TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET BARANSU BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2016/11380)
Karar Tarihi: 26/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Mehmet BARANSU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının; gazetecilik faaliyeti ve ifade özgürlüğükapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen (SoruşturmaNo: 2014/116320) bir soruşturma kapsamında Başsavcılığın talebi üzerineİstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/2/2015 tarihli kararı ile “[başvurucu tarafından] teslim edilen 19 kopya CD ve 4 adet DVD içerisindedevletin güvenliği ve askeri yararları açısından Egemen Harekat Planı ileilgili ‘çok gizli’ gizlilik derecesine haiz olduğu tespit edilen belgeleri 1.Ordu Komutanlığından izinsiz dışarıya çıkaran kişilerin şüpheli Mehmet Baransu ile eylem birliği içinde suç örgütü faaliyetikapsamında hareket ettikleri, şüphelinin devletin güvenliğine ilişkin belgeleritemin ettiği, çok gizli belgeler olduğunu bilmesine rağmen bu belgeleri yetkilimakamlara iade etmeyerek kendisine suret aldığı ve orijinallerini beyanına göreimha ettiği, devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileriaçıkladığı …” gerekçelerine dayanılarak başvurucunun konutunda veeklentilerinde, kullandığı araçlarında ve üzerinde arama yapılmasına kararverilmiştir. Yapılan arama sonucunda çok sayıda CD, DVD, resmî yazışma, askerîyazışmalar ile olayla ilgili olabilecek nitelikte (olduğu değerlendirilen) “Plan Çalışması 27-28 Ocak 2003, Bilgi Destek Planı,İrtica Eylem Planı, 3. Kolordu Komutanlığının 1. No’luHarekât Planı, 1. Ordu Plan Semineri, 1. Ordu Plan Semineri 2003” (isimli)askerî belgelerin bulunduğu anlaşılmıştır.
12. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 1/3/2015 tarihindegözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle MücadeleŞube Müdürlüğünde 2/3/2015 tarihinde müdafiinin hazırbulunmasıyla ifade vermiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucuyasuçlandığı olayların açıklandığı, Genelkurmay Başkanlığı ile yapılanyazışmaların içeriği hakkında bilgi verildiği görülmektedir. İfade alma işlemikapsamında başvurucuya yirmi sekiz soru yöneltilmiştir. Başvurucuya genelolarak Taraf gazetesinde yayımlanan habere konu bir kısım belgenin İstanbulCumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. madde ile görevli) teslimine ilişkintutanaklarda yer alan imza ve beyanların kendisine ait olup olmadığı, haberlereilişkin belge ve dijital verileri nasıl ve/veya kimden temin ettiği sorularıyöneltilmiştir. Başvurucu; anılan sorulara, söz konusu tutanaklardaki imza vebeyanların kendisine ait olduğu, haberlere ilişkin belge ve dijital verilerinkendisine emekli asker olduğunu söyleyen bir kişi tarafından iki ayrı tarihteteslim edildiği, kendisinin bu belgeleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınateslim ettiği şeklinde cevaplar vermiştir.
14. Bunların yanı sıra başvurucuya, devletin güvenliği ya da içveya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken ve ifşası hâlindedevletin savaş hazırlıklarını, savaş etkinliğini veya askerî hareketlerinitehlikeye sokabilecek nitelikteki çok gizlibelgeleri gazetede kimlerle birlikte incelediği, bu nitelikteki hangibelgelerin çıktısını kimlerle birlikte aldığı, tarama işlemini kimlerlebirlikte yaptığı, anılan belgeleri neden imha ettiği, neden belgeleri teminedince doğrudan yetkili makamlara teslim etmediği sorularının da yöneltildiğigörülmektedir. Başvurucu; bu belgeleri aynı gazetede birlikte çalıştığıgazeteciler A.A., Y.Ç., Y.O., K.T. ve ismini hatırlamadığı bir gazeteci ilebirlikte incelediğini, belgelerin çıktısını almadıklarını ve tarama işlemiyapmadıklarını, darbe planı haricindeki hiçbir belgeyi yayımlamadıklarını,kendisine teslim edilen belgeler arasında savaş planlarının da bulunduğunu, tümbelgeleri Savcılığa teslim ettiğini, yayımlanan haber sonrasında yapılanyargılama sırasında veya sonradan yapılan haberlerde bu nitelikteki bir belgeninortaya çıkmadığını, inceledikleri orijinal belgeleri imha etmediklerini vedevlet yetkililerine teslim ettiklerini, haber amaçlı aldıkları CD’lerinkopyalarını sonradan imha ettiklerini, yayımlanan haberlere konu kopyabelgeleri gazete yönetimiyle birlikte incelediğini, sonradan kendisine verilenorijinal belgeleri ise kimseyle paylaşmadan devlet kurumlarına teslim ettiğini,yargılama dosyasındaki bazı belgelerin örneğinin kendisinde de bulunduğunu,kendisine verilen tüm ses kasetlerini de devlet kurumlarına teslim ettiğini, yayımladığı“Karargâh”isimli kitabında bu kayıtların bazı kopyalarındaki belgelere yer verdiğini,yine bu kopyaların bazı gazetelere de verildiğini, bu ses kayıtlarının çok dahafazlasının başka kişilerce televizyonlarda ve internette yayımlandığını beyanetmiştir.
15. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2/3/2015 tarihinde;başvurucunun suç örgütü faaliyeti çerçevesinde eylem birliği içinde hareketettiğini, kimlik bilgileri bu aşamada tespit edilemeyen şüphelilerden devletingüvenliğine ilişkin belgeleri temin ettiğini, devletin güvenliği ve askerîyararları bakımından çok gizlisuça konu belgeleri -belgelerin önemini ve çokgizli niteliğini bilmesine rağmen- yetkili makamlara iade etmeyip bubelgelerden kendisine suret aldığını, ifadesine göre orijinallerini imhaettiğini, devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileriaçıkladığını belirterek suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğineilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma,devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, devletin güvenliğineve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamasuçlarından tutuklanmasını talep etmiştir.
16. Başsavcılığın tutuklama talep yazısında ayrıca aşağıdakitespit ve değerlendirmeye yer verilmiştir:
“…Şüpheli Mehmet Baransu tarafından İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına bavul içerisinde 10 adet seminer ses kaydının da bulunduğu seskasetleri teslim edilmiş olup ses kasetleri üzerlerinde 1/10’dan 10/10’a kadarnumaralandırılmıştır, ancak 6. ses kasetinin üzerinde sıralama gereğince 1/6rakamının yazılı olması gerekirken, 6 rakamının yazılı olduğu, bu ses kaydındaise… deprem konusunda bir sunumun olduğu tespit edilmiş, ses kasetlerinde… E.S.tarafından Egemen Harekât Planına ilişkin sunum bulunamamıştır…”
17. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2/3/2015tarihinde başvurucunun sorgusu yapılmıştır. Başvurucu, sorgusunda genel olarakİstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ve yukarıda özetlenenifadesi doğrultusunda beyanda bulunmuştur. Başvurucunun sorgudaki ifadesininilgili kısmı şöyledir:
“… bengazeteye giderken haber kaynağı bir kişi geldi ve … ‘size önemli bir habervereceğim’ dedi, ben… o kişinin anlattıklarını dinledim ve elim[n]dekigösterdiği belgelere baktım … bana bir darbe planından bahsetti … yanındagetirdiği orijinal belgeleri gösterdi, ben bu belgeleri taradım, elektronikbelgeler de vardı, çay bahçesi gibi bir yerde görüşme oldu, ben o belgelerebakmaya başladım ve bana 3 DVD [ile]1 CD’yi kopya olarak verdi, ilk buluşmada bazı belgeler orijinaldi, el yazısıile yazılmış notlar vardı, point belgeler de vardı,bunun üzerine ben DVD ve CD’leri aldım, inceleyeceğimi söyledim… o dönemdeBaşsavcı Vekili olan T.Ç. elimizde ne varsa kendilerine teslim etmemizi istedi,ben de elimdeki 3 adet DVD ve 1 adet CD’yi kendilerine bendekinin kopyasınıkopyalamak suretiyle… tutanak ile verdim… o arada askeri savcılık da bizdenbelge istedi… gazeteden onlara CD’ler kopya olarak gitti… haberler devamederken yaklaşık 9 gün aradan sonra gazeteye gelirken aynı kişi yine benimönümü kesti, elinde bavul vardı ve orijinal belgelerin tamamını bana vermekistediğini söyledi… orijinal belgeleri aldım ve gazeteye geldim… [aynıgün] valizi ve belgeleri Cumhuriyet Savcısı B.B.’ye teslim [ettim]… herhangi bir şekilde bana teslim edilen belgelerin veya CD’lerinorijinallerini imha etmedim aksine yetkili merci olan Cumhuriyet savcısınateslim ettim… aldığım DVD’lerin içerisinde söz konusu Balyoz darbe planıharicinde başkaca askeri harekat planları vardı ancak bunlar bizim tespitimizegöre suç unsuru içermeyen EGEMEN HAREKAT PLANI bulunmaktaydı, bu gerçekten birharp oyunudur… valizin içerisinden çıkan EGEMEN HAREKAT PLANINA ilişkinbelgeler haber konusu yapılabilecek belgeler olmadığından ve gizlilikiçerdiğinden bu belge ile ilgili herhangi bir haber yapmadık bunları daCumhuriyet savcısına teslim ettik, bu valizin içindeki belgelerin tümünüinceleme imkanımız zaten olmazdı… bu belgelerden daha önce aldığım kopyaları dagazetede kendimiz bize lazım olan çıktılarını da aldıktan sonra kırmaksuretiyle imha ettik, valizden herhangi bir belgeyi almadık, daha önceden bizeteslim edilen kopya DVD ve CD üzerinden çıktılarını aldık, ancak yine çıktısınıaldığımız bu DVD ve CD’deki belgelerden EGEMEN HAREKAT PLANINA ilişkin herhangibir çıktı almadık haber de yapmadık, bizim açımızdan haber yaptıktan sonra gerikalan kısmı bizi ilgilendiren bir husus olmayıp Cumhuriyet savcılığınıilgilendiren hususlar olduğundan bizdeki kopyayı doğal olarak imha etmeihtiyacı duyduk… ben belgeleri savcılığa teslim ettim varsa bunları çalankişileri bulmak benim görevim değil[dir] …”
18. Hâkimliğin 2/3/2015 tarihli ve 2015/109 Sorgu sayılı kararıile başvurucunun devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizlikalması gereken bilgileri açıklama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmasuçlarından tutuklanması talebi reddedilmiş; devletin güvenliğine ilişkinbelgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma ve devletingüvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme suçları yönünden isetutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
“1-) …Devletin Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken BilgileriAçıklama suçundan; her ne kadar tutuklanması talep olunmuş ise de; suç tarihinin 20.01.2010 olduğu, 5187 sayılı BasınKanununun 26. maddesinde öngörülen sürenin geçtiği, bu sürenin hak düşürücüsüre olduğu, bu aşamada tutuklama tedbirinin ölçülü olmayacağı, anlaşılmaklaTUTUKLAMA TALEBİNİN REDDİNE,
2-) … Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmasuçundan; her ne kadar tutuklanması talep olunmuş ise de;örgüt kurma suçunun oluşabilmesi için yeterli ve gerekli olan kişi sayısınınhenüz tespit edilemediği bir örgütün kurulduğundan ve varlığındanbahsedilebilmesi için bu aşamada gerekli ve yeterli tutuklama tedbirinigerektirir ölçüde delilin bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamada tutuklamatedbirinin ölçülü olmayacağı, anlaşılmakla TUTUKLAMA TALEBİNİN REDDİNE,
3-) Devletin Güvenliğine İlişkin BelgeleriTahrip Etme Amacı Dışında Kullanma Hile İle Alma Çalma ve Devletin Güvenliğineİlişkin Gizli Belgeleri Temin Etme suçlarından tutuklanmasının talep edildiği,dosya kapsamında mevcut delillere göre; şüphelinin eylemine konu olayın balyozdarbe planı olarak bilinen plan ve bu plana ilişkin DVD, CD ve belgeler olduğu,bu belgeler ile birlikte Egemen Harekât Planının da şüphelinin temin ettiğininanlaşıldığı, Egemen Harekât Planının ’ÇOK GİZLİ’ gizlilik derecesine aitolduğu, bu plandaki bilgilerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasalyararlar bakımından gizli kalması gereken nitelikte olduğunun anlaşıldığı, yinebu CD’lerdeki 118 adet gizli belgenin de çalındığının anlaşıldığı, şüphelininbir şekilde ele geçirdiği belgelerin kopyası olsa dahi ilgili mercilere teslimetmek yerine kendisi tarafından imha edildiğinin ifade edildiği, ancak imhaedilip edilmediğinin henüz bilinmediği, bulunamayan gizli belgelerin halennerede olduğu, kimin elinde bulunduğu ve ne amaç ile kullanılacağınınbilinmediği, şüphelinin belgeleri aldığını söylediği emekli asker olduğunubildirdiği kişinin kim olduğu hususunda henüz bir tespitin yapılamadığı, bukişi ile birlikte hareket eden başka kişiler bulunup bulunmadığının da henüz tespitedilemediği, şüphelinin eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde isnatedilen Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Tahrip Etme Amacı DışındaKullanma Hile İle Alma Çalma, Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli BelgeleriTemin Etme suçlarını işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut deliller bulunduğu, bu suçların yasada öngörülen cezalarının altve üst sınırı nazara alınarak; CMK’ nun 100. vedevamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibihalin bulunmadığı, atılı suç yönünden şüphelinin alabileceği ceza miktarı gözönüne bulundurulduğunda kaçabileceği yönünde şüphe bulunduğu, soruşturmanınhenüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü olaraksoruşturmanın devam ettiği, atılı suçlar yönünden beklenen ceza veya güvenlikönlemi değerlendirildiğinde ‘ölçülük’ ilkesi uyarıncadaha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamadayetersiz kalacağı, kanaatine varıl[mıştır].”
19. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 13/5/2016 tarihindebaşvurucu hakkında tutukluluğun devamı kararı vermiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
“...suçlarındankuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin bulunması, atılı suç,öngörülen ceza miktarı ve soruşturmanın devam etmekte olup delillerintoplanmamış bulunması dikkate alınarak tutuklanmasına karar verildiği, balyozdavası olarak bilinen davada İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilenberaat kararı ve gerekçesi dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösterir delillerin bulunduğu ve tutuklama koşullarında şüphelilehine değişiklik bulunmadığı ..."
20. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz, İstanbul 9.Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/6/2016 tarihli kararı ile “kararın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle kesinolarak reddedilmiştir.
21. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; yürütülen soruşturmasonucunda 7/6/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüneüye olma, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışındakullanma, hile ile çalma, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri teminetme, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gerekenbilgileri açıklama suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açmıştır.
22. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2016/218 sayılıdosyası üzerinden görülen davada, başvurucu yönünden 16/6/2016 tarihinde tensiben "atılısuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, teknik takip raporları,iletişim tespit tutanakları, baz istasyonu sinyal kayıtları, arama tutanaklarıve ekleri, ekspertiz raporları, müşteki ifadeleri vs. deliller kapsamındakuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması, sanığaatılı suçların tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK103/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, suçların kanundaöngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması,sanığın eylemlerinin subüta ermesi halinde sanığaverilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülüolması gibi sebeplerle sanık üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli veetkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyletutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
23. Başvurucu 20/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
24. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 2/9/2016, 23/11/2016,15/2/2017, 10/5/2014, 20/11/2017, 13/9/2017, 4/12/2017, 31/1/2018, 4/5/2018 ve7/8/2018 tarihli duruşmalarda da benzer gerekçelerle başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
25. Başvurucu; daha önce 2/3/2015 tarihinde tutuklandıktan sonragazetecilik faaliyeti kapsamında yayımlanan bir habere konu belgelerin teminedildiğinden bahisle suç işlenmediği ve tutuklama nedeni bulunmadığı hâldetutuklama kararı verildiği, tutukluluğa ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin kanuni hâkim ilkesine aykırı olup tarafsız ve bağımsız mahkemegüvencesini sağlamadıkları, kısıtlılık kararı verildiğinden soruşturmadosyasının incelenememesi ve ayrıca kapalı devre itiraz sistemi bulunmasınedeniyle tutukluluğa itiraz hakkının etkili bir şekilde kullanılamadığıgerekçeleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarıyla Anayasa Mahkemesine 20/4/2015tarihinde bireysel başvuruda (B. No: 2015/7231) bulunmuştur.
26. Anayasa Mahkemesi; bu başvuru üzerine 17/5/2016 tarihindeİkinci Bölümce yapılan inceleme sonucunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olduğuna ve itiraz hakkının etkin olarak kullanılamadığınailişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutuklamanın hukukiolmadığı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınkabul edilebilir olduğuna ancak Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile Anayasa’nın 26. ve28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlaledilmediğine dair karar vermiştir (Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016).
27. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla başvurucu hakkındaki yargılama derdest olup başvurucunun tutuklulukhâli devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemeleriKanunu’nun 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1)Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedenininbulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmamasıhalinde, tutuklama kararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
29.5271 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma vekovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesiniisteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.
(3)Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtayageldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veyaYargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerindeyapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sende verilebilir."
30. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüteüye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
32. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
33. 5237 sayılı Kanun'un"Devletin güvenliğine ilişkin belgeler" kenar başlıklı326. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Devletin güvenliğine veya iç veyadış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yokeden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa,bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veyaçalan kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapiscezası verilir."
34. 5237 sayılı Kanun'un"Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme" kenarbaşlıklı 327. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Devletin güvenliği veya iç veya dışsiyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gerekenbilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıverilir."
35. 5237 sayılı Kanun'un"Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileriaçıklama" kenar başlıklı 329. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"(1) Devletin güvenliği veya iç veya dışsiyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gerekenbilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıverilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, bu süreçte soruşturma işlemlerinin deözensiz bir şekilde yürütüldüğünü, dolayısıyla somut hiçbir neden gösterilmedenmatbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde; soruşturma kapsamı ve mahiyeti,başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerininhürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerinin belirtilmesi bakımındanilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturma süreçlerinin yürütülmesindebir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate alındığında başvurucununtutukluluk süresinin makul olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.Bakanlık, başvurucunun bu bölümdeki iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolduğu görüşündedir.
2. Değerlendirme
39. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğundevamına ilişkin kararların gerekçesiz olduğuna ilişkindir. Dolayısıylatutukluluk süresinin uzunluğuna yönelen bu bölümdeki iddianın Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
42. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun makul süreyi aştığıiddialarını birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirlemiştir (MuratNarman, B. No:2012/1137, 2/7/2013, §§ 60-66; Mustafa AliBalbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, §§ 102-106; Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, §§ 64-73; Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§§ 42-61; Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 51-91).
43. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında, bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahipolduğu belirtilmiştir. Anılan fıkrada güvence altına alınan makul sürede yargılanmayı ve serbest bırakılmayı isteme haklarınınbirbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerekir (Murat Narman, § 60; Halas Aslan, § 66).
44. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbestbırakılmayı isteme hakkı uyarınca, bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıkapsamında tutuklu olan kişiler ilgili yargı mercilerinden serbestbırakılmalarına karar verilmesini talep edebilirler. Bu hakkın bir yansımasıolarak 5271 sayılı Kanun'un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, şüpheliveya sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasındasalıverilmesini isteyebileceği belirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde detutukluluğun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde belirli süreleri aşmayacakşekilde resen incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yargı organlarıncatutukluluğun her aşamasında gerek kişinin serbest bırakılma talebi üzerinegerekse resen yapılan incelemelerde tutulmanın meşru nedenlerinin açıklanmasıAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (Halas Aslan, § 67).
45. Anılan maddede, ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkınasahip olduğu ifade edilmiştir. Genel olarak yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adilyargılanma hakkının konusudur. Kişilerin fiziksel hürriyetlerininkısıtlanmasına ilişkin güvencelerin belirtildiği (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 35)Anayasa'nın 19. maddesine göre öncelikle tutukluluğun makul süreyi aşmamasıgerekir. Bununla birlikte maddenin tutuklu olarak sürdürülen yargılamanın makulsürede sonuçlandırılması gerektiğine de işaret ettiği görülmektedir. Hürriyetikısıtlanarak yargılanan kişinin yargılamanın makul sürede bitirilmesindekimenfaati, işin doğası gereği diğerlerine göre daha fazladır. Bu bağlamdaAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen tutuklu kişinin makulsürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkına göre daha yüksekbir koruma sağlamaktadır. Buna göre tutuklu olarak sürdürülen soruşturma vekovuşturma süreçlerinin süratle sonuçlandırılması gerekir. Bunun için baştasavcılıklar ve mahkemeler olmak üzere tüm kamu organları, tutuklu olaraksürdürülen soruşturma/kovuşturma süreçlerinin -adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelere riayet edilmek koşuluyla- süratli bir şekildesonuçlandırılması için özenli davranmalıdır. Anılan özen yükümlülüğü; kişininhürriyetinden yoksun bırakılmaya devam edilmesinin keyfî olmadığının,dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenin meşruamacının devam ettiğinin söylenebilmesi için de zorunludur. Bu itibarla tutuklukişiler hakkındaki soruşturma/kovuşturma süreçlerinin özenli olarak yürütülmesiAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında güvence altına alınmıştır (Halas Aslan, §§ 68-71).
46. Diğer taraftan bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıkapsamında sürdürülen tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı öncelikletutukluluğa ilişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir.Tutukluluğa ilişkin kararların gerekçelerinde, tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunduğunun,ayrıca tutuklama nedenlerininortaya konulması gerekmektedir. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinegöre de tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliyeisteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklamanedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösterendeliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilecektir (Halas Aslan, §§ 74, 75).
47. Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama için bir ön şart olupvarlığını tutukluluğun her aşamasında korumalıdır. Başlangıçtaki bir tutuklamaiçin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun tüm delilleriyle birlikte ortayakonulması her zaman mümkün olmasa da (MustafaAli Balbay, § 73) soruşturma/kovuşturma süreci ilerledikçe kişihakkındaki suç şüphesini doğrulayacak ya da ortadan kaldıracak delillereerişilecektir. Bu nedenle belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğundevamına ilişkin kararlarda, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun somutolgularla birlikte açıklanması gerekir. Tutukluluğun herhangi bir aşamasındakişinin tutuklu olduğu suç yönünden kuvvetli suç şüphesini gösteren olgularortadan kalkmışsa artık tutmanın meşru bir amacının bulunduğu söylenemez (Halas Aslan, § 76).
48. Başlangıçtaki bir tutuklama için Anayasa ve kanundaöngörülen tutuklama nedenlerinin dayandığı tüm olguların somut olarakbelirtilmesi -işin doğası gereği- her zaman mümkün olamasa dasoruşturma/kovuşturma sürecinde deliller toplandıkça artık delillere etkiedilebilmesi imkânı ortadan kalkmakta ya da zorlaşmaktadır. Ayrıca isnat edilensuç dolayısıyla belirli bir süre hürriyetinden yoksun kalan ve bu itibarlayargılama sonunda alınması muhtemel cezanın en azından bir bölümünükarşılayacak kadar tutulan kimsenin kaçma ihtimalinin başlangıçtakine göreazaldığı da söylenebilir. Bu nedenlerle belirli bir süreyi aşan tutukluluğailişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesiyeterli değildir (Hanefi Avcı, § 70).
49. Bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalıolarak açıklanması ve bu nedenlerin olayın koşullarında neden zorunlu olduğununortaya konulması gerekir. Tutukluluk devam ettikçe bir taraftan bireye düşenyükümlülük artarken diğer taraftan tutulmanın dayandığı meşru amaçzayıfladığından tutukluluğun devamı kararlarında davanın genel durumununyanında tutuklu kişinin özel durumu da dikkate alınmalı, bu anlamda tutuklamanedenleri kişiselleştirilmelidir (HanefiAvcı, § 84). Yine sözkonusu kararlarda, tutuklamaya göre temel hak ve özgürlüklere daha hafif etkidebulunan adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kaldığının da ortayakonulması gerekmektedir. Tutukluluğun devamı ancak Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" hükmüyle güvencealtına alınan ve esasında hukukun temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesine rağmen kişi hürriyetive güvenliği hakkına üstün gelecek şekilde tutmanın adaletin işleyişibakımından gerekli olduğunun dayanaklarıyla birlikte açıklanması durumundahaklı bulunabilir (Halas Aslan, §78).
50. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel birilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir kişinin tutuklu olarakbulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerinegöre değerlendirilmelidir (Murat Narman, § 61).
51. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı;başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Murat Narman, § 66).
52. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığışikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, derece mahkemelerince verilentutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda açıklanan gerekçeleriinceleyerek bu gerekçelerin somut olayın özelliklerine göre ilgili ve yeterliolup olmadığını ve ayrıca yukarıda belirtilen özen yükümlülüğüne uyulupuyulmadığını incelemek Anayasa Mahkemesinin görevidir. Bu denetim sonundatutukluluğa ilişkin gerekçelerin başvurucuların hürriyetlerinin kısıtlanmasınınmeşru nedenlerinin ortaya konulması bakımından ilgili ve yeterli olmadığı veyatutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma süreçlerinin kamu organlarınınözen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları nedeniyle tamamlanmadığı kanaatinevarılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan, §§ 82, 83).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
53. Somut olayda başvurucu 1/3/2015 tarihinde gözaltına alınmışve 2/3/2015 tarihinde İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı iletutuklanmıştır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sürdürülenyargılamada başvurucu hâlen tutuklu bulunmaktadır. Başvurucunun gözaltınaalınarak tutuklandığı tarih itibarıyla bireysel başvuruyu inceleme tarihiarasında geçen suç isnadına bağlı olarak devam eden tutukluluk süresi yaklaşıkolarak 3 yıl 10 aydır.
54. Başvurucu -kamu makamlarınca ve yargı organlarınca darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen- FETÖ/PDY'nin medya örgütlenmesinde yer aldığı ve örgütünhiyerarşisi içinde örgüt yöneticilerinden gelen talimatlar uyarınca hareketettiği iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.Başvurucunun isnat edilen suçlar yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğusulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri tarafından verilen tutukluluğundevamına ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesince debaşvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelenirken suçişlediğine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır (Mehmet Baransu (2),§§ 16-135). Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarındaatıf yapılan ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriğidikkate alındığında -tutukluluğun ön şartı olan- suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterliolduğu değerlendirilmiştir.
55. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinintutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan tutuklama nedenlerineve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde tutuklama kararına konusuçlara ilişkin olarak başvurucunun alabileceği ceza miktarına göre kaçmaşüphesine, delillerin tam olarak toplanamamasına, isnat edilen suçun 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılıolmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. §§ 18-20, 22-24).
56. FETÖ/PDY'nin devletin anayasalkurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendiideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşiközellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücüyönetmeyi amaçlayan ve bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekildeörgütlenen bir terör örgütü olduğu Türk yargı organlarınca kabul edilmektedir(diğerleri arasından bkz. § 9; SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017 §§ 20, 21; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,11/1/2018, § 10).
57. FETÖ/PDY; bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzerefarklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurkendiğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen deyasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle dekamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanmaniteliğindedir. FETÖ/PDY, yargı organları da dâhil olmak üzere neredeyseülkedeki bütün kurum ve kuruşlarda illegal bir biçimde örgütlenmiştir. Buörgütlenmenin başlıca özellikleri hiyerarşi temelinde ve hücre tipi birsistemle gerçekleştirilmesi, itaat ve teslimiyet anlayışıyla hareket edilmesi,kendisine kutsallık atfetmesi ve gizliliği esas almasıdır. FETÖ/PDY mensubukamu görevlilerinin devlete olan sadakati, yapılanmaya olan sadakatinden sonragelmekte hatta onun karşısında bir değer ifade etmemektedir. Dolayısıyla bukişiler, devletin amaçlarından ziyade yapılanmanın amaçları doğrultusundafaaliyette bulunmaktadırlar. FETÖ/PDY'nin kamu kurumve kuruşlarındaki faaliyetlerinin temel özelliği, kamusal bir faaliyetingörünürde bu faaliyeti gerçekleştirmeye yetkili bir kamu görevlisi eliyleyerine getirilmesi ancak bu faaliyetin gerçekte ilgili kamu görevlisininiradesiyle değil kamu görevlisinin kamusal hiyerarşinin dışında bağlı olduğuyapılanmadaki üstünün (abi/imam) iradesiyle vuku bulmasıdır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26). FETÖ/PDY'nin medya organlarındaki örgütlenmesinin de bu temeldeolduğu, FETÖ/PDY mensuplarına yaşamlarının her alanını dizayn etmeye yöneliktelkin ve talimatların örgüt içindeki üstlerince büyük bir gizlilik içindeiletildiği bilinmektedir (bkz. §§ 9, 10).
58. Başvurucuya isnat edilen suçlamaların niteliği, başvurucununüyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY'nin)yukarıda ifade edilen örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturmakonusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğundevamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıylatutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresiitibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
59. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, darbe teşebbüsününbaşlamasıyla birlikte doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere veyaFETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere-kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelikolarak da soruşturmalar yapılmış ve bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıdakişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdekisoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğuhatırda tutulmalıdır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 52).
60. Bu kapsamda FETÖ/PDY'nin medyaörgütlenmesine yönelik olarak yürütülen soruşturmada, yapılanmanın sorumlusivil yöneticilerinin (imamlarının) tespitine ve yapılanmaya mensup olduğudeğerlendirilen -başvurucunun da aralarında bulunduğu- medya mensupları ile busivil yöneticiler arasındaki ilişkiye dair araştırmalar yapılmıştır. Bukapsamda aynı gazetede görev yapmış olan bazı şüpheli ve tanıkların beyanlarınabaşvurulmuş, ayrıca başvurucu da dâhil olmak üzere FETÖ/PDY ile bağı olduğudeğerlendirilen sorumlu yöneticilerinin (imamlarının) telefon sinyalbilgilerinin uyuşup uyuşmadığına yönelik araştırmalar yapılmıştır.
61. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonunda başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, devletingüvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ileçalma, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, devletingüvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileriaçıklama suçlarından düzenlenen iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesincekabul edilmiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır (bkz. § 21).
62. Başvurucunun üyesi olduğu iddia edilen örgütün özellikleri,bu örgütün yargıdaki yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, butürdeki soruşturmaların yürütülmesinin -diğer soruşturmalara göre- zorluğu, herbir aşamada elde edilen bulguların yeni birtakım araştırmalar yapmayıgerektirebilmesi, başvurucu hakkındaki soruşturmada örgütle bağı olduğudeğerlendirilen diğer kişilerin kullandıkları farklı iletişim araçlarındakiolguların her bir kişi yönünden tespit ve değerlendirilmesi zorunluluğununbulunması, çok sayıda kişinin uzun bir süreçteki telefon sinyal bilgilerinineşleştirilmesi gibi toplanması güç delillerin bulunması dikkate alındığındagenel olarak soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin yürütülmesinde birözensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.
63. Öte yandan tutuklanmasından sonra başvurucu hakkındaiddianame hazırlanıp 7/6/2016 tarihinde Mahkemeye sunulmuştur. Mahkemece16/6/2016 tarihinde tensip incelemesi yapılmış ve duruşma aşamasına geçilmiştir.Bu duruşmalarda; taraf beyanlarının alınması, tanıkların dinlenmesi,savunmasını hazırlaması için başvurucuya süre verilmesi, yazılan talimatcevaplarının beklenmesi, dijital materyaller hakkında teknik incelemelerinyapılması, Mahkemece ve taraflarca yapılması istenen araştırma ve incelemelerinyapılması gibi işlemlerin yapıldığı görülmektedir. Buna ilişkin duruşmalar2/9/2016, 23/11/2016, 15/2/2017, 10/5/2014, 20/11/2017, 13/9/2017, 4/12/2017,31/1/2018, 4/5/2018 ve 7/8/2018 tarihlerinde yapılmıştır. Bu itibarla mağdur vesanık sayılarının çokluğu ile eylemlerin karmaşıklığı da dikkate alındığındagenel olarak soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin yürütülmesinde birözensizlik gösterildiği tespit edilememiştir.
64. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturmasürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkatealındığında yaklaşık 3 yıl 10 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
65. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın ve 19. maddesinin yedincifıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
B. İfade ve BasınÖzgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
66. Başvurucu; hiçbir şiddet unsuru gösterilmeden, tamamen ifadeözgürlüğü kapsamında kalacak şekilde, sadece bir gazete haberine dayanılaraksuçlandığını ve tutuklandığını, ifade özgürlüğü kapsamındaki haberlerinedeniyle hakkında yöneltilen suçlamalarla ceza yasalarının kötü niyetli vekeyfî yorumlandığını belirterek ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
67. Başvurucu, bu şikâyetlerini 20/4/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine (Mehmet Baransu(2)) yaptığı bireysel başvuruda da dile getirmiştir. DolayısıylaAnayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar verilen söz konusu başvuruda buşikâyetler incelenmiş olduğundan (bkz. §§ 25, 26) bu iddialar yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğunmakul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarakAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.