaynak ve montaj işçiliği hizmetlerinin KDV'den istisna olupolmadığı hususu oluşturmaktadır. Deniz taşıma araçlarına ilişkin istisna, 3065sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiştir.Anılan fıkranın olay tarihinde yürürlükte bulunan metni uyarınca "Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz ... taşımaaraçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerdeişletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz ... taşıma araçlarının,yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, bu araçların imal ve inşaasıile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım vebakımı şeklinde ortaya çıkan hizmetler," KDV'den istisnatutulmaktadır.
75. Başvurucu tarafından hizmet sunulan Şirket tersanecilikfaaliyeti ile uğraşmakta ve bu çerçevede gemi inşa edip yurt dışına ihraçetmektedir. Anılan şirket tarafından bağlı bulunduğu İstanbul Beyoğlu VergiDairesi Müdürlüğünden 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının(a) bendi uyarınca KDV'den muafiyet belgesi alınmış ve noterden onaylatılanörnekleri hizmet satın alınan tedarikçilere verilmiştir. Şirkete hizmettesliminde bulunan tedarikçiler de KDV'den muafiyet belgesine istinadengerçekleştirdikleri hizmet teslimlerinden doğan KDV'yi hizmet faturalarınayansıtmayarak kendileri yüklenmekte ve indirim konusu yapılmayan bu KDV'leri nakdenveya mahsuben iade almaktadırlar.
76. Ancak Gelir İdaresi Başkanlığı Gelirler Başkontrolörlüğünce2006 yılında Şirketin işlemlerinin incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen vergiinceleme raporunda, 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendi uyarınca hizmet teslimlerinin KDV'den istisna olabilmesi için hizmetsunulan deniz taşıma araçlarının taşımacılık, kiralama ya da başka şekillerdeişletilmesi gerektiği görüşü savunulmuş, incelenen olayda ise Şirketin siparişüzerine inşa ettiği gemilerin Şirket faaliyetlerinde kullanılmayıp yurt dışınaihraç edilmesi nedeniyle bu gemilerin inşasında sunulan hizmetlerin KDV'ye tabiolduğu belirtilmiştir. Bu rapora dayanılarak tedarikçiler (başvurucu)tarafından sunulan hizmet teslim faturalarına yansıtılmayan KDV'lerden müteselsilen sorumlu tutularak Şirket adına vergi ziyaıcezalı KDV tarhiyatı yapılmıştır.
77. Şirket hakkında yapılan vergi incelemesinin ardından Şirketemal ve hizmet tesliminde bulunan başvurucunun 2006 yılı şahsi ticari faaliyetide incelenmiştir. Bu kapsamda, başvurucu tarafından Şirkete sunulan inşa,kaynak ve montaj işçiliği hizmetlerinin istisna kapsamında olmadığıbelirtilerek Şirket adına düzenlenen faturalara yansıtılmayarak şahsiişletmesinde çalışan işçilerin gelir vergisinden mahsup suretiyle iade alınanvergilerin başvurucudan tahsili amacıyla ödeme emirleri düzenlenmiştir.
78. Şirket hakkında tarh edilen vergi ziyaı cezalı KDV'lerekarşı İstanbul Vergi Mahkemesinde açılan davalarda Mahkemece, Mehmet ArifMadenci adlı mükellef (başvurucu) tarafından, vergi dairesince verilmiş yasal"KDV istisna" belgesine istinaden KDV hesaplanmadan düzenlenenfaturalara konu gemi ve tekne inşa, kaynak, montaj hizmetlerinin 3065 sayılıKanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen istisnakoşullarını haiz olduğu, geminin sipariş üzerine imal ve inşa edilmesininistisnadan yararlanılmasına engel teşkil etmediği, bu nedenle Şirketinmüteselsil sorumlu olmasını gerektiren bir vergiden bahsedilemeyeceğigerekçesiyle davaların kabulü yönünde verilen karar Danıştay DokuzuncuDairesince onanmıştır. Dolayısıyla Danıştay Dokuzuncu Dairesinin, 3065 sayılıKanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mal ve hizmetteslimlerinin KDV'den istisna olabilmesi için inşa edilen gemilerin Şirketinfaaliyetlerinde kullanılmasının gerekmediği, istisnanın Şirketin aktifinekaydedilmeyerek doğrudan ihraç edilen gemilerin inşasında sunulan hizmetleri dekapsadığı görüşünü benimsediği anlaşılmaktadır.
79. Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı ZonguldakVergi Mahkemesinde açılan davaların benzer gerekçeyle kabulü yolunda verilenkararları bozan Danıştay Üçüncü Dairesi ise aksi görüşü savunmuştur. DanıştayÜçüncü Dairesinin görüşüne göre, 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birincifıkrasının (a) bendi uyarınca istisna hükmünden yararlanılabilmesi, kendisineteslim ve hizmet yapılan alıcının, maddede sayılan araçları kısmen de olsataşımacılık, kiralama ya da başka şekillerde işletmesi koşuluna bağlıkılınmıştır.
80. Görüldüğü üzere, 3065 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde öngörülen "istisna" hükmünün kapsamı,Danıştay Üçüncü Dairesi ile Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından farklıbiçimlerde yorumlanmaktadır.
81. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı ve birden fazlabiçimde yorumlanmasının mümkün olduğu durumlarda bunlardan hangisininbenimseneceği, derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruda, derece mahkemelerince benimsenen yorumlardanbirine üstünlük tanıması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. AnayasaMahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birdenfazla yorumunun hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğinitespit etmektir. Bu itibarla, tartışılması gereken husus, anılan istisnahükmünün farklı Dairelerce farklı biçimlerde yorumlanmasının belirlilik veöngörülebilirlik ilkelerini zedeleyip zedelemediğidir.
82. Başvurucu dilekçesinde de belirtildiği üzere, 3065 sayılıKanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen"istisna" hükmünün, inşa edildikten sonra işletme aktifindetutulmayarak yurt dışına ihraç edilen gemilere ilişkin mal ve hizmetteslimlerini kapsayıp kapsamadığı hususu ilk kez bu olay nedeniyle yargımercilerince tartışma konusu yapılmıştır.
83. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında dabelirtildiği üzere, ilgili mevzuatın ilk defa yorumlanmasında bölgesel vegörevsel yetkilere sahip mahkemeler arasında farklılıklar oluşması doğaldır.Diğer bir deyişle değişik yargı kademelerinde görev alan hâkimlerin tamamınınilk defa uygulanan bir kuralı aynı şekilde yorumlamaları mümkün olmayabilir.Ancak böylesi bir durumda mahkemelerin uygulamaları arasındaki uyumu ve içtihatbirliğini sağlamaya yönelik mekanizmalar önem taşımaktadır (İslam Şahin, B. No: 2014/7280, 21/1/2016,§ 54; Uğur Çelik, B. No:2015/20244, 15/6/2016, § 53). Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam dayargı kararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir.Bununla birlikte yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibibazı hâllerde içtihadın müstekar hâle gelmesininbelirli bir zamanı gerektirdiği açıktır (TürkanBal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 56).
84. Bir kanun hükmüne ilişkin içtihadın henüz yerleşik hâlegelmediği bir aşamada o hükmün yargı organlarınca farklı biçimlerdeyorumlanabilmesi hukukun doğası gereğidir. Zira hukukta nesnelliğinsağlanabilmesi açısından hukuk kurallarının belli ölçüde soyut kavramlariçermesi kaçınılmazdır. Nesnel hukuk kurallarının maddi alemde gerçekleşenolaylarla birebir örtüşmesi ve bunlara uygulanması ise her zaman mümkün olamayabilmektedir. Öte yandan hukuk kurallarınınkapsamının tespitinde kural koyucu ne kadar titiz davranırsa davransın kuralınyürürlüğe girmesinden ve uygulanmaya başlamasından sonra önceden öngörülemeyenbazı yeni durumların ortaya çıkması da mümkündür. Bu gibi hâllerde kuralınyetkili otoritelerce ve özellikle yargı organlarınca yorumlanması zorunlu hâlegelmektedir. Kuralı yorumlayan otoritelerin birden fazla olması, bazı hâllerdekuralın birden fazla yorumunu önlenemez kılmaktadır. Dolayısıyla hukukkurallarının bu niteliği dikkate alındığında bir kanun hükmünün yargıorganlarınca farklı biçimde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklıiçtihatların varlığı, tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğuyargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadınvarlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan, bireyin davranışınıyönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzenininbozulduğundan söz edilebilir. Bu durumda bireylerin hangi içtihada göredavranışlarını yönlendirecekleri belirsizleşeceğinden öngörülebilirlik ortadankalkar.
85. Somut olayda Dairelerin kararları incelendiğinde, tersaneişletmecilerince inşa edildikten sonra işletmede kullanılmayarak yurt dışınaihraç edilen gemilere ilişkin mal ve hizmet teslimlerinin 3065 sayılı Kanun'un13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen "istisna"hükmünün kapsamında olup olmadığı hususuyla ilgili başvurucunun ortağıbulunduğu Şirket hakkında 2006 yılında yapılan vergi incelemesinden kaynaklananuyuşmazlıklar dışında Danıştay kararı olmadığı gözlemlenmektedir. Dolayısıyla yargıorganlarının ve içtihat mercii olan Danıştay Dairelerinin, sipariş üzerine inşaedildikten sonra yurt dışına ihraç edilen deniz araçları bağlamında anılanhükmü ilk kez bu olay vesilesiyle yorumladıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca 6111sayılı Kanun'la yapılan yasal düzenlemeyle, inşa edilerek satılan gemilereilişkin mal ve hizmet teslimlerinin de istisna kapsamında olduğu hususuaçıklığa kavuşturulmak suretiyle benzer ihtilafların bir daha yaşanmasıihtimalinin ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, tek bir olaylasınırlı olarak Danıştayın iki Dairesince verilenkararlardaki bu içtihat farklılığının kamu düzenini sarsıcı bir etkisininbulunmadığı ve dolayısıyla hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerineters düşecek şekilde bireylerin hukuka duyduğu güveni sarsıcı bir nitelik arzetmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
86. Bu itibarla vergilendirme suretiyle mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin kanuna dayandığı kanaatine varılmaktadır.
87. Meşru amaç ve ölçülülük ilkesine ilişkin herhangi bir ihlaliddiası öne sürülmediği gibi somut olayın özellikleri de başvurunun bu unsurlaryönünden incelenmesini gerektirmediğinden meşru amaç ve ölçülülük yönündenherhangi bir denetim yapılmamıştır.
88. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
b. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
89. Başvurucu davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterekAnayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
90. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalar ile hukuksisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhilolan ancak sonucu itibarıyla medeni haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyiciolan uyuşmazlıkları konu alan davaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesincemakul sürede yargılanma hakkının, adil yargılanma hakkının kapsamına dâhilolduğu kabul edilerek bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığınıntespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağıbelirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64; SelahattinAkyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).
91. Başvuruya konu davaların, başvurucu tarafından adınadüzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açıldığı görülmektedir. Medenihak ve yükümlülükleri konu alan davalarda yargılama faaliyetinin makul süredeğerlendirmesi için başlangıcı, kural olarak yargılama süresinin işletilmeyebaşlandığı tarihtir (Güher Ergun vediğerleri, § 50). Başvuru konusu davaların açılış tarihinin14/9/2007 olduğu anlaşılmaktadır.
92. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somutbaşvuru açısından bu tarih, Danıştay Üçüncü Dairesi tarafından kararın düzeltilmesiisteminin reddedildiği 18/3/2014 tarihidir.
93. Başvuruya konu yargılama sürecinde, başvurucu adınadüzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle 14/9/2007 tarihinde açılandavalarda İlk Derece Mahkemesi 28/3/2008 tarihinde davaları kabul ederek ödemeemirlerinin iptaline karar vermiştir. Temyiz üzerine Danıştay Üçüncü Dairesinin23/6/2009 tarihli ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararlarının bozulması üzerineilk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak 16/7/2010 tarihinde davanın reddiyolunda hüküm kurulmuştur. Anılan karara karşı yapılan temyiz istemi 29/11/2012tarihinde; karar düzeltme istemi ise 18/3/2014 tarihinde reddedilmiş ve hükümbu şekilde kesinleşmiştir. Dolayısıyla yargılamanın 6 yıl 8 ay sürdüğüanlaşılmaktadır.
94. İdari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından -özellikle 2577 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümleri de gözönünde bulundurularak-makul sürede yargılanma hakkına yönelik ilkeler tespit edilmiştir (Selahattin Akyıl, § 54-60).
95. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konudavaların hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterlerdikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucununusule ilişkin haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanınuzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuruaçısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sözkonusu 6 yıl 8 aylık yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmaktadır.
96. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
97. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
98. Başvurucu ihlallerin tespiti talebinde bulunmuştur.
99. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
100. Başvurucu tazminat talebinde bulunmadığından bu konuda birkarar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
101. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Zonguldak Vergi Mahkemesinin E.2007/753 sayılı davadosyasında yürütülen yargılama yönünden bireysel başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Zonguldak Vergi Mahkemesinin E.2007/751, E.2007/752,E.2007/754, E.2007/755, E.2007/756 ve E.2007/757 sayılı dava dosyalarındayürütülen yargılamalar yönünden;
1. Gerekçeli karar hakkının ihlaline yönelik şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.