TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ŞİRİN AKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17644)
Karar Tarihi: 3/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Mehmet Şirin AKIN
Vekili
:
Av. Orhan ALPHAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, aksi ispat edilemeyen karinelerden yararlanılarakidari para cezası verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Batman’ın Merkez ilçesi İkiztepeköyü sınırları içinde bulunan 217, 222, 258, 502 ve 504 numaralı parsellerdetoplam 123.639 dönüm tarım arazisinin malikidir.
8. Başvurucunun maliki olduğu tarım arazisinde 17/9/2013tarihinde anız yakıldığının tespit edildiği gerekçesiyle başvurucu adına 20.913TL tutarında idari para cezası uygulanmıştır.
9. Başvurucu tarafından söz konusu idari para cezasına ilişkinişlemin iptal edilmesi talebiyle Batman İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.Başvurucu; dilekçesinde, çok sayıda tarım arazisinin yan yana bulunduğunadikkat çekerek herhangi bir arazide başlayan yangının rüzgârın etkisiyle diğerarazilere sıçradığını, kendi arazisindeki yangının da bu şekilde meydana gelmişolabileceğini ileri sürmüştür.
10. Batman İdare Mahkemesinin 19/9/2014 tarihli kararıyladavanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; tarım arazilerinde herzaman gerçekleştirilebilen anız yakma eyleminde anızı bizzat yakan kişinin idare tarafından tespit edilmesiolanağının bulunmadığı, anızı bizzat yakan kişinin tespit edilememesi sonucuidari yaptırım uygulanmaması hâlinde ise tarım arazisinin veriminin yokolmasına, çevre kirliliğine ve yangınlara sebebiyet verileceği, dolayısıylaanız yakma eyleminin yaptırımsız kalmaması amacıyla anızı yakan kişinintaşınmazın maliki konumunda bulunan başvurucu olduğunun kabul edilmesigerektiği belirtilmiştir.
11. Başvurucunun itirazı üzerine Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin23/3/2015tarihli kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Bölge İdareMahkemesinin 16/9/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
13. Başvurucu 11/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun ek 1. Maddesinin© bendi şöyledir:
“Anız yakılması, çayır ve mer’alarıntahribi ve erozyona sebebiyet verecek her türlü faaliyet yasaktır. Ancak, ikinciürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem plânı çerçevesinde vevaliliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakmaya izin verilebilir.”
15. 2872 sayılı Kanun’un 20. Maddesinin (l) numaralı bendininilgili kısmı şöyledir:
“Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin © bendineaykırı olarak anız yakanlara her dekar için 20 Türk Lirası idarî para cezasıverilir. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskûnmahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır.
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. Maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Kendisinebir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır.
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karinelerineve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. AİHM’egöre Sözleşme’nin 6. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında korunan masumiyetkarinesi; (a) mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını,(b) ispat yükünün iddia makamına ait olmasını ve (c) her türlü şüpheden sanığınyararlandırılmasını gerektirmektedir. Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddiamakamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesini ihlaledecektir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, §15).
18. AİHM; Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83, 7/10/1988)başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sistemindebulunabileceğini, Sözleşme’nin kural olarak bu karineleri yasaklamadığını ifadeetmiştir. Ancak AİHM, taraf devletlerin ceza kanunlarıyla ilgili olarak bumeselede belli sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM’e göre 6. Maddenin (2) numaralı fıkrası, sadecemahkemeler tarafından usul kurallarının uygulanması sırasında saygıgöstermekten ibaret bir güvence içermemektedir. Dahası, 6. Maddenin (2)numaralı fıkrasında geçen “hukuka uygunolarak” ibaresi iç hukuka referansla yorumlanamaz. Bu şekildeki biryorum, yasama organının mahkemelerin doğal değerlendirme yetkisini kaldırma vemasumiyet karinesini özünden yoksun bırakma hususunda serbest olması sonucunudoğuracaktır. Böylesi bir durumun adil yargılanma hakkını ve özellikle masumsayılma hakkını koruma altına almak suretiyle hukuk devletinin temel birilkesini güvenceye bağlayan 6. Maddenin amaç ve hedefleriyle uzlaştırılmasımümkün değildir. Bu nedenle 6. Maddenin (2) numaralı fıkrası, ceza kanunlarındadüzenlenen hukuki ve fiilî karinelere de kayıtsız değildir. Söz konusu fıkra,devletlerin bu karineleri ihtilaf konusu meselenin önemini dikkate alan ve savunmatarafının haklarını gözeten makul çerçevelerle sınırlamasını gerektirir (Salabiaku/Fransa, §28).
19. AİHM, Sözleşmeci devletlerin ceza kanunlarına karine dercederken davanın konusunun önemi ile savunma tarafınınhakları arasında adil bir denge kurma yükümlülüğü altında bulunduklarını ifadeetmektedir. Diğer bir ifadeyle AİHM’e göre başvurulanaraç ile ulaşılmak istenen meşru amaç arasında makul bir orantının var olmasıgerekir (Janosevic/İsveç, B. No: 34619/97, 23/7/2002, §101).
20. AİHM, PhamHoang/Fransa (B. No: 13191/87, 25/9/1992)başvurusunda varsayıma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verilmesinin masumiyetkarinesini ihlal ettiğine ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir. Olayda yasa dışıyollardan uyuşturucu madde ithal etme ve gümrük kaçakçılığı yapma suçlarındanverilen mahkûmiyet kararının ilgili gümrük mevzuatında öngörülen kaçak malları mülkiyetinde bulunduran kişinin gümrükkaçakçılığı suçundan sorumlu tutulacağı yönündeki karineyedayandırıldığı ileri sürülerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiaedilmiştir. AİHM yaptığı değerlendirmede, başvurucunun savunma araçlarındantamamıyla mahrum bırakılmadığının ve aleyhine yüklenen karinenin aksi ispatedilemez türden olmadığının altını çizmiştir (Pham Hoang/Fransa, § 34). AİHM Fransızderece mahkemelerinin karar verirken maddi olayı dikkatli bir şekildedeğerlendirdiklerini, dava dosyasında bulunan delilleri temel alarak mahkûmiyetkararı verdiklerini, ilgili mevzuatta yer alan karinelere otomatik bir şekildedayanmaktan kaçındıklarını belirtmiş ve bu nedenle şikâyet konusu olaydamasumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır (Pham Hoang/Fransa, § 36).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; anızı bizzat yakanların tespit edilemediğini,sadece mülk sahibi olduğunun tespit edilmesi üzerine hakkında idari para cezasıişlemi uygulandığını, tarım arazisinde anız yakmadığını, Anayasa’nın 38. Maddesindegüvence altına alınan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasamaddesi ile Anayasa’da yer alan özel güvence hükmü aşağıdadır:
i. Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
ii. Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesikapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Anayasa’nın 148. Maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. Maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireyselbaşvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiaedilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme veTürkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’ye ek protokollerkapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Başvurucuların ihlal iddiasına konu olanmasumiyet karinesi; Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin ise 6. Maddesinin(2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.
26. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. Maddesinde, adil yargılanmayailişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklarınve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilenhâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayananbaşvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruyakonu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Anayasa Mahkemesi,daha önce kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkinuyuşmazlıkların da suç isnadına ilişkinuyuşmazlıklar kapsamında Anayasa’nın 36. Ve Sözleşme’nin 6. Maddesininkoruma alanı içinde yer aldığına karar vermiştir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26).
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmasumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
28. Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncüfıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kimse suçlu sayılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın36. Maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Anılan maddeye adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin 6. Maddesinin (2) numaralıfıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olaraksabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyetkarinesi, Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadarkimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncüfıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu,B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).
29. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişininadil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadarmasum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de birgereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılankarine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçluolarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarakkişinin masumiyeti asılolduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunuispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olaraknitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
30. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı içinyargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğeulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesiistenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadarsuçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).
31. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edeniniddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. Maddesiningerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçunkanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmakiçin ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımlarınolduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılıktaşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucutarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin debu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, birbaşka ifadeyle karinelerin kişiyi otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyetkarinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunmaimkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).
32. Bununla birlikte somut olayın özel koşullarında kabahateylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlarda -adli suç ve cezalaranazaran- sorumluluk karinelerine ilişkin standartların daha esnek yorumlanmasımümkündür. Ancak bu durumda dahi ispat bakımından kullanılan karinelerinmasumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
33. Başvuruya konu olaydaki kabahatin oluşması için tarımarazilerinde anız yakılması gerekir (bkz. §§ 14, 15). Somut olayda mahkeme,başvurucunun anız yakılan tarım arazisinin maliki olmasını idari para cezasıyaptırımı uygulanması için yeterli görmüştür. Diğer bir ifadeyle salt belli birstatüde (mülkiyet hakkı sahibi) olma, idari para cezası yaptırımı uygulanmasınagerekçe yapılmıştır. Başvurucu da çok sayıda tarım arazisinin yan yanabulunduğuna dikkat çekerek herhangi bir arazide başlayan yangının rüzgârınetkisiyle diğer arazilere sıçradığını, kendi arazisindeki yangının da buşekilde meydana gelmiş olabileceğini ileri sürmüştür.
34. Tarım arazisinde yapılan incelemede, anızı yakan kişiye aitherhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Mahkeme, anız yakıldığı tespit edilenarazinin maliki olan başvurucu tarafından taşınmazında anız yakıldığı yönündeherhangi bir ihbarda veya suç duyurusunda bulunulmadığını dikkate alarak anızyakma eyleminin mülk sahibince gerçekleştirildiğine dair fiilî karinedenyararlanmıştır. Diğer bir ifadeyle ispat yükü iddia edende kalmamış,başvurucuya devredilmiştir. Anılan karineyle suç isnadı altındaki başvurucu,otomatik olarak suçlu konumuna düşürülmüştür. Kabahatin işlendiğine ilişkinolarak mahkemece yapılan bu varsayımın ise aksinin ispatı mümkün değildir.
35. Mahkemenin mevcut düzenlemenin kapsamını objektif sorumlulukesaslarına göre genişleterek (varsayımlardan hareket ederek) başvurunun reddinekarar verdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olgular yerine aksi ispatedilemeyecek fiilî karineden yararlanılarak eylem ile başvurucu arasında bağkurulmuş ve kabahatin işlendiğine karar verilmiştir. Başvurucunun kendisinisavunma bakımından idare ile arasında önemli bir dezavantaj oluştuğu veböylelikle ispat bakımından kullanılan karinenin masumiyet karinesini ihlaleder boyuta ulaştığı anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış olmasıda masumiyet karinesinin ihlalini telafi etmemiştir (aynı yönde verilen karariçin bkz. Ahmet Altuntaş ve diğerleri [G.K.], B.No:2015/19616,17/5/2018).
36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. Ve 38. Maddelerindegüvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
3. 6216 sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
37. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
38. Başvurucu, Anayasa’nın 36. Ve 38. Maddelerinde güvencealtına alınan haklarının ihlal edildiğine karar verilmesini talep etmişlerdir.
39. Anayasa’nın 36. Maddesinin (1) numaralı ve 38. Maddesinin(4) numaralı fıkralarındagüvence altına alınanmasumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
40. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundanihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci ve 38. Maddesinin dördüncüfıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE OsmanAlifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batmanİdare Mahkemesine (E.2013/3765) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/7/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Bölüm çoğunluğunca, taşınmazında anız yakılan başvurucuya,eylemi yapanın kim olduğuna bakılmaksızın, malik sıfatıyla idari para cezasıuygulanmasının masumiyet karinesine aykırı olduğu yolunda ihlal kararıverilmiştir.
2. Masumiyet karinesinin idari yaptırımlara uygulanmasının, kamudüzeni bakımından zorunlu olan pek çok idari yaptırımı etkisiz ve anlamsız halegetireceği, masumiyet karinesinin ceza hukuku alanına giren bir güvence olupidari yaptırımlarda uygulama yeri bulunmadığı, idari bir yaptırımınuygulanmasında çok açık bir keyfilik olmadıkça kanuni ve fiili karineleredayanılmasının masumiyet karinesine aykırılık teşkil etmeyeceği, kaldı kimülkiyet hakkının malike, toplum yararına bazı sorumluluklar yüklediği, anızyakma gibi ciddi sonuçlara yol açabilecek bir eylemin asli sorumlusununbulunamaması halinde malike ceza kesilmesinin bir ölçüsüzlük de teşkil etmediğiyolundaki, Anayasa Mahkemesinin AhmetAltuntaş ve Diğerleri, Başvuru No: 2015/19616 kararına ilişkin Karşıoy Gerekçesinde ayrıntılı olarak açıklanan hususlarınbu başvuruda da aynen geçerli olması nedeniyle çoğunluk kararınakatılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT