TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET FATİH SÜZER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/68269)
Karar Tarihi: 18/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ
Başvurucu
:
Mehmet Fatih SÜZER
Vekili
:
Av. Mehmet ERDEM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, haksız olarak gözaltında tutulma, tutuklamanınhukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, sulh cezahâkimliklerinin hem tutuklama kararı veren hem de bu karara itirazıdeğerlendiren makam olmasının hukuka aykırı olması nedenleriyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının; gözaltında kötü muameleye maruz kalınması nedeniyleişkence ve kötü muamele yasağının; gözaltında iken kişisel bilgilerin vegörüntülerin basınla paylaşılması nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
9. Bu kapsamda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'nin mali kaynağı olduğu belirtilen ve 23/7/2016 tarihlive 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Zirve Üniversitesindeki örgütlenmesineyönelik olarak başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkındasoruşturma başlatılmıştır.
10. Başvurucu 6/8/2016 tarihinde ifade vermiştir. Başvurucuözetle aleyhindeki iddiaları kabul etmediğini, FETÖ/PDY ile bağlantısınınbulunmadığını, örgütün toplantılarına katılmadığını, Bank Asyadamaaşhesabının olduğunu, indirim sağlamaları nedeniyleçocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen okullarda öğrenimgördüğünü, daha önce çalıştığı ve FETÖ/PDY ile yakınlığı bilinen eğitimkurumundan bu nedenle istifa ettiğini ifade etmiştir.
11. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı terör örgütüneüye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu sulh ceza hâkimliğine sevketmiştir.
12. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/8/2016 tarihlikararıyla başvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgilibölümü şöyledir:
"Şüphelilere... Mehmet Fatih SÜZER, ...ve Ş.D.'yeyüklenen Anayasal Düzeni Ortadan KaldırmayaTeşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak suçu bakımından, atılı suçunniteliği, mevcut delil durumu, şüphelilerin atılı suçu işlediğine dair kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, (şüphelilerinhalen dere teşebbüs dediğimiz fetö terör örgütüneyakın okul ve vakıflarda yönetici pozisyonunda bulunuyor olmaları, şüphelilerinbir kısmının himmet parası topladığını ve örgüt içerisinde etkili kişilerolduklarına yönelik tanık beyanları, şüpheli Ş.D.ninelinde F serisinden olmak üzere 15 adet, diğer serilerden olmak üzere 109 adet1 doların ele geçirilmiş olması, yakalama ve olay tutanağı, 15/07/2016tarihinde meydana gelen darbeye kalkışma olayı esnasında olayın işleniş tarzı,darbeye kalkışanların TBMM dahil bir çok kamu kurum ve kuruluşuna ait binayasaldırmaları, bu eylemler neticesinde bir çok kolluk kuvvetinin ve sivilvatandaşların hayatlarını kaybetmesi, yaşanan darbe girişimine ilişkin basınada yansıdığı üzere darbe girişiminde bulunanların girift yapısı , bu girift yapıve kalkışılan soruşturmaya konu darbeye teşebbüs suçunun ani bir şekildegerçekleşmesi, soruşturmaya konu terör örgütünün eylemlerinin ülke sathına yayılmasıbu sebeple birden fazla mecrada soruşturmaya konusuçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı, şüphelinin üzerlerine atılısuçun Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçu oluşu, bu suçunLaik Demokratik Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine yönelik bir suçniteliğinde bulunması, İnsan Hakları Özgürlükleri ile İnsan Hakları Özgürlüklerininteminatı olan Laik Demokratik Hukuk Devletinin ortadan kaldırılmasının veyabuna teşebbüs edilmesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 80 Milyonvatandaşın hak ve hürriyetlerini kullanmasına engel olabileceği gibi ortadankalkmasına sebep olabilecek suçlardan olması, suçlara ilişkin ivedi şekildesuçun aydınlatılması için soruşturmanın selameti bakımında tedbir alınmasındakizorunluluğun göz önünde bulundurulması gerekliliği), atılı suçun CMK100/3-a-11maddesi hükmünde sayılansuçlardan olması sebebiylevar sayılan kaçma, saklanma, ihtimali vedelillerin halen toplanıyorolmasıdikkate alınarak ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasınınyetersiz nitelik taşıyıp, şüphelilerin almaları muhtemel cezaya nazarantutuklama tedbirinin ölçülü olacağı değerlendirmesi ile CMK 100 ve devamıhükümleri uyarınca yapılan değerlendirme neticesiGaziantep C.Başsavcılığının vaki talebinin KABULÜİLE, şüphelilerin atılı suçlardan AYRI AYRI TUTUKLANMALARINA...[kararverildi.]"
13.Bir haber ajansı 9/8/2016 tarihinde, başvurucu hakkındayürütülen soruşturma ile ilgili bir haber yayımlamıştır. Haberin içeriğişöyledir:
"Gaziantep'te, darbe girişimi ardındanbaşlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında kapatılan ZirveÜniversitesi ile kayyum atanan Naksan Holding'inyöneticilerinin de bulunduğu 9 kişi tutuklandı.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından yapılanyazılı açıklamada, 15 Temmuz darbe girişimi ardından FETÖ/PDY'yeyönelik başlatılan soruşturmaların sürdüğü belirtildi. Başsavcılık açıklamasında,soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 9 kişinintutuklandığı belirtilerek şöyle denildi:
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımızca dahaönce hakkında işlem başlatılarak gözaltına alınan M.İ.P. ... Mehmet Fatih Süzer(Zirve Üniversitesi idarecisi), ... tutuklanarak cezaevine gönderilmişlerdir.
Açıklamada ayrıca yürütülen soruşturmakapsamında 1 cezaevine personeli ile 1 özel okul öğretmeninin de gözaltınaalındığı kaydedildi."
14. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamı kararına itiraz etmiş;Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 26/10/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir.
15. Başvurucu 26/10/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 30/5/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır cezamahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında on üçşüpheli hakkında da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.
17. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığıileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. Başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 667sayılı KHK ile kapatılan Zirve Üniversitesinde projeler genel müdürü ve projeofisi sorumlusu olarak çalıştığı belirtilmiştir. Bu kapsamda;
- E.B. isimli şahsın (kapatılan) Zirve Üniversitesinde idaripersonel biriminden sorumlu imam olduğu ifade edilmiştir. Buna göre E.B.;anılan birimdeki örgüt üyelerine emir ve talimat vermekte, yapılan örgütselnitelikli toplantıların konusunu belirlemekte, ayrıca örgütün bu birimdeki maliyapısını kontrol etmekte ve buna ilişkin hesabı bir üst birimi olan Üniversiteimamına aktarmaktadır.
- (Kapatılan) Zirve Üniversitenin yurdunda E.B. isimli şahıstarafından düzenlenen toplantılara örgüt yapılanmasına göre başvurucununmuhasebeci olarak katıldığı, toplantılarda konuşmalar yaptığı, bu toplantılardaülke gündeminin tartışıldığı, sonrasında örgüt lideri FetullahGülen'in ülke gündemine ilişkin haftalık yorumlarının izletildiği iddiaedilmiştir. Toplantı sonunda başvurucunun katılımcılardan örgüte ait gazete vedergilere abone olmalarını istediği, abone olmayanları E.B.ye bildirdiğibelirtilmiştir. Ayrıca toplantıya katılan şahıslara aldıkları ücret oranındaörgüte burs ve himmet adı altında yardımındabulunmalarının söylendiği, başvurucunun örgüte para yardımında bulunançalışanların verdiği paraları elden teslim aldığı öne sürülmüştür.
- (Kapatılan) ZirveÜniversitesinden mezun olduğu belirlenen gizli tanık Kılıç, beyanında; E.B.nin kendisini terör örgütünün sohbet olarakadlandırdığı toplantılara davet ettiğini, katıldığı toplantıda başvurucununkonuşmacı olduğunu, toplantı sonunda örgüte ait gazete ve dergiye aboneliğibulunmayan katılımcılara abone olmaları konusunda telkinde bulunduğunu veyayınlara abone olmayanları E.B.ye rapor ettiğini gördüğünü ifade etmiştir.Ayrıca başvurucunun toplantıya katılan şahıslardan aldıkları ücret oranındaburs ve himmet adı altında yardımda bulunmalarını istediğini, burs parasıverecek kişilerin bu paraları bir hafta içinde kendisine teslim etmelerinisöylediğini ifade etmiştir.
- Şüpheli A.D. ifadesinde; başvurucunun da aralarında olduğubirçok kişinin FETÖ/PDY yapılanmasının içinde bulunduğunu bildiğini, başvurucununFETÖ/PDY ile bağlantılı olarak daha öncedentutuklandığını beyan etmiştir.
ii. Başvurucunun kızının FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğubelirlenen özel bir okulda öğrenim gördüğü iddia edilmiştir.
iii. Başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 667sayılı KHK ile kapatılan Güneydoğu Anadolu Mali Müşavir ve Bağımsız DenetçilerDerneği ile Gaziantep MBA Mezunları Derneğine üye olduğu iddia edilmiştir.
iv. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finanskuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyadaki hesap harkeketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ilerisürülmüştür. Bu kapsamda;
- Başvurucunun Bank Asyada hesabınınolduğu, bu hesapta 2013 yılı Aralık ayında 1,2 TLbulunduğu, 2014 yılı Ocak ayında 14.551,28 TL'nin olduğu belirtilmiştir.Başvurucunun hesap hareketlerinin Şubat ayında14.289,19 TL, Mart ayında 14.396,12 TL, Nisan ayında 12.143,53 TL, Aralık ayındaise 9.180,21 TL olarak tespit edildiği iddia edilmiştir. Başvurucunun anılanhesabında 2015 yılı Mart ayında 1.947,3 TL, Haziranayında 251,47 TL, Eylül ayında 2.401,83 TL paranın olduğu; Aralık ayında isebaşvurucunun bakiyesinin 0 TL olduğu ileri sürülmüştür.
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 3/2/2015 tarihindeFETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilen Bank Asyanınyönetimine el koymuş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ise anılanBankayı 29/5/2015 tarihinde TMSF'ye devretmiştir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantıları olduğu belirtilen çok sayıda ticari kuruluşa dakayyım atanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 35).
18. İddianamede, başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarakaşağıdaki hukuki değerlendirme yapılmıştır:
"... Şüphelinin [başvurucunun] örgütün finansman kaynağı olan Bankasya'yaörgütün çağrısı üzerine mevduat yatırarak örgüte finansman desteği sağladığı,terör örgütüne müzahir şirketlerde/işyerinde çalıştığı, çocuklarını örgütüneğitim kurumu olarak çalışan okullarına kaydını yaptırarak örgütün fikir veeylemlerini benimsemesini sağladığı, örgüt ile iltisaklı olduğu tespit edilenderneklere üye olduğu, örgüt ile iltisaklı olduğu tespit edilen sendikaya üyeolduğu, kamu tanıklarının beyanları ve etkin pişmanlık kapsamında ifade verenşüphelilerin anlatımlarıyla doğrulanan örgütün finansmanı için ZirveÜniversitesi kurumlarında ve örgütle iltisaklı kurumlarda örgüt adınadüzenlenen toplantıları düzenlediği ve konuşmacı olarak ve muhasebeci olarakkatıldığı, himmet adı altında bağış verdiği ve elden para topladığı,himmetyolu ile sağlanan gelirlerin genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası iletoplandığı, örgüt adına yayın yapan zaman gazetesi/sızıntı derğisineabone olduğu, aramalarında yasaklı yayın evlerine ait yayınlar ele geçirildiği,
Şüphelinin [başvurucunun] FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün fikir, eylem veideolojisini benimsediği, örgütün yapılanmasının oluşturulması yönündefaaliyetlerde bulunduğu, örgütte yukarıdan gelen talimatlara uygun hareketederek, örgütün alt kademesini yönlendirdiği, dosyamız şüphelileri ve örgütündiğer yönetici ve üyeleri ile sürekli irtibat kurdukları, eylem vefaaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik, gizlilik ve yoğunluk durumu ve örgütünkurduğu üniversitede yönetici ve mütevelli üyesi olduğu da dikkate alındığında,şüphelinin örgütle organik bağ kurarak hiyerarşik ilişki içerisinde girerek Fetullahçı Silahlı Terör Örgütünün (ParelelDevlet Yapılanması) yönetici konumunda bulunduğu [anlaşılmıştır]."
19. Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2017 tarihli veE.2017/298 sayılı kararıyla başvurucu hakkındaki iddianamenin kabulüne kararverilmiştir.
20. Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesince aralarında hukuki vefiilî bağlantı olması sebebiyle davanın Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza MahkemesininE.2016/206 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.
21. Başvurucu yargılama aşamasındaki savunmasında özetlealeyhindeki beyanları kabul etmediğini, kimseden himmet adı altında para toplamadığını,Bank Asyada maaşhesabınınolduğunu, indirim sağlamaları nedeniyle çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılıolduğu belirtilen okullarda öğrenim gördüğünü, daha önce çalıştığı ve FETÖ/PDY'ye yakınlığıyla bilinen eğitim kurumundan bu nedenleistifa ettiğiniifade etmiştir.
22. Başvurucu 26/3/2018 tarihinde tahliye edilmiş olup yargılamahâlen Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Tutuklama nedenleri"kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
25.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Kendisinebir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır.
2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karinelerineve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. AİHM'egöre Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında korunan masumiyetkarinesi, (a) mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını,(b) ispat yükünün iddia makamına ait olmasını ve (c) her türlü şüpheden sanığınyararlandırılmasını gerektirmektedir. Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddiamakamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesi ihlaledecektir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, §15).
27. AİHM'e göre herhangi birmahkûmiyet hükmüne dayanmaksızın bir kimseyi peşinen suçlu ilan edenaçıklamalar ile o kimsenin iddia olunan suçu işlediğinden şüphelenildiğineilişkin açıklamalar arasında temel bir ayrımın yapılması gerekmektedir. Bunedenle henüz yargılanıp suçlu bulunmayan kişiler hakkında kamu otoriteleritarafından yapılan açıklamalarda kullanılan ifadeler büyük öneme sahiptir (Khuzhin ve diğerleri/Rusya, B. No: 13470/2002,23/10/2008 § 94). Ayrıca kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarnedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti, açıklamanınyapıldığı somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir (Butkevičius/Litvanya, B. No: 48297/1999, 25/3/2012 §49; Farhad Aliyev/Azerbaycan, B. No: 37138/2006, 9/11/2010,§ 218).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalamanın ve Gözaltıİşleminin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu; suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan yakalanıp gözaltına alındığını ve iki gün süreyle haksız olarakgözaltında tutulduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
30. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100).
31. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra tutuklananbaşvurucunun yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığıiddialarıylailgiliolarak anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenibulunmadığı hâlde tutuklandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
34. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
35. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
i. UygulanabilirlikYönünden
36. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
37. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDYüyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâlilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 57).
38. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
39. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
40. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
42. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca,işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
43. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamdadikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemive uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
44. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2), § 123). Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilenhususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetiminetabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşullarıdikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararınıngerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (ErdemGül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
45. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
46. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
47. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucununFETÖ/PDY yapılanmasıyla bağlantısı olduğu gerekçesiyle kapatılan ZirveÜniversitesinin projeler genel müdürü ve proje ofisi sorumlusu olması, kurumçalışanlarından himmet adı altında toplananparalarıteslim alması, FETÖ/PDY'nin mali kaynağını oluşturanve örgüte bu yolla gelir sağladığı tespit edilen Bank Asyayaörgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırması, FETÖ/PDYile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan derneklere üye olması olgularınadayanılmıştır (bkz. § 17).
48. Soruşturma dosyasında gizli tanık Kılıç'ın beyanında; (kapatılan) Zirve Üniversitesindeçalışan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna, bu yapılanmaya mensupolduğuna ve himmet adı altındapara topladığına yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 17).Şüpheli A.D. ise başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantısının olduğunu bildiğiniifade etmiştir (bkz. § 17). Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk Özdemir başvurusunda; FETÖ/PDYüyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görevyapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmayamensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesinidoğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; Metin Evecen, B. No: 2017/774, 4/4/2018, §58).
49. Öte yandan iddianamede, başvurucunun örgüt liderinintalimatı üzerine Bank Asyada bulunan hesabına yüklümiktarda para yatırdığı ileri sürülmüştür. Soruşturma mercilerince başvurucununBank Asyadaki hesabında 2014 yılı Ocakayı öncesinde para bulunmamasına rağmen 2014 yılı Ocak ayında hesaba yaklaşık14.551 TL para yatırıldığı iddia edilmiştir.
50. Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY'ninmali kaynağını oluşturduğu ve örgüte bu yolla gelir sağladığı tespit edilenBank Asyaya örgüt liderinin ve yöneticilerininçağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayın koşullarına göre suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfîolmayacağı sonucuna varmıştır (Metin Evecen,§ 59; Ali Biray Erdoğan, B.No: 2016/16189, 18/4/2018, § 40).Buna göre soruşturma makamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun Bank Asya hesabında2014 yılı Ocak ayından itibaren para artışıyaşanmasının da somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi-anılan Bankanın durumu itibarıyla- temelsiz ve keyfî bir tutum olarakdeğerlendirilemez.
51. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
52. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyeliği suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülensuç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülencezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; DevranDuran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç,5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır.
53. Somut olayda Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak, işlendiğiiddia olunan silahlı terör örgütü yönetme suçunun niteliğine, Kanun'da suç içinöngörülen ceza miktarına, kaçma şüphesinin bulunmasına ve adli kontrolünyetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 12). Dolayısıylatutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıdabelirtilen özel koşulları ile Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanverilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönündendayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
54. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (bkz. Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
57. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu; soruşturma dosyasına ilişkin kısıtlama kararınedeniyle hakkındaki iddiaların tamamına vâkıf olamadığını, bu nedenletutuklamaya karşı etkili bir şekilde itirazda bulunma imkânından yoksunbırakıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
59. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
60. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
61. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Genel İlkeler
62. Genel ilkeler için bkz. (Gülser Yıldırım (2), §§ 169-174).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
63. Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 5271 sayılı Kanun'un153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, başvurucu hakkında yürütülensoruşturma dosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerdenörnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiylemüdafinin soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına kararverilmiştir. Kısıtlama kararının soruşturma aşamasında kaldırılıpkaldırılmadığı hususunda herhangi bir belge veya bilgi bulunmamakla birlikteGaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 15/6/2017tarihi itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
64. Başvurucuya yöneltilen suçlama temelde başvurucunun(kapatılan) Zirve Üniversitesinde FETÖ/PDY yapılanması içinde bulunmasıdır.Başvurucunun kolluk görevlilerince alınan ifadesi incelendiğinde kendisineisnat edilen suçlamalara ilişkin olarak başvurucuya açıklamada bulunulduğu vebu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği, başvurucunun daisnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı, başvurucununsavunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
65. Diğer taraftan Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya hakkındaki soruşturma belgesinin ve CumhuriyetBaşsavcılığının tutuklama talebine ilişkin yazısının okunduğu ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğuanlaşılmıştır. Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkinbilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir. Sonolarak başvurucu tarafından verilen tutukluluğa itiraz dilekçesinde,suçlamalara ilişkin detaylı bir savunma yapıldığı görülmektedir.
66. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
67. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında kısa birsüre devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararınedeniyle başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazdabulunamadığının kabulü mümkün görülmemiştir.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
69. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapılan müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrasında)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısı Nedeniyle İtirazHakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
70. Başvurucu; sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarınakarşı bir başka sulh ceza hâkimliği nezdinde itiraz edilmesinin kişi hürriyetive güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
71. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadığı, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığı ve tutukluluğa itirazın buyargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşıetkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialarAnayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, [GK],, §§101-115; Mehmet Baransu(2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78,94-97).
72. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
74. Başvurucu, gözaltında iken gerekmediği hâlde kendisine terskelepçe takıldığını belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
75. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
76. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanınyapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
77. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesinbelirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsadahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasınınsağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,§ 25).
78. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı dagözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
80. Başvurucu, gözaltında iken kişisel bilgilerinin vegörüntülerinin basınla paylaşıldığını belirterek adil yargılanma hakkıkapsamında masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
81. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
82. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı korumasağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınanifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenleAnayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyetkarinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerinkamuoyuna bilgi vermesini engellemez (ErdalTercan [GK], B. No: 2015/15637, 12/4/2018, § 79). Ancak masumiyetkarinesine saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü fıkrası, bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerekverilmesini gerekli kılar (Nihat Özdemir[GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015,§ 22).
83. Somut olayda darbe teşebbüsünün ardından GaziantepCumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, FETÖ/PDY'ye yönelik yürütülen soruşturmada aralarındabaşvurucunun da bulunduğu dokuz kişinin tutuklanarak ceza infaz kurumunagönderildiği ifade edilmiş ve bu açıklama bir haber ajansı tarafındanbaşvurucunun görüntüsü ile birlikte 9/8/2016 tarihinde internet sitesindeyayımlanmıştır (bkz. § 13).
84. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunubilgilendirme amacıyla yapılan yazılı açıklamanın içeriği incelendiğinde;açıklamada başvurucunun da aralarında bulunduğu şahısların yalnızcatutuklandığının belirtildiği görülmekte, bunun dışında herhangi bir ifadenin yeralmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucu hakkında soruşturmabaşlatıldığının kamuoyuna duyurulmasının tek başına masumiyet karinesineaykırılık teşkil ettiği söylenemez (bkz. § 13; benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Erdal Tercan, § 81; Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 180, 181).
85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltı işleminin hukuka aykırı olmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutuklamaya karşı sulh ceza hâkimliklerine itiraz hakkınınetkin olarak kullanılamaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.