TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ÖZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3752)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Mehmet ÖZCAN
Vekili
:
Av. Suzan ŞEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir kişinin kaybolması hakkında başlatılan cezasoruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucunun annesi H.Ö. ile başvurucunun kardeşi A.Ö.31/1/1995 tarihinde, Nevşehir Merkez İlçe Jandarma Komutanlığına (Komutanlık)müracaat ederek H.Ö.nün eşi,başvurucu ve A.Ö.nün ise babası olan İ.Ö.nün 24/1/1995 tarihinden itibaren kayıp olduğunubildirmişlerdir.
9. Başvuruları üzerine aynı gün ifadeleri alınan H.Ö. ve A.Ö., İ.Ö.nün ev satın almak amacıylaV.T. isimli kişi ile birlikte Ankara'ya gittiğini, o günden sonra İ.Ö.den haber alamadıklarını ve V.T.ninİ.Ö.yü Kayseri'de bir yerde araçtan indirdiğinisöylediğini ifade etmişlerdir. H.Ö. ifadesinde ayrıca, İ.Ö.nün yanına 1.500.000.000 TL (bugünkü değeri 1.500TL) değerinde Alman markı aldığını, gitmeden önce Ankara'da yaşayan kızlarınada uğrayacağını söylediğini, kızıyla birkaç kez yaptığı telefon görüşmelerindeneşinin kızına uğramadığını öğrendiğini ve V.T.ninsöylediğine göre İ.Ö.nün V.T.ye şaka yollu Uçhisar'a bir kadın getireceğini söylediğini beyanetmiştir.
10. H.Ö. ve A.Ö.nünbaşvuruları üzerine Komutanlıkça herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı tespitedilememiştir.
11. Başvurucu, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına (CumhuriyetBaşsavcılığı) verdiği 2/2/1995 tarihli bir dilekçe ile İ.Ö.nün kayıp olduğunu bildirmiş ve annesi H.Ö.den öğrendiği hususları aktarmıştır. H.Ö.nün ifadesinde geçenhususlardan farklı olarak başvurucu, V.T.ninannesinden bir süre bekleyip kimseye haber vermemesini istediğini iddiaetmiştir. Ayrıca dilekçesinde başvurucu, V.T.nin İ.Ö.hakkındaki sorulara kaçamak cevaplar verdiğini öne sürerek V.T.ninaracının aranmasını ve telefonlarının dinlenmesini talep etmiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında derhâl soruşturmabaşlatmış ve aynı gün Komutanlığa bir müzekkere yazarak olayın araştırılmasınıistemiştir.
13. Başvurucu ve A.Ö. 4/2/1995 tarihinde, toprak bir yoldabuldukları, üzerindeki izin kan lekesi olarak değerlendirildiği bir eşarbıKomutanlık görevlilerine teslim etmişlerdir.
14. Başvurucunun annesi H.Ö., söz konusu eşarbın kendilerine aitolmadığını beyan etmiştir. Bununla birlikte bahse konu eşarp daha sonra adliemanete alınmıştır.
15. V.T. isimli kişinin aracı 7/2/1995 tarihinde aranmış, ancakkayıp olayının açıklığa kavuşmasını sağlayacak herhangi bir delil veya emarebulunamamıştır.
16. Kollukça 6/2/1995 tarihinde ifadesine başvurulan S.T., V.T.nin 24/1/1995 tarihinde Kayseri'ye gideceğinden sözettiğini ancak V.T.nin kiminle Kayseri'ye gittiğinibilmediğini söylemiştir.
17. V.T. kollukça alınan 7/2/1995 tarihli ifadesinde, daha öncekendisinden borç para aldığı ve 24/1/1995 tarihinde birlikte Kayseri'ye gittiğiİ.Ö.nün Kayseri'de bir yerdearabadan indiğini söylemiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/1995 tarihinde şüpheli sıfatıylaV.T.nin ifadesini almıştır. V.T. ifadesinde, KayseriKapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan kardeşi M.T.yiziyaret etmek için 24/1/1995 tarihinde yola çıktığını, yolda İ.Ö. ilekarşılaştığını, bir alacağını istemesi için İ.Ö.yüKavak beldesine götürüp oradan Uçhisar'a getirdiğini,evinden bir çanta ile gelen İ.Ö.nün Kayseri'yegideceğini söylediğini, yaptığı sohbet sırasında İ.Ö.nünKayseri'deki bir kadınla evleneceğini beyan ettiğini, İ.Ö.nünKayseri şehir merkezinde bir yerde arabadan indiğini, Kayseri'yi bilmediği içinİ.Ö.nün nerede indiğini bilemediğini, aynı gün saat14.00 sıralarında kardeşi M.T.yi ziyaret ettiğini,daha sonra Uçhisar'a döndüğünü ve İ.Ö.nünüzerinde para taşıyıp taşımadığını bilmediğini beyan ederek İ.Ö.nünkaybolmasıyla bir ilgisi olduğu yönündeki iddiaları kabul etmemiştir.
19. Kollukça ifadesine başvurulan başvurucunun annesi H.Ö.,kaybolmadan üç dört gün önce V.T. ile telefonda konuşan eşinin Ankara'dan evalmaktan söz ettiğini, buna komşusu E.A.nın şahitolduğunu, Ankara'da yaşayan kızına götürülmesi için hazırladığı bazı gıdamalzemelerini bir çantaya yerleştirdiğini, 23/1/1995 tarihinde gece V.T. iletelefonda görüşen eşinin Ankara'ya ev almaya gideceklerini ancak önce V.T.nin ceza infaz kurumundaki kardeşini ziyaret etmesiiçin Kayseri'ye uğrayacaklarını söylediğini, 24/1/1995 tarihinde eşinin hastabir komşularını ziyarete gittiği sırada telefon eden V.T.nineşini sorduğunu, saat 12.00 sıralarında eve gelen eşinin evde sakladığı parayıbir tülbent yardımıyla beline sardığını, bir gün öncesinde hazırladığı çantayıeşine verdiğini, eşinin V.T. ile birlikteyolaçıktığını, akşam saatlerinde telefonla aradığı Ankara'da yaşayan kızının İ.Ö.nün gelmediğini söylediğini ve ertesi sabah konuştuğu V.T.nin İ.Ö.yü Kayseri'yebıraktığından söz ettiğinibeyan etmiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/1995 tarihinde Komutanlığa birmüzekkere yazarak V.T. dışındaki bir kişinin de olaya karışmış olabileceğideğerlendirilerek tahkikatın genişletilerek sürdürülmesini istemiştir.
21. İ.Ö. tarafından 24/1/1995 tarihinde ziyaret edildiği tespitedilen N.B. kollukça alınan 9/2/1995 tarihli ifadesinde İ.Ö.nün kendisini ziyaret ettiğini beyan etmiştir.
22. İ.Ö.nünkomşusu E.A. 9/2/1995 tarihinde kollukça alınan ifadesinde, 24/1/1995tarihinden beş gün önce İ.Ö.nün evine gittiğini,sohbet esnasında çalan telefon üzerine İ.Ö.nüntelefonda biriyle konuştuğunu, eşinin sorması üzerine İ.Ö.nünV.T. ile konuştuğundan ve V.T.nin gezme teklifindebulunduğundan bahsettiğini ifade etmiştir.
23. Başvurucunun kardeşi S.Ö. 10/2/1995 tarihinde CumhuriyetBaşsavcılığına bir dilekçe verip annesinden duyduklarını aktarmış ve bazıhususlara dikkat çekmiştir. Buna göre S.Ö.nünannesi 25/1/1995 tarihinde V.T.nin evine gitmiş veV.T ile eşini geceyi uykusuz geçirmiş bir vaziyette görmüştür. Dilekçede V.T.nin kardeşinin, babasının kaybolmasından sonra evlerinidinlerken yakalandığı, kanlı eşarp üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, V.T.nin kardeşlerince S.Ö.nün ailesinin Uçhisar veNevşehir'deki her hareketinin izlendiği, V.T.ninkardeşinin İ.Ö.nün kaybolmasından üç gün sonratahliye olduğu ve son olarak V.T.nin S.Ö.nün annesine İ.Ö.nün indiği yerigöstermeyi teklif ettiği, ancak bu esnada annesinin yalnız olmasını istediğiileri sürülmüştür.
24. Cumhuriyet Başsavcılığı 10/2/1995 tarihinde S.Ö.nün, 13/2/1995 tarihinde isebaşvurucunun ifadesini almıştır. Gerek başvurucu gerekse S.Ö. verdikleridilekçelerin kendilerine ait olduğunu belirtmişlerdir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı 13/2/1995 tarihinde, ekinde SÖ.nün dilekçesi bulunan birmüzekkereyi Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) gönderipKomutanlık ile irtibata geçilerek V.T. ve kardeşlerinin gizlice takipedilmesini ve önemli bir delil ele geçtiğinde haber verilmesini istemiştir.
26. Komutanlık 14/2/1995 tarihinde, üzerinde fazla miktarda paraile kaybolması ve hâlen ortaya çıkmaması nedeniyle İ.Ö.nün öldürülmüş olma ihtimalinin arttığını, V.T.nin olayla doğrudan ilişkili olduğunu, V.T.nin eşi Se.T. ile V.T.nin kardeşleri C.T. ve F.T.ninolayla ilgilerinin olabileceğini belirterek 15/2/1995 tarihinden itibaren V.T.,Se.T., F.T. ve C.T.nin üçgün süreyle gözaltına alınmasını talep etmiştir. Bu talep CumhuriyetBaşsavcılığınca kabul edilmiştir.
27. Kendisine İ.Ö.nünfotoğrafı gösterilen bir kişinin resimdeki kişinin Kayseri'deki bir turizmşirketinden Ürgüp'e gitmek için otobüs bileti aldığını V.T.ye söylediğiniöğrenen kolluk görevlileri 16/2/1995 tarihinde, Kayseri'de bulunan turizmşirketine gidip burada bulunan A.O. ile görüşmüşlerdir. A.O., İ.Ö.ye ait küçükbir fotoğrafın daha önce kendisine iki kişi tarafından gösterildiğini, bukişilere fotoğraftaki kişiyi uzun zamandır görmediğini söylediğini ve bukişilerden birinin İ.Ö.den babası olarak söz ettiğinibeyan etmiştir.
28. V.T.nin eşi Se.T.17/2/1995 tarihinde Komutanlık görevlilerince alınan ifadesinde, eşinin24/1/1995 tarihinde S.T. ile Kayseri'ye gideceğini söylediğini ancak sonradanöğrendiğine göre eşinin İ.Ö. ile birlikte Kayseri'ye gittiğini, İ.Ö.nün bir kadından söz ederek Kayseri'dekaldığını ve eşinin 25/1/1995 tarihinde evlerine gelen İ.Ö.nüneşine de olan biteni anlattığını söylemiştir.
29. Komutanlık 17/2/1995 tarihinde V.T.ninkardeşleri F.T. ile C.T.nin de ifadelerini almıştır.
i. C.T. ifadesinde; V.T.nin 30/1/1995tarihinde tahliye olan kardeşleri M.T.yiceza infaz kurumunda ziyaret etmek için Kayseri'ye gittiğini, aynı gün saat20.00 sıralarında V.T. ile ev telefonundan konuştuğunu, olayla bir ilgisininbulunmadığını beyan etmiştir.
ii. F.T. ise V.T.nin zaman zaman İ.Ö.den borç para aldığından, İ.Ö. ile V.T.yi aynı araç içinde gördüğünden, V.T.nin işçisinden duyduğuna göre V.T.ninİ.Ö. ile Kayseri'ye gittiğinden söz etmiştir.
30. Komutanlık, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 17/2/1995tarihli yazıda başka hususlar yanında başvurucu ve kardeşi tarafından teslimedilen eşarbın olayla herhangi bir ilgisinin tespit edilemediğini debildirmiştir.
31. İ.Ö.yütanıyan S.E. 15/2/1995 tarihinde Komutanlık görevlilerince alınan ifadesinde,1994 yılında aldığı borcu İ.Ö.ye 1/1/1995 tarihinde ödediğini, İ.Ö.nün kızı ve damadının Ankara'dan bir ev aldıklarını veyardım etmek amacıyla parayı onlara vereceğini söylediğini ifade etmiştir.
32. Komutanlıkça 27/3/1995 tarihinde ifadesine başvurulan M.D., V.T.nin kardeşi C.T.nin deliolduğundan, kızının evliliğinin bozulmasına neden olan C.T. ile aralarındakisorunlar ve davadan söz ederek iki ay kadar önce telefon eden V.T.nin yanlış adamı ortadan kaldırdığından söz ederekkendisini tehdit ettiğini beyan etmiştir. M.D., bu iddiasını CumhuriyetBaşsavcılığında tanık sıfatıyla verdiği 25/4/1995 tarihli ifadesinde desürdürmüş ve telefon konuşması sırasında yanında üç kişi bulunduğunu iddia etmiştir.Cumhuriyet Başsavcılığı, M.D.nin yanında olduğunu iddia ettiği üç kişiyi dinlemişancak bu kişiler telefon görüşmesine şahit olmadıklarını ifade etmişlerdir.
33. Komutanlık tarafından 7/4/1995 tarihinde yeniden dinlenenV.T., M.D.nin ev telefonunu bilmediğini beyan ederek M.D.yi tehdit ettiğine ilişkiniddiayı kabul etmemiştir.
34. İ.Ö.nünen son Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Belsin, Tınaztepe ve 30 AğustosMahallelerinde görüldüğüne dair duyum alan Komutanlık görevlileri Kayseri'yegidip konuyu araştırmışlardır. Yapılan araştırmalar kapsamında çevrede bulunancamilerin imam ve cemaatine, Belsin Parkı'ndaki vatandaşlar ile çevredekiesnaflara İ.Ö.nünfotoğrafları gösterilmiştir. Tınaztepe Mahallesi Muhtarı H.B. ile T.K. isimlibir kişinin İ.Ö.yü gördüğütespit edilse de İ.Ö.yü tanıyan ve bilen başka şahıssaptanamamıştır.
i. H.B., bir buçuk ay kadar önce muhtarlık binasının bulunduğuotobüs durağındaki görevlilerin yanına bir kişi getirdiklerini, bu kişininayağında sadece mest bulunduğunu, bu şahsa çay ve sigara ikram ettiğini,sorduğunda Bünyan Garajı'na gideceğini söylediğini,yanlış yere geldiği için Bünyan Garajı'na gidecek birotobüse bu kişiyi bindirdiğini ve otobüsün şoförüne bahse konu kişinin ineceğiyeri söylediğini, söz ettiği kişinin 15-20 dakika kadar muhtarlıkta oturduğunu,konuşmalarının ve tavırlarının garip olması nedeniyle sözünü ettiği kişininşuurunun yerinde olmadığını düşündüğü ve bahsettiği kişinin kendisine fotoğrafıgösterilen İ.Ö. olduğunu söylemiştir.
ii. İ.Ö.yügördüğünü beyan eden T.K., bir sitedeki fırında beş yıldır çalıştığını, çevreyiiyi bildiğini ve sitedeki yabancıları çabuk fark ettiğini belirterek fotoğrafıgösterilen İ.Ö.yü iki üç ay kadar önce iki üç günarayla fırının önünden geçerken bir iki kere gördüğünüifadeetmiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö.nün emekli maaşını aldığı banka şubesindekihesabına ilişkin mevduat kartının bir örneğini soruşturma evrakı arasınaalmıştır. Söz konusu belgeye göre İ.Ö. en son 1994 yılı Aralıkayında hesabından para çekmiştir.
36. Cumhurbaşkanlığı makamına yazdığı bir dilekçeye istinadenManisa Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanınca ifadesi alınan S.Ö. 13/10/1995tarihli ifadesinde, önceki iddialarını tekrar edip İ.Ö.nün bulunması için kardeşi tarafından bulunanmedyum Ö.A. ile V.T.nin uzun görüşmeler yaptığını, V.T.nin Ö.A.ya İ.Ö.yü bulacağını söylediğini, kendilerinden takipedilmeyeceği yönünde söz aldığını, buna rağmen İ.Ö.nünbulunamadığını belirtmiştir.
37. S.Ö. 18/10/1995 tarihinde Nevşehir Adli Yargı AdaletKomisyonu Başkanlığına bir dilekçe vermiştir. Bu dilekçesinde S.Ö., babasınınsigara kullanmadığını, H.B.nin ifadesinin mantıklabağdaşmadığını, annesinin hayatta olduğunu ve babasının 1991 yılında prostatnedeniyle ameliyat olduğunu, bu nedenle babasının evlenmesinin mümkünolmadığını beyan ederek medyum Ö.A.nınyardımıyla babasını bulma çabalarından ve bu bağlamda V.T.ninşüpheli bulduğu davranışlarından söz etmiştir.
38. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/10/1995 tarihinde, EmniyetMüdürlüğüne bir müzekkere yazarak İ.Ö.nünöldürülme ihtimaliyle ilgili araştırmalara devam edilmesini ve araştırmasonuçlarının üç ayda bir bildirilmesini istemiştir.
39. Cumhuriyet Başsavcılığının istinabe yazısı üzerine Çorluİlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri 13/12/1995 tarihinde, medyum olduğu ilerisürülen Ö.A.nın ifadesini almıştır.Ö.A. ifadesinde, V.T.ninİ.Ö.nün Kayseri'de indiği yeri gösterdiğini, İ.Ö.nün resimlerini otogardaki bazı kişileregösterdiklerini ve V.T.nin daha önce Kayseri'de dövizbozdurup ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan ağabeyinin kefaletiniödediğinden söz ettiğini beyan etmiştir.
40. Başvurucunun kardeşi A.Ö. istinabe suretiyle verdiği15/1/1996 tarihli ifadesinde, başvurucunun 2/2/1995 tarihli dilekçesinde yazılıhususları ifade edip V.T.nin babasına olan borcundanve İ.Ö.nün kayboluşu ileilgili sorulara çelişkili cevaplar veren V.T.nin birkadın için İ.Ö.nün Kayseri'ye gittiğini söylediğindenbahsetmiştir.
41. S.Ö., Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 13/3/1996 tarihlidilekçede, V.T.nin 2015 yılı Ağustos veya Eylülayında bir ev satın aldığını ve V.T.nin hediyelikeşya satarak o kadar para kazanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek İ.Ö.nün üzerinde taşıdığı para ileV.T.nin ev için ödediği para arasında bağlantı kurmuşve V.T.nin son iki yıllık vergi kayıtlarınınincelenmesini talep etmiştir.
42. Cumhuriyet Başsavcılığınca 14/3/1996 tarihinde ifadesinebaşvurulan C.S., İ.Ö.nünçocukları ile arkadaş olduğunu, İ.Ö.nün V.T.tarafından öldürüldüğü yönünde herhangi bir bilgiye sahip olmadığınısöylemiştir.
43. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine Nevşehir TapuMüdürlüğünce yapılan araştırmada V.T.nin 1995 yılındaherhangi bir taşınmaz alım satımı yapmadığı tespit edilmiştir.
44. Nevşehir Vergi Dairesi de 1995 yılı için V.T. adına tahakkukeden vergi miktarı ile vergi matrahını Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.
45. Cumhuriyet Başsavcılığı 3/10/1996 tarihinde, Mu.T.nin tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. Bu kişiifadesinde; 1995 yılının Ağustos ayında V.T.yesözleşmeyle bir ev sattığını, 1995 yılı Eylül ayında V.T.den800.000.000 TL aldığını, daha sonra farklı tarihlerde toplam 900.000.000 TLaldığını, hâlen 100.000.000 TL alacağı olduğunu ve kalan alacağını tahsilettiği zaman tapuda devir işlemi yapacaklarını ifade etmiştir. Soruşturmaevrakı arasında yer alan satış sözleşmesinden V.T.nineşi Se.T.nin 25/8/1995 tarihinde A.T.denharicî satış sözleşmesi ile bir taşınmaz satın aldığı, satış bedelinin birkısmının nakit olarak ödendiği, geriye kalan miktarın ise bonoya bağlandığıanlaşılmıştır.
46. 11/10/1996 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca yenidenifadesine başvurulan V.T., Mu.T.den bir ev satınaldığını, halen bir miktar borcu kaldığını, hediyelik eşya sattığını,aylık gelirinin zaman zaman yüksekmeblağlara ulaşabildiğini, yaptığı iş ve kazancı dikkate alındığında bir evsatın alabilmesinin olağan olduğunu ve İ.Ö. hakkında bilgisinin olmadığınıbeyan etmiştir.
47. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/10/1996 tarihinde, hem EmniyetMüdürlüğüne hem de yirmi iki Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazarak İ.Ö.nün herhangi bir adli olayakarışıp karışmadığı, ceza infaz kurumuna girip girmediği, hakkında dava açılıpaçılmadığı, dava açıp açmadığı, noterde ve bankalarda işlem yapıp yapmadığı,döviz bozdurup bozdurmadığı, sağlık kuruluşlarına müracaat edip etmediğihususlarının araştırılarak bilgi verilmesini talep etmiştir. Bu müzekkerelerecevap olarak İ.Ö.nünbulunmasına imkân sağlayacak herhangi bir bilgi verilmemiştir.
48. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö.nün fotoğraflarını ekleyerek Adana, Ankara,Diyarbakır, İstanbul ve Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) CumhuriyetBaşsavcılıklarına yazdığı 31/1/2000 tarihli müzekkereler ile son dönemlerdeterör örgütlerine yönelik operasyonlarda bulunan ancak kimliği tespitedilemeyen cesetler arasında İ.Ö.nün cesedininbulunup bulunmadığını ve yakalanan sanıkların İ.Ö. hakkında bilgi sahibi olupolmadığını sormuştur.
49. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine İ.Ö.nün kaçırılıp kaçırılmadığınıve bu kişinin terör örgütleri ile bağlantısının olup olmadığını araştıranEmniyet Müdürlüğü, 10/4/2000 tarihli yazıyla İ.Ö.nünherhangi bir terör örgütü ile bağlantısının olmadığını, adı geçenin kaçırılıpkaçırılmadığının veya yaşayıp yaşamadığının tespit edilemediğini, konu ileilgili araştırmanın devam ettiğini bildirmiştir.
50. İstanbul ve Adana DGM Cumhuriyet Başsavcılıkları, bulunancesetlerle İ.Ö.nünfotoğrafları arasında benzerlik bulunmadığını bildirmiştir.
51. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı; CumhuriyetBaşsavcılığına gönderdiği cevap yazısında, gömülü vaziyette bulunan cesetlerinfotoğrafla teşhisinin mümkün olmadığını, bu nedenle cesetlerin DNA testi içinAdli Tıp Kurumuna (ATK) gönderildiğini, bu cesetlerden herhangi birinin İ.Ö.yeait olup olmadığının tespiti için İ.Ö.nünüst veya alt soyundan birinin DNA'sı ile cesetlerin DNA'sının karşılaştırılmasıgerektiğini ifade etmiştir.
52. Cumhuriyet Başsavcılığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne31/1/2000 tarihinde bir müzekkere yazarak İ.Ö.nün emekli maaşı alıp almadığının ve maaş almaktaise hangi banka şubesinden aldığının bildirilmesini istemiştir. Bu müzekkereyeverilen cevaptan İ.Ö.nünemekli aylığının 1/12/1995 tarihinden itibaren kesildiği öğrenilmiştir.
53. İ.Ö.nündaha önce emekli aylığını aldığı banka şubesinin 10/4/2000 tarihli yazısındanİ.Ö.ye en son 1/12/1994 tarihinde aylık ödendiği ve 1995 yılının Mart, Haziran,Eylül ve Aralık ayı maaşlarının Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün bankahesabına aktarıldığı anlaşılmıştır.
54. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/4/2000 tarihinde, Komutanlığamüzekkere yazarak İ.Ö.nünçocuklarından, anne ya da babasından birinin DNA testi için ATK'yasevk edilmek üzere hazır edilmesini istemiştir. Komutanlık, İ.Ö.nün Uçhisar beldesindeherhangi bir akrabasının bulunmadığını, oğlu A.Ö.nünÜrgüp ilçesi Aksalur beldesinde ikamet ettiğiniCumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir.
55. Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2000 tarihinde Ürgüp CumhuriyetBaşsavcılığından A.Ö.nün DNAtesti için ATK'ya gönderilmesini istemiştir. Buistinabe talebinin yerine getirilip getirilmediği tespit edilememiştir.
56. V.T.nin kardeşi C.T.nin eşi olup Adana Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde(Hastane) tedavi gören Z.T.ninifadesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/3/2003 tarihinde istinabe suretiylealınmıştır. Z.T. ifadesinde, kendisini kötü yola düşürüp büyük sıkıntılaradüşmesine neden olduğu için C.T.den ayrılmak üzereolduğunu, C.T.nin konuşmalarından anladığına göreKayseri'ye giderken V.T. ile C.T.nin İ.Ö.nün ellerini bağlayıp ambarolarak kullanılan bir mağaraya bıraktıklarını, burada aç ve susuz tuttuklarıiçin İ.Ö.nün öldüğünü, İ.Ö.nüncesedini görmediğini ve V.T.nin İ.Ö.nünparaları ile işlerini geliştirip ev satın aldığını söylemiştir.
57. S.Ö. 25/6/2004 tarihli bir dilekçe ile CumhuriyetBaşsavcılığına müracaat edip başvurucu ile diğer kardeşleri A.Ö. ve E.Ö.ye İ.Ö.nün akıbeti ile ilgili ihbarmektupları gönderildiğini ifade etmiştir. Bahse konu ihbar mektuplarında İ.Ö.nün Ankara'ya gitmebahanesiyle evinden V.T. tarafından alındığı, Nevşehirli bir galerici ileKayseri'deki bir arkadaşının tehditle İ.Ö.den paraveya senet alma konularında anlaştıkları, anılan kişilerin başka kişilerin dekatılmasıyla Kayseri'nin Melikgazi ilçesi AğırnasMahallesi'ndeki bir tarlada İ.Ö.yü dövdükleri veöldüğünü fark edince cesedini Uçhisar'daki bir dereyatağının yakınına gömdükleri iddia edilmiştir.
58. İhbar mektubunun altında yer alan "Olaya Karışanlar" başlığı altında galerici S. yerinegalerici İ.ye yer verildiği, İ.G.nin ön isminin defarklı bir isim olarak yazıldığı anlaşılmıştır.
59. Cumhuriyet Başsavcılığı S.Ö. tarafından verilen dilekçeyi,ekindeki iki ihbar mektubu ile birlikte aynı gün Komutanlığa havale etmiştir.Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı, 24/9/2004 tarihinde bir müzekkere yazarak ihbarmektubunda söz edilen hususların Emniyet Müdürlüğü ile iş birliği içindearaştırılmasını istemiştir.
60. Komutanlık görevlilerince düzenlenen 13/10/2004 tarihlitutanakta; Uçhisar beldesi yakınlarında çok sayıdakidere yatağında o güne kadar herhangi bir cesede rastlanmadığı, İ.Ö.nün kaybolmasında sonra V.T.ninmal varlığında gözle görülür bir artış meydana geldiği, daha önce seyyartezgâhta hediyelik eşya satıp kirada oturan V.T.nindaha sonra iki katlı müstakil bir ev ile bir araba satın aldığı, ayrıcabelediyeden kiraladığı bir kampı işlettiği, oğlunu bir süre özel okuldaokuttuğu, daha sonra işlerinin kötüye gittiği, İ.Ö.nünkadınlara zaafının olduğu, bir başkasının yanında İ.Ö.nünV.T.nin eşi için hayranlık içeren sözler sarf ettiği,bundan yararlanarak V.T.nin İ.Ö.nündostluğunu kazanıp parası için İ.Ö.yü öldürdüğünedair halk arasında yaygın bir inanış bulunduğu ancak bu iddiaları doğrulayıcı maddibir delil bulunmadığı belirtilmiştir.
61. Cumhuriyet Başsavcılığı, 25/5/2005 tarihinde Komutanlığınabir müzekkere yazarak ihbar mektubunda zikredilen kişilerin gerçekte var olupolmadıklarının tespit edilmesini, olaya karıştıklarına dair ipucu bulunmaktaise bu kişilerin ifadelerinin alınmasını istemiştir.
62. Komutanlık görevlilerince yapılan araştırma sonundadüzenlenen tutanakta Uçhisar beldesindeki kişilerceihbar mektubunda ismi geçen V.T. dışındaki kişilerin bilinmediği,Nevşehir'de galericilik yaptığı iddiaedilen İ.G. ve S.nin tespit edilemediği ve A.G.olduğu saptanan Mardinli A.nın Ürgüp'te ikamet ettiğibildirilmiştir.
63. Komutanlıkça 8/6/2005 tarihinde V.T.ninbabası Me.T.nin, İ.Ö. ile aynı mahallede oturan S.B.nin ve mahalle muhtarı B.Ş.ninifadeleri alınmıştır.
i. Me.T. ifadesinde, V.T.nin tahliye olan kardeşini almak için Kayseri'yegittiğini, eskiden V.T.nin maddi durumunun iyiolduğunu, bir yıl kadar önce hastaneden çıkanC.T.nineşi Z.T.nin sağlık durumunun iyi olduğunu beyanetmiştir.
ii. S.B., İ.Ö.nünkaybolması hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir.
iii. B.Ş., ev almak amacıyla V.T. ile Kayseri'ye giden İ.Ö.nün Kayseri'den dönmediğinisöylemiştir.
64. 16/9/2012 tarihinde Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığına İ.Ö.nün kaybolması ile ilgili birihbar mektubu gönderilmiştir. Söz konusu mektupta; İ.Ö.nün oğlu S.Ö.nün dahaönce M.Y.yi vurduğu, bu nedenle M.Y.ninAvustralya'da yaşayan akrabaları A.Y. ile Mu.Y.nin İ.Ö.nün ölümünü ayarladığı, kararın Me.Y.ninevinde alındığı, Kayseri'ye getirilen İ.Ö.nün yükünarasında Me.Y.nin kamyonuyla Irak'a kaçırıldığı veA.Y. ile Mu.Y.nin Me.Y.ye posta yoluyla paragönderdikleri iddia edilmiştir.
65. Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar mektubu nedeniylebaşlattığı soruşturmada 27/9/2012 tarihinde yetkisizlik kararı verip soruşturmaevrakını Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. CumhuriyetBaşsavcılığı da yetkisizlik kararı ile gelen soruşturma evrakını, İ.Ö.nün kaybolması nedeniyle 1995yılından beri yürütülmekte olan soruşturmanın evrakıyla birleştirmiştir.
66. Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2012 tarihli yazısı üzerineKomutanlık; S.Ö., H.A., A.Y., Me.Y., Mi.Y., Mi.Y.nin kızı S.Y., Z.D.(Z.T.), M.D., C.T. ve S.A. (Se.T.) adına kayıtlıtelefon bulunup bulunmadığını araştırarak sonucunu bildirmiştir. AyrıcaKomutanlık, Mu.Y.nin 29/5/2006 tarihinde, M.Y.nin ise 16/3/1970 tarihinde öldüğünü belirtmiştir.
67. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Nevşehir 2. SulhCeza Mahkemesi 26/2/2013 tarihinde, iki telefon hattı yönünden V.T.nin, bir telefon hatıyönünden ise Me.Y.nin iletişiminin üç ay süreyletespitine, dinlenmesine ve kayda alınasına karar vermiştir. Bu karar uyarıncaV.T.ye ilişkin dinlemelerde olayı aydınlatabilecek herhangi bir hususarastlanmamıştır. Me.Y.nin telefon yoluyla kurduğuiletişimin dinlenip dinlenmediği, bu hususta bir tutanağa rastlanmadığındananlaşılamamıştır.
68. 16/9/2012 tarihli ihbar mektubu nedeniyle Komutanlık9/4/2013 tarihinde Me.Y. Meh.Y.ve M.Y.nin iadelerini almıştır.
i. Me.Y. ifadesinde, dayısının oğlu M.Y.nin 1970 yılında İ.Ö.nün oğlu tarafından öldürüldüğünü, bu nedenleeniştesinin babası ile aralarının bozulduğunu, dayısının oğlu Mu.Y.nin 2006 yılında vefat ettiğini, Mu.Y.ve A.Y.nin kız kardeşleri H.A.nınKayseri'de ikamet ettiğini ve İ.Ö.nün kaybolmasıhakkında bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
ii. Mi.Y. ve Meh.Y.de olay hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylemişlerdir.
69. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Komutanlık; V.T.nin, V.T.nin oğlu E.T.nin, V.T.nin babası Me.T.nin, V.T.nin annesi A.T.nin, V.T.nin kardeşleri M.T.,Ş.T., Y.T., F.T. ve C.T.nin mal varlığını araştırıp16/4/2013 tarihinde tutanağa bağlamıştır. Söz konusu tutanakta; V.T.nin 1987 yılında başladığı toptan hediyelik eşya işini31/12/2000 tarihinde bıraktığı, 1997-2003 yılları arasında belediyeye ait biryeri piknik alanı ve lokanta içeren bir kamp olarak işlettiği, tutanaktarihinde Uçhisar beldesinde bir otel işlettiği,resmî kayıtlara göre bahse konu otelin bir şirkete ait olduğu, bu şirketinortaklarının E.T. ile Azerbaycan vatandaşı A.A. olduğu, E.T.nin27/11/2007 tarihinde ortak olduğu bir şirketin 31/12/2010 tarihinde faaliyetineson verdiği, E.T.nin ayrıca İstanbul'da faaliyetgösteren bir şirketin ortağı olduğu, E.T. adına İstanbul'un Şişli ilçesinde birtaşınmaz bulunduğu ve E.T.nin Se.Ö.adına kayıtlı P... marka bir arazi taşıtını kullandığı belirtilmiştir.
70. Başvurucu 6/6/2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınaverdiği dilekçede; kendileriyle yıllardır konuşmadıkları Me.Y.ve ailesinin birden kendilerine yakın davranmaya başladıklarını, Me.Y.nin kardeşi F.Y. ile onun çocuklarının ve özellikle H.T.nin konu hakkında bilgi sahibi olduklarını düşündüğünü,kardeşi E.Ö.ye söylediğine göre H.T.nin baskı altında tutulduğunu, dövüldüğünü, iğne ileuyuşturulduğunu, ahıra bağlandığını ve tehdit edildiğini, ayrıca daha önceevlerine gelip giden iki kadının H.A. ve Mi.Y.olduğunu tahmin ettiğini ileri sürmüştür.
71. Cumhuriyet Başsavcılığı, İ.Ö. adına kayıtlı telefon hattının15/1/1995 ile 25/1/1995 tarihleri arasında hangi telefon hatlarından arandığınadair kayıtların gönderilmesi için 5/9/2013 tarihinde Bilgi Teknolojileri veİletişim Kurumu, Nevşehir İl Telekom Müdürlüğü ve Ankara İl Telekom Müdürlüğünemüzekkereler yazmıştır. Söz konusu müzekkerelere verilen cevaptan, aramakayıtları tutulsa da aranma kayıtlarının tutulmadığı ve tutulan detaykayıtlarının bir yıl muhafaza edildiği öğrenilmiştir.
72. Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/9/2013 tarihinde ifadesi alınanMe.Y.; İ.Ö.nünamcasının oğlu olduğunu, M.Y.nin ise dayısının oğluolduğunu, 1986 yılında yurt dışı taşımacılığını bıraktığını, 1996 yılında dakamyonunu sattığını, M.Y.nin öldürülmesi nedeniyleİ.Ö.ye husumet beslemediğini ve V.T.yi tanımadığını beyanetmiştir.
73. Cumhuriyet Başsavcılığı, Me.Y.nin eşiH.Y.yi 9/9/2013 tarihinde tanıksıfatıyla dinlemiştir. H.Y. ifadesinde, M.Y.ninöldürülmesi nedeniyle kan davası meydana gelmediğini, M.Y.ninölümünden sonra onun ailesinden intikam almak istediğini, buna eşinin engelolduğunu, evlerinde İ.Ö. hakkında herhangi bir karar alınmadığını ve V.T.yi tanımadığını söylemiştir.
74. Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/9/2013 tarihinde yenidendinlenen A.Ö.,olaydan sonra yaptığı araştırmalardan, V.T.nin babasıyla sık sık görüştüğünü, V.T.ninbabasından birkaç kez borç aldığını, V.T.nin babasınakadın ayarladığını, babasının başka kişilere de faizle borç para verdiğini veolay günü babasının tüm parasını toplayıp ev almak amacıyla V.T. ile birliktegittiğini öğrendiğini, 2004 ve 2012 yıllarında ihbar mektubu gönderen kişilerinkim olduğunu bilmediğini, ilk ihbar mektubunun doğru olduğunu düşündüğünü,sonraki ihbar mektubunun ise olayı saptırmak amacıyla gönderildiğinideğerlendirdiğini ve olaydan sonra buldukları eşarbın hâlen incelenmediğinisöylemiştir.
75. Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/9/2013 tarihinde ifadesialınan E.Ö., babasının kaybolduğu tarihte 71 yaşında olduğunu, 1991 yılındaprostat ameliyatı geçirdiğini, bu nedenle babasının başka kadınlarla ilişkisiolduğuna dair iddiaların doğru olmadığını, babasının başkalarına faizle ödünçpara da vermediğini, 2004 yılında gönderilen ihbar mektubunda bahsi geçenkişilerden sadece V.T.yi tanıdığını, babasınınöldürülmesi olayında H.A., Me.Y. ve H.A.nın kardeşlerinin rolü olduğunu düşündüğünü, H.A.olduğunu tahmin ettiği bir kadının İ.Ö.nün duaokuması için 1992 yılında evlerine geldiğini, bu kadının yanında bir de çocukolduğunu, babası dua okurken kadının çocuğuna bakarak eliyle boğma işaretiyaptığını, evlerinden çıkarken yaptığı işaretin sebebini sorduğu kadınınkendisini dövmekle itham ettiğini, babasına kadının kim olduğunu sorduğunuancak babasının kadını tanımadığını söylediğini, babası kaybolduktan dört beşgün sonra babasına ait evin telefonunu arayan bir kadının "Ekmek göndereyim mi, un göndereyim mi, aç mısın?"gibi sorular sorduğunu, o esnada telefon eden kişinin bulunduğu yerden müziksesi geldiğini ve bu olayın babasının öldürülmesi ile bir ilgisininolabileceğini beyan etmiştir.
76. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Nevşehir 2. SulhCeza Mahkemesi 10/9/2013 tarihinde, A.Ö.den alınankan örneği ile adli emanete kayıtlı eşarp üzerindeki leke üzerinde ATK AnkaraGrup Başkanlığınca moleküler genetik inceleme yapılmasına karar vermiştir.
77. Cumhuriyet Başsavcılığı, V.T.nin24/1/1995 tarihinde M.T.yiziyaret edip etmediği, M.T.nin hangi tarihte tahliyeedildiği, M.T.nin kefaletle tahliye olup olmadığı vekefalet söz konusu ise bunun miktarının ne olduğu hususlarında KayseriCumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazmıştır. Bu müzekkereye verilen23/9/2013 tarihli cevaptan, M.T.nin 30/1/1995tarihinde tahliye olduğu ancak 1995 yılına ait tutuklu kayıt defteri ileziyaret defterinin bulunamaması nedeniyle sorulan diğer hususların bilinmediğianlaşılmıştır.
78. ATK Ankara Grup Başkanlığı 8/10/2013 tarihli raporunda,eşarp üzerindeki lekeden kadın cinsiyetli DNA profili elde edildiği ve buprofilin A.Ö.nün DNA profiliile uyumlu olmadığı belirtilmiştir.
79. Cumhuriyet Başsavcılığı, istinabe suretiyle H.A.nın ifadesini aldırmış ve 1992yılında İ.Ö.nün evine gelen kadının H.A. olupolmadığı hususunda E.Ö.ye teşhis işlemi yaptırmıştır.
i. H.A. ifadesinde; V.T.yitanımadığını, ihbar mektuplarını kimin yazdığını bilmediğini, ağabeyi M.Y.nin 1970 yılında İ.Ö.nün oğluS.Ö. tarafından öldürüldüğünü ve bu nedenle İ.Ö.yükesinlikle ziyaret etmediğini söylemiştir.
ii. E.Ö., 1992 yılında evlerine gelen kadının H.A. olduğunuteşhis edememiştir.
80. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 27/12/2013 havaletarihli dilekçesinde S.Ö., soruşturmayla ilgili başka hususlar yanında A.Ö.nün torunu Ah.Ö.nünkendisini telefonla aradığını ve Ah.Ö.den duyduğunagöre A.Ö.nün Ah.Ö.ye İ.Ö.nünmezarının Yozgat'ın Sarıkaya ilçesine bağlı bir köyde bulunduğunu söylediğiniiddia etmiştir.
81. E.Ö. 13/1/2014 tarihli bir dilekçeyle İ.Ö.nün 1994 yılı Aralık-1995 yılı Mart ayları arasınaait ayrıntılı telefon çağrı bilgileri dökümünü Cumhuriyet Başsavcılığınavermiştir. Yalnızca İ.Ö.nünaramalarına ilişkin kayıtların yer aldığı anlaşılan söz konusu dökümlerde20/1/1995 ile 29/1/1995 tarihleri arasına ait herhangi bir kayıt yeralmamaktadır.
82. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/3/2014 tarihinde, V.T.nin ifadesini almıştır. V.T., İ.Ö. ile Ankara'ya gitmekonusunda yüz yüze veya telefonla konuşmadığını, İ.Ö.nünne zaman Kayseri'den döneceğini söylemediğini, "Kimseye haber vermeyin, birkaç güne gelir" şeklinde birsöz söylemediğini, İ.Ö.nün üzerinde, dilekçelerdebelirtilen kadar para olduğunu bilmediğini, yerde kar olması ve arabanınbulunduğu yerden çıkarılamaması nedeniyle kardeşinin İ.Ö.nünevinin önünden geçtiğini yoksa kardeşinin İ.Ö.nünpenceresini dinlerken yakalandığı iddiasının doğru olmadığını, M.T.nin beraat etmesi nedeniyle tahliye olduğunu, kefaletödemediklerini, İ.Ö.ye veya İ.Ö.nün eşine Ankara'yagideceğini söylemediğini, Kayseri'ye Avanos ilçesi Kalaba beldesi üzerindengittiğini, İ.Ö.yle telefon görüşmesi yapıpyapmadığını hatırlamadığını, İ.Ö.nün ev alacağını bilsede nereden ev alacağını bilmediğini, M.D.yi tehditetmediğini ve yanlış adamı ortadan kaldırdığına dair bir söz söylemediğini, Z.T.nin iddialarını kabul etmediğini, 1995 yılındahediyelik eşya dükkânı ile bir kafesinin olduğunu, ayrıca arabasının olduğunu,2004 yılında gönderilen ihbar mektubundaki bahsi geçen kişileri tanımadığını veİ.Ö.nün öldürülmesiyle bir ilgisinin olmadığınısöylemiştir.
83. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Komutanlıkgörevlilerince yapılan araştırma sonunda düzenlenen 14/7/2014 tarihlitutanakta, 2004 yılında gönderilen ihbar mektubunda isimleri geçen kişilerhakkında veya bu kişiler ile V.T. arasında herhangi bir irtibat bulunupbulunmadığı konularında bilgi edinilemediği belirtilmiştir.
84. Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar mektuplarında yer alaniddialar hakkında somut bilgi ve belgeye rastlanmadığı, V.T.niniletişimi dinlenip kayda alınsa da herhangi bir delil elde edilemediği, olaytarihine ilişkin telefon kayıtlarının teknik nedenlerle getirtilemediği,emanete alınan eşarptaki kan lekesinin ait olduğu kişiyle İ.Ö. arasında soybağı ilişkisi kurulamadığı, V.T.nin M.T.yi ziyaret edip etmediği konusunda bilgi edinilemediğive müştekilerin şüphelilerin şüpheli davranışlarına ilişkin soyut iddiaları ilekim tarafından gönderildiği belli olmayan imzasız ihbar mektupları haricindekasten öldürme suçu nedeniyle kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacakdelil edilemediği gerekçesiyle 30/10/2014 tarihinde şüpheliler Me.Y., V.T., F.T., S.A. (S.T.), C.T. ve Mi.Y.hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
85. Başvurucu; V.T.nin babasıkaybolmadan önceki ve sonraki mal varlığına, M.T.ninyüklü bir kefalet ödenerek tahliye olduğuna, M.D., Ö.A., Me.Y.,Mi.Y. ve Z.T.ninbeyanlarına, annesinin ifadelerine ve V.T.ninifadeleri arasındaki çelişkilere dikkat çekipzamanaşımısüresinin dolmasına az bir süre kala kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmesinin düşündürücü olduğunu ileri sürerek ek kovuşturmaya yer olmadığınadair karara itiraz etmiştir.
86. Başvurucunun itirazı, Nevşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin(Hâkimlik) 26/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
87. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara E.Ö ve S.Ö.tarafından yapılan itirazlar da Hâkimliğin 3/12/2014 ve 26/12/2014 tarihlikararlarıyla reddedilmiştir.
88. Başvurucunun itirazının reddine dair Hâkimlik kararı30/1/2015 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiş ve2/3/2015 tarihindebireysel başvuru yapılmıştır.
89. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmaya konu fiilin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varıp suçtarihinde yürürlükte olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndakasten öldürme suçu içinöngörülen dava zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu ve bu sürenin dolduğugerekçesiyle 3/12/2015 tarihinde, kimlik bilgileri tespit edilemeyenşüpheli/şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
90. Bahsedilen karar başvurucu vekiline 25/12/2015 tarihindetebliğ edilmiştir.
91. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine, Komutanlık veEmniyet Müdürlüğü, soruşturmanın başından sonuna kadar geçen süre zarfındabelli aralıklarla tuttukları İ.Ö.nünaramalara rağmen bulunamadığına ve/veya faillerin tespit edilemeyiparaştırmaların devam ettiğine dair tutanakları Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişlerdir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
92. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1/6/1926 tarihli ve 765sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun kasten öldürme suçunu düzenleyen 448. maddesi şöyledir:
"Her kim bir kimseyi kasden öldürürse on sekiz seneden yirmi bir seneye kadarağır hapis cezasına mahkum olur."
93. 765 sayılı mülga Kanun'unkasten öldürme suçununnitelikli hâllerini düzenleyen 449. maddesi şöyledir:
"Öldürmek fiili:
1 - Karı, koca, kardeş, babalık, analık ve evladlık,kayınbaba ve kaynana ve damad ve gelinler haklarındaeşlenirse,
2- Vazifesini yaptığı sırada veya vazifesiniyapmasından dolayı Devlet memurlarından biri aleyhine icra olunursa,
3 - Zehirlemek suretile yapılırsa,
Fail yirmi iki seneden yirmi dört seneye kadarağır hapis cezasına mahkum olur."
94. 765 sayılı mülga Kanun'un kasten öldürme suçunun niteliklihâllerini düzenleyen 450. maddesi şöyledir:
"Öldürmek fiili,
1 - Usul veya füruudan biri aleyhine işlenirse,
2 - Büyük Millet Meclisi azasından biri aleyhine ika edilirse,
3 - Canavarca bir his sevkiyle veya işkence ve tazip ile ika edilirse,
4 - Taammüden icra olunursa,
5 - Birden ziyade kimseler aleyhine işlenirse,
6 - Yangın, su baskını ve gark gibi yedinci babın birinci faslından beyanolunan vasıtalarla yapılırsa,
7 - Velevki husule gelmiş olmasın diğer bircürmü hazırlamak veya kolaylaştırmak veya işlemek için ika olunursa,
8 - Başka bir cürmün işlenmesi akabinde o cürümden hasıl olacak faideyi elde etmek veya bu gayeye vusul maksadiyleyapılan ihzaratı sağlamak için işlenmiş olursa,
9 - Bir cürmü gizlemek veya delil ve emarelerini ortadan kaldırmak veyakendisinin veyahut başkasının cezadan kurtulmasını temin etmek maksadiyle vukua getirilirse, fail ölüm cezasına mahküm edilir. "
95. 765 sayılı mülga Kanun'un taksirle öldürme suçunu düzenleyen 455. maddesi şöyledir:
"Tedbirsizlik veyadikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik veya nizamatve evamir ve talimata riayetsizlik ile bir kimseninölümüne sebebiyet veren şahıs bir seneden dört seneye kadar hapse ve otuzliradan iki yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkümolur.
Eğer fiil bir kaçkişinin ölümünü mucib olmuş veya bir kişinin ölümiyle beraber bir veya bir kaç kişinindemecruhyetine sebebiyet vermiş ve bu yaralanma 456 ncı maddenin ikinci fıkrasında beyan olunan derecedebulunmuş ise iki seneden sekiz seneye kadar hapis ve iki yüz liradan aşağıolmamak üzere ağır cezayı nakdiye mahküm olur."
96. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten öldürme" kenar başlıklı 81.maddesi şöyledir:
"(1) Bir insanı kastenöldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."
97. 5237 sayılı Kanun'un "Niteliklihaller" kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:
"(1) Kasten öldürmesuçunun;
a) Tasarlayarak,
b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veyabombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veyakardeşe karşı,
e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımındankendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,
g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevinedeniyle,
h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadankaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
i) (Ek:29/6/2005 -5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğuinfialle,
j) Kan gütme saikiyle,
k) Töre saikiyle,
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası ile cezalandırılır."
98. 5237 sayılı Kanun'un "Taksirleöldürme" kenar başlıklı 85.maddesi şöyledir:
"(1) Taksirle birinsanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya dabir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişininyaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeşyıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
99. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Bir suçun işlendiğini öğrenenCumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka birsuretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar."
B. Uluslararası Hukuk
100. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklananhak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."
101. Sözleşme'nin "Yaşamhakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
102. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yakınlarınınkaybolduğunu ileri süren pek çok kişinin Sözleşme'nin 2. maddesinin ihlaledildiğine ilişkin başvurularını incelemiştir. Bu başvuruların tamamınayakınında kaybolmanın gözaltı sırasında gerçekleştiği ve/veya devletin korumayükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilmiştir.
103. Gözaltı sırasında kaybolmaya ilişkin iddiaları incelerkenAİHM, öncelikle delillerin değerlendirmesini ve olayların tespitini yapmakta vebunu yaparken her türlü makul şüpheninötesindeki kanıt kriterini uygulamaktadır. AİHM'egöre bu tür bir delil yeteri kadar ciddi, açık ve birbiriyle uyumlu bir diziemareden ya da çürütülemeyecek karinelerden oluşabilir; ayrıca delillerintoplanması sırasında tarafların tutumu da dikkate alınabilir (Cülaz ve diğerleri/Türkiye, B. No: 7524/06,39046/10, 15/4/2014, §§ 167-171; Tekçi vediğerleri/Türkiye, B. No: 13660/05, 10/12/2013, §§ 89-93).
104. Başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makulşüphenin ötesinde kanıt unsuru bulunmuyorsa AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesininmaddi boyutunun ihlal edilmediğine karar vermektedir (Şeker/Türkiye, B. No: 52390/99, 21/2/2006,§§ 63-66; Aydın Eren ve diğerleri/Türkiye,B. No: 57778/00, 21/2/2006, §§ 35-46).
105. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dairmakul şüphenin ötesinde delil bulunması hâlinde ise devletlerden-görevlilerinin ölümcül güce başvurmalarını haklı gösterecek niteliktegerekçeler dâhil- yeterli ve ikna edici açıklamalar sunmasını beklemekte ve butür bir açıklama yapılmaması hâlinde davalı devlet aleyhine olumsuz sonuçlarçıkarma hakkına sahip olduğunu vurgulamaktadır (Cülaz ve diğerleri/Türkiye, §§ 170, 173; Tekçi ve diğerleri/Türkiye, §§ 92, 95).
106. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dairmakul şüphenin ötesinde delil bulunsa bile, kayıp kişinin ölmüş olduğukanaatine ancak davanın kendi koşulları içinde yapılacak bir değerlendirmedensonra varılabileceğini ve bu bağlamda kişinin son kez görüldüğü tarihin önemlibir unsur olduğunu hatırlatmaktadır (Varnava ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No: 16064/90... § 143;Vagapova ve Zoubirayev/Rusya,B. No: 21080/05, 26/2/2009, §§ 85-86). Diğer taraftan AİHM'egöre kayıp kişiden en son haber alındığı tarihten itibaren geçen süre, kayıpkişinin ölü kabul edilmesine karar verilebilmesi için tek başına yeterlideğildir. Ölümün kabul edilebilmesi için kaybolma olayının hangi şartlardagerçekleştiğinin ve mağdurun silahlı çatışmanın hangi tarafında yer aldığınında dikkate alınması gerekir (Timurtaş/Türkiye,B. No: 23531/94, 13/6/2000, §§ 82, 83; Osmanoğlu/Türkiye,B. No: 48804/99, 24/1/2008, §§ 55-58).
107. AİHM; Vagapova ve Zoubirayev/Rusya başvurusunda,hayatını tehlikeye atan koşullarda dört yılı aşkın bir süreden beri kayıp olangenç bir kişinin öldüğünü varsaymıştır. AİHM, Tanışve diğerleri/Türkiye (B. No: 65899/01, 2/8/2005, § 210) başvurusundada hayatlarını tehlikeye atan koşullarda jandarma karakolunda gözaltınaalınmalarının ardından dört yıldan fazla bir süreden beri kayıp olan ikikişinin ölmüş olabileceği yönündeki varsayımı kabul etmiştir.
108. AİHM, başvurucuların, yakınlarının korunmadığına yönelikşikâyetlerini incelerken öncelikle Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. fıkrasınındevlete kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin yaşamını korumaya yönelikgerekli tedbirleri alma yükümlülüğüyüklediğine işaretetmektedir. AİHM, kolluğun görevini yerine getirirken karşılaştığı zorluklar,insan davranışlarının öngörülmezliği ve önceliklerile kaynaklar açısından yapılması gereken fiili seçenekler gözönünealındığında yaşamı korumaya yönelik bu pozitif yükümlülüğün kapsamının ilgilimakamlara katlanılamaz ve aşırı bir yük getirmeyecek şekilde yorumlanmasıgerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, alınan tehditler nedeniyle duyulan kaçırılmaendişesi yetkili makamlar önünde dile getirilmemişse -böyle bir durumun varlığıhâlinde- başvurucuların yakınlarının yaşamı için doğrudan ve gerçek bir tehlikebulunmadığına da ilave olarak değinip yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlaledildiğine ilişkin iddiayı açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Kadriye Ceylan/Türkiye (k.k.), B. No: 22261/10, 6/1/2015, §§ 153-157; Nebahat Tüzer ve MuhammedSait Tüzer/Türkiye (k.k.),B. No: 22519/06, 17/12/2013, §§ 55-59).
109. AİHM, başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dairmakul şüphenin ötesinde kanıt bulunan başvurular yanında bu niteliktedelillerin bulunmadığı başvurularda da başvurucuların yaşam hakkının etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine yönelikşikâyetlerini incelemiştir. Hatta başvurucuların yakınlarının gözaltınaalındığına dair bir iddialarının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarınınyaşamı için doğrudan ve gerçek bir tehlikenin mevcut olmadığı bir başvuruda,yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti incelemiştir(başvurucuların yakınlarının gözaltına alındığına dair makul şüphenin ötesindekanıt bulunmayan durumlarda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğineyönelik iddiaların incelendiği başvurular için bkz. Bozkır ve diğerleri/Türkiye, B. No: 24589/04, 26/2/2013; Toğcu/Türkiye, B. No: 27601/95, 31/5/2005, §109; gözaltı iddiasının bulunmadığı ve başvurucuların yakınlarının yaşamı içindoğrudan ve gerçek bir tehlike bulunmayan bir durumda yaşam hakkının usulboyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelendiği başvuru için bkz. Nebahat Tüzer ve MuhammedSait Tüzer/Türkiye başvurusu).
110 AİHM, sözü edilen incelemeleri yaparken, ilk önceSözleşme'nin 2. maddesini, Sözleşme'nin 1. maddesiyle birlikte yorumlayarakdevletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğününbulunduğunu hatırlatmakta ve bu yükümlülüğün öldürme eyleminin bir devletgörevlisi tarafından gerçekleştirildiğinin açık olduğu davalarla sınırlıolmadığına dikkat çekmektedir (Bozkır vediğerleri/Türkiye, § 56; Şeker/Türkiye,§ 67; Toğcu/Türkiye, § 109).
111. AİHM, soruşturmanın sorumlu kişilerin tespiti vecezalandırılmasını sağlama bakımından da etkili olması gerektiğini ancak buyükümlülüğün bir sonuç yükümlülüğü olmadığını, yetkili makamların olaya ilişkintüm kanıtları toplamak için mümkün olan makul önlemlerin tamamını almalarıgerektiğini ve soruşturmadaki ölüm nedenini ya da sorumlu kişinin tespitiniengelleyen herhangi bir kusurun bu standarda uymama tehlikesi yaratacağınıbelirtmektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,§ 57; Toğcu/Türkiye, § 110). Ayrıca soruşturmanınmakul bir süratle yürütülmesi gerektiğine işaret eden (Şeker ve diğeleri/Türkiye,§ 68; Toğcu/Türkiye, § 111); yaşamı tehdit edenkoşullarda ortadan kaybolan kişiden haber alınmadan geçen süre uzadıkça sözkonusu kişinin ölmüş olma ihtimalinin yükseldiğini kabul etmektedir (Tahsin Acar/Türkiye [BD], B No: 26307/95,8/4/2004, § 226).
112. Son olarak AİHM, anılan ilkelerin hayati tehlike arz edenkoşullar altında kaybolan kişilere yönelik başvurular için de geçerli olduğunubelirterek başvuruya konu edilen ve etkisiz olduğu ileri sürülen soruşturmayıincelemektedir (Bozkır ve diğerleri/Türkiye,§ 58; Şeker/Türkiye, § 69; Toğcu/Türkiye, § 112).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
113. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
114. Başvurucu; babasının kaybolması ile ilgili soruşturmanın etkisizyürütüldüğünü, soruşturmadaki özensizlik nedeniyle delillerin kaybolduğunu,yeterli derecede şüphe oluşturacak delil bulunmasına rağmen kamu davasıaçılmadığını ve soruşturmanın zamanaşımına uğratıldığını belirterek yaşam veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamdabaşvurucu; babasının üzerinde yüklü miktarda döviz taşırken V.T. isimli kişiylebirlikte Kayseri'ye gittiğini, olay günü akşamı V.T. geri dönse de babasınıngeri dönmediğini, olay günü V.T.nin Kayseri'de fazlamiktarda döviz bozdurduğunu ve olay tarihinden sonra V.T.ninmal varlığında önemli ölçüde kaynağı belirsiz artış olduğunu iddia etmiştir.Başvurucu V.T.nin ifadesinin olaydan ancak on yedigün sonra alınmasından, şüpheli V.T.nin birakrabasının babasının üzerindeki paralar alındıktan sonra öldürüldüğüne ilişkin beyanlarınındeğerlendirilmemesinden, adli emanette bulunan eşarptaki kanın yıllar sonraincelettirilmesinden, zamanında istenmediği için telefon kayıtlarınınincelenememesinden, haklı taleplerinin dikkate alınmamasından ve soruşturmasüresinin uzunluğundan yakınmıştır.
B. Değerlendirme
1. Uygulanabilirlik Yönünden
115.Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, yaşama...hakkına sahiptir."
116. Anayasa'nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
117. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failinamacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayınıngerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesimümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:2013/2030, 26/6/2014, § 20).
118. Nitekim Anayasa Mahkemesi elektrik akımına kapılma sonucumeydana gelen yaralanmaların konu edildiği iki başvuruyu (Hüseyin Münüklü,B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47; GürkanKaçar ve diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017, § 50),başvurucunun hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan ve üçüncü kişi tarafındangerçekleştirilen silahlı saldırı olayının konu edildiği başvuruyu (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,§§ 111), kolluk görevlileri tarafından silahlı güç kullanılması sonucundabaşvurucuların yaralanmalarına ilişkin bir başvuruyu (Mustafa Çelik ve SiyahmetŞeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 71) ve kamuoyunda bilinengörüşleri nedeniyle marjinal bir grubun tepkisini çeken başvurucunun yaşamınayönelik tehditlerin konu edildiği başvuruyu (BaskınOran, B. No: 2014/4645, 18/4/2018, § 62) başvurulara konu olayın koşullarını dikkate alarak yaşamhakkı kapsamında incelemiştir.
119. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, bir kişinin gözaltında ikenkaybolduğu iddiası hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkin birbaşvuruyu (Birsen Gülünay,B. No: 2013/2640, 21/4/2016) yaşam hakkı kapsamında incelemiştir.
120. Somut olayda başvuru, ne ölen bir kişinin yakınlarıtarafından ne de yaşamsal bir tehlikeye maruz kalan bir kişinin kendisitarafından yapılmıştır. Mamafih başvurucu ve ailesi 24/1/1994 tarihinden beri İ.Ö.den haber alamamıştır. Ayrıca kimin tarafındangönderildiği tespit edilemeyen iki farklı ihbar mektubunda İ.Ö.nün öldürüldüğüne dair iddialar yer almıştır. Bütünbu hususlar ile başvurucunun iddialarını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, somutolayın koşullarında İ.Ö.nünkaybolması ile ilgili somut başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
2. İncelemenin KapsamıYönünden
121. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, uzun süredenberi kendisinden haber alamadığı yakınının kaybolması hakkında yürütülensoruşturmanın etkisizliğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun bütüniddiaları, yalnızca yaşam hakkı kapsamında incelenmiş olup adil yargılanmahakkı kapsamında ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.
122. Başvurucunun, babasının devlet görevlileri ve/veya bugörevlilerle iş birliği hâlindeki kişiler tarafından kaçırıldığına ve bukişilerce yaşamı tehdit eden tehlikelere maruz bırakıldığına, kaybolmadan öncekamu görevlileri veya üçüncü kişilerce tehdit edildiğine, bu durumdan kamumakamlarının haberdar olduğuna dair herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Bunedenle inceleme, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutu kapsamında yapılmıştır.
3. Kabul EdilebilirlikYönünden
123. Anayasa Mahkemesi, bugüne değin üçüncü kişilercegerçekleştirilen eylemler sonucu meydana gelen ölümler veya yine mağdurlarıhayati tehlikeye maruz bırakan üçüncü kişilerin eylemleri hakkında yürütülensoruşturmaların etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlaledildiğine yönelik birçok şikâyeti incelemiştir: Nefise Erdoğan ve Abdurrahman Erdoğan, B. No: 2014/4616,7/2/2018; Yasin Ağca kararı; Asım Yönemli ve diğerleri,B. No: 2014/8591, 6/4/2017; Doğan Demirhan,B. No: 2013/3908, 6/1/2016. Bu başvuruların tamamında yaşam hakkının usulboyutunu incelemiş olup son başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun ihlaledildiğine karar vermiştir.
124. Somut olayda, başvurucunun babasının kaybolduğunu öğrenenCumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır (bkz. §12). Başvurucunun katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığı bahsekonu soruşturmada olay hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerin ifadelerialınmıştır (bkz. §§ 16, 21, 22, 31, 34). Başvurucunun babasını Kayseri'yegötürdüğü iddia edilen kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış ve arabasıaranmıştır (bkz. §§ 15, 18 ve 82). Başvurucunun babasının akıbeti ile ilgiliaraştırmalar yapılmıştır (bkz. §§ 14, 27, 30, 34, 35, 47, 48, 52, 78).Başvurucunun babasının V.T. tarafından öldürüldüğüne veya en azından V.T.nin kayıp olayıyla bağlantılı olduğuna dair iddianın vebaşvurucunun babasının öldürüldüğüne dair farklı tarihlerde gönderilen ikiihbar mektubunda yazılı hususların doğru olup olmadığı da araştırılmıştır (bkz.§§ 32, 33, 43, 45, 46, 60, 61, 62, 63, 67, 68, 69, 71, 72, 73, 77, 79).Ne varki kasten öldürme suçu için kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin sonuna kadaryürütülen soruşturmada başvurucunun babasının akıbetinin ne olduğuyla ilgilisomut bir delil tespit edilemediği gibi İ.Ö.nünöldürüldüğü sonucuna varmaya imkân veren herhangi bir iz de bulunamamıştır.
125. Yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili yükümlülüğün bir amaçyükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğunu dikkatealan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yakınının ortadan kaybolması hakkındayürütülen soruşturmanın derinliğinden şüphe duyulmasını gerektirir bir neden bulunmadığıve yapılan tespitler ışığında İ.Ö.nünbulunamaması hâlinde dahi söz konusu soruşturmanın kendi bütününde tatmin ediciolduğu kanaatindedir.
126. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 28/11/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.