TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET YÜZGEÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2282)
Karar Tarihi: 2/2/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Abuzer YAZICIOĞLU
Başvurucu
:
Mehmet YÜZGEÇ
Vekili
:
Av. Şehnaz TURAN DÜNDAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, disiplin cezası bulunması gerekçe gösterilerekçalıştığı kurum tarafından üç ay süreyle sosyal denge yardımının ödenmemesi vebunun üzerine açılan iptal ve tam yargı davasının reddedilmesi nedenleriyleeşitlik ilkesinin ve toplu sözleşme hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/2/2014 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Belediye) ileBelediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN) arasında1/1/2010 ile 31/12/2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere "SosyalDenge Sözleşmesi" düzenlenmiştir.
6. Kocaeli Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü (İSU) Gebze ŞubeMüdürlüğünde memur olarak çalışan başvurucuya, 2011 yılı Aralık ile 2012 yılı Ocak aylarında sosyal denge yardımı ödemesi yapılmamıştır.
7. Başvurucu, söz konusu ödemenin yapılması istemiyle İSU'ya başvurmuş; idare tarafından 2008 yılında kınamacezası ile cezalandırıldığı ve Sosyal Denge Sözleşmesi'nin 19. maddesine göreüç ay süre ile ödemenin yapılmayacağı belirtilerek başvurucunun başvurusureddedilmiştir.
8. Başvurucu, İSU aleyhine Kocaeli 2. İdare Mahkemesinde açtığıdavada anılan işlemin iptalini ve yoksun kaldığı sosyal denge yardımınınödenmesini talep etmiştir.
9. Mahkeme 6/12/2012 tarihli ve E.2012/144, K.2012/1383 sayılı kararıylasözleşme döneminden önce gerçekleştirilen fiile verilen cezaya dayanarak ödemeyapılmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Bu durumda, dava konusu 09/01/2012 tarih ve78 sayılı işlemde de kesintinin 25/09/2008 tarih ve 2008/3-8 sayılı soruşturmaraporu üzerine verilen "kınama" cezasına dayanılarak yapıldığıgörüldüğünden, sözleşmenin kapsadığı 01/01/2010-31/12/2012 tarihleri arasındakidönemden önce işlenilen fiil ve verilen kınama cezasısebebiyle, 01/01/2010 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme uyarınca kesintiyapılmasının mümkün olmaması karşısında, davacıya Aralık 2011, Ocak ve Şubat2012 aylarını kapsayacak şekilde üç ay süreyle sosyal denge ödemesi yapılmamasınailişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”
10. Karar, Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 26/4/2013 tarihli veE.2013/588, K.2013/619 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamının gerekçesi şuşekildedir:
"… Bu durumda, Kocaeli Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı ile Bem-Bir-Sen arasında çalışanlarınekonomik durumunu iyileştirmek, bilgi ve becerilerini geliştirmek, aynı işiyapan kişiler arasında ücret dengesini sağlamak, çalışanların performansınıarttırarak demokratik ve katılımcı çalışma düzenini oluşturmak amacı ileakdedilen sözleşmenin 19. maddesi gereğince "kınama cezası alınması"hali 3 ay süre ile sosyal denge yardımından yararlanılmasına engel olarakbelirlendiğinden çalışanların ekonomik durumlarını iyileştirmek amacı ile birlikteperformanslarını arttırmak amacı ile de akdedildiği kanaati oluşturan sözleşmehükmü gereğince 10/1/2011 gün ve 1920 sayılı onay ile 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 125/B-a maddesi uyarınca "Kınama" cezası ilecezalandırıldığı sabit bulunan davacıya sosyal denge yardımı ödemesiyapılmaması yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilenMahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından, Aralık 2011 veOcak 2012 aylarında sosyal denge yardımı ödemesi yapılmaması üzerine, davalıidareye yapıldığı belirtilen başvuru üzerine tesis edilen 9/1/2012 tarih ve 78sayılı bildirim işleminde Sosyal Denge Yardımı ödememe gerekçesinin 2008 yılıdisiplin soruşturma raporu olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, davalıidare savunma yazısı ve eki belgelerden davacı hakkında, ayrı bir fiildendolayı 10/10/2011 gün ve 1920 sayılı onay ile 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 125/B-a maddesi uyarınca "Kınama" cezası ilecezalandırılması yönünde işlem tesis edildiği ve esasen sosyal denge yardımıödememe gerekçesinin 2011 yılı disiplin cezası ile cezalandırma işlemi olduğugörülmekle, bildirim işleminde gerekçenin hatalı belirtilmesi, sebep unsuruyönünden işlemi sakatlamamaktadır."
11. Karar düzeltme istemi; aynı Bölge İdare Mahkemesinin11/12/2013 tarihli ve E.2013/1386, K.2013/1702 sayılı ilamıyla, kararındüzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususların 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerdenhiçbirisine uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
12. Karar 17/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 14/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu GörevlileriSendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun “Toplusözleşmenin kapsamı” başlıklı 28. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali vesosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamugörevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlüzam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti,harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri,yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.
Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzeretoplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesiolmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.”
15. 4688 sayılı Kanun'un “Mahalliidarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32. maddesinin birinci veikinci fıkraları şöyledir:
"27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal dengetazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerinebelediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genelmeclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal dengetazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahipsendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafındanyetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özelidaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ayiçerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımındantoplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kurulunabaşvurulamaz.
Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ilesınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalliidareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihiniizleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzeresözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış haksayılmaz."
16. 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile eklenen ek 15. maddesişöyledir:
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özelidarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyaldenge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylıktutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununagöre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgilibelediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çoküyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülenhükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”
17. 1/1/2010-31/12/2012 dönemlerine ait Sosyal Denge Sözleşmesi'nin“Sosyal denge yardımından yararlanmaşartları” başlıklı 19. maddesi şöyledir:
“a- Olumsuz sicilalması, uyarma cezası alması halinde 2 ay,
b- Kınama cezası alması halinde 3 ay,
c- Maaş kesim cezası alması halinde 4 ay,
d- Kademe ilerleme cezası alması halinde 5 ay,
e- Geçici olarak görevden uzaklaştırılanlar, doğum izninde olanlar,yılda 30 günden fazla rapor kullananlar ile ücretsiz izin alanlar (Sendikalçalışmalar için verilen haftada bir gün izinde olanlar hariç), görevden uzakkaldıkları süre içerisinde bu yardımdan yararlandırılamazlar (heyet raporlarıhariç).”
18. Başvurucunun iddialarına dayanak gösterdiği Danıştay İdariDava Daireleri Kurulunun 15/6/2012 tarihli ve E.2008/142, K.2012/941 sayılıkararının ilgili kısmı şöyledir:
"... herhangi bir disiplin cezasıalanlara ayrıca bir de aylıktan kesme cezası niteliği taşıyacak şekilde bellibir süre ek ödemeden yararlandırmama yoluna gidilmesinde hukuka uygunlukbulunmamaktadır. Zira, disiplin cezasına konu eylemler için uygulanacakyaptırım mevzuatta belirlenmiş olup, dava konusu işlem tarihi itibariyle idaridüzenlemeye dayanılarak disiplin cezasının yanında aynı eylemden dolayı bir degelir mahrumiyetine yol açacak biçimde düzenleme getirilmesine olanak tanıyanbir yetki davalı idareye tanınmamıştır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; Belediyede memur olarak görev yaptığını, kınamacezası nedeniyle ödeme yapılmamasının bir fiile iki ceza verilmesi anlamınageldiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına aykırı olarak idaridüzenlemeyle disiplin cezası yanında maddi gelirden mahrum bırakıldığını, bu durumuneşitliğe ve sosyal denge yardımının amacına aykırı olduğunu belirterekAnayasa’nın 10. ve 53. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
22. Sosyal denge yardımının niteliği gereği kamu çalışanlarınınyararlandırılması gereken bir ödeme olması ve disiplin cezası alan kamugörevlisine farklı muamele yapılması nedeniyle eşitlik ilkesi ihlal iddiasındabulunan başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılanmuamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu vebu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somutolayda başvurucu, benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortayakoyamadığı gibi kendisine hangi ayrımcılık temelinde ve nasıl bir ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir açıklayıcı beyanda da bulunmamıştır. Aksinedisiplin uygulamalarına bağlı olarak personel rejiminde düzenleme yapılmasınınayrımcılık temelinde değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle eşitlikilkesinin ihlaline ilişkin iddianın, başka bir haktan bağımsız ve soyut biçimdeileri sürülmesi mümkün olmadığından ayrı bir başlık altında incelenmemiştir.
23. Başvurucunun diğer iddiaları, hakkındaki kınama cezasıgerekçe gösterilerek sosyal denge yardımından üç aylık süreyle mahrum edilmesinedeniyle toplu sözleşme hakkı ile ilgili olduğu belirtilmiş ise de buiddiaların -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) 11. maddesininuygulama çerçevesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yerleşikkararları da (Demir ve Baykara/Türkiye,B. No: 34503/97, 12/11/2008, § 35; Wilson§Ulusal Gazeteciler Birliği ve diğerleri/Birleşik Krallık,B. No: 30668/96, 30671/96, 30678/96, 2002, § 44) dikkate alınarak- toplusözleşme yapma hakkının sendikal faaliyetle ilgili olarak örgütlenme özgürlüğükapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir (AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,16/10/2014, §§ 40-43).
24. Nitekim daha sonraki kararlarında sendikal haklar lehinegörüş geliştiren AİHM; toplu iş sözleşmesinin sendikal özgürlüğün bir parçasıolarak değerlendirilmesi gerektiğini, sendikal haklar çerçevesinde sendikalarile devlet arasında toplu görüşme ve bu görüşme sonunda toplu iş sözleşmesi yapılabileceğinive bu sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan kamu görevlileriolan memurlar tarafından kurulan sendikaların, işveren konumundaki idare iletoplu görüşme ve sonucunda yapılan toplu sözleşmenin Türkiye tarafındanimzalanmış olan uluslararası sözleşmelere uygun olduğunu, toplu sözleşmeninsendika için üyelerinin çıkarlarını iyileştirme ve korumanın temel bir yoluolduğunu ortaya koymuştur (Adalet Mehtap Buluryer, § 44).
25. Sosyal Denge Sözleşmesi; 4688 sayılı Kanun kapsamında düzenlenebilen,toplu sözleşme niteliği taşımayan, toplu sözleşme güvencesi veya yükümlülükleribarındırmayan, kendine özgü dönemsel bir düzenlemedir. Bu sözleşme, kamugörevlilerinin ekonomik durumlarının daha iyi hale getirilmesi, ekonomik vesosyal barışı sağlamak ve devam ettirmek, adaletsiz ücret dağılımını önlemekamacıyla kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak çalışanlar dışındaki kamugörevlilerinin aylık maaşlarına ek olarak ödenmesi yasal düzenlemelerleöngörülen sosyal denge tazminatının ödeme şekil ve şartlarına ilişkin kurallarıiçermektedir.
26. Anayasa'nın "Sendikakurma hakkı" kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
(Dördüncü fıkra mülga: 7/5/2010-5982/5 md.)
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
27. Anayasa'nın "Topluiş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı" kenar başlıklı 53.maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarakekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla topluiş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
…
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Memurlar ve diğer kamugörevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Toplu sözleşme yapılmasısırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kurulunabaşvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplusözleşme hükmündedir.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.)Toplu sözleşme hakkınınkapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmeninyapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilereyansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esaslarıile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”
28. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumakiçin kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir arayagelme özgürlüğünü ifade etmektedir. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere toplulukhâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânısağlar. Sendika hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumakamacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve buniteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özelbir yönü olarak görülmektedir (Tayfun Cengiz,B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 30 ve 32).
29. Anayasa’nın 51. maddesiyle bağlı olarak 53. maddesi,örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olan toplu sözleşme hakkını güvence altınaalmakta, bu bağlamda kolektif bir çabanın ürünü olan sendika ile bireylerinözgür iradelerinin toplu sözleşmeye ve uzantılarına yansımasını sağlamaktadır.Bu yönü ile sosyal denge sözleşmelerinin, idare ile memurlar arasındaki somutolaya benzer sorunların çözülmesinde dikkate alınması, yorumlanması gereken ilkkaynak olduğu ve Anayasa, ilgili kanunlar, AİHS ve diğer uluslararası sözleşmehükümleri ile çelişmediği dikkate alınmalıdır.
30. Son olarak örgütlenme özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktırve Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin Anayasa’nın 33. maddesinin üçüncü ve 51.maddesinin ikinci fıkralarında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak buözgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır.Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindekiölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebepleörgütlenme özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 51. maddesi kapsamındayapılması gerekmektedir (Tayfun Cengiz,§ 38).
31. Öte yandan Anayasa hükümleri ile uyumluluğunun incelenmesisaklı kalmak kaydıyla ilk derece mahkemelerinin belli bir yönde karar almasınayol açan dava konusu olayları değerlendirmek, Anayasa Mahkemesinin görevikapsamında kabul edilmemiştir. İdare ile bir sendika arasında düzenlenensözleşmenin yorumlanma yetkisi öncelikle ilk derece yargı makamlarınındır. Bubağlamda Anayasa Mahkemesi, sosyal denge tazminatından yararlandırılmaması içingösterilen gerekçenin hatalı olduğunu beyan eden başvurucunun, örgütlenmeözgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik iddiasını incelerken yetkili yargımakamlarının sonuca ulaşmada ortaya koyduğu gerekçenin, ilgili ve yeterli olupolmadığını değerlendirmesi gerekir. Bu değerlendirme Anayasa Mahkemesininikincil nitelikte yargı yolu olmasının bir sonucudur.
32. Somut olayda başvurucu, idare ile sendika arasındadüzenlenen Sosyal Denge Sözleşmesi kapsamında tüm memurlara ödenmesi gerekensosyal denge tazminatının, disiplin cezası gerekçe gösterilerek ödenmemesininanayasal haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Belediye, sosyal dengetazminatının üç ay süreyle ödenmemesini Sosyal Denge Sözleşmesi'nedayandırmakta ve başvurucunun aldığı disiplin cezasını (kınama) gerekçegöstermektedir. İdare Mahkemesi, sosyal denge tazminatının ödenmemesine gerekçegösterilen disiplin cezasının Sosyal Denge Sözleşmesi'nin geçerli olduğutarihlere (1/1/2010-31/12/2012) uygun olmadığını değerlendirerek başvurucununtalebini kabul etmiş ise de itiraz incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi,başvurucuya verilen disiplin cezasının 2011 yılına ait olmasını dikkate alarakve Sosyal Denge Sözleşme hükümlerini esas alarak başvurucunun talebinireddetmiştir.
33. Başvurucunun emsal olarak gösterdiği Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulu kararına konu olayda; 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı YüksekÖğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun’un 5. maddesi iledüzenlenen “ek ödeme” ile ilgili olduğu ve kanuni herhangi bir sınırlamabulunmamasına karşın Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURT-KUR) YönetimKurulu tarafından ek ödemeden yararlanma şartları adı altında tek taraflı idariişlemle sınırlama getirilmesinin dava edildiği ve somut olayla örtüşmediğianlaşılmaktadır. Zira Sosyal Denge Sözleşmesi’nin, 4688 sayılı Kanun’un 32.maddesine uygun olarak belirli süreli olarak yapılan, ödeme şartlarınınbelirlenmesinde taraf iradelerinin yansıdığı ve idare ile sendika arasındaakdedilen bir sözleşme olduğu unutulmamalıdır.
34. Dolayısıyla Anayasa, uluslararası sözleşme hükümleri ve AİHMkararları dikkate alındığında üyelerinin çıkarlarını korumak amacıyla toplugörüşme ve toplu sözleşme yapma hakkı verilen ve kamu görevlileri tarafındankurulan bir sendika ile Belediye arasında “Sosyal Yardım Sözleşmesi” yapıldığı,İdare Mahkemesince tarafların iradelerinin yansıdığı Sosyal Yardım Sözleşmesihükümleri esas alınarak taleplerin incelendiği, sosyal denge tazminatındanyararlanma şartlarının önceden belirlenmiş objektif kriter özelliği taşıdığıgörülmektedir.
35. Yukarıdaki değerlendirmeler gözetildiğinde başvurucununiddiaları ile davalı Belediyenin savunmalarının İdare Mahkemesince tartışılarakbaşvurucu taleplerinin reddine karar verildiğinden, mevcut uygulamada keyfîlik olmadığı ve adil dengenin bozulmadığındanbaşvurucunun aldığı disiplin cezası nedeniyle sosyal denge tazminatından geçicisüreyle yararlandırılmamasının toplu sözleşme bağlamında örgütlenme hakkınayönelik olarak bir müdahale olduğu söylenemez.
36. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvencealtına alınan örgütlenme hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir
V.HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına2/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.