TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET KARATAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12925)
Karar Tarihi: 25/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucu
:
Mehmet KARATAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının; kadro tahsisi yapılmaması nedeniyle kamu hizmetine girme hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/7/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Özdemirci Belediyesinde (Belediye) geçici işpozisyonunda çalışmaktadır.
7. Belediye 4/4/2007 tarihli ve 5620 sayılı Kamuda Geçici İşPozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli PersonelStatüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca başvurucunun sürekli işçikadrosuna geçirilmesi için İçişleri Bakanlığına bildirimde bulunmuştur.İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 17/10/2007 tarihli işlemiylebu talebi reddetmiştir. Talebin ret gerekçesi olarak başvurucunun 2006 yılındausulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonunda çalışmadığındanyasal koşulları taşımadığı gösterilmiştir. Aynı yazıda Belediyeye hitaben 5620sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca bir mali yılda altı aydan fazlasüreyle geçici iş pozisyonunda işçi çalıştırılması mümkün olmadığından 2007yılı içerisinde altı aylık çalışma süresini dolduranların iş akitlerinin askıyaalınması, 2008 yılı ve takip eden yıllarda da altı aydan fazlaçalıştırılmamaları gerektiği de belirtilmiştir.
8. Söz konusu yazı gereğince Belediye, başvurucunun iş akdiniaskıya almış ve bu durumu 16/11/2007 tarihli yazı ile kendisine bildirmiştir.
9. Başvurucu, iş akdinin askıya alındığının kendisine bildirilmesiüzerine 16/11/2007 tarihinde düzenlediği dilekçe ile Belediye ve İçişleriBakanlığını hasım mevkiinde göstererek Denizli İdare Mahkemesinde (Mahkeme)iptal davası açmıştır.
10. Mahkeme 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince dava dilekçesi üzerinde yaptığı ilkinceleme neticesinde dava konusu istemin tereddüteyer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya konulmadığı, ayrıca idariişlem ve eylem mahiyetinde karar verilmesinin istenildiği gerekçeleriyle aynıKanun'un3. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar vermiştir.23/11/2007 tarihli dilekçe ret kararında, sadece iş akdinin askıya alınmasınailişkin Belediye Başkanlığının 16/11/2007 tarihli işleminin mi, sürekli işçistatüsüne geçirilmesinin uygun olmadığına dair İçişleri Bakanlığı Mahalliİdareler Genel Müdürlüğünün 17/10/2007 tarihli işleminin mi, yoksa her ikiişlemin birlikte mi iptalinin istenildiğinin dava dilekçesinden anlaşılamadığıbelirtilmiştir.
11. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlediği27/12/2007 tarihli dilekçesinde bu kez sadece Belediyeyi hasım mevkiindegöstermiş ve iş akdinin askıya alındığını bildiren 16/11/2007 tarihli Belediyeişleminin iptalini istediğini belirtmiştir. Başvurucu, bu dava dilekçesindeİçişleri Bakanlığının 2006/65 sayılı Genelgesi gereğince Belediyedeki işpozisyonunun dondurularak emeklilik hakkını elde edinceye kadar kesintisizçalıştırılması gerekirken iş akdinin askıya alınmasının hukuka aykırı olduğunuileri sürmüştür.
12. Mahkeme 15/12/2008 tarihli kararıyla dava konusu iş akdininaskıya alınması işlemini iptal etmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"Dava,davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilemediği gerekçesiyle iş akdinin askıyaalınmasına ilişkin 16.11.2007 gün ve 225 sayılı Özdemirci Belediye Başkanlığıişleminin iptali istemiyle açılmıştır.
...
Olayda, davacının 2006 yılında geçici işçistatüsünde 6 aydan fazla çalışması olduğu, 21/4/2007 tarihi itibariylaiş akdinin devam etmekte olduğu, çalışmasının usulüne uygun olarak vizeedilmesi ile 5620 sayılı Kanundan istifade ederek sürekli işçi statüsüne geçmenoktasındaki tüm işlemleri yerine getirme sorumluluğun davalı idareye aitolduğu görülmekte olup, davacının Kanun’un aradığı asgari şartları taşıdığı,bunun dışında davalı idare tarafından yerine getirilmesi gereken şartların veişlemlerin zamanında ve usulüne uygun olarak yerine getirilmemiş olmasınınsorumluluğunun davalı idareye ait olduğu ve davalı idare tarafından yerinegetirilmesi gereken asli ve usulü işlemlerin yerine getirilmemiş olmasınındavacının sürekli işçi statüsüne geçirilmesine engel olmayacağı vicdanikanaatine varılmıştır. Zira, işveren karşında zayıf konumda bulunan işçihakkının, işverenin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerinegetirmemesinden dolayı haleldar edilmesi ve kayba uğratılması iş hukukununhakim prensibi olan işveren karşısında işçinin korunması ilkesine aykırıolacağı hususu açıktır.
Bu durumda, 2006 yılında 6 aydan fazla çalışanve 21/4/2007 tarihi itibariyla iş akdi devam etmekteolan ve yukarıda aktarılan kanun hükümleri gereği geçici işçi statüsündensürekli işçi statüsüne geçirilmesi gerekirken davalı idare tarafından yerinegetirilmesi gereken yükümlülükler yerine getirilmediğinden bu hakkı eldeedemeyen davacının, iş akdinin askıya alınmasına ilişkin dava konusu işlemdehukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işleminiptaline, [...]"
13. Karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
14. Bu karar üzerine başvurucu, Belediye bünyesinde geçici işpozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.
15. Belediye, Denizli İdare Mahkemesinin mezkur kararından sonrabaşvurucunun 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmesiiçin İçişleri Bakanlığına yeniden bildirimde bulunmuştur.
16. İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin olarak MaliyeBakanlığından görüş istemiştir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü 27/2/2012 tarihli yazısı ile başvurucunun 2006 yılındakiçalışmalarının usulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarındageçmediği gerekçesiyle 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosunageçirilmesinin uygun olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
17. Başvurucu, söz konusu yazı sonrasında da 2014 yılı Martayına kadar Belediyede geçici iş pozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.
18. Belediyenin 12/1/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İldeBüyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince 30/3/2014tarihi itibarıyla kapanması sebebiyle başvurucu Çivril Belediyesinedevredilmiştir.
19. Çivril Belediyesi 29/6/2014 tarihinde başvurucunun iş akdinifeshetmiştir. Başvurucu fesih işleminin iptali istemiyle dava açmamıştır.
20. Başvurucu 31/7/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. 2577 sayılı Kanun'un "İdaridava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
1. İdari dava türleri şunlardır:
a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları,[...]"
22. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günügeçemez."
23. 5620 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Kanun;
(...)
c) İl özel idareleri, belediyeler, bunların kurduklarıveya üye oldukları mahallî idare birlikleri ile müessese ve işletmelerinde(Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan şirketler hariç) vebelediyelerin bağlı kuruluşlarında,
2006 yılı içerisinde usûlüneuygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarında toplam 6 ay veya dahafazla süreyle çalışmış olan geçici işçileri kapsar. 2005 veya 2006 yıllarındaaynı şartlarda çalışıp da askerlik, doğum veya sağlık kurulu raporuylabelgelendirilen sağlık sorunları sebebiyle iş sözleşmeleri askıda kalanlar dabu fıkra kapsamında değerlendirilir."
24. 5620 sayılı Kanun'un geçici 1.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenşartları taşımadıkları için sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personelstatüsüne geçişi yapılamayan ve bu Kanunun 3 üncü maddesi kapsamına girmeyengeçici işçiler, ilgili idare, kurum ve kuruluşlarca bir malî yılda 6 aydan azolmak üzere ve bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen usûlegöre vizesi yapılacak geçici iş pozisyonlarında çalıştırılmaya devamolunabilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
26. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM),mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesihakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:18357/91, 19/3/1997, § 40).
27. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyetedilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye,B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; AhmetKılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üstmercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecekkararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altınaalınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin ilk derece mahkemesikararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olupolmadığına bakılmaksızın 6. madde, sadece nihai ve bağlayıcı mahkemekararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranlarıntaleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönündebulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bukarara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,15/4/2002,§ 21).
28. AİHM'e göre herhangi bir mahkemetarafından verilen bir kararın icrası, 6. maddenin amaçları bağlamında davanınayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B.No:36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak içingerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerinitüm yararlı etkilerinden mahrum bırakmış olurlar (Burdov / Rusya, § 37).
29. AİHM, yukarıdaki prensiplerin -sonuçları davacının medenihakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalarbağlamında- daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçektedavacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmaksuretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynızamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasınıtalep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukukauygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra etme yükümlülüğününolmasını gerektirir (Hornsby / Yunanistan, § 41; Kyrtatos / Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
31. Başvurucu, Denizli İdare Mahkemesinin iptal kararı gereğincesürekli işçi kadrosuna geçirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Belediyenin sözkonusu iptal kararı üzerine sürekli işçi kadrosuna geçirileceğini söyleyerekyıllarca kendisini oyaladığını öne süren başvurucu, ne Özdemirci Belediyesininne de bu Belediyenin kapanması üzerine devredildiği Çivril Belediyesininkadroya geçirilmesi için gerekli vize işlemlerini yaptığını ifade etmektedir.Başvurucu iptal kararı uyarınca kadroya geçirilmesi gerekirken iş akdininfeshedildiğinden yakınmakta, yargı kararının uygulanmadığını ileri sürmektedir.
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu çerçevede başvurucunun yukarıda yer verilenşikâyetlerinin özünün kesinleşmiş yargı kararının uygulanmadığı hususunailişkin olduğu görüldüğünden belirtilen ihlal iddiası niteliği gereği mahkemeyeerişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
34. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
35. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez."
36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temelhak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir. Bu bağlamda Anayasa'nın yasama ve yürütme organları ile idareninmahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarınındeğiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesigerektiği açıktır (Arman Mazman,B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).
37. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğüve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarakiddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı eldeetmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
38. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürmeve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını dakapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikteonu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargıkararlarının uygulanması "mahkemeye erişim hakkı" kapsamındadeğerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir kararvermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekildeuygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardanbirinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerbulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesihâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirecektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28).
39. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilamzamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir taleberağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklananbir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu, mahkeme kararınınuygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiğiya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresindeyapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkiliolup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevedebelirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,§ 29).
40. Buna göre somut başvuruda başvurucunun Denizli İdareMahkemesi kararının başvuru tarihi itibarıyla uygulanmadığı yönündekiiddiasının süregelen bir duruma ilişkin olduğu dikkate alınarak başvurununsüresinde yapıldığı ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından da yetkisiiçinde olduğu kabul edilmiştir.
41. Bu kabulden sonra ise öncelikle yargı kararınınuygulanmaması suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına bir müdahaleninbulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Yargı kararının uygulanıpuygulanmadığının belirlenmesi noktasında da başvuruya konu Denizli İdareMahkemesinin mezkur iptal kararının ilişkin olduğu davada uyuşmazlığınkonusunun ve kapsamının ne olduğunun, ayrıca kurulan hükmün mahiyetinin ortayakonulması önem arz etmektedir.
42. Bireysel başvuruya dayanak davanın konusu edilen işlemin, başvurucununiş akdinin askıya alınmasına ilişkin Belediye işlemi olduğu görülmektedir.Nitekim başvurucu derece mahkemesinin dilekçe ret kararı üzerine yenidendüzenlediği 27/12/2007 tarihli dava dilekçesinde tarih ve sayısını açıkçagöstermek suretiyle iş akdinin askıya alınmasına ilişkin Belediye işlemininiptalini istediğini belirtmiştir (bkz. § 11). Mahkeme de gerekçeli kararındadavanın konusunu bu isteme uygun şekilde kurmuştur (bkz. § 12). Dolayısıylabaşvurucunun 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosunageçirilmemesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminin (bkz. § 7) bu yargılamanınkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemesininbaşvurucunun sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesine ilişkin idari işlemi, işakdinin askıya alınması yönündeki dava konusu işlemin "sebep unsuru" (bkz. § 21), bir başka ifadeyleidareyi iş akdini askıya alma işlemini tesis etmeye iten, idarenin bu işleminegerekçe oluşturan olgu olarak değerlendirmeye aldığı görülmektedir. Bu bağlamdaMahkeme, idari yargılama tekniğinin bir gereği olarak dava konusu işleminhukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla işlemin sebep unsurunu irdelemiş vegerekçeli kararında bu unsurun hukukiliğini sorgulayan birtakım tespitlere dedoğal olarak yer vermiştir. Ancak netice itibarıyla iptal hükmü dava konusuişlemin sebep unsurunu oluşturan sürekli işçi kadrosuna geçirilmeme işleminedeğil davanın konusuna uygun olarak sadece iş akdinin askıya alınması işlemineyönelik kurulmuştur. Dolayısıyla yargı kararının uygulanması bağlamında sözkonusu iptal hükmünün sadece başvurucunun iş akdinin askıya alınması işlemininilk tesis edildiği andan itibaren hukuki varlığının ve etkilerinin ortadankaldırılmasıyla idareyi yükümlü kıldığı, buna karşın başvurucunun 5620 sayılıKanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi gibi bir neticeyi vezorunluluğu ise bünyesinde barındırmadığı sonucuna varılmıştır.
43. Bu çerçevede iptal kararı üzerine Belediyenin başvurucuyugeçici iş pozisyonunda çalıştırmaya devam ettiği, nitekim bu hususun bireyselbaşvuru formunda başvurucu tarafından da ifade edildiği görülmektedir. Öteyandan başvurucunun, iptal kararı üzerine geçici iş pozisyonunda çalışmayadevam ettiği dönemde Belediye tarafından iş akdinin yeniden askıya alındığınadair herhangi bir şikâyetinin bulunmadığı da dikkate alındığında Denizli İdareMahkemesi tarafından verilen iptal kararının uygulanmadığından söz edilemez.Dolayısıyla belirtilen şikâyetler bağlamında başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yönelik bir müdahalenin olmadığı anlaşılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamu Hizmetine GirmeHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
45. Başvurucu 5620 sayılı Kanun’da öngörülen koşullarıtaşımasına rağmen sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesi ve neticede iş akdifeshedilerek işten çıkarılması nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan kamuhizmetine girme hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
46. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurununincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nintaraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına dagirmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hakihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
47. Bireyin kamu hizmetine girme hakkı Anayasa’nın 70.maddesinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’dedüzenlenen haklardan değildir. Dolayısıyla başvurucunun başvuru formunda ifadeettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü kamu hizmetine girme hakkı,Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak korumaalanına girmemektedir.
48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamu hizmetine girmehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.