TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET NURİ TURAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18073)
Karar Tarihi: 29/11/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin KAYA
Başvurucu
:
Mehmet Nuri TURAL
Vekili
:
Av. Mahmut KAÇAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk kuvvetinin yakalama işlemi esnasında darp vehakaretine maruz kalınması, gerekmediği hâlde ters kelepçe takılması, kelepçelişekilde ayakta bekletilme, soğuk nezarethane koşullarına rağmen battaniyeverilmemesi ve bu sebeplerle yapılan suç duyurusu sonrası yeterli delillertoplanmadan ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesisonucu etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 10/10/1995 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesindemukimdir. Başvurucu 7/10/2014 tarihinde bir siyasal partinin organizasyonuylaMuradiye ilçesinde "Kobani'ye Destek, IŞID'e KarşıBirlik Çağrısı" ismiyle gerçekleştirilen yasa dışı gösteriyekatıldığı, gösteri esnasında kolluk görevlileri ile kamu bina ve araçlarınasaldırıda bulunduğu iddiaları ile 16/10/2014 tarihinde kolluk kuvvetincegözaltına alınmıştır.
10. Başvurucunun iddiasına göre kolluk kuvvetince ilçemerkezinde yakalanmasının ardından herhangi bir hakkı kendisine hatırlatılmamışve kaçma ihtimali olmamasına rağmen elleri arkadan kelepçelenmiştir. Polismerkezine götürülmek üzere araca bindirildiği sırada bir kolluk görevlisisırtına yumrukla vurmuş ve sinkaflı sözlerle dekendisine hakarette bulunmuştur. Polis merkezinde yaklaşık iki saat elleriarkadan kelepçeli şekilde, duvara karşı ayakta bekletilmiştir. Daha sonra polisnezarethanesi yerine jandarma nezarethanesine dört kişi ile birliktekonulmuştur. Nezarethane soğuk olmasına ve diğer hücrede battaniye olmasına karşınbattaniye verilmeyerek soğukta bekletilmiştir. Gözaltı süreci boyunca sadecebir kez yarım ekmek verilmiş ve sigara içmesine de müsaade edilmemiştir.Yakalanmasından yaklaşık on iki saat sonra sabah saat 08.00'de ilk kez doktorkontrolüne götürülmüş ve polisler doktorun yanındayken adli rapordüzenlenmiştir. Doktora bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu ve buna rağmen uzunsüre ayakta bekletildiğini söylemiş ancak doktor buna cevap olarak bir şeysöylememiş ve bu hususu düzenlediği adli rapora da yansıtmamıştır.
11. Başvurucu hakkındaki iddialar kapsamında gözaltınaalınmasının ardından 17/10/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığında(Cumhuriyet Başsavcılığı) savunma yapmış ve tutuklanma talebiyle sevk edildiğiMuradiye Sulh Ceza Hâkimliğindeki (Hâkimlik) sorgusunun ardından Hâkimliğinaynı tarihli kararıyla tutuklanmıştır.
12. Başvurucu, şikâyetine konu yakalama işleminden yaklaşık ikiay sonra 15/12/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığına anılaniddiaları kapsamında ilgili kolluk görevlilerinin tespiti ve cezalandırılmasıiçin kamu davası açılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur.
13. Başvurucunun sanık olduğu kovuşturmayı yürüten Erciş AğırCeza Mahkemesinin 5/2/2015 tarihli tahliye kararı doğrultusunda başvurucuserbest bırakılmıştır.
14. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/12/2014 tarihinde adli tahkikatbaşlatmış ve 6/1/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazdığı müzekkeredebaşvurucunun gözaltı işlemi kapsamında alınan adli raporlarının temin edilmesi,olay anını gösteren MOBESE kaydı ile emniyet binasına ve hastaneye giriş çıkışanını gösteren kamera kayıtlarının alınması, gözaltı işlemini yapan polismemurlarının kimlik tespitlerinin yapılması talimatlarını vermiştir. CumhuriyetBaşsavcılığı aynı tarihte İlçe Jandarma Komutanlığına da müzekkere yazmış vebaşvurucunun görüntülerini içeren nezarethane, karakol içi ve dışını gösterenkamera kayıtlarının temin edilmesini istemiştir. Başvurucunun Van F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olmasınedeniyle 6/1/2015 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucununmüşteki sıfatıyla ifadesinin alınması talep edilmiştir. Ancak başvurucununtutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan tahliye olması nedeniyle ifadesininalınamadığı 6/2/2015 tarihli yazıyla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.Bu nedenle başvurucuya ifadesinin alınabilmesi için 9/3/2015 tarihinde çağrıkâğıdı gönderilmiş ve 18/3/2015 tarihinde başvurucunun CumhuriyetBaşsavcılığına müracaatı ile ifadesi alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca31/3/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak başvurucununyakalama işlemini yapan polis memurlarının, başvurucu ile aynı andanezarethanede şüpheli sıfatıyla bulunan N.E., D.A., S.T. ve C.A.nın bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınmasıtalimatları verilmiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği talimatlar doğrultusundayapılan araştırmada olay anına ilişkin hastane güvenlik kameralarının en fazlabir aylık görüntü depoladığı anlaşıldığından buradan kaydın temini mümkünolmasa da başka adli soruşturmalar nedeniyle o tarihte alınan kayıtlardanbaşvurucunun hastanedeki görüntüleri bulunabilmiştir. Buna göre başvurucununhastanedeki giriş çıkış görüntülerine ulaşılabilmiş, söz konusu kayıtlarınizlenmesi sonucu başvurucunun iddialarını doğrulayabilecek olağan dışı birduruma rastlanmamıştır. Jandarma karakolundaki kameraların istenen tarihteçalışmadığı ancak 7/12/2014 tarihinden sonra aktif olarak çalıştığına ilişkintutanak tutulmuş, MOBESE ve polis merkezindeki kameraların da istenen tarihteçalışmadığına ilişkin tutulan tutanaklar soruşturma dosyasına sunulmuştur.
16. Başvurucunun yakalanması anından Ceza İnfaz Kurumunayerleştirilmesi anına kadar hakkında toplam üç farklı adli raporun düzenlendiğibelirtilerek bu raporlar soruşturma dosyasına sunulmuştur. Bu raporlara göre16/10/2014 tarihi saat 16.30 sıralarında yakalanan başvurucu 17.58'de ilçedevlet hastanesine götürülerek kendisinin adli raporu alınmıştır. Gözaltındabir gece kalan başvurucu 17/10/2014 tarihinde gözaltından çıkarılmış ve saat09.36'da yine İlçe Devlet Hastanesine götürülerek adli raporu alınmıştır.Hâkimliğin 17/10/2014 tarihli kararı ile tutuklanan başvurucu, aynı tarihteCeza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce saat 17.52'de ilçe devlet hastanesinetekrar götürülerek adli raporu alınmıştır. Bu şekliyle başvurucu nezarethaneyekonulmadan önce ve sonra, Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce olmak üzerehakkında toplam üç farklı adli rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporlarıntamamında başvurucuda herhangi bir darp ya da cebir izine rastlanmadığıtespitleri yapılmıştır.
17. Başvurucunun alınan ifadesi sırasında avukat yardımındanfaydalanabileceği, avukatı yoksa devletten avukat talep edebileceği hususlarıkendisine hatırlatılmıştır. Başvurucu bu hususu anladığını ancak avukatıolmadan ifade vermek istediğini belirtmiştir. Başvurucu ifadesinde; yakalanıppolis aracına bindirildikten sonra araç içinde bir polis memurunun darp vehakaretine maruz kaldığını ancak şu an görse de bu şahsı tanıyamayacağını,polis merkezinde elleri kelepçeli iki saat ayakta bekletildikten sonra N.E.,D.A., S.T. ve C.A. ile birlikte jandarma nezarethanesine konulduğunu, gözaltısüreci boyunca sadece akşam saatlerinde bir kez yarım ekmek verildiğini, sigaraiçmesine müsaade edilmediğini, hava soğuk olmasına ve nezarethanede battaniyebulunmasına karşın ne kendisine ne de diğer kişilere battaniye verildiğini,sabah saat 08:00'de nezarethaneden çıkarılarak doktora götürüldüğünü, buradadoktora bel fıtığı olmasına karşın iki saat ayakta bekletildiğini söylediğiniancak darba maruz kaldığını söylemediğini, o anda vücudunda darp veya cebir izide bulunmadığını, olayın şoku ile Cumhuriyet Başsavcılığındaki savunması ileHâkimlik sorgusunda da darba maruz kaldığını ifade etmediğini, kendisine karşıkötü muamelede bulunan kolluk görevlilerini görse de tanıyamayacağı içinherhangi bir şikâyetinin bulunmadığını belirtmiştir.
18. Başvurucunun iddialarına tanık olarak gösterdiği D.A., C.A,S.T. ve N.E. kollukta alınan ifadelerinde; başvurucuyu daha öncetanımadıklarını, nezarethanede tanıştıklarını, toplam beş kişiden üç kişininbir hücrede, iki kişinin ise diğer bir hücrede kaldığını, olay tarihinde ilçedetoplumsal olaylar devam ettiği için kendileri ile yeteri kadarilgilenilemediğini, yoğunluk nedeniyle yeterli battaniye olmadığı içinkendilerine verilemediğini ancak yakınlarının getirdiği kaban ve kıyafetlerinverildiğini, yemek verildiğini, herhangi bir kötü muameleye de şahitolmadıklarını belirtmişlerdir.
19. Başvurucunun yakalanması ve gözaltı işlemlerinigerçekleştiren kolluk görevlileri İ.K., A.B., E.G., A.Ö., O.K., T.G. ve F.E.alınan ifadelerinde; ilçede yaşanan toplumsal olaylar sırasında kollukkuvvetine saldırı ve kamu malına zarar verme suçlarının soruşturulmasıkapsamında kamera görüntüleri ve fotoğraf kayıtlarından başvurucuyu tespitettiklerini, 16/10/2014 tarihinde başvurucunun ilçe merkezinde bulunanöğretmenevine (başvurucunun işyeri) gittiklerini, başvurucunun kimlikkontrolünü yapıp konu hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra gözaltı işleminigerçekleştirdiklerini, yakalama işleminin ardından başvurucu için ilçe devlethastanesinden adli rapor temin ettiklerini, herhangi bir şekilde darp ya dahakaret olayının yaşanmadığını belirtmişlerdir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı toplanan deliller sonrasında28/4/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...
Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polismemuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet ve Jandarma personelitarafından gerçekleştirildiği iddia olunan işkence yapma suçu yönündenmüştekinin salt iddiası haricinde şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtandolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte veyeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği,
Kimlik bilgileri tespit edilemeyen Polismemuru hakkındaki hakaret suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricindeşüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını vesoruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilinelde edilemediği, aksi düşünülse dahi TCK 125/1. maddede düzenlenen suçunsoruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlardanolduğu, olay nedeniyle müştekinin şikayetçi olmadığı,
Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine atılıresmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak ise müşteki ifadeiçeriğine göre doktorlara yaralanma iddiasını bildirmediği gibi vücudunda dadarp cebir izi bulunmadığını beyan ettiği gözetildiğindebahsi geçen görevlilerin üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını vesoruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilinelde edilemediği anlaşılmakla
..."
21. Başvurucunun söz konusu karara itiraz etmesi üzerineHâkimlik 8/6/2015 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"...
Dosya içindekiMağdurMahmut Nuri Tural'ın [başvurucu] Muradiye CumhuriyetBaşsavcılığınca anılan 18/03/2015 tarihli beyanları ile; mağdur ile aynı veyayan nezarethanelerde olay günü bulunan şahıslar ile görevli polis memurlarınınalınan beyanları ile mağdur hakkında düzenlenmiş bulunan olay tarihine ilişkindarp-cebir raporu içeriğibirliktedeğerlendirildiğinde atılı suçlardan şüphelinin cezalandırılması için kamudavası açmaya yeterli şüpheyi oluşturacak delillerin dosyada bulunmadığıanlaşılmış olmakla başvuru sahibinin itirazınınreddine dair karar vermek gerekmiş
..."
22. Anılan ret kararı, başvurucuya 15/10/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
23. Başvurucu 16/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1)Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğininbozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindekietkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmasıhalinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan biryıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3)Kasten yaralama suçunun;
…
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevinedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzkötüye kullanılmak suretiyle,
…
işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranındaartırılır."
25. 5237 sayılı Kanun'un "Zorkullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı256. maddesi şöyledir:
"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır."
26. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bir kimseye onur,şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olguisnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınasaldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilinen az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
...
(4)Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
..."
27. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu'nun 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Polis,
A) Suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dairhaklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,
E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığıtedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya dayakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.
Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıdabulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekildeher türlü tedbir alınabilir.
..."
28. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Bir suçun işlendiğini öğrenenCumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:
“(1)Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izleniminiveren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına kararvermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2)Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanınyapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelininlehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla veşüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."
29. 5271 sayılı Kanun'un "Kamudavasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Kamu davasını açma görevi,Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2)Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterlişüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, kolluk kuvvetince yakalanmasının ardındankendisine herhangi bir hakkı hatırlatılmadan kaçma ihtimali olmamasına rağmenellerinin arkadan kelepçelendiğini belirtmiş; ayrıca polis merkezine götürülmeküzere araca bindirildiği sırada bir kolluk görevlisinin sırtına yumruklavurduğundan ve sövgü içerikli sözlerle de kendisine hakaret ettiğindenyakınmıştır. Bunun dışında başvurucu, polis merkezinde yaklaşık iki saat duvarakarşı, elleri arkadan kelepçeli şekilde ayakta bekletildiğini, daha sonra polisnezarethanesi yerine jandarma nezarethanesine konulduğunu, nezarethanenin soğukolmasına ve battaniye bulunmasına rağmen kendisine battaniye verilmeyereksoğukta bekletildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; nezarethanede kendisineyeterli gıda verilmediğini, sigara içmesine müsaade edilmediğini de şikâyetleriarasında saymıştır. Yakalanmasından yaklaşık 1-2 saat sonra ilk kez doktorkontrolüne götürüldüğünü, polislerin de doktor muayenesi sırasında yanındaolduğunu, doktora bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu ve buna rağmen uzun süreayakta bekletildiğini söylemesine rağmen bu hususu adli rapora yansıtmadığınıbelirterek kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
32. Öte yandan başvurucu; şikâyetleri ile ilgili olarakCumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmadadelillerin süratle toplanmadığını, ifadesinin bile uzun zaman sonra alındığını,ifadesinin hukuka uygun şekilde alınmadığını, ifade alımı sırasında avukathakkının kullandırılmadığını, şikâyetine konu kolluk görevlilerinin tespitiiçin gerekli özenin gösterilmediğini ve şüphelisi faili meçhul şekildesoruşturmanın sonuçlandırıldığını, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları YüksekKomiserliği, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veyaCezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin ElKılavuzu’na (İstanbul Protokolü) uygun şekilde adli raporunun düzenlenmediğini,olaya ilişkin tanıkların tespit edilerek dinlenmediğini, kendisine kollukgörevlilerinin teşhisi işleminin yaptırılmadığını, olay anına ilişkin kamerakaydı araştırması yapılmadığını ve bu suretle etkin soruşturma yapmayükümlülüğünün ihlal edildiğini belirterek kötü muamele yasağının usulboyutunun da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde; kolluk kuvvetince başvurucunun yasa dışıgösteriye katılarak kolluk kuvvetine ve kamu malına saldırıda bulunduğunailişkin tespitler yapılması nedeniyle hakkında gözaltı işlemi yapıldığıbelirtilmiştir. Başvurucunun yakalanmasından on iki saat sonra değil kısa birsüre sonra (yaklaşık 1,5 saat) hakkında adli rapor tanzim edildiği,başvurucunun iddialarını makul deliller ile ispatlayamadığı, başvurucununkelepçe takılması ve ayakta bekletilmesi iddialarına ilişkin kötü muameleyasağı incelemesinde aranan asgari eşiğin aşılmadığı, ilçe genelindekitoplumsal olaylar nedeniyle başvurucunun polis nezarethanesinde yer bulunmadığıiçin jandarma nezarethanesine konulduğu, başvurucunun nezarethane koşullarınailişkin iddialarının ise dinlenen tanıklarca doğrulanmadığı ifade edilmiştir.Bunun dışında Cumhuriyet Başsavcılığınca polis memurlarının, olaya dair görgüsübulunan tanıkların ve başvurucunun ifadesine müracaat edildiği, başvurucununifadesinde doktor muayenesinde ve sonraki yaklaşık iki aylık sürede herhangibir darp ya da hakaretten bahsetmeyerek üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerinegetirmediği, başvurucu hakkında toplam üç kez adli rapor alınmasına rağmen bumuayenelerde söz konusu darp iddiasının başvurucu tarafından doktorlarasöylenmediği vurgulanarak yapılan adli soruşturma sonucu verilen kovuşturmayayer olmadığı kararının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
34. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; katılmış olduğutoplantının Bakanlıkça yasa dışı olarak nitelendirilmesinin hukuki olmadığını,hakkındaki adli raporun usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, nezarethanekoşullarına ilişkin iddialarının dinlenen tanıklar tarafından aslındadoğrulandığını, iki ay sonra adli makama şikâyette bulunulmasının özenyükümlülüğünü ihlal anlamında yorumlanamayacağını, adli soruşturmada iddialarıkonusunda yeterince delil toplanma gayretinin gösterilmediğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme
35. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
"Herkes, … maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
36. Başvurucu, kolluk görevlilerince darbedildiğinive hakarete uğradığını, bu eylemi gerçekleştirenler hakkında kovuşturmaya yerolmadığı kararı verilerek etkili bir soruşturma yapılmadığını iddia edip kötümuamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte ve işkence,insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlakmahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başkabir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağınailişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).
38. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmesine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
39. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve devlete yüklediği pozitifyükümlülüklerden yararlanması beklenmez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialaruygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespitetmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığıgerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık, tutarlı emarelerden yada aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlardeğerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
40. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasıgerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkatealınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel veruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin gerginlik ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelipgelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
41. Başvurucu, kolluk kuvvetince yakalanması sırasında bir polismemurunun sırtına yumrukla vurması ve sinkaflısözlerle kendisine hakaret etmesinden yakınmaktadır. Ayrıca gerekmediği hâldeellerinin arkadan kelepçelenerek polis merkezinde ayakta iki saat bekletildiğini,nezarethane soğuk olmasına karşın kendisine battaniye ve yeterli gıdaverilmediğini de ileri sürmektedir.
42. Somut olayda, başvurucunun yakalama sırasında darba maruzkaldığına ilişkin iddiasını doğrulayacak şekilde hakkında düzenlenen üç adlirapordan herhangi birine yansıyan tıbbi bir tespit bulunmamaktadır (bkz. § 16).Başvuru formunda; adli raporun yakalama anından yaklaşık on iki saat sonra vebir kez alındığı, alınan bu raporun da İstanbul Protokolü'ne uygun şekildedüzenlenmediğinden yakınıldığı görülmektedir. Ancak soruşturma dosyasında tarihve saatleri belirli, başvurucu hakkında düzenlenen, darp veya cebir izibulunmadığı tespitlerini içeren üç farklı adli raporun bulunduğu hususundaherhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Kaldı ki başvurucu; CumhuriyetBaşsavcılığında alınan ifadesinde olay sonrası vücudunda darp veya cebir izibulunmadığını, muayene işlemini yapan doktora bu yönde bir şikâyeti dilegetirmediğini de kabul etmektedir. Başvurucu her ne kadar bu ifadesinin avukatıolmaksızın alındığını ileri sürse de ifadenin alındığı tarihte serbest olan veçağrı kâğıdı ile ifadeye davet edilen başvurucunun avukatı ile ifade vermeişlemine gitmesi hususunda kendisine imkân tanındığı açıktır. Düzenlenen adliraporlar dışında ayrıca başvurucu yakalama işlemi üzerinden yirmi dört saatgeçmeden Cumhuriyet Başsavcılığında ve Hâkimlikte şüpheli sıfatıyla hakkındakiiddialarla ilgili olarak savunma yapmıştır. Bu ifade verme işlemleri sırasındada kolluk kuvvetinin kötü muamelesine maruz kaldığını ifade edebilme imkânıbulmasına rağmen böyle bir şikâyet ileri sürmemiştir. Söz konusu iddialarınıbaşvurucunun ilk kez yakalama ve gözaltı işlemlerinden yaklaşık iki ay sonravekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu suç duyurusundabelirtmiştir.
43. Başvurucunun ellerinin gerekli olmadığı hâlde arkadankelepçelendiği ve bu şekilde polis merkezinde iki saat ayakta bekletildiğiyönünde de bir iddiası bulunmaktadır. Başvurucu doktor muayenesi sırasında belfıtığı rahatsızlığı bulunduğunu ve buna rağmen iki saat ayakta bekletildiğinidoktora söylediğini, ancak adli rapora bu hususun yansıtılmadığını da iddiasınaeklemektedir. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde de buiddiasını yinelemiştir (bkz. §17). Ancak başvurucu söz konusu bu iddialarıylailgili olarak ceza soruşturması yapılmasını gerektirecek adli rapor, tanıkbeyanı ya da kamera kaydı gibi bazı makul delillerle iddiasınıdestekleyememiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan adli soruşturmakapsamında toplanan deliller arasında da başvurucunun iddialarını doğrulayacakbilgi ya da belge bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu bel fıtığı rahatsızlığıolmasına karşın iki saat ayakta bekletilmesi sonucunda yaşadığını iddia ettiğiacı ve elem nedeniyle tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu idaresinden herhangibir doktor tedavisi talep ederek bu durumu bir adli rapora bağlama imkânını dakullanmamıştır. Başvurucu Ceza İnfaz Kurumundan bu yönde bir taleptebulunmasına karşın talebinin karşılanmadığını da başvuru formu ve/veyaeklerinde ileri sürmemektedir.
44. Öte yandan nezarethane tutma koşulları ile ilgili olarakbaşvurucunun ileri sürdüğü iddialarına tanık olarak gösterdiği dört kişininifadeleri yapılan adli soruşturma kapsamında alınmıştır. Söz konusu tanıklarbaşvurucunun iddialarını çürütür nitelikte ifade vermişler, gözaltındatutuldukları süre boyunca herhangi bir kötü muameleye şahit olmadıklarınıbelirtmişlerdir (bkz. § 18). Başvurucu bu durumun aksini başkaca bir delille dedestekleyememiştir. Dolayısıyla iddialarını makul delillerle ortaya koyamayanbaşvurucunun nezarethane tutma koşulları nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığısonucuna varılamayacaktır.
45. Başvurucu; adli soruşturmada tanık beyanı, kamera kaydı gibigerekli delillerin toplanmadığını, soruşturmanın süratle yürütülmediğini,şüpheli tespiti çalışmasına gidilmediğini, adli raporun İstanbul Protokolü'neuygun olarak düzenlenmediğini, bu nedenle etkili bir soruşturma yapılmadığınıileri sürmektedir.
46. İşkence ve kötü muameleye ilişkin ceza soruşturmasınınetkili olması için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek kötü muameleiddiasını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütündelilleri tespit etmeleri gerekir. Yetkililer şikâyet yapılır yapılmaz hareketegeçmeli, bir şikâyet olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösterenyeterli belirtiler olduğunda soruşturma açmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 114, 116).
47. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukukaaykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleyetabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaçve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülüklebirlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasınıgerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §25).
48. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması, hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119).
49. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucununAnayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliidari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahipolduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir (İsmail Buğra İşlek, B.No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
50. Başvurucunun şikâyeti sonrası yapılan adli soruşturmaya birbütün olarak bakıldığında Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucunun ifadesinialmak için gereken çabayı gösterdiği, olaya dair tanıklarını dinlediği, olayınfaili olduğu iddia edilen kişilerin kimlik tespitlerinin yapıldığı veifadelerinin alındığı, olay anına ilişkin kamera kayıtlarının elde edilmesiiçin gereken çabanın gösterildiği ve ilçe devlet hastanesi kamera kayıtlarınınsoruşturma dosyasına alındığı, başvurucunun iddiasının aksine hakkında farklızamanlarda toplam üç kez adli rapor düzenlendiği (bkz. §§ 14-19), bu suretle özensizve/veya etkisiz denemeyecek bir soruşturma yürütüldüğü görülmektedir.
51. Başvurucunun iddialarını makul delillerle desteklemeksizinsoyut bir şikâyetle suç duyurusunda bulunmuş olması nedeniyle soruşturmadaifadelerine başvurulan kolluk görevlileri hakkında şüpheli nitelendirmesiyapılmamasının etkili bir soruşturma yapılmadığı anlamına geldiğisöylenemeyecektir. Kaldı ki Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheli olma ihtimali olankişilerin kimlik tespitlerini yapmış olaya dair bilgilerini de tutanağa bağlamıştır.Ancak haklarında şüpheli olarak vasıflandırılmaları için gereken makul birtakımdeliller elde edilemediği kanaati ile Cumhuriyet Başsavcılığınca kollukgörevlilerinin şüpheli olarak nitelendirilmedikleri görülmektedir. Yürütülensoruşturmada başvurucunun şikâyetine konu ettiği olaya dair kamera kayıtlarınınideal olan düzeyde toplanamadığı açıktır. Ancak başvurucu söz konusuiddialarını yaklaşık iki ay sonra adli makam önüne götürerek özensiz bir tavırsergilemiştir. Bu özensizlik nedeni ile kamera kayıtları gibi ilk andatoplanması yüksek olasılık taşıyan delillerin toplanmasında güçlük yaşanmıştır.Ayrıca adli raporların usulüne uygun şekilde düzenlenmediği iddialarını isebaşvurucu vermiş olduğu ifadesinde olay sonrası vücudunda darp veya cebir izibulunmadığını söyleyerek kendisi çürütmüştür (bkz. § 17). Dolayısıylasoruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edildiği sonucuna da varılamayacaktır.
52. Sonuç olarak başvurucunun yakalama anında kolluk kuvvetinindarp ve cebirine maruz kaldığına, nezarethanede kötüşartlar altında tutulduğuna ilişkin iddialarını destekleyecek makul kanıtlarsunmadığı, soruşturmada gerekli delillerin toplanmadığı iddialarının birkısmının aksinin kanıtlandığı, bir kısmının ise başvurucunun özensiz tavrındankaynaklandığı görülmüştür.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.