TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET MUTLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/18240)
Karar Tarihi: 18/4/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 4/7/2018-30468
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Mehmet MUTLU
Vekili
:
Av. Hasan Cem YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, protesto gösterisine yapılan polis müdahalesi nedeniyleyaralanma meydana gelmesi ve buna ilişkin şikâyetin kovuşturmaya yer olmadığıkararı ile sonuçsuz kalmasının kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Gezi Parkı olaylarında yaralanan Berkin Elvan'ın tedavigördüğü hastanede ölümü üzerine çeşitli sivil toplum örgütü, siyasi parti,dernek, oda, sendika ve öğrenci grupları basın açıklaması yapmak üzere12/3/2014 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark'ta toplanma çağrısı yapmıştır. Bukapsamda 1980 doğumlu olan başvurucu da çağrıya uyarak protesto gösterisinekatılmıştır.
8. Anılan basın açıklaması ve gösterilere ilişkin olarak Ankaraİl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan 12/3/2014 tarihli olay tutanağınagöre olaylar özetle şöyle gerçekleşmiştir:
a. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü; Berkin Elvan'ın ölümü üzerineçeşitli sivil toplum örgütü, siyasi parti, dernek, oda, sendika ve öğrencigruplarının kanuna aykırı eylem yapacağını haber alması üzerine 12/3/2014tarihinde saat 08.00'den itibaren Kızılay bölgesinde ve diğer hassas bölgelerdetedbirler almıştır.
b. Saat 11.20 sıralarında bir grup, Güvenpark'a gelerekellerindeki dövizleri açıp beklemeye başlamıştır. Saat 11.30'da kırk kişiliklise öğrencisi bir grup da sloganlar atarak bölgeye gelmiş ve beklemekte olangruba katılmıştır. Saat 11.45'ten itibaren bazı sendika yöneticileri de ellikişilik bir grupla Güvenpark'a gelmiştir.
c. Saat 11.50'den sonra grup içindeki sendika ve odayöneticileri ile yönetim kurulu üyeleri açıklamalarda bulunmuşlardır.
ç. Saat 12.00'den itibaren katılımcılara destek vermek üzerebirçok sivil toplum kuruluşu, öğrenci grupları da bölgeye gelmiş ve göstericigrup 1.200 kişiye ulaşmıştır.
d. Saat 12.20'de üzerlerinde cübbeleri ile Ankara Adliyesindençıkan yaklaşık yüz kişilik avukat grubu Sıhhıye'denGüvenpark'a doğru kortej oluşturarak yürüyüşe başlamıştır. Bu grubunGüvenpark'ta beklemekte olan grupla birleşmesi sırasında Gazi Mustafa KemalBulvarı bir süre trafiğe kapatılmıştır. Daha sonra grubun kaldırıma yönelmesiile yol, araç trafiğine açılmıştır.
e. Saat 12.50'de dört yüz elli kişilik bir grup da Güvenpark'tabulunan gruba katılmıştır. Bu esnada da Kızılay Kavşağı bir süre araç trafiğinekapatılmıştır.
f. Saat 13.55'te katılan diğer gruplar ve kişilerle birlikteGüvenpark'ta bekleyen kişi sayısı 2.000'e ulaşmıştır.
g. Saat 14.00'te Güvenpark'ta bekleyen grup Atatürk Bulvarı'naBakanlık istikametinden yola inerek yolu araç trafiğine kapatıp beklemeyebaşlamıştır. Bunun üzerine saat 14.10'da polis anons sistemiyle göstericilereeylemlerinin kanunsuz olduğu belirtilerek yolu açmaları ve dağılmalarıgerektiği duyurulmuştur. Aynı şekilde gösteriye katılmayan kişilere ve basınmensuplarına yönelik olarak da güvenli alana geçmeleri uyarısındabulunulmuştur.
ğ. Saat 14.20'de ikazlara uymayan, dağılmamakta ısrar ederekyolu trafiğe açmayan ve polislere sapan, dolu soda şişesi, taş, sopa, havaifişek gibi cisimlerle saldıran göstericilere Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüpersoneli tarafından tazyikli su ve gaz sıkılmak suretiyle müdahale edilmiştir.Daha küçük gruplara ayrılan göstericiler özel binalara ve kamu binalarına,araçlara ve işyerlerine zarar vererek kontrolsüz bir şekilde kaçmayabaşlamışlardır.
h. Saat 15.30'da yaklaşık iki yüz kişilik eylemci bir grubuntekrar toplanıp yolu araç trafiğine kapatarak kanunsuz eylemlerini sürdürmekteısrar etmesi üzerine uyarı sonrası gruba müdahale edilmiştir.
ı. Saat 18.15'te elli kişilik bir grubun bir sokakta barikatkurup ateş yakması üzerine polis, gruba müdahale etmiş ve barikatı yıkaraksokağı araç trafiğine açmıştır.
i. Anılan olaylar esnasında eylemlerini sonlandırmayan, yolutrafiğe kapatarak kamu düzenini bozan ve güvenliği tehlikeye sokan, ateşyakarak yollara barikat kuran ve eylemlerini sonlandırmayan yüz on dört kişizor kullanılarak yakalanmış ve emniyet müdürlüğüne götürülmüştür.
j. Gün içinde Kızılay bölgesi dışında Ankara Üniversitesi Dil,Tarih ve Coğrafya Fakültesi çevresinde, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nde,Mamak ilçesi Tuzluçayır bölgesinde yolları araçtrafiğine kapatma ve polise saldırı olayları gerçekleşmiştir.
k. Tüm bu olaylar esnasında eylemciler tarafından kamu aracı veözel araç, bina ve işyerlerine zarar verildiği gibi polis memurlarındanbirisinin kafasına taş isabet etmesi suretiyle iki polis memuru yaralanmıştır.
9. Anılan olaylar esnasında Cumhuriyet Başsavcılığı ile emniyettutanaklarından ve başvurucunun sunduğu belgelerden gösteriye katılanlardan kaçınınyaralandığına dair herhangi bir bilgi tespit edilememiştir.
10. Söz konusu eylem sırasında başvurucu, Kızılay Meydanı'ndatrafik akarken kavşağın ortasına oturup elindeki flamayı sallayarak tek başınaoturma eylemi yapmıştır. Bunun üzerine Çevik Kuvvet polisi başvurucuya müdahaleederek kendisini gözaltına almıştır. Bu esnada başvurucu, eylemine devam etmekistemiş ve polislere direnmiştir.
11. Başvurucu, gözaltı işlemleri için Gazi Mustafa Kemal DevletHastanesine götürülmüş; burada adli gözaltına alınırken giriş, serbestbırakılmadan önce ise hakkında çıkış raporu tutulmuştur. Bunun dışındabaşvurucu, Ankara Numune Hastanesine başvurarak röntgen ve bilgisayarlıtomografi (BT) çektirmiştir. Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde hazırlanan12/3/2014 tarihli giriş ve çıkışa dair iki ayrı rapora göre başvurucunun sağ elbileği iç yüzeyinde ve sol el bileği dorsal yüzeyinde7-8 cm uzunluğunda lineer tarzda hiperemik ciltlezyonu, sol kaş lateral kısmında 1 cm'lik hiperemik cilt erezyonu, ağız içinde sağ bukkalbölgede mukoza defektleri, sol diz bölgesi içkısmında 1x1 cm'lik hiperemisaptanmıştır.
12. Ankara Numune Hastanesinin 12/3/2014 tarihli epikrizformunda sağ ön kol ve el bilek grafilerinde ve kafabölgesi BT raporunda kemik yapılarda fraktür izlenmediği,akut iç kanama ile uyumlu görünüm saptanmadığı belirtilmiştir.
13. Başvurucunun aynı gün saat 20.00 sıralarında şüphelisıfatıyla beyanı alınmış ve başvurucu serbest bırakılmıştır. Daha sonrabaşvurucu, yaralanmasından sorumlu olan ve kendisini darbeden polislerdenşikâyetçi olmuştur. 18/3/2014 tarihinde Cumhuriyet savcısı, vekili yanındahazır bulunurken müşteki sıfatıyla başvurucunun beyanını almıştır.
14. Cumhuriyet savcısı başvurucunun ifadesini aldıktan sonramuayenesinin yapılıp maruz kaldığı yaralanma ile ilgili olarak kesin doktorraporunun düzenlenmesi için başvurucuyu Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevketmiştir.
15. Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü, kesin raporun verilebilmesiiçin başvurucunun yaralanmasından sonra olay günü Gazi Mustafa Kemal DevletHastanesi ve Ankara Numune Hastanesinde hazırlanan tıbbi evraklarıngönderilmesini istemiştir. Bunun üzerine gelen evraktaki yukarıda anılanbulguları değerlendiren Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü 20/5/2014 tarihliraporunda, başvurucunun yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan birdurum olmadığı ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde, hafifnitelikte olduğu sonucuna ulaşmıştır.
16. Öte yandan Cumhuriyet Savcılığı 25/3/2014 tarihli yazısı ileAnkara Emniyet Müdürlüğünden olay günü Kızılay Meydanı'nda bulunan Güvenpark vecivarında gerçekleşen protesto gösterilerine ait MOBESE görüntüleri ilecivardaki kamu kurum ve kuruluşlarının, işyerlerinin ve konutların görüntükayıtlarının saat 12.00 ile 17.00 arasını kapsayacak şekilde temin edilerekgönderilmesini istemiştir. Bununla birlikte başvurucuyu gözaltına alanpolislerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi ve ifade için CumhuriyetBaşsavcılığında hazır bulundurulması talimatı verilmiştir. CumhuriyetBaşsavcılığı olaylarla ilgili açılmış soruşturma var ise soruşturma dosyasınınonaylı suretlerinin de evraka eklenmesini istemiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığının anılan taleplerine ilişkin olarakon üç adet DVD ile üç polisin kimlik bilgileri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.16/4/2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla beyanları alınan polisler, suçlamalarıkabul etmemiş; başvurucuya orantılı güç kullandıklarını ve hakarettebulunmadıklarını belirtmişlerdir.
18. Olaya ilişkin görüntü kayıtlarının bulunduğu on üç adet DVDincelenmek için bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi 9/6/2014 tarihinderaporunu sunmuştur. Anılan raporda başvurucunun saat 14.39'da KızılayMeydanı'nda yol ortasına oturarak elindeki flamayı salladığı, sonra üç polisingelerek başvurucuyu kolundan tutarak yerden aldığı, başvurucunun polisleredirendiği, diğer polislere yardıma gelen bir polise tekme savurduğu vebağırarak eylemine devam ettiği belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucununbir polise tekme savurduğu ancak polislerin başvurucuya karşı herhangi bir darpeyleminin bulunmadığı tespit edilmiştir. Anılan görüntüler soruşturmadosyasından getirtilerek Anayasa Mahkemesi tarafından izlenmiş ve bilirkişiraporu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasındaki evrakıinceledikten sonra 25/8/2014 tarihinde şüpheli polisler hakkında kovuşturmayapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Soruşturma evrakı ve alınan müştekiye ait adlitıp raporu içeriğinden olay sırasında polis memurlarına fiili olarak direnen vesaldırıda bulunan Mehmet MUTLU'nun etkisiz halegetirilerek yakalama işlemi yapıldığı sırada adli tıp raporunda belirtildiğişekilde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif şekildeyaralandığının anlaşıldığı,
PVSK 16/1. Maddeye göre polisin, göreviniyerine getirirken herhangi bir direnişle karşılaşması halinde zor kullanmayetkisi mevcuttur şeklinde hüküm bulunduğu, şüpheli polis memurlarınıneyleminin hukuki sınırlar içersinde kaldığı, Mehmet MUTLU'yu darp ettiklerine ve hakaret ettiklerine ilişkiniddia dışında somut delil bulunmadığı anlaşıldığından şüpheliler hakkında müsnet suçtan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına,
... [karar verildi]"
20. Anılan karara yapılan itiraz, Ankara 6. Sulh CezaHâkimliğinin 9/10/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya23/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucu 21/11/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Protesto gösterisine ilişkin olarak başvurucu hakkındabaşlatılan adli soruşturmanın akıbetine ilişkin olarak başvurucu herhangi birbilgi ve belge sunmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’nun 10. maddesi şöyledir:
"(Değişik fıkra: 03/08/2002 - 4771S.K./5. md.) Toplantı yapılabilmesi için, düzenlemekurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantınınyapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışmasaatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veyakaymakamlığa verilir.
Bu bildirimde;
a) Toplantının amacı,
b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayışve bitiş saatleri,
c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerininaçık kimlikleri, meslekleri ikametgahları ve varsa çalışma yerleri,
Belirtilir ve bildirime yönetmeliktegösterilecek belgeler eklenir.
Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösterenalındı belgesi verilmesi zorunludur.
Bubildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabul edilmez veya karşılığında alındıbelgesi verilmez ise keyfiyet bir tutanakla tespit edilir. Bu halde notervasıtasıyla ihbar yapılır. İhbar saati bildirimin verilme saati sayılır.
Aynıyerde, aynı gün toplantı yapmak üzere ayrı ayrı düzenleme kurullarınca bildirimverilmişse ilk verilen bildirim geçerlidir. Diğerlerine durum hemen yazılıolarak bildirilir."
24. 2911 sayılı Kanun’un 22. maddesi şöyledir:
"Genel yollar ile parklarda, mabetlerde,kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve TürkiyeBüyük Millet Meclisine bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamazve şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez.
Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın veulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarcayapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur."
25. 2911 sayılı Kanun’un 24. maddesi şöyledir:
" (Değişik fıkra: 02/03/2014-6529S.K./10. md) Kanuna uygun olarak başlayan bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, dahasonra 23 üncü maddede belirtilen kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçınınvuku bulması sebebiyle, Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü hâlinedönüşürse:
a) Düzenleme kurulu veya kurul başkanıtoplantı veya gösteri yürüyüşünün sona erdiğini topluluğa ilan eder ve durumuderhâl yetkili kolluk amirine bildirir.
b) Düzenleme kurulunun veya kurul başkanınınbu görevi yerine getirmemesi hâlinde, durum yetkili kolluk amiri tarafındanmahallin en büyük mülki amirine bildirilir. Mahallin en büyük mülki amiritarafından toplantının sona erdirilip erdirilmeyeceğine dair karar alınır.
c) Mahallin en büyük mülki amiri, yazılı veyaacele hâllerde sonradan yazı ile teyit edilmek kaydıyla sözlü emirle, mahallingüvenlik amirlerini veya bunlardan birini görevlendirerek olay yerine gönderir.
Buamir, topluluğa Kanuna uyularak dağılmalarını, dağılmazlarsa zorkullanılacağını ihtar eder. Topluluk dağılmazsa zor kullanılarakdağıtılır.(Mülga cümle: 02/03/2014-6529 S.K./10. md)
Birincifıkrada düzenlenen durumlarda güvenlik kuvvetlerine karşı fiili saldırı veyamukavemet veya korudukları yerlere ve kişilere karşı fiili saldırı halimevcutsa, ihtara gerek olmaksızın zor kullanılır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne 23 üncü madde(b) bendinde yazılı silah, araç, alet veya maddeler veya sloganlarlakatılanların bulunması halinde bunlar güvenlik kuvvetlerince uzaklaştırılaraktoplantı ve gösteri yürüyüşüne devam edilir. Ancak, bunların sayıları vedavranışları toplantı veya gösteri yürüyüşünü Kanuna aykırı addedilerek dağıtılmasınıgerektirecek derecede ise yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne silah, araç,alet veya maddeler veya sloganlarla katılanların tanınması veuzaklaştırılmasında düzenleme kurulu güvenlik kuvvetlerine yardım etmekleyükümlüdür.
Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanunaaykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı enseri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcutimkanlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleriamiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılacaklarıihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır."
26. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu’nun 16. maddesi şöyledir:
“Polis, görevini yaparken direnişlekarşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmeninmahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekildekademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartlarıgerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşıveya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlısu, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri veatları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeyedevam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtaryapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamındadirenmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağızorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarakmüdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç vegereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis, kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesindesavunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılmasıkapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanaraketkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla vekıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirmekararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halindeşüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamındasilah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısındabulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarıamacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıylaele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamakamacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamakamacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahlasaldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiyekarşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateşedebilir. “Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişikırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmeninmahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekildekademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartlarıgerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşıveya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlısu, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri veatları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeyedevam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtaryapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamındadirenmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağızorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahaleedilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçlermüdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis, kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesindesavunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılmasıkapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanaraketkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla vekıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorlagetirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halindeşüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamındasilah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısındabulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarıamacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıylaele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamakamacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamakamacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahlasaldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiyekarşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateşedebilir."
27. İçişleri Bakanlığının yayımladığı 25/8/2011 tarihliToplumsal Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair Yönerge'de toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgiliolarak hazırlanması gereken planlar, bu planların uygulanmasında gözönünde bulundurulacak esaslar, toplantı ve gösteriyürüyüşleri öncesinde alınması gereken tedbirler, kanuna aykırı toplantı vegösteri yürüyüşlerine müdahale sırasında uygulanacak taktik, düzen ve genelprensipler ile müdahale sonrasında yapılması gereken işlemler belirlenmiştir.
B. Uluslararası Hukuk
1. Kötü Muamele YasağıYönünden
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesişöyledir:
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veyaişlemlere tabi tutulamaz.”
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3. maddesiile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların entemel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçla mücadelegibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin -mağdurların davranışlarından bağımsızolarak- işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden menettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesindebelirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbiristisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Birçok karar arasındanbkz. Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95;Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §119).
30. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunusöyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiği"niaşması beklenir (Birçok karar arasından bkz. Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02,6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya[BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993 § 30).Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındakisaik de eklenebilir (Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs,B. No: 30873/96, 21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004, § 53). Ayrıca kötümuamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelipgelmediğinin tespiti de (Eğmez/Kıbrıs,§ 53; Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999,§ 104) dikkate alınması gereken diğer faktörlerdir.
31. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makulşüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğügetirdiğine dikkat çekmektedir (Birçok karar arasından bkz. Labita/İtalya, § 131;Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimumstandartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını veyetkili makamların titizlikle ve çabuklukla çalışmasını gerektirmektedir(Birçok karar arasından bkz. Mammadov/Azerbaycan,B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, §55).
32. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa ilişkinolmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir. Usule ilişkin yükümlülükler, Sözleşme’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıpetkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polisveya diğer kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muameleyasağının ihlali iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel vemutlak niteliğine rağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devletgörevlilerinin cezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, §102; Labita/İtalya, §§ 131-136).
33. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancakiddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
2. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkı Yönünden
34.Sözleşme’nin "Toplantıve dernek kurma özgürlüğü" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernekkurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıylabirlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülenve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakınveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlardışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kollukkuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarınıkullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
35. AİHM, Sözleşme'nin 11. maddesinde düzenlenen barışçıltoplanma özgürlüğünün geniş anlamda örgütlenmeyi, yürüyüş veya gösteriyekatılmayı (Irkçılığa ve Faşizme KarşıHristiyanlar/Birleşik Krallık, B. No: 8440/78, 16/7/1980),hareketsiz toplanmaları ve oturma eylemlerini (G./Almanya,B. No: 13079/87, 6/3/1989), resmî veya gayriresmîözel veya herkese açık organizasyonları kapsadığını kabul etmektedir.
36. Sözleşme'nin 11. maddesi "barışçıl" toplanmalarıkoruma altına almaktadır. 11. maddenin kapsamının bu temel sınırlaması, şiddetkullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösterileribarışçıl toplanma kavramı dışında bırakmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; BirleşikMakedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).
37. AİHM, 11. maddede korunan haklara keyfî müdahaleninengellenmesi için taraf devletlerin negatif yükümlülüğünün olduğunubelirtmiştir (Wilson, Gazeteciler UlusalBirliği ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve30678/96, 2/7/2002, § 41). Bu müdahale etmeme yükümlülüğünün istisnası 11.maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleridir.
38. Toplanma hakkının barışçıl niteliği genel olarak bir bütünhâlinde değerlendirilerek ortaya konulmalıdır. Bunun dışında toplantı veya gösteriyürüyüşüne katılanların bir kısmının şiddete başvurması diğerleri açısından buhakka müdahaleyi meşru kılmaz (Ezelin/Fransa,B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 41). Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasadışı olması veya yasalara aykırı olarak düzenlenmesi de tek başına toplantıveya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz (Oya Ataman/Türkiye, § 39). Dolayısıylahalka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında belli birkarışıklığa sebep olabileceği ve düşmanca tepkilere yol açabileceği açıktır. Budurumların varlığı toplantı hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Achouguian/Ermenistan, B. No: 33268/03, 7/7/2008, §90; Berladir vediğerleri/Rusya, B. No: 34202/06, 10/7/2012, §§ 38-43; Disk ve Kesk/Türkiye,B. No: 38676/08, 27/11/2012, § 29).
39. Diğer taraftan toplantı hakkındaki “sınırlama” kavramı,ifade özgürlüğünde olduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazıönleyici tedbirleri değil hakkın kullanılması sırasında veya kullanıldıktansonra yapılan muameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa,§ 39).
40. AİHM, gösterileri engellemek amacıyla güvenlik güçleritarafından yapılan sert müdahalenin şeklinin, kullanılan araçların ve bumüdahalenin orantılılığının barışçıl gösterilere meşru olarak katılmakisteyenler üzerinde caydırıcı etki yapacağını belirtmiştir (Süleyman Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B.No: 37273/10 vd., 24/5/2016, § 116).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
41. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu; Gezi Parkı olayları esnasında yaralanan BerkinElvan'ın vefatı üzerine 12/3/2014 tarihinde değişik sivil toplum kuruluşlarınınbasın açıklaması yapmak üzere Ankara Kızılay'da toplanma çağrısına uyarakgösteri yürüyüşüne katıldığını, trafiği kapatmaksızın sessiz oturma eylemiyaptığı sırada polis tarafından yakalandığını ve darbedildiğini,kendisine sinkaflı küfürler edildiğini, gözlüğününkırıldığını, buna ilişkin şikâyetiyle ile ilgili yapılan soruşturmanın eksik vehatalı olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçsuz bırakıldığınıbelirterek kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu tarafından Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı ile bağlantı kurularak ileri sürülen iddiaların Anayasa’nın17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağıkapsamında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu kapsamda yapılmıştır.
44. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
46. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hükümaltına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
47. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, § 81).
48. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenemez. Bubağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut iddiaya dayananşüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıtyeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirkenilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
49. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedenselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydanagelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
50. Belirtilmelidir ki Anayasa'nın 17. maddesi, bir yakalamayıgerçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu tür bir güç,sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilmektedir. Ayrıcakişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmakkesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu neviden fiiller prensip olarakAnayasa'nın 17. maddesinde belirtilen yasağı ihlal edecektir. Buna göreyakalama sırasında kötü muamele yapıldığı iddiaları değerlendirilirken güçkullanmayı gerektiren bir durumun olup olmadığı ve kullanılan gücün orantılıolup olmadığı gözetilmelidir (Gülşah Öztürkve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 52).
51. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleritarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabuledilebilmektedir. Bu kapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayıgerektiren durumlarda ve gösteriye katılanların kendi tutumundan dolayıfiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu durumda dahi bu tür bir güce sadecekaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla başvurulabilir (Ali RızaÖzer ve diğerleri [GK], B.No: 2013/3924, 6/1/2015, § 82)
52. Somut olayda başvurucu, Gezi Parkı olayları olarak bilinenolaylar sırasında yaralanan Berkin Elvan'ın vefatı üzerine düzenlenen basınaçıklaması ve gösteri yürüyüşüne katılarak, trafiği kapatmaksızın sessiz oturmaeylemi yapması üzerine polisin haksız ve orantısız olarak müdahaledebulunduğunu ve kendisini gözaltına aldığını ileri sürmüştür. Başvurucunungözaltına alınmasına ilişkin emniyet tutanaklarında başvurucunun eylemsırasında Kızılay Meydanı'nda trafik akarken kavşağın ortasına oturup elindekiflamayı sallayarak tek başına oturma eylemi yaptığı ve bunun üzerine kendisinemüdahale edilerek gözaltına alındığı belirtilmiştir.
53. Başvurucu, gözaltına alındıktan sonra aynı gün içindeserbest bırakılmıştır. Adli giriş-çıkış raporlarına göre sağ el bileği içyüzeyinde ve sol el bileği dorsal yüzeyinde 7-8 cmuzunluğunda lineer tarzda hiperemik cilt lezyonu, solkaş lateral kısmında 1 cm'likhiperemik cilt erezyonu,ağız içinde sağ bukkal bölgede mukoza defektleri, sol diz bölgesi iç kısmında 1x1 cm'lik hiperemi saptanmıştır. Buraporlar kapsamında Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü, 20/5/2014 tarihli raporundabaşvurucunun yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığıve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğusonucuna ulaşılmıştır.
54. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun 18/3/2014 tarihindebeyanını almış ve soruşturma sonucunda güvenlik güçlerinin müdahalesinin yasalzor kullanma yetkisinin kullanılması ve sınırları kapsamında kaldığının kabulüile takipsizlik kararı vermiştir (bkz. § 20). Bahse konu kararda, başvurucununyaralanmasının müdahale dışında başka bir olaydan kaynakladığına dair herhangibir iddia değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun yaralanmasınıngüvenlik güçlerinin yakalama ve gözaltı için müdahalesi ile gerçekleştiğikonusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda Anayasa Mahkemesinceincelemesi gereken husus polisin müdahalesinin gerekli olup olmadığı ve gerekliise ölçülü olup olmadığıdır.
55. Somut olayda, başvurucunun kötü muamele iddialarına konuyaralama ve hakaret iddialarının polisin gözaltına alma işlemi esnasındameydana geldiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununlabirlikte başvurucu, yaralanmasına ilişkin olarak gözaltı giriş çıkışraporlarına (bkz. § 12) ve Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün hazırladığı rapora(bkz. § 16) itiraz etmemiştir. Öte yandan başvurucu, polisin hakaret ettiğineve gözlüğünü kırdığına ilişkin olarak iddialarını incelemeye değer kılacakherhangi bir delil ortaya koymamıştır. Dolayısıyla başvurucunun iddiaları, kötümuamele iddialarının polisin başvurucuyu gözaltına alması sırasındagerçekleştiğinin kabulü ve maddi sonuçları açısından herhangi bir ihtilaftespit edilemeyen olaylar çerçevesinde incelenmiştir (Benzer bir değerlendirmeiçin bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri,§ 54) .
56. Başvurucu, değişik sivil toplum örgütlerinin çağrısıkapsamında Berkin Elvan'ın ölümüyle ilgili yapılan gösterilere katılmıştır.Başvurucunun gösteriye ne zaman katıldığı tespit edilememiş olmasına rağmen (Bukonuda başvurucunun herhangi bir iddiası olmadığı gibi soruşturma dosyasında daherhangi bir tespitte bulunulmamıştır.) Ankara Emniyet Müdürlüğünün olayailişkin tutanaklarına göre 11.20 sıralarında katılımcılar Kızılay Güvenpark'tatoplanmaya başlamışlardır. 11.50'den sonra grup içinde bulunan sendika ve odayöneticileri, yönetim kurulu üyeleri açıklamalarda bulunmuşlardır. Saat 13.55'ekadar değişik gruplarda protesto yürüyüşleriyle gösteriye katılmış Güvenpark'tabekleyen kişi sayısı 2.000'e ulaşmıştır.
57. Saat 14.20'de polisin dağılın uyarılarına uymayan vedağılmamakta ısrar ederek yolu trafiğe açmayan ve polislere sapan, dolu sodaşişesi, taş, sopa, havai fişek gibi cisimlerle saldıran göstericilere tazyiklisu ve gaz sıkılmak suretiyle müdahale edildiği belirtilmiştir. Tutanaklara göredaha küçük gruplara ayrılan göstericiler özel binalara ve kamuya ait binalara,araçlara ve işyerlerine zarar vererek kontrolsüz bir şekilde kaçmayabaşlamışlardır. Saat 15.30'da yaklaşık 200 kişilik eylemci bir grubun tekrartoplanarak yolu araç trafiğine kapatarak eylemlerini sürdürmekte ısrar etmeleriüzerine gruba müdahale edilmiştir.
58. Anılan olaylar esnasında eylemlerini sonlandırmayan yolutrafiğe kapatarak kamu düzenini bozan ve güvenliği tehlikeye sokarak ateşyakarak yollara barikat kuran ve eylemlerini sonlandırmayan 114 kişi zorkullanmak suretiyle yakalanarak emniyet müdürlüğüne götürülmüştür. Eylemcilertarafından kamu aracı ve özel araç, bina ve işyerlerine zarar verildiği gibiiki polis memurunun da yaralandığı belirtilmiştir.
59. Polis tutanaklarına göre yukarıda ifade edilen olaylaresnasında saat 14.39'da başvurucu Kızılay Meydanı'nda Atatürk Bulvarı üzerinetek başına oturarak elindeki flamayı sallamaya başlamıştır. Başvurucu, kameragörüntülerinde de tespit edilen yoğun trafik akışı devam ederken tek başınaoturma eylemi yapmaya başladıktan sonra polis tarafından başvurucuya müdahaleedilerek yoldan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bu sırada başvurucunun yoldankalkmamakta ısrar etmesi üzerine başvurucu polisler tarafından taşınarak yoldanuzaklaştırılmış ve başvurucuya gözaltı işlemi uygulanmıştır. Başvurucu, yardımagelen bir polise de tekme savurmuştur. Bu tespitler kamera kayıtları vebilirkişi raporunda açıkça görülmektedir.
60. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklı kamu düzenineyönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamların butehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabul edilmelidir. Alınantedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göre değişiklikgösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalardabelli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir. Alınan bu tedbirlereaykırı, barışçıl olmayan toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesihâlinde de cezalar verilebilir (Eğitim veBilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 81; toplanma hakkına kamudüzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumdagerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).
61. Güvenlik güçlerinin aldığı tedbirler kapsamında gösteriyemüdahalenin gerekliliği değerlendirilirken gözetilmesi gereken en önemli hususgösterinin barışçıl olup olmadığının tespit edilmesidir. Gösterinin barışçılolup olmadığı hususu kötü muamele yasağı kapsamında güvenlik güçlerininmüdahalesinin gerekliliği için önemli bir kriter olmakla birlikte barışçıltoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında bir eylem olup olmadığıaçısından da gözetilmesi gereken bir husustur. Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrası ile 34. maddesinin kesiştiği bu alanın belirlenmesi önemlidir.
62. Öte yandan "Temelhak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.maddesinin ikinci fıkrası, kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarkensahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Anayasa'nın 12. maddesi,hak ve özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olanbağlantıyı vurgulamaktadır. Ödev ve sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödevve sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen kimselerin bir temel hak veyaözgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan şikâyetlerin çözümlenmesi sırasında,bireylerin sahip olduğu ödev ve sorumlulukları gözönündebulundurur. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmaları, sahipoldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygundavranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir.
63. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile12. maddesindeki düzenleme, toplanma hakkı kapsamında barışçıl amaçlarlayapılan bir eyleme hiçbir şekilde müdahale edilemeyeceği anlamı taşımamaktadır.Barışçıl amaçlarla düzenlenen eylemler açısından da kamu düzeninin ciddi birşekilde bozulması veya bozulma ihtimalinin bulunması somut olayın şartları dagözetilerek güvenlik güçlerinin müdahalesini haklı kılabilir. Somut olayınşartları açısından devletin takdir alanının bulunduğu unutulmamalıdır. Ancakher durumda müdahalenin orantılı olması gerekmektedir.
64. Başvuru konusu olayda polisin zor kullanma yetkisini, başkabir ifade ile güç kullanmasını gerektiren bir durum olup olmadığıdeğerlendirilirken öncelikle başvurucunun olay esnasındaki tutumu esasalınmalıdır. Bu değerlendirmede başvurucunun gözaltına alınmasının gerekipgerekmediği kötü muamele yasağının incelemesi açısından önemli değildir.Nitekim tek başına gözaltına alma kötü muamele yasağının ihlali olarakdeğerlendirilemez. Ancak olayın şartları çerçevesinde gözaltına alınma; kişininkonumu, gözaltına alındığı yer ve zaman açısından bir kötü muameleoluşturabilir.
65. Başvurucunun diğer göstericilerden ayrılarak tek başına yoğuntrafik akışı olan Atatürk Bulvarı üzerinde oturma eylemine başlaması hemkendisinin hem de araç sürücülerinin güvenliğini tehlikeye atmıştır. Bu şekildesorumsuz hareketlerle can ve mal güvenliği için risk oluşturan eylemlere karşıpolisin müdahale etmesi beklenen makul bir durumdur. Başvurucunun trafiğikapamadığına yönelik iddiaları yaptığı eylemi meşrulaştıracak bir durum olarakkabul edilemez. Kamu düzeninin bu şekilde bozulması diğer kişiler açısındankatlanılması gereken bir rahatsızlık olarak değerlendirilemez.
66. Öte yandan başvurucu, polisin kendisini yoldan kaldırmaçabasına karşı direnerek karşı durmaya çalışmış ve yardıma gelen bir polise detekme savurmuştur. Bunun üzerine polis tarafından zor kullanma yetkisiningerekli olduğu açıktır. Kamera kayıtları ve bilirkişi raporu incelendiğindekullanılan gücün başvurucunun direncini kırmaktan öte olduğu görülmemiştir.Başvurucunun alınan doktor raporunda hiperemi velezyondan bahsedilmiş ise de söz konusu yaraların el, kol ve diz bölgesinde olduğuaçıktır. Dolayısıyla Adli Tıp raporunda belirtilen yaraların polisinbaşvurucuyu gözaltına almak için güç kullanması sonucu ortaya çıkması muhtemelyaralar ile uyumlu olduğu söylenebilir. Her ne kadar başvurucu, kameralarınolmadığı bir alanda daha sonra polislerin kendisini darbettiğiniileri sürmüş ise de yaraların mahiyetinin iddialarını doğrular nitelikteolmadığı açıktır. Dolayısıyla başvurucuların yaralanması ile ilgili olarakpolisin kullandığı gücün Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlalineneden olacak şekilde gereksiz ve ölçüsüz olduğu söylenemez.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucuya yapılan müdahale ileAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
68. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin maddi boyutununihlaline ilişkin asgari eşiğin aşılmadığı yönünde varılan tespitler gözönünde bulundurulduğunda (bkz. §§ 57-67) anılan maddeninusul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddiaların ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir (Benzer yöndeki karar için bkz. GülşahÖztürk ve diğerleri, § 61).
B. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü DüzenlemeHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu; Gezi Parkı olayları esnasında yaralanan BerkinElvan'ın vefatı üzerine 12/3/2014 tarihinde değişik sivil toplum kuruluşlarınınbasın açıklaması yapmak için Ankara Kızılay'da toplanma çağrısına uyarakgösteri yürüyüşüne katıldığını, trafiği kapatmaksızın sessiz oturma eylemininpolisin ölçüsüz müdahalesi ile dağıtıldığını ve bu esnada kendisine fizikselmüdahalede bulunulduğunu belirterek Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifadeözgürlüğü ve 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
70. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu tarafından Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğü ile bağlantı kurularak ileri sürdüğü iddiaların Anayasa’nın 34.maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu kapsamda yapılmıştır.
71. Anayasa’nın 34. maddesi şöyledir:
“Herkes, önceden izin almadan, silahsız vesaldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir.”
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
72. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik iddialaraçısından toplantıya yapılan müdahalelere ve müdahale sonucundaki yaralanmalarailişin olarak adli makamlara yapılacak şikâyetleri, bir bütün hâlinde toplantıve gösteri yürüyüşü hakkı ile kötü muamele yasağına ilişkin başvuru olarakkabul etmek gerekir (Benzer yöndeki karar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 94). Nitekimbir toplantı ve gösteri yürüyüşüne polisin müdahalesi ile meydana gelensonuçlar açısından kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının aynı anda ihlal edilmesi mümkündür. Mevcut başvuru gibişikâyetlerde, kötü muamele yasağı ile toplantı hakkını birbirinden ayırmanınzorluğu bireysel başvuruda bulunabilmek için her iki hak için ayrı ayrı başvuruyolu gösterilmesini anlamsız kılmaktadır. Nitekim başvurucunun kötü muameleyasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik yapılanmüdahalelere dair şikâyetinde iki iddia birlikte ileri sürüldüğünden CumhuriyetBaşsavcılığı soruşturmayı aynı temelde incelemektedir. Bu nedenle her iki hakiçin ayrı yargılama mercilerine başvurulmasını beklemek hak ihlali iddiasınakonu olayların aydınlatılmasında ve hakların özünün korunmasında yetersiz vegereksiz bir sonuca yol açabilecektir (OnurCingil, B. No: 2013/7836, 16/4/2015, § 61).
73. Bu nedenle mevcut başvuru gibi toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı ile kötü muamele yasağının aynı müdahale kapsamında ihlaledildiğine ilişkin başvurularda, kötü muamele yasağına neden olduğu iddiaedilen müdahaleyi gerçekleştirenlere karşı Cumhuriyet başsavcılığına yapılanşikâyet tüketilmesi gereken başvuru yolu olarak kabul edilmektedir (Onur Cingil, § 62).
74. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
75. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak vebaşkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır.Dolayısıyla bu hak, Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen ifadeözgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için degeçerlidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çoğulcu demokrasileringelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda kendine özgü özerk işlevineve uygulama alanına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifadeözgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli, dolayısıyla ifade özgürlüğünün siyasive kamu yararını ilgilendiren konularda sınırlandırılmasının daha dar kapsamdaolması toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının uygulamasında dagözetilmelidir. Bu sebeple demokratik bir toplumda güvence altına alınan temelhaklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 115).
76. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifadeözgürlüğü, demokratik toplumunun en temel değerleri arasındadır. Demokrasininözünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır.Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışındatoplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyicinitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler vebakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya daeylemlerin yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verir. Hukukunüstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden vebarışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantıözgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesine imkân verilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117).
77. Anayasa'nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız,başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif birşekilde kullanılan bu hak, düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddetidışlayan yöntemlerle düşünceleri açıklama imkânı vermektedir. Şiddet kullanmaniyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıltoplanma kavramı dışında kalmaktadır. Bu kapsamda toplanma hakkının amacışiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır (Ali Rıza Özer vediğerleri, § 118).
78. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, bazı durumlardatoplanma hakkının sınırlandırılabileceğini kabul etmiştir. Aynı şekildeSözleşme'nin 11. maddesinin ikinci fıkrasında da sınırlama nedenleriöngörülmüştür. Bu kapsamda toplantı hakkına getirilecek her türlü sınırlamanınAnayasa'nın 13. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesi ön şarttır. Kanununöngördüğü durumlarda dahi bu hakka müdahalenin meşru amaçlar çerçevesindeolması gerekmektedir. Meşru amaçlar, 34. maddede "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması" olarak belirtilmiştir. Sözleşme'dede benzer bir şekilde düzenleme yapılmıştır. Meşru amaçlar çerçevesinde kanunile yapılacak sınırlamalar dahi Anayasa'nın 13. maddesi gereğince Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Dolayısıyla toplantı hakkına müdahaledemokratik toplum için gereklilik arz etmelidir. Son olarak müdahale, meşruamaçları gerçekleştirmek için ölçülü olmak zorundadır.
79. Ölçülülük kriteri, Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilenmeşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıltoplanma hakkı arasındaki dengenin sağlanıp sağlanamadığını tespit etmek içinkullanılmaktadır. Bu kriter, her somut olayın koşulları gözetilerekdeğerlendirilmelidir.
80. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki"sınırlama" kavramı, ifade özgürlüğünde olduğu gibi sadece hakkınkullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirleri değil hakkın kullanılmasısırasında veya kullanıldıktan sonra yapılan muameleleri de kapsar. Dolayısıylabarışçıl bir gösteri sırasında yapılanlar veya gösteri sonrasında katılımcılarayönelik soruşturma ve cezalandırmalar da toplantı hakkının kullanılmasınısınırlayan davranışlar olarak kabul edilebilir (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, §§ 70-72) .
81. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilip edilmediğinindeğerlendirilmesinde öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasındaise müdahalenin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığının belirlenmesigerekmektedir.
i. Müdahalenin Varlığı
82. Başvurucu, Ankara Kızılay Meydanı'ndaki Atatürk Bulvarı'ndaoturma eylemi yapmış ve polis bu eylemi sonlandırarak başvurucuyu gözaltına almıştır.Başvurucunun şiddete karıştığına yönelik bir bulgu bulunmadığı gözetildiğindebarışçıl olmadığı söylenemeyecek eylemine karşı (bkz. § 60) yaralanmasına nedenolacak şekilde polisin fiziki müdahalede bulunması ve böylelikle gösteriye sonvermesi toplanma hakkına yönelik bir müdahale kabul edilmelidir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
83. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 34. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa'nın 34. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1)Kanunilik
84. Başvuru konusu eylemde müdahalenin yasal dayanağı 2559sayılı Kanun’un 16. maddesi ve 2911 sayılı Kanun’un 22. ve 24. maddeleridir.2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde polisin hangi durumlarda zor ve silahkullanabileceği, bunun hangi ölçüde olacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda polis,görevini yaparken direnişle karşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla veölçülü olarak zor kullanmaya yetkilidir. Bu yetki sadece polisin direnenkişilere karşı bedensel kuvvet kullanmasını değil maddi güç kapsamında kelepçe,cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polisköpekleri ve atları gibi bazı araçların da kullanılmasını içerir. Diğertaraftan Emniyet Genel Müdürlüğünün yayımladığı Yönerge'de(bkz. § 28) toplumsal olaylara müdahalede gözetilecek hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında toplanma hakkının sınırlandırılmasında ve müdahale usulündeizlenecek hususlarda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu sebeple somutolayda toplanma hakkına müdahalenin “kanunilik” unsuru mevcuttur.
(2)Meşru Amaç
85. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan bir müdahalenin meşruolabilmesi için Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması" amaçlarına yönelik olması gerekir.
86. Eyleme yönelik müdahalenin hangi amaçla yapıldığına ilişkinCumhuriyet Başsavcılığının kararı incelendiğinde amacın kamu düzenininbozulmasını engellemek olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu olaydaAnayasa’nın 34. maddesi gereğince polisin yaptığı müdahalenin meşru bir amaçtaşıdığı kabul edilmelidir.
(3)Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
87. Başvurucunun toplanma hakkını kullanmasına müdahaleedilmesinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı hususunda önceliklebelirtilmesi gereken hükûmetin politikaları ile ilgili olarak bireylerintepkilerini barışçıl yöntemlerle ortaya koymalarının çoğulcu demokrasilerinkarakteristik özelliği olduğudur. Bu kapsamda siyasi konulardaki fikirayrılıklarında azınlık veya muhalif düşüncelerin kendini ifade edebilmesinefırsat verilmesi demokratik bir devletin yükümlülüğüdür. Devletin barışçılamaçlarla yapılan toplantı düzenleme ve toplantıya katılma özgürlüğünükorumakla kalmaması, ayrıca bu hakkın kullanımını engelleyen, makul olmayandolaylı sınırlamalar koymaması da gerekmektedir.
88. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamuotoritelerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasındabelirli bir takdir alanına sahip olduğu açıktır. Ancak bu takdir alanınınAnayasa'nın 13. maddesi uyarınca Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolarak kullanılmaması gerekir. Bu bağlamda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınailişkin iddiaları incelerken Anayasa Mahkemesinin görevi, ilgili kamuotoritelerinin takdir payını makul, dikkatli ve iyi niyet çerçevesinde kullanıpkullanmadıklarını değerlendirmektir. Ayrıca şikâyete konu müdahaleyi bir bütünolarak inceleyip meşru amacın gerçekleşmesine yönelik olarak müdahalenin amacıngerçekleştirilmesi için ölçülü olup olmadığını ve müdahale gerekçelerinin"ilgili ve yeterli" olup olmadığını belirlemektir. Böylelikle kamuotoritelerinin şikâyete konu olayda aldıkları kararların Anayasa'nın 34.maddesine uygun olup olmadığı tespit edilebilecektir.
89. Öte yandan barışçıl bir gösterinin güvenlik güçleritarafından dağıtılması tek başına toplanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilemez (bkz. § 90). Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasındasayılan sınırlama nedenleri barışçıl toplantılarının sınırlandırılmasınailişkindir. Sınırlandırma kavramının sadece gösterinin engellenmesi olmayıpdevam etmekte olan bir gösterinin sonlandırılması ve buna karşı direnengöstericilerin dağıtılmasını da kapsadığı konusunda herhangi bir tereddütbulunmamaktadır. Bu tür bir durumda Anayasa Mahkemesinin denetleyeceği ilkhusus, yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşünün hangi gerekçeyle sonlandırıldığıve kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin gerçeklik değeri taşıyıptaşımadığı olacaktır(Krş. için bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88). Gerçeklik değerisadece Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan durumlarıngerçekleşip gerçekleşmediğini değil bu yönde bir tehlikenin olup olmadığını dakapsamaktadır.
90. Başvuru konusu olayda ilk olarak Anayasa Mahkemesininyalnızca usulüne uygun olarak tertip edilmemiş bir toplantının veya gösteriyürüyüşünün varlığını temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabuledemeyeceği hatırlanmalıdır (Osman Erbil,§§ 65, 66).
91. Gezi Parkı olayları sırasında yaralanan Berkin Elvan'ınvefat etmesiyle ilgili olarak değişik sivil toplum kuruluşlarının basınaçıklaması yapmaları üzerine başvurucunun içinde bulunduğu grup gösteriyürüyüşü yapmak istemiştir. Bu bağlamda başvurucunun içinde bulunduğu grubunGezi Parkı olayları sırasında meydana gelen bir olaya yönelik olarak muhaliffikirlerini toplu olarak ifade etme çabası demokratik bir toplumda saygı ilekarşılanmalıdır. Dolayısıyla bu gibi durumlarda devletin daha sabırlı vehoşgörülü bir tutum takınması beklenmelidir.
92. Başvurucu, genel olarak polisin gösteriye müdahaleetmesinden değil kendisinin diğer göstericilerden ayrılarak başlattığı oturmaeylemine müdahale edilmesinden şikâyetçi olmuştur. Bu nedenle başvurucununiddiaları kendi eylemi ile sınırlı incelenmiştir.
93. Somut olayda toplanma hakkına yönelik yapılan müdahalenindemokratik bir toplumda gerekli olması için kamu düzeninin bozulupbozulmadığının veya bozulma tehlikesinin olup olmadığının belirlenmesigerekmektedir. Bu belirlemede kamu otoritelerinin takdir alanını keyfî kullanıpkullanmadıklarının ortaya konulması önemlidir. Başvurucunun yoğun bir şekildetrafiğin aktığı esnada yola oturarak eylem yapması polisin kamu düzeninisağlamak için eylemci grubu durdurması için gerekçe oluşturmuştur. Nitekimpolis, başvurucuya müdahale ederek yolun trafiğe kapanmasını ve başvurucunun kamudüzenini bozucu hareketlerini engellemiştir.
94. Öte yandan başvurucunun içinde bulunduğu grup saat 11.20sıralarında toplanmaya başlamış, saat 11.50'de basın açıklamalarındabulunmuştur. Saat 14.00'te katılımcıların Atatürk Bulvarı'nı trafiğe kapatmayabaşlamasına kadar polisin herhangi bir müdahalede bulunduğuna dair bir iddia dabulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun görüşlerini ifade etmesine vekamuoyuna duyurmasına imkân verilmediği söylenemez. Başvurucunun içindebulunduğu grup ile birlikte barışçıl toplantı ve gösteri düzenleme haklarınıkullanmaları için saat 11.20'den 14.00'e kadar beklenmesinden de anlaşılacağıüzere makul olan sabır ve hoşgörünün gösterilmediği, başvurucuya endişelerinive muhalif görüşlerini dile getirme fırsatı verilmediği, Anayasa’nın 34.maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınıkullanamadıkları ya da yapılan müdahalelerle bu hakkın etkisiz olabilecekşekilde sınırlandırıldığı söylenemez.
95. Öte yandan toplanma hakkına müdahale kapsamında güvenlikiçin gerekliliğin ve kamu düzeninin aşırı bozulma riskinin olup olmadığınıdeğerlendirme yetkisi öncelikle polise aittir ve onların takdir alanındakalmaktadır. Ancak kamu görevlilerinin toplanma hakkına yönelik bu türmüdahalelerin haklı ve gerekli olduğunu (polis raporlarında, iddianamelerdeveya derece mahkemelerinin gerekçelerinde) göstermesi gerekir (bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 92). Anayasa Mahkemesinin bu konudaki denetimini kamu görevlilerinin ortayakoyduğu gerekçeleri üzerinden yapması gerekmektedir.
96. Somut olayda Anayasa Mahkemesi tarafından izlenen kameragörüntüleri değerlendirildiğinde yolda oturma eylemi yapmasından öncebaşvurucuya yönelik herhangi bir müdahalede bulunulduğuna dair AnayasaMahkemesi bir tespitte bulunmadığı gibi başvurucu da bu yönde bir iddia ilerisürmemiştir. Başvurucunun gözaltına alınması kararının temel olarak AtatürkBulvarı'nda yoğun akan trafikte, yolu oturma eylemi ile kapatarak protestogösterisinin amacını aşan bir şekilde ve kamu düzenini bozacak niteliktehareket etmesi üzerine verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla polisin gözaltınaalma kararının haklı ve gerekli olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
97. Kötü muamele yasağı kapsamında polisin zor kullanma yetkisinikullanırken ölçülü şekilde davrandığının kabulü (bkz. §§ 57-68) ve gözaltınınaynı günün akşamı sonlandırılması, toplanma hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüzolmadığı sonucuna ulaştırmıştır.
98. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvencealtına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerin başvurucuların üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.