TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ARI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/22732)
Karar Tarihi: 10/1/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Mehmet ARI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalarkapsamında uygulanan yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasınaerişimin kısıtlanması, tutukluluk ve itiraz incelemelerinin duruşmalı incelenipkarara bağlanmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,gözaltında iken bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenilmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasındaTürkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla yüksek mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz yüksekmahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır (Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637,12/4/2018, § 14).
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, baştahaklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddiolgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlerin (SelçukÖzdemir, § 22) bir kısmı şöyle özetlenebilir:
i. Devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasındadevleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yenidenşekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan birzümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan FETÖ/PDY;amaçları doğrultusunda yetiştirdiği gençleri devlet yönetimi bakımından önemligörülen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet teşkilatı ve mülki idare birimlerininyanı sıra yargı kurumlarına da yerleşmeye teşvik etmiş ve yargıdakikadrolaşmaya büyük önem vermiştir.
ii. FETÖ/PDY; kendisine mensup olan hâkim ve savcılara sosyalhayatlarındaki tutum ve davranışlarının nasıl olacağından ibadetlerini-gizlilik içinde- nasıl yerine getireceklerine, görevlerini yaparken hangiyönde karar vereceklerinden eşlerini nasıl ve kimler arasından seçeceklerine,kendilerinin ve eşlerinin kılık kıyafetlerinden görev yeri olarak nereyi tercihedeceklerine, siyasal tercihlerinden kimlerle arkadaşlık kuracaklarına kadaryaşamlarının her alanını dizayn etmeye yönelik telkin ve talimatlardabulunmuştur.
iii. FETÖ/PDY ile bağı bulunan yargı mensupları, adaylıksürecinden itibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azami dikkat ederek buyapılanmayla ilişkilerinin bilinmesine engel olmaya çalışmışlar; bunun içinkendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içindebulunmuşlardır. Bu bağlamda FETÖ/PDY ile irtibatı olan birçok yargı mensubununsosyal ortamlarda birbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları, ibadetlerini gizliolarak yaptıkları, inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları, aralarındakiiletişimde gizli haberleşme yöntemleri -ByLock ve kod adı gibi- kullandıkları belirtilmiştir.
iv. Kendisine kutsallık atfetmekte olan FETÖ/PDY'ninyargı kurumlarındaki mensupları da vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temelhak ve özgürlükler de dâhil olmak üzere her şeyin değer olarak yapılanmadansonra geldiği anlayışına sahiptir.
v. FETÖ/PDY ile irtibatı bulunan yargı mensupları, yapılanmayaolan sadakatlerinin derecesine göre kendi içlerinde gruplara ayrılmışlardır.Ayrıca yapılanmaya mensup hâkim ve savcılar, görev yerlerine göreörgütlenmişlerdir. Bu çerçevede her bir yargı kurumu/birimi içinde periyodikolarak toplantılar yapılmaktadır.
vi. FETÖ/PDY mensupları, kendilerinden olmayan hâkim vesavcılarla ilgili edindikleri bilgileri ve bu kişilerin yapılanmaya yönelik tutumve değerlendirmelerini öğrenerek bağlı oldukları üstlerine (abi/abla veya imam)iletmektedirler.
vii. FETÖ/PDY içinde gerektiğinde -bu yapılanmanın kurucusu velideri olan- Fetullah Gülen ile doğrudan irtibatkurabilen ve yapılanmanın Türkiye imamınabağlı olarak hareket eden bir yargı imamıbulunmaktadır ve bu kişi yargı içinde söz sahibi olabilecek kişiler arasındanseçilmektedir.
viii. Yapılanmayla irtibatı olan yüksek yargı mensuplarınınkurum içinde yapılan seçimlerde yapılanmadaki üstlerinden gelen talimatlardoğrultusunda oy kullandıkları belirtilmektedir.
ix. Her seviyedeki yargı kurumu içinde örgütlenmiş olanFETÖ/PDY, örgütün imamlarından aldığı talimatlar uyarınca ve örgüt çıkarlarıdoğrultusunda hareket eden binlerce yargı mensubu eliyle yargı sistemi üzerindebir vesayet oluşturmuştur.
B. Başvurucuya İlişkin Süreç
13. Başvurucu, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığındamüfettiş olarak görev yapmakta iken 24/2/2011 tarihinde Hâkimler ve SavcılarKurulunca (HSK) Yargıtay üyeliğine seçilmiş ve 22. Hukuk Dairesindegörevlendirilmiştir. Soruşturma sürecinde ise başvurucunun meslektençıkarılmasına karar verilmiştir.
14. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016tarihli yazılı talimatıyla "Türkiyegenelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmeksuçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasının sağlanması amacıyla yakalanmasına,gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama yapılmasına kararverilmiştir.
15. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucununkonutu, işyeri ve aracında 17/7/2016tarihinde arama yapılmış ve suç delili olabileceği değerlendirilen (laptop,harici hard disk, disket, flash disk, CD vebilgisayar kasası gibi) bazı dijital materyallere el konulmuş; başvurucu aynıgün gözaltına alınmıştır.
16. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Savcılık, ifade alma sürecinegeçmeden önce başvurucunun üzerine atılı suç nedeniyle başlatılan soruşturmanın4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 46. maddesi gereğince ağırcezayı gerektiren suçüstü hâlinin varlığı gözetilerek yapıldığını ifadeetmiştir. Başvurucu; alınan ifadesinde öncelikle hâlen Yargıtay üyesi olarakgörev yaptığını, bu nedenle hakkında yürütülecek bir ceza soruşturmasının ancakYargıtay 1. Başkanlık Divanının görevlendireceği bir ceza dairesi başkanıtarafından yapılabileceğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca FETÖ/PDY'ye ait olduğu iddia edilen yerlerde kalmadığını, AsyaFinans grubuna bağlı yerlere para yatırmadığını, himmet adı altında kimseye para vermediğini beyan etmiştir.Darbe teşebbüsü sırasında evde bulunduğunu söyleyen başvurucu, darbeye ilişkinolarak kendisine herhangi bir kimse tarafından görev verilmesinin ya da teklifedilmesinin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak başvurucu,FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, başvurucunun atılı suçla bir ilgisinin olmadığınıifade etmiştir.
17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 20/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayaveya değiştirmeye teşebbüs ve FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmaksuç[ların]danmevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza MuhakemesiKanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklamanedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonrakaçtıkları tespit edilmiş olup [başvurucunun da aralarında olduğu] mevcutlu şüphelilerin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması, AİHM'nin [Avrupa İnsanHakları Mahkemesi] birden çok vermiş olduğukararlarında belirtildiği üzere şüphelilerin salıverilmeleri halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin veya başka suçlarişleme tehlikesinin bulunması nedenlerine göre" tutuklanmasınakarar verilmesi istenmiştir.
18. Başvurucunun sorgusu Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve GörüntüBilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, sorgusırasındaki ifadesinde soruşturmanın 2797 sayılı Kanun'a göre yürütülmesigerektiğini, herhangi bir örgütün üyesi olmadığını ve suçlamaları kesinliklekabul etmediğini belirtmiştir.
19. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"Şüphelilerin üzerlerine yüklenilen suçunvasıf ve mahiyeti kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller,şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesi uyandıran somut olguların varlığı,fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçun CMK'nun109/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin5. Maddesinde yer alan tutuklamaya yönelik şartların gerçekleştiği dikkatealınarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerinCMK.nun 100 ve devamı maddeleri gereğince ayrıayrı TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi.]"
20. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 30/7/2016 tarihinde "Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin20/7/2016 tarih ve 2016/495 Sorgu sayılı tutuklama kararının gerekçesindehukuka aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, tutuklama tarihinden buyana şüpheliler lehine herhangi bir değişiklik olmadığı ve ülkenin içindebulunduğu olağanüstü hal ..." gerekçesiyleitirazın reddine karar verilmiştir.
21. Başvurucu ayrıca 22/7/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiş, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/8/2016 tarihinde itirazınreddine karar verilmiştir.
22. Başvurucu, anılan kararı 19/8/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.
23. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2/10/2017 tarihinde,başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislehakkında kamu davasının açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınahitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15/7/2016 tarihindegerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'ninolduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensup oldukları, yapılanmanın emir vetalimatları doğrultusunda hareket ettikleri değerlendirilen yargı mensuplarıhakkında adli soruşturma yapıldığına değinilmiştir. Savcılık, darbetehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğine dikkat çekerek ağır cezamahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlinin mevcut olduğu sonucunavarmıştır. Fezlekede, bu durum dikkate alınarak başvurucu hakkında genelhükümlere istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/7/2016 tarihindesoruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir.
25. FETÖ/PDY'nin kuruluşu ve yapısıile yargı organlarındaki örgütlenmesine ilişkin etraflıca açıklamaların yeraldığı fezlekede, başvurucunun FETÖ/PDY'nin yargıdakiyapılanmasında bilerek ve isteyerek yer aldığına ilişkin birtakım olgularadayanılmıştır. Bunlar özetle şöyledir:
i. Soruşturma mercilerince FETÖ/PDY'ninyargı yapılanması içinde yer aldıkları belirtilen kişiler arasında ByLockprogramı üzerinden yapılan bazı görüşmelerde başvurucuyla ilgili de bir kısımyazışmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY'ninyüksek mahkemeler sorumlusu örgütün sivil imamlarından "Nejat" kodlu M.B ile aynı örgütmensubu eski Yargıtay Üyesi A.A. arasındaki yazışmada örgüt mensupları hakkındaaçılan davalarla ilgili çoğunlukla eski müfettiş olan örgüt mensuplarınadanışılması konusunda konuşma geçtiği, ByLockyazışmalarında ismi geçen müfettişler arasında başvurucunun da olduğugörülmektedir. M.B. ile A.A. arasındaki söz konusu görüşmelerin başvurucuylailgili bölümleri şöyledir:
"abi bu davalar ile ilgili kanaatimceayrı şu abilerden bir kısmının fikrini alsak. Müfettiş kökenli abiler.. Mehmet Arı 22 H.D. , A.E.,O. A. 18 H.D., A.Y. 20 H.D. , İ.K. 7 H.D., H.K 16 H.D., bu abilerdenyararlanalım"
ii.Başvurucunun örgüt mensuplarının örgüt içindekullandıkları ByLock isimli programı bizzat aktifolarak kullandığı belirtilmiştir.
iii. FETÖ/PDY mensuplarının 2010 yılında HSK'daçoğunluğu ele geçirmeleriüzerine yüksek mahkemeleregönderilecek kendi mensuplarının isimlerinin belirlenmesi amacıyla FETÖ/PDYiçinde bulunan HSK üyeleri ile birlikte aynı yapı içinde bulunan diğer örgütmensupları M.K. ve B.Ç.nin evinde toplantılaryaptıkları ve bu toplantılar esnasında örgüt mensuplarının isimlerininbelirlendiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun da FETÖ/PDY mensubuolması dolayısıyla bu evde yapılan görüşme sonucunda Yargıtayaüye olarak seçilmesine karar verilen isimlerden olduğu belirtilmiştir.
iv. Başvurucunun Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığındamüfettiş olarak görev yaptığı sırada da FETÖ/PDY içinde çeşitli faaliyetlerdebulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiası ilehakkında soruşturma yapılan M.G., Teftiş Kurulu Başkanlığında görev yaptığıesnada FETÖ/PDY içinde bulunan kişiler arasında başvurucunun da bulunduğunuifade etmiştir.
26. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/2/2018 tarihli iddianamesiylebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesisıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve buörgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel bilgilerin yer aldığı iddianamedebaşvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2/10/2017 tarihli fezlekesindeki olgulara dayanılmıştır.
27. İddianamede ayrıca FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıylahaklarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülen kişilerdenÖ.K., A.H., İ.O., İ.D., K.T., M.G. ve M.K.Ö., Ö.F.T., A.Ş. ve B.E.nin beyanlarında, başvurucunun bu yapı içinde olduğu ifadeedilmiştir.
28. İddianamede başvurucu hakkındaki soruşturmanın yürütülmesineilişkin olarak "... isnat olunan ...suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve temadi eden suçlardanolduğu, temadinin fiili ve hukuki kesintiye uğradığı tarihe kadar suçunişlenmeye devam ettiği, yerleşik yargı kararları ile de kabul edilmiştir. Buitibarla; kesinti yani yakalanma tarihi, suç tarihi olarak, bir başka ifadeylesuçüstü hali olarak kabul edileceğinden şüpheli hakkındaki soruşturma genelhükümlere göre sürdürülmüştür." değerlendirmesine yerverilmiştir.
29. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...
'Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/9/2017 gün,2017/956-370 Esas ve Karar' sayılı ilamı ile kesinleşen ''Yargıtay 16.CezaDairesi’nin 24/4/2017 gün, 2015/3-2017/3 Esas ve Karar' sayılı ilamındaaçıklandığı üzere, FETÖ/PDY nin, silahlı bir terörörgütü olduğu, özellikle devletin güvenliğini ilgilendiren kurumlar başta olmaküzere,tüm yapısında yuvalandığı, teknik özellikleri,indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle internettabanlı, kriptolu haberleşme programı ByLock’un,münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıylaoluşturulduğu, bu örgüt mensupları tarafından kullanıldığı görülmüştür.
Şüpheli Mehmet ARI'nın,örgüt mensuplarının çeşitli adlar altında yaptıkları, himmet/aidatlarıntoplandığı, örgütsel talimatların verildiği toplantılarına katıldığı,müfettişlikyaptığı dönemde örgütün emir ve talimatları doğrultusunda iş ve işlemleryaptığı, örgütsel mensubiyetini ön planda tuttuğu, terör örgütü mensuplarının2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda çoğunluğu ele geçirmelerinimüteakiben, örgüt liderinin talimatı ile üyelerinin kendi aralarında yaptıklarıtoplantılar sonucunda Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimlerdenolduğu, Yargıtay Üyesi olarak görev yaptığı dönemde örgütün HSYK TeftişKurulu'nun sorumlusu olduğu, kendisinin onay vermediği herhangi bir tasarrufunmüfettişlerin resmi olarak bağlı bulunduğu HSYK üyeleri tarafından bileyapılmasının mümkün olmadığı, yine bu dönemde Hukuk Daireleri Sorumlusu A.A. nın (... ID) altında grup sorumlularının üstünde, arayönetici olarak faaliyet yürüttüğü, örgüt liderinin talimatı doğrultusundaörgütün finans kaynaklarından olan Bank Asya'ya yatırılan paraların takipişlemlerinin yaptığı, örgütün haberleşmede kullandığı yargı kararları ve teknikverilerle kesinlik kazanan ByLock isimli programı ikiayrı ID (hesap) ile aktif bir şekilde kullandığı, örgütsel konumuna uygunolarak verdiği ve aldığı talimatların Bylockprogramındaki yazışmalarında açıkça görüldüğü, ByLockkullanan örgüt üyelerinin kendi aralarındaki yazışmalarda da kendisinden örgütüyesi olarak bahsedildiği, örgütün ve örgüt üyelerinin zarar görmemesi içinyapılması gerekenler konusunda fikrinin alınacak, faaliyette bulunacak kişilerarasında isminin sayıldığı görülmüştür.
Tüm dosya bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, örgütün üst yönetiminden aldığı talimatların kendisinebağlı grup yöneticileri aracılığıyla Yargıtay'da uygulanmasından sorumlu, örgütmensuplarının üstü konumunda, kendisine bağlı olan örgüt mensuplarını emir vetalimatları ile yönlendiren, özel göreve haiz yönetici olduğu, çeşitli adlaraltında yapılan örgütsel toplantıları yapacak grupları oluşturup, üyelerinkatılımlarını sağladığı, Yargıtay'da da yapılacak seçimlerde örgüt mensubuüyelerin kimlere oy verecekleri, seçimin kilitlenmesi, blok oy kullanılmasıdahil bütün örgütsel taktiklerin uygulanmasındaki organizasyonda görev aldığı,örgüt mensubu üyelerin, örgüt tarafından takip edilen dosyalarda, örgütünistediği şekilde kararlar çıkması için faaliyet yürüttüğü, örgüt adına bağımsızolarak talimat verme ve tasarrufta bulunma konusunda yetkili olduğu hususlan bir bütün olarak dikkate alındığında,
FETÖ/PDY terör örgütünün deşifre olmasınıengellemek, örgüt mensupları hakkında yapılan soruşturmaların sonuçsuzkalmasını sağlamak, örgüt faaliyetlerinin belli bir disiplin içinde istikrarlıbir şekilde devamı için diğer örgüt yöneticileriyle birlikte fikir ve eylembirliği içinde hareket etmek suretiyle hiyerarşik yapıya dahil olduğu, sıkı birdisiplinle, örgütün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareketettiği, haiz olduğu görev ve sorumluluk alanları ile emir ve talimat vermenoktasındaki yetkileri gözetildiğinde, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütününhücre yapılanmasında, Yargıtay kurumu içerisinde özel göreve haiz yöneticisıfatında olduğu,
Bu şekilde hiyerarşik yapıya dahil olduğu,sıkı bir disiplinle, örgütün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacınauygun hareket ettiği, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütünün yöneticisi olduğusonucuna ulaşılmıştır."
30. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 26/2/2018 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2018/30 sayılı dosya üzerinden kovuşturmabaşlamıştır.
31. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 1/3/2018 tarihinde yaptığı tensip(duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da-duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve "...Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunailişkin olarak sanığın örgütün gizli haberleşme ağı olan Bylockisimli uygulamayı kullandığı, tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcut delildurumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinigösteren somut delillerin bulunduğu, örgüt yöneticiliği ve örgüt üyeliğisuçunun faili olan pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dairdelillerin toplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığındasanığın kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğu, müsnet suçun CMK'nın 100/3maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ilekanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutuklanmasından sonra sanığın hukukidurumunda herhangi bir değişiklik de bulunmadığı ..."gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Ayrıca başvurucuhakkındaki davanın ilk duruşmasının dosyasayısı ve iş yoğunluğu da dikkate alınarak 19/6/2018 tarihindeyapılması kararlaştırılmıştır.
32. Yargıtay 9. Dairesinin 19/6/2018 tarihli duruşmasındabaşvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu, savunmasında soruşturma şartınıngerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilerek dosyanın Yargıtay BirinciBaşkanlık Kuruluna gönderilmesine ve iddia edilen eylemin görev suçu kapsamındakaldığından dolayı görevsizlik kararı verilerek dosyanın Anayasa Mahkemesinegönderilmesi talebinde bulunmuş; anılan talepler Yargıtay tarafındanreddedilmiştir.
33. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla -ilkderece mahkemesi sıfatıyla- Yargıtay 9. Ceza Dairesi önünde derdesttir vebaşvurucunun tutukluluk durumu devam etmektedir.
34. Öte yandan başvurucu herhangi bir tarih belirtmeksizin cezainfaz kurumundauygulanan insan haklarına aykırıkısıtlama ve tedbirlerle ilgili şikâyet dilekçesi verdiğini belirtmiş ancakbaşvuru formunda -herhangi bir belge eklenmeksizin- bu talebincevaplandırılmadığını ifade etmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
35. İlgili ulusal hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 34-54.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; yeterli havalandırma bulunmayan bir ortamda iki kişilikodada on iki kişiyle birlikte iki gün boyunca gözaltında tutulduğunu, bu süredeelektrik ve su kesintilerine maruz kaldıklarını, yeterli beslenme imkânıverilmediğini ve ters kelepçe takılarak adliyeye getirildiğini belirterek kötümuamele ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
38. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
39. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarındakasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar birbütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığınadair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması gerekmektedir (benzeryöndeki bir değerlendirme için bkz. MehmetHasan Altan (2) [GK], B.No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
40. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuki Olmadığı İddiaları
a. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu; suç üstü hâlinin bulunmaması, suç şüphesiolmadığı hâlde yakalanarak gözaltına alınması, görevli ve yetkili olmayansavcılık tarafından hakkında soruşturmanın başlatılması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının,ayrıca ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü yakalama vegözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bubölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesi çerçevesinde kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
44. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
47. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
48. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasındauygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de busürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan(2), §§ 84-93).
49. Somut olayda başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığı İddiaları
a. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamayaneden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini, tutuklamakararının gerekçesiz olduğunu ve tutuklama kararında adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının açıklanmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
52. Başvurucu; ayrıca darbe teşebbüsüyle veya örgütle birilgisinin bulunmadığını, olayda kendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcutolmadığını, bu nedenle yapılacak bir soruşturmanın 2797 sayılı Kanun'a göreYargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
53. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
54. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
55. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
56. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikayetinin özü tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
57. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
58. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
59. İlgili genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, §§ 100-105.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
60. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
61. Diğer taraftan başvurucu, görevinden kaynaklanan güvencelereriayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmektedir.
62. 2797 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,Yargıtay üyelerinin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleriiddia edilen suçları ile kişisel suçları için soruşturma açılmasının BirinciBaşkanlık Kurulunun kararına bağlı olduğu ancak ağır ceza mahkemesinin görevinegiren suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümlere göre yürütüleceğidüzenlenmiştir.
63. Aynı Kanun'un 46. maddesinin (2), (3) ve (6) numaralıfıkralarında ise ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgilisuçüstü hâli istisna olmak üzere görevlerinden doğan veya görevleri sırasındaişledikleri iddia edilen suçları ve kişisel suçları nedeniyle Yargıtay üyelerihakkında koruma tedbirlerine ancak -soruşturma ile görevlendirilen başkanıntalebi üzerine- Birinci Başkanlık Kurulunun onaması ile karar verileceği, ağırceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü hâllerindesoruşturmanın genel hükümlere göre yürütüleceği ifade edilmiştir.
64. Buna göre kural olarak Yargıtay üyeleri hakkındagörevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlarınyanı sıra kişisel suçları bakımından da ceza soruşturması açılması konusundaYargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun karar almasına bağlıdır. Yine bu suçlarbakımından Yargıtay üyeleri hakkında tutuklama da dâhil olmak üzere korumatedbirlerinin uygulanmasına karar verme görevi nihayetinde Birinci BaşkanlıkKuruluna aittir.
65. Bununla birlikte ağır ceza mahkemesinin görevine girenkişisel suçlarla ilgili olarak suçüstü hâlinin bulunması durumunda soruşturmagenel hükümlere göre yürütülecek ve bu soruşturmada tutuklama tedbirine genelyetkili yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir.Belirtilen durumda kovuşturma ise Yargıtaydayapılacaktır.
66. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/7/2016 tarihindeyaşanılan darbe teşebbüsüne değinilerek başvurucunun silahlı terör örgütü üyesiolma suçundan tutuklanması talep edilmiştir (bkz.§ 17).
67. Soruşturma sırasında başvurucu tarafından ileri sürülenYargıtay üyesi olması nedeniyle hakkında ancak Yargıtay Birinci BaşkanlıkKurulunca soruşturma ve kovuşturma yapılabileceği, bunun istisnasını oluşturanağır cezalık suçüstü hâlinin ise somut olayda söz konusu olmadığı yönündekiitiraz; ifadeyi alan Cumhuriyet savcısı tarafından isnat edilen silahlı terörörgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve olayda suçüstühâlinin bulunduğu, bu itibarla başvurucu hakkındaki soruşturmanın genelhükümlere tabi olduğu gerekçeleriyle reddedilmiştir (bkz.§ 16).
68. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncadüzenlenen 2/10/2017 tarihli fezlekede -darbe tehlikesinin tam olarak bertarafedilemediğine dikkat çekilerek- somut olayda ağır ceza mahkemesinin görevalanına giren suçüstü hâlinin mevcut olduğu belirtilmiş, buna göre başvurucuhakkında genel hükümler doğrultusunda 16/7/2016 tarihinde soruşturmabaşlatıldığı ifade edilmiştir (bkz.§ 23).
69. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamedeise başvurucuya isnat olunan suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girenve temadi eden suçlardan olduğuna, temadinin fiilî ve hukuki kesintiye uğradığıtarihe kadar suçun işlenmeye devam ettiğinin yerleşik yargı kararları ile kabuledildiğine değinilmiş; bu itibarla temadinin kesildiği yakalama tarihinin suçtarihi olarak, bir başka ifadeyle suçüstü hâli olarak kabul edilmesi gerektiğideğerlendirilerek soruşturmanın genel hükümlere göre sürdürüldüğü ifadeedilmiştir (bkz.§ 28).
70. Başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısı, tutuklamakararı, fezleke ve iddianamede yapılan değerlendirmeler dikkate alındığındasoruşturma mercilerince isnat konusu suçun kişisel suç olduğu ve başvurucuyönünden ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğu kanaatine varıldığı, bu itibarlasoruşturmanın genel hükümlere göre yürütüldüğü görülmektedir.
71. Başvurucuya isnat edilen ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmasuçunun ağır cezalık (ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan)suçlardan olduğu (bkz. § 33) hususunda kuşku bulunmadığı gibi başvurucunun daaksi yönde bir iddiası yoktur. Diğer taraftan isnat konusu suçun kişisel suçolmadığı, bir başka ifadeyle görevden doğan veya görev sırasında işlenen birsuç olduğu yönünde bir şikâyette bulunulmamıştır. Bir suçun niteliğinin(kişisel suç mu görev suçu mu olduğu) belirlenmesi soruşturma ve kovuşturmasüreçlerini yürüten adli mercilere aittir. Yine bu belirlemeye göre varılacaksonucun hukuka uygun olup olmadığı kanun yolu incelemesi ile tespit edilebilir.Hukuk kurallarının yorumlanmasında -Anayasa'ya bariz şekilde aykırı olarak- keyfîlik bulunması, bunun temel hak ve özgürlüklerinihlaline sebebiyet vermesi hâli dışında suçun niteliğinin belirlenmesineilişkin olanlar da dâhil olmak üzere kanun hükümlerinin yorumu ve bunlarınsomut olaylara uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 77; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 223). Başvurucuhakkındaki tutukluluğa ilişkin belgeler başta olmak üzere soruşturma dosyasındayer alan tespit ve değerlendirmeler ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin isnatkonusu suçun görev suçu olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki içtihadı (bkz. §33) karşısında söz konusu suçun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin temelsizve keyfî bir yaklaşım olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018,§ 123).
72. Somut olayda soruşturma mercilerince başvurucu yönündensuçüstü hâlinin bulunduğu yönünde değerlendirme yapılırken 15/7/2016 tarihindeyaşanan darbe teşebbüsüne dikkat çekilmekte, ayrıca isnat edilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu hususunadayanılmaktadır.
73. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (bkz. § 33;aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli ve E.2007/2495,K.2008/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626 sayılı;6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. CezaDairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
74. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu; darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinive Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasınıkısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul 23. AğırCeza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. Ceza Dairesiarasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkin kararında,anılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnat edilen suçlarınkişisel suç olduğuna da değinerek Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararınınkaldırılmasına karar vermiştir (bkz. § 33; aynı doğrultudaki kararlar için-diğerleri arasından- bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017 tarihli veE.2017/YYB-996, K.2017/403 sayılı; 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-998,K.2017/388 sayılı kararları).
75. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkim (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161) hakkında darbeteşebbüsü öncesinde -görevleriyle bağlantılı eylemler dolayısıyla- işledikleriileri sürülen silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma ve görevi kötüyekullanma suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilkderece mahkemesi sıfatıyla verilen hükmün temyiz incelemesi sırasında bukişiler tarafından ileri sürülen "hâkimve Cumhuriyet savcılarının ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli hariçyakalanamayacakları, sorguya çekilemeyecekleri ve tutuklanamayacakları kuralınınihlal edildiği, olayda suçüstü hâlinin de bulunmadığı"yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrar bulan ve süregelen kararlarındaaçıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olmasuçunda, daha önce örgütün kendisini feshetmesi, kişinin örgütten ayrılmasıgibi bazı özel durumlar hariç olmak üzere kural olarak temadinin yakalanmaylakesileceği, dolayısıyla suçun işlendiği yer ve zaman diliminin buna görebelirlenmesi gerektiği, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olma suçundanşüpheli konumunda bulunan hakim ve Cumhuriyet savcıları yakalandıkları andaağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinin mevcut olduğu"değerlendirmesinde bulunmuş ve bu husustaki temyiz itirazlarını kabuletmemiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli veE.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararı).
76. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sırasında (17/7/2016 tarihinde) gözaltına alınıpdarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen, yargı makamlarıncasilahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundantutuklanması birlikte dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönündesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temeldenyoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (aynı yöndekideğerlendirme için bkz. Alparslan Altan,§ 128; Erdal Tercan, § 145 ).
77. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun Yargıtayüyesi olması nedeniyle Anayasa veya 2797 sayılı Kanun'dan kaynaklanangüvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindedeğildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanunidayanağı bulunmaktadır.
78. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın önkoşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
79. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensilahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. §19). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da tutuklama kararı verenhâkimlik kararına atıf yapılarakbaşvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilen suçunişlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinbulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 20).
80. Başvurucu hakkında düzenlenen fezlekede ise başvurucununisnat edilen suçu (silahlı terör örgütü üyesi olma) işlediğine dair delilolarak başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığıifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasına ve diğer kişiler arasında ByLocküzerinden yapılan haberleşmenin içeriğine dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 25).İddianamede ise başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dair temeldefezlekedeki delillere dayanılmış, bunların yanı sıra tanık beyanlarına dadeğinilmiştir (bkz.§§ 26, 27).
81. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenhâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
82. Öte yandan fezleke ve iddianamede, ayrıca haklarındaFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan Ö.K., A.H., İ.O., İ.D., K.T., M.G. ve M.K.Ö.,Ö.F.T., A.Ş. ve B.E.nin tanık olarak verdikleriifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmayamensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulundukları görülmektedir. Bu itibarla dabaşvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğugörülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75).
83. Ayrıca başvurucunun dışındaki bazı kişiler(M.Bve A.A.) arasında ByLockprogramı üzerinden yapılan haberleşmenin içeriğinde başvurucuyla ilgili bazıolguların bulunduğu belirtilmiştir. Soruşturma mercilerince FETÖ/PDY'nin yüksek mahkemeler sorumlusuvesivil imamlarından olduğu belirtilen "Nejat"kodlu M.B ile aynı örgüt mensubu eski Yargıtay üyesi A.A. arasında geçen birkonuşmada örgüt mensupları hakkında açılan davalarla ilgili çoğunlukla eskimüfettiş olan örgüt mensuplarına danışılmasının değerlendirildiğibelirtilmiştir. Başvurucunun Yargıtaya üye seçilmedenönce Adalet Bakanlığındauzun süre müfettişlik yaptığıbilinmektedir. Kendisinden görüş alınması ve danışılması tavsiye edilen İ.K. demüfettişlik yaptıktan sonra Yargıtay üyeliğineseçilmiştir. A.A.nın isesoruşturma belgelerine göre örgütün Yargıtay hukuk dairelerinden sorumlu olduğubelirtilmiştir.
84. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığınıdoğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.
85. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
86. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§78; Alparslan Altan, § 140).
87. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§79). Ayrıca Anayasa Mahkemesi üyesi olan başvurucunun -konumu itibarıyla-deliller üzerinde etkide bulunmasının diğer kişilere göre daha kolay olacağıyadsınamaz (Alparslan Altan, §141).
88. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 33) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 34; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
89. Somut olayda Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken kaçma ihtimalinin bulunmasına, adli kontroluygulamasının yetersiz kalacak olmasına ve isnat edilen suça göre tutuklamanınorantılı bir tedbir olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 19). Ankara 4.Sulh Ceza Hâkimliği de aynı gerekçelerle başvurucunun tutuklamaya yönelikitirazını reddetmiştir (bkz. § 20).
90. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullarve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 3. ve 4. SulhCeza Hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AlparslanAltan, § 144;Erdal Tercan, § 162).
91. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
92. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, herkurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyettemelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğerceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
93. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucunavarılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
94. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 3. ve 4. Sulh Ceza Hâkimliklerinin isnat edilen suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
95. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
96. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
97. Başvurucu; ifade ve sorgu sırasında kendisine ve müdafisinehiçbir delilin gösterilmediğini, soruşturma dosyasını inceleme imkânı datanınmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği, adil yargılanma ve etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
98. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
99. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
100. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
101. İlgili genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§169-174.
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
102. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararınsavcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
103. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Yargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabul edildiği 26/2/2018tarihi (bkz. § 30) itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin(4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
104. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamaların FETÖ/PDYüyesi olduğu ve bu örgütün yargı ayağını oluşturduğu anlaşılmaktadır. Busuçlamaların içeriğinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ifade almaişlemi sırasında başvurucuya sorulan sorularda açıklandığı ve başvurucununifadesinde anılan suçlamalarla ilgili ayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğugörülmektedir (bkz. § 16).
105. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 20/7/2016tarihinde düzenlenen tutuklama talep yazısı incelendiğinde başvurucuya isnatedilen suçlamalara ilişkin ayrıntılı şekilde açıklamalara yer verildiğigörülmektedir. Bu bağlamda suça konu edilen olaylarla ilgili bilgi ve delillereyer verilmiş, bu eylemlerin hukuki niteliğine yönelik olarak dadeğerlendirmelerde bulunulmuştur (bkz. § 17). Anılan talep yazısı sorgu işlemiöncesinde Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuş olupayrıca sorgu tutanağında başvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığıbelirtilmiştir. Başvurucunun sorgu sırasında suçlama konusu olaylarla ilgilianlatımda bulunduğu, sorulan sorulara cevap verdiği görülmektedir (bkz. § 16). Ayrıca başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesindegerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
106. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir.
107. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye izinverilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
108. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizincifıkrasında) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
109. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin gözdengeçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
110. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
111. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
112. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
113. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez kararında (bkz. §§ 175-177) )tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul süredehâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikayetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesianılan kararda başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüneçıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararınınbaşvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağı ve serbest kalmasısonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun sürehâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti vegerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucunavarmıştır.
114. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
115. Somut olayda başvurucunun sorgusu Ankara 3. Sulh CezaHâkimliği tarafından 20/7/2016 tarihinde yapılmış, başvurucu -müdafiiyle birlikte- sorgu sırasında hem kendisine isnatedilen suçlamalara karşı hem de Savcılığın yapılan tutuklama talebine karşısavunmasını sözlü olarak yapmıştır. Başvurucunun tutuklanmasından sonra gerektahliye talebinde bulunması üzerine gerekse resen yapılan tutuklulukincelemelerinin duruşmasız olarak gerçekleştirildiği, başvurucunun bu süreiçinde hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadığı görülmektedir. Başvurucunun tutuklamave tutukluluğun devamı kararlarına yönelik itirazları da itiraz mercilerince dosyaüzerinden yapılan incelemeler sonucunda karara bağlanmıştır (bkz. §§ 20, 21).Buna göre başvurucunun tutukluluk durumu, tutuklanmasına karar verildiği22/7/2016 tarihinden Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19/6/2018 tarihinde yapılanilk duruşma tarihine kadar duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılanincelemeler sonucunda verilen kararlar ile devam ettirilmiştir. Başvurucunun busüreçte tutukluluğa yönelik itirazlarını, tutuklanmasına dayanak olandelillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine vealeyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını, tahliye taleplerinihâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile getirmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıylabaşvurucunun tutukluluk durumunun yaklaşık yirmi iki (22) ay boyunca duruşmasızolarak incelenmesi söz konusu olmuştur. Ancak 19/6/2018 tarihinde yapılan ilkduruşmadan (bkz. § 31) itibaren makul aralıklara başvurucunun yargılamasıYargıtay 9. Ceza Dairesinde tutuklu olarak sürdürülmektedir. Dolayısıyla somutbaşvuru yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusudeğildir.
116. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yakalama ve gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.