TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET EMİN TUTAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası:2014/2611)
Karar Tarihi:25/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Mehmet Emin TUTAK
Vekili
:
Av. Hüseyin BOĞATEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerletutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesininduruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğedilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmasına gerekolmadığını bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekteolan bir soruşturma kapsamında 9/12/2011 tarihinde İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesi Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.
9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile silahlıterör örgütüne üye olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya eldeğiştirme ve mala zarar verme suçlarından başvurucu hakkında kamu davasıaçılmıştır.
10. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/64 sayılıdosyasında yapılan yargılamada 19/12/2013 tarihinde yapılan duruşmadabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu duruşmadabaşvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.
11. Bu karara karşıbaşvurucunun yaptığı itirazı inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi,Cumhuriyet savcısının itirazın reddine karar verilmesi yönündeki mütalaasınıaldıktan sonra 31/12/2013 tarihli ve 2013/287 Değişik İş sayılı kararıylaitirazın reddine karar vermiştir. Bu karar, başvurucu vekiline 20/1/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Mahkeme 17/1/2014 tarihinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca tutukluluk durumunugözden geçirmiş ve aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
13. Başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Başvurucu 11/4/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.
15.Başvurucu hakkındaki dava, İstanbul 21. Ağır CezaMahkemesinin E.2014/90 sayılı dosyasında devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir."
17. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bukarar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
18. 5271 sayılı Kanun'un"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesişöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevindebulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutuklulukhâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemiüzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü maddehükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafiidinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunansanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veyakoşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülensüre içinde de re'sen karar verir."
19. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:
" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısındangörüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiinebildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içindegörüşünü bildirebilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içindetazminat isteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin ilgilive yeterli olmadığını, formül gerekçelerle tutukluluğunun devamına kararverildiğini, tutukluluk durumu değerlendirilirken sadece suçun ağırlığına bakılmasınınyeterli olmadığını, Mahkemenin dosyadaki delillerle bağlantı kurarak kaçmaşüphesini de somut olgulara dayandırarak daha somut gerekçelerle değerlendirmeyapması gerektiğini, tutuklamanın zorunlu durumlarda uygulanması gereken birtedbir olduğunu ancak somut olayda tutuklamanın tedbir olma niteliğinin ortadankalktığını, uzun süredir devam eden tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özüitibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devamettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun bu başlık altındakiiddiaları Anayasanın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındadeğerlendirilmiştir.
25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
26.Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
27. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 11/4/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddianın yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tutukluluk İncelemelerinin Duruşmasız OlarakYapıldığı ve Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin olarak gerek talep üzerinegerekse resen yapılan incelemelerin duruşmasız olarak gerçekleştirildiğini vebu incelemeler sırasında alınan Savcılık görüşlerinin tebliğ edilmediğinibelirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
30. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
31. Başvurucunun bu bölümdeki iddiaları, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası çerçevesinde incelenecektir.
32.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası; yakalama veyatutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksunbırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkinkoşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutukluluğunyasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkiliolarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığınınyetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını dateminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§§ 64-66).
33. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan heritirazda başvurucunun dinlenmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişininmakul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözdengeçirilmesi esnasında yapılan incelemenin “çelişmeli yargı” ve “silahlarıneşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).
34. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasınagöre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında herhangi birsüre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 101.maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre ise resen ya da talep üzerine tutuklulukhakkında verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilir.
35. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülenkural dikkate alındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısasürede karar verilmesi dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan heritirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâlegetirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özelbir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak her itiraz için duruşmayapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §73).
36. Somut olayda başvurucu 17/1/2014 tarihli tutuklulukincelemesinin de duruşma yapılmadan gerçekleştirildiğini ileri sürmüşse deresen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilenkararlar konu bakımından yetki kapsamı dışında olduğundan başvurucunun buincelemeye ilişkin şikâyeti değerlendirme dışında tutulmuş; 31/12/2013 tarihliitirazın incelenmesi kararı ile sınırlı bir değerlendirme yapılmıştır.
37. Somut olayda İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2013tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiş, buduruşmada başvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.Bu karara yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2013tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesince yapılan incelemeden on iki gün gibi makul bir süre sonra31/12/2013 tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesince gerçekleştirilenitiraz incelemesininduruşmalı yapılması birzorunluluk olarak kabul edilemez.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinolmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. İtiraz MerciinceAlınan Cumhuriyet Savcısının Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
39.Başvurucu, tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığıitirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün kendisine tebliğ edilmediğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
40.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesiaçısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığıbaşvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir."
41. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlikkriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönündenincelenmesi gerekir.
42.Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkingenel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararverilmiştir (K.V. [GK], B. No:2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulumamaktadır.
a. Anayasal Önem Yönünden
43. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itirazincelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün süpheli/sanıkveya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniylesilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkinbaşvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısındanda önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,22/5/2017, §§ 113-117).
b. Kişisel Önem Yönünden
44. Başvurucunun iddiasında dile getirdiği 19/12/2013 tarihliduruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyenİstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilenyazılı görüşün içeriğinde, yalnızca usul ve yasaya aykırılık olmadığındanitirazın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
45. Anılan görüş yazısında başvurucunun ayrıca cevap vermesinigerektiren daha önce ileri sürülmemiş herhangi yeni bir olgudan bahsedilmemişhatta hiçbir olguya veya gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan başvurucu,anılan görüş yazısında cevap vermesini gerekli kılan ve daha önceden haberdarolmadığı yeni bir olgunun bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu hususta herhangibir açıklama da yapmamıştır. Son olarak itirazın reddine ilişkin Mahkemekararında, hükmün Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olduğu belirtilmişse deSavcılık görüşünde yer alan herhangi bir olguya atıf yapılması veya bu görüşedayanılması söz konusu değildir.
46. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınanSavcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarargördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucununherhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmıaçısından önemli bir zararın olmadığı kanaatine varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerleanayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığınailişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşününbildirilmediğine ilişkin iddianın anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.