TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET SİRAÇ TARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5139)
Karar Tarihi: 29/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Mehmet Siraç TARAN
Vekili
:
Av. Ahmet CANPOLAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmadan dolayı mülkün kullanımındanmahrum kalınması, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasısonunda hükmedilen bedelin gerçek zararı karşılamaması ve davanın makul süredesonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/4/2014 tarihinde Elazığ Hukuk Mahkemeleri ÖnBürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 28/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7.Başvurucu 16/4/2008 tarihinde Maden Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtığı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında Elazığ iliAlacakaya ilçesi Çataklı köyünde bulunan ve tapuda adına kayıtlı olantaşınmazlarının Kralkızı Barajı rezervuar alanı içindekaldığını ve bir kısmının baraj suyu altında olduğunu ancak davalı Devlet Suİşleri İdaresinin (DSİ) kamulaştırma işlemlerini gerçekleştirmediğini, sözkonusu taşınmazların kapama bağ niteliğinde olduğunu ve bu niteliklerininAlacakaya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/6 Değişik İş sayılı dosyasında yeralan bilirkişi raporundan da anlaşılabileceğini belirtmiş; fazlaya ilişkinhakkı saklı kalmak kaydıyla lehine 25.000 TL tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
8. Yargılama kapsamında Maden Asliye Hukuk Mahkemesince DSİBölge Müdürlüğüne müzekkere yazılarak taşınmazların kod seviyeleri ve buseviyelere baraj sularının hangi tarihte ulaştığı konusunda bilgi istenilmiş,DSİ Bölge Müdürlüğünce cevap yazısında söz konusu taşınmazlara 8/3/1999,20/4/1999 ve 16/6/2003 tarihlerinde el atıldığı belirtilmiştir.
9. Ayrıca yargılama safhasında keşif de yapılarak fen ve ziraatbilirkişilerinden bilirkişi raporları alınmıştır.
10. Yargılama sonunda Maden Asliye Hukuk Mahkemesi 26/5/2011tarihli ve E.2008/24, K.2011/74 sayılı kararı ile uyuşmazlık konusutaşınmazlara başvurucunun malik olduğunun anlaşıldığını, usul ve yönteme uygunolan bilirkişi raporlarında taşınmazların susuz kapama bağ vasfındaolduklarının ortaya konulduğunu ve taşınmazlar için 96.365 TL tazminat miktarıhesaplandığını belirterek davanın kabulüne, başvurucuya talebi doğrultusundafazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 25.000 TL bedelin dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve taşınmazların tapusicilinden terkinine hükmetmiştir.
11. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyizedilmiş; temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 25/1/2012 tarihlive E.2011/16259, K.2012/885 sayılı ilamı ile aynı bölgeden Daireye intikal edendosyalarda, değerlendirmede bağların yaşlarına göre üretim giderlerininortalama 220 TL kabul edildiğini, bu doğrultuda bilirkişi kurulundan ek raporalınarak karar verilmesi gerektiğini, bu hâliyle İlk Derece Mahkemesince fazlabedele hükmedildiğini, ayrıca hükümde maddi bir hatanın tespit edildiğinibelirtmiş, kararı bozmuştur.
12. Bozma üzerine dava dosyasını tekrar değerlendirmeye alanMaden Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma ilamına uyarak ek bilirkişi raporu aldırmışve yeniden hesaplama yapılmasını sağlamış bu kapsamda 2/5/2013 tarihli veE.2012/92, K.2013/108 sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniylebaşvurucuya 25.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte ödenmesine karar vermiş ve başvurucu lehine nispi olarakhesaplanan 3.000 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir.
13. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı idarece temyiztalebinde bulunulmuştur. Başvurucu ise temyiz talebine karşı sunduğu 25/7/2013tarihli cevap dilekçesi ile yerel Mahkemenin, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin25/1/2012 tarihli bozma ilamına uyarak bilirkişiden bozma doğrultusunda yenidenrapor aldırdığını; bozma ilamının gereklerini yerine getirerek usul ve yasayauygun hüküm verdiğini, davalı tarafın bozma sonrası verilen karar üzerine,bozmadan önceki hususları tekrar temyiz konusu etmekte olduğunu bu bağlamdatemyiz itirazlarının dikkate alınmaması gerektiğini belirtmiş ve sonuç olarakdavalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan İlk DereceMahkemesi kararının onanmasını talep etmiştir.
14. Temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 18. Hukuk Dairesi21/1/2014 tarihli ve E.2013/15605, K.2014/803 sayılı ilamı ile kararın4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesihükmü nedeniyle sadece vekâlet ücreti yönünden düzeltilmesine ve böyleliklekararın düzeltilmiş şekliyle onanmasına hükmetmiştir.
15. Düzelterek onama ilamı başvurucuya 14/3/2014 tarihindetebliğ edilmiş, taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmaması üzerine İlkDerece Mahkemesi kararı 4/4/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
16. Başvurucu 14/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"...
Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare,bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi,kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve TicaretOdalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden defaydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesiiçinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdirkomisyonunu görevlendirir.
..."
18. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:
"15 inci madde uyarınca oluşturulacakbilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yeremahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinlediktensonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a)Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü.
c)Kıymetini ektileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarcayapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi
kullanılması halinde getireceği net gelirini.
g)Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlaragöre satış değerini,
h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları veyapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde,bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymetdüşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırmabedelidir."
19. 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin 1. ve 2. fıkralarışöyledir:
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamışveya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veyakaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiylemalikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyethakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğerişlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacakişlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır."
"İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulantaşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veyamalikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesininikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle,taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 incive 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyletespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasınagöre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaattarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göretebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibiuzlaşma görüşmelerine davet edilir."
20. 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin AnayasaMahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı iptalkararından önceki 13. fıkrası şöyledir:
"4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadarkamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamışolmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafındankamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehinehükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleride, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacakpaydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bualacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleriuygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkındaaçılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır."
21. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Büyük Genel Kurulu kararı şöyledir:
"Taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malik, el atmanınönlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu takdirdetaşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulantaşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde, taşınmazın el koymatarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan davatarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline karar verilir."
22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi"kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimdeyürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
24. Başvurucu, Elazığ ili Alacakaya ilçesi Çataklı köyündebulunan taşınmazlarına Kralkızı Barajı yapımıamacıyla 1999-2003 yılları arasında herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadanel atıldığını, bu nedenle mülkiyeti üzerinde tasarruf etme imkanının elindenalındığını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemiyle açtığı davadaise hükmolunan tazminat bedelinin zararını karşılamada yetersiz kaldığını veyargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; 15.000 TL maddi ve 15.000 TLmanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a.Mahkemece HükmolunanTaşınmaz Bedeli Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin İddia
25. Başvurucu,açtığı kamulaştırmasız el atma davası sonunda taşınmaz için hükmedilen bedelingerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
28.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veyaeylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıgerekir.
29. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).
30. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulmasıesastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağandenetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).
31. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
32. Somutbaşvuruya konu olayda başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin Yargıtay 5. HukukDairesinin bozma ilamına uyarak lehine dava tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte 25.000 TL tazminata hükmettiği 2/5/2013 tarihli kararındavalı idarece temyize konu edilmesi üzerine verdiği temyize cevapdilekçesinde, İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamının gereklerini yerinegetirdiğini bu doğrultuda usul ve yasaya uygun hüküm verdiğini, davalınınbozmadan önceki hususları tekrar temyiz konusu etmekte olduğunu; bu bağlamda,temyiz itirazlarının dikkate alınmaması gerektiğini ifade ederek, temyizitirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesikararının onanmasını istediği anlaşılmaktadır. Oysa yukarıda yer verilenilkeler kapsamında (bkz. §§ 28-31) başvurucunun kamulaştırmasız el atılantaşınmazı için hükmedilen bedelin gerçek zararını karşılamada yetersizkaldığına ilişkin şikâyetinin bireysel başvuruda incelenebilmesi için sözkonusu şikayetin derece mahkemelerinin önünde de ileri sürülmesi, dolayısıylaöncelikle somut yargılama sürecindeki yargı yollarının tüketilmesigerektiğiaçıktır.
33. Açıklanan nedenlerle bireysel başvurunun bu kısmına ilişkinihlal iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden başvurukonusu yapıldığı anlaşıldığından, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b.Kamulaştırmasız El Atma NedeniyleMülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucununsöz konusu şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı anlaşıldığından veşikâyetin kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir nedeni degörülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığınaİlişkin İddia
35. Başvurucunun söz konusu şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksunolmadığı anlaşıldığından ve şikâyetin kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek bir nedeni de görülmediğinden başvurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
36.Başvurucu, Elazığ ili Alacakaya ilçesi Çataklı köyündebulunan taşınmazlarına Kralkızı Barajı yapımıamacıyla 1999-2003 yılları arasında herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadanel atıldığını, bu nedenle mülkiyeti üzerinde tasarruf etme imkânının elindenalındığını belirterek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
38. Anayasa'nın "Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
39. Anayasa'nın "Kamulaştırma"kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. ...Kanunun taksitle ödemeyiöngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirdetaksitler eşit olarak ödenir..."
40. Sözleşmeye Ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygıgösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle veyasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygunolarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarakkullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya paracezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulamakonusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
41. Anayasa'nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesibenzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. İki düzenlemenin ilkcümleleri herkese mülkiyet hakkını tanımakta, ikinci cümleleri ise kişilere aitmülkiyet hakkının hangi koşullarla sınırlandırılabileceğini ya da kişilerinmülkünden yoksun bırakılabileceğini hüküm altına almaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 29).
42.Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hakolmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genelilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunantaşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyenAnayasa'nın 46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özelhükümler içermektedir. Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği başvurunundeğerlendirilmesinde Anayasa'nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.maddelerinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 28).
43.Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemekve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir.Anayasa'ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlamagetirilebilir. Anayasa'nın 46. maddesine göre özel mülkiyetteki bir taşınmazkamu yararı amacıyla ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşin ödenmekve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamu hizmetinetahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıyla kullanımısınırlandırılabilir. (AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58,K.2012/70, 17/5/2012 ve E.2004/25, K.2008/42, 17/1/2008).
44. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleribüyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsüdeğil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yollarıgibi güvencelerin tamamı demokratik toplum düzeni kavramı içindedeğerlendirilmelidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak veancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabilirler. Demokratik birtoplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamaylagüdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması düşünülemez. Demokratik hukukdevletinde güdülen amaç ne olursa olsun kısıtlamaların, bu rejimlere özgüolmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemliölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir(AYM, E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013).
45. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirileceksınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altınaalınırken (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi mülkiyetten yoksun bırakmanın kamuyararıyla yasada öngörülen koşullarla ve uluslararası sözleşmelere uygun olarakyapılabileceğini öngörmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yasadaöngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle hukukiliği geniş yorumlayarak istikrarkazanmış yargı kararlarına dayanan içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin dehukukilik şartını karşılayabildiğini kabul ederken (Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68)Anayasa tüm sınırlandırmaların mutlak manada kanunla yapılacağını öngörerekAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (Sözleşme) daha geniş bir korumasağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 31).
46. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin vesınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber kanunla düzenleme zorunluluğu,hakka yapılacak müdahalenin uygulanmasının kanun çerçevesini aşmayacak şekildetüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkardığı ikincildüzenlemelerle yapılmasına mani değildir (TahsinErdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).
47. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletininönkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. (AYM, E.2013/39, K.2013/65,22/5/2013).
48. Kamulaştırma yapmaya yetkili olan Devlet, kamu tüzelkişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması hâlinde yararlarınakamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından,Anayasa'nın 46. maddesi ve 2942 sayılı Kanun'a aykırı şekilde, özel mülkiyetekonu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken bedelsiz olarakyapılan el koyma işlemi "kamulaştırmasız el atma" olaraktanımlanmaktadır (Celalettin Aşçıoğlu,B. No: 2013/1436, 6/3/2014, § 55).
49. Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma ile kıyaslandığındadaha az güvence sunan ve hukuki olmayan bir yöntemdir. Şöyle ki 2942 sayılıKanun'a göre kamulaştırma kararı verilebilmesi için öncelikle taşınmazındeğerinin idare tarafından tespit ettirilmesi, uyuşmazlık hâlinde idareninmahkemeye başvurarak bedel tespitini istemesi gerekmektedir. Tespit edilenbedelin peşin olarak bankaya yatırılmasıyla kamulaştırma kararıkesinleşmektedir. Bu nedenle bir kamu idaresi kamulaştırma bedelini ödeyecekyeterli ödeneği olmadıkça kamulaştırma kararı alamayacaktır. Diğer taraftankamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak uzlaşma ve dava yolunabaşvurma külfeti maliklere yüklenmiştir. Bu nedenle dava harçlarını ödemeyükümlülüğü de maliklerin üzerindedir (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012).
50.Kamulaştırmasız el atma, idareye taşınmazı kullanma vekamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağlamaktadır. Böylebir kamulaştırma işlemi olmadığından, kullanılan taşınmazın devrinimeşrulaştırma ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı sunan tek unsur, idaretarafından kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve bireylere"kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" ödenmesine hükmedenmahkeme kararıdır.Kamulaştırmasız el atma uygulaması,hukuki planda taşınmazların maliki olarak kalan başvuranları, herhangi bir kamuyararı gerekçesi ile eylemini haklı kılmayan idareye karşı dava açmak zorundabırakmaktadır. Böyle bir kamu yararı gerekçesinin gerçekliği ancak daha sonramahkemeler tarafından değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle, kamulaştırmasızel atma, her ne olursa olsun idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanunaaykırı bir durumu hukuki olarak kabul etmeye ve idareye, kanuna aykırıdavranışından fayda sağlama imkânı sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmîkamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama,kişilerin öngörülemez ve keyfî durumlarla karşılaşma tehlikesi taşımaktadır.Söz konusu uygulama, yeterli derecede hukuki güvence temin edecek ve gerektiğişekilde gerçekleştirilen bir kamulaştırmanın alternatifini oluşturacaknitelikte değildir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Sarıca ve Dilaver/Türkiye, 11765/05,27/5/2010, §§ 40, 43, 45).
51. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri, taşınmaz üzerindekimülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Buzorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46. maddesi hükmü ve 2942sayılı Kanun gereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenintaşınmazı iktisap etmesidir. Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun birkamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa ve yasalardanalmayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olankamulaştırmasız el atma yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeveiçinde değerlendirilemez. İdarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesinegeçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyenve hukuki olmayan müdahale riskini taşımaktadır (Celalettin Aşçıoğlu, § 58).
52. Başvuru konusu olayda idare, ilgili yargılama sürecinden deanlaşılacağı üzere başvurucunun Elazığ ili Alacakaya ilçesinde bulunantaşınmazlarına 1999 ve 2003 yıllarında KralkızıBarajı'nın yapımı nedeniyle yani meşru kamu yararı amacıyla kamulaştırmasızolarak el atmış ve taşınmazlar su altında kalarak kullanılamaz durumagelmişlerdir. Bu durumda Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde2942 sayılı Kanun'da belirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucununmülkiyetinde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargıkararıyla kararıyla sabittir.
53. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazlarına Kralkızı Barajı yapımı suretiyle yapılankamulaştırmasızel atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'dabelirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.
54. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığınaİlişkin İddia
55. Başvurucu, 16/4/2008 tarihinde açtığı kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adilyargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
56. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makulsürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadakiyargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 34-59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren Gürdal ve diğerleri,B.No:2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:2012/673, 19/12/2013).
57. Başvuru konusu olay Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılantazminat davasına ilişkindir. 18/6/1927 sayılı ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanun'u ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göreyürütülen, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetininmakul süre değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacakyargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarihsomut başvuru açısından 16/4/2008'dir.
58. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 52), somutbaşvuru açısından söz konusu tarih ise İlk Derece Mahkemesi kararının Yargıtay18. Hukuk Dairesince onandığı 21/1/2014'tür.
59. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesindeyargılamanın konusunun kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebineilişkin olduğu, 16/4/2008 tarihinde açılan davada İlk Derece Mahkemesinin esasailişkin kararını 26/5/2011 tarihinde verdiği, bu kararın Yargıtay 5. HukukDairesinin 25/1/2012 tarihli ilamı ile bozulduğu, bozma üzerineİlkDerece Mahkemesince verilen 2/5/2013 tarihli kararın ise temyiz incelemesineticesinde 21/1/2014 tarihinde onandığı ve karar düzeltme talebindebulunulmaması üzerine yargılamanın sona erdiği anlaşılmıştır.
60. Şikâyetin değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konutazminat davasının hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucununtutum ve davranışlarıyla usule ilişkin haklarını kullanırken özensizdavranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu dagözlemlenmemiştir. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık altı yıl devam eden yargılamasürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
61.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
62.Başvurucu, Elazığ ili Alacakaya ilçesinde bulunantaşınmazlarına 1999 ve 2003 yıllarında kamulaştırma yapılmaksızın Kralkızı Barajı inşası nedeniyle el atılması üzerine16/4/2008 tarihinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması ve elatma tarihlerinden itibaren taşınmazlarını kullanamaması, taşınmazına hukuksuzolarak el atılması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürerek 15.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
63. 6216 sayılı Kanun'un"Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
64. Başvurucunun taşınmazlarına baraj yapımı nedeniyle elatılması sonucunda Anayasa'da ve 2942 sayılı Kanun'da öngörülmeyenkamulaştırmasız el atma şeklindeki bu müdahaleler ile mülkiyet hakkınınkanunilik ilkesini ihlal ettiği yönünde karar verilmiştir.
65. Bunun yanında bahsedilen müdahale kapsamında baraj yapımısonucunda ulaşılmak istenen kamu yararıyla başvurucunun mülkiyet hakkı arasındaadil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu denge başvurucuya el atılantaşınmaz bölümünün mahkemece tespit edilen gerçek karşılığı ödenereksağlanmaktadır. Mahkemelerin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatödenmesine karar vermeleri kamu yararıyla kişi yararı arasında adil dengeyisağladığı gibi idare tarafından kullanımın yasal olmadığını tespit ederek bellibir hukuki güvence de sağlamaktadır (CelalettinAşçıoğlu, § 67).
66. Nitekim AİHM, kamulaştırmasız el atma nedeniyle yapılanbaşvurularda maddi tazminat taleplerini mahkeme tarafından ödemenin etkinolarak yapıldığı tarihe kadar geçen süre içindeki paranın uğradığı değerkaybını telafi edebilecek nitelikte olup olmadığı sorunu ile sınırlandırmaktave yapılan ödemenin değer kaybı telafi edilmişse ayrıca bir zarara dahauğramadıkları sonucuna ulaşarak maddi tazminat taleplerini reddetmektedir (Sarıca ve Dilaver/Türkiye, § 65).
67. Başvurucunun, taşınmazlarının değeri konusunda Mahkemeninverdiği karardan bireysel başvuru kapsamında şikâyetçi olduğu anlaşılsa daAnayasa Mahkemesince yapılan incelemede bu şikâyetin temyiz aşamasında Yargıtayönüne taşınmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucuya el atılantaşınmazları için 2942 sayılı Kanun'da öngörülen bedel tespiti prensiplerineuygun olarak dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedeli ile davatarihinden itibaren işleyen faiziyle ödenerek ulaşılmak istenen kamu yararıylabaşvurucunun müdahale edilen mülkiyet hakkı arasında makul bir orantınınkurulduğu, ayrıca başvurucunun İlk Derece Mahkemesince 2/5/2013 tarihli kararile belirlenen bedel için temyiz aşamasında herhangi bir itirazda bulunmadığı,dolayısıyla taşınmazlarının satış değerini faiziyle birlikte Mahkeme kararıylatahsil ettiği ve kanuni olmayan el atma hakkında ihlal kararı verildiği gözönünde bulundurulduğunda başvurucuya ayrıca madditazminat ödenmesine yer olmadığıyönünde kararverilmesi gerekir.
68. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık altıyıllık yargılama süresi nazara alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğusebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında 5.000 TL, başvurucunun taşınmazlarına Anayasa ve 2942 sayılıKanun'da öngörülen kamulaştırma usulüne uyulmadan kanunilik ilkesine aykırıolarak el atılması ve hakkını elde etmek için dava açmak zorunda bırakılmasısonucu ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında ise5.000 TL olmak üzere başvurucuya takdiren net toplam 10.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
69.Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemecehükmolunan taşınmaz bedeli nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırmasız elatma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3. Yargılamanın makulsürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1.Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. Tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.