TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET GÜNEŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1268)
Karar Tarihi: 17/5/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Mehmet GÜNEŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğa itirazincelemesinde alınan savcılık görüşünün bildirilmediği, yargılama aşamasındataleplerinin hukuka aykırı olarak kabul edilmediği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/1/2014 tarihinde Antalya4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/11/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 18/6/2015tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/55743Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Antalya 8. SulhCeza Mahkemesinin 26/11/2010 tarihli ve 2010/347 Sorgusayılı kararı ile dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üyeolma suçlarından tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şöyledir:
"Şüphelilerinüzerlerine atılı suç ile ilgili mevcut delil durumu, bu suç için öngörülenhapis cezasının süresi gözönüne alındığındaşüphelilerin kaçmaya ve delilleri karartmaya yönelik davranışları bulunduğuanlaşılmakla..."
8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 15/7/2011tarihli ve E. 2011/17471 sayılı sayılı iddianamesi ile başvurucunun suç işlemekamacıyla kurulan örgüte üye olma, resmî belgede sahtecilik ve (yirmi altı ayrı)dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynıyer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucuya isnatedilen eylemeler özetle söyledir:
"[Şikâyetçi M.Y.'ye yönelik]: Belçika ... firmasına aitinternet sitesi açarak, Türkiye'deki temsilcisi rolünü üstlenmek suretiyleşikayetçiye Belçika ... Bankasına ait sahte çekivermek suretiyle, iş merkezini bedelsiz olarak kiraladığından...
[Şikâyetçi S.D.'ye ve mağdurlar N.A., A.A., Ş.K.'ye yönelik]: Belçika ... firmasına ait internet sitesi açarak,Türkiye'deki temsilcisi rolünü üstlenmek suretiyle şikayetçiye Belçika ... Bankasına ait sahte çeki vermek suretiyle, otelibedelsiz olarak satın alma sözleşmesi düzenlediğinden... bilirkişiraporundan çekin resmi evrak niteliğinde olduğu anlaşıldığından...
[Şikâyetçiler M.D., T.D., M.Ş., B.E.Y.,K.K., E.B., F.P., E.D., Ö.B.S., G.F.D., Y.I.B. ve E.G.'yeyönelik]: Belçika firması ... Türkiye'dekiyetkilisi olarak tanıtıp, Antalya Havalimanı yolu üzerindekiralananiş merkezini ve Konyaaltı'ndaki oteli, referans olarak gösterip, şikayetçi[ler]i, alınan malzemelerin parasının ödeneceği konusundagüvenini kazanarak dolandırdığından...
[Şikâyetçiler A.G., F.T., Y.Y., G.B.K.,S.K., Z.D., N.K., M.G., F.B., C.K., A.A.O. ve H.G.'yeyönelik]: Belçika firması ... Türkiye'dekiyetkilisi olarak tanıtıp, Antalya Havalimanı yolu üzerindekiralananiş merkezini ve Konyaaltı'ndaki oteli, referans olarak gösterip, şikayetçi[ler]i, personel olarak işe alıp, ücretini ödemeyerek,dolandırdığından...
...
Şüpheli M.A., suçörgütü kurarak, Belçika ülkesinde faaliyet gösteren ... firmasının Türkiyetemsilcisi rolünü üstlenerek, bu firma adına internet sitesi kurarak, ilk önce ... adresinde iş merkezi kiralayıp, pırlanta,mücevher işinde faaliyet gösteren ciddi birfirma görüntüsü oluşturup, Konyaaltı İlçesinde bir otelin alım satımı vaadisözleşmesi ile kiralayarak, suç örgütü faaliyetine başladığı tespit edilmiştir.
Şüpheli M.A., suçörgütüne; şüpheli Mehmet Güneş'i [başvurucu] üye yaparak, tüm işlemlerinde Avukat T.Y. olarak sahtekullandırttığı..."
9. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/426 sayılı dosyasıüzerinden yapılan yargılama başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.
10. Başvurucu 31/12/2013 tarihlicelsede tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkeme "üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyetine, tutuklanma tarihine, suçu işledikleri yönündekuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin tam olarak toplanamadığı, atılısuça yasada öngörülen cezanın üst sınırı göz önünde alındığında tutuklamatedbirinin orantılı olduğu" gerekçesiyle başvurucunun talebinireddederek tutukluluğun devamına karar vermiştir.
11. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde kararaitiraz etmiş, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/1/2014 tarihli ve 2014/20Değişik İş sayılı kararı ile "isnatedilen suçların niteliği, işleniş şekli ve dava dosyası kapsamına göre suçdelillerinin henüz tam olarak toplanmaması karşısında sanıkların delillerikarartma ve kaçma şüphelerinin bulunduğu" gerekçesiyle itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
12. Anılan karar 20/1/2014 tarihinde başvurucuyatebliğ edilmiştir.
13. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2014tarihli celsede başvurucunun 50.000 TL kefaletle (güvence bedeli) tahliyesinekarar vermiş, başvurucu anılan güvence bedelini yatırmadığından tahliyeedilmemiştir. Başvurucunun salıverilmesi için bu güvence bedelinin kaldırılmasıtalebi, Mahkemece 25/2/2014 ve 20/3/2014 tarihlicelselerde kabul edilmemiştir. Mahkeme 15/4/2014 tarihli celsede ise "katılan, müşteki ve mağdurların soruşturma vekovuşturma aşamasındaki beyanları, dosya kapsamı nazara alınarak... Mehmet Güneş[in] ... suç işledikleri yolunda somut olgular olsa da yargılamanınbu aşamasından sonra delillerin sanıklar yönünden büyük oranda toplanmış olmasıve tutuklu kaldıkları süre nazara alınarak haklarında adli kontrolün yeterliolacağı" gerekçesiyle başvurucunun 25.000 TL nakdi güvencekarşılığında tahliyesine, başvurucunun tahliyesi hâlinde yurt dışına çıkmasınınyasaklanması ve pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 10.00 ile 16.00 arasıikametgâhlarına en yakın zabıta birimine başvurması şeklinde adli kontrolaltına alınmasına karar vermiştir.
14. Başvurucu, kararda belirtilen güvence bedelini 25/4/2014 tarihinde yatırmış ve aynı tarihte tahliyeedilmiştir.
15. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlkDerece Mahkemesinde derdesttir.
16. Başvurucu 30/1/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu’nun"Dolandırıcılık" kenar başlıklı 157. maddesi şöyledir:
"Hilelidavranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak,kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadarhapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir."
18. 5237 sayılı Kanun’un"Nitelikli dolandırıcılık" kenar başlıklı 158. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Dolandırıcılık suçunun;
...
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredikurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
...
İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadarhapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasınahükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılanhâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarısuçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz."
19. 5237 sayılı Kanun’un"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Suç işlemek amacıyla kurulmuş olanörgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır."
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni varsayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetlişüphe oluşturuyorsa."
21. 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
22. 5271 sayılı Kanun’un"Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenarbaşlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir."
23. 5271 sayılı Kanun’un"Usul" kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncü maddeler uyarıncayapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde isteminkabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşmadışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
24. 5271 sayılı Kanun’un"İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme vearaştırma yapılması" kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:
"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itirazüzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli,sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 17/5/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelikitirazlarının yargılama sürecinde dikkate alınmadığını, Mahkemenin tahkikatıngenişletilmesi ve delil toplanması taleplerini kabul etmediğini, tutukluluğayönelik itirazlarının ve tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiğini,tutukluluğa ilişkin somut bir gerekçenin belirtilmediğini, kaçma şüphesininbulunmadığını, tutukluluğun makul süreyi aştığını, yargılamanın özensizceyürütüldüğünü, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesi sırasında alınanSavcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediğini belirterekAnayasa'nın 19. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;tahliyesine karar verilmesini ve tazminathakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buitibarla başvurucunun, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelik itirazlarınınyargılama sürecinde dikkate alınmadığı, Mahkemenin tahkikatın genişletilmesi vedelil toplanması taleplerini kabul etmediği şikâyetlerinin Anayasa’nın 36.maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; tutukluluğa yönelikitirazlarının ve tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiği,tutukluluğa ilişkin somut bir gerekçenin belirtilmediği, kaçma şüphesininbulunmadığı, tutukluluğun makul süreyi aştığı, yargılamanın özensizceyürütüldüğü, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesi sırasında alınan Savcılıkgörüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediği şikâyetlerinin iseAnayasa’nın 19. maddesi ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. AdilYargılanma Hakkının İhlal edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucu, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelikitirazlarının yargılama sürecinde dikkate alınmadığını, Mahkemenin tahkikatıngenişletilmesi ve delil toplanması taleplerini kabul etmediğini ilerisürmüştür.
29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§16, 17).
32. Somut olayda başvurucunun yargılandığı dava, bireyselbaşvurunun yapıldığı tarih itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdest olduğugibi Anayasa Mahkemesince başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dasonuçlanmamıştır. Başvurucunun, başvuru formunda dile getirdiği müştekilerinbeyan ve teşhislerine yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı, tahkikatıngenişletilmesi ve delil toplanması taleplerinin kabul edilmediği şikâyetleriniDerece Mahkemelerinde devam eden yargılamada süreçlerinde ve sonrasında temyizaşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu şikâyetlerin bu aşamalardaincelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede Derece Mahkemelerinin yargılama vetemyiz süreçleri beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
33. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve temyizmercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları tüketilmedentemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. SavcılıkGörüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesisırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğedilmediğini ileri sürmüştür.
35. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı mercine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
36. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılmataleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve "çelişmeliyargı" ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).
37. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulühaklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerinegöre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul birşekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilenolumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliğiilkesi ihlal edilmiş sayılır (BülentKarataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, §70).
38. Tutukluluk hâline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı vetutuklu arasında silahların eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir. Silahlarıneşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına ulaşabilmesine imkân verilmesinigerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısının görüşlerine etkili bir şekildecevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucunun söz konusu belgelere ulaşmasıhâlinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğinibelirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber tarafların beyanlarınınbirbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânına sahipolmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 76, 77).
39. Tutukluluğa ilişkin verilen kararların itirazınınincelenmesine yönelik usulün belirlendiği 5271 sayılı Kanun’un 270. maddesinin(2) numaralı fıkrası uyarınca itirazın incelenmesi sırasında savcılık görüşününalınması durumunda bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafisine bildirilmesizorunlu ise de anılan kuralda itirazı karara bağlamakla görevli mercinin savcılık görüşü almasının zorunlu kılınmadığıgörülmektedir.
40. Somut olayda başvurucu, başvuru formu ve eklerindetutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine karşı yaptığıitiraz(lar)ın incelenmesisırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediğinibildirmemiştir. Bu nedenle başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarakbireysel başvuruya konu ettiği Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesince 31/12/2013 tarihli celsede verilen tutukluluğun devamıkararına yönelik itirazın incelenmesi ile sınırlı bir değerlendirmeyapılmıştır.
41. Başvurucu 31/12/2013 tarihlicelsede verilen tutukluluğun devamı kararına karşı 3/1/2014 tarihinde itirazetmiş; itiraza ilişkin ilk incelemeyi yapan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi,aynı tarihte verdiği karar ile kararında bir isabetsizlik görmeyerek itirazınincelenmesi için dosyanın Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.
42. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 16/1/2014tarihli ve 2014/20 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazını dosyaüzerinden yaptığı inceleme sonucunda reddetmiştir. Anılan kararda, itirazincelemesi sırasında Cumhuriyet savcısının görüşünün yazılı ya da sözlü olarakistendiğine veya Cumhuriyet savcısının Mahkemeye görüş bildirdiğine dair biribare bulunmadığı gibi UYAP üzerinden yapılan incelemede de bu yönde bir kaydarastlanmamıştır. Bu itibarla Mahkemece itirazın incelenmesi sırasında Savcılıkgörüşü alınmadığı anlaşıldığından silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğisöylenemez.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazınincelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisinetebliğ edilmediği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
ii. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
44. Başvurucu; tutukluluğa yönelik itirazlarının ve tahliyetaleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiğini, tutukluluğa ilişkin somut birgerekçenin belirtilmediğini, kaçma şüphesinin bulunmadığını, tutukluluğun makulsüreyi aştığını ve yargılamanın özensizce yürütüldüğünü ileri sürmüştür.Başvurucunun anılan şikâyetleri, açıkça dayanaktan yoksun değildir. Başkaca birkabul edilemezlik nedeni de bulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
45. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
46. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin yargılamanın makul süredebitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).
47. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel birilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarakbulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerinegöre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesinerağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti vegüvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olmasıdurumunda haklı bulunabilir (Murat Narman,§ 61).
48. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasınısağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıdabelirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleritarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında buolgu ve olayların ortaya konması gerekir (MuratNarman, § 62).
49. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetlibelirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yoketmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamıiçin yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkinkararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler "ilgili" ve "yeterli"görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği deincelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veyasanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenindeğerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birliktedeğerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonucaulaşılabilir (Murat Narman, §63).
50. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasınınihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunankişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgelerçerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkatealınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediğiyönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği süreceilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesigerekir (Murat Narman, §§ 64,65).
51. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Murat Narman, § 66).
52. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıylatutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla berabertutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığıntutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecedekısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermekya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir. İtirazveya temyiz mercinin, itiraz veya temyiz incelemesinekonu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda bunailişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçelikarar hakkına aykırılık teşkil etmez (HanefiAvcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, §§ 70,71).
53. Somut olayda başvurucu 26/11/2010tarihinde tutuklanmış, yargılandığı davada 15/4/2014 tarihli celsede 25.000 TLnakdi güvence karşılığında (adli kontrol ile) tahliyesine karar verilmiştir.Başvurucu, adli kontrol kapsamında belirlenen güvence bedelini yatırdığı 25/4/2014 tarihinde serbest bırakılmıştır. Buna görebaşvurucu 26/11/2010 ile 25/4/2014 tarihleri arasında3 yıl 4 ay 29 gün süreyle "bir suç isnadına bağlı olarak" hürriyetindenyoksun kalmıştır.
54. Başvurucunun yargılanmakta olduğu Antalya 2. Ağır CezaMahkemesinin E.2011/426 sayılı dosyasında 24/8/2011,14/9/2011, 12/10/2011, 30/11/2011, 27/1/2012, 22/2/2012, 20/3/2012, 8/5/2012,7/6/2012, 5/7/2012, 31/7/2012, 19/10/2012, 20/11/2012, 18/12/2012, 17/1/2013,12/2/2013, 12/3/2013, 9/4/2013, 7/5/2013, 30/5/2013, 27/6/2013, 23/7/2013,19/9/2013 ve 10/10/2013 tarihli celselerde"atılı suçların vasıf ve mahiyetine, tutuklanma tarihlerine göre" başvurucununtutukluluğunun davamına karar verilmiştir.
55. Mahkeme, bu süre içinde 12/4/2012tarihli celsede herhangi bir gerekçe açıklamaksızın tutukluluğu devam ettirmiş;28/9/2012 tarihli celsede başvurucunun tahliye talebini reddederken öncekigerekçelerin yanı sıra "müşteki sayısınave delillerin tam olarak toplanmamasına" dayanmış; 20/8/2013tarihli celsede ise "suçun vasıf vemahiyeti, delil durumu, kaçma şüpheleri" gerekçeleriylebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
56. Mahkemece yargılamanın devamında 7/11/2013,5/12/2013 ve 31/12/2013 tarihli celselerde başvurucunun tutukluluğunun devamınakarar verirken bu kez "atılı suçunvasıf ve mahiyeti, tutuklanma tarihleri, suçu işledikleri yönünde kuvvetli suçşüphesinin bulunduğu, delillerin tam olarak toplanamadığı, atılı suça yasadaöngörülen cezanın üst sınırı göz önünde alındığında tutuklama tedbirininorantılı olduğu" gerekçelerine dayanılmıştır.
57. Mahkeme 30/1/2014 tarihli celsedebaşvurucunun 50.000 TL güvence bedeli ile tahliyesine karar vermiş ise debaşvurucu güvence bedelini yatırmadığından tahliye edilmemiştir. Mahkeme 25/2/2014 ve 20/3/2014 tarihli celselerde aynı ara kararınıngeçerli olduğunu belirtmekle birlikte 7/11/2013 tarihli celsedeki gerekçeleriaynen tekrarlayarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da kararvermiştir. 15/4/2014 tarihli celsede 25.000 TL'yeindirilen güvence bedeli başvurucu tarafından 25/4/2014 tarihinde yatırılmış vebaşvurucu bu tarihte tahliye olmuştur.
58. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancakkaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerdetutulabilirler. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmazbir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterligerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin gösterilmesigerekir (Burhan İsmailoğlu, B.No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).
59. Her ne kadar bir kişinin, suçişlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veyabirkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadartutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekse de özellikle belli bir süregeçtikten sonra tutuklamanın devamına karar verilirken davanın genel durumuyanında tahliyesini talep eden kişinin özel durumunun dikkate alınması ve buanlamda tutukluluk gerekçelerinin kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi Avcı, § 84).
60. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Mahkemece,başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde 24/8/2011 ile 10/10/2013 tarihleri arasında yapılan yirmidört celse boyunca hiçbir somut olguya yer verilmeksizin yalnızca suçun vasıfve mahiyetine değinildiği; 28/9/2012 tarihli celsede buna ilaveten müştekisayısına ve delillerin tam olarak toplanmamasına dayanıldığı; 20/8/2013 tarihlicelsede ise kaçma şüphesine atıf yapıldığı görülmektedir. Mahkeme 12/4/2012 tarihli celsede herhangi bir gerekçeaçıklamaksızın tutukluluğu devam ettirmiştir. Mahkemenin 7/11/2013tarihinden sonra ise bu gerekçelere ilaveten isnat edilen suçlara ilişkin cezamiktarına göre tutuklamanın orantılı olduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır.
61. Mahkemenin tutuklama nedenlerine ilişkin olarak herhangi birkişiselleştirme yapmaksızın genel olarak tüm celselerde aynı gerekçeleritekrarladığı ve bu gerekçelerin gerek kuvvetli suç şüphesi yönünden gereksetutuklama nedenleri yönünden somut olguya dayanmadığı görülmektedir. Mahkemeceverilen tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler, tutukluluğun devamınınhukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedeğildir. Somut olaydaki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin 3yıl 4 ay 29 günlük tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterli olduğusöylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucununözgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında anılan tutukluluk süresimakul olarak değerlendirilemez.
62. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı şikâyeti yönünden Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
63. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
64. Başvurucu, tahliyesine karar verilmesiyle birlikte tazminathakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.
65. Başvuruda, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyleAnayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucu hakkında tahliye kararı verilmekle (bkz.§§ 13, 14)tutukluluk hâli sona ermiştir.
66. Başvurucu tazminat hakkını saklı tuttuğunu ifade etmeklebirlikte sonraki süreçte herhangi bir tazminat talebinde bulunmamıştır. Bunedenle tazminata ilişkin bir karar verilmesi mümkün görülmemiştir. Bu durumdaihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.
67. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılık görüşününbildirilmediğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarakAnayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Antalya 2. Ağır Ceza MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
17/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.