TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ÖZYER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8783)
Karar Tarihi: 5/4/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Mehmet ÖZYER
Vekili
:
Av. Müzmer YÜCE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması,özel statülü mahkemede yargılama yapılması, delillerin hatalı değerlendirilmesive savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca muhtelifsuçlardan yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin2/11/2007 tarihli ve 2007/127 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.
9. Soruşturma dosyasına erişim, soruşturma evresinin birkısmında mahkeme kararıyla kısıtlanmıştır.
10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2/1/2008 tarihli veE.2008/2 sayılı iddianamesiyle suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma,izinsiz tehlikeli madde bulundurma, kasten yaralama, kişiyi hürriyetindenyoksun kılma, yağma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklarile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından başvurucu ve diğerşüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.
11. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. Madde ilegörevli) yürütülen yargılamada, aynı Mahkemenin dört dosyası daha başvurucununda yargılandığı E.2008/4 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Birleştirmeler ilebirlikte yargılanan sanık sayısı otuz olmuştur.
12.Başvurucu hakkındaki yargılama on celse sürmüştür. Esashakkındaki mütalaa 17/12/2010 tarihli celsede sunulmuş, mahkûmiyet kararı ise19/10/2011 tarihli oturumda verilmiştir. Başvurucu, yargılama boyunca müdafiyardımından yararlanmıştır.
13. Başvurucu müdafii, esas hakkındakimütalaaya karşı savunma yapmak için son celsede süre talep etmiştir.
14. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2011 tarihlikararıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kişiyihürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından mahkûmiyetine, tutuklulukhâlinin devamına hükmedilmiştir. Kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasına yerolmadığına, diğer suçlardan ise başvurucunun beraatinekarar verilmiştir.
15. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin5/3/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerionanmıştır.
16. Anılan karar, başvurucu tarafından 28/4/2014 tarihindeöğrenilmiştir. Bireysel başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında “zaman bakımından yetkisi”yle ilgili ilkeleri belirlemiştir. İlk derecemahkemesince verilen mahkûmiyet kararının anılan yetkinin başladığı 23/9/2012tarihinden sonra verilmiş olması gerektiği, bu tarihten önce verilen bir nihaikararla sona eren tutukluluk hâllerine ilişkin başvuruların zaman bakımındanyetki dışında kaldığı kabul edilmiştir (OsmanBüyüksu, B. No: 2013/5512, ¾/2014, §§ 20-24;Ali Öksüz, B. No: 2013/6065, ¾/2014,§§ 20-23; Cevdet Genç, B. No:2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29).
20. Somut olayda başvurucunun suç isnadına bağlı tutuklulukdurumu başvurucunun mahkûm edildiği 19/10/2011’de, yani bireysel başvurularınincelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012’den önce sonaermiştir.
21. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)
25. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirkenyargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgilimakamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratlesonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E., § 29)
26. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık 6 yıl 4 ay 25 günsürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmakgerekir.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. Maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
C.İddia Makamınınİşlemlerine, Mahkemenin Bağımsızlık ve Tarafsızlığına İlişkin İhlal İddiaları
28. Başvurucu; soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı yerinekollukça yapıldığını, iddianame tanzim edilirken lehe delillerin görmezdengelindiğini, Cumhuriyet Savcısı tarafından suça konu senedin aslınınaraştırılması gerekirken fotokopisi ile yetinildiğini, bu evrede lehe delilileri sürülemediğini, müştekilerin sonradan vazgeçtikleri beyanlarına nedenitibar edilmediğinin esas hakkındaki mütalaada açıklanmadığını, yargılandığımahkemenin özel statülü olarak kurulduğunu, bu mahkemelerin yargılamalarınıngüven vermediğini, kanun koyucu tarafından sonradan bu sebeplerlekaldırıldığını belirterek Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 47. Maddesinin (3),48. Maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları uyarınca başvurucunun başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarınıaçıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarınıkanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenleihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğübulunmaktadır (S.S.A., B. No:2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir,B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
30. Somut olayda başvurucu, savcılık işlemlerine yönelik ihlaliddialarını soyut ve genel ifadelerle ileri sürmüş; soruşturma evresindekiişlemlerden ve esas hakkındaki mütalaadan dolayı haklarının ne şekilde ihlaledildiğine ilişkin gerekçeleri açıklama yönündeki yükümlülüğünü yerinegetirmemiştir.
31.Başvurucu, mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığınailişkin ihlal iddiasını da salt 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 250. Maddesi ile görevli mahkemenin özel statülü olarakkurulmasına ve kamuoyu nezdinde bu mahkemelerin güven vermedikleri iddiasınadayandırmış ve anılan mahkemenin neden adil yargılama yapmadığınıtemellendirmemiştir. Bir başka ifadeyle başvurucu, mahkemenin hangi somutözelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamadabulunmamıştır. Bu nedenlerle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olgularınispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddiasınıkanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülenihlal iddiaları kanıtlanamadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
.
D. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkinİddia
33. Başvurucu, soruşturma evresinde dosyaya erişimininengellenmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü birbaşvuruda bu konudaki ilkeleri belirlemiştir. Buna göre şüphelinin davadosyasına erişimine getirilen kısıtlama, duruşma öncesi delillerin suç isnadıaltındaki kişiye ulaştırılmasını ve sözlü yargılama aşamasında sanığın müdafii aracılığıyla deliller üzerine görüş sunmasınıengellememelidir. Kısıtlamaya ilişkin kararın alınmasında çelişmeli yargılamave silahların eşitliği ilkelerine riayet edilmeli ve sanığın menfaatlerininkorunması için yeterli güvenceler sağlanmalıdır (Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No: 2013/6068,18/11/2015, §§ 54-68).
35. Başvurucu, duruşma öncesinde delillerin bir kısmındanhaberdar olmuş, sözlü yargılama aşamasında (duruşmada) müdafiiaracılığıyla deliller üzerine görüş bildirmiş ve itirazlarını sunmuştur. Ayrıcabaşvuru dosyası incelendiğinde “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama”ilkelerine aykırı olarak başvurucuya delillerini sunma, inceletme ve itirazetme hususlarında uygun olanakların sağlanmadığına ilişkin bir delil debulunmamaktadır.
36. Başvurucu, ayrıca esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmayapmak için süre verilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa Mahkemesi, savunma için gerekli zamanın tanınmamasınedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak daha önceilkeler belirlemiştir. Buna göre şüphelinin/sanığın savunma için gerek duyacağısüre diğerinden farklıdır. Savunma için gerekli süre somut olayınözelliklerine, davanın niteliğine, dava konusunun karmaşık olup olmadığına,sanığın içinde bulunduğu duruma ve yargılamanın aşamasına göre değişebilir.Sanığın, öncesinde müdafi yardımından faydalanması da sürenin yeterliliğihususunda gözetilebilir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, B. No: 2014/6971, ½/2017, §§35-49).
38. Anayasa Mahkemesi bir kararında, on celse süren biryargılamada esas hakkındaki mütalaaya karşı üç günlük süreyi yargılamanınbütünlüğünü gözeterek savunma için yeterli görmüştür (Gürol Doğan, B. No: 2013/2642, 17/9/2014).Başka bir kararında, başvurucuya iki aylık süre içinde iki kez savunma yapmaimkânı tanındığı gerekçesiyle başvurucunun savunma hakkının kısıtlandığıiddiasını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (CihanYeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015).
39. Başvurucu hakkındaki yargılama on celse sürmüştür. Esashakkındaki mütalaa 17/12/2010 tarihli celsede sunulmuş, mahkûmiyet kararı ise19/10/2011 tarihli oturumda verilmiştir. Başvurucu, yargılama boyunca müdafiyardımından yararlanmıştır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda, yargılamanınbütünlüğü gözetildiğinde başvurucunun savunma için gerekli zamandanyararlandığı anlaşılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle savunma hakkına yönelik bir ihlalinolmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
41. Başvurucu, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına ilişkinkurallara uyulmadığını, gerekçe gösterilmeksizin teşdit uygulandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Anayasa’nın 36. Maddesi gereği mahkemelerin her türlükararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014,§ 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucunaetkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermekzorunda olabilir(YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
43. Yargılama sonunda sanık savunmaları, müşteki beyanları, olaynedeniyle düzenlenen teşhis tutanakları, aramalar sonucu elde edilen deliller,doktor raporları, ekspertiz raporları, telefon görüşme içerikleri ve tüm dosyakapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıve açık bir yanıt verilmesini gerektiren, başvurucunun cezasının azalmasınaveya kalkmasına neden olabilecek türde (uyuşmazlığın çözümü için esaslı) tümiddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate alınarak verilen kararda hükmeulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görüldüğünden gerekçeli karar hakkınayönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandanbaşvurucu hakkındaki cezalar, suçun işleniş biçimi, yeri ve zamanı, müştekiüzerinde meydana getirdiği etki, suç konusunun önem ve değeri gibi hususlar dikkatealınarak alt sınırından uzaklaşılarak belirlenmiştir.
44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
F.Diğer İhlal İddiaları
45. Başvurucu; hakkında yürütülen ceza yargılamasında cezalarınşahsiliği ilkesine aykırı davranıldığını, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesiningözardı edildiğini, delillerin takdirinde yanılgıyadüşülmesi nedeniyle haksız olarak mahkûm edildiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
46. Anayasa’nın 148. Maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
47. Somut olayda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince yapılanyargılamada, sanık savunmaları, müşteki beyanları, olay nedeniyle düzenlenenteşhis tutanakları, aramalar sonucu elde edilen deliller, doktor raporları,ekspertiz raporları, telefon görüşme içerikleri ve tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun anılaniddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince verilen kararlardadelillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararınsonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
48. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarınınyukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğusonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
G. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
50. Başvurucu 50.000 TL manevi, 50.000 TL maddi tazminattalebinde bulunmuştur.
51. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
52. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
53. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. İddia makamınınişlemlerine, mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin ihlaliddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
3. Savunma hakkınınkısıtlandığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
4. Gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
5. Diğer ihlaliddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
6. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ’un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2008/4, K.2011/180) yerine bakan mahkemeyeGÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE5/4/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddiası kabul edilebilir bulunmakla birlikte, çoğunluğun ihlalyönündeki kararının yerinde olmadığı düşünülmektedir.
Kararımızda dabelirtildiği üzere, ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı yönündekideğerlendirmede yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, sanık sayısı,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu gibi hususlar dadikkate alınmaktadır.
Somut olayda İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin dört dosyasının daha başvurucunun yargılandığı dosya ilebirleştirildiği ve birleştirilenlerle birlikte dosyadaki sanık sayısının otuzolduğu dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin davanın karmaşıklığı ve sanıksayısı itibariyle benzer başvurularda verdiği kararlarda belirlenen ilkeleregöre, somut olaydaki yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmasıgerektiği düşüncesiyle çoğunluğun ihlal yönündeki kararına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ