TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET BEDRİ EŞMEN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/9514)
Karar Tarihi: 11/12/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 23/1/2020-31017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucular
:
1. Mehmet Bedri EŞMEN
Vekili
:
Av. Mert SEVİLMİŞ
2. Ali KELEM
3. Fatih ÇAĞLIN
4. Hasan KELEM
5. Yusuf KARAKAYA
6. Salim KARAKAYA
7. Kadriye KARAKAYA
8. Seviye FEYZİOĞLU
Vekili
:
Av. Mehmet ÇELİKÖRS
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ecrimisil bedellerinekarşı açılan davaların sadece idare tarafından sunulan delillere itibaredilerek reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular sırasıyla 16/5/2016, 6/6/2016, 13/6/2016 ve16/6/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2016/10735, 2016/11245, 2016/11364 ve 2016/11365 numaralıbaşvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/9514 numaralıbireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/9514 numaralıbaşvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarınınkapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Afyonkarahisar Valiliğince, Merkez ilçesi, Ali ÇetinkayaMahallesi sınırları dâhilindeki mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlarınbaşvurucular tarafından tarım yapılmak suretiyle haksız olarak işgal edildiğigerekçesiyle ecrimisil bedelleri tespit ve takdiredilmiş ve buna dair ecrimisil ihbarnameleridüzenlenmiştir.
10. Ecrimisil ihbarnameleribaşvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular ecrimisilihbarnamesinin iptali istemiyle Afyonkarahisar İdare Mahkemesinde (Mahkeme)dava açmışlardır.
11. Mahkemenin 30/3/2015 tarihli kararlarında; dava konusuişlemlerin tesisinden önce yapılan idare tespitlerinde, taşınmazların emsal ecrimisil bedellerinin hesaplanmasına ilişkin olarak ilgiliyerlerden yapılmış araştırma ya da yaptırılmış bilirkişi incelemelerine ilişkinyeterli bir bilgi ya da veriye yer verilmediği belirtilmiştir. Ecrimisil bedellerinin kanun ve yönetmelik kuralları gereğitaşınmazların davacılar tarafından işgalinden önceki niteliği ile eldeedilebilecek olası gelir, emsal kira bedelleri, ecrimisiller,varsa bunlara ilişkin yargı kararları gözönündebulundurularak ve ilgili odalara sorularak ya da bilirkişi incelemesi ilebelirlenmediği ve ecrimisilin yönetmelikte öngörülenşekilde tesbit ve takdir edilmemesi nedeniyle davakonusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusuişlemlerin iptaline karar verilmiştir.
12. Davalı idarenin itiraz yoluna müracaatı üzerine DenizliBölge İdare Mahkemesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 24/11/2015, 26/11/2015 ve2/12/2015 tarihli benzer gerekçeli kararlarında; 19/6/2007 tarihli ve 26557sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 1/7/2007tarihinde yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’edayanılarak yayımlanan 336 sayılı Milli Emlak Tebliği’nin 5. Maddesinin üçüncüfıkrası uyarınca, işgal edilen Hazine taşınmazlarının emlak vergisine esasasgari değerinin en az yüzde birbuçuğu oranında ecrimisil talep edileceğinin belirtildiği, olayda davacılartarafından tarım yapılmak suretiyle fuzulen işgaledildiği tutanakla tespit edilen söz konusu taşınmazların emlak vergisine esasasgari değerinin yüzde bir buçuğu üzerinden yıllar itibarı ile yenidendeğerleme oranlarında artırılarak 2010-2013 yılı ve 2014 yıllarında uygulanacakasgari arsa ve arazi m² birim değerleri baz alınarak ecrimisilbedellerinin hesaplandığı belirtilerek mevzuat gereği hesaplanacak ecrimisil bedellerinin bu miktarlardan aşağı olamayacağı vedavacılar adına yapılan ecrimisil tahakkuklarındahukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı idare itirazlarının kabulüne,mahkeme kararlarının bozulmasına ve işin esasına girilerek davaların reddinekarar verilmiştir.
13. Başvurucuların karar düzeltme istemleri de Denizli Bölgeİdare Mahkemesinin 24/3/2016, 15/4/2016, 19/4/2016, 27/4/2016 ve 29/4/2016tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.
14. Nihai kararlar 5/5/2016, 13/5/2016, 17/5/2016, 20/5/2016 ve1/6/2016 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucular 16/5/2016, 6/6/2016, 13/6/2016 ve 16/6/2016tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Ulusal Mevzuat
16. 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. Maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm vetasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerinmülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare vetemsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerceişgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncumaddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerlemekonusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihindengeriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisiltalep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasıgerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.”
17. Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 3. Maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Bu Yönetmelik, 8/9/1983 tarihli ve 2886sayılı Devlet İhale Kanununun 74 üncü maddesine…dayanılarakhazırlanmıştır.”
18. Yönetmelik’in “Ecrimisilin tespitve takdir edilmesi” kenar başlıklı 85. Maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
‘’…
(2) Ecrimisilin tespit ve takdirinde, İdarenin zarara uğrayıpuğramadığına, işgalcinin kusurlu olup olmadığına ve taşınmazın işgalcitarafından kullanım şekline bakılmaksızın İdarenin bu taşınmazdan işgaldenönceki hâliyle elde edebileceği muhtemel gelir esas alınır. Ecrimisilintespitinde; aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar içinoluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsabunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, gerektiğinde ilgisine görebelediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardanveya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazındeğerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur.
…
(5)Bakanlık, uygulamada birliği sağlamak amacıyla, ecrimisilintespit ve takdirine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
19. 20/8/2011 tarihli ve 28031 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 336 sayılı Milli Emlak Tebliği’nin 3. Maddesi şöyledir:
“Bu Genel Tebliğ; 8/9/1983 tarihli ve 2886sayılı Devlet İhale Kanununun 75 ve geçici 3 üncümaddeleri ile 19/6/2007 tarihli ve 26557 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak1/7/2007 tarihinde yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi HakkındaYönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.”
20. Tebliğ’in “Ecrimisilin tespitve takdir edilmesi” kenar başlıklı 5. Maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(3) Hazine taşınmazlarının gerçek veya tüzelkişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde; tespit tarihindenitibaren onbeş gün içinde taşınmaz tespit tutanağınadayanılarak bedel tespit komisyonunca tespit tarihinden geriye doğru beş yılıgeçmemek üzere, tarımsal amaçlı kullanımlar ile belediye ve mücavir alansınırları dışında gelir getirici unsur taşımayan kullanımlar için taşınmazınemlak vergisine esas asgari değerinin yüzde birbuçuğundan;belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışıkullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzdeüçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdiredilir.
(4)Belediye ve mücavir alan sınırları dışında veya köy sınırları içinde olan vetarımsal amaçla kullanılmakta iken, belediye sınırlarının genişlemesi sonucundabelediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan ve/veya imar planına tabitutulan taşınmazların tarımsal amaçlı kullanımından dolayı ecrimisiltespit ve takdirinde, tarımsal kullanım dikkate alınır. Ancak, bu taşınmazlarınecrimisil bedeli; taşınmazın sınırları içerisindebulunduğu ilçede taban, kıraç ve sulu arazi için belirlenen emlak vergisineesas asgari arazi metrekare birim bedellerinin yüzde bir buçuğundan az olamaz.”
2. Danıştay Kararı
21. Danıştay Onuncu Dairesinin 2/7/2019 tarihli ve E.2018/2705,K.2019/5233 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
“…İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Zühtüpaşa Mahallesi, 89 pafta, 427 ada, 17 parsel sayılı ve4.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 3.907,00 m²’lik kısmının spor tesisi yapılmaksuretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle04/11/2014-20/05/2016 tarihleri arası dönemi için 1.429.895,80 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 02/06/2016 tarih ve 71450sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiylegörülmekte olan dava açılmıştır.
…
Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemece yerindeyaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve karara dayanakalınan bilirkişi raporunda; aynı adada yer alan 9,15 ve 16 sayılı parsellerdekiişgaller için Mahkemelerce 2014 yılı için alınan yıllık birim bedeller birliktedeğerlendirilirek 2014 yılı 119,48 TL birim bedelüzerinden toplam ecrimisil bedelinin 754.610,57 TLolarak hesaplanarak hükme esas alındığı; ancak bilirkişi raporundaki havafotoğrafı incelendiğinde dava konusu taşınmazın Fenerbahçe-Kalamış caddesibitiminde ve Alara Sokağına (Tur Yolu) cepheli olduğu görülmektedir.
Ecrimisil bedelinin, taşınmazın emlak vergi değerinin %3’ünden az olamayacağınailişkin düzenleme dikkate alınarak Alara Sokağını emlak vergi değerinin %3’ünegöre belirlenmesi gerekirken, bu husus gözönünealınmadan düzenlenen söz konusu rapor, hükme esas alınabilecek yeterliliktegörülmemiştir.
Bu durumda, ecrimisilbedelinin belirlenmesinde taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinindikkate alınması gerekirken, bu hususlar gözetilmeden, eksik incelemeye dayalıbilirkişi raporu esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmende davanın reddi yolunda verilen İstanbul 12. İdare Mahkemesi kararının,davanın reddine ilişkin kısmına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddinedair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…”
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. Maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesininbir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada bulunmahakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatı ve yargılamanınyürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/İngiltere, B. Nob 4451/70,21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirmeyükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V.v/Hollanda, B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).
24. AİHM, Sözleşme’nin 6. Maddesi adil yargılanma hakkınıgüvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi birkural koyma yetkisinin kendisinde olmadığını, ulusal kanunlar tarafından buhususların belirleneceğini, Sözleşme’deki hak veyükümlülükleri ihmal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hataların giderilmesigörevinin de kendisinde olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46). Bu açıdanAİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak dikkate alınacak, busüreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönündenhakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, §66).
25. Buna paralel olarak AİHM, davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması içinSözleşme’nin 6. Maddesine göre “taraflarındayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi”olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33;Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).
26.AİHM’e göre, tarafların ileri sürdükleri delillerin kabuledilebilirliği hususunda yerel mahkemeler belirli bir takdir yetkisine sahipolmakla birlikte mahkemelerin kararlarında yeterli bir gerekçe göstermelerigerekir (Suominen/Finlandiya, B. No: 37801/97, 1/7/2003, §36). Kararlarda gerekçe belirtilme zorunluluğu, mahkemelerin tarafları adil birşekilde dinleme yükümlülüğüyle de doğrudan ilgilidir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, § 85).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
28. Başvurucular, ecrimisil ödeyerektarımsal amaçla kullandıkları Hazine arazileri için bir önceki döneme göre ecrimisil bedellerinde yüz kattan fazla artış yapılmasınınhukuka aykırı olduğunu ve hakkaniyetli olmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca ecrimisil bedelinin eksik araştırmaya dayalı olarak kanunve yönetmelik hükümleri gözetilmeden sadece Milli Emlak Tebliği hükümlerigözetilerek idarece belirlendiğini ve Bölge İdare Mahkemesince sadece idarenindelillerine itibar edilerek hüküm tesis edildiğini iddia eden başvuruculartaşınmazların mevcut durumlarının ve elde edebilecekleri olası gelirlerinilgili odalara sorularak ya da bilirkişi incelemesi yaptırılarakbelirlenmediğini, söz konusu hususlara yönelik iddia ve itirazlarının dakararda karşılanmadığını belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
29. Başvurucular ayrıca, uyuşmazlığa konu taşınmazların belediyemücavir alanı içine alınması nedeniyle ecrimisilbedellerinde büyük artışın söz konusu olduğunu, bu durumdan haberdaredilmediklerini ve kendilerine bildirim yapılmadığını, mevcut hâliyle ecrimisil bedelinde önceki yıllara oranla gerçekleşenartışı öngörmelerinin de mümkün olmadığını belirterek hukuki güvenlik,belirlilik ve kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğini ifade etmişlerdir.
30. Öte yandan başvurucular, imar çalışması neticesinde çizilensınır nedeniyle bölgede yer alan taşınmazların ecrimisilbedelinde meydana gelen farklılaşmanın eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, sözkonusu taşınmazların fiilî durumunda, altyapı hizmetlerinde ve kullanımşekillerinde hiçbir farkın bulunmadığını, buna mukabil sınırın içinde kalantaşınmazlar hakkında diğerlerinden çok daha yüksek bir ecrimisilbedeli belirlendiğini ve eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini belirtmişlerdir.
B. Değerlendirme
31. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. Maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular Hazine taşınmazlarına yönelik ecrimisil bedelinde kendilerine herhangi bir bildirimyapılmaksızın bir önceki döneme göre yüz kattan fazla artış yapıldığını, buhususlara yönelik iddia ve itirazlarınındeğerlendirilmediğinive Bölge İdare Mahkemesince sadece idarenin delillerine itibar edilerek hükümtesis edildiğini belirtmişlerdir. Buna göre başvurucuların iddialarının adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanmahakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
34. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın36. Maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. Maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararındailgili hükmü Sözleşme’nin 6. Maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle gerek Sözleşme’nin lafzî içeriğinde yeralan gerekse AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilenilke ve haklara, Anayasa’nın 36. Maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
35. Anayasa’nın 36. Maddesi uyarınca herkes iddia, savunma veadil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa’nın anılan maddesinde adil yargılanmahakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasıgerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
36. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar vermeyetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp AnayasaMahkemesinin görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olupolmadığını değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi içintaraflara iddialarını ve tanıkdelili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme hususunda uygunimkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veyahakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesizorunludur (Yüksel Hançer, B. No:2013/2116, 23/1/2014, § 19). Bunun yanında Anayasa’daki hakların etkili birbiçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin de Anayasa’nın 36. Maddesinegöre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimdeinceleme görevi vardır (Mehmet Çelikkıran, B. No: 2013/9648, 20/1/2016, § 34).Bu kapsamda mahkemelerin tarafların iddia ve delillerini etkili bir biçimdeinceleme görevinin, tarafların argümanlarının adil yargılanma şartlarınısağlayacak ölçüde yargılama makamlarınca dikkate alınması ile yerine getirilmişolacağı açıktır.
37. Gerekçeli karar hakkı da Anayasa’nın 36. Maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında yer almaktadır. Somut başvuruda adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden gerekçeli karar hakkınıngereklerinin yerine getirilip getirilmediğinin de hakkaniyete uygun yargılanmahakkı kapsamında dikkate alınması gerekmektedir. Zira mahkemelerin yargılamasırasında verdikleri kararların hangi maddi ve hukuki nedene dayandığını ilgilive yeterli ölçüde açıklaması, taraflarca ileri sürülen iddia ve delillerinetkili bir şekilde incelendiği hususuyla da doğrudan ilişkilidir.
38. Anayasa’nın 141. Maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Canan Tosun,B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 23).
39. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, taraflarınmuhakeme sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimdeincelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumun kendi adınaverilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
40. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
41. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya karşılanması gereken usul veyaesasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
42. Başvuru konusu olayda hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında anılan ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
43. Başvuru konusu olayda başvurucular, tarımsal amaçlakullandıkları Hazine taşınmazlarına yönelik ecrimisilbedelinde, kendilerine herhangi bir bildirim yapılmaksızın ve yeni koşullaruyarınca taşınmazların kullanımına devam edilip edilmeyeceğine yönelikgörüşleri alınmaksızın bir önceki döneme göre yüz kattan fazla artış yapıldığını,bu hususa yönelik iddia ve itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini vesadece idarenin işlemine dayanak olarak gösterdiği 336 sayılı Tebliğ’e itibaredilmek suretiyle davanın reddedildiğini belirterek adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
44. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26). Ancakbaşvurucuların yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarınınmakul, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanması gerekmektedir.
45. Bölge İdare Mahkemesince 336 sayılı Milli Emlak Tebliği’nin5. Maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, işgal edilen Hazine taşınmazlarınınemlak vergisine esas asgari değerinin en az yüzde bir buçuğu oranında ecrimisil talep edileceği, davacılar tarafından tarımyapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiği tutanaklatespit edilen taşınmazların emlak vergisine esas asgari değerinin belirtilenoranı üzerinden asgari arsa ve arazi m² birim değerleri baz alınarak ecrimisil bedellerinin hesaplandığı, mevzuat gereğihesaplanacak ecrimisil bedellerinin bu miktarlardanaşağı olamayacağı ve bu nedenle ecrimisilbedellerinin davacıların lehine olacak şekilde en aşağı değerden hesaplandığıgerekçeleriyle davaların reddine karar verilmiştir (bkz. § 12).
46. Öte yandan başvurucuların söz konusu taşınmazların işgalinedeniyle önceki dönemlerde de ecrimisil tahakkukettirildiği ve işgal davalı idarenin bilgisi dâhiline girdiği için fuzuli şagil olarak nitelendirilmelerinin ve ecrimisilistenilmesinin mümkün olmadığı, buna ilişkin Danıştay kararları mevcut olduğunadair iddiaları da Bölge İdare Mahkemesi kararlarında karşılanmış; Yönetmelik’in88. Maddesi uyarınca, fuzuli şagilin işgal veyatasarruf ettiği taşınmazdan tahliyesinin herhangi bir nedenle sağlanamamışolması durumunun aynı taşınmazdan ikinci ve müteakip defalar ecrimisil istenmesine engel teşkil etmeyeceği, ecrimisilin tahsil edilmiş olmasının taşınmazdakikullanımın devamı hakkını vermeyeceği belirtilerek bu iddialara itibaredilmediği hüküm altına alınmıştır.
47. Bölge İdare Mahkemesince, Afyonkarahisar BelediyesiBaşkanlığı tarafından 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. Maddesiuyarınca yapılan parselasyon işlemi sonrasında 15/6/2010 tarihinde Hazine adınatescil edilen uyuşmazlığa konu taşınmazların imar planında konut alanındakaldıkları, ancak tarımsal amaçla kullandıkları Hazine taşınmazları yönündenfuzuli şagil durumunda bulunan başvuruculardan ilgilimevzuat hükümleri uyarınca istenilebilecek ecrimisilbedelinin en aşağı miktar üzerinden tahakkuk ettirildiği, en alt sınırdan ecrimisil bedeli belirlendiği için ayrıca ecrimisil bedeli belirlenmesine yönelik incelemeyapılmasına gerek görülmediği ve en aşağı değerden hesaplandığı için ecrimisil bedellerinin davacıların lehine olduğu yönündekitespitler ile idarenin tesis ettiği işlemler hukuka uygun bulunmuştur. Bukapsamda Bölge İdare Mahkemesince ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayailişkin durum birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca varıldığıanlaşılmıştır.
48. Ayrıca her ne kadar başvurucular tarafından taşınmazlarıiçin istenilen ecrimisil bedelleri ile yakın mesafedeyer alan başka taşınmazlar için istenilen ecrimisilbedelleri arasında yüksek farkların bulunduğu belirtilmiş ise de uyuşmazlığakonu taşınmazların planlı alan içinde yer aldığı ve konut alanında kaldığı,bahsi geçen diğer taşınmazların ise planlı alan dışında bulunduğu ve ecrimisil bedelleri arasındaki farkın da bundankaynaklandığı anlaşıldığından bu yönden de bir ihlalin bulunmadığı kanaatineulaşılmıştır.
49. Bunun yanında başvurucular tarafından yargılama sürecindekarşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibiolamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etmefırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya dakanıt sunulmadığı gibi mahkemenin kararlarında bariz takdir hatası veya açıkbir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiş ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından bir ihlalinbulunmadığı değerlendirilmiştir.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36. Maddesindegüvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Celal Mümtaz AKINCI’nınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/12/2019 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucular, ecrimisil ödeyerektarımsal amaçla kullandıkları Hazine arazileri için bir önceki döneme göre ecrimisil bedellerinde yüz kattan fazla artış yapılmasının hukuka aykırı olduğunuve hakkaniyetli olmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca ecrimisilbedelinin eksik araştırmaya dayalı olarak kanun ve yönetmelik hükümlerigözetilmeden sadece Milli Emlak Tebliği hükümleri gözetilerek idarecebelirlendiğini ve Bölge İdare Mahkemesince sadece idarenin delillerine itibaredilerek hüküm tesis edildiğini iddia eden başvurucular, taşınmazların mevcutdurumlarının ve elde edebilecekleri olası gelirlerin ilgili odalara sorularak yada bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmediğini, söz konusu hususlarayönelik iddia ve itirazlarının da kararda karşılanmadığını belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Başvurucular daha önce tapuda da tarla vasfında olan hazinearazilerini ekerek üretim yapmakta ve Hazine’ye de ecri misil ödemektedirler.Ekilen bu yerler mücavir alan sınırlarının değişmesi sebebiyle tapuda ARSAvasfına dönüşmüştür. Hazine, 2011- 2014 dönemi ecrimisilbedellerini, taşınmazların kullanım amaçlarını yani tarımsal amaçla ve tarlaolarak kullanılmalarını ve elde edilebilecek azami geliri dikkatealmaksızın,336 sıra numaralı Milli Emlak Tebliği uyarınca emlak vergisine esasasgari değerin yüzde bir buçuğu (%1,5) üzerinden yeniden değerleme yaparak ecrimisil bedellerini belirleyerek Eylül 2014 tarihinde başvuruculara tebliğetmiştir.
3. Başvurucular 2014 yılında geriye dönük olarak 2011 – 2014dönemi için kendilerinden daha önceki yıllarda ödedikleri ecrimisilin100 kat ve fazlası, fahiş ve sürpriz bir bedelle karşılaşınca yargıya başvurmakzorunda kalmışlardır.
Afyonkarahisar İdare Mahkemesi, “… taşınmazın emsal ecrimisil bedelinin hesaplanmasına ilişkin olarak ilgiliyerlerden yapılmış araştırma ya da yaptırılmış bilirkişi incelemelerine ilişkinyeterli bir bilgi ya da veriye yer verilmediği, ecrimisilbedelinin belirlenmesi için anılan yasa ve yönetmelik kuralları gereğitaşınmazın davacı tarafından işgali öncesi hali hazır arazi niteliği ile eldeedebileceği olası gelirin, bu durumu ile emsal kira bedelleri, ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin yargı kararları gözönünde bulundurularak ve ilgili odalara sorularak ya da bilirkişi incelemesiile de belirlenmediği görülmektedir. Bu durumda, ecrimisilin yönetmelikte öngörülen şekilde tespit vetaktir edilmemesi nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlıkbulunmamaktadır.” diyerek davaların kabulüne idari işlemlerin iptaline kararvermiştir.
Bu kararlara idarenin itirazı üzerine Denizli Bölge İdareMahkemesi, “… davacı tarafından tarım yapılmak suretiyle fuzulenişgal edildiği tutanakla tespit olunan söz konusu taşınmazın emlak vergisineesas asgari değerinin yüzde bir buçuğu ( %1,5)üzerinden yıllar itibariyle yeniden değerleme oranlarında arttırılarak …. uygulanacakarsa ve arazi m2 birimdeğerleri baz alınarak ecrimisil bedellerinin (336sıra numaralı Milli Emlak Tebliğiuyarınca) hesaplandığı …. mevzuat gereği hesaplanacak ecrimisil bedellerinin bu miktardan aşağı olamayacağıanlaşıldığından, davacı lehine yapılan ecrimisiltahakkukunda hukuka aykırılık görülmemiştir. “ diyerekAfyonkarahisar İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, işin esasına girerekdavaların REDDİNE karar vermiştir.
4. Sorun, ecrimisil bedellerinin yerelmahkeme gibi yönetmeliğe göre miyoksa Bölge İdare Mahkemesi gibi Milli EmlakTebliği’ne göre mi tespit edilmesi gerektiği ihtilafındankaynaklanmıştır. Yerel mahkeme, taşınmazların halihazır arazi niteliği ile eldeedilebilecek olası gelirin dikkate alınması suretiyle ecrimisilin hesaplanması gerektiğini ifade ederken Bölgeİdare Mahkemesi “ben taşınmazdan gelir elde edilip edilmemesine bakmam tebliğname, ecrimisil arsa asgaribeyan değerinin%1,5 undan az olamaz diyor hesaplamada öyle yapılmıştır.”Diyerek şekli bir yorumla davaları reddetmiş ve başvurucuların bireyselbaşvuruda bulunmalarına neden olmuştur.
5. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan Hukuk Sözlüğünde“ECRİMİSİL: Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyletakdiri” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla ecrimisilhesaplanırken “malın kullanılmasından doğan yararların parasal ölçüleri,karşılığı” dikkate alınmak lazımdır. Başvurucuların ecrimisilekonu taşınmazlarda pancar yetiştirdikleri tartışmasızdır. O halde hesaplamapancar mahsulü göz önüne alınarak yapılmalıdır. Afyonkarahisar Tarım İlMüdürlüğü hesaplamalarına göre pancar ekilmesi halinde 1 dekardan eldeedilebilecek ortalama yıllık net gelir ve yarar 756.- TL dir.Birinci başvurucunun 1.388,88 m2 lik taşınmazdan eldeedeceği ortalama net gelir üç yıllık 3150.-TLdir. Oysa birinci başvurucudan istenen üç yıllık ecrimisil8320.-TL dir. Bu bedel elde edebileceğigelirin yaklaşık 2,6 katından fazladır. Bu başvurucunun önceki yıllarda ödediğiecrimisil ise 69.-TL dir.
İkinci başvurucu ise 10.000 m2 liktaşınmazda pancar yetiştirmiştir. Tarım İl Müdürlüğüne göre kendisinin yılda elde edilebileceği azami gelir, 756X10=7560.-TL dir. Oysa bu başvurucudanistenen yıllık ecrimisil 19.251.-TL dir. Bu başvurucu bir yıl pancar ektiğitaşınmazdan net 7560.-TL gelir eldeedebildiği halde 19.251.-TLecrimisil ödemek zorunda kalacaktır. Bu miktar eldeedilebilecek kazancın 2,5 katından, önceki yıllarda ödenen ecrimisildenise 100 kat fazladır. Başvurucunun bir önceki yıl ödediği ecrimisilise 195.-TL dir.
6. Yukarıda uğradıkları haksızlık rakamsal olarak ifade olunanbaşvurucular dışındaki diğer başvurucular yönünden de durum benzermahiyettedir. Başvurucular, kendilerinden sonradan ve geriye doğru istenilen,sürpriz, öngörülemez ve fahiş ecrimisiller nedeniylehukuki güvenlik ve öngörülebilirlik haklarının da ihlal edildiğini ifadeetmektedirler. Gerçekten başvurucular sonradan kendilerinden kazandıklarınınkat be kat üzerinde ecrimisil bedelleri isteneceğinibilip öngörebilselerdi herhalde bu taşınmazlardan ziraat yapmazlardı. Tespitolunan ve mahkemelerce de uygun bulunan bu fahiş ecrimisilbedellerinden sonra da artık uyuşmazlığa konu arsa (?), tarlalarda üretim ve tarımyapılması beklenmemelidir. Bundan böyle ekilip ürünelde edilerek ülke ekonomisine katkı sağlaması gereken benzer yüzlerce dönümarazi, üretimsizliğe atalete ve kaderlerine terk edilecektir.
7. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında; “…. hukukdevletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM,E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerinhukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını,ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesiniifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013. Bkz. Gökhan Koçar ve Mesut Kasırğa,B.No:2016/777, § 41).”demektedir.
8. Yine Anayasa Mahkemesince, “…mahkeme olayların başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucunun tüm iddialarıAnayasa’nın 17. ve 40. maddeleri ile ilişkili görülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.(TahirCanan, B. No:2012/969, § 16).” denilerek başvurucu tarafından ilerisürülmeyen haklar yönünden de inceleme yapılmak suretiyle kararlarverilebilmektedir.
Dosyamızda da başvurucular tarafından açıkça ifade olunmamaklabirlikte Denizli BİM kararı sonucunda, başvurucuların mülklerinde önemli ölçüdeeksilmeye neden olacak, maddi olarak ağır ve katlanılmaz bir yük altına sokarakhaksızlığa uğramaları sonucunu doğuracak ölçüsüz bir mülkiyet hakkı ihlaliylekarşı karşıya kaldıklarını kanaatindeyim.
9. Gerekçeli kararın 21. paragrafında; "...İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Zühtüpaşa Mahallesi, 89 pafta, 427 ada, 17 parsel sayılı ve4.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 3.907,00 m²'lik kısmının spor tesisi yapılmaksuretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle04/11/2014-20/05/2016 tarihleri arası dönemi için 1.429.895,80 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 02/06/2016 tarih ve 71450sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiylegörülmekte olan dava açılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemece yerindeyaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve karara dayanakalınan bilirkişi raporunda; aynı adada yer alan 9,15 ve 16 sayılı parsellerdekiişgaller için Mahkemelerce 2014 yılı için alınan yıllık birim bedeller birliktedeğerlendirilirek 2014 yılı 119,48 TL birim bedelüzerinden toplam ecrimisil bedelinin 754.610,57 TLolarak hesaplanarak hükme esas alındığı; ancak bilirkişi raporundaki havafotoğrafı incelendiğinde dava konusu taşınmazın Fenerbahçe-Kalamış caddesibitiminde ve Alara Sokağına (Tur Yolu) cepheli olduğu görülmektedir.
Ecrimisil bedelinin,taşınmazın emlak vergi değerinin %3'ünden az olamayacağına ilişkin düzenlemedikkate alınarak Alara Sokağını emlak vergi değerinin %3'üne göre belirlenmesigerekirken, bu husus gözönüne alınmadan düzenlenensöz konusu rapor, hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmemiştir.
Bu durumda, ecrimisilbedelinin belirlenmesinde taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinindikkate alınması gerekirken, bu hususlar gözetilmeden, eksik incelemeye dayalıbilirkişi raporu esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin kısmen iptali,kısmen de davanın reddi yolunda verilen İstanbul 12. İdare Mahkemesi kararının,davanın reddine ilişkin kısmına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddinedair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır..." şeklindeki Danıştay 10. Dairesinin. 2/7/2019 tarihli veE.2018/2705, K.2019/5233)sayılı kararına atıf yapılmış ise de;
İstanbul Kadıköy Fenerbahçe Kalamış caddesindeki bir taşınmazın ecrimisil bedeli ile Afyonkarahisar’da köyden mahalleyedönüşme sonucu, tarla iken arsaya dönüşen ancak hâlâ zirai amaçla kullanılannitelik ve değer olarak kıyası kabil olmayan taşınmazla mukayesesinin somutdosya özelinde isabetli olmadığını düşünmekteyim.
10. Anayasa'nın 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerinegöre hüküm verirler.” denilmiştir. Mahkemeler bir ihtilafıdavanıntaraflarının hak ve menfaatlerini, adalet ve hakkaniyet çerçevesinde, mevzuatlabirlikte vicdani kanaatlerini de dikkate alarakçözmek durumundadır. Mahkemelerin görevi mevzuatı olaya bire bir uygulamaktanibaret olmasa gerektir.
11. Ayrıca kamu gücünü kullanan idareciler ile mahkemeler,bireylerle devlet arasındaki ihtilafları çözerken, devlet karşısında zayıfdurumda olan birey haklarını koruma hususunda özen göstermeli, insan için varolan devletin hak ve menfaatlerini koruma kollama kaygısıyla, bireylerin hakkayıplarına neden olacak, doğal ve evrensel hukuk kurallarıyla tarihimizdensüzülüp gelen “insanı yaşat ki devlet yaşasın” özdeyiş ve ilkesine aykırı tutumve davranışlardan kaçınmalıdır.
12. Hazine tarafından söz konusu taşınmazların pancar ekimindekullanıldığı bilinmekte olup, imar durumundaki nitelik değişikliği taşınmazınkullanım değişikliği sonucunu da doğurmamıştır. Ecrimisilhesaplanmasında taşınmazın fiili kullanım şekli dikkate alınarak hesaplamayapılması gerekir. Bu miktar Milli Emlak Tebliği ile belirlenen oranlarınaltında da olabilir. Nitekim ilgili Yönetmelik hükümleri buna cevazvermektedir. Somut olayda Derece Mahkemesince, ilgili Yönetmelik hükümleri iletaşınmazın fiilen kullanım şekli dikkate alınarak değerlendirme yapıldığıhalde, BİM tarafından yalnızca Milli Emlak Tebliği hükümleri dikkate alınarakbaşka hiçbir araştırma, değerlendirme ve tartışma yapılmaksızın hüküm esastanbozularak davanın reddine karar verilmiştir. Adil yargılanma hakkındanbaşvuruda bulunan başvurucuların ihlal iddiaları, adil yargılanma hakkınıntemel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı veya hakkaniyete uygunyargılanma hakkı açısından da incelenmemiştir.
13. Mahkememiz çoğunluğunun, “…..mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiş ve hakkaniyete uygunyargılanma hakkı bakımından bir ihlalin bulunmadığı değerlendirilmiştir.”(§49)şeklindeki gerekçelerine katılamadığımı; yukarıda açıklanmaya çalışılannedenlerle başvurucular lehine, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik, mülkiyet,gerekçeli karar hakkı ve hakkaniyete uygun yargılanma hakları yönünden ihlalkararı verilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun aksi yöndeki görüşünekatılamadım.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI