TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET GÜZELOGLU BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/12757)
Karar Tarihi: 7/6/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Mehmet GÜZELOGLU
Vekili
:
Av. Korhan Murat HOCAOĞULLARI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, varsayıma dayalı şekilde idari para cezası kesilmesinedeniyle adil yargılanma hakkı ile cezaların şahsiliği ilkesinin ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8.Hatay İl Emniyet Müdürlüğünce, sürücü belgesi olmaksızın araçkullanan sürücünün aynı zamanda araç sahibi olmaması nedeniyle aracı kiralayanfirma sahibine (başvurucuya) de 1.407 TL idari para cezası verilmiştir.
9. Başvurucu hakkındaki 25/11/2013tarihli ve 429570 seri numaralı trafik idari para cezası karar tutanağı17/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu, Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükme istinadenkendisineidari para cezası verildiğini belirterek(kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesine süresinde başvuruda bulunmuştur.
11. Anılan başvuru, (kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/6/2014 tarihli ve 2014/404 Değişik İş sayılı kararıylakesin olarak reddedilmiştir.
12. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...[H]er ne kadar itiraz eden kendisininoto kiralama firması sahibi olduğunu, 31 K 46... plakalı aracı S. K.ya kiraya verdiğini, bu şahsın da sürücü belgesiz olankendi kardeşi M. K.ya kendisinin bilgi ve iznidışında verdiğini belirtmiş ise de, itiraz eden hakkında sürücü belgesi olmayankişiye araç kullandırtmaktan dolayı KTK'nın36/3-a-son maddeleri gereğince idari para cezası verilmiş olup, itiraz eden, bizzatkendisi aracını, sürücü belgesiz kişiye vermemiş olsadahi, araç kiralama firması sahibi olarak, kiraya verdiği araçların kendi bilgive rızası dışında olsa da, bu kişilerce başkalarına da verilebileceğini ve kullandırılabileceğiniöngörmesi gerektiğinden ve kanunmaddesinin bu noktadaaçıkolduğu anlaşıldığındanitiraz yerinde görülmemiştir...."
13. Anılan karar, başvurucuya 26/6/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Bireysel başvuru 31/7/2014tarihinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılıKabahatler Kanunu’nun 4. maddesi şöyledir:
“(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu,kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımındanbelirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriylede doldurulabilir.
2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü,süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.”
16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan birfiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz...”
17. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibiolmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izinverilmesi yasaktır.
...
Buna göre;
a) Sürücü belgesi olmayanların,
…
araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti hâlinde, bu kişilere 1.407Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilercesürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktardaidari para cezası verilir.”
18. Aynı Kanun’un 36. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012 tarihli ve E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararıile iptal edilen üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesi şöyledir:
“… Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse,ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”
19. Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012tarihli ve E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararı sayılı kararının ilgili kısmışöyledir:
“Anayasa'nın 38.maddesinin birinci fıkrasında, 'Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.'; üçüncü fıkrasında,'Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriancak kanunla konulur.' denilerek suçun ve cezanın kanuniliği esasıbenimsenmiş; yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi olduğubelirtilerek herkesin, kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suçoluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukununtemel kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediğibir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimseninbaşkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve ferifailden başka kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları olanaklı değildir.Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, ''fıkra,ceza sorumluluğunun şahsi olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suçsebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukunayerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil,terki mümkün olmayan bir temel kuralıdır.' denilmektedir. Anayasa'nın 38.maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari paracezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.
İtiraz konusu kuralda, sürücü belgesi olmadanaraç kullanan kimsenin aynı zamanda araç sahibi olmadığı durumlarda, tescilplakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibininkusurunun bulunup bulunmadığı, aracı sürücü belgesi olmayan kişiye bilerekverip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır.Bu durum ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasınaneden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, sürücü belgesiz araç kullanılmasıve sürücünün araç sahibi olmaması halinde tescil plakası sahiplerine sadeceruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliğiilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temelkuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için hukuka aykırı eyleminkanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmişolduğunun kanıtlanması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda araç sahibininhangi eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibiolma ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğu dabelirtilmemiştir.”
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karinelerive ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. Buna göre ispat yükününiddia makamından alınıp savunma makamına verilmesi hâlinde masumiyet karinesiihlal edilebilir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, § 15). AİHM, Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83, 7/10/1988,§§ 24, 28, 29) başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sistemindebulunabileceğini belirttikten sonra ceza hukukundaki karinelerin bellikoşulların oluşması durumunda kabul edilebileceğini ifade etmiştir. Mahkemeyegöre fiilî veya hukuki karinelerin bulunduğu durumlarda suç isnadı altındakikişiye bunun aksini ortaya koyma olanağının mutlaka tanınması ve kişininsavunma hakkının kısıtlanmaması gerekir.
22. Bu karinelerin kabul edilebilirliği, ceza davasında riskaltında bulunan menfaatle de doğrudan ilgilidir. Sözleşmeci devletler, cezahukuku kapsamında karinelere başvururken dava konusunun önemi ile savunmanınhakları arasında adil bir denge kurmalıdırlar. Yararlanılan araçlar, ulaşılmasıgereken meşru amaçla orantılı olmalıdır (Janosevic/İsveç, 21/5/2003,B. No: 34619/97,§ 101).
23. Özet olarak AİHM; savunma hakkınınkısıtlanmaması, suç isnadı altındaki kişilere karinelerin aksini ortaya koymaolanağının tanınması ve hâkimin sanığı şüpheden yararlandırmak konusunda mutlaktakdir hakkının bulunması durumunda masumiyet karinesinin ihlal edilmişsayılmayacağını, kanun koyucuların bu tür hükümler ihdas etmesinin masumiyetkarinesine aykırı olmayacağını belirtmektedir (Pham Hoang/Fransa, B. No: 13191/87, §§33, 36).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 7/6/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
25. Başvurucu, cezaya dayanak olan 2918 sayılı Kanun'un 36.maddesinde yer alan "Sürücü aynızamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için cezatutanağı düzenlenir." cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptaledildiğini, bunun üzerine kanun koyucu tarafından 11/6/2013tarihli ve 6487 sayılı Kanun ile madde metnine eklenen "Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilercesürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktardaidari para cezası verilir." cümlesinin dava tarihindeyürürlükte olduğunu ancak itirazı inceleyen Mahkemenin bu değişikliği dikkatealmadan ve yeni madde kapsamında ceza için gerekli şart olan, sürücü belgesizkişinin aracı kullanmasında araç sahibinin izninin olup olmadığı hususunu-kanuna olağanın dışında farklı bir anlam vererek- hatalı olarakdeğerlendirdiğini, “fiilsiz suç olmaz” ilkesini gözardı ettiğini ve böylece itirazını reddettiğini belirterek suç ve cezalarınkanuniliği ilkesi” ile sözleşme ve çalışma hürriyetinin ihlal edildiğini ilerisürmüş; anılan cezanın iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
26. Bakanlık, başvurucunun iddialarını suç ve cezalarınkanuniliği ilkesi kapsamında değerlendirmiş veanılanilkeye ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına atıfta bulunmuştur.Bakanlık ayrıcaAnayasa Mahkemesinin hukuk kurallarının yorumlanmasının bariz takdir hatasıveya açık bir keyfîlik içermesi hâlinde bireyselbaşvuruya konu olabileceğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
27.Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
28.Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsesuçlu sayılamaz.”
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucununiddialarının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Başvurucununihlal iddiasına konu olan masumiyet karinesi; Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü, Sözleşme’nin ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarındadüzenlenmektedir.
31. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmayailişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklarınve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıylabahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasınadayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireyselbaşvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Anayasa Mahkemesidaha önce kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkinuyuşmazlıkların da "suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklar" kapsamındaAnayasa'nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesinin ortak koruma alanı içinde yeraldığına karar vermiştir (Remzi Durmaz,B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26).
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmasumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
33. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncüfıkrasında "Suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adilyargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimSözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnatedilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağıdüzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla berabersuçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dairAnayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,15/2/2017,§ 33).
34. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişininadil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadarmasum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de birgereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013).Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadansuçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarakkişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
35. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için yargılamayapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe ulaşmakiçin suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi istenemez.Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz kabuledilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).
36. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edeniniddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesiningerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçunkanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmakiçin ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımlarınolduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılıktaşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancaksuç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasındaispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürüleniddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeylekarinelerin kişiyi otomatik olarak "suçlu" hâline getirmemesigerekir. Karineler, masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suçisnadı altındaki kişi savunma imkanlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).
37. Öte yandan kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idariyaptırımlarda -adli suç ve cezalara nazaran- masumiyet karinesinin ispatailişkin standardının daha düşük olması söz konusu olabilir. Çünkü idare -adlisoruşturma makamlarının kullandığı gibi- üstün kamusal yetkilere sahipdeğildir. Bu tür uyuşmazlıklarda çoğu zaman idare ile kişi arasında ispatimkânı bakımından önemli bir dezavantajın bulunmadığı söylenebilir. AncakAnayasa Mahkemesi, bir uyuşmazlık hakkında derece mahkemelerince verilenkararları maddi vakıa ve hukuki yönden incelemekle görevli değildir. AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi, yargılamanın usulkurallarına uygunluğunu denetlemek değil masumiyet karinesi kapsamındakigüvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Adem Hüseyinoğlu, § 37).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
38. Başvuruya konu olaydaki kabahatin oluşması için motorluaraçların sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından kara yollarındasürülmesine izin verilmesi gerekir (bkz. § 17). Somut olayda Mahkeme,başvurucunun aracı kiralayan firmanın sahibi olmasını idari para cezasıyaptırımı uygulanması için yeterli görmüştür. Diğer bir ifadeyle salt belli birstatüde (mülkiyet hakkı sahibi) olma idari para cezası yaptırımı uygulanmasınagerekçe yapılmıştır.
39. Araç sahibinin kastının bulunup bulunmadığı, sürücü belgesisahibi olmayan kişiler tarafından aracın sürülmesine izin verilip verilmediğideğerlendirilmemiş ve bu konuda bir tespit yapılmamıştır. Mahkeme, başvurucununaraç kiralama firması sahibi olarak kiraya verdiği araçların kendi bilgi verızası dışında da olsa sürücü belgesiz kişilere kullandırılabileceğiniöngörmesi gerektiğine dair bir fiilî karineden yararlanmıştır. Anılan karineylesuç isnadı altındaki başvurucu, otomatik olarak suçlu konumuna düşürülmüştür.Diğer yandan kabahatin işlendiğine ilişkin olarak Mahkemece yapılan varsayımınaksinin ispatı mümkün değildir.
40. Mahkemenin mevcut düzenlemenin kapsamını objektif sorumlulukesaslarına göre genişleterek (varsayımlardan hareket ederek) başvurunun reddinekarar verdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olgular yerine aksi ispatedilemeyecek bir fiilî karineden yararlanılarak eylem ile başvurucu arasındabağ kurulmuş ve kabahatin işlendiğine karar verilmiştir. Başvurucununyöneltilen eylem ilgili savunma ve bunun aksini ispat bakımından yaptırımıuygulayan idare ile arasında önemli bir dezavantaj oluştuğu ve böyleliklekullanılan varsayımın masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaştığıanlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış olması da masumiyet karinesininihlalini telafi etmemiştir.
41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerindegüvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
42. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
43. Başvurucu, idari para cezasının iptalini talep etmiştir.
44. Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı ve 38. maddesinin(4) numaralı fıkralarındagüvence altına alınanmasumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundanihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan)Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin yerine bakan Sulh Ceza Hâkimliğinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncüfıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere(kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin (2014/440 Değişik İş) yerine bakanSulh Ceza Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.