TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET DEMİRCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/6828)
Karar Tarihi: 15/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Mehmet DEMİRCİ
Vekili
:
Av. Haydar GÖKPINAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kanun hükümlerinin yanlış yorumlanarak koşullusalıverilme süresinin hatalı hesaplanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK 250. madde ile görevli) (Mahkeme) 26/9/2008 tarihli kararıyla; 30/7/2002tarihinde işlediği M.U. ve H.U.B. isimli kişileri kasten öldürme suçundan ikidefa ayrı ayrı 24 yıl hapis cezasına, 8/1/2003 tarihi ve öncesinde işlediği suçişlemek için kurulmuş çıkar amaçlı örgüte üye olma suçundan ise 1 yıl 3 ayhapis cezasına mahkûm edilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şu şekildedir:
" ...
... Maktüllerin başlarına isabet eden mermilersebebiyle öldükleri göz önüne alındığında Sanık MEHMET DEMİRCİ'nin hayatibölgeleri hedef alarak öldürme kastı ile ateş ettiği böylece sanık MEHMETDEMİRCİ'nin kasten M. U.yutabancayla vurarak öldürdüğü ve Sanıklardan O. S.ninsuç işlemek amacıyla örgüt kurduğu, örgütün lideri olduğu, sanık O. Ç.'nin debu örgütün üyesi olduğu, O. S.nin önemli adamlarından biri olduğu, sanık MEHMETDEMİRCİ'nin de örgüt üyesi olduğu, olayın oluş şekline göre, sanık O. S. nin veO. Ç.'nin kavga sırasında karşı gruptakileri vurması konusunda MEHMETDEMİRCİ'ye talimat verdikleri, bu talimat doğrultusunda MEHMET DEMİRCİ'ninbilardo salonuna giderek ruhsatsız tabancasını aldığı ve kavganın olacağı yereyakın bir yerde beklediği göz önüne alındığında...
...
...sanık O.S.nin zorla tahsilat yapmak, yasalolmayan yollardan gelir sağlamak amacıyla örgüt kurduğu, örgüt üyelerininSanıklar ..., MEHMET DEMİRCİ, ... olduğu, örgütün hiyerarşik bir yapısınınbulunduğu, örgütün eylemlerinde devamlılığın olduğu, örgütün yukarıdabelirtildiği şekilde taksi plakası almak amacıyla M. Ş.yi döverek öldürdüğü,müştekiler A. A., O. Ö.yü gasp ettiği ve gaspa teşebbüs ettiği, müşteki M.G.yisilahla zorla kaçırdığı, Avşa Adasında müşteki sanık Ş. T.nin husumetteolduğu kişileri sindirme ve korkutma işini üstlendiği, bu işlem sırasında ikikişinin örgüt mensubu olan MEHMET DEMİRCİ tarafından öldürüldüğü, örgütünsilahlı olduğu ve eylemlerinde silah kullandığı sabit olduğundan... [cezalandırılmasınakarar verildi.] "
9. Anılan hükmün temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. CezaDairesi 26/5/2010 tarihli kararıyla; M.U.yu kasten öldürme suçundan verilenmahkûmiyet kararının onanmasına,H.U.B.yi öldürme suçundan verilen mahkûmiyetkararının ise bu suçun olası kast kapsamında işlendiği gerekçesiyle bozulmasınakarar vermiştir. Yargıtay kararın ilgili kısımları şöyledir:
" ...
3-A) ... sanık M.nin'suç örgütüne üye olma' ,sanıklar İ. ve Ü.nün 'suç örgütüne üye olma'; ... sanık O.nun 'suç örgütüne üyeolma', ... sanık M.nin , 'suç örgütüne üye olma', sanık M. K.nin, 'suç örgütüneyardım', ... suçları yönünden, zamanaşımı süresinin 5237 Sayılı TCK’nun 66.maddesine göre lehe düzenlemeler içeren 765 Sayılı TCK’nun 102 ve 104.maddeleri gereğince 5 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin en son 29.11.2002 ve05.05.2003 tarihlerinde mahkemece alınan savunmalarla kesildiği, bu tarihtenitibaren de başkaca zamanaşımını kesen bir sebep bulunmadığı, hüküm tarihi olan29.08.2008 gününe kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmeklehükümlerin BOZULMASINA, bu hususyeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıklarınbelirtilen suçlarından açılankamu davalarının CMUK.nun 322. Maddesindeki yetkiye dayanılarak, zamanaşımınedeniyle 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince ORTADANKALDIRILMASINA,
...
Toplanan deliller karar yerinde incelenip,sanık O.’nun ' suç örgütü kurma ve yönetme', ...sanık Mehmet Demirci’nin, maktullerM. U. ve H. U.yu öldürme suçlarının sübutu kabul,oluşave soruşturmasonuçlarınauygun şekildesuçların niteliği tayin, savunmaları inandırıcıgerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde, eleştirive bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan...
a) Sanık O.nun'suç örgütü kurma ve yönetme',... sanık Mehmet Demirci’nin, 'maktul M. U.yu öldürme' suçları yönündenkurulan, kısmen resen de temyize tabi hükümlerin, tebliğnamedeki düşünce gibiONANMASINA,...
b) Sanıklar ... Mehmet Demirci’nin 'maktulH.U.yu öldürme' suçları yönünden,
Sanıkların doğrudan maktul Hüseyin Uğur’uhedef aldıklarını gösteren delillerin bulunmadığı, ancak kavgaya dahil olanmaktul M. U. ile birlikte topluluk içinde bulunan maktul H. U.nun da isabetalabileceğini öngörebilecek durumda oldukları, eylemlerinin 5237 Sayılı TCKhükümlerine göre “olası kastla öldürme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden...BOZULMASINA... [karar verildi.] "
10. Yargıtay tarafından verilen bozma kararı sonrasında Mahkemeyeniden yaptığı yargılama sonunda başvurucuyu H.U.B.yi olası kastla öldürmesuçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırmış olup anılan hüküm Yargıtay1. Ceza Dairesinin 21/3/2013 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
11. Mahkemenin 30/1/2014 tarihli kararıyla 1/3/1926 tarihli ve765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 77. maddesinin birinci fıkrası gereğincebaşvurucu hakkında kesinleşen hapis cezalarının neticeten 36 yıl hapis cezasıolarak toplanmasına ve infazın bu süre üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.Başvurucunun anılan karara itiraz edip etmediği dosya kapsamındananlaşılamamaktadır.
12. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkındadüzenlenen 5/2/2014 tarihli müddetnameye göre 24 yıl hapis cezası için suçtarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülgaÇıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu kapsamında kaldığından 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi atfı ile3/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gözetilerek 1/4 oranındaindirim uygulanırken içtimalı 36 yıl hapis cezasından bakiye 12 yıl hapiscezası için ise suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 13/7/1963 tarihli ve647 sayılı mülga Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19 maddesinin birincifıkrası ile ek 2. maddesi hükümleri gereğince 1/2 oranında indirim ve ayrıcaher ay için 6 gün indirim uygulanarak koşullu salıverilme süresihesaplanmıştır.
13. Başvurucu; 24 yıl hapis cezasına konu kasten adam öldürmesuçunun çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlendiğine ilişkinolarak mahkûmiyet kararında açık bir hüküm bulunmadığı gibi hükmedilen cezanınmükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair de bir kararbulunmadığını, suç örgütüne üye olma suçundan verilen hapis cezasının davazamanaşımı nedeniyle Yargıtay tarafından ortadan kaldırılmasına kararverildiğini, dolayısıyla 24 yıl hapis cezasının infazının suç tarihi itibarıylayürürlükte bulunan 647 sayılı mülga Kanun hükümlerine göre yapılmasıgerektiğini belirterek anılan müddetnameye itiraz etmiştir.
14. Mahkeme 4/5/2015 tarihli ek kararı ile başvurucununitirazını kabul etmiş, bu kapsamda anılan hapis cezasının 647 sayılı mülgaKanun'un 19 maddesinin birinci fıkrası ile ek 2. maddesi hükümleri gereğince1/2 oranında indirim ve ayrıca her ay için 6 gün indirim uygulanarak infazedilmesine hükmetmiştir.
15. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan karara itiraz etmişolup itiraz İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/6/2015 tarihli kararı ilekesin olarak reddedilmiştir.
16. Verilen bu ret kararından sonra Edirne CumhuriyetBaşsavcılığı, Mahkemenin 4/5/2015 tarihli kesinleşen ek kararı doğrultusundabaşvurucu hakkında müddetname düzenlemiştir.
17. Başvurucunun infaz süreci sırasında İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı, 3/11/2015 tarihli yazısıyla Mahkemeden 4/5/2015 tarihli ekkararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talepetmiştir.
18. Mahkeme 7/12/2015 tarihli kararında; infaz edilen içtimalıhapis cezası içinde bulunan 24 yıl hapis cezasının çıkar amaçlı suç örgütününfaaliyeti kapsamında işlenen M.U.nun kasten öldürülmesi eylemine ilişkinverildiği hususunun mahkûmiyet kararının gerekçesinde açık bir şekilde yazılıolduğu tespitine yer vermiş olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınıntalebinikabul etmiş, bu anlamda 4/5/2015 tarihli ek kararın kaldırılarak24 yılhapis cezasının 4422 sayılı mülga Kanun'un 13. maddesi ve 3713 sayılı Kanun'un17. maddesi atfı ile 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrasıhükümlerine göre koşullu salıverilme süresinin hesaplanarak infazın yapılmasınakarar vermiştir.
19.Başvurucu, Mahkemenin 7/12/2015 tarihli ek kararınınkaldırılması için İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmiştir.
20. Başvurucu; itiraz dilekçesinde, suç örgütüne üye olmasuçunun zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini,mahkûmiyet kararının gerekçesinde her ne kadar kasten öldürme eyleminin suçörgütü faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilmiş ise de kararda hükmün 5275sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında infaz edilmesinedair herhangi bir ibarenin yer almadığını, suç örgütüne üyelikten verilenmahkûmiyet hükmünün esastan değil dava zamanaşımı nedeniyle bozulmuş olmasınınhâlen infaz edilen mahkûmiyet hükmüne konu adam öldürme eyleminin suç örgütününfaaliyeti kapsamında işlendiğine işaret ettiği şeklindeki yorumun hukukenyerinde olmadığını, infazın suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 647 sayılımülga Kanun hükümlerine göre yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
21.İtirazı inceleyen İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 27/1/2016tarihli kararı ile başvurucunun itirazını reddetmiştir. Anılan kararınbaşvurucuya tebliğ edilip edilemediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
22.Başvurucu 26/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Metinleri
23. 4422 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"Doğrudan veya dolaylı biçimde birkurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek, kamuhizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde, ihale, imtiyaz ve ruhsatişlemlerinde nüfuz ve denetim elde etmek, ekonomik faaliyetlerde kartel vetröst yaratmak, madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesiniveya artmasını temin etmek, kendilerine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak,seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek maksadıyla tehdit, baskı,cebir veya şiddet uygulamak (...) suretiyle yıldırma veya korkutma veyasindirme gücünü kullanarak suç işlemek için örgüt kuranlara veya örgütüyönetenlere veya örgüt adına faaliyette bulunanlara veya bilerek hizmetyüklenenlere sadece bu nedenle üç yıldan altı yıla kadar; örgüte üye olanlaraiki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Örgüt silahlı ise, yukarıda yazılı hallerdeverilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Henüz hiç bir silahlı eylemeteşebbüs edilmemiş olsa bile, silahlar veya patlayıcı maddeler örgütün amaçlarıdoğrultusunda hazırlanmış veya elde bulundurulmuş ise, örgüt silahlı sayılır.
Suç faili, memur veya kamu hizmetiyle görevlikimse ise yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarıdan bir katına kadarartırılır.
Suçun işlenmesine ayrılan veya suçunişlenmesinde kullanılan veya suçtan doğan değer veya ürünlerin veya bunlaryerine geçen şeylerin ve müsaderesi gereken her türlü eşyanın gelirlerinin veyasuçtan doğan her türlü yararın Devlete intikaline hükmolunur.
Bu madde hükümleri, nasıl adlandırılırsaadlandırılsın, amaçları yukarıda tanımlanan örgütle aynı olan ve yıldırma veyakorkutma veya sindirme gücünü kullanan açık veya gizli örgütlere de uygulanır.
Örgüt mensuplarınca veya örgüt adına örgütüyesi olmayanlar tarafından birinci fıkrada gösterilen amaçları gerçekleştirmeküzere işlenen suçların ve 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun296 ncı maddesinde öngörülen cürmün cezaları üçte birden yarıya kadarartırılır.
Bu Kanunda öngörülen suçları işleyen veyaörgütlerin eylemlerini, amaçlarını, hedeflerini, bu kişi veya örgütlere haksızçıkar sağlamak veya örgütün korkutma, sindirme, yıldırma gücünü artırmakamacıyla yazılı, sesli veya görsel yayın araçlarıyla yayımlanan veya her nesuretle olursa olsun propagandasını yapan hakkında iki yıldan dört yıla kadar ağırhapis ve birmilyar liradan beşmilyar liraya kadar ağır para cezasınahükmolunur. Ayrıca yayın organının faaliyetlerinin bir günden üç güne kadardurdurulmasına karar verilir.
24. 4422 sayılı mülga Kanun'un 13. maddesi şöyledir:
" Bu Kanun kapsamına giren suçlardantutuklananlar ile mahkûm olanlar hakkında Terörle Mücadele Kanununun 16. ve17'nci maddesi hükümleri uygulanır."
25. 3713 sayılı Kanun'un 18/7/2006 tarihinde yürürlüğe giren5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17. maddesi şöyledir:
" Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlardan, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasıalanlar 36 yıllarını, müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 30 yıllarını,diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olanlarhükümlülük süresinin 3/4'ünü çekmiş olup da iyi halli hükümlü niteliğindebulundukları takdirde talepleri olmaksızın şartla salıverilirler.
Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûmolanlar, hükümlerinin kesinleşme tarihinden sonra bu Kanunun kapsamına girenbir suçu işlemeleri halinde, şartla salıverilmeden yararlanamazlar.
Bu hükümlüler hakkında,647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2 ncimaddesi hükümleri uygulanmaz."
26. 3713 sayılı Kanun'un 5532 sayılı Kanun ile değiştirildiktensonraki 17. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun kapsamına giren suçlardanmahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirininuygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile108 inci maddesi hükümleri uygulanır."
27.5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
" Suç işlemek içinörgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtandolayı mahkumiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmedilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlarotuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtteüçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmedenyararlanabilirler."
28.647 sayılı mülga Kanun'un 19. maddesi şu şekildedir:
"Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahküm edilmiş olanlarhükümlülük süresinin 1/2'ni; çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlüniteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartlasalıverilirler."
29.647 sayılı mülga Kanun'un ek 2. maddesi şu şekildedir:
"Hükümlülerinyarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, AdaletBakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerek CumhuriyetSavcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır. Bakanlıkçabildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlara öncelik tanınmakkaydıyla; 9, 10 ve 11 inci maddeler gereğince tabi tutulacakları müşahadelerisonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunan hükümlülerin; anılanmüesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin 1, 2 ve 3 üncüfıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmeksuretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır."
30.26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
" (2) Suçun işlendiği zaman yürürlülüktebulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise,failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir.”
(3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullusalıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkinhükümler, derhal uygulanır."
31. Suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı mülgaKanun'un 77. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkatcezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste25, sürgünde 15, hafif hapiste 10 seneyi geçemez. "
32.4/11/2014 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlükve Uygulanma Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
"(3) Lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortayaçıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir."
B. Yargıtay Kararları
33. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/3/2013 tarihli veE.2013/5247, K.2013/6089 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
" ...
Dosya kapsamına göre; 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanun'un 107/4. maddesinde yer alan 'Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyetiçerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbethapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasınamahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmişolanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullusalıverilmeden yararlanabilirler.' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında,her ne kadar İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2007 tarihli ve 2005/22esas, 2007/409 sayılı kararında, sanık hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üyeolmak suçundan sehven hüküm kurulmamış ve bozma sonrasında da bu suçtan dolayıaçılan kamu davasının, 765 sayılı Kanun'un 102/2. ve 104/son. maddeleriuyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de, sanığıncezalandırılmasına karar verilen ve kesinleşen hürriyeti tahdit ve gaspsuçlarını suç örgütü faaliyeti çerçevesinde işlediği gözetilmeksizin itirazınkabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundanbahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulmasıDairemizden istenilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosyaiçeriğine göre yerindegörüldüğünden kabulüile Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2012günve2012/1611 sayılı değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309.maddesi gereğincebozulmasına...[karar verildi]."
34. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7/7/2015 tarihli ve E.2015/3049,K.2015/4356 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"HükümlüG. T. hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan açılan kamudavasının, 765 sayılı Kanun’un 102/2 ve 104/son, CMK’nun 223/8. maddeleriuyarınca dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de,hükümlünün cezalandırılmasına karar verilen ve kesinleşen öldürme, yağma vekişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını suç örgütü faaliyeti kapsamındaişlendiği,
5237sayılı TCK’nun 7/2. maddesine göre suçun işlendiği zamanda yürürlükte bulunanKanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükümlerinin farklı olması halindehükümlünün lehine olan Kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı, aynı maddenin3. fıkrasına göre infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı fakatkoşullu salıverilmenin, infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanmasınınistisnaları arasında sayıldığı dikkate alındığında; koşullu salıverme ileilgili olarak da lehe infaz Kanununun tespit edilmesi gerektiği; suç tarihindeyürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle MücadeleKanunu’nun 13. maddesinde bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlarhakkında Terörle Mücadele Kanununun 17. maddesi hükümlerinin uygulanacağıatfının bulunduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 18.07.2006 tarihinde yürürlüğegiren 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki lehe olan 17/1. maddesinegöre 647 sayılı Kanunun 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2.maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı ve koşullu salıverilme için hükümlülüksüresinin dörtte üçünün iyi halli olarak çekilmesi gerektiği, bu durumda 3713sayılı Kanunun 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesihükümleri ile sonradan yürürlüğe giren ve 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesihükümleri arasında yapılacak lehe Kanun değerlendirmesinde, her iki durumda dakoşullu salıverilme için cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi gerekensürenin hükmedilen süreli hapis cezasının dörtte üçü olacağı bu durumda isedeğerlendirmeye konu edilen her iki Kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275sayılı Kanunun 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimineilişkin olup TCK’nun 7/3. maddesine göre derhal uygulanması gerektiği buna görehükümlü hakkındaki cezaların infazının 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 107/4 maddesi uyarınca yapılmasıgerektiği anlaşıl[mıştır]."
35. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 5/12/2013 tarihli veE.2018/16615, K.2013/28455 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
" ...
İnfazda kazanılmış hakkın sözkonusu olmayacağıkabulü ile yapılan incelemede;
Denetim planına uymaması nedeniyle kapalıcezaevine iadesine karar verilen hükümlünün tebliğata rağmen teslim olmayarak,yakalama emri ile ceza infaz kurumuna alınması karşısında, iyi halli hükümlüolarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden hakkında şartla tahliye kararıverilmesi,
..."
36. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 15/5/2019 tarihli veE.2017/2666, K.2019/2803 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
" ...
Bir suçu gizlemek veya delil ve emareleriniortadan kaldırmak veya kendisinin yahut başkasının cezadan kurtulmasını teminamacıyla öldürmek suçundan hükümlü Melih Mete hakkında ilk derece mahkemesinceverilen 765 sayılı TCK’nin 450/9. ve 59/1. maddeleri uyarınca müebbet ağırhapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün onanmak suretiylekesinleştiği, 4771 sayılı Kanunla idam cezasının kaldırılarak 765 sayılı TCK’deki idam cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürüldüğü,dolayısıyla 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra aynı Yasanın7/2 ve5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddesi uyarınca lehe olan kanun uygulamasının belirlenmesinde, 765 sayılıYasaya göre 450/9, 59/1. maddeleri uyarınca verilen müebbet ağır hapis cezasıile 5237 sayılı Yasanın ilgili maddelerinin karşılaştırılması suretiyle leheolan yasanın belirlenmesi gerektiği halde, infazda kazanılmış hak olmayacağıkuralı düşünülmeksizin,..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37 Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu; çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma suçununzamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, mahkûmiyetkararının gerekçesinde her ne kadar kasten öldürme eyleminin suç örgütüfaaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilmiş ise de infaz edilecek hükümdehiçbir duraksamaya yer olmayacak şekilde infazın 5275 sayılı Kanun'un 107/4.maddesi kapsamında infaz edilmesine dair herhangi bir hüküm yer almadığını, suçörgütüne üyelikten verilen mahkûmiyet hükmünün esastan değil dava zamanaşımınedeniyle bozulmuş olmasının hâlen infaz edilen mahkûmiyet hükmüne konu adamöldürme eyleminin suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlendiğine işaret ettiğişeklindeki yorumun hukuken yerinde olmadığını, lehine olan ve kesin hükümniteliği taşıyan (kapatılan) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/5/2015tarihli kararının göz ardı edildiğini, suç örgütüne üye olma suçundan dolayıkesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen cezasının 3/4'ünün infazettirilmesinin haksız yere özgürlüğünden mahrum kalmasına sebep olduğunu,infazın suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 647 sayılı mülga Kanunhükümlerine göre yapılması gerektiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, kanunhükümlerinin yanlış yorumlanması nedeniyle koşullu salıverilme süresinin hatalıhesaplanmasına bağlı olarak daha uzun bir süre hürriyetinden yoksun bırakılmasıolduğundan başvurunun tamamının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
40. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışındakimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."
41. Anayasa'nın kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altınaalan 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığı durumlardanbiri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargıorganlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veyagüvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlaletmez (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).
42. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerinegetirilmesi nedeniyle ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri,Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altınaalmaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapiscezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §18).
43. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen"mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal iddiası sözkonusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksunbırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğinitespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bukoşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundanveya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıihlal edilmiş olur (Şaban Dal, B.No: 2014/2891, 16/2/2017, § 31).
44. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmayakarşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetinegetirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,§ 38).
45. Bir kimsenin"mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenliktedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında hürriyetindenyoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce hürriyeti kısıtlayıcıceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından verilmesi gereklidir.İkinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza veyagüvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Son olarak hürriyetten yoksunbırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenliktedbirinin kapsamını aşmaması gerekir (ŞabanDal, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak ve özgürlüklerihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumunaya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesindeele alınamaz (Abdullah Ünal, §39).
46. Bu itibarla hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağısüreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19.maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği Anayasa Mahkemesince kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, § 26; Günay Okan, §13).
47. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesininkişiselleştirilmesi, başka bir deyişle ceza infaz kurumundaki tutum vedavranışlarıyla (iyi hâliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini verenhükümlünün şarta bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilencezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunuiyi davranışıyla kanıtlaması durumunda ceza infaz kurumunda daha fazla kalmasıgereksiz olabilir. Bu durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkiliaraçtır. Koşullu salıverilmenin en önemli ögeleri; cezanın belirli bir süreçekilmiş olması, hükümlünün bu süre içinde iyi hâl göstermesi, koşullusalıverildikten sonra gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmeningereklerine uyulmaması durumunda koşullu salıverilme kararının gerialınabilmesidir (Günay Okan, §20; AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
48. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası, bir hükümlününkoşullu salıverilmeden otomatik olarak yararlandırılmasını güvence altına almamaktadır.Ancak koşullu salıverilmeden yararlanmak için kanunda öngörülen tüm şartlarıtaşıyan hükümlüler bakımından ilgili yargı organlarının takdir yetkisininbulunmadığı durumlarda koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasıAnayasa'nın 19. maddesi ile bağdaşmayacaktır (ŞabanDal, § 36).
49.Bir mahkûmiyet kararının nasıl infaz edileceğine ilişkinolarak Anayasa’nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikteherkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve bu hakka getirilebileceksınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde belirtilmesi, keyfî bir biçimde bu haktan kimseninmahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme tarafından verilenbir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infaz kurumunda tutmasüresi de bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Ceza mahkemelerinin kararınauygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısından bir zorunluluktur.Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyetkararına ve ilgili yasal mevzuata uygun olması Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal, § 32).
50. Müddetnamenin yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre doğrubir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığının tespiti, başvurucunun hukuk sistemincebelirlenenden daha fazla bir süre hürriyetinden yoksun kalmasının Anayasa'nın19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında -mahkemece verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezanın infazı olarak- hukuka uygun bir tutma niteliğinde bulunupbulunmadığının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir (Muhamed Siraç Bozkurt, B. No: 2016/7271,24/10/2019, § 46).
51. Somut olaya ilişkin Yargıtay kararında, başvurucunun suçişlemek için kurulmuş çıkar amaçlı örgüte üye olma suçundan verilen mahkûmiyetkararına yönelik açık bir değerlendirme bulunmamakla birlikte anılan dosyakapsamından başvurucu ile beraber yargılaması yapılan ve aynı suç örgütüne üyeolma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilen diğer sanıklar hakkındaki bu suçailişkin hapis cezalarının tamamının dava zamanaşımı nedeniyle bozularak ortadankaldırılmasına hükmedildiği görülmektedir. Bu anlamda Mahkeme, Yargıtayın çıkaramaçlı suç örgütüne üye olma suçundan diğer sanıklar hakkındaki hapiscezalarının dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması kararınınbaşvurucuyu da kapsadığını kabul etmiş ve infazınbaşladığı ilk süreçten bu yanageçen zaman diliminde de başvurucu açısından bu suça yönelik herhangi birevrakı infazedilmek üzere Savcılığa göndermemiştir. Dolayısıyla başvurucuhakkında çıkaramaçlı suç örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası sonucunda verilenmahkûmiyet hükmünün dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına kararverilmiş ise de başvurucunun cezalandırılmasına karar verilen ve kesinleşenM.U.yu kasten öldürme suçunun suç örgütüfaaliyeti kapsamında işlendiği hem ilk derece mahkemesince hem detemyiz incelemesi yapan Yargıtay tarafından tespit edilmiştir (bkz. §§ 8, 9).
52. Başvurucu, mevzuat hükümlerine aykırı olarak lehine olankoşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamadığını ileri sürmüştür. 5237sayılı Kanun'un 7. maddesinde kanunların zaman bakımından uygulanmasına dairkurallar düzenlenmiş ve anılan bu Kanun maddesinin üçüncü fıkrasında da kuralolarak infaz rejimine ilişkin düzenlemelerde derhâl uygulanırlık ilkesiningeçerli olduğu belirtilmiştir. Ancak aynı fıkrada, infaz rejiminiilgilendirmekle birlikte koşullu salıverilmeyle ilgili düzenlemelerin bununistisnası olduğu açıklanmıştır. Bu nedenle koşullu salıverilme zamanını öneçeken bütün mevzuat değişikliklerinden hükümlülerin yararlandırılmasıgerekmektedir. Bununla birlikte başvurucuya isnat edilen suçların işlendiğitarihte yürürlükte bulunan 4422 sayılı mülga Kanun'un 13. maddesinde bu Kanunkapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında 3713 sayılı Kanun'un 17.maddesi hükümlerinin uygulanacağı atfının açık bir şekilde bulunduğu dagörülmüştür (Muhamed Siraç Bozkurt,§ 48).
53. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre infazda kazanılmışhak olmadığı kuralı ve 3713 sayılı Kanun'un 18/7/2006 tarihinde yürürlüğe giren5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17. maddesinin birinci fıkrasınagöre 647 sayılı mülga Kanun'un 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ileek 2. maddesi hükümlerinin uygulanmayacak olması dikkate alındığında, somutolayda koşullu salıverilme için 24 yıl hapis cezasına ilişkin hükümlülüksüresinin 3/4'ünün ceza infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi gerektiğininkanuni temelinin bulunduğu anlaşılmaktadır. İnfaz mercilerince 3713 sayılıKanun'un 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17. maddesinin birincifıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesininbirinci fıkrasının hükümleri arasında yapılacak lehe kanun değerlendirmesinde,her iki durumda da koşullu salıverilme için ceza infaz kurumunda iyi hâlliolarak geçirilmesi gereken sürenin aynı olduğu, bu anlamda değerlendirmeye konuedilen her iki Kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanun'un 107.maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup 5237 sayılıKanun'un 7. maddesinin üçüncü fıkrasına göre derhâl uygulanması gerektiğitespit edilmiştir. Dolayısıyla derece mahkemesince başvurucu hakkındaki 24 yılhapis cezasının infazının 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrasıuyarınca yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
54. Sonuç olarak yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler dikkatealındığında mahkemelerce başvurucu hakkında verilen hapis cezalarının infazınailişkin olarak verilen kararlarda mevzuat hükümlerine bir aykırılık tespitedilmemiştir. Bu bağlamda başvurucunun cezasının infazında ilgili kanunmaddeleri gözetilerek herhangi bir keyfîlik içermeden infazın kapsamıbelirlenmiştir. Belirtilen bu hususlar doğrultusunda başvurucunun hukuksistemince belirlenen çerçevede hürriyetinden yoksun kalmasının hukuki birtemelinin bulunduğu anlaşıldığından başvurucunun iddialarına ilişkin açık vegörünür bir ihlal olmadığı sonucuna varılmıştır.
55. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olması dolayısıyla başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.