TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET AKİF KORKMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/16027)
Karar Tarihi: 13/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Mehmet Akif KORKMAZ
Vekili
:
Av. Mehmet AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptaliistemiyle açılan davada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ilesonuçlanan ceza yargılaması ve bu yargılama sonucu ulaşılan sonuç esas alınarakkarar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul'un Beyoğlu Belediye Başkanlığı bünyesindezabıta memuru olarak görev yapmıştır.
9. Zabıta memuru olarak görev yaptığı dönemde görev ve yetkisiolmadığı hâlde bir otelin ruhsat alma süreci ile ilgili olarak işlemlerihızlandırma ve mühürleme yapmama gibi vaatlerde bulunarak kendine yararsağladığı ve rüşvet aldığı iddialarıyla başvurucu hakkında disiplinsoruşturması başlatılmıştır.
10. Soruşturma sonucunda isnat edilen fiilerigerçekleştirdiği kanaatine varılan başvurucu 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca 25/9/2013 tarihli işlemledevlet memurluğundan çıkarılmıştır.
11. Diğer taraftan başvurucu hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçu isnadıylakamu davası açılmıştır. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi 26/9/2013 tarihlikararıyla başvurucunun 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezasıylacezalandırılmasına hükmetmiş ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar vermiştir. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi esasa ilişkingerekçesinde öz olarak başvurucunun yetkiliolmadığı bir konuda iş yapabileceği kanaatini uyandırmak suretiyle bir miktarpara talep ederek kendine yarar sağlamaya çalıştığı sonucunaulaşıldığını ifade etmiştir.
12. Başvurucu, hakkında tesis edilen devlet memurluğundançıkarılma işlemine karşı İstanbul 4. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptaldavası açmıştır.
13. Mahkeme 12/11/2014 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.
14. Ret gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"657 sayılı DevletMemurları Kanununun 125. maddesinin E-g maddesinde; memurluk sıfatı ilebağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerdebulunmak Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hallerarasında sayılmıştır.
...
... davacının yetkili olmadığı bir iş içinyarar sağlama suçundan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasonucunda anılan Mahkemenin 26.09.2013 gün ve 2012/556 esas, 2013/339sayılıkararıyla davacının suçunun sabit görüldüğü, hapis ve adli para cezası ilecezalandırılmasına karar verildiği ancak CMK'nun231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverildiği görülmüştür.
Bu durumda, yetkili olmadığı bir iş için yararsağlama suçunu işlediği yapılan incelemeler sonucu tespit edilen ve bu suçtanağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda işlediği suç sabit görülendavacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ilecezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığısonucuna varılmıştır."
15. Ret hükmü Danıştay OnaltıncıDairesinin 17/6/2015 tarihli kararıyla onanmıştır.
16. Başvurucu nihai kararı 31/8/2015 tarihinde tebellüğ etmesininardından 30/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 657 sayılı Kanun'un"Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"kenar başlıklı 125. maddesinin (E) bendi ile bendin (g) alt bendi şöyledir:
" E - Devletmemurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere
memurluktan çıkarmaktır.
Devlet memurluğundan çıkarma cezasınıgerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,"
18. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder."
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
"Kendisine bir suçisnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır."
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme’nin 6.maddesinin ikinci fıkrasının, kişilerin suçluluğuyasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılma hakkını güvencealtına aldığını belirtir. AİHM içtihatlarında, masumiyet karinesi ile sağlanangüvencenin iki yönünün bulunduğunu ifade etmiştir: ceza yargılamasınınyürütülmesine ilişkin usuli güvence –bu güvence ile,sonucunda mahkumiyet kararı dışında bir hüküm kurulanceza yargılaması ile bağlantılı olan durumlarda, daha sonra yürütülecekyargılamalar boyunca kişinin masumiyetine saygı gösterilmesinin sağlanmasıamaçlanır. Bu usuli yön kapsamında, masumiyetkarinesi ilkesi, ceza yargılamasının kendisinin adil olmasını sağlayacak usuli güvence olarak, kamu görevlilerinin davalınınsuçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunmasını yasaklar.Ancak, bu husus, cezai meselelerde usuli güvence ilesınırlı değildir, bu kapsam daha geniştir ve Devletin hiçbir temsilcisinin,mahkeme ile suçluluğu ispatlanıncaya kadar kişinin bir suçtan suçlu olduğunusöylememesini gerekli kılar.Bukapsamda, sadece ceza yargılaması kapsamında değil aynı zamanda cezayargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen bağımsız hukuk yargılamaları,disiplin işlemleri veya diğer yargılamalarda da masumiyet karinesinin ihlalisöz konusu olabilir. Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındakigüvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar cezagerektiren bir suçla suçlandığı süreye ilişkin iken, masumiyet karinesigüvencesinin ikinci yönü, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında birhüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektirensuç karşısında kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını gerektirir (Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018,§ 43).
21. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının disiplinyetkisini haiz makamların ceza yargılaması kapsamında kendisine suç isnatedilen ve eylemi usule uygun bir şekilde tespit edilen bir kamu görevlisineyaptırım uygulamasını engellemek gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığınakanaat getirmiştir. AİHM, Sözleşme’nin herhangi bir eylem nedeniyle hem cezahem de disiplin yargılamalarının başlatılmasına veya söz konusu iki yargılamatürünün eş zamanlı olarak yürütülmesine halel getirmediğine vurgu yapmaktadır.AİHM ayrıca, cezai sorumluluğun kaldırılması hâlinde bile daha hafif bir ispatkülfeti temelinde aynı olaylardan doğan hukuki veya diğer sorumlulukların tesisedilmesine halel getirilmediğine işaret etmektedir. Ancak nihai bir cezai hükümolmaksızın disiplin yargılaması kapsamında başvurana iddia konusu eyleminedeniyle cezai sorumluluk yükleyen bir ifadenin bulunması hâlinde 6. maddenin(2) numaralı fıkrası kapsamına giren bir mesele söz konusu olacaktır (Seven/Türkiye, § 51).
22. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasınınsağladığı korumanın ikinci yönüne göre, sanığın beraatıyla veya davanındüşmesiyle sonuçlanan ceza yargılamaları sonrasında, söz konusu kişiyemasumiyetine uygun bir muamelede bulunulmasını gerekir. Bu ikinci yönde,maddenin genel amacı, bir suçtan beraat eden bireyleri veya ceza yargılamasıdüşen kişileri, itham edildikleri suçtan aslında suçlu olduklarını düşünen kamugörevlileri ve makamlarına karşı korumaktır. Bu davalarda, masumiyet karinesi,adil olmayan bir cezai hükmün önlenmesi için, sağladığı usuligüvencenin çeşitli koşullarının yargılamada uygulanması suretiyle hayatageçirilmiştir. Beraat veya herhangi bir düşme kararına riayet edilmesi hakkınınkorunmaması halinde, Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan adilyargılanma güvenceleri teorik ve hayali olma riskiyle karşı karşıya kalabilir (Seven/Türkiye, § 54).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ilesonuçlanan ceza yargılaması esas alınarak davanın reddedildiğini, çıkarılmayatemel olan fiilinin gerçekleştiği yönünde şüpheden uzak kanıt bulunmadığını,hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun uyarıncaaleyhine hukuki sonuç doğurmaması gerektiğini, sicillerinin iyi düzenlendiğini,çıkarılmayı gerektirecek bir davranışının bulunmadığını ve işlemin ölçüsüzolduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanan ceza yargılamasıve bu ceza yargılamasına konu fiil esas alınarak kendisine suçlu muamelesiyapılması suretiyle davanın reddedilmesine yönelik olduğundan şikâyetinmasumiyet karinesi yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Başvurucunun ihlal iddiası, devlet memurluğundan çıkarmaişleminin iptali istemiyle açtığı davada idare mahkemesi tarafından gerekçelikararda kesin bir mahkumiyet hükmü ile sonuçlanmayanceza yargılamasının esas alınması ve kullanılan ifadelere ilişkindir. Bubağlamda masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin ikinci yönünün (bkz. §§ 20,21, 22) devreye girdiği somut başvuruda masumiyet karinesinin sağladığıgüvencelerin ve Anayasa'nın 36. maddesinin uygulanabileceği sonucunavarılmaktadır. Bu itibarla ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanının kapsamında yer aldığı, bir başka ifadeyle başvurunun Anayasa veSözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmazlık göstermediğianlaşılmaktadır.
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmasumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
30. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncüfıkrasında "Suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklindedüzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmektedir. Anılan maddeye adilyargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesinsuçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir.Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinindördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905,19/04/2017, § 27).
31. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişininadil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadarmasum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de birgereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılankarine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçluolarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
32. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyetkarinesinin sağladığıgüvencenin iki yönübulunmaktadır.
33. Güvencenin ilk yönü; kişi hakkındaki ceza yargılamasısonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren birsuçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçluolduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkındaerken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar.Güvenceninbu yönünün kapsamı sadece cezayargılamasını yürütenmahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adlimakamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadarkişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gereklikılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değilceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç veyargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlalisöz konusu olabilir (Galip Şahin, B.No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).
34. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucundamahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonrakiyargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüpheduyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğuizlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasınıgerektirir(Galip Şahin, § 40).
35. Bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukukufarklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun içdüzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışmadüzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacakyaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyenbir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukukukapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden desorumluluk gerektiren bir mahiyettaşıyabilir (benzeryönde değerlendirmeler için bkz. ÖzcanPektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, §30). Böyle bir durumda Anayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesininbir eylemi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerininyürütülmesine engel teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devametmesinin de önünde anılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmekgerekir (M.E.T., B. No:2014/11920, 3/7/2018, § 61).
36. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet suçu işlemediğine dair hükümler dışında cezamahkemesi hükmü, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir.Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -dahahafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğuntesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır (benzer yöndedeğerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, §25; Kürşat Eyol,§ 30).
37. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başkaifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafındanhakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturmave yargılamalarında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamumakamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veyakullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, cezamahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölgedüşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (GalipŞahin, § 47).
38. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay veolguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca(idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacakkanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin işlemve yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen bir delile istinat edilmesiya da kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olgu olarak atıf yapılmışolması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı güvencelere aykırılık teşkiletmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamdabirtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyetkarinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırkenise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48).
39. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilendurumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaatbulunmakta ve bu kanaat “kasten yeni birsuç” işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir.Gerçekten hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet konusunda vicdanikanaate ulaşmış mahkemenin buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süreertelemesini, bu süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuçdoğurmamasını ve bu süre sonunda kişinin başka suç işlememesi hâlindeaçıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine kararverilmesini ifade eder. Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasınakonu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda açıklanması geribırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir (Kürşat Eyol, §§28, 29).
40. İdari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımındansalt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınadair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden sözedebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütünhâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir(Ramazan Tosun, § 63; Hüseyin Şahin, § 40).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
41. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu, kendine yararsağladığı ve rüşvet aldığı iddialarıyla hakkında açılan idari soruşturmasonucunda devlet memurluğundan çıkarılmış ve aynı eylemler nedeniyle hakkında açılankamu davası sonucunda yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçu nedeniyle hapis ve adli paracezasına mahkûm edilmiş ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar26/9/2013 tarihinde verilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarılma işlemine karşıaçtığı dava da İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından 12/11/2014 tarihindereddedilmiştir. Başvurucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ilesonuçlanan ceza yargısı süreci ve yargılamaya konu eylem esas alınarak davanın reddedildiğini;bu nedenle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.Başvurucunun şikayeti dikkate alındığında somutbaşvurunun masumiyet karinesinin ikinci yönü bakımından incelenmesi gerektiğianlaşılmaktadır.
42. Yukarıda alıntılanan ilkeler uyarınca masumiyet karinesininihlal edilip edilmediği değerlendirilirken önemli olan husus, idari işlemeilişkin süreci yürüten ve yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnatedip etmediği,cezayargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran ceza yargılamasısonucunda verilen hükme dayanıp dayanmadığıdır.
43. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 12/11/2014 tarihli ret kararıgerekçesinin ilgili kısımları şöyledir;
" ... davacının yetkiliolmadığı bir iş için yarar sağlama suçundan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesindeyapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 26.09.2013 gün ve 2012/556 esas,2013/339sayılı kararıyla davacının suçunun sabit görüldüğü, hapis ve adli paracezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak CMK'nun231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverildiği görülmüştür.
Bu durumda, yetkili olmadığı bir iş için yararsağlama suçunu işlediği yapılan incelemeler sonucu tespit edilen ve bu suçtanağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda işlediği suç sabit görülendavacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ilecezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığısonucuna varılmıştır."
44. Mahkemenin karar gerekçesinde geçen "...davacının suçunun sabit görüldüğü..." , " ..bir iş için yarar sağlama suçunu işlediğiyapılan incelemeler sonucu tespit edilen ve bu suçtan ağır ceza mahkemesindeyapılan yargılama sonucunda işlediği suç sabit görülen davacının..."ifadeleri, açıklanması geri bırakılmış olan ceza yargılaması kararına atıfyapıldığını göstermektedir.
45. Somut olayda Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun isnat edilensuçu işlediğine kanaat getirmiş ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesininbaşvurucuya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş ve dolayısıyla beş yıllıkdenetim süresinin suç işlenilmeden geçirilmesihâlinde başvurucu hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânını tanımıştır.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hukuki sonuçdoğurmadığı dikkate alındığında başvurucunun masumiyet karinesinin devam ettiğiaçıktır.
46. Yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde ceza gerektirenherhangi bir suç isnat edilen kişiye ilişkin bir hukuki kararın şahsın suçukesin olarak kanıtlanıp mahkûm edilmeden suçlu olduğu yönünde bir görüşüyansıtması hâlinde masumiyet karinesinin ihlal edilmiş olacağı unutulmamalıdır.
47. Uyuşmazlık konusu disiplin cezasına esas olan olaylarailişkin yeni bir değerlendirme yapmadan başvurucuya isnat edilen suçun sabit olduğunu ifade eden İstanbul4. İdare Mahkemesinin disiplin cezasının hukuka uygun bulunduğu yönündekigerekçesini kendi değerlendirmesinden ziyade hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı ile sonuçlanan ceza mahkemesi kararına dayandırdığıanlaşılmaktadır. Bu bağlamda İstanbul 4. İdare Mahkemesinin kullanılan dilitibarıyla bir idaridavanın sınırlarının dışınaçıktığı ve bir suç isnadına ilişkin tespit yapması sonucu önündeki davayıinceleme görevinin ötesinde hareket ettiği görülmektedir.
48. Kararda kullanılan ifade ve değerlendirmeler dikkatealındığında, Mahkemenin yalnızca ceza davası kapsamında verilen mahkûmiyetkararını esas aldığı, ceza yargılamasında toplanan delillere ve bu delillersonucu ulaşılan tespite bağlı olarak olayın gerçekliğine kanaat getirdiği vesonuca ulaştığı anlaşılmıştır. Mahkemenin; ceza yargılamasından bağımsız, kendigörüşünü ortaya koyacak herhangi bir delili kararında irdelemediği, olay veolgular hakkında yeni bir değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Kararda,münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanan cezayargılamasına konu eyleme dayanıldığı ve eyleme yönelik ifadelerin de (bkz. §40) masumiyet karinesini ihlal edici mahiyette olduğu anlaşılmaktadır.
49. Sonuç olarak kararda yapılan değerlendirme ve kullanılanifadelerin masumiyet karinesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
50. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde İstanbul 4. İdareMahkemesi kararının gerekçesinde Mahkemenin hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı ile sonuçlanan ceza yargılamasındaki mahkûmiyet tespitinegöre başvurucunun yargılamaya konu eylemi işlediği ve suçlu olduğu inancınınyansıtıldığı anlaşıldığından Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altınaalınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
52. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın ihlaledildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir (detaylıaçıklamalar için bkz. Mehmet Doğan, [GK],B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60).
53. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi ve yeniden yargılamayapılmasına hükmedilerek ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.
54. Anayasa Mahkemesi, İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararındayapılan değerlendirme ve kullanılan ifadelerin masumiyet karinesini ihlalettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
55.Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göreyapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bukapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açanmahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncüfıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 4. İdareMahkemesine (Anılan Mahkemenin 12/11/2014 tarihli ve E.2013/2656, K.2014/1953sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.