TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
MEHMET SEDEK ZENGİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/819)
Karar Tarihi: 22/11/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 13/12/2018-30624
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Recep KÖMÜRCÜ
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Mehmet Sedek ZENGİN
Vekili
:
Av. Müslüm DALAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; müdafi tayin edilmeden yapılan sorguda tutuklanma vetutuklama kararı ile bu karara itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz olmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
7. Birinci Bölüm tarafından 11/10/2018 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü bir soruşturmakapsamında 8/12/2014 tarihinde "Şüphelininüzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla şüphelinin üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılıcezanın üst haddi" gerekçesine dayanarak tutuklanması istemiylebaşvurucuyu Bismil Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
10. Sorgu işlemi sırasında başvurucuya müdafi yardımındanyararlanma hakkı hatırlatılmış, ancak başvurucu bu haktan yararlanmakistediğine dair bir beyanda bulunmamıştır. Yapılan sorguda, başvurucununseçtiği ya da Bismil Sulh Ceza Hâkimliğince görevlendirilen bir avukat hazırbulunmamıştır.
11. Başvurucu, Bismil Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/12/2014 tarihlikararıyla kasten yaralama suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili bölümüşöyledir:
"... Şüphelinin üzerine atılı suçuişlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinbulunması, suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin üzerine atılı suçun [5271sayılı] CMK [Ceza MuhakemesiKanunu'nun] 100/3 maddesinde belirtilenkatalog suçlardan olması, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi veşüphelinin kaçma şüphesinin bulunması dikkate alındığında şüpheli Mehmet Sedek Zengin'in 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamımaddeleri gereğince tutuklanmasına ...[karar verildi.]"
12. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Diyarbakır 1.Sulh Ceza Hâkimliği 23/12/2014 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.İtiraz merciinin ret kararında, Bismil Sulh Ceza Hâkimliğinin kararındakigerekçeleri değerlendirerek bu sonuca vardığı yönünde bir değerlendirmedebulunduğu görülmektedir.
13. Başvurucu 8/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu ilebirlikte üç şüpheli hakkında 12/1/2015 tarihli iddianame düzenlenmiş vebaşvurucunun kasten yaralama suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
15. Başvurucu hakkındaki iddianamenin ilgili kısmı incelendiğindeatılı suç yönünden başvurucunun [H.Z.] isimli kişiyi bıçakla yaraladığı, budurumun [H.Z.] hakkında alınan doktor raporuyla anlaşıldığı olgusunadayanıldığı görülmüştür. [H.Z.nin] alınan ifadesindeözetle "Mehmet [Mehmet Sedek Zengin] ve [Z.'nin] elindeki bıçaklarlakendilerine saldırdıklarını, Mehmet'in elindeki bıçakla kendisini yaraladığını,[Z.'nin]elindeki bıçakla ise [S.'yi] yaraladığını" beyan ettiğigörülmüştür. Bismil Devlet Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Adli TıpŞube Müdürlüğünce düzenlenen raporlarda [H.Z.nin]yüzde sabit iz kalacak şekilde kesici aletle yaralandığı belirtilmiştir.
16. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame Bismil Asliye CezaMahkemesi (Mahkeme) tarafından 14/1/2015 tarihinde kabul edilmiş ve MahkemeninE.2015/32 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.
17. Mahkeme 3/2/2015 tarihinde başvurucunun tahliyesine kararvermiştir.
18. Devam eden yargılamada Mahkeme 3/12/2015 tarihli kararıylabaşvurucunun kasten yaralama suçundan beş yıl hapis cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İddia, katılan sanıklar savunma vebeyanları, katılan beyanı, adli sicil kaydı ve adli ve krıminalraporlar ile tüm dosya içeriğinden; olay günü katılan sanık [S.Z.] ile katılan [H. Z.'nin] çarşıda bulunan Yıldız Emlak isimli iş yerinde birmüddet oturduktan sonra yemek için dışarı çıktıkları ara sokakta yürürken dahaönce arazi meselesi yüzünden kavgalı oldukları katılan sanıklar Mehmet Sedek Zengin ve [Z.Z.] ile karşılaştıkları tarafların kavgaya tutuştuğu, kavga esnasındakatılan [H.Z.'nin], katılan sanık Mehmet SedekZengin'in bıçak darbesiyle boğazından yaralandığı, katılan'ınyaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu ve yüzde sabit izoluşturduğu, yine kavga esnasında katılan sanık [S.Z.'nin], katılan sanık [Z.Z.'nin] bıçak darbesiylekarın ve göğsünden yaralandığı, katılan sanığın yaralanmasının BTM ilegiderilemez bir durum olduğu aynı kavga esnasında katılan sanık [Z.S.'nin] katılan sanık [S.Z.'nin] bıçak darbesiyleyaralandığı yaralanmasının BTM ile giderilemez olduğu anlaşılmıştır."
19. Hüküm temyiz edilmiş olup bireysel başvurunun incelendiğitarih itibarıyla davanın temyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Metinleri
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
3. Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86,fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
..."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya,tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkinkararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veyasanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veyahatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücuduna acı verenveya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, biryıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
...
(3)Kasten yaralama suçunun;
...
e) Silâhla,
İşlenmesi hâlinde, şikayetaranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."
25. 5237 sayılı Kanun'un "Neticesisebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 86. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
...
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
...
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye görebelirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkrayagiren hâllerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde beş yıldan azolamaz."
B. Yargıtay Kararı
26. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/7/2015 tarihli veE.2014/20624, K.2015/12265 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“...
5271 sayılı CMK’nın;'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,birkısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıylailgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasaldüzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır.
Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkçabelirtilmiş olup, yasadaki bu süre içinde hakim önüneçıkarılıp, çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisibulunmadığı gibi bu konudaki talepler hakkında karar verilmesi için davanınesası hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde,kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılmaisteği yerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklamanedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemenolanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veyatutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüzbir şekilde gerçekleştirilen, kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıldavada hüküm verilmesini veya verilen hükmün kesinleşmesini beklemeye gerekbulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıldavanın sonucuna bağlı talepler değildir.
Ancak asıl davanın sonucuna bağlı veya asıldavada verilecek kararları etkileyici talepler yönünden mutlaka davanınesasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunludur. Örneğin,kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarındakovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine kararverilen, yine mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri,hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülencezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezaylacezalandırılanlar hakkında, mutlaka davanın esasıyla ilgili olarak verilenkararın kesinleşmesini beklemek zorunluluğu bulunmaktadır. Belirtilen bu haldeDavacının tazminat isteme hakkıverilen karar veyahükmün kesinleşmesiyle doğacaktır.
...”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 22/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu; tutuklama kararı ile tutuklama kararına itirazüzerine verilen kararın gerekçesiz olması ve tutuklanmasının hukuka aykırıolması nedenleriyle adil yargılanma, kişi hürriyeti ve güvenliği ile maddi vemanevi varlığının korunması ve geliştirilmesi haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
29. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetlerine ilişkinolarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen tazminat yolutüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu ifade edilmiştir. Bakanlık ayrıca,başvurucunun şikâyetlerinin esasına yönelik olarak görüş bildirmeyeceğinibelirtmiştir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
32. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
33. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
34. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
35. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
36. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
37. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilenhususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetiminetabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşullarıdikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararınıngerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 123,124).
38. Başvurucu 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Somut olayda Bismil Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen12/1/2015 tarihli iddianame ile başvurucunun kasten yaralama eylemindencezalandırılması istenmiştir.Başvurucuüzerine atılı bu suçu işlediği şüphesiyle tutuklanmıştır. Başvurucuya isnatedilen suçla ilgili deliller iddianamede adli raporlar ve müşteki beyanlarıolarak belirtilmiştir (bkz. § 15). Dava dosyası, iddianame ile başvurucuyaisnat edilen eylem ve başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındakigerekçeler birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündekideğerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
41. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaki gerekçeler(bkz. § 11) dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesine ve tutuklama nedenlerineilişkin olarak Hâkimlikler tarafından yapılan değerlendirmeler karşısında anılanmüdahalenin Anayasa ve Kanun'un öngördüğü anlamda meşru bir amacının bulunduğugörülmektedir.
42. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen, neticesisebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezaiyaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarakkanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardanbiridir (bkz. Hüseyin Burçak, B.No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 20).
43. Somut olayda başvurucu hakkında tutuklama kararı verilirkenBismil Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama nedeni olarak suçun vasıf vemahiyetine, atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında belirtilen katalog suçlardan olmasına, kanunda öngörülen cezanın üsthaddine ve kaçma şüphesinin bulunmasına atıf yaptığı görülmektedir. Dolayısıylatutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın koşullarıile Bismil Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olmadığı söylenemez.
44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleridikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151). Somut olayınyukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında Bismil Sulh CezaHâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işinniteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu sonucuna varmasının keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
45. Açıklanan gerekçelerle tutuklamanın hukuki olmadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Müdafi YardımındanYararlandırılmadan Tutuklanmaya İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiasıve Bakanlık Görüşü
46. Başvurucu, kanuni zorunluluk bulunmasına rağmen tarafınamüdafi tayin edilmeden sorgusunun yapılıp hukuka aykırı olarak tutuklanmasınakarar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
47. Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyetlerine ilişkinolarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen tazminat yolutüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğunu ifade edilmiştir. Bakanlık ayrıcabaşvurucunun şikâyetlerinin esasına yönelik olarak görüş bildirmeyeceğinibelirtmiştir.
2. Değerlendirme
48. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
50. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
51. Kanuni hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarındanyararlanma isteği yerine getirilmeden tutuklanan kişilerin tazminat istemlerikonusunda karar vermek için asıl davada hüküm verilmesini veya verilen hükmünkesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Dolayısıyla bir kişinin hakkındatutuklama kararı verilirken yasal haklarından yararlandırılmaması hâlinde asıldavanın sonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerinegöre tazminat talep edilmesi mümkündür (Adem Gedik, B. No: 2013/2950, 14/10/2015, § 37).
52. Somut olayda başvurucu, Bismil Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında Bismil Sulh Ceza Mahkemesinin8/12/2014 tarihli kararıyla kasten yaralama suçundan tutuklanmıştır.Başvurucunun müdafiinin olmadığı bir sorgu sırasındatutuklanmasına karar verildiği görülmektedir.
53. Bir suç isnadıyla 8/12/2014 tarihinde tutuklanan başvurucu,3/2/2015 tarihinde tahliye edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun, tutuklamakararı verilirken yasal haklarından yararlandırılmadığı iddiasıyla yaptığıbireysel başvuruda ihlal sonucuna varılmasının başvurucunun kişisel durumunabir etkisinin olması mümkün görülmemektedir. Zira tutuklama kararı verilirkenbaşvurucu yasal haklarından yararlandırılmamış da olsa Anayasa Mahkemesincebireysel başvurunun incelendiği tarihte, başvurucu ilk derece mahkemesincetahliye edilmiş olduğundan tutuklama kararı verilirken hukuka aykırı olarakbaşvurucunun yasal haklarından yararlandırılmadığı yönünde yapılacak bir tespitve ihlal kararının tazminat dışında bir sonucu olmayacaktır. Dolayısıylabireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı, ancakbaşvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, § 60; Adem Gedik, § 39).
54. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararı sırasındabaşvurucunun müdafi yardımından yararlandırılmaması nedeniyle yasal haklarınıkullanamadığı iddiası, 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Nitekim 12. Ceza Dairesinin 1/7/2015 tarihli veE.2014/20624, K.2015/12265 sayılı içtihadı bu kapsamdaki taleplerle ilgiliolarak davanın esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu maddekapsamında açılacak dava yoluyla başvurucu hakkında tutuklama kararı verilirkenbaşvurucunun yasal haklarından yararlandırılmadığının tespiti hâlinde görevlimahkemece tazminata da hükmedilebilecektir (bkz. Adem Gedik, § 40).
55. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Müdafi yardımından yararlandırılmadan tutuklama nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA22/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.