TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET MİRZA ADLIĞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/5408)
Karar Tarihi: 23/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Melek KARALİ SAUNDERS
Başvurucu
:
Mehmet Mirza ADLIĞ
Vekili
:
Av. Nuri MEHMETOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silahla yaralanmasonucu ölüm ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Ardahan'ın Damal ilçesinde bulunan bir birliktepiyade er olarak zorunlu askerlik görevini yapmakta iken 6/3/2013 tarihindeyaşamını yitiren 1992 doğumlu M.A.nınbabasıdır.
8. Başvurucunun oğlu M.A. olay günü 15.00-17.00 saatleriarasında nöbet kulübesinde nöbet tutmakta iken -tanık anlatımına göre- 16.30civarında bacaklarının ağrıdığını belirterek nöbet kulübesini terk etmiş vekışla akaryakıt istasyonuna gitmiştir.
9. Yaklaşık on dakika sonra nöbet arkadaşı olan diğer piyade erT.B. bir silah sesi duymuş, dışarıya çıktığında M.A.yı akaryakıt istasyonu önünde yerde hareketsiz vebaşından vurulmuş bir şekilde bulmuştur. T.B.ninhaber vermesi üzerine olay yerine Bölük Komutanı P. Kd.Ütğm. Ö.Y. gelmiş, M.A.yısecde pozisyonunda yere çömelmiş şekilde bulmuş ve kontrolü sonucunda nabzınınalınamadığını görmesinin ardından M.A.yı sırt üstüyere yatırarak ona kalp masajı uygulamışsa da sonuç alamamıştır.
A. Soruşturma KapsamındaYapılan İlk İşlemler ve Alınan Raporlar
10. Askerî savcının olay yerine intikalinin üç saat içinde gerçekleşebileceğininanlaşılması üzerine olay yerinde gerekli incelemelerin yapılması ve gereklitedbirlerin alınmasını teminen Hanak nöbetçiCumhuriyet savcısı olayla ilgili olarak görevlendirilmiştir.
11. Hanak nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile saat16.30'da Ardahan İl Jandarma Komutanlığına bağlı Olay Yeri İnceleme timi alanayönlendirilmiştir.
12. Saat 17.25'te olay yerine ulaşan Olay Yeri İnceleme timiolay yerini emniyete alarak fotoğrafların ve kamera çekimlerinin yapılması,ölen askerle nöbet tutan asker ve olaya ilk müdahale eden Bölük Komutanı Ö.Y.nin el, yüz svapları ileparmak izlerinin alınması, olay yerinde gerekli incelemelerin yapılması, krokiçizimlerine esas ölçümler yapılması gibi işlemleri gerçekleştirmiş ve Olay Yeriİnceleme Raporunu düzenlemiştir.Raporda şu hususlara yer verilmiştir:
i. Olay akaryakıt istasyonunun önündeki 20-25 cm yüksekliğindekikarla kaplı zeminde meydana gelmiştir.
ii. Olay yerinde hava sıcaklığının -18 °C ve havanın kararmaktaolduğu, olayın meydana geldiği birliğin ilçenin güneyinde, yerleşim yeribulunmayan bir yerde bulunduğu, bölük binasının olay yerine yaklaşık 200-250metre olduğu tespit edilmiştir.
iii. M.A., birlikte nöbet tuttuğu Er T.B.ninyanından ayrılarak yaklaşık 30-35 metre uzaklıktaki akaryakıt istasyonu önünde,kendisine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile çenesinin altına bir el ateş etmeksuretiyle intihar etmiştir. Olayın meydana geldiği yerin nöbet kulübesindengörünmesi mümkün değildir.
iv. Bölük Komutanı Ö.Y.nin M.A.ya ait olduğunu beyan ettiğiceset; baş kısmı kuzey, ayakları güney yönünü gösterir şekilde sırt üstü yatarvaziyette, sağ kolu hafif yana açık, avuç içi yukarı bakar vaziyette, sol koluvücuduna paralel, sağ bacağı altta, sol bacağı üstte, karın boşluğuna bükülüşekilde bulunmuştur. Cesedin çene altında yaklaşık 8 cm genişliğinde ateşlisilah yarası bulunduğu, yaranın çevresinde alev yanığı tabir edilen lekelerbulunduğu, yüz kısmının kan lekeli olduğu, sağ yanağında dışarıya doğruşişkinlik, burun delikleri ve ağız içinde kan lekesinin olduğu, sol kulağındaburun deliğine doğru kan lekesi olduğu, kafasının üst kısmında
2 cm çapında bir adet mermi çıkış deliğinin bulunduğu, ayrıcabaş kısmı ile alnının kan lekeli olduğu tespit edilmiştir. Başında bulunan bereninüst kısmında da bir adet delik bulunmaktadır.
v. Cesedin sağ eline 15 cm mesafede, bir adet kabza ve askıkayışı kan lekeli, emniyet mandalının emniyet konumunda olduğu bir adet G3piyade tüfeği bulunmaktadır. Emniyet mandalının kazaya yol açılmasınıengellemek için Ö.Y tarafından bu konuma getirildiği, cesedin sağ karınboşluğunun altında G3 piyade tüfeğine ait bir adet boş şarjörün bulunduğukaydedilmiştir.
vi. Tüfek dipçiğinin batı yönünde, kar içinde bir adet boş kovanbulunmuştur.
vii. Akaryakıt istasyonunun güneydeki duvarının güneybatıköşesine dayalı vaziyette, diğer nöbetçi Er T.B.ye zimmetli olan, takılışarjörü boş, emniyet mandalı "E" pozisyonunda, üzerinde kan lekesiolmayan bir G-3 piyade tüfeği bulunmaktadır.
viii. Nöbet kulübesi içinde ve etrafında herhangi bir kan lekesiveya ateşli silaha ait delil veya bulguya rastlanmamıştır.
ix. Bölük Komutanı Ö.Y ve Er T.B.ninel ve yüz svapları ile on parmak izi alınmış, olayyeri fotoğraf ve kamera çekimleri yapılmış, kroki çizimine esas ölçümlertamamlanmıştır.
x. Saat 18.05'te olay yerine intikal eden nöbetçi Cumhuriyetsavcısı, yapılan işlemler hakkında bilgilendirilmiş, elde edilen bilgileraktarılmış, cesedin ambulans ile Damal Toplum Sağlığı Merkezine götürülmesininardından cesedin bulunduğu alanda ikinci bir inceleme yapılmış, olay yeri dedektör ile taranmış ancak herhangi bir mermi çekirdeğinerastlanmamıştır.
xi. Silah ve teçhizat üzerinde yapılan inceleme neticesindeceset üzerinde hücum yeleği içinde yirmi adet fişek bulunan, dolu bir şarjörbulunmuş; maktül M.A.ya ait tüfek üzerinde takılı bulunan şarjör içindeise on sekiz adet fişek olduğu tespit edilmiştir. Şarjör çıkarıldıktan sonrayapılan doldur boşalt işleminde atım yatağı içinde de bir adet fişek olduğu,buna göre maktül M.A.ya ait şarjörlerde toplam otuz sekiz adet fişekbulunduğu anlaşılmıştır.
xii. M.A.nınbirlikte nöbet tuttuğu T.B.nin üzerindeki hücumyeleğinde bulunan iki şarjörünher birindeyirmişeradet olmak üzere toplam kırk adet fişek bulunduğu belirtilmiştir.
xiii. Erlere nöbet mahalline giderken boş şarjör ve hücumyeleğinde bulunan iki adet tam dolu şarjör vermekte, erler toplam kırk adetfişek ile nöbet tutmaktadır.
xiv. Maktulün soyunma dolabında ve sivil elbiselerinin bulunduğuvalizde yapılan aramada herhangi bir intihar mektubu, cep telefonu veya simkartına rastlanmamıştır.
xv. Damal Toplum Sağlığı Merkezi acil müşahadeodasına getirilen ceset üzerinde muayene işlemi yapılmadan önce cesedin el veyüz svapları ile parmak izleri alınmış; cesetüzerinde bulunan elbiselerin ceplerinde yapılan araştırmada parka cebinden birkâğıt parçası çıkmıştır. Kâğıt parçasında şu not yer almaktadır:
"Ayaklar-dizler-eller-kollar-gözler-ve Bel hepsi küsmüş ve bende aldığım son kararla onların infazını verecem VEDE ÖZLEM-SIKINTI-BUNALIM İÇİNDEYİM KESİNLİKLEALLAHA KARŞI BİR-İSYANIM YOKTUR Benim tek isyanım var oda ALEME HERKES HAKKINIHELAL ETSİN Bana bol bol dua edin [M.A.]"
xvi. Ceset üzerinden çıkan intihar notunun maktule ait el yazısıile yazılıp yazılmadığının tespit edilebilmesi amacıyla maktule ait mukayeseyazılarının bulunduğu not defteri askerî savcıya teslim edilmiştir.
13. Damal Toplum Sağlığı Merkezinde görev yapan Pratisyen DoktorY.E. tarafından ceset üzerinde ölü muayenesi yapılmış, ancak ilçede patologdoktor bulunmaması nedeni ile otopsi işleminin gerçekleştirilemeyeceğigerekçesiyle cesedin Trabzon Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesine sevkikararlaştırılmıştır.
14. Ölü muayene tutanağında, hüviyet tanığı sıfatıyla BölükKomutanı Ö.Y.nin şu ifadesine yer verilmiştir:
"Bana göstermiş olduğunuz cesedi tanırım,ceset görev yaptığım bölüğün askeridir, kendisi 22/01/2013 tarihinde bölüğümüzekatıldı, RDM [Rehberlik ve Danışma Merkezi] kapsamında değildi, herhangi bir sorunu olduğunu banasöylemedi, olayın oluşunun görmedim, fakat 06/03/2013 günü saat 15:40sıralarında maktul [M.A.]'nınnöbet arkadaşı olan piyade er [T. B.], bölüğün nizamiyesindeki telefonu arayarak görevli arkadaşa[M.A.]'ın intihar ettiğini söylemesi üzerine ben olay yerinegittiğimde piyade er [T.B.]'nin[M.A.]'nın1 metre gerisinde diz çökere[k] ağladığınıgördüm, [M.A.] isimli asker isesecde vaziyetinde, kafası sağ tarafa doğru dönüktü, ben asker [M.A.]'nın nabzına baktım, nabzıatmıyordu, bunun üzerine [M.A.]'yı secde vaziyetinden ellerim ile tutup kaldırdığımdaçenesinin altında bir adet mermi giriş deliği, kafasının üstünde bir adet mermiçıkış deliği olduğunu gördüm, kalp masajı yaptım, [T.B.] isimli piyade er ağlayarak diz üstü çökmüş vaziyettekeşke göndermeseydim, keşke izin vermeseydim, benim yüzümden oldu diyerekağlıyordu, ben sağlık ekibine haber verilmesi için bağırdım, ama kimebağırdığımı hatırlamıyorum, ben [M.A.]'yı resmi olarak teslim edilen 226023 6-76 G3piyade tüfeğini herhangi bir kazaya yol açmaması için emniyete mandalınıoynatarak emniyete aldım, başka bir müdahalede bulunmadım, [T.B.] isimli nöbette yanında bulundurduğu G3 piyadetüfeğinin ise olayın meydana geldiği yer olan bölüğün benzin istasyonunun güneytarafındaki duvara dayalı vaziyette olduğunu gördüm, silaha müdahaleetmedim."
15. Ölü muayene tutanağında doktor bilirkişi tarafından yapılantespitlerin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Alt çenenin boyunla birleştiği hizaya doğruyaklaşık 8 cm boyunda kenarları düzensiz, yatay hizada yara dudaklarında yanıkizlerinin bulunduğu, ağız boşluğuna uzanan ağız boşluğunda yaklaşık 3x2 cmgenişliğinde lasarasyon mevcut, hastanın mandibulasında parçalı kırık mevcut, sağ yanak alt çenehizasında 4x4 cm genişliğinde şişlik mevcut, hastanın üst damak arka farenks kısmında 2x2 cm lasarasyonmevcut, maksilla kemiğinde üst damakta kırık mevcut,her iki burun deliğinde pıhtılaşmış kan mevcut, sağ kulakta kanama mevcut,hastanın verteks kısmında yaklaşık 3x3 cmboyutlarında kenarları düzgün olmayan cilt altına uzanan lasarasyonmevcut, aynı bölgede uyan temporal kemik uçkısımlarda kırık mevcut,
Cesedin vücudunun diğer kısımlarında herhangibir darp cebir izine rastlanılmadı.
..."
16. 7/3/2013 tarihinde ceset üzerinde otopsi işlemigerçekleştirilmiştir. Otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:
"06/03/2013 tarihinde 'ateşli silahyaralanması sonucu' öldüğü bildirilen Mehmet Mirza oğlu, Zuhriye'denolma 01/09/1992 Batman doğumlu [M.A.]'nıncesedi üzerinde 07/03/2013 günü Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığı Morgİhtisas Dairesi'nde yapılan otopsisinden, otopsi esnasında alınan kan, göz içisıvısı ve idrarın kimyasal tetkikinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgive bulgulara göre;
1. Kişinin ölümünün ateşli silahyaralanmasıyla oluşabilir nitelikte yaygın maksillofasiyalve kafatası kubbe-kaide kemik kırıklarıyla birlikte bulunan beyinzarları-beyin-beyincik harabiyeti ve kanamasındanileri geldiğini,
2. Kişinin vücudunda 1 adet ateşli silah ürünügiriş, 1 adet ateşli silah ürünü çıkış deliği saptandığı,dış muayenede 1 noile tarif edilen ateşli silah ürünü yaranın öldürücü nitelikte olduğu, otopsiesnasında ateşli silah ürünü elde edilemediğini,
3. Dış muayenede 1 noile tarif edilen ateşli silah ürünü yaranın cilt ve ciltaltıbulgularına göre atışının bitişik veya bitişiğe yakın atış niteliğindeolduğunu,
4. Kimyasal analizlerde Kimya İhtisas DairesiSistematiğinde aranabilen toksik madde ve alkoltespit edilmediğini,
5. Adli tahkikatın ileriki aşamalarında lüzumuhalinde DNA tetkiki amacıyla kullanılmak üzere FTA kartına damlatılmış kanörneğinin daha önceden savcılığınıza gönderildiğini bildirir tıbbi kanaatraporudur."
17. Öte yandan olay yerinde tespit edilen ve Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına gönderilen deliller üzerindeyapılan incelemeler sonucunda muhtelif uzmanlık raporları düzenlenmiştir.
18. M.A.nınüzerinden çıkan intihar notu ile M.A.ya ait notdefteri üzerinde yapılan el yazısı incelemelerine ilişkin 28/3/2013 tarihliUzmanlık Raporunun ilgili kısmı şöyledir:
"İnceleme konusu belge üzerinde bulunanel yazıları ile [M.A.]'aait olduğu bildirilen mukayese konusuel yazılarıarasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada;
1. Yazıların genel şekli ve işleklik derecesi,
2. Ortak harflerin tersimi(A,B, E, H, K, L, M, N, R, S, U, Y, b, d, e, f, k, m, r, s, t, v, y, z),
3. Yuvarlak harflerin başlangıç ve bitimnoktası (a, o),
4. Noktalama ve sedilişaretlerinin yapılışı (İ, , i, ü, Ç)
5. Kaligrafik ve karakteristik özellikleryönünden benzerlikler görülmüş olup, inceleme konusu belge üzerinde bulunan sözkonusu el yazıları ile [M.A.]'ya ait olduğu bildirilen mukayese konusu el yazılarının AYNI ŞAHIS EL ÜRÜNÜOLDUĞU kanaatinevarılmıştır."
19. El ve yüz svapları ileM.A.ya ait kamuflajlı parka ve hücum yeleği üzerindeatış artığı belirlemek amacıyla yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27/3/2013tarihli Uzmanlık Raporunda ise M.A.ya ait sağ el iç,sağ el dış ve sol yüz bölgesinden alınan svaplarüzerinde atış artıklarının tespit edildiği, Er T.B.ye ait sağ el dış ve sol eldış bölgesinden alınan svaplar üzerinde de atışartıklarının tespit edildiği,P. Ütğm. Ö.Y.ye aitolduğu belirtilen svaplar üzerinde atış artıklarınarastlanmadığı belirtilmiştir. M.A.yaait olduğu belirtilen giysiler üzerinde herhangi bir delinmeye rastlanmamaklabirlikte parkanın ön ve kol bölgeleri ile hücum yeleğinin ön bölgesinde atışartıklarının bulunduğu hususuna yer verilmiştir.
20. Maktul M.A.yazimmetli 226023 seri No.lu G-3 tüfeği ile nöbet arkadaşıT.B.ye zimmetli 251793seri No.lu G-3 marka tüfeği ve olay yerinde bulunan bir adet 7.62x51 mm çapında"MKE 95" ibareli boş kovan üzerinde yapılan incelemeler sonucundadüzenlenen 3/4/2013 tarihli Uzmanlık Raporunun ilgili kısmı şöyledir:
"1. İnceleme konusu tüfeklerin yapılanteknik kontrol ve muayenelerinde; emniyet ve ateş ayar mandallarının sağlam veişler durumda olduğu, atışlarına mani mekanik herhangibir arızalarının bulunmadığı, laboratuvarımızda yapılan deneme, mukayeseatışlarında çap ve tiplerine uygun fişekleri patlattıkları müşahede olunmuştur.
2. Tetkik konusu tüfeklerden laboratuvarımızdaelde edilen mukayese kovanları ile bir adet 7.62x51 mm. çapında suç konusukovanın makroskopta ayrı ayrı yapılankarşılaştırılmaları neticesinde; bu bir adet 7.62x51 mm. çapında suç konusukovanın "226023" seri numaralı silahtan atıldığı tespit edilmiştir.
..."
21. Öte yandan M.A.yazimmetli 226023 seri No.lu G-3 tüfeği üzerinde ve olay yerine ilk ulaşan ErT.B., Bölük Komutanı Ö.Y. ve maktul M.A.nın parmakizleri yönünden yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 5/4/2013 tarihli UzmanlıkRaporunda tüfek üzerinde mukayeseye elverişli iz olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
B. Soruşturma Kapsamında İfadesi Alınan KişilerinBeyanları
22. Askerî savcılıkça M.A.nınyanına ilk giden kişi olan nöbet arkadaşı Piyade Er T.B.nin6/3/2013 tarihinde alınan ifadesi şöyledir:
"Ben [M.A.]'yı geldiği günden beritanırım. Kendisi sessiz, efendi bir insandı. Benim bildiğim kadarıyla birproblemi yoktu, sadece bacaklarının ağrıdığını felç gibi olduğunu söylüyordu.Kendisinin bu nedenle Ardahan Askeri Hastanesine gittiğini biliyorum.Zannediyorum kendisine ilaç verdiler. Bana ailesi veya sivildeki yaşamıylailgili herhangi bir probleminden bahsetmedi. Kendisi sessiz biriydi pekkonuşmazdı. Ben onun herhangi bir kimseden veya komutanımızdan yakındığınıduymadım. Tek bildiğim bacaklarının ağrıdığı idi. Biz bu günilk kez birlikte nöbete gittik. İkimizde 3 nolu kulenöbetçisiydik, birlikte kuleye girdik. Biraz ısındık, ben nerelisin dedim,Batmanlıyım dedi. Ne iş yapıyorsun dedim, Batman'da kazancı olduğunu 4 yıldırkazan çalıştırdığını sertifikası olduğunu söyledi. Bir iki dakika sonrabacaklarım ağrıyor ben biraz dışarı çıkıp dolaşacağım dedi, Bençıkma dışarısı soğuk dedim. Bir şey olmaz biraz gezeceğim bacaklarım o zamaniyileşir dedi Ayakta duramıyorum dedi. Dışarı çıktı, ben onun dışarıda dolandığınıgördüm. Dışarı çıkmasından yaklaşık 10 dakika sonra ben arabaların geçtiği yoltarafına bakarken silah sesini duydum. Ben silah sesini duyunca silahımı aldımkoşarak dışarı çıktım, benzinliğin ön tarafına doğru secde pozisyonunda yerdeyatıyordu. Yüzünden kafasından kan geliyordu, ben şok oldum elimi boynunakoydum nabzı atmıyordu daha doğrusu anlayamadım. Ben koşarak kulenin içindekitelefondan nizamiyeyi aradım. Yetişin yardım edindiyebağırdım telefonu kapattım, tekrar yanına koştum (ifade sahibi [T.B.]'nin ifadesi sırasındasürekli ağlaması nedeni ile yüzünü yıkaması için bir dakika ara verildi tekrarifadesinin tespitine geçildi) Tekrar bu sefer sesli olarak yardım için bağırdımo sırada telefon sesini duydum tekrar kulübeye gittim. Telefonu açtım ancak sesgelmedi, ben telefonu kapattım tekrar nizamiyeyi aradım, Koşun yardım edin diyebir daha bağırdım, geliyoruz dediler. Bir daha yanına gittim yine bağırdım busırada Bölük Komutanımız ve birkaç arkadaş geldi. Hatırladığım kadarıylabunlardan birisi [M.E.Y.]'ydi. Ben şokta olduğum için başka kim vardıhatırlayamıyorum Bölük Komutanı yüzümü tuttu bakma dedi ben o sıradaağlıyordum. Ondan sonrasını hatırlamıyorum beni götürdüler.
S/C. Ben o ana kadar [M.A.]'nın intihar edebileceğine yönelik en ufak bir hissekapılmadım. Her zamanki gibiydi morali bozuk bile durmuyordu. Neden böyle birşey yaptığını anlayamıyorum ben onun çok yakın bir arkadaşı değildim. Ancakhiçbir kötülüğünü görmedim, dediğim gibi sessiz çok iyi birisiydi.
S/C. Ben [M.]'nin yanına gittiğimdekendisi secde pozisyonunda yatıyordu. Silahta dibinde yan yatıyordu. Ben BölükKomutanının silahı emniyete aldığını gördüm. Ayrıca Bölük Komutanı Ambulansdiye bağırdı, [M.] Bçv koşarak geri gitti. Ben bunları hatırlayabiliyorumbaşkaca bir bilgim yoktur, dedi."
23. Bölük Komutanı Ö.Y. nin 7/3/2013tarihinde alınan ifadesi şöyledir:
"Ben 13 Temmuz 2012 tarihinden bu yanaArdana/Damal 7'inci Hd. Tb. 4'üncü Hd. Bl. Komutanı olarak görev yapmaktayım. [M.A.]'yı buraya geldiği 22 Şubat2013 tarihinden beri tanırım. Bana memleketinde kazancı olarak çalıştığınımaddi problemi olmadığını geldiği gün yaptığım danışmanlık görüşmesindesöyledi. İlk celp danışmanlık görüşmemde bir probleminden bahsetmedi. Ertesigün revirciye dizleri ağrıdığından dolayı başvurmuş,ben sağlık ocağına gönderdim. Oradan Askeri hastaneye sevk edildi. AskeriHastane de ortopedi uzmanı olmadığından dolayı Ardahan Devlet Hastanesine sevkedildi. İlk önce 2 gün istirahat verildi. Bu istirahatıkullandı. Daha sonra şikayetleri devam edince tekrar Ardahan Devlet Hastanesinegitti. Ancak bu kez istirahat almadı bana kendisi veya herhangi bir kimse sağlıkdurumu veya diz ağrıları ile ilgili başkaca bir şeysöylemedi. Bana herhangi bir konuda şikayeti veyamüracaatı olmadı. Onu intihara sürükleyebilecek herhangi bir konuda bilgimolmadığı gibi böyle bir izlenim de edinmedim. Aynı tertip 2 Er'e sorunlarındandolayı silah vermedim, atış yaptırmadım nöbette yazdırmadım. Ancak [M.]'nin Psikososyalrisk faktörü tarama anketinde böyle bir değerlendirme yoktu. Psikolojik sorunuortaya koyabilecek elimde bir bulgu yoktu. Zaten kendisi 10 -15 gün önce birliğe geldiğinden kendisini derinlemesine tanıma fırsatıbulamadım. Hastane gidiş dönüşlerinde kendisiyle görüşürdüm. Benden herhangibir izin talebi olmadı. Olsaydı en azından izin verip vermeme veya psikiyatrikyönden izne ihtiyacı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapıp gerekirsebu yolla izne gönderebilirdik. Bana herhangi bir konuda ailesinden,arkadaşlarından veya komutanlarından bir şikayetiolmadığı gibi, herhangi bir disiplinsizliğini de görmedim. Can dostları da banaherhangi bir sıkıntısını bahsetmedi. Tek bildiğim dizlerinin ağrıdığı idi.
S/C: Kendisi 2. kez hastaneye gittiğindeistirahat almadığından ve kendisi nöbete gitmeme yönünde bir taleptebulunmadığından kendisine herhangi bir nöbet olayından muafiyet tanımadık. Eğerhastane bu yönde bir tespit yapsaydı ve ya istirahatverseydi buna göre bir tedbir alınabilirdi.
S/C. Benim onunla hiçbirhusumetim olmadı. Zaten hiçbir saygısızlığını görmedim. Bana olaydan önceaskerlikle ilgili herhangi bir problemi yansımadı. İntihara meyilli olduğukonusunda hiçbir kanaat edinmedim. Bu olay herkesi olduğu gibi beni de şaşırttıve üzdü.
S/C. Olay olduğunda diğer nöbetçi olan [T.] nizamiyeyi aramış ani müdahale mangasından bir askeryanıma geldi. Çok heyecanlıydı 3 numaralı kulede intihar olmuş dedi. Bendekoşarak 3 nolu kuleye doğru intikal ettim. Gittiğimdeasker secde pozisyonunda yerdeydi. [T.] de bir metre uzağında şok durumunda diz çökmüş ağlıyordu. Keşke kuledenayrılmasına izin vermeseydim diye kendi kendine ağlıyordu. Silah[M.]'nin hemenyanında altı kara saplanmış namlusu dışarı vaziyetteidi. Önce nabzını kontrol ettim, nabzı yoktu. Sonra sırt üstü yatırdım, kalpmasajı yapmaya başladım. Arkadan koşarak gelenlere bağırarak ambulans çağırındedim. 5-7 dakika içinde sağlık ocağından doktor hemen geldi. Onları gördüktensonra silahın emniyetini kapattım. Çünkü silah çok yakındı sadece emniyetinikapattım silahı başkaca bir yere almadım. Ben diğer nöbetçiden herhangi birşekilde şüpheli hareket görmedim. Onun silahı da benzinliğin yanında dayalı birşekilde duruyordu. O silahada kimseyi dokundurtmadım.Müteakiben tabur komutanına haber verdim. Tabur merkezimiz Çıldır'dadır. Taburkomutanımız oradan intikal etti. Tabur komutanımız Ardahan Tugay Komutanlığınada bilgi vermiş. Benim bu olay kapsamında söyleyeceğim başkaca bir hususyoktur. Bu olayın meydana gelmesinden dolayı üzgünüm. Sorunları bize yansısaidi böyle bir durumun gerçekleşmemesi için elimizden geleni yapardık,dedi."
24. Askerî savcı bunun dışında piyade erler M.Ç., M.D., A.B.,E.Ö., E.K., N.E., H.K., K. B., piyade çavuşlar M.Ç., M.P. ile Piyade Yüzbaşı D.U.nun da ifadelerini almış; tüm ifadelerde olayın oluşuile M.A.nın kişiliğineilişkin aynı yönde beyanların yer aldığı görülmüştür.
C. Soruşturma SonucundaVerilen Karar
25. Hanak Cumhuriyet Savcılığı 25/4/2013 tarihli kararıyla,yapılan incelemelerin sonuçlarını içeren dosyanın gereği için yetkili vegörevli Kara kuvvetleri Komutanlığı 9. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı AskerîSavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
26. Askerî Savcılık 22/9/2014 tarihli kararıyla, kovuşturmaya yerolmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dosya incelendiğinde müteveffanın Sivas'taacemi birliğinden itibaren diz ağrılarından şikayet ettiği, acemi birliğindekiarkadaşlarından [N.E.] (DZ.69)Sivas'ta iken 'Ben ölmek istiyorum, öleceğim.' şeklinde konuşma yaptığı,üzerindeki elbiseden çıkan ve Jandarma Kriminal Laboratuarı tarafından müteveffanın eli ürünü olduğu tespitedilen not kağıdında 'ayaklar dizler eller kollar gözler ve bel hepsi küsmüş vebende aldığım son kararla onların infazını vereceğim ve de özlem sıkıntıbunalım içindeyim, kesinlikle Allah'a karşı bir isyanım yoktur benim tekisyanım var o da aleme, herkes hakkını helal etsin, bana bol bol dua edin[M.A]' yazdığı, (Dz.21), müteveffanın notdefterinde büyük harflerle 'Hayat buysa üstü kalsın.' şeklinde not bulunduğu(Dz.15), müteveffanın not defterinde büyük harflerle 'Dışarıda yıllara meydanokurken askerde günlere esir kaldık gülüm.' şeklinde not yer aldığı (Dz.18),tüm bu yazılardan müteveffanın ruhsal bunalım içerisinde olduğu ve özellikleağrıları nedeniyle sıkıntısının arttığı değerlendirilmiştir. Olay mahallineilişkin olay yeri tespit tutanağı, fotoğraflar ve tanık beyanları birliktedeğerlendirildiğinde müteveffanın nöbetçi olduğu kulübeden nöbet arkadaşı[T.B.]'ıngitmemesi konusundaki ısrarına rağmen çıktığı ve uzaklaştığı, yakıtistasyonunun önünde dizleri üstüne çömelerek tüfeği çenesinin altına dayamaksuretiyle intihar ettiği anlaşılmıştır.
Tanık beyanları dikkate alındığında isemüteveffanın birlik içerisinde hiç kimse ile husumetinin bulunmadığı, uyumlubir kişilik yapısına sahip olduğu, can dostu olan asker arkadaşlarına ve tanıkolarak dinlenen diğer silah arkadaşları dahil hiç kimseye, komutanlarından veyaasker arkadaşlarından yakınmadığı, sadece Ardahan asker Hastanesi ile ilgiliyakınmalarının olduğu anlaşılmıştır.
Otopsi sonucunda vücudunda herhangi birboğuşma izine rastlanmadığı, mermi giriş yerinin çene altı çıkış yerinin isekafa tepe bölgesi olduğu, otopsi sonuç raporunda atışın bitişik veya bitişiğeyakın atış olarak rapor edildiği göz önüne alınarak müteveffanın ölüm medenininintihar olduğu değerlendirilmiştir.
Böylelikle, her hangi bir kimsenin müteveffaile husumeti, dolayısıyla onu öldürmek için bir sebebi bulunduğuna dair emareyeulaşılamaması, olayda kullandığı belirlenen tüfek üzerinde herhangi birininparmak izinerastlanmaması, atışınbitişikatış mesafesinden ve çene altından yapılmış olması, müteveffanın bulunduğualana olaydan önce ondan başka kimsenin girdiğine dair emareye rastlanmamasıkarşısında, söz konusu eylemin tespit edilemeyen içsel bir nedenden ötürümüteveffa tarafından gerçekleştirdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda;
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere,tüm dosya kapsamından; müteveffanın kendisini vurmak suretiyle intihar etmişolduğu, müteveffanın ölümünde, uygun nedensellik bağı oluşturabilecek şekildebaşkaca bir kimsenin azmettirmesi, kararını kuvvetlendirmesi, iknası, yardımı, kusuru ya da ihmali bulunmadığı, olaysebebiyle kamu davası açılmasını gerektirecek herhangi bir durum olmadığıdeğerlendirilmiştir.
..."
27. Başvurucu; mermi giriş deliğinin 6x4 olmasına karşılık çıkışdeliğinin 3,5x3 cm olmasının açıklamasının yapılmadığı, soruşturma sırasındadinlenilen erbaş ve erlerin terhis olmalarını müteakip daha rahat ve mantıklıbeyanlarda bulunmaları ihtimaline binaen beyanlarının tekrar alınması gerektiğive kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararınaitiraz etmiştir.
28. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Üçüncü OrduKomutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 17/11/2014 tarihli kararı ile;
i. Adli Tıp Kurumu tarafından otopsi sonucu alınan rapordamüteveffanın boyun ön yüzünde 6x4 cm ebatta düzensiz yırtık şeklinde ateşlisilah ürünü giriş yarası ile kafa tepe bölgesinde 3,5x3 cm ebatta düzensizyırtık şeklinde ateşli çıkış yarası olmasının tıbben açıklandığı ancak teknikboyutunun açıklanmadığı, dolayısıyla nitelikleri itibarıyla müteveffada mevcutmermi giriş çıkış yırtıklarının müteveffa tarafından meydana getirilipgetirilemeyeceği, G-3 piyade tüfeğinin bitişik atış veya bitişik atışa yakınatışta, vücudun ilgili bölgeleri gözönünde bulundurularakmermi giriş deliğinin çıkış deliğinden geniş olmasının mümkün olup olmadığıhususlarında adli tıp uzmanı bir bilirkişiden mütalaa alınmasına,
ii. Müteveffanın kendisine zimmetli G-3 piyade tüfeğine, olaysırasında intihar önleyici etkiye sahip metal tetik koruma aparatını takmazorunluluğunun gerekip gerekmediği, gerekiyorsa sorumluların tespitine,
iii. Müteveffanın bel, diz ve ayak rahatsızlığının dosyadaki tümsağlık evrakı dikkate alınıp ortopedi uzmanı bir bilirkişinin dinlenerek olaygünü fiziksel güç gerektiren mühimmatlı kule nöbetçisi olarakgörevlendirilmesine engel teşkil edip etmediğinin tespiti için soruşturmanıngenişletilmesine ve bu hususlarda soruşturmanın 9. Kolordu Komutanlığı AskerîSavcılığına yaptırılmasına
karar vermiştir.
29. Yukarıda belirtilen hususlarda yapılan incelemelersonucunda;
i. Adli tıp uzmanının atışın bitişik veya bitişiğe yakın olmasınedeniyle çıkış deliğinin giriş deliğine göre küçük olmasının olayda olağanolduğu, çıkış deliğinin yara dudaklarının dışa doğru meyilli olduğu, diğerbulgularla da bütüncül bir değerlendirme yapıldığında olayın müteveffatarafından meydana getirilebilir nitelikte olduğu sonucuna varıldığı yönündegörüş bildirdiği,
ii. Ortopedi uzmanının müteveffanın askerliğe başladıktansonraki ilk ortopedik şikâyetinin 29/1/2013 tarihinde diz ağrısı şeklindeolduğu, şikâyeti ile sevk edildiği Sivas Numune Hastanesinde menüsküs yırtığıtanısıyla kendisine ağrı kesici ilaç tedavisi uygulandığı, Ardahan'dakibirliğine katıldıktan sonra diz ağrısı şikâyeti ile iki kez Devlet Hastanesinesevk edildiği, kendisine iki gün istirahat ve ağrı kesici ilaç tedavisiuygulandığı, en son 4/3/2013 tarihinde diz ağrısı şikâyeti ile başvurduğu, belve ayak rahatsızlığından dolayı herhangi bir sağlık kurumuna başvurusuolmadığı, diz ağrısı dışında herhangi bir ortopedik yakınması olmadığı, mevcutrahatsızlığının fiziksel güç gerektiren mühimmatlı kule nöbetçisi olarakgörevlendirilmesine engel teşkil etmediğinin değerlendirildiği yönünde görüşbildirdiği,
iii. M.A.yazimmetli G-3 tüfeğinde intihar önleyici etkiye sahip metal tetik korumaaparatının olmaması konusu ile ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı Loj. K.lığınıntetik tertibına kaza önleyici, ilave emniyet parçasıkullanım esasları konulu emri gereği, tetik tertibatlarının iç güvenlikbirlikleri ile hudut birliklerinde kullanılmayacağının belirlenmesi dolayısıylabu aparatın kullanılmayışının mevzuata uygun olduğunu bildirdiği
anlaşılmıştır.
30. Daha önce toplanan deliller ile soruşturmanın genişletilmesisonucunda araştırılan hususlarda alınan uzman görüşlerine dayanarak AskerîMahkeme, M.A.nın nöbet tuttuğu esnada nöbet yeriniterk ederek kendisine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile yaşamına son vermekkastıyla intihar ettiği, ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin harabiyetinden kaynaklandığı, müteveffanın bu eyleminigerçekleştirmesinin öncesinde veya sırasında bu karara katkıda bulunan veilliyet bağı kurulabilecek hiçbir davranış ile kişilerin sorumluluğunugerektiren hiçbir eylemin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığınadair karara karşı başvurucu tarafından yapılan itirazın reddine kararvermiştir.
31. Bu karar 25/2/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
32. Başvurucu 23/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
33. Başvurucu, anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açtığına dair herhangi bir bilgivermemiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
34. İlgili hukuk için bkz.Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve SeferAkkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu;
i. Askerlik hizmetini ifa etmekte iken ateşli silah yaralanmasısonucu oğlunun yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan ceza soruşturmasısonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği gerekçesiylekovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini,
ii. Oğlunun bilinen bir bunalım hâlinin veya psikolojikbozukluğunun bulunmadığını, manevi inancı gereği de intihar etmesinin mümkünolmadığını,
iii. Olayın meydana gelişi ve sonrasındaki gelişmelerin çelişkiliolduğunu, olaya müdahale eden subayın beyanlarının kendi içinde tutarlıolmadığını, ayrıca oğluna zimmetli silaha müdahale ettiğini,
iv. Mermi giriş deliğinin çıkış deliğinden büyük olmasınınaçıklanamadığını,
v. Kuşkulu durumların araştırılması için olay yerinde keşifyapılması talebinin Askerî Savcılık tarafından yerine getirilmediğini,
vi. Oğlunun ölümünün intihar sonucunda gerçekleştiği yönündekideğerlendirmelerin doğru olmadığını
belirtmektedir.
37. Başvurucu ayrıca;
i. Oğlunun devletin koruması ve gözetimi altında olduğu sıradahayatını kaybettiğini,
ii. Olay intihar olarak nitelendirilse bile devletin bireylerinöldürülme riskini minimuma indirme, yargısal denetimi sağlama ve haklarınihlali hâlinde sorumluların tespiti ve cezalandırılmasını temin etme pozitifyükümlülüğü altında olduğunu,
iii. Yaşam hakkının pozitif yükümlülükleri kapsamında devletinhayatı tehlikede olan kişileri korumak amacıyla önleyici tedbirler almasınınyanında silah taşınmayı gerektiren askerliğin yapılmasını zorunlu kılandevletin özel bir dikkat göstermesi ve psikolojik rahatsızlıkları bulunanaskerler için askerî koşullara uygun bir tedavi öngörmesi gerektiğini,
iv. Öte yandan yaşam hakkı kapsamında devletin etkili soruşturmayapma yükümlülüğü bulunduğunu,
v. Bunun devlete bir ölüm olayını çevreleyen koşullarınkapsamlı, tarafsız ve dikkati bir şekilde incelenmesi sorumluluğu yüklediğini,
vi. Somut olayda maddi gerçeği arama ve adaleti sağlamakonusunda yetersiz kalan ve objektif olmayan Savcılıkça ölümün şüphelisayılması gerekirken etkili soruşturma yapılmadığını
ileri sürmektedir.
38. Başvurucu, yukarıdaki iddialarla Anayasa'nın 17. maddesindeyer verilen yaşam hakkı ile 40. maddesinde öngörülen etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
39. Somut olayda başvurucunun iddialarının oğlunun yaşamınaintihar suretiyle son vermesinden ziyade üçüncü kişi/kişilerin eylemi sonucundayaşamının son bulduğu, bu hususta yeterli bir araştırma yapılmadığı için olayınaydınlatılamadığıyla ilgili olduğu görülmektedir. Başvurucu ayrıca olay intiharolarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeye yönelik görevve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürmektedir.
40. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temelolarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir: Bu şikâyetlerdenbirincisi, olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı,ikincisi ise kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklerekarşı korunamadığı hususu ile ilgilidir.
41. Bu iki şikâyetin nitelik itibarıyla birbirinden farklıolduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygunbaşvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıdada belirtildiği üzere birinci şikâyet ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlıolarak gerçekleştirildiğine ve bu konuda etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmediğine, ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmalîdavranışları sonucu yaşam hakkının korunamadığına ilişkindir. Bu sebeple mevcutbaşvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
42. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
43. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukukdevleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
1. Ölüm Olayının ÜçüncüKişi ya da Kişilerce Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia
a. Genel İlkeler
44. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif biryükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı vehukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarakyine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusalmakamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
45. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanısıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan herölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vevarsa sorumluların hesap vermesini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
46. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü, olayın niteliğinebağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerinegetirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarındaAnayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini vecezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlaligidermek, dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
47. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken cezasoruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili birşekilde uygulanmasını, vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları vesorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli birsuç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamalarınmahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiğianlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 56).
48. Soruşturmanın etkilililiğini veyeterliliğini temin adına soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi, ölümolayını aydınlatabilecek sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerintoplanması gerekmektedir (Serpil Kerimoğluve diğerleri, § 57).
49. Ölüm olayına ilişkin olarak yapılacak etkili bir soruşturmakapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişiincelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı birrapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektifanalizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesiiçin mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yürütmelerigerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesiniolumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturmayürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,4/11/2015, § 89)
50. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veyakarıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadecehiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somutbir bağımsızlığı da gerektirmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).
51. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan hususlardanbiri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak içinsoruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilaveolarak her olayda, meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarınınbu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).
52. Yürütülecek soruşturmalarda makul bir süratte gerçekleştirmeve özen gösterme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Elbette bazı durumlardasoruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya dagüçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmadayetkililerin hızlı hareket etmeleri olayların daha sağlıklı bir şekildeaydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi,hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümüverilmesinin engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,10/12/2014, § 96).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
53. Başvurucu, oğlunun ölümünün intihar sonucu gerçekleştiğiyönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını ve bu hususta etkili birsoruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.
54. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi yada kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgiliolarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğübulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarındamağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek vemağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayetiddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun başvuru yolununceza soruşturması olduğu açıktır.Bunedenle somut olayda soruşturma makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olaraketkili bir soruşturma yürütüp yürütmediğinin incelenmesi gerekir.
55. Somut olayda başvurucu, oğlunun üçüncü bir kişi tarafındanöldürülmüş olabileceğini belirtmekle birlikte bu iddiasını destekleyecekşekilde somut bir veriyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Başvurucu, sadeceoğlunun ölümünde kuşkulu yönler bulunduğunu ve oğlunun intihar edecek biriolmadığını belirtmiştir.
56. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğindesoruşturma makamları tarafından başvurucunun oğlunun ölüm olayı ile ilgiliolarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamlarıtarafından bu kapsamda resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesiyapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş, krokisi çizilmiş, akabinde ölümuayene ve otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Otopsi işlemi neticesindehazırlanan raporda; M.A.nın boyun ön yüzde trioid kıkırdak üstü hizada, etrafında is ve barutartıkları içeren 6x4 cm ebadında düzensiz yırtık şeklinde ateşli silah ürünügiriş yarası, kafa tepe bölgesinde 3,5x3 cm ebadında düzensiz yırtık şeklindeateşli silah ürünü çıkış yarasının bulunduğu, ölümün ateşli silahyaralanmasıyla oluşabilir nitelikteki beyin zarları, beyin, beyincik harabiyeti ve kanamasından ileri geldiği, vücutta bir adetateşli silah ürünü giriş ve çıkış deliği bulunduğu, ateşli silah ürünü yaranınöldürücü nitelikte olduğu ve yaranın cilt ve cilt altı bulgularına göreatışının bitişik veya bitişiğe yakın atış niteliğinde olduğu yönünde tespitleryapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu araştırmalarda, olayın cinayetolabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde edildiği yönünde birveri mevcut değildir.
57. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik incelemeraporları düzenlenmiştir. Yapılan balistik inceleme neticesinde olay yerindebulunan mermi kovanının M.A.nınolay anında kullandığı belirtilen tüfek ile atılmış olduğu tespit edilmiştir.Atış artığı ile ilgili olarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise M.A.nın sağ el iç, sağ el dış, solbölgesinden alınan svaplarında atış artığı tespitedilmiştir. Keza M.A.ya aitparkanın ön ve kol bölgeleri ile hücum yeleğinin ön bölgesinde de atışartıklarına rastlanmıştır. Atış artığı analizinde M.A. ile birlikte nöbet tutanPiyade Er T.B.nin de sağ el dış ve sol el dışbölgesinden alınan svaplarda atış artığı tespitedilmiş ise de soruşturma makamlarınca bu atış artıklarının ateş etmeden değil temastankaynaklanabileceğinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Olayın oluşuna ilişkintaraf beyanları ile T.B.nin M.A.yı ilk gören kişi olarak onunla fiziki temastabulunduğu yönündeki ifadesi dikkate alındığında tespit edilen atış artıklarınınatış artığı bulunan yerlere temas edilmesinden kaynaklanmış olabileceğiyönündeki değerlendirmenin makul olduğukanaatinevarılmıştır.
58. Olayla ilgili olarak başvurucunun oğlu ile askerlik hizmetidolayısıyla teması olmuş kişilerin tanık sıfatıyla alınan beyanlarında dacinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir hususun yer almadığıgörülmektedir.
59. M.A.nın parkasından çıkan "Ayaklar-dizler-eller-kollar-gözler- ve belhepsi küsmüş ve bende aldığın son kararla onların infazını verecemvede özlem-sıkıntı-bunalım içindeyim kesinllikle Allaha karşı bir isyanım yoktur Benim tekisyanım var oda aleme herkes hakkını helal etsin bana bol bol dua edinM.A." şeklindeki notun M.A.ya aitolduğu bildirilen not defterindeki yazılar ile karşılaştırılması suretiyleyaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda M.A.nınelinden çıktığının tespit edildiği görülmektedir.
60. Öte yandan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşıbaşvurucunun, mermi giriş deliğinin çapının çıkış deliğinin çapından büyükolmasının açıklamasının yapılmadığı ve soruşturma sırasında dinlenilen erbaş veerlerin terhis olmalarını müteakip daha rahat ve mantıklı beyanlardabulunmaları ihtimaline binaen tekrar beyanlarının alınması gerektiği, bunedenlerle soruşturmanın yeterli olmadığı yönündeki itirazı üzerinesoruşturmanın genişletilmesine karar veren Mahkemenin 17/11/2014 tarihli arakararı uyarınca yaptırılan ek incelemeler sonucunda;
i. Adli tıp uzmanı tarafından atışın bitişik veya bitişiğe yakınolması nedeniyle çıkış deliğinin giriş deliğine göre küçük olmasının olağanolduğu, çıkış deliğinin yara dudaklarının dışa doğru meyilli olduğu ve diğerbulgularla da birlikte değerlendirildiğinde olayın müteveffa tarafından meydanagetirilebilir nitelikte olduğu kanaatine varıldığının,
ii. Müteveffanın ortopedik rahatsızlıklarının fiziksel güçgerektiren mühimmatlı kule nöbetçisi olarak görevlendirilmesine engel teşkiletmediğinin,
iii. G-3 tüfeğinde intihar önleyici etkiye sahip metal tetikkoruma aparatının olmamasının mevzuata uygun olduğunun
bildirildiği görülmüştür.
61. Başvurucunun soruşturma sırasında dinlenilen, askerlikgörevini yapan er ve erbaşların tekrar dinlenilmesi yönündeki talebi hakkındaAskerî Mahkemenin kararında bir değerlendirmeye yer verilmemişse de diğerverilerden soruşturmanın bu yönde genişletilmesini gerektiren bir hususuntespit edilemediğinin anlaşılması karşısında soruşturmada bu yönden bireksiklik bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
62. Dolayısıyla olay bir bütün olarak değerlendirildiğindebaşvurucunun kovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptığı itiraz aşamasında ilerisürdüğü iddialar hakkında Askerî Mahkemenin yaptığı değerlendirmelerdenayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bkz. § 30). Tüm bu hususlardikkate alındığında M.A.nınüçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili birsoruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
63. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya dakişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. M.A.nın Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığınaİlişkin İddia
64. Başvurucu, zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmekte olanoğlunun yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkorunamadığını ileri sürmüştür.
65. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiğidurumlarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkânsağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekle yükümlü olduğunu bu aşamadatekrar vurgulamak gerekir.
66. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalarda farklı bir yaklaşım benimsenmelidir. Buna göre yaşam hakkının veyafiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili biryargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka cezadavası açılmasını gerektirmez. Bu durumda mağdurlara hukuki, idari ve hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59).
67. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu, yani olası sonuçların farkındaolmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşanriskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda-bireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun-insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili birceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bukişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).
68. Başvuru formu ve eklerinde, M.A.nın üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olaraköldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olayhakkında etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde olayıncinayet olduğunu ortaya koyan bir veri de tespit edilememiştir.
69. Ceza soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler,askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak M.A.nın ölümüne sebebiyetverdikleri iddiasını da desteklememektedir.
70. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin sahipolduğu etkili yargısal sistem kurmayönündeki pozitif yükümlülük, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önündeaçabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmişsayılabilir.
71. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerinyakınları tarafından AYİM'de açılan tam yargıdavalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişininyakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşamhakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararındaifade etmiştir (benzer kararlar için bkz. AbdullahDoğan ve Meryem Doğan, B. No: 2014/129, 29/9/2016, §§ 51-54; Aysel Yılmaz ve diğerleri, B. No:2014/6927, 29/9/2016, §§ 52-55).
72. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümü ile neticelenen olayhakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.Başvurucu, hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idareninmesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararının ödenmesinisağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi birbilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkınınkorunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan sözedilemeyecektir.
73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarakgerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecekrisklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.