TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET YALÇIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/9534)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Mehmet YALÇIN
Vekili
:
Av. Gülabi SEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması vebuna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararınedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üyeolma ve örgüte bilerek yardım etme suçlarından yürütülen bir soruşturmadaCumhuriyet Savcılığı tarafından gecikmesindesakınca bulunan hâl kapsamında verilenyazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suçdelillerinin ele geçirilmesi amacıyla 21/12/2015 tarihinde başvurucunun evindearama yapılmıştır. Savcılık emrinin ilgili kısımları şöyledir:
" HakkariEmniyet Müdürlüğünce PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesive engellenmesine yönelik çalışmalarda;
Kongra-Gel(PKK)/KCK'nınkırsal alan kadrolarına mensup dört kişilik grubun Aralık 2015 ayı ikincihaftası itibarıyla Hakkari/Merkez/Biçer Mahallesinde mukim N.T, A.T ve Ş.T.nin evlerinde dönüşümlü olarak kaldıkları,
İlimiz Merkezinde terör örgütü adına kırsalalanda faaliyet gösteren örgüt mensuplarıyla irtibatlı olarak milislik/kurye işbirlikçi ve kırsal alana eleman aktarımıfaaliyetlerinde bulunan İlimiz Merkezi Bağlar ve Biçer Mahallesi ikamet edenA.A, H.A., M.Y. ve E.T. isimli şahısların terör örgütün kırsal alan kadrosundafaaliyet gösteren örgüt mensuplarını barındırıyor olabilecekleri, ayrıca3-4/11/2015 tarihlerinde İlimiz Merkez Bağlar ve Biçer Mahallelerinde terörörgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylemlerde örgüt mensuplarına desteksağladıkları şeklinde teyide muhtaç bilgilerin elde edildiği,
... 'Ben bir ihbarda bulunacağım, BağlarMahallesinde S.Ç. isimli bayan evinde örgütçü saklıyor, bizim arkadaşlar evegirerken görmüş, bana öyle dediler' şeklinde ihbar yapılmış olup,
...
... Belirtilen ikametlerde, bu ikametlere aitmüştemilatlarda, ikametlerde bulunan kişilerin üzerlerinde, varsa şahıslarınkullandığı tespit edilen araçlarında suç ve suç unsurlarının elde edilebilmesive ilgi (a-b) sayılı yazılar ile ilgi (c) sayılı ihbar içeriğinde belirtilenPKK/KCK terör örgütü mensuplarının YAKALANABİLMESİ amacıyla Ceza MuhakemeleriKanunu'nun 116-117-118-119 maddeleri gereğince ARAMANIN YAPILABİLMESİ, eldeedilecek suç ve suç unsurlarına ve suç teşkil eden eşyalara el konulabilmesiamacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğundan 21/12/215 günüsaat:03:30-07:30 arasında bir defaya mahsus arama-yakalama-el koyma kararıverilmiştir."
9. Başvurucu gece vaktinde evinde yapılan arama sonrasında21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağıdüzenlenerek Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.
10. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan tüm şahısların şüpheli olarakifadeleri alınarak salıverilmesi" yönünde 21/12/2015 tarihliyazılı talimat verilmiş olup aynı tarih, saat 05.30'da Yakınlarına Haber VermeTutanağı ile başvurucunun gözetim altına alındığının eşine bildirildiğibelirtilmiş ve başvurucu hakkında saat 05.27'de Hakkâri Devlet Hastanesinceadli muayene raporu düzenlenmiştir.
11. Yine aynı tarih, saat 10.11'de başvurucunun şüphelisıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şöyledir:
"Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum.Benim PKK/KCK terör örgütü ile herhangi bir alakam yoktur. Ben evimde herhangibir örgüt mensubu barındırmadım."
12. Başvurucu hakkında saat 11.26'da Hakkâri Devlet Hastanesinceadli muayene raporu düzenlenmiş ve Salıverme Tutanağı sonrasında başvurucuserbest bırakılmıştır.
13. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonucu 23/12/2015 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair(takipsizlik) karar verilmiş ve bu karar 25/1/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
14. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 29/1/2016tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davasıaçmıştır. Dava dilekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
" ...
1-) Müvekkilim Mehmet YALÇIN 21/12/2015tarihinde örgüte üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla yaşadığı ikamete kollukekipleri tarafından operasyon yapılmış ve müvekkil sabaha karşı haksız olaraksaat 4:40 geçe evinde yakalanmıştır. Yakalama tutanağı düzenlenmiş müvekkilsabaha karşı saat 5:27 geçe Hakkari devlet hastanesinegötürülmüş, müvekkil hakkında yakalama ve gözaltı formu doldurulmuş yakınlarınahaber verilerek Hakkari Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüştür. İfadesi 10:00 daalınan müvekkil daha sonra saat 11:26 geçe hastaneye götürülerek salıvermetutanağıyla serbest bırakılmıştır.
2- )Daha sonraHakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada müvekkilimherhangi bir örgütle bağlantısı olmadığı tespit edilmediğinden hakkında23/12/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bukarar 23/1/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
3-) Müvekkilim emniyette kaldığı süreiçerisinde özgürlüğünden alıkonulmuş, maddi ve manevi olarak zarar görmüş,psikolojik sorunlar yaşamış ve halen de bu sorunları yaşamaktadır. Müvekkilgeceleri uyurken tedirgin olmaktadır. Müvekkilin uyku düzeni bozulmuştur.
4-) Açıkladığımız nedenlerle haksızyakalamadan doğan maddi ve manevi zararların davalı hazine tarafından tezmin edilmesini sağlamak amacıyla işbu davayı açmazorunluluğu doğmuştur.
...
Açıklanan nedenlerle, re'sengözetilecek sebeplerden ötürü, müvekkiIlim haksızyakalamadan dolayı 500 TL maddi ve 900 TL manevi olmak üzere toplam 1.400 TLtazminatın müvekkillin yakalanma tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte devalıden tazminive yargılama giderleri ile ücreti vekôletin karşıtarafa yükletilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz."
15. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme 3/5/2016 tarihlikararıyla "şartları oluşmayan maddi vemanevi tazminat davasının" reddine dair kesin olarak kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
" ...
29/2/2016 tarihinde verilen cevapta şüphelinin21/12/2015 tarihinde dosyada mevcut kolluk güçlerince tanzim edilen 'Şüpheli veSanık Hakları Formunda' yazılı 21/12/2015 tarih esas alınmakla şüpheliningözaltına alındığına dair cevap verilmiş ise de; şüpheli Mehmet YALÇIN'ın gerçekte gözaltına alınmadığı, söz konusu kaydıntamamen ihmal sonucunda doldurulduğunun anlaşıldığı, nitekim Cumhuriyet savcısıtarafından kolluğa verilen talimatta şüphelinin ifadesinin alınması sonrasındasalıverilmesi yönünde talimat verildiği, şüpheli şahsın gözaltına alınmaksızınemniyetteki ifadesinin akabinde salıverildiği, herhangi bir tutuklamanınolmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
...
Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2866sayılı dosyasında davacı şüpheli Mehmet Yalçın'ın 21/12/2015 tarihinde hakkındayapılan bir ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısının usulüne uygun bir şekildevermiş olduğu arama kararı üzerine ikametinde bulunduğu ve hakkında yapılan ihbardoğrultusunda ifadesinin alınması amacıyla Hakkari İl Emniyet Müdürlüğünegötürüldüğü, daha sonra ifadesinin alınmasına müteakip emniyet müdürlüğündensalıverildiği, davacı hakkında herhangi bir gözaltı kararı verilmediği ve aynıgün salıverildiği, yapılan soruşturma neticesinde 23/12/2015 tarihve 2015/1552 karar sayılı kararı ile Kovuşturmaya YerOlmadığına Dair Karar verildiği, davacının dava dosyasında gözaltına alınmadansadece beyanı alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüğü ve savunması alındıktansonra serbest bırakıldığı, dosya kapsamında davacının gözaltı talimat kararınında olmadığı ve nezarete de alınmadığı, bu nedenle de korunma tedbiri nedeniyletazminat davası açılmasının koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla açılan davanınreddine [karar verildi]."
16. Bu karar 3/5/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.
17. Başvurucu 6/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. HasanAkboğa ([GK], B. No: 2016/10380, 27/3/2019,§§ 19-34) hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
20. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacakgeliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
21. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderleriniödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksunolmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,yaklaşık on saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterekuygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltıtedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca kendisine tazminat ödenmesininkoşulları oluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının kendisinintutulmasının gözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyletazminat hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
24. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararınınveya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanmasıveya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkimhuzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, uygulananyakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
27. Genel ilkeler için bkz. HasanAkboğa (§§ 43-56) başvurusu hakkındaverilen karar.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
(1) Anayasa'nın19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden
28. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/12/2015 tarihindebaşvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasındabaşvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.
29. Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ilebağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terörörgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılıKanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 8).Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalamanın kanuni dayanağıbulunmaktadır.
30. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin önkoşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlıarama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak bir kısım şüphelininPKK'nın kırsal kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde barındırdığı,eleman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve daha önce gerçekleştirileneylemlerde örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde istihbarat bilgileribulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde terör örgütü mensububarındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 8). Buitibarla başvurucu yönünden yakalama için gerekli olan suç şüphesini doğrulayanolguların bulunduğu görülmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §59).
31. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığıgözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunanhâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunundurumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâlkapsamında değerlendirmiştir.
32. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma ve bilerek örgüteyardım etme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşıkarşıya bıraktığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (DevranDuran, § 64). Dolayısıyla soruşturma konusu PKK silahlı terörörgütünün özellikleri dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu da ortadadır.
33. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlinbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göredaha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu değerlendirmeleriAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda soruşturma makamlarınıngecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaate müdahale edilmesinigerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin sağlandığı sonucunaulaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §62).
34. Ayrıca suç işlemesiyle ilgili olarak somut belirtininbulunduğu tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesineilişkin soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortayaçıkarılmasını temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar[GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20; Hasan Akboğa, § 63). Dolayısıylabaşvurucunun yakalanmasının anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığısöylenemez.
35. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönündebulundurulur (Hasan Akboğa,§ 64).
36. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlananbaşvurucu 21/12/2015 günü evinde yapılan arama sırasında saat 04.40'tayakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerincebilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbestbırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 10.11'de şüphelisıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat11.26'da serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbestbırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenintoplam 6 saat 46 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında on birkişi hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığıgözetildiğinde başvurucunun toplam 6 saat 45 dakika özgürlüğünden mahrum kalmışolmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §65).
37. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.
(2) Anayasa'nın19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden
38. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
39. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındakigüvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişihakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminatödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusutazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesindedüzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §68).
40. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesiuyarınca açtığı tazminat davasının gözaltına alma durumunun gerçekleşmediğigerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelikşikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).
41. Olayda başvurucu, gece vaktinde evinde yapılan aramasonrasında 21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağıdüzenlenmek suretiyle yakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.Soruşturmayı yürüten Savcılığın "yakalanantüm şahısların şüpheli olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi"yönündeki 21/12/2015 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 10.11'deşüpheli sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, saat 11.26'da serbestbırakılmıştır. Öte yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2015tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar(takipsizlik) verilmiştir.
42. Takipsizlik kararından sonra 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesine dayanarak başvurucunun açtığı tazminat davası derece mahkemesincebaşvurucunun gözaltına alınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarıncatazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Derece mahkemesi; Savcılığın başvurucunun gözaltına alınması yönünde birtalimatının bulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesialındıktan sonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.
43. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebileceklerihükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanıntutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmışise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrımyapılmaksızın, yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına kararverilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanmasıöngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıktadüzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarıncadevletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadıkapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamımaddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileritarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbestbırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 18).Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleritamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğindeyakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltıniteliğinde olmadığı da söylenemez (Hasan Akboğa, § 72).
44. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanunhükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimdeyorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata SaygıHakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
46. Başvurucu, makul şüphe şartı gerçekleşmeden ve hiçbir delilaraştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutundaarama yapıldığını belirterek konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
48. Anayasa Mahkemesi HülyaKar kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiğiiddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin sınırlarınıçizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasınıngerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda olmalarınedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Budoğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandanağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacakkadar açık olduğu hâllerde makamların esas yönünden daha ileri birdeğerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).
49. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 8).Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturmakapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
50. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
51. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
52. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelikbir ihlalin bulunmadığının açık olmasından dolayı başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
54. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınıistemiştir.
55. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararında,ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
56. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
57. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
58. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünüyerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimdeyorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Dolayısıyla somut başvuruda, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
59. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireyselbaşvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılmasıgereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadankaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasına hükmedildiğinden tazminat taleplerinin reddine kararverilmiştir.
61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasıyönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/9, K.2016/193)GÖNDERİLMESİNE,
E. Tazminat talebinin REDDİNE,
F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.