TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ÇELEBİ ÇALAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/5674)
Karar Tarihi: 8/6/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Mehmet Çelebi ÇALAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya gönderilen ajandalarınceza infaz kurumunca alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/5/2016 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş7/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 10/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Ankara 2 Numaralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan başvurucuya postayoluyla koli içinde dört adet ajanda gönderilmiştir. 4/2/2014 tarihli tutanağagöre söz konusu eşyalar emanet eşya memuruna teslim edilmiştir.
9. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 5/2/2014tarihli ve 2014/449 sayılı kararıyla ajandaların başvurucuya verilmesinin uygunolmadığına karar verilmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısımları şöyledir:
".. Söz konusu ajandaların incelenmesinde kalın kaplıklı oldukları,içerilerine yasak malzeme saklanabilecegi, kontrollerinin ve aramalarınınolanaksız olduğu, aramaları durumunda söküleceğinden özelliğini yitireceği,hükümlü/tutuklulara verilmeleri durumunda kurum güvenliğini ciddi ölçüdetehlikeye düşürebileceği anlaşıldığından söz konusu ajandalann hükümlüyeverilmesinin uygun olmadığına, .. oybirliği ile karar verildi."
10. Başvurucu, bu karara karşı (Kapatılan) Sincan İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği26/2/2014 tarihli ve E.2014/867, K.2014/1173 sayılı kararla başvurucununşikâyetini reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
".. Ankara 2 Nolu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı'nın5/2/2014 tarih ve 2014/449 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu,mevzuata aykırı bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığıanlaşılmakla yerinde olmayan şikâyetin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdayazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hükümlü .. şikâyetinin reddine .. kararverildi."
11. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen (Kapatılan) Sincan 2. Ağır CezaMahkemesi, 20/3/2014 tarihli ve 2014/811 Değişik İş sayılı kararıyla İnfazHâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucununitirazının reddine karar vermiştir.
12. Nihai karar 1/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve11/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
13. Anayasa Mahkemesince ilgili Ceza İnfaz Kurumuna17/3/2017 tarihinde müzekkere yazılarak başvuruya konu edilen ajandaların işlemtarihinden önceki bir dönemde başvurucuda bulunup bulunmadığı, ajandaların koliile Ceza İnfaz Kurumuna gönderilip gönderilmediği, ajandaların içeriğindeherhangi bir notun veya yazının olup olmadığı ve herhangi bir not veya yazıvarsa bunların ajandalara el konulma nedeni olarak değerlendirilipdeğerlendirilmediği hususlarında bilgi ve belge talep edilmiştir.
14. Ceza İnfaz Kurumundan gelen 21/3/2017 tarihli cevapyazısında, başvurucunun Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundan25/9/2007 tarihinde nakil edildiği, Ceza İnfaz Kurumuna kabulü esnasındabaşvurucunun yanında getirdiği eşyalar tespit edilerek bunların tutanak altınaalındığı, tespit edilen eşyalar arasında başvuruya konu edilen ajandalarınolmadığı ifade edilmiş ve ilgili üst arama tutanağının bir sureti AnayasaMahkemesine gönderilmiştir. Ayrıca söz konusu dört adet ajandanın koli ilebaşvurucuya gönderildiği ve bu ajandaların içeriğinin boş olduğu belirtilerekbuna ilişkin olarak 4/2/2014 tarihli tutanağın bir sureti cevap yazısınaeklenmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 35. maddesi şöyledir:
"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veyabulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaçmaddeleri yönetmelikle düzenlenir."
16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 92. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
"..a) Hükümlü hediye olarak ancak kitap veya giyim eşyası kabul edebilir,
b)Hediye, ziyaretçi tarafından verilebileceği gibi posta veya kargo yolu ile degönderilebilir,
c)Gönderilen eşya, güvenlik kontrolünden geçirilir, .."
17. Tüzük'ün 125. maddesi şöyledir:
"(1)Hükümlülerin adlarına posta veya kargo ile gönderilen havale ve eşya, kurummutemedi tarafından en geç 7 gün içinde postadan alınır. Gönderi, içeriğiitibariyle kuruma sokulması ve bulundurulması mevzuat hükümlerince sakıncalıolmaması hâlinde hükümlüye teslim edilir.
(2)Sakıncalı olduğu belirlenen gönderiler hakkında, posta veya kargodan alındığıtarihten itibaren onbeş gün içerisinde hükümlüye yazılı bilgi verilir. Hükümlü,bildirimin yapıldığı tarihten itibaren onbeş gün içerisinde infaz hâkimliğineitiraz hakkını kullanmadığı takdirde, gönderi, göndericiye veya hükümlününgöstereceği kişiye iade edilir. Hükümlünün isteği halinde ilk ziyaret günüyakınlarına verilmek üzere kurum emanet deposunda saklanabilir. Ancak eşyanınbozulabilir olması veya maddi değerinde azalma olasılığının bulunması halinde,gönderi gönderene iade edilir."
18. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler HakkındaYönetmelik'in (Yönetmelik) 15. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Hükümlüler,oda sistemine geçmiş ceza infaz kurumlarının koğuş, oda ve eklentilerinde, biradet kafes ile bir çift kanarya, bülbül veya muhabbet kuşu gibi küçük kafeskuşu bulundurabilir. Henüz oda sistemine geçmemiş diğer ceza infazkurumlarında, kafes ve kuş sayısı idare tarafından belirlenir.
..
Hükümlülerinkendilerini geliştirmeleri için gerekli görülen eğitim ve kültürelçalışmalarında kullanabilecekleri malzemeleri, koğuş, oda ve eklentilerdışında, idare tarafından uygun görülecek yerlerde ve denetim altındabulundurmasına ve kullanmasına kurum olanakları çerçevesinde izin verilebilir.
...
Cezainfaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, buYönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyalarınstok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izinverilebilir."
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 35. maddesine 14. Protokol'le eklenerek1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadındabu yeni kriterin, Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan haklarınAvrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevineyoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesiamacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya [k.k.], B.No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). "De minimis non curat praetor" (Hâkimönemsiz ve küçük işlerlerle uğraşmaz.) prensibine göre yeni kabul edilebilirlikşartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkemetarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiğigörüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bukriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın mahiyetini, ihlaliddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel durumu üzerindeoluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya,B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34).
20. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme veprotokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurununesastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bukapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce de önüne gelmiş olan Sözleşme ileilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumundabu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye(k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak Mahkemeiçtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayanbaşvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No:42978/06, 16/9/2014).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu, okuduğu kitaplardan aldığı birtakımnotları içeren ajandalara uzun süredir sahip olduğunu, Derece Mahkemesikararlarında iddia edildiği gibi ajandaların posta yoluyla gönderilmediğini,söz konusu ajandaları 2007 yılında nakil olarak geldiği ve hâlen kaldığı Ceza İnfazKurumuna getirdiğini, daha önce kaldığı ceza infaz kurumlarında ajandalarıkullanabildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eğitim materyali olarak gördüğüajandaların kendisine haksız ve keyfî şekilde verilmemesi nedeniylepsikolojisinin olumsuz şekilde etkilendiğini belirterek düşünce ve kanaathürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. Bakanlık görüşünde, koli içerisinde gönderilenajandaların başvurucuya verilmemesi işleminin demokratik toplum düzeniningereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki iddialarını vetaleplerini tekrar etmiştir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Dosya kapsamından ve somut olayla ilgili olarak tutulan tutanaklardan,ajandaların içeriğinde düşünce ve kanaat hürriyeti ya da ifade hürriyetikapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir yazı ya da notun bulunmadığıanlaşılmaktadır. İçeriği boş olan ajandaların başvurucunun dış dünya ileiletişim kurmasını sağlayan bir materyal özelliği taşımadığı da dikkatealındığında, başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme,Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli birzarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir."
1. Anayasal ve Kişisel Önemden Yoksun Olma Kriterineİlişkin Genel İlkeler
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasındaherkesin bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşınyukarıda yer verilen Kanun maddesinde anayasal ve kişisel önemi düşük olan veyabulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altınaalınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin önemsiz ve küçük işlerleuğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim "De minimis non curatpraetor" ilkesidir. Bu ilkenin temelinde yatan düşüncelerden birimahkemelerin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkiledecek olan önem derecesi düşük davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasınıönlemektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47; SeyfeddinBahar, B. No: 2014/10204, 5/4/2017, § 25).
27. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksunbaşvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlikkriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerinitaşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebileceknitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemezbulunabilecektir. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvurularınkabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem”olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul "başvurunun Anayasa’nınuygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesi açısından önem taşımaması”, “kişisel önem” olarakadlandırılabilecek olan ikinci koşul ise “başvurucunun önemli bir zararauğramaması”dır (K.V., §§ 55-57; Seyfeddin Bahar, § 26).
28. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarakkanun koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nınyorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemişolmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerininyorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel hak veözgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve “uygulanması”açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun bulunduğunukabul etmek gerekir (K.V., § 61); Seyfeddin Bahar, § 27).
29. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında birbaşvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu ikiunsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V.,§ 62). Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun baştaAnayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığımeseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte Mahkeme, birmeseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini yorumlamışolsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacıduyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal önemininbulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63; Seyfeddin Bahar, §28).
30. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuruise özellikle Mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamlarıve derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisinigösterir. Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanmasıaçısından “önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanmasıaçısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları vederece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının AnayasaMahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olmasıgerekir (K.V., § 64; Seyfeddin Bahar, § 29).
31. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucununönemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayınbaşvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir.Somut olayda ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucununsubjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar dadâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak veobjektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirilir (K.V., §§ 66, 67; Seyfeddin Bahar, § 30).
2. İlkelerin Olaya Uygulanması
32. Somut olayda başvurucu, kişisel notlarını içeren sözkonusu ajandaların haksız ve keyfî şekilde tarafına verilmemesi nedeniyleAnayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan kişininmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
33. Anayasa Mahkemesi daha önce önüne gelen birçokbaşvuruda, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınınkapsam ve içeriğini belirlemiş; bu konuda uygulamaya yön verebilecekzenginlikte içtihat oluşturmuştur (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,19/12/2013; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014; AhmetAcartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015; Halime Sare Aysal [GK], B.No: 2013/1789, 11/11/2015; Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552,25/2/2016; Aynur Özdemir ve Diğerleri, B. No: 2013/2453, 24/3/2016; HüseyinTunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016; D.Ö. [GK],B. No: 2014/1291, 13/10/2016). Somut başvuruda dile getirilen benzerşikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce incelendiği ve ilgili Anayasakurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemenin sıklıklauygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel birsoruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığınınortaya konulamadığı sonucuna varılmaktadır.
34. Öte yandan 4/2/2014 tarihli tutanak incelendiğindebaşvurucuya dört adet ajandanın ve iki adet ajanda kabının koli ile ve postayoluyla gönderildiği anlaşılmaktadır. Yine 26/9/2007 tarihli üst aramatutanağına göre başvurucunun eşyaları arasında ajandanın bulunmadığıgörülmektedir. Ceza İnfaz Kurumunun 21/3/2017 tarihli yazısında da başvuruyakonu edilen ajandaların içeriğinin boş olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda,içeriği boş olan ajandaların birer kırtasiye malzemesi olduğu, kırtasiyemalzemelerinin Ceza İnfaz Kurumu kantininden temin edilebileceği ve söz konusueşyanın yaşamsal nitelikte bir öneminin de bulunmadığı açıktır. Tüm bunlarbirlikte değerlendirildiğinde, boş ajandaların kurum güvenliğinin tehlikeyedüşebileceği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemlibir zarar doğurmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
35. Bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sıklıklauygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu -kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin- somut başvurununAnayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibibaşvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemdenyoksun olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adliyardım talebinin kabulü ile muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin,başvurucunun mağduriyetine neden olmayacağı anlaşılmakla birlikte 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesi uyarıncatamamen muafiyetin koşulları oluşmadığından 206,10 TL harçtan ibaret yargılamagiderinin başvurucudan TAHSİLİNE 8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.