TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ERGİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/65787)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Burak Cenk İLHAN
Başvurucu
:
Mehmet ERGİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırılığı nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındakitemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddialarının 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’da düzenlenen kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamamasınedeniyle kabul edilemez olduğuna 21/3/2019 tarihinde karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 51; Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
11. Başvurucu, en son Sivas Cumhuriyet savcısı olarak görevyapmıştır.
12. Sivas Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olanbaşvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin16/7/2016 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihindemeslekten ihraç edilmiştir. Bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
13. Başvurucu, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDYile bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 22/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle Savcılıktarafından 22/7/2016 tarihinde Sivas Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
15. Başvurucu, Sivas Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016 tarihlikararıyla tutuklanmıştır.
16. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Tokat Sulh CezaHâkimliği 10/8/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olmak üzere kararvermiştir.
17. Başvurucu 21/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/9/2017 tarihinde,başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundankovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş olup düzenlediği iddianame ile silahlıterör örgütüne üye olma suçundan aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davasıaçmıştır.
19. İddianame Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 27/9/2017tarihinde kabul edilerek E.2017/169 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
20. Mahkeme 22/11/2017 tarihli duruşmada, adli kontrol tedbiriuygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
21. Başvurucunun 28/12/2017 tarihli dilekçesiyle, silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanması ile ilgili olarak haklarının saklıolduğunu belirterek tazminat talebinde bulunmadığı, anayasal düzenideğiştirmeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmasının ve yapılan arama, elkoyma gibi işlemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesiuyarınca tazminat talebinde bulunarak Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesindeaçtığı davanın 20/3/2018 tarihinde reddine karar verilmiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"Davacı Mehmet Ergin'ın29/12/2017 tarihli dilekçesi ile Sivas Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen birsoruşturmada tutuklandığı soruşturma sonucunda TCK'nın 309/1 maddesi yönündenhakkında Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilip, Terör Örgütüne ÜyeOlma suçundan TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin2017/169 Esas sayılı dava dosyasının açıldığı ve yargılamanın halen derdestolduğu, her ne kadar davacı 5271 sayılı CMK'nın 141maddesi uyarınca haksız tutuklama sebebiyle manevi tazminat davası açmış isede, davacının tutuklanmasına karar verildiği, soruşturmanın kamu davasınadönüştüğü ve davacının sanık sıfatı ile yargılamasının halen devam ettiği,yargılamada verilmiş ve kesinleşmiş bir beraat hükmünün hali hazırdabulunmadığı, davacı hakkında her ne kadar Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dairkarar verilmiş ise de tutuklama kararının suç vasfına yönelik değil eylemeyönelik bulunduğu, hakkında devam eden yargılama sonucunda terör örgütüne üyeliksuçundan mahkumiyetine karar verilmesi halinde gözaltı ve tutukluluktageçirdiği sürelerin TCK'nın 63. Maddesi uyarınca alabileceği olası mahkumiyetkararından mahsup edilebileceğinin şüphesiz olduğu, diğer taraftan davacınınyargılama sonucunda beraat etmesi halinde beraat kararının kesinleştiğininkendisine tebliğinden itibaren 3 ay, her halûkârdaberaat kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde bulunduğu yer AğırCeza Mahkemesine CMK'nın 141 uyarınca tazminat davasıaçabileceği, bu aşamada manevi tazminat isteminin süre ve beraat kararıverilmiş olması hususu yönünden gerekli yasal şartları taşımadığı, sadece suçunvasıflandırılmasına yönelik veya birden fazla suç yönünden soruşturma yürütülenkişi hakkında suçlardan bir için Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararverilmesi tazminat hakkı doğurmayacağı kanaatine varılmakla henüz şartlarıgerçekleşmeyen manevi tazminat davasının reddine...[kararverilmiştir.]"
22. Tazminat talebinin reddine dair karara karşı istinaf kanunyoluna başvurulmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf aşamasında derdesttir.
23. Mahkeme 28/3/2019 tarihinde başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan beraatine karar vermiş;karar, istinaf yoluna başvurulmadan 4/4/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
24. İlgili hukuk için bkz. FatmaMaden, B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 17, 18.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu, hukuka aykırı tutuklama nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde özetle; başvurucu hakkında yapılansoruşturma kapsamında verilen tutuklama kararlarında gerekçelerin belirtildiği,bu kapsamda başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı, terörsuçlarının soruşturulmasının kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabıraktığı, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmaması gerektiği, diğer yandan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyolunun ikincil bir yol olduğu, Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar iledelillerin takdirinde açık bir keyfîlik bulunmasıhâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren durumlar dışında isnat edileneylemlerin suç oluşturup oluşturmadığının, tutuklamaya ilişkin olanlar da dâhilolmak üzere kanun hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanmasınınderece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında olduğu ifade edilmiştir.
28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle;hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğunu, hakkındakigözaltı ve tutuklama kararlarının olağanüstü hâl ilanından önce verildiğini, odönemde verilseydi dahi özgürlük ve güvenlik hakkının keyfî olarak ihlaledilmemesi gerektiğini, yakalama, gözaltı ve tutuklama kararlarının yetkisiz vegörevsiz makamlarca verildiğini, bu kararların etkili denetimden geçirilmediğini,dosya üzerinden tutukluluğunun devam ettirildiğini, bu kararların bir kısmınıntebliğ edilmeyip bir kısmının geç tebliğ edilerek itiraz hakkının elindenalındığını, bazı itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, bireyselbaşvurusunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Alparslan Altan-Türkiye (B. No: 12778/17, 16/4/2019) kararının dikkate alınarakincelenmesi gerektiğini belirterek özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaledildiğine, tazminata, hakkında keyfî, kanuna aykırı işlemler yapan hâkim ve savcılarhakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
29. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesigereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haizolması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarışansı tanıması gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tekbaşına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da enazından etkili olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §29).
30. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarakyakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığınaveya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün buhususta bir başvuru mekanizması öngördüğü anlaşılmaktadır. Anılan bent uyarıncahaklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olaraksoruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya dakovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlardaanılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak kişileretazminat imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındakiyakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemineengel teşkil etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.
31. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlardabelirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamınakarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
32. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yerolmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendiuyarınca, yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığındanbağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi anılanfıkranın (a) bendi uyarınca bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıylatazminat talep etme imkânları da mevcuttur.
33. Anayasa Mahkemesi; tutuklamanın hukuki olmadığı vetutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığıiddialarıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat davası açmayolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yoluolduğuna karar vermiştir (bkz. Hamit Kaya,B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B.No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfanGerçek, B. No: 2014/6500,29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse,B. No: 2014/12036, 16/11/2016, §§ 28-38). Tutuklandıktan sonra beraat eden veyahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönünden de buyolun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiği ifade edilmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,B. No: 2014/983, 18/5/2016, §§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 38-42).
34. Somut olayda, başvurucunun tazminat talebi ile ilgilidavasının istinaf aşamasında derdest olduğu (bkz. § 22), ayrıca uygulanantutuklama tedbirinin hukuki olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 28/3/2019tarihinde verilen beraat kararının istinaf kanun yoluna başvurulmadan 4/4/2019tarihinde kesinleştiği, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarıncabaşvurucunun tazminat talebinde bulunma imkânına sahip olduğu anlaşıldığından5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunundurumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve buolağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.