TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET EMRE DÖKER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/486)
Karar Tarihi: 19/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Mehmet Emre DÖKER
Vekilleri
:
Av. Emre Baturay ALTINOK
:
Av. Zeynep MAHMUTOĞLU
:
Av. Hilal BERBER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir internet sitesinde açıklanan dinî değerlereyönelik sözler nedeniyle verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının ifadeözgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1978 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvurucu-kendi beyanına göre- Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği veMağaracılık Federasyonu Yönetim Kurulu üyesidir.
10. Mağaracılık Federasyonunun (Federasyon) internet sitesindebaşvurucunun ismi 2014-2015 yıllarında Federasyonun Yönetim Kurulu üyesi olarakbelirtilmektedir.
11. Başvurucu, 29/6/2005 tarihinde www.eksisozluk.com (Ekşi Sözlük) isimli internet sitesinde “Hz. Muhammed” başlıklı yazıya, "speolog"(Rumence'de mağara araştırmacısı, İngilizce'de ise "speleologist")rumuzuyla bir yorum yazmıştır. Ekşi Sözlük internet sitesi 1999 yılındakurulmuş olup üzerinde her türlü kavram ve konu hakkında kayıtları olanyazarların yorumlarını içeren katılımcı sözlük formatında tasarlanmış olan birağ sayfasıdır. Kayıtlı kullanıcıların açılan başlıklara yazdıkları yorumlarlaoluşturulmuş olan bu sözlükte, yazarların yazmış oldukları yazılar sözlükkuralları dâhilinde kontrol edilir ve bir yazının uygunsuz bulunması durumunda moderatörler tarafından gönüllü sözlük üyelerinin işbirliği ile silinir. Sitede girilen bilgilerin doğru olması, ansiklopedikolması ya da tarafsız olması gibi zorunluluklar bulunmamaktadır. Bazıbaşlıkların altında tanım cümleleri hâlinde olan ve web forumlarındaki yazılarabenzeyen karşılıklı tartışmalar da yer almaktadır. Kişiler belli sayıda yorumyazdıktan sonra onay verilmesi hâlinde siteye yazar olarak kabul edilirler.Başvurucu da bu sitede yazar olarak aşağıdaki yorumu yapmıştır:
“"bkz.Mağaracı, Edit: kötülemeden önce bitıklayıp okuyun yahu, kötü bir sey mi dedik? Nedir buheyecan, sakin olun canlar, herbiseyi tabulastırmayın hemen, Kendisi benden iyi bir magaracıdır, zira magaracılıktatecrübe ölçütlerinden biri, magara içinde kalmasaatidir, her seyden önce senin benim gibi birinsandır, bu da sanırım kendisinin senelerce anlatmaya çalıştığı bir şeydir,sakalına hırkasına tapanlara duyurulur, bkz. Hiramağarası."
12. Başvurucu, yazdığı yorum içinde “bkz. Mağaracı” şeklinde verilen linke tıklandığında "Mağaracı" başlığıyla açılansayfaya 24/6/2005 tarihinde aşağıdaki entryyi (girdi/yorum) eklemiştir:
"neşeli insanlar su kenarına gitsinler,eğlenmek isteyen insanlar dağlara çıksınlar, erdemli olmak isteyenler isemağaralara gitsinler. konfüçyus"
13. Yapılan bir şikâyet üzerine açtığı soruşturma sonucundaİstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun halkın bir kesimininbenimsediği dinî değerleri alenen aşağılama suçundan cezalandırılması talebiyle29/7/2013 tarihinde iddianame düzenlemiştir. İddianame, başvurucu dışında aynısitede yorum yazmış olan birçok süpheliyi dekapsamaktadır. İddianamede başvurucunun ve diğerlerinin yazdığı yazılarınulusal mevuzatta ve uluslararası sözleşmelerdekorunan düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklanmış bir eleştiridenziyade, insan ilişkilerinin gelişmesine yarayan kamusal tartışmaya hiçbirkatkıda bulunmayan ve yeryüzünde yaşayan insanların büyük çoğunluğunun mensubuolduğu üç büyük dinin ortak değerleri olan Allah, peygamber, cennet, cehennem,Kuran, İncil gibi kavramlara yönelik hisleri nedensiz yere incitecek şekildedinî değerleri aşağılamak kastıyla yazıldığı ve yazıların kamu barışını bozmayaelverişli olduğu belirtilmiştir.
14. Başvurucu hakkındaki dava İstanbul (Kapatılan) Anadolu 32.Sulh Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Davada aynı internet sitesinde aynı veyafarklı başlıklar altında yorum yazan kırk kişi yargılanmıştır.
15. Mahkeme 15/5/2014 tarihinde, başvurucunun internet sitesindeyazdığı yazının tarihinin 31/12/2011 tarihinden önce olması nedeniyle 2/7/2012tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla BazıKanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkinDava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre başvurucuhakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.
16. Başvurucunun karara yaptığı itiraz İstanbul Anadolu 13.Asliye Ceza Mahkemesince 16/7/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bu kararbaşvurucuya 10/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 9/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama"kenar başlıklı 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
"(3) Halkın bir kesiminin benimsediğidini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişliolması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır."
19. 6352 sayılı geçici 1. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkralarının ilgili kısmı şöyledir:
“(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayınyoluyla ya da sair düşünce ve kanaataçıklamayöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya daüst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtandolayı;
...
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanınertelenmesine,
...
karar verilir.
(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesikararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıliçinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşmekararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suçişlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğutakdirde, ertelenen ... kovuşturmaya devam olunur.”
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı çerçevesindeAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 9.maddesi, dinî duygulara saygı gösterilmesi hakkını da koruma altına almaktadır(Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, B. No: 13470/87,20/9/1994, § 47).
21. AİHM, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak veözgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik bir toplum için gereklilikarz edip etmediğini incelerken Sözleşmeci devletlerin belirli bir takdirmarjını haiz olduklarını fakat bunun sınırsız olmadığını daha önce pek çok defabelirtmiştir (Wingrove/Birleşik Krallık, B. No: 17419/90,25/11/1996, § 53). AİHM, dinî kanaatlere yönelik saldırılar bakımındanbaşkalarının haklarının korunması noktasındaki ihtiyaçlarla ilgili bir Avrupastandardının olmadığı tespitini yapmıştır. Bu nedenle devletler ahlak veya dingibi konulardaki samimi kişisel inançlara yönelik saldırılar çerçevesindekiifade özgürlüğünü düzenleme konusunda daha geniş bir takdir marjına sahiptir.Ancak ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamanın Sözleşme ile uyumu konusunu nihaiolarak karara bağlama yetkisi AİHM'indir. AİHM, buyetkisini davanın koşulları altında müdahalenin demokratik bir toplumda sosyalbir ihtiyaç baskısına karşılık gelip gelmediğini ve izlenen meşru amaçlaorantılı olup olmadığını değerlendirmek suretiyle kullanacaktır (Wingrove/Birleşik Krallık, § 58; Otto PremingerEnstitüsü/Avusturya, § 50;Aydın Tatlav/Türkiye, B. No: 50692/99,2/5/2006, §§ 24, 25).
22. AİHM; ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun vazgeçilmeztemel taşlarından, toplumun ilerlemesinin ve bireylerin gelişmesinin temelşartlarından biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu bağlamda ifade özgürlüğünün sadecehoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsenmeyen bilgi ve düşünceleriçin değil aynı zamanda devlet veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şokeden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu,demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü veaçık görüşlülüğün bunu gerektirdiğini ifade etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49). AİHM'e göre, dinî bir çoğunluğa veya azınlığa mensupolduklarına bakılmaksızın dinî inançlarını gösterme özgürlüğünü kullanmayıseçen kişilerin her türlü eleştiriden muaf tutulmayı beklemeleri makulgörülemez. Bu kişiler, dinî inançlarının başkalarınca inkârını ve hatta diğerkişilerce kendi inançlarına hasım olan doktrinlerin propagandasının yapılmasınıkabul etmek ve hoş görmek durumundadırlar (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47).
23. AİHM'e göre bir devlet meşruolarak başkalarının düşünce, vicdan ve dinlerine saygı ile bağdaşmayan -haberve fikirlerin iletilmesi de dâhil olmak üzere- bazıtutumlarıncezalandırılmasını amaçlayan tedbirler alınmasını gerekli görebilir (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47). İlke olarakderin saygı duyulan dinî hususlara yönelik yakışıksız saldırılarıncezalandırılması gerekli görülebilir (İ.A./Türkiye,B. No: 42571/98, 13/9/2005, § 24). Bununla birlikte AİHM, Sözleşme ilegetirilen kısıtlamanın ve yapılan müdahalenin olayların koşulları dikkatealındığında sosyal bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığının ve öngörülen meşruamaçla orantılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Wingrove, §53).
24. AİHM; somut başvuruya benzer başvurularda ifade özgürlüğüile düşünce, vicdan ve dinine uygun bir biçimde saygı gösterilmesini istemehakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini belirtmektedir (İ.A./Türkiye, § 27; Otto Preminger Enstitüsü/Avusturya, §55).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; Ekşi Sözlük isimli internet sitesinde yaklaşık onyıldır yorum yapan (entry giren) biri olduğunu,profesyonel mağaracılığı aktif olarak sürdürdüğünü ve yorumunda geçen mağaracı ifadesinin dağcı veya yüzücü gibi sportif faaliyet yapan bir kişiyi betimlediğiniöne sürmüştür. Yaptığı yorumda yer alan sözlerinin hakaret ya da aşağılamaiçermediğini belirten başvurucu ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
27. Başvurucu; anılan sitede binden fazla yorumunun bulunduğunu,hangi eylemi nedeniyle suçlandığının kendisine bildirilmeksizin ifadesininalındığını, isnat edilen suç ve suç konusu eylemini iddianameden öğrendiğinibelirtmiştir. Yine celseler arasında kısa süre tanınmış olması nedeniylesavunma hazırlaması için yeterli süre verilmediğini, yargılamanın çok kısasürede bitirildiğini ve Mahkemenin hiçbir inceleme ve araştırma yapmaksızınhüküm tesis ettiğini iddia etmiştir.
28.Başvurucu; ilk derece mahkemesi kararında her bir sanığınyaptığı birçok farklı yorum nedeniyle yargılandığını, farklı eylemler içinfarklı gerekçeler tesis edilmesi gerekirken suçun nasıl oluştuğununaçıklanmadığını öne sürmüştür. Başvurucu, yorumlarının aşağılayıcı niteliğihaiz olup olmadığının hiçbir şekilde tartışılmadığını belirterek hem ilk derecemahkemesi kararının hem de itirazın reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğunuve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
29. Bakanlık görüşünde, AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarınayer verilmiş; başvurucunun yorumunun kamusal tartışmaya ne şekilde bir katkısunduğu konusunda yeterli bir açıklamada bulunmadığına işaret edilerek mağaracıifadesinin aşağılama gayesiyle yapıldığının çok açık olduğu ifade edilmiştir. Bakanlıktarafından, yapılacak değerlendirmede kovuşturmanın ertelenmesi kararıverilmesi ve başvurucunun adli siciline herhangi bir sabıka kaydının işlenmemişolmasının da gözönünde bulundurulması gerektiği ifadeedilerek başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale olmadığı ve ifade özgürlüğününihlal edilmemesi nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü ifadeözgürlüğüne ilişkin olduğundan iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26.maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
31. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veyabaşka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, ... başkalarının şöhret veya haklarının ... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir.”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
33. Anayasa Mahkemesi içtihadında, kovuşturmanın ertelenmesikararlarının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceği kabul edilmiştir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,12/11/2014, §§ 69-79; Ali Gürbüz ve HasanBayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49; sonraki bir karar içinbkz. İrfan Sancı, B. No:2014/20168, 26/10/2017, §§ 43, 44). Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında,internet sitesinde yaptığı yorumlar nedeniyle yapılan yargılamada kovuşturmanınertelenmesi kararı verilmiştir. Başvurucunun Ekşi Sözlük'ünaktif üyelerinden olduğu nazara alındığında söz konusu mahkeme kararı ilebaşvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığı sonucunavarılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
35. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
36. 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesi ile 6352 sayılı Kanun'ungeçici 1. maddesinin kanunla sınırlamaölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
37. Anayasa'nın 24. maddesinde yer verilen din ve vicdanözgürlüğü Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletinvazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumuntemellerinden biri olmasının kökeninde dinin hem bir dine bağlı olan bireylertarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada başvurdukları temel kaynaklardanbiri olması hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde önemli bir işlev görmesibulunmaktadır (Tuğba Arslan,[GK], B.No: 2014/256,25/6/2014, §§ 51, 52; İhsan Taş,B. No: 2014/11255, 21/11/2017, § 32). Bu kapsamda devlet, meşru olarakbaşkalarının din ve vicdan özgürlüğü hakkına saygı ile bağdaşmayan bazıdavranışların cezalandırılmasını gerekli görebilir. Devletin başkalarının dinve vicdan özgürlüğüne saygı ile bağdaşmayan saldırılar çerçevesindeki ifadeözgürlüğünü düzenleme konusunda belli bir takdir payı vardır.
38. Nitekim 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinin (3) numaralıfıkrasında halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerlerin alenen aşağılanmasınısuç olarak düzenlemiş olup bu suçla korunan hukuksal değerlerden birisi debaşkalarının din ve vicdan özgürlüğü hakkıdır. Kanun koyucu bu bağlamda ifadeözgürlüğünün başkalarının din ve vicdan özgürlüğüne saygı hakkı üzerindekietkilerini dikkate alarak bu konularda ifade özgürlüğü sınırlarını aşaneleştirilerin cezalandırılmasını öngörmüştür (İhsanTaş, § 34). Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yargılamada verilenkovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararın başkalarının haklarının korunmasıve kamu düzeninin korunması yönünde meşru amaçlar taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) DemokratikToplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
39. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında "demokratiktoplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini dahaönce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere,başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerindendolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitliyollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhilolmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceyepaydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusundabaşkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcudemokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğusağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesinebağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasininişleyişi için yaşamsal önemdedir (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42-43; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(2) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araçarasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerineaykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; MehmetAli Aydın, §§ 70-72;AYM, E.2018/69,K.2018/47, K.T. 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, K.T. 29/11/2017, §18).
41. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik veistisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazıfarklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).
42. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirleriniifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıpsağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkıortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasındaolayın şartları içinde bir denge kurmaktır ( bkz. Bekir Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§58, 61, 66).
43. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifadeözgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunmasıgereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmalarınvarlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarlabirlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).
44. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dazorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(3) İfadeÖzgürlüğünün Kapsamı
45. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifadeözgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi hertürlü ifadeyi kapsamına almaktadır (ErgünPoyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 40). Bu itibarla bir siyasetçinin kamuoyuna aktardığı görüşleribaşkaları açısından değersiz veya yararsız görülse bile kişilerin subjektif değerlendirmelerinden bağımsız olarak ifadeözgürlüğünün korumasındadır (Kemal Kılıçdaroğlu, § 52).
46. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alansınırlamalara uyma yükümlülüğü kapsamında; dinî inançlar bağlamında meseleyeyaklaşıldığında kamusal bir tartışmaya katkı sunma kapasitesi olmaksızın başkalarıiçin temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksızifadelerden kaçınma yükümlülüğü söz konusudur. Bununla birlikte çatışanhakların dengelenmesinde ifadelerin bağlamından kopartılmaksızın ele alınmasıda dengelemede önemli bir unsurdur.
47. Başvurucunun internet sitesinde yaptığı yorumlarbaşkalarınca değersiz ya da yararsız görülse bile demokratik toplumun gelişimiiçin gerekli olan ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Bu özgürlüğün başkalarınınhaklarının korunması kapsamında sınırlanması mümkün olduğundan somut olaydabaşvurucunun yaptığı yorumlar nedeniyle yargılanarak hakkında kovuşturmanınertelenmesi kararı verilmesinin demokratik toplumda gerekli olup olmadığıhususu ifadelerin içeriği, başvurucunun konumu, bu ifadelerin başkalarınınhakları ve kamu düzeni üzerindeki etkisi ve alınan tedbirlerin sosyal birihtiyaca karşılık gelip gelmediği dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
48. Kural olarak demokratik bir toplumda saygı gösterilen dinîinanç ya da sembollere karşı uygun olmayan saldırıların önlenmesi ve hattagerektiğinde cezalandırılması, alınan tedbirlerin izlenen meşru amaçlarlaorantılı olması koşuluyla gerekli görülebilir. Bu konuda derece mahkemelerininbelli bir takdir payı söz konusudur. Ancak bu takdir payı sınırsız olmayıpifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin ikna edici bir biçimdegerekçelendirilmesi gerekir. Anılan takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir (İhsan Taş, § 41).
49. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirkenderece mahkemelerinin yerini almak olmayıp söz konusu yargı mercilerinin takdiryetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısındandoğruluğunu denetlemektir (Eyüp Hanoğlu,B. No: 2015/13431, 23/5/2018, § 41).
(4) İlkelerinOlaya Uygulanması
50. Başvurucunun yorum yaptığı www.eksisozluk.comisimli sitede "Hz. Muhammed"başlığı altında birçok yorum yapılmıştır. Başvurucu, yorumunun üzerine "bkz. Mağaracı", altına da "bkz. Hira mağarası"şeklinde atıflar eklemiştir. Söz konusu internet sitesi, güncel siyasal, sosyalve kültürel olaylar ve haberler de dâhil birçok konuda kayıtlı kullanıcılartarafından farklı rumuzlar altında yorumların yapıldığı popüler bir forumsitesidir. Bu sitede yapılan yorumların altında, üstünde ya da içinde konuylailgili kelime ya da kelime grupları verilerek okuyucular forumun ilgilisayfalarına ve yorumlara yönlendirilmektedir. Bu yöntem anılan sitede sıklıklakullanılmaktadır. Başvurucu da bu sitenin kayıtlı kullanıcısı olarak yorumunaatıf linkleri ekleyerek İslam dininin peygamberi olan Hz. Muhammed hakkındayorum yazmıştır.
51. Başvurucu, yorumunda Hz. Muhammed'in kendisi gibi mağaracıolduğunu belirtmiş; devamında ise Hz. Muhammed’in her şeyden önce insanolduğunu ifade etmiş ve “sakalına ya dahırkasına tapanlara duyurulur” şeklindeki Hz. Muhammed’in sakalı yada hırkasına kutsallık atfeden kişilere dönük eleştirel bir ifade kullanmıştır.Başvurucunun yorumunda kendisinin mağara araştırmacısı olması ve Hz.Muhammed’in Hira Mağarası'nda inzivaya çekilmesiolgularını analoji (benzeşim) yoluyla yorumladığı anlaşılmaktadır.
52. Başvurucu, mağaracılıktan yola çıkarak Hz. Muhammed’in dekendisi gibi insan olduğunu vurgulamış; tarihte Hz. Muhammed’in mağaradageçirdiği sürenin günümüzde mağaracılıkta kriter alındığını belirterek budurumu yorumuna dayanak olarak kullanmıştır. Yine yorumunun üstündeki atıflinkine tıklandığında ulaşılan internet sayfasında başvurucunun mağaracılıklaile ilgili diğer bir yorumu karşımıza çıkmaktadır. Başvurucu, söz konusu diğeryorumunda Konfüçyus'un sözünü paylaşmıştır. Anılansöz neşeli insanlar, eğlenmek isteyen insanlar ve erdemli olmak isteyeninsanlar için öneriler içermektedir. Anılan söze göre mağaraya gitmek erdemliolmak isteyenlerce yapılması önerilen bir tavsiyedir.
53. Dikkate alınması gereken bir diğer husus ise başvurucununBoğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ve Mağaracılık FederasyonuYönetim Kurulu üyesi ve profesyonel mağaracı olmasıdır. Başvurucu, rumuz olarakda mağara araştırmacısı anlamına gelen speolog kelimesini kullanmaktadır.Dolayısıyla başvurucunun yorumunun içeriği ile uğraş alanının bağlantılı olduğugörülmektedir.
54. Başvurucunun yorumunun başkalarının hakları üzerindekietkisi değerlendirildiğinde başvurucunun yorumu ile atıf olarak eklediği mağaracı link başlığının ilk bakışta İslamdinine mensup kişiler açısından rahatsız edici bulunmuş olabilir. Bununlabirlikte başvurucunun yorumu, içeriği ve bağlamıyla birlikte değerlendirildiğindeİslam peygamberi Hz. Muhammed’e yönelik temelsiz ve yakışıksız ifadeleriçerdiği söylenemez.
55. Yukarıda belirtilenler ışığında, kovuşturmanın ertelenmesikararı ile uzun süredir söz konusu internet sitesinde yorum yazan bir kişi olanbaşvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik üç yıl denetim altına alınmasışeklindeki müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığısöylenemeyeceğinden müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olmadığıkanaatine varılmıştır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvurucu 2.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
59. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
60. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul (Kapatılan)Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
61. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net6.750 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
62. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğününİHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyuve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul (Kapatılan) Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesine (E. 2013/1305, K.2014/438) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 6.750 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/9/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
1. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, başvurucunun da aralarındabulunduğu bir kısım kişilerce, bir internet sitesinde değişik tarihlerde, Hz.Allah, Hz. Peygamberler, Cennet ve Cehennem, kutsal kitaplar ve diğer bazı dinideğerler hakkında bir takım yazılar paylaşılmıştır.Başvurucunun paylaştığı yazı, "Hz.Muhammed" başlıklıdır ve“"bkz. Mağaracı, Edit: kötülemeden önce bi tıklayıp okuyun yahu, kötü bir seymi dedik? Nedir bu heyecan, sakin olun canlar, herbiseyitabulastırmayın hemen, Kendisi benden iyi bir magaracıdır, zira magaracılıktatecrübe ölçütlerinden biri, magara içinde kalmasaatidir, her seyden önce senin benim gibi birinsandır, bu da sanırım kendisinin senelerce anlatmaya çalıştığı bir şeydir,sakalına hırkasına tapanlara duyurulur, bkz. Hiramağarası." biçimindedir.
2. Yapılan bir şikayet üzerine harekete geçen CumhuriyetBaşsavcılığınca, bu yazılar, ulusal mevzuatta ve uluslar arası sözleşmelerdekorunan düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde açıklanmış bir eleştiridenziyade, insan ilişkilerine ve kurumsal tartışmaya hiçbir katkı sağlamayan veyeryüzünde yaşayan insanların büyük çoğunluğunun mensubu olduğu üç büyük dininortak değerlerine olan (Allah, peygamber, cennet, cehennem, Kuran, İncil gibikavramlara yönelik) hisleri nedensiz yere incitecek nitelikte, dini değerleriaşağılamak kastıyla yazılmış kamu barışını bozmaya elverişli yazılar olaraknitelendirilmiş ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" kenar başlıklı 216.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan;"(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayankişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan biryıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü ve ilgilidiğer kanun hükümleri uyarınca başvurucunun da aralarında bulunduğu yazısorumluları hakkında dava açılmıştır.
3. Mahkemece14.1.2014tarihliduruşmadabaşvurucununsavunmasınınalınmasının ardından 15.5.2014 tarihli duruşmada 3652 sayılı Kanun’un Geçici 1.maddesi uyarınca, başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine, ertelemekararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde aynı madde kapsamına girenyeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşürülmesine, kesinleşmişhükümle cezaya mahkûm olmuş şekilde yeni bir suç işlemesi halinde ise ertelenenkovuşturmaya devam olunmasına karar verilmiştir.
4. Başvurucu tarafından karara itiraz edilmiş, itirazınreddedilmesinin ardından da bireysel başvuruda bulunulmuştur.
5. Başvurucu E... S… isimli İnternet sitesinde yaklaşık 10yıldır yorum yapan (entry giren) biri olduğunu,profesyonel mağaracılığı aktif olarak sürdürdüğünü, yorumunda geçen mağaracıifadesinin dağcı veya yüzücü gibi sportif faaliyet yapan bir kişiyibetimlediğini, yaptığı yorumda yer alan sözlerinin hakaret ya da aşağılamaiçermediğini, mahkemenin hiçbir inceleme ve araştırma yapmaksızın hüküm tesisettiğini, kararda suçunun nasıl oluştuğunun açıklanmadığını, yorumlarınınaşağılayıcı niteliği haiz olup olmadığının hiçbir şekilde tartışılmadığını, hemilk derece mahkemesi kararının hem de itirazın reddine ilişkin kararıngerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.
6. Mahkememiz çoğunluğunca, Boğaziçi Uluslararası MağaraAraştırma Derneği ve Mağaracılık Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olanbaşvurucunun mağaracılıktan yola çıkarak, Hz. Muhammed'in kendisi gibimağaracı, her şeyden önce insan olduğunu ifade ettiği yazısında her ne kadar"sakalına ya da hırkasına tapanlara duyurulur" şeklinde Hz.Muhammed'in sakalına ya da hırkasına kutsallık atfeden kişilere dönük eleştirelbir anlatım kullanmış ise de bağlam ve içeriği ile birliktedeğerlendirildiğinde, başvurucunun söz konusu yazıda kendisinin mağaraaraştırmacısı olması durumu ile Hz. Muhammed'in HiraMağarasında inzivaya çekilmesi olgusunu analoji yoluyla yorumladığı, yazınınİslâm Peygamberi Hz. Muhammed'e yönelik temelsiz ve yakışıksız ifadedeleriçermediği, hal böyle olunca da derece mahkemesince kovuşturmanın ertelenmesinekarar verilmek ve üç yıl süreyle denetim altına alınmak suretiyle bir internetsitesinde yorum yazan bir kişi olan başvurucunun ifade özgürlüğüne zorunlu birtoplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmayan bir müdahalede bulunulduğu, demokratiktoplum düzeninde gerekli olmayan bu müdahale ile başvurucunun ifadeözgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmış ve ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğudeğerlendirilmiş, ayrıca başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılama yapılması yoluyla giderilmeyecekmanevi zararı bulunduğu tespiti yapılarak başvurucuya net 6750 lira manevitazminat ödenmesine karar verilmiştir.
7. Dosya incelendiğinde, yukarıda belirtilenlerin dışındaaşağıdaki tespitler de yapılmaktadır.
A. Başvurucu hakkında 15.5.2014 tarihinde verilen kovuşturmanınertelenmesi kararında belirtilen üç yıllık süre (çoğunluk görüşünde bu süredenetim süresi olarak değerlendirilmiştir.) 15.5.2017 tarihi itibariyledolmuştur. Yani tersine bir bilgi dosyada bulunmadığından başvurucu hakkındaaçılmış olan dava 15.5.2017 tarihi itibariyle düşmüş bulunmaktadır. Dolayısıylaeldeki başvurunun karara bağlandığı 19.9.2018 tarihi itibarıyla başvurucuhakkında hiç dava açılmamış hali ortaya çıkmış bulunmaktadır.
B. Olayda, başvurucu hakkında soruşturma açılmasının ardındankovuşturma aşamasına geçilmiş ise de, kovuşturmaaşamasında başvurucu hakkında herhangi bir mahkûmiyet hükmü kurulması bir yana,başvurucunun yazısının (paylaşımının) suç oluşturup oluşturmadığı dahiirdelenmemiştir. Sadece başvurucuya isnat edilen suçun 6352 sayılı Kanunungeçici 1. maddesi kapsamına girip girmediği irdelenmiş, bu esnada başvurucuyaisnat olunan suçun vasfı belirlenmeye çalışılmış, kapsama girdiği tespitedilince de anılan madde hükmü uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine kararverilmiştir1. Bir başka söyleyişle, derece Mahkemesince, kanununemredici bir kuralı uygulanmıştır2.
C. Söz konusu karar ile başvurucu, ceza alma ya da ceza infazıtehdidi altında değil, en fazla, içeriğinde ceza alma ihtimalini barındırankovuşturmaya yeniden başlanılması tehdidi altında kalmıştır.
D. Ancak söz konusu karar nedeniyle başvurucu hakkında adli yada idari hiç bir işlem yapılmamış, dolayısıyla sözkonusu karar başvurucunun hukuksal durumu üzerinde hiç bir etki doğurmamıştır.
E. Başvurucu, söz konusu kararda belirtilen üç yıllık süreboyunca, hakkında dava açılmasına neden olan yazıyı paylaştığı internetsitesinde yazı yazmaya devam etmiştir. (Bakanlık görüşü paragraf 31)
8. Değerlendirme ve Sonuç:
Hz. Allah, Hz. Peygamberler, Cennet ve Cehennem, kutsal kitaplarve diğer bazı dini değerler hakkında değişik kişilerce farklı görüş veyazıların paylaşıldığı bir ortamda paylaştığı yazısının kamu düzenin korunmasıbağlamında hayati bir işlevi bulunan Cumhuriyet Savcılığınca soruşturmaya konuedilerek hakkında dava açılmasının ve açılan davada süreli kovuşturmanınertelenmesi kararı verilmesinin başvurucu üzerinde bir miktar etkisibulunduğunu söylemek mümkün ise de, yaşanan süreç ve gelinen son nokta itibarıylabaşvurucu üzerinde oluşan etkinin niteliği ve caydırıcılığının ağırlığı ilemaddi olayın bileşenleri birlikte değerlendirildiğinde, bu durumun, toplumhalinde yaşamanın doğal bir sonucu olduğu kanaatine varılmaktadır3.
Hal böyle olunca da (paylaşım konusu yazının içeriğindenbağımsız olarak) adli makamlarca başvurucu hakkında yapılan bir kısım adliişlemlerin, Anayasa Mahkemesince ifade özgürlüğü bağlamında inceleme yapmayıgerektirecek nitelikte bir müdahale oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle başvurucunun ifade özgürlüğüne birmüdahalede bulunulmadığının açık olduğu sonucuna vardığımdan, başvurunun açıkçadayanaktan yoksunluk nedeniyle reddedilmesi gerektiği görüşüyle çoğunlukgörüşüne katılamadım.
Üye
Kadir ÖZKAYA
___________________________
16352 sayılı Kanun geçici 1. maddesininolayda uygulanan kurallarının iptali istemiyle yapılan başvuruda, AnayasaMahkemesince iptal istemi reddedilerek kurallar Anayasa'ya aykırı görülmemiştir(27.03.2014 günlü ve E:2013/99 K:2014/61 sayılı karar).
2Olaya uygulanan kural, dereceMahkemesine, belirtilen kanun maddesinin kapsamına girdiği değerlendirilen birsuç isnadı hakkında (ki başvurucuya istinat edilen suçun bu kapsama girmediğihiçbir aşamada ileri sürülmemiştir) kovuşturmayı sürdürerek ortada gerçektenişlenmiş bir suç olup olmadığını araştırmak ve değerlendirme yapmak ve neticedeilgili kişinin beraatına veya mahkûmiyetine karar verebilmek gibi bir seçeneksunmamaktadır. Zira kuralda “(1) 31/12/2011tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklamayöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını yada üstsınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;...b)Kovuşturma evresinde, kovuşturmanınertelenmesine, ...Karar verilir. (2)Hakkında...Kovuşturmanınertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihtenitibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesihâlinde, ... düşme kararıverilir. Bu süre zarfındabirinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayıkesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen ... kovuşturmayadevam olunur.” denilmektedir. Durum böyle olunca da olayda bir ihlal tespitiyapılacaksa da bunun derece Mahkemesince verilen karardan değil (çoğunlukgörüşü paragraf 55) kanun kuralından kaynaklandığını söylemek gerekmektedir.
3Toplum halinde yaşamanın doğal bir sonucu olarak, bir kimse, bazen, kendisininya da başkalarının bazı davranışları için bir kimseye ya da kuruma davranışlarıaçıklamak ve bu davranışlar nedeniyle bazı muamelelere katlanmak zorundakalabilir.