TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET BAYRAKTAR BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/717)
Karar Tarihi: 18/4/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Mehmet BAYRAKTAR
Vekili
:
Av. Nezahat PAŞA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapılması ve tutukluluğa itiraz incelemesisırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının; yargılama yapan mahkemelerin tabii hâkim ilkesineaykırılık oluşturması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/1/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Avukat olan başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen bir soruşturma kapsamında 22/11/2011 tarihinde İzmir'de gözaltınaalınmış; 26/11/2011 tarihindeİstanbul 11. Ağır CezaMahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.
9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame ilesilahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.
10. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK mülga 10. madde ilegörevli) E.2012/64 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama tutuklu olaraksürdürülmüştür.
11. 19/12/2013 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir.
12. Başvurucunun 26/12/2013 tarihinde bu karara yaptığı itirazİstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK mülga 10. madde ile görevli) 6/1/2014tarihli kararıyla dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda reddedilmiştir.İtirazın reddi kararında Savcılıktan mütalaa alındığına ilişkin bir bilgiye yerverilmemiştir.
13. Ret kararı 14/1/2014 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
14. Başvurucu 16/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
15. 12/4/1991 tarihli ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 10.maddesiyle görevli ve yetkili mahkemelerin yapılan kanun değişikliğiylekaldırılması üzerine başvurucunun tahliye talebini inceleyen İstanbul 1. AğırCeza Mahkemesi 18/3/2014 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
16. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesininkapatılmasıüzerine dosyanın yetkili ve görevli İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmiştir.
17. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaİstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinde (E.2014/235) derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
20. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı270. maddesi şöyledir:
"İtirazıinceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısıve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibigerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir."
21. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kanundayazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızınkarar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafiveya vekil dinlenir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin ve bu kararlarayaptığı itirazlar sonucunda verilen kararların matbu ve soyut gerekçelerdenibaret olduğunu, kaçma şüphesi bulunmadığı hâlde tutukluluğun devamına kararverildiğini ve yaklaşık 2 yıl 2 aydır tutuklu kaldığını, bu şekildetutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
24. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
26. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
27. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
28. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 18/3/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutukluluğa İtirazİncelemesinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasızolarak dosya üzerinden gerçekleştirildiğini, böylelikle çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
31. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
33. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilentemel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılanduruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksunbırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olandelillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine vealeyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını hâkim/mahkeme önündesözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması tutukluluğa itirazını çokdaha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi, bu haktandüzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talepedebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §66; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 88).
34. Öte yandan 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile 267. maddesine göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkındaverilmiş tüm kararlar, mahkeme önünde itiraza konu olabilmektedir (Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 269). Tutukluluğa ilişkinkararların itiraz incelemesi bakımından aynı Kanun'un 271. maddesinde itirazınkural olarak duruşma yapılmaksızın karara bağlanacağı, ancak gerekligörüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekilin dinlenebileceğidüzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre tutukluluk incelemelerinin ya datutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşma açılarak yapılması hâlindeşüpheli, sanık veya müdafiinin dinlenmesigerekmektedir (Devran Duran, §89).
35. Bununla birlikte tutukluluğa ilişkin her kararın itirazınınincelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşmayapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenleAnayasa'da öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayıgerektirecek özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacakitirazlar için her durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73; Devran Duran, § 90 ).
36. Somut olayda başvurucu, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesindegörülen davada 19/12/2013 tarihinde yapılan duruşmaya müdafiiile birlikte bizzat katılmış; başvurucu müdafii,tutukluluğa ilişkin itirazlarını ve tahliye talebini sözlü olarak Mahkemeyebildirmiştir. Duruşma sonunda tahliye talebi kabul edilmeyerek başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş; 26/12/2013 tarihinde anılan kararayönelik yapılan itiraz, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerindenyapılan inceleme sonunda 6/1/2014 tarihinde verilen kararla reddedilmiştir.
37. Dolayısıyla İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanbaşvurucunun ve müdafiinin katıldığı, tahliyeyeilişkin beyan ve taleplerinin sözlü olarak alındığı, başvurucunun yüzüne karşıtutukluluğun devamına karar verildiğinin açıklandığı tarih (19/12/2013) ileİstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazınınduruşmasız olarak incelendiği tarih (6/1/2014) arasında yalnızca on sekizgünlük bir süre bulunmaktadır.
38. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda tutukluluğaitiraz incelemesinin başvurucuların dinlenilmesinden 1 ay 2 gün sonra(Hikmet Yayğın, B.No: 2013/1279, 30/12/2014, § 35); 1 ay 28 gün sonra (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 128)duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasınıihlal etmediği sonucuna varmıştır.
39. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tümkararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usulsisteminde, başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalıincelenmesi tutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesianlamına gelecektir. Bu durumda başvurucunun ve müdafiininsözlü olarak dinlenilmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararın tefhimedilmesinden on sekiz gün sonra yapılan itiraz incelemesinin duruşmasızyapılmasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiğisöylenemez.
40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
41.Başvurucu 19/12/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararınayönelik itirazının 22. Ağır Ceza Mahkemesince incelemesi sırasında alınanSavcılık görüşünün kendisine veya avukatına bildirilmediğini, dolayısıyla bugörüşleri değerlendirme imkânından yoksun bırakıldığını, böylelikle tutukluluğaitiraz incelemeleri sırasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine riayet edilmediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir(bkz. § 31).
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkradaöngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamakmümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerinyargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, §§ 122, 123).
44. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılmataleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve "çelişmeliyargı" ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Hikmet Yayğın, § 30).
45. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulühaklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerinegöre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul birşekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir.Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen olumsuz birsonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlaledilmiş sayılır (Bülent Karataş,B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 70).
46. Tutukluluk hâline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı vetutuklu arasında silahların eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir. Silahlarıneşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına ulaşabilmesine imkân verilmesinigerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısının görüşlerine etkili bir şekildecevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucunun söz konusu belgelere ulaşmasıhâlinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğinibelirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber tarafların beyanlarının birbirlerinebildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§§ 76, 77).
47. Tutukluluğa ilişkin verilen kararların itirazınınincelenmesine yönelik usulün belirlendiği 5271 sayılı Kanun'un 270. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca itirazın incelenmesi sırasında savcılık görüşününalınması durumunda bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafiinebildirilmesi zorunlu ise de anılan kuralda itirazı karara bağlamakla görevli mercinin savcılık görüşü almasının zorunlu kılınmadığıgörülmektedir.
48. Somut olayda başvurucu, 19/12/2013 tarihli celsede verilentutukluluğun devamı kararına karşı 26/12/2013 tarihinde itiraz etmiş; itirazailişkin ilk incelemeyi yapan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi 27/12/2013tarihinde verdiği karar ile kararında bir isabetsizlik görmeyerek itirazınincelenmesi için dosyanın İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinekarar vermiştir.
49. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2014 tarihli kararı ilebaşvurucunun itirazını dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda reddetmiştir.Anılan kararda, itiraz incelemesi sırasında Cumhuriyet savcısının görüşününyazılı ya da sözlü olarak istendiğine veya Cumhuriyet savcısının Mahkemeyegörüş bildirdiğine dair bir ibareye rastlanmamıştır. Bu itibarla Mahkemeceitirazın incelenmesi sırasında Savcılık görüşü alınmadığı anlaşıldığındansilahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği söylenemez.
50.Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu; 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevlimahkemelerin 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'la kaldırıldığını, bumahkemelerin bakmakla görevli olduğu işler için 12/4/1991 tarihli ve 3713sayılı Terörle Mücadele Kanununun 10. maddesi ile görevli mahkemelerinkurulduğunu, yargılandığı davaya bakan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMKmülga 250. madde ile görevli) olması yanında aynı zamanda 3713 sayılı Kanun'un10. maddesi ile kurulan mahkeme görevini de yürüttüğünü, böylelikle aynısuçlara bakmakla görevli, iki ayrı mahkeme kurulmasının Anayasa'nın 37.maddesinde düzenlenen tabii hâkim ilkesine aykırılık oluşturduğunu ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut başvuruda başvurucu, yargılandığı davayabakan mahkemenin tabii hâkim ilkesine aykırılıkoluşturduğunu belirtmiştir. Bu nedenlebaşvurucununşikâyetinin Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş olan adil yargılanma hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
53. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. §§ 24, 25).
54. Başvurucu hakkındaki dava, hembireysel başvurunun yapıldığı hem de Anayasa Mahkemesince bireysel başvurununkarara bağlandığı tarihler itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği, hakkındaki yargılamayı yürütenmahkemenin tabii hâkim ilkesine aykırıolarak faaliyetyaptığına ilişkin şikâyetlerini derece mahkemelerinde devam eden yargılamada vesonrasında istinaf/temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise buşikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derecemahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden yargılamasürecindeki adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerininbaşvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür. Kaldı ki21/02/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la, 3713 sayılı Kanun'un 10. maddesiile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine başvurucununyargılandığı dava genel yetkili/görevli İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinedevredilmiştir (bkz. § 16).
55. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılık görüşününbildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.