TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ZAİT KOZAT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17108)
Karar Tarihi: 9/3/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
1. Mehmet Zait KOZAT
2. Hanımşa UZUNKAYA
3. Gülşen ANAR
4. Necla KOZAT
5. Halim KOZAT
6. Mahmut KOZAT
7. Gülten YETKİN
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecburkalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuru neticesindeyeterli tazminat verilmemesi, açılan davanın reddedilmesi ve makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/10/2014 tarihinde İstanbul 26. Asliye CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/1/2015 tarihindebaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, murislerinin Diyarbakır ili Lice ilçesinde18/7/1994 tarihinde meydana gelen terör örgütü üyeleri ve güvenlik güçleriarasındaki çatışmada öldüğünü, güvenlik nedeniyle göç etmek zorundakaldıklarını iddia etmişlerdir.
9. Başvurucular 22/12/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
10. 14/7/2006 tarihli ve 2006/4-448 sayılı Komisyon kararında,terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması talebiyle yapılan başvurudabaşvuruculara toplam 14.666,67 TL ödenmesine karar verilmiştir.
11. Başvurucular tarafından sulhname imzlanmayarak tazminat miktarının yeterli olmadığıgerekçesiyle belirtilen işlem aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde davaaçılmıştır.
12. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 17/4/2008 tarihli veE.2006/1861, K.2008/550 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…Dava dosyasının incelenmesinden; 18.7.1999günü saat 14.30 sıralarında PKK Terör Örgütü mensuplarınca Lice İlçe Merkezindebulunan Jandarma Komando Bölük Komutanlığı hizmet binasına, çevre nöbetçilerineve nizamiye nöbetçilerine kimlikleri ve sayıları tespit edilemeyen örgütelemanlarınca roket ve uzun namlulu silahlarla ateş açıldığı, güvenlik güçleritarafından karşılık verildiği, meydana gelen çatışma esnasında olay yeriyakınında bulunan evlerin, mermi ve sıcaklığın etkisiyle alev alarak yandığı,murisin olay sırasında evde bulunduğu evinin çatışmadan dolayı ateş almasınedeniyle yanarak öldüğü,5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine ölümdenkaynaklanan zararların karşılanması için 22.12.2004 günlü ve 5567 sayılıbaşvuru dosyası ile davacılar tarafından komisyona başvurulduğu, Komisyonca4.8.2006 gün ve 2006/4-6271 sayılı karar ile toplam 14.666,67-YTL ödenmesinekarar verildiği, 14.7.2006 gün ve 448 sayılı sulhnameyedavet yazısının davacıya gönderildiği bilahare 15.10.2006 tarihinde iseuyuşmazlık tutanağı düzenlendiği, bakılan davada ise 14.7.2006 gün ve 448sayılı sulhnameye davet yazısının dava konusuedildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca; ölümhallerinde 7000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucubulunan miktarın, elli katı tutarında ilgililere nakdi ödeme yapılacağı hususuaçıktır.
Davacı sulhnameyedavet yazısının iptalini istediğine göre, aylık katsayı esas alınırken sulhnameye davet yazısının düzenlendiği tarihteki (işlemtarihi) memur aylık katsayısının esas alınması gerekmektedir.
Buna göre; davacıların maddi tazminatistemlerine ilişkin olarak; 7000 gösterge rakamınınişlem tarihinde (2006 yılı Bütçe Kanununa göre 1.7.2006-31.12.2006 tarihleriarasında ) geçerli olan memur aylık katsayısı olan 0,04373 ile çarpımının ellikatı olarak hesaplanan 15.305,50-YTL miktarın davacılara önerilmesi gerekirken,komisyon tarafından düşük katsayı esas alınarak bulunan 14.666,67-YTL' nin davacılara teklif edildiği görülmektedir.
Bu durumda, yanlış katsayı uygulanarak bulunanmiktara ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davacıların manevi tazminat istemine gelince;5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması HakkındaKanun ve Yönetmelikte manevi zarara uğrayan ilgililerin manevi tazminatlarınınkarşılanacağına ilişkin bir hüküm yer almadığından davacıların manevi tazminattalebinin karşılanmasına hukuken imkan bulunmamaktadır.
Davacılara ödeme yapılırken 5233 sayılıKanunun 9. maddesinde yer alan; "Birinci fıkranın (e) bendine görebelirlenen nakdi ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk MedeniKanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır" hükmü gereğince, hükmedilentazminatın, her bir davacıya miras hissesi nispetinde ödenmesi gerektiği dekuşkusuzdur...”
13. Kararın idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 2/4/2015 tarihli ve E.2011/9599,K.2015/1881 sayılı kararı ile kısmen onama kısmen bozma kararı verilmiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir;
"...Davacıların maddi tazminatistemlerine ilişkin olarak; yanlış katsayı uygulanarak komisyon tarafındandüşük katsayı esas alınarak bulunan 14.666,67-TL' nindavacılara teklif edilen miktara karşılık Mahkeme tarafından 7000 göstergerakamının işlem tarihinde (2006 yılı Bütçe Kanununa göre 1.7.2006-31.12.2006tarihleri arasında ) geçerli olan memur aylık katsayısı olan 0,04373 ileçarpımının elli katı olarak hesaplanan 15.305,50-TL miktarın davacılaraödenmesi yolunda verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Temyize konu Mahkemekararının, yasal faize ilişkin kısmına gelince;
Terör eylemleri veya terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler sonucunda salt toplumun bir bireyi olmalarınedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının sosyal risk ilkesigereğince sulhen karşılanması amacıyla çıkarılan 5233sayılı Kanun, kapsamında bulunan maddi zararların sulhenkarşılanması için 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinden ayrı, özel bir usulöngörmektedir. Bu prosedüre göre, Kanunda belirtilen süreler içinde ilgilivaliliklere yapılan başvurular, valilikler nezdinde oluşturulan komisyonlarcadeğerlendirmeye tâbi tutulmakta ve başvuranın zarara uğradığı sonucuna varılmasıhalinde, saptanan zararının ödenmesine karar verilerek, bu miktar üzerindendüzenlenen sulhname tasarısı davet yazısı ilebirlikte hak sahibine tebliğ edilmektedir. Hak sahibinin, sulhnametasarısını 30 gün içinde imzalaması halinde uyuşmazlık sulhençözümlenmiş olmakta; sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ise ilgililerinyargı yoluna başvurma hakları saklı bulunmaktadır.
Bu çerçevede 5233 sayılı Kanunun 6.maddesinde, zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin, zararkonusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde ve herhalde olayınmeydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zararkonusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları halinde gerekliişlemlere başlanacağı, Zarar Tespit Komisyonunun her başvuru ile ilgiliçalışmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundaolduğu, zorunlu hallerde bu sürenin vali tarafından üç ay daha uzatılabileceğikurala bağlanmıştır.
5233 sayılı Kanun uyarınca yapılan başvurularınsonuçlandırılması için yasa koyucu tarafından belirli süreler öngörülmüştür.
Bu nedenle, belirli bir miktarın ödenmesiniiçeren zarar tespit komisyonu kararlarının iptali ve uğranıldığı ileri sürülenzararların tazmini istemiyle açılan davalarda, idare mahkemesince belirli birzararın tazminine hükmedilmesi durumunda, kural olarak zarar tespit komisyonukarar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Buna göre, davacıların da talebi olduğuiçin hükmedilen tazminata komisyonun karar tarihi olan 14.07.2006 tarihindenitibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesi gerekirken, ,tazminatındavalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birliktedavacılara ödenmesine karar verilmesinde mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
Temyize konu Mahkemekararının, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına gelince;
Görüldüğü üzere; 5233 sayılı Kanun, yargısalve bilimsel içtihatlarla kabul edilen "sosyal risk" ilkesininyasalaşmış halidir. Bu nedenle, "sosyal risk ilkesi" uyarınca tazminigereken uyuşmazlıklarda adı geçen Kanunun uygulanması zorunlu bulunmaktadır.Başka bir ifadeyle; 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılandavalarda, zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağının bulunmadığı,fakat kişilerin salt toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle zarar gördükleri vebu nedenle ortaya çıkan bu zararın paylaştırılması gerektiği hallerde, idariyargı yerince 5233 sayılı Kanunun uygulanması suretiyle bir karar verilmesigerekmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, 5233 sayılıKanunun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlersonucu uğranılan maddi zararların tazminini öngörmesi, diğer bir deyişle,manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında; 5233 sayılı Kanunkapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta, davacının manevi tazminatisteminin reddine karar verilmesi yolunda verilen kararda hukuka aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kısmenkabulü ile,Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nin 17/04/2008tarih ve E:2006/1861; K:2008/550 sayılı kararının dava konusu işlemin iptali vemaddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısımlarınınoybirliği ile, manevi tazminat talebinin reddine dair kısmının ise oyçokluğuylaONANMASINA, kararın faize ilişkinkısmının ise oybirliği ile BOZULMASINA..."
14. Başvurucular tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş;aynı Dairenin 14/4/2016 tarihli ve E.2016/235, K.2016/2598 sayılı kararı ilekarar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
15. Bozma kararı üzerine Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin18/5/2016 tarihli ve E.2016/615, K.2016/534 sayılı kararı ile bozmaya uymakararı verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Bu nedenle, belirli bir miktarınödenmesini içeren zarar tespit komisyonu kararlarının iptali ve uğranıldığıileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davalarda, idare mahkemesincebelirli bir zararın tazminine hükmedilmesi durumunda, kural olarak zarar tespitkomisyonu karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Buna göre, davacıların da talebi olduğuiçin hükmedilen tazminata komisyonun karar tarihi olan 14.07.2006 tarihindenitibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle;
1 - Mahkememizin 17/04/2008 tarih ve E:2006/1861, K:2008/550 sayılı kararıile davalı idare tarafından davacıya ödenmesine hükmedilen15.305,50-TLtazminata komisyon karar tarihi olan15/07/2006 tarihinden işleyecek olan yasal faizin davalı idare tarafındandavacılara ödenmesine,
2 - Mahkememizin 17/04/2008 tarih ve E:2006/1861, K:2008/550 sayılıkararının esasa ilişkin hükümleri yönünden kesinleşmiş olması nedeniyle sözkonusu karar ile hüküm altına alınan yargılama giderleri yönünden yeniden hükümkurulmamasına,
3 - Davacı tarafından yapılan 261,80-TL temyiz ve KD yargılama giderinindavanın sonucunda oluşan haklılık durumuna göre 1/3'ü olan 87,25-TL'nındavacıların üzerinde bırakılmasına, geri kalan 174,55-TL yargılama giderinindavalı idare tarafından davacılara ödenmesine..."
16. Başvurucular tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine,dosya Danıştayda karar verilmek üzere beklemektedir.
B. İlgili Hukuk
17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
18. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katıtutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
20. Başvurucular, miras bırakanlarının terör olayları nedeniyle18/7/1994 tarihinde çıkan çatışmada yanarak hayatını kaybettiğini ve yerleşimyerlerini terk etmek zorunda bırakıldıklarını, söz konusu ölüm olayı nedeniyleuğradıkları zararların karşılanması talebiyle yaptıkları başvuruda zararlarınakarşılık Komisyon tarafından çok düşük bir bedel teklif edildiğini, bu bedelikabul etmeyerek açtıkları davada işlemin iptal edilerek maddi tazminattaleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, temyiz edilen bu kararınkarmaşık olmamasına rağmen altı yıldır karara bağlanmadığını, Komisyona başvurutarihinden itibaren on yıl geçmesine rağmen zararlarının tazmin edilmediğini vebu sürenin makul olmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat istemindebulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvurucularınihlal iddiası aşağıdaki başlık altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüklerigiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
25. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi (22/12/2004)ile nihai kararın Danıştaycaverilmemiş olması ve devam eden bir yargılama olduğu dikkate alınarak toplam oniki yıl olan yargılama süresinde, başvurucular açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süresindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
27. 30/1/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
28. Başvurucular,makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenletazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
29. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında -davayakonu miktarda dikkate alınarak- başvuruculara net 14.400 TL manevi tazminatınayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
30. Başvurucuların adli yardım talebi kabul edildiği ve ihlalkararı verildiği için yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerindebırakılmasına ve 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 14.400 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.