TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET REŞİT OYMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19638)
Karar Tarihi: 8/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Mehmet Reşit OYMAN
Vekili
:
Av. Hamdi PÜLAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf veSanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunukapsamında 12/5/1999 tarihinden itibaren sigorta primi ödemeye başlamış,2/4/2001 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (eski adı BAĞ-KUR) çalışmasınısonlandırdığını bildirerek haklarını askıya aldırmıştır.
9. Başvurucu 19/1/2012 tarihinde tekrar çalışmaya başladığınıbelirterek Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK, Kurum) başvurmuş, tarım sigortalısıolarak primlerini yatırmaya devam etmiştir. Kurum bu dönemde başvurucuya öncekiyıllara ait asıl prim borcu ve faizden oluşan yaklaşık 10.000 TL borççıkarmıştır.
10. Başvurucu, asıl borca işlenen faizin iptaliyle kalan anaalacak için af kanunları dikkate alınarak yapılandırma imkânının tanınmasıtalebiyle Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
11. Mahkeme 19/6/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.
12. Mahkemenin 19/6/2013 tarihli hüküm celsesi tutanağı vegerekçeli kararında kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararıntebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yoluaçık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." ibaresiyazılmıştır.
13. Gerekçeli karar 5/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, başvurucu 15/8/2013 tarihinde anılan kararı temyiz etmiştir.
14. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 22/9/2014 tarihli kararındabelirttiği "Somut olayda, davacıvekiline 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilen mahkeme kararının davacı vekilince15/8/2013 tarihinde temyiz ettiği görülmektedir. Şu duruma göre, davada 8günlük temyiz süresi geçmiştir." gerekçesiyle başvurucununtemyiz dilekçesini süre yönünden reddetmiştir.
15. Ret kararı 10/11/2010 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,8/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 21. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş MahkemeleriKanunu’nun 8. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:
“İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüzekarşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş isetebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.”
17. 5521 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca ResmîGazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkındayapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafındansonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunlayapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunlayapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü maddehükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerinegörev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
19. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432.maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:
“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri,ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarınesası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız birmahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesiniisteme hakkına sahiptir...”
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişimhakkının, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal birparçası olduğunu (bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak veyükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önünegetirme hakkının güvence altına alındığını (bkz. Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36),Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusundabulunma hakkının güvence altına alınmadığını; ancak, devletin kendi takdirinebağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanımasıdurumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakemeusulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §26).
22. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasındaYargıtay bozma ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesi nedeniyleyapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerek kanun yoluincelemesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, § 39).
23. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığıdurumlarda, kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygunolmayacağını belirtmiştir (bkz. Ashıngdane/BirleşikKrallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).
24. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin yerelmahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün buyorumların Sözleşme ile uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumuntemyiz başvurusunda öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlaraçısından da geçerli olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özelliklede yasal kesinliğin düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (bkz. Perez De Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95, 28/10/1998,§§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul kurallarını uygularken biryandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten ve usulkurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esnekliktenkaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; Mahkeme kararında temyiz süresinin on beş günolarak gösterildiğini, kararın 5/8/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, karardabelirtilen süre içerisinde 15/8/2013 tarihinde temyiz talebinde bulunduğunu,ayrıca kararın adli tatil süresi içerisinde verildiğini, bu nedenle temyizsüresinin işlemeyeceğini, buna rağmen Yargıtaycatalebinin reddedildiğini belirterek, Anayasa'nın 36. ve 60. maddelerindegüvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminattalebinde bulunmuştur. .
2. Değerlendirme
27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün, temyiztalebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelikolmasından dolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yeralan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir.
31. Anayasa'nın 36. maddesine, 2001 değişiklikleriyle eklenen"adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuzuluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının maddemetnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinde belirtilenadil yargılanma hakkının güvencelerinden birini de mahkemeye erişim hakkıoluşturmaktadır.
32. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
33. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanındaitiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış iseanılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §49) belirtmiştir.
34. Süre yönünden temyiz dilekçesinin reddinin mahkemeye erişimhakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
37. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
38. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin karar düzeltmetalebini, 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiylereddettiği anlaşılmaktadır.
39. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre, yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
40. Başvurucunun temyiz itirazlarının incelenmemesi sonucunudoğuran ret kararının, Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi, davalarınuzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı hukukdüzenine karşı olan güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla verildiği, bu açıdanmeşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
41. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle, başvurucununmahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuyaağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.
(a) Genel İlkeler
42. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde, mahkemeye erişim hakkının kural olarak mutlak bir hakolmayıp sınırlandırılabileceği, bu hususta devletlerin takdir hakları gereğibazı düzenlemeler yapabileceği, bununla birlikte getirilecek sınırlandırmalarınhakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, açık veölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerektiğibelirtilmiştir (Mesut Güzel, B.No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31). Bu kapsamda dava açmayı imkânsız kılacakölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvuru için bellisürelerin öngörülmesinin, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği olduğu ve tekbaşına bu durumun mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağıbelirtilmiştir (Remzi Durmaz, B.No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
43. Bunun yanında, AktifElektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti (B. No: 2012/855,26/6/2014, § 41) başvurusunda, Anayasa Mahkemesi, usul hükümlerine göre mahkemekararlarının hüküm kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğununözellikle ayrı ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görevyapan asliye hukuk mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşıdığını, asliye hukukmahkemelerinin, bu durumda kararı hangi mahkeme sıfatıyla verdiğiniaçıklamasının davada uygulanan yargılama usulü ile verilen karara karşı kanunyolları bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayaraktarafların kararları temyiz haklarını zamanında ve usulüne uygun olarakkullanabilmelerine hizmet ettiğini belirtmiştir.
44. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,22/9/2016 § 46) başvurusunda, icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararındatemyiz süresini on beş gün olarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerekkararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş; Yargıtay iseicra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterektemyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatınaşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgilidavalarda, mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkınızedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirterek somutolay açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icrahukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğühâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarakgösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareketetmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içindetalepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesinireddeden Yargıtay değerlendirmesinin, başvurucunun temyiz hakkını kullanmayıimkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği vekararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirtmiştir.
(b) İlkelerin Olaya Uygulanması
45. Başvurucu; Mahkemenin kararda belirttiği süreye göre temyiztalebinde bulunduğunu, ayrıca kararın adli tatil süresi içinde kendisinetebliğ edildiğini, bu nedenle süreninişlemeyeceğini, buna rağmen Yargıtay tarafından dilekçenin reddine karar verilerektemyiz hakkının elinden alındığını iddia etmiştir.
46. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucununtemyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu incelemesine konuyapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturupoluşturmadığıdır.
47. 5521 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği iş davalarındakararın tefhimden itibaren sekiz gün içerisinde temyiz edileceği öngörülmüş,başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un432. maddesinde, temyiz süresinin on beş gün olduğu ve sürenin tebliğdenitibaren başlayacağı belirtilmiştir. Yine 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesinegöre iş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulutarafından görevlendirilecek mahkemelerin davaya iş mahkemesi sıfatıylabakacağı belirtilmiştir.
48. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmındakanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara karşıöngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısındanönem arz etmektedir.
49. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında "...dair davacıvekilininyüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtayilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkçaokunup usulen anlatıldı." ibaresi kullanılarak kararın,tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz edilebileceğinin belirtildiği,başvurucunun bu süre içinde kararı temyiz etmesine rağmen, Yargıtay 21. HukukDairesinin 22/9/2014 tarihli kararında yasal süre içinde taleptebulunulmadığını belirterek (bkz. § 14) temyiz dilekçesini reddettiğianlaşılmıştır.
50. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında, 15/8/2013 tarihindeMahkemenin gerekçeli kararını tebellüğ eden başvurucunun kısa ve gerekçelikararda belirtilen süreye güvenerek bu süre içinde temyiz talebindebulunmasının, mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru göstermeyükümlülüğü gözönüne alındığında makul görülmesigerektiği, uyuşmazlık karara bağlanırken, başvurucunun, kanun yoluna başvurusüresinin Mahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmakzorunda bırakılmasının başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu,başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarlaorantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
51. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
53. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 1.000 TL maddi, 10.000 TLmanevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
54. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere YüksekovaAsliye (İş) Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Yüksekova Asliye (İş) HukukMahkemesine (E.2012/381, K.2013/323) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucunun tazminattaleplerinin REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikmeolması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süreiçin yasal FAİZ UYGULANMASINA,.
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.