TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ORHAN YÜCEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14293)
Karar Tarihi: 21/3/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Mehmet Orhan YÜCEL
Vekili
:
Av. Murat Fatih ÜLKÜ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetede çıkanhaberler nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. 1959 doğumlu olan başvurucu Deniz Kuvvetleri Komutanlığındagörev yapmış ve kıdemli albay rütbesiyle emekli olmuştur.
7. Başvurucunun Güney Deniz Saha Komutanlığı Kurmay BaşkanlığıAR-GE Kurul Başkanı olarak görev yaptığı dönemde ulusal ölçekte yayın yapanZaman gazetesinin 19/7/2009, 22/7/2009, 23/7/2009, 6/12/2009, 6/2/2010,16/2/2010, 25/2/2010, 28/2/2010 tarihli nüshalarında bazı haberleryayımlanmıştır.
8. Söz konusu haberlerin başlıkları şu şekildedir:
“[T. ]'nin infaztimine ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü” (19/7/2009),
“Generallere suikast planlayan teğmen timinde ergenekonizi” (22/7/2009)
“Suikastplanlarına iki albayın adı karıştı” (23/7/2009)
“Amirallere suikast soruşturmasında 1 albay ve 1 teğmen tutuklandı”(6/12/2009) “Amirallere suikast iddianamesinden devrimci karargah çıktı” ve“Subaylara vahim suçlamalar” (6/2/2010)
“Amiralleresuikast planı kamera görüntüleri ortaya çıktı” (16/2/2010)
“İşte amirallere suikastın belgeleri” üst başlığı altında “İstanbul’uhavaya uçuracak cephaneye sahipler” ve “[U.] ve [M.] paşaya operasyonyapılacak” (25/2/2010),
“Poyrazköy iddianamesinin sanıkları Balyoz'da çıktı” (28/2/2010)
9. Belirtilen başlıkların altında verilen haberler özetle DenizKuvvetleri Komutanlığında görevli bir kısım personel ve emekli deniz kuvvetleripersonelinin bir araya gelerek Deniz Kuvvetleri eski komutanı (M.A.) ve DenizKuvvetleri komutanına (o dönemde görevde olan E.U.Y'e)suikast düzenlemeyi planladıkları, bu konuda yapılacak operasyonların detay vetarihlerini iletecek kişi olarak da başvurucunun belirtildiği, suikastlar içinmermi ve fişeklerin hazırlandığı, bu kişilerin silahlı terör örgütüne üyeolmak, örgüt amacı doğrultusunda patlayıcı madde ve mermi bulundurmak, asker vesivil kişileri fişlemek, uyuşturucu ticareti yapmak, yasa dışı örgütlerlebağlantı içinde olmakla suçlandıklarına ilişkindir.
10. Başvuru formunun ekinde sunulan gazete haberlerindebaşvurucunun isminin geçtiği haberler ise şu şekildedir:
"İhbar üzerine bazı teğmenlere yönelik düzenlenen operasyonda elegeçirilen bir notta, "Albay T.D.'den gelecekinceleme raporlarına göre, [U.] ve [M.] adlı paşalara yapılacak operasyonundetay ve tarihlerinin [L. B.] ve Albay O.Y. üzerinden iletileceğiaktarılıyordu. Cuntacı ekibin hedefindeki dönemin Deniz Kuvvetleri KomutanıOramiral [M.A.] suikast iddialarını doğrulamıştı." (6/12/2009)
"Amirallere suikast iddianamesinde [İ.] Partisi'nin KarargahEvleri yapılanmasında olduğu iddia edilen teğmenler [S. E. N.] ve [F. A.]'nın, Gölcük'teki evinde ele geçirilen "[U.] ve [M.]Paşa'ya yapılacak operasyon yazılı not yer alıyordu. Notta, "Albay [T.D.]'dan gelecek fizibiliteye göre [U.] ve [M.] Paşa'ya yapılacak operasyonundetay ve tarihlerini [L.B.], Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek. Size teslimedilen malzemeleri korunaklı bir yerde tutunuz." (6/2/2010, 16/2/2010,28/2/2010)
11. Başvuru formu ekinde yer alan haberlerde, yukarıdabelirtilen notun iddianamede yer aldığı belirtilmektedir.
12. Haberlerin yayımlandığı dönemde kamuoyunda bilinen adıylaErgenekon davaları kapsamında sanık olarak yargılanan başvurucu, söz konusu haberlernedeniyle uğradığı kişilik haklarının zedelendiği iddiasıyla 10.000 TL manevitazminat istemiyle dava açmıştır.
13. Davaya bakan Urla Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 21/4/2011tarihinde başvurucu lehine 10.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkemegerekçesinde; söz konusu yayınlarda -iddianamenin düzenlendiği tarih veyayınların başladığı tarih dikkate alındığında- hazırlık soruşturmasına aitişlemlerin kaynağı ve gerçekliği tartışmalı değerlendirme ve ifadelerlemasumiyet karinesinin ihlali sonucunu doğurabilecek haberlere yer verildiğinibelirtmiştir. Mahkeme, bu haberlerin görünür gerçekliğe uygunmuş gibi gözüksede orta düzey kişilerce algılanma durumu, özle biçim arasındaki denge ile basınmeslek ilkeleri ve basın ahlak kuralları birlikte değerlendirildiğinde haberverme hakkı sınırlarının önemli ölçüde aşıldığını belirtmiştir.
14. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4/10/2012 tarihindekararı bozmuştur. Yargıtay bozma kararının gerekçesinde; başvurucu hakkındayapılan haberde yer alan bilgilerin başvurucunun sanık olarak yargılandığı vekamuoyunda bilinen adıyla Ergenekon iddianamesi ve eklerinde yer aldığını,yazının gerçek ve güncel bir konuya ilişkin olması nedeniyle yayımlanmasındakamu yararı bulunduğunu, konunun önemi ve değeri gözönündebulundurularak düşünsel bağlılığın korunduğu ve kişilik haklarına saldırıoluşturabilecek bir yoruma da yer verilmediğini belirtmiştir.
15. Bozma kararına karşı başvurucu karar düzeltme talebindebulunmuştur. Yargıtay bu talebi 24/6/2013 tarihinde, davanın karar düzeltmesınırının altında kalması nedeniyle reddetmiştir.
16. Mahkeme bozma kararına uyarak 22/10/2013 tarihinde davayıreddetmiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Yargıtay 2/5/2014 tarihinde ilkderece mahkemesinin ret kararını onamıştır.
17. Onama kararı 4/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 27/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 22/4/1926tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekildetecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıylabir miktar para ödenmesini dava edebilir.”
20.19/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi şöyledir:
“Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme,yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.
Basın özgürlüğünün kullanılması ancakdemokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret vehaklarının,...amacıyla sınırlanabilir.”
B. Uluslararası Hukuk
21. Başvuru konusuna ilişkin uluslararası hukuk kaynakları içinbkz. Kadir Sağdıç [GK], B. No:2013/6617, 8/4/2015, §§ 36-65; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§42-74.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; başvuru konusu olaya ilişkin haberlerde tamamenasılsız ve iftira niteliğinde iddiaların yer aldığını, bu haberlerde kullanılananlatım ve dilin başvurucuyu peşinen mahkûm etme amacına matuf olduğunu, gerçekdışı ve asılsız suçlamaların kanıtlanmış gerçeklermiş gibi kaleme alındığını,haberlerde yer alan yorum ve değer yargıları nedeniyle kişilik haklarına vemaddi ve manevi bütünlüğüne ağır bir saldırıda bulunulduğunu iddia etmiştir.
24. Başvurucu; somut olayda salt "görünür gerçeklik"kavramı gerekçe gösterilerek tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref veitibarının korunması, adil yargılanma, etkili başvuru haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Yine başvurucuya göre söz konusu yayınlar nedeniyleceza soruşturmasının gizliliği ve masumiyet karinesi de ihlal edilmiştir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun hakkında yapılan haberleringerçeği yansıtmadığını, haberde geçen ifadelerin iftira niteliğinde olduğunu vebu suretle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek açtığı tazminatdavasının reddedilmesine bağlı olarak ileri sürdüğü şikâyetlerinin özübaşvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkına ilişkindir. Bu nedenleşikâyetlerinin bir bütün olarak şeref ve itibarın korunması hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
26. Öte yandan masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçluolarak nitelendirilmemesini ve suçlu muamelesine tabi tutulmamasını güvencealtına alır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamları veya diğer devletgörevlilerinin ifadeleri veya kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayınorganlarındaki yazılar veya bazı küçük düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleribir bütün olarak şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı kapsamındadeğerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26; Kadir Sağdıç, § 31).
27. Başvuruya konu yayınlarda haber içeriği aktarılırken başvurucununyargılandığı davayla bağlantılı bilgiler verilmesi ve isminin zikredilmesinedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkına bir müdahale söz konusudur.
28. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkelerilk olarak İlhan Cihaner(2) (§§ 42-74) kararında ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkelerAnayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç, §§ 35-66; Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997,8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikâyetlerde sözü geçen ilkeleriuygulamışlardır (Ali Suat Ertosun,B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; AliSuat Ertosun (2), B. No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).
29. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesindeyer alan “manevi varlık” kapsamındayer almaktadır. Devletin bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişiselşeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü veüçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif yükümlülüğübulunmaktadır(Adnan Oktar(3), B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözlü saldırılarveya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmamasıhâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, § 36; İlhan Cihaner (2),§ 42). Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olayauygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlıkdüzeyine erişmiş ve kişinin itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkındanbaşvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek şekilde yapılmış olupolmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (Kadir Sağdıç, § 39; İlhanCihaner (2), § 45).
30. Anayasa’nın 17. maddesi esas olarak kamu görevlilerininkeyfî müdahalelerine karşı bireyi korumayı amaçlasa da söz konusu maddelersadece devletin bu tür müdahalelerde bulunmaktan kaçınmasını sağlamayıamaçlamamaktadır. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında mündemiçnegatif yükümlülüğe, bireyin maddi ve manevi varlığına etkin bir saygınınsağlanması için gerekli pozitif yükümlülükler eklenebilir. Bu yükümlülükler,kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini de kapsayacak şekilde kişiselitibarının korunmasını isteme hakkına saygının güvence altına alınması amacıylabirtakım tedbirler alınmasını gerektirebilir (KadirSağdıç, § 40).
31. İfade özgürlüğünün özel bir türü olan basın özgürlüğü iseAnayasa'nın 28. ve 32. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Basınözgürlüğü; gazete, dergi, kitap gibi araçlar ile düşünce ve kanaatleriaçıklama, yorumlama, bilgi, haber ve eleştirilerin yayın ve dağıtım haklarınıkapsar (AYM, E.1996/70, K.1997/53, 5/6/1997). Basın özgürlüğü düşünceniniletilmesini ve dolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesinisağlar. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanabilmesi, açıklanan düşünceye paydaş sağlanabilmesi, düşünceyigerçekleştirme konusunda ilgililerin ikna edilebilmesi çoğulcu demokratikdüzenin gereklerindendir. Bu itibarla ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüdemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (İlhan Cihaner(2), § 56).
32. Basın özgürlüğü, basının sosyal görevini yerine getirirkenaynı zamanda meslek ahlâkına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecekşekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmesini de zorunlu kılmaktadır.Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması bazen kabul edilebilireleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana, kamuoyunun gözündeyanlış bir imaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları, varsayımlar hattaimalar eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak ödevve sorumluluklar ve basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gerekensınırlar içermektedir. Bu durum özellikle basında yer alan söylemlerde isimlerizikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmeleri hallerinde geçerlidir (İlhan Cihaner (2),§§ 60, 61).
33. Mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınanbasın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulmasıgerekmektedir.
34. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında birdenge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şuşekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıpsağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya sıradanbirey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veyamakalenin konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayının içeriği, şekli vesonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner (2),§§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66;Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).
35. Somut davanın kendine has koşullarında, mahkemelerin basınınkamuoyunu bilgilendirme görevi kapsamında yaptığı haberlerde kullanılan ifadelerinbaşvurucunun kişilik haklarını zedeleyici bir müdahaleden korumakta yetersizkalıp kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflararasındaki ihtilaf, büyük ölçüde dava konusu haberin maddi vakıalarınaçıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bunoktada maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrımagidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunuispatlamanın mümkün olmadığı dikkate alınmalıdır (Kadir Sağdıç, § 57; İlhanCihaner(2), § 64). Yine de yeterli birolgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte yargılamaya konu bir yazınınbir bütün olarak ele alındığında kamu yararını ilgilendirmesi, değer yargısıkavramının geniş yorumlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bir suçisnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya konmasında aranan kesinlikderecesinin kamu yararı ile ilgili bir konuda gazetecilerin değer yargısıiçeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek basın özgürlüğünün amacı ilebağdaşmaz (Bedrettin Dalan, B.No: 2014/5369, 22/9/2016, § 31).
36. Ayrıca bu tür başvurularda basının yerine geçip belli birdurumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemenin yargımercilerinin görevi olmadığı gözönündebulundurulmalıdır (İlhan Cihaner(2), § 59).
37. Başvurucu, haberlerde geçen ifadelerin ve haber yapmaşeklinin başvurucuyu peşinen mahkûm etme amacını taşıdığını ileri sürmüştür. Yargıtayın bozma kararına göre, başvurucu hakkında yapılanhaberlerde yer alan bilgiler başvurucunun sanık olarak yargılandığı vekamuoyunda bilinen adıyla Ergenekon iddianamesi ve eklerinde yer almaktadır.Yine Yargıtaya göre, yazı gerçek ve güncel bir konuyailişkin olup yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusuhaberlerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya ilişkin olduğugörülmektedir.
38. Eldeki başvuruda ilk olarak başvuruya konu haberlerde yeralan bilgilerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığıve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediğisorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda bir haber veya yazının kamuyubilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veyamakalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine yazınınbilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çoküstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, § 74).
39. Şikâyet konusu köşe yazısının yayımlandığı dönem,başvurucunun da sanık olarak yargılandığı ve Ergenekon iddianameleri olarakbilinen iddianamelerle açılan davalardan biri olan "AmirallereSuikast" davasının yargılamasının devam ettiği bir zaman dilimidir.Ergenekon iddianamelerindeki olaylar kamuoyu gündemini uzun süre meşgul etmiş,sıklıkla basında yer almış ve haberlere konu olmuştur. Bu bakımdan söz konusuyazı içeriğinin bir ölçüde genel yarar nitelikli tartışmaya katkı sunduğu kabuledilebilir. Bu hususla ilgili olarak basının genel yarar nitelikli bütünsorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna kamunun bu bilgi ve fikirlerialma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.
40. Yine başvuruya konu yayınlara ilişkin başvurucu tarafındansunulan metinlerde başvurucunun isminin geçtiği yer, iddianame ekinde yer alanve bir arama sırasında bulunan not üzerindeki yazının aktarımı şeklindedir.Dolayısıyla haberlerde isminin belirtildiği kısım notta yazan ifadeler olarakaktarılmıştır. Haber örgüsünde ve bağlamında, arama sırasında bulunan notunaktarılmasının kamuoyunun gündemde önemli bir yer tutan Ergenekonyargılamalarıyla ilgili olarak güncel haber değeri olduğu görülmektedir.Dolayısıyla kamusal bir tartışmaya katkı sunmadığı söylenemez.
41. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilikmesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğinibelirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimleaktarılacağına bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamdaAnayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğinideğil aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırdatutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, §66).
42. Somut olayda derece mahkemeleri, davalının basın özgürlüğüve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunmasıhakları arasında bir dengeleme yapmıştır. Yargıtay bozma kararı ve bozmaya uyanilk derece mahkemesi kararlarında, söz konusu haberlerin genel çıkarıilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığını dikkate almış; ayrıcahaberin yapıldığı şartlar üzerine de eğilmiştir. Derece mahkemeleri davaya konugazete haberinde geçen olayların gerçekliği meselesine eğilmiş ve haberde geçenolayların "görünür gerçekliğe uygun" olduğuna karar vermiştir.Mahkeme ayrıca, başvuruya konu haberlerde geçen ifadeleri değerlendirmiş ve buifadelerin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığına karar vermiştir.
43. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargımercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları dadikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alanpozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarınındeğerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda birihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.