TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET DOĞAN UĞURLU VE MURAT ALAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/14942)
Karar Tarihi: 18/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucular
:
1. Mehmet Doğan UĞURLU
2. Murat ALAN
Vekili
:
Av. Ali PACCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber nedeniylegazeteci olan başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade vebasın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
7. Bakanlık 9/4/2019 tarihinde görüş bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvuruculardan Mehmet Doğan Uğurlu başvuruya konu olaylarınmeydana geldiği tarihte Yeni Akitisimli gazetenin sahibidir. Başvurucu Murat Alan ise başvuruya konu haberiyapan kişidir.
A. Arka Plan Bilgisi
10. 28/2/1997 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısındairticayla mücadeleye ilişkin kararlar alınmıştır. MGK'da alınan kararlarTürkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda büyük değişimlere nedenolmuştur. 28 Şubat olarak bilinensüreçte yaşananlar kamuoyunda post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır.
11. 28 Şubat sürecindeİslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C) örgütüne ilişkin yargılamalargörülmeye başlanmıştır. İBDA/C örgütü 90'lı yıllarda kamuoyu gündemini oldukçameşgul etmiştir. 90'lı yıllarda İBDA/C'nin birçok terör eyleminin yanı sırabazı suikastleri de gerçekleştirdiği iddiaedilmiştir. Söz konusu iddialara ilişkin olarak örgütle ilgili yargılamalaryapılmaya başlanmış ve (S. M.) ismiyle bilinen gerçek adıyla S.İ.E. (S.M.) 1998yılında örgütün lideri olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır. S.M. 2001 yılındaidam cezasına çarptırılmış, idam cezasının kaldırılması nedeniyle cezasıağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Daha sonra 2014 yılında S.M.nin yeniden yargılanma talebinde bulunması üzerinetalep kabul edilerek yargılama sonunda tahliyesine karar verilmiş ve 2016yılında beraat etmiştir.
12. S.M.nin yargılandığı dava 28 Şubatın sembol davalarından biri olmuştur. Busüreçte yapılan yargılamalarla ilgili olarak hâkimlerin askerlerden talimatalarak yargılama yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya atılmıştır. S.M.nin de bu talimatlar çerçevesinde, herhangi bir delilolmamasına rağmen idam cezasına çarptırıldığı iddiası bir kısım çevrelerdesürekli olarak dile getirilmiştir.
13. M.Ç., 2001 yılında S.M. Hakkında idam hükmünü veren 6 No.luDevlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) heyetinin başkanıdır. M.Ç. emekliye ayrıldıktansonra avukatlık yapmaya başlamıştır.
14. 2011 yılında sivil toplum örgütleri, siyasi partiler vedönemin mağduru olduğunu belirten kişiler, 1995 genel seçimlerinde birinciparti olan Refah Partisi (RP) ile ikinci olan Doğru Yol Partisinin (DYP)oluşturduğu 54. Hükûmet'in 28 Şubat 1997'de yapılandarbeyle görevden uzaklaştırıldığını ifade ederek dönemin sorumluları hakkındasuç duyurusunda bulunmuşlardır. Bu doğrultuda28 Şubat süreci ile ilgili soruşturmalar başlatılmıştır. İlgilisoruşturmalar kapsamında 28 Şubattagörev alan dönemin Genelkurmay 2. başkanı, Genelkurmay istihbarat dairebaşkanı, MGK genel sekreteri, Genelkurmay harekat başkanı, Hava Kuvvetlerikomutanı, Kara Kuvvetleri komutanı, Jandarma genel komutanı gibi üst düzeyaskerler tutuklanmışlardır. Bu sebeple genel olarak 28 Şubat dönemi ve özel olarak da İBDA/C davası kamuoyundayoğun olarak tartışılmıştır.
15. Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte M.Ç.,avukatlık yapmaktadır. İBDA/C davalarının tekrar tartışılmaya başlanmasıüzerine 28 Şubat sürecindemahkeme başkanlığı yapmış olan M.Ç.ye basın mensupları sorular sormuşlardır.25/9/2011 tarihli gazetelerde yer alan haberlere göre basın mensuplarınınkendisine S.M. ile ilgili verilen kararısorması üzerine özetle şu şekilde cevap vermiştir:
"...Önümüze gelen dosyaya göredeğerlendirme yaptık... Burada kişileri değerlendirmek istemiyorum. Dosyanındetaylarını da hatırlamıyorum. Biz o günkü şartlara göre karar verdik. Ben birhata yapılmadığını düşünüyorum ama bu o dosyada hata yapılmadı demek değil.Allah'ın adaleti değil ki mutlak ve kesin olsun. Hiçbir hakimverdiği kararların yüzde yüz doğru olduğunu söyleyemez. Hakimler de hatayapabilir."
B. Somut Başvuruyaİlişkin Olaylar
16. İkinci başvurucunun D.Y. isimli bir avukatla yaptığıröportaj Yeni Akit gazetesinin 29/11/2011 tarihli nüshasında yayımlanmıştır. "Brifingi Aldı İdamı Bastı"başlığı ile yayımlanan röportajın ilgili kısımları şu şekildedir:
"28 Şubat darbesine yönelik soruşturmadevam ederken, Akit; yaşanan süreci deşifre eden çok önemli bir tanığaulaştı... Yeni Akit'ten Murat Alan'a konuşan Av.[D.Y.] 'Harbiye’de gizli bir toplantı yapıldı, önemli kararlar alındı', dedi...'O toplantıya katılanlardan biri de, hakim [M.Ç.]idi... [M.Ç.], brifingte alınan kararlardoğrultusunda [S.M.ye] idam cezası verdi' iddiasında bulundu.
Murat Alan: 28 Şubat döneminin şu ana kadargizli kalmayı başarmış tanıklarından olduğunuz söyleniyor?
[D.Y.] : Doğrudur, o döneme ilişkin birçok şey gördük yaşadık.Dönemin öncesi ve sonrasına vakıf biriyim...İlk eylem yargıdaki kadrolaşmaoldu...
....
Murat Alan: O dönem DGM’lerinde nasıl bir havahakimdi?
[D.Y.] : DGM’lere gelecek olursak PKK’nın insan kaynakları veekonomik altyapısını çökertmek için kurulsa da asıl hedefi derin devletinizlerini örtmek, Müslümanları baskı altında tutmak olmuştur. Bunlara talimatıngittiği nokta da Genelkurmay’dı. Devletin askeriyesi, Genelkurmay’ı Yargıtay,HSYK ve diğer mahkemeleri ile pek sıkı fıkıydı. Şahidi olduğum toplantılardanasıl tavır alacakları izah ediliyordu.
Murat Alan: ‘Şahidi olduğum’ dediniz, açarmısınız?
[D.Y.]:Benim saklayacak gizleyecek hiçbir şeyim yok. Birazdan söyleyeceklerimleistiyorum ki gerçekler açığa çıksın. 28 Şubat post modern darbesinin sivilörgütlenmesi askerin sivilleri koordinesi Harbiye Orduevi’nde yapıldı. 1. OrduKomutanlığı’na bağlı Harbiye Orduevi’nde toplantı yapıldı. Benim de katıldığımtoplantıya yargı mensupları başta olmak üzere akademisyenler ve o dönem çoketkili olan birçok gazeteci katıldı. Toplantıda irticadan ve hükümetin irticayıkörüklediğinden bahsedildi. Buna karşılık toplantıya katılanların koordineliharekete etmesi ve kendi konumlarından doğan gücü lehte kullanmaları gerektiğivurgulandı.
Murat Alan: Bu çok önemli bir açıklama. Yanikarargâhın gizlice toplandığını söylüyorsunuz kimler katıldı isim verebilirmisiniz?
[D.Y.]:Elbette gizli ve seçmece bir toplantıydı. Harbiye Orduevi’nin konferanssalonuna girdiğimde içeride Genelkurmay Başkanı İ.H.K, dönemin 1. Ordu KomutanıH.K, ne ilginçtir şimdi Balyoz’un bir numarası eski1. Ordu Komutanı Ç.D, Genelkurmay Genel Sekreteri E. Ö. ve daha birçok askervardı.
Murat Alan: Sivillerden kim vardı?
[D.Y.]: Dönemin DGM Başsavcısı, mahkemebaşkanları, hatta Susurluk ve İBDA-C davasında hakimlik yapan şu meşhur hakim [M.Ç.] da vardı. Ve hatta [M.Ç.] kürsüde konuşmayaptı...
...O dönem yapılan anti demokratikuygulamaların hepsinin geri planında o toplantıda alınan kararların olduğunubiliyorum. Toplantıya katılan DGM hakimleri karşılarına gelen dosyaları bunagöre değerlendirdi. Delil aramadı gerekçe önemli değildi. Brifing Medyasıirticacı yaftasıyla hedef üretti, brifinge katılan kolluk kuvveti bu kişilerhakkında sahte delil üretti, yargısı ise dosyada suç var mı yok mu umursamadanirticacı diye yaftalanan kişilere müebbet hapiscezası ve hatta idam cezası verdi. İBDA-C davası Susurluk davası ve benzeribirçok dava bunun neticesi. Bunların araştırılması aydınlatılması lazım, buanti demokratik uygulamaların deşifre edilmesi, hesap sorulması lazım."
17. Bahse konu haber üzerine M.Ç. 5/12/2011 tarihindebaşvurucuların hakaret ve iftira suçlarından cezalandırılmaları talebiyleBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) suç duyurusunda bulunmuştur.Savcılık tarafından, 25/1/2012 tarihinde yapılan haberin "ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı"gerekçesiyle başvurucular hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dairkarar verilmiştir. İtiraz üzerine karar İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin19/10/2012 tarihli ret kararıyla kesinleşmiştir.
18. M.Ç., bahsi geçen haberde yer alan bazı ifadelerin hakaretniteliğinde olduğu iddiasıyla kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek31/1/2012 tarihinde başvurucular aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.
19. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/12/2014 tarihlikararıyla 4.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararınıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...dava konusu yapılan haberde,davacının, mahkeme başkanı olarak katılmış olduğu toplantıda alınan karargereğince idam cezasına karar verdiğinin ifade edildiği, söz konusu kararıveren İstanbul 6 Nolu DGM'nin heyet halinde çalışanmahkeme olduğu, mahkeme başkanının tek bir oya sahip olduğu, davacının tekbaşına karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki verilen kararın dadiğer üyelerin katılımıyla oy birliğiyle verildiği, davalı gazetenin yapmışolduğu haberde davacının hakim olarak almış olduğu talimat gereğince kararverdiğinin açıkça ifade edildiği, bağımsız ve tarafsız olan hakimin almışolduğu talimatla gereğince karar vermiş olmasının ilgili hakimin kişilikhaklarına açıkça haksız saldırı niteliğinde bulunduğu, davalı tarafın davacınınbu yönde karar verdiği hususunda dosyaya herhangi bir delil de sunmadığıhususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı gazetede yer alan haberindavacının mesleki itibarı ve kişilik haklarına açıkça haksız saldırıniteliğinde bulunduğu, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabıbir nebze de olsa gidermek amacıyla tarafların ekonomik ve sosyal durumları,haberin niteliği, olayın meydana geldiği tarih de dikkate alınarak davacılehine 4.000-TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucunavarılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "
20. Temyiz üzerine karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 9/6/2016tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Nihai karar, başvuruculara 26/7/2016tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucular 23/8/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
22.11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesişöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasınazarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralıbulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekleyükümlüdür.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucular; yayımlanan röportajın 28 Şubat sürecindeki yargılamalara ilişkinolduğunu, sürece tanıklık etmiş olan D.Y.ninsöylediklerinden yola çıkarak bu haberin yapıldığını, o süreçte yapılanyargılamalara ilişkin eleştirilerin basında defalarca dile getirildiğini ifadeetmişlerdir. Başvurucular, olayların meydana geldiği dönemde 28 Şubat soruşturmalarının başlamasıüzerine İBDA/C davalarının akıllara geldiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, İBDA/C davalarında görevyapan hâkimlerin askerlerden brifingler aldığı, yanlı ve taraflı yargılamalaryaptığı tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini öne sürmüşlerdir.Başvuruculara göre dava konusu haberde geçen söyleşide, söyleşi yaptıklarıkişinin M.Ç. ile ilgili tanıklık ettiği bir brifing aktarılmıştır. Başvurucularsöz konusu haberin doğrudan M.Ç.yihedef almadığını, söyleşinin 28 Şubatsüreci ve bu süreçteki olguların yargı üzerindeki etkilerine ilişkin olduğunuöne sürmüşlerdir.
25. Söz konusu haber "BrifingiAldı İdamı Verdi" başlığı ile yayımlanmıştır. Başvurucular;söyleşi yaptıkları D.Y.nin davacıyı 28 Şubat döneminde bir brifingte gördüğünü söylemesi, davacının da "Hata yapmış olabiliriz."açıklamasını bir arada değerlendirerek bu şekilde başlık attıklarınıaçıklamışlardır. S.M.nin yeniden yargılama sonucuberaat ettiğini, dolayısıyla idam hükmünü veren DGM'de heyet başkanı olarakgörev yapmış olan M.Ç.nin, yargının bağımsız hareketetmediğine ilişkin tartışmaların içine çekilmesinin kaçınılmaz olduğunu ifadeetmişlerdir. Başvurucular; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde M.Ç.nin "talimatlakarar verdiği" şeklinde itham edildiği belirtilmişse de bunundoğru olmadığını, haberde M.Ç.nin brifinglerinetkisinde kalarak karar verdiğinin aktarıldığını, bununla da tek bir davayailişkin talimat değil o süreçte yargı mensuplarına sürekli brifing verildiğininkastedildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; sürece tanıklık eden biriyleyapılan söyleşinin haberleştirildiğini, DGM hâkimi olarak görev yapmış M.Ç. ileilgili söylemlerin olağan kabul edilmesi gerektiğini belirtmişler, ilk derecemahkemesince bu hususlar dikkate alınmadan aleyhlerine tazminata hükmedilmesinedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
26. Bakanlık görüşünde, söz konusu müdahalenin kanun ileöngörülmüş ve başvurucuların iddialarının yapılan yargılama sonucundakanıtlanamamış olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık görüşünde; eleştirisınırlarını aşan itham nedeniyle hükmolunan manevi tazminatın -özel hayatasaygı hakkını devletin pozitif yükümlülükler kapsamında koruması gerekliliğinide nazara alarak- gerekli ve orantılı olduğu ayrıca bu durumun, Avrupa KonseyiParlamenter Meclisinin tavsiye kararları ile de uyumluluk gösterdiği ifadeedilmiştir.
B. Değerlendirme
27. İddianın değerlendirilmesinde Anayasa'nın ifade ve basınözgürlüklerinin korunduğu 26. ve 28. maddeleri dayanak alınacaktır. Anayasa’nın“Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
28. Anayasa’nın “Basınhürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Basınhürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
30. Başvurucuların ulusal bir gazetede yayımlanan habernedeniyle 4.000 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusumahkeme kararı ile başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yönelik birmüdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden birveya daha fazlasına dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
33. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 6098 sayılı Kanun’un49. maddesinin kanunla sınırlamaölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
34. Başvurucuların davacıya manevi tazminat ödemesine kararverilmesinin başkalarının şöhret veyahaklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu vemeşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
35. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkindetaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, §§ 35-38.
(b) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
36. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasınailişkin ilke paragrafları için bkz. BekirCoşkun, §§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68, 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50, 51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 59, 61, 66, 68.
37. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) ÇatışanHaklar Arasında Dengeleme
38. Mevcut başvuruda başvurucunun basın özgürlüğü ile davacınınitibarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir. Çatışan sözkonusu haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için eldeki olayauygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:
a) Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkinbir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı
b)Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncelolup olmadığı
c)Haber veya makalenin yayımlanma şartları
ç) Haber veya makalenin konusu,bunlarda kullanılan ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları
d) Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı
e) Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği
f) Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgilikişinin önceki davranışları
g)Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip olduklarıhakların ağırlığı
39. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazılarıyukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilipdeğerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhanCihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014,§§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının -yayımlandığıbağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesigerekir (Nilgün Halloran,§ 52; Önder Balıkçı, B. No:2014/6009, 15/2/2017, § 45).
(d) İfadeÖzgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi
40. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarındadayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213,1/2/2017, § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerAnayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Başvuruya konu haber 28Şubat soruşturmalarının devamettiği dönemde yapılmıştır. İlgili soruşturmalarının başlamasıyla birlikte 28 Şubat sürecindeki yargılamaları yürütenDGM'lerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı konuları tartışılmaya başlanmıştır. DGM'lerdegörev yapan hâkimlerin askerlerden talimat alarak yanlı ve haksız kararlarverdiği iddiaları toplumun gündemini meşgul etmiştir. Basında bu konuyla ilgiliçok sayıda haber ve köşe yazısı yayımlanmıştır.
42. Somut olayda, gazeteci ve yazar kimliği ile tanınanbaşvurucular 28 Şubat sürecindeDGM hâkimi olan M.Ç.nin açıklamasını da vurgulayarakbir söyleyişi yayımlamıştır. Söyleşi DGM'lerin faaliyet gösterdiği dönemdeavukatlık yapmış olan bir kişi ile yapılmıştır. Bu kişi o dönemde DGM'lerdehâkimlik yapmış olanları da içeren birtakım ithamlarda bulunmuştur (bkz. § 14).
43. Eldeki başvuruyla ilgili olarak gözönündebulundurulması gereken ilk husus M.Ç.nin toplumsalkonumudur. Anayasa Mahkemesi daha önce kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusalyetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriyekatlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çokdaha geniş olduğunu her zaman vurgulamıştır (kamusal yetki kullanangörevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyetbaşsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82).
44. Başvuruya konu uyuşmazlığın tarafı olan M.Ç. kamuoyunda çoktartışılan DGM'lerde hâkimlik ve mahkeme başkanlığı yapmıştır. Başvuruya konuhaberde öne çıkartılan ve M.Ç.nin karar veren heyetteyer aldığı İBDA/C davaları Türkiye gündemini uzunca süre meşgul etmiştir. Bahsigeçen davalar kapsamında S.M. önce idam cezası ile cezalandırılmış daha sonrakisüreçte cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Uzunca birsüre ceza infaz kurumlarında kaldıktan sonra S.M. yeniden yargılanmış ve beraatetmiştir.
45. Gazetecilerin kamuoyunun ilgisini çeken ve görevlerinedeniyle tanınmış kamu görevlilerinin sözlerini ve davranışlarını takip etmeleri,onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye ve hattayönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Bu bağlamdaAnayasa Mahkemesinin kanaatine göre aradan uzunca bir zaman geçmiş olsa dahibaşvuruya konu röportajın yayınlandığı sıralarda dahi güncelliğini koruyan sonderece tartışmalı ve politik yönü ağır basan bir davanın hâkimliğini yapmışdavacının kendisine yöneltilen eleştirilere herhangi bir kişiye nazaran dahafazla katlanması gerekir.
46. Başvurunun çözümlenmesinde dikkat edilmesi gereken ikincihusus ise başvuruya konu yazının türüdür. Somut olayda başvurucular tarafından"Brifingi Aldı İdamı Bastı" şeklindeyapılan haber başlığının davacı açısından "kışkırtıcı" bir yanınınolduğu ve katlanılmasının güç olduğu kabul edilmelidir. Bunun yanı sıra haberde28 Şubat sürecinde DGM hâkimiolan davacının açıklamasının da vurgulanarak, DGM'lerin tasarruflarınıeleştirir ağır eleştirilere yer verildiği görülmekle birlikte, söz konusuhaberin bir söyleşi olduğunun göz ardı edilmemesi gerekir. Söyleşide gazeteci,karşısındaki kişiye sorular sormakta, aldığı yanıtları bir yorum, kişisel birgözlem olmadan olduğu gibi aktarmaktadır. Haber başlığının temelini desöyleşide aktarılanlar oluşturmaktadır. Bu bağlamda başvurucular tarafından birbaşkasının düşüncelerini aktaran bir haberin yayımlanmasının ifade özgürlüğübakımından yüksek bir korumadan faydalanması gerektiği açıktır.
47. Bunun yanı sıra olayların meydana geldiği tarihte, çoksayıda yüksek rütbeli asker hakkında açılan soruşturmalar nedeniyle kamuoyunungündeminde olan 28 Şubat sürecineilişkin çok sayıda tartışmayapılmaktadır. Bahse konu röportajda 28Şubat sürecinde bir kısım üst düzey askerin yalnızca siyasetüzerinde değil aynı zamanda sivil bürokrasi ile yargı üzerinde de baskı kurduğuve onları yönlendirdiği ileri sürülmektedir. Bir bütün olarak yargı erkinintarafsızlığının ve bağımsızlığının kazanmasının önemi üzerine durulduğu gözönüne alındığında ilgili röportajın kamuoyunda tartışmayaratan bir konuya ilişkin olarak ciddi ve olgusal bir aktarım olduğu, bellibir ölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilmelidir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.Ufuk Çalışkan, B. No: 2015/1570, 7/3/2019, § 55; Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,7/6/2018, § 50). Ayrıca başvurucuların söz konusu haber nedeniyle tazminatödemesine karar verilmesi, bilgilendirme ve eleştiri ortamına da zararverebilecektir. Zira yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerindekesintiye uğratıcı bir etkisi vardır ve sonunda kişinin bu etki altında ileridedüşünce açıklamalarından veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme riskibulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesinin,başvurucuların üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kabul edilebilir.
48. İlk derece mahkemesi; yazının genel çıkarı ilgilendiren birtartışmaya katkı sunup sunmadığını, haberin yapıldığı dönemi, davacının hâkimolarak yürüttüğü kamu görevini gözönündebulundurmadığı gibi kamuoyunun davacının tutumunu bilme ve takip etme hakkınıda değerlendirmemiştir. Yine mahkemenin başvurucular tarafından yayımlananhaberin tamamını, yazıldığı bağlamdan koparmaksızın olayın bütünselliği içindedeğerlendirdiği de söylenemez
49. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerinanayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusuolguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,21/11/2017, § 49). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesinin gerekçesi,başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahale için ilgili ve yeterli kabul edilemez. Bunedenle başvurucuların basın özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü iledavacının şeref ve itibarına saygı hakları arasında adil bir denge kurulduğusöylenemez. Dolayısıyla başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak nitelendirilmesi mümkündeğildir.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerindegüvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
52. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
53. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
54. Somut başvuruda, başvurucuların yaptıkları gazete haberinedeniyle aleyhlerine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ihlalin Mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
55. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
56. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucuların bu sürede uğradıkları bütün zararları gidermemektedir. Üstelikihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasınakarar verilmekle birlikte başvurucuların muhatap oldukları yargısal süreç devametmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yenidenyargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında net5.500 TL manevi tazminatın başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesigerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/51, K.2014/679)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruculara net 5.500 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKENÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.