TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET DURAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/9472)
Karar Tarihi: 23/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Mehmet DURAN
Vekili
:
Av. Gülabi SEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması,buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararınedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, ek süre talep etmiş ancak bu süre içindegörüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek yardım etmesuçlarından Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmadaCumhuriyet Savcılığı tarafından gecikmesindesakınca bulunan hâl kapsamında verilenyazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suçdelillerinin ele geçirilmesi amacıyla 5/9/2015 tarihinde başvurucunun evindearama yapılmıştır. Savcılık emrinde, başvurucu ile birlikte bir kısımşüphelinin PKK terör örgütü mensuplarını evlerinde barındırarak örgütmensuplarına destek sağladıkları yönünde istihbarat bilgilerinin bulunduğubelirtilmiştir. Ayrıca şüphelininterör örgütümensuplarını evinde barındırdığına ve onlara yardım ettiğine dair bir ihbarınbulunduğu ifade edilmiştir.
9. Başvurucu, evinde yapılan arama sonrasında 5/9/2015 günü saat05.15'te hakkında yakalama ve gözaltı tutanağı düzenlenerek Hakkâri EmniyetMüdürlüğüne götürülmüştür.
10. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan şahsın şüpheli olarak ifadesialınarak salıverilmesi" yönünde 5/9/2015 tarihli yazılı talimatverilmiş olup aynı tarihte saat 05.15'te başvurucu hakkında düzenlenenyakınlarına haber verme tutanağı ile gözetim altına alındığının başvurucununoğluna bildirildiği belirtilmiş ve saat 06.50'de Hakkâri Devlet Hastanesinceadli muayene raporu düzenlenmiştir.
11. Aynı gün saat 09.45'te başvurucunun şüpheli sıfatıylaifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şöyledir:
"Ben29 yıldır HakkariBelediyesinde eğitim müdürü olarak çalışmaktayım. Kim ya da kimler hakkımdaböyle bir ihbar yaptı bilmiyorum. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum.Kimseyle bir husumetim yoktur, belki beni çekemeyen bir kişi bu şekilde birihbar yapmış olabilir. Suçlamaları kabul etmiyorum."
12. Başvurucu, saat 10.10'da Hakkâri Devlet Hastanesince adlimuayene raporu tanziminin ardından salıverme tutanağı düzenlenerek serbestbırakılmıştır.
13. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonunda 3/11/2015 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verilmiş ve bu karar 25/11/2015 tarihinde kesinleşmiştir.
14. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 25/1/2016tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davasıaçmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüneüye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltınaalınması nedeniyle maddi ve manevi zarar gördüğünü, soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, yakalanma tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 500 TL maddi ve 900 TL manevi olmaküzere toplam 1.400 TL tazminata karar verilmesini istemiştir.
15. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme 3/5/2016 tarihlikararıyla "şartları oluşmayan maddi vemanevi tazminat davasının" reddine kesin olarak kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
" ...
26/2/2016 tarihinde verilen cevapta şüphelinin5/9/2015 tarihinde dosyada mevcut kolluk güçlerince tanzim edilen şüpheli vesanık hakları formunda yazılı 05/09/2015 tarih esas alınmakla şüpheliningözaltına alındığına dair cevap verilmiş ise de şüpheli Mehmet Duran'ıngerçekte gözaltına alınmadığı, söz konusu kaydın tamamen ihmal sonucundadoldurulduğunun anlaşıldığı, nitekim Cumhuriyet Savcısı tarafından kolluğaverilen talimatta şüphelinin ifadesinin alınması sonrasında salıverilmesiyönünde talimat verildiği, şüphelinin gözaltına alınmaksızın emniyettekiifadesinin akabinde salıverildiği, herhangi bir tutuklamanın olmadığınınbildirildiği anlaşılmıştır.
...
Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2301sayılı dosyasında davacı şüpheli Mehmet Duran'ın 05/09/2015 tarihinde hakkındayapılan bir ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısının usulüne uygun bir şekildevermiş olduğu arama kararı üzerine ikametinde bulunduğu ve hakkında yapılanihbar doğrultusunda ifadesinin alınması amacıyla Hakkari İl Emniyet Müdürlüğünegötürüldüğü, daha sonra ifadesinin alınmasına müteakip emniyet müdürlüğündensalıverildiği, davacı hakkında herhangi bir gözaltı kararı verilmediği ve aynıgün salıverildiği, yapılan soruşturma neticesinde 3/11/2015 tarihve2015/1196 karar sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararverildiği, davacının davadosyasında gözaltına alınmadan sadece beyanı alınmak üzere emniyet müdürlüğünegötürüldüğü ve savunması alındıktan sonra serbest bırakıldığı, dosya kapsamındadavacının gözaltı talimat kararının olmadığı ve nezarete de alınmadığı, bunedenle de korunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının koşullarınınoluşmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine... [kararverildi.]"
16. Bu karar 3/5/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.
17. Başvurucu 6/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. HasanAkboğa [GK], B. No: 2016/10380, 27/3/2019,§§ 19-34.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,yaklaşık beş saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterekuygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltıtedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca kendisine tazminat ödenmesininkoşulları oluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının tutulmasınıngözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminat hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
21. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
22. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararınınveya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanmasıveya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkimhuzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün uygulananyakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
25. Genel ilkeler için bkz. HasanAkboğa, §§ 43-56.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
(1) Anayasa'nın19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden
26. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 5/9/2015 tarihindebaşvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasındabaşvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.
27. Başvuru konusu olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ilebağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terörörgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılıKanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 8).Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
28. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin önkoşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlıarama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak başvurucu ile birliktebir kısım şüphelinin PKK'nın kırsal kadrolarına mensup beş kişilik grubuevlerinde barındırdığı ve örgüt mensuplarına destek sağladığı yönündeistihbarat bilgileri bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca şüphelinin terör örgütümensuplarını evinde barındırdığına ve onlara yardım ettiğine dair bir ihbarınbulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 8). Bu itibarla başvurucu yönünden yakalamaiçin gerekli olan suç şüphesini doğrulayan olguların bulunduğu görülmektedir.
29. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığıgözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunanhâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunundurumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâlkapsamında değerlendirmiştir.
30. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma ve bilerek örgüte yardım etme suçları Türk hukuk sistemiiçinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilensuça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işareteden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığından kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Devran Duran, § 64). Dolayısıylasoruşturma konusu PKK silahlı terör örgütünün özellikleri dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu da ortadadır.
31. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlinbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göredaha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının budeğerlendirmeleri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olaydasoruşturma makamlarının gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaatemüdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. DolayısıylaAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvenceninsağlandığı sonucuna ulaşılmaktadır (Hasan Akboğa, § 62).
32. Ayrıca suç işlediğiyle ilgili olarak somut belirtininbulunduğu tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesineilişkin soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortayaçıkarılmasını temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar[GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucununyakalanmasının anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.
33. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönündebulundurulur (Hasan Akboğa,§ 64).
34. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlananbaşvurucu 5/9/2015 tarihinde evinde yapılan aramadan sonra saat 05.15'teyakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerincebilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbestbırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 09.45'te şüphelisıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat10.10'da serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbestbırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenintoplam 4 saat 55 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında beş kişihakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığıgözetildiğinde başvurucunun toplam 4 saat 55 dakika özgürlüğünden mahrum kalmışolmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §65).
35. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.
(2) Anayasa'nın19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden
36. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
37. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındakigüvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişihakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminatödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusutazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesindedüzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer verilen tazminatdavalarındauygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, § 68).
38. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesiuyarınca açtığı tazminat davasının gözaltına alma durumunun gerçekleşmediğigerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelikşikâyetinin Anayasa'nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).
39. Olayda başvurucu, evinde yapılan arama sonrasında 5/9/2015günü saat 05.15'te hakkında yakalama ve gözaltı tutanağı düzenlenmek suretiyleyakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayı yürütenSavcılığın "yakalanan şahısın şüpheliolarak ifadesi alınarak salıverilmesi" yönündeki 5/9/2015tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 09.45'te şüpheli sıfatıylaifadesi alınan başvurucu saat 10.10'da serbest bırakılmıştır. Öte yandanHakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/11/2015 tarihinde başvurucunun daaralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir.
40. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılıKanun'un 141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası başvurucunun gözaltınaalınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödenmesininkoşullarının oluşmadığı gerekçesiyle derece mahkemesince reddedilmiştir. Derecemahkemesi; Savcılığın başvurucunun gözaltına alınması yönünde bir talimatınınbulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesi alındıktansonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.
41. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebileceklerihükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanıntutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmışise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrımyapılmaksızın, yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına kararverilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanmasıöngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıktadüzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarıncadevletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadıkapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamımaddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileritarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbestbırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleritamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğindeyakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltıniteliğinde olmadığı da söylenemez (Hasan Akboğa, § 72).
42. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanunhükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimdeyorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata SaygıHakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu; makul şüphe şartı gerçekleşmeden, hiçbir delilaraştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutundaarama yapıldığını belirterek özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığıhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü itibarıyla Anayasa’nın 20. ve 21.maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkıkapsamında incelenmesi gerekmiştir.
46. Anayasa Mahkemesi HülyaKar kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiğiiddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin sınırlarınıçizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasınıngerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda olmalarınedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Budoğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandanağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacakkadar açık olduğu hâllerde makamların esas yönünden daha ileri birdeğerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).
47. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 8).Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturmakapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
48. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
49. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
50. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelikbir ihlalin bulunmadığının açık olmasından dolayı başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
52. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınıistemiştir.
53. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararında,ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
54. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
55. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
56. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünüyerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimdeyorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Dolayısıyla somut başvuruda, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
57. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
58. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna ulaşıldığından ihlalsebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zarara yönelik tazminattalebi hususunda ayrıca bir karar verilmemiştir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/7, K.2016/191)GÖNDERİLMESİNE,
D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/10/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.