TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET BATI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/11586)
Karar Tarihi: 20/4/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Mehmet BATI
Vekili
:
Av. Süleyman AKINCI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucunun maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.Başvurucu, bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye başvurmuş fakatbu yoldan bir sonuç elde edememiştir.
9. Başvurucu, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti alanınaayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye ve İdarealeyhine tam yargı davası açmıştır.
10. Antalya 3. İdare Mahkemesince davanın reddine kararverilmiştir. Kararda, başvurucunun uyuşmazlık konusu taşınmazı edindiği tarihitibarıyla taşınmaz için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu vurgulanmıştır. Bubağlamda mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olmasıdurumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına rağmen 16/3/2012tarihli satış işlemi sonucu taşınmazı edinen başvurucu açısından kısıtlılıkhâlinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetin gerçekleşmediğibelirtilmiştir. Antalya Bölge İdare Mahkemesince temyiz ve karar düzeltmeitirazlarının reddi üzerine karar kesinleşmiştir.
11. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 14/6/2016 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No:2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 20/4/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyletaşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmiştir. Başvurucu, taşınmazınınkamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
16. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önceincelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).
17. Hüseyin Ünalkararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın başvurucu adına tapudakayıtlı olması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiğibelirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarakayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusumüdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genelkural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).
18. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmarKanunu hükümleri ile 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'naeklenen geçici 11. maddeye dayalı olan müdahalenin kanunilik ölçütünütaşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesineyönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğunuaçıklamıştır (Hüseyin Ünal, §§44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E.2016/196,K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptal edilmiştir. Bu çerçevedeölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede ise uygulama imar planınınonaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen imar planındakamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminatda ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatineulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamununyararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu vemüdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (HüseyinÜnal, §§ 51-62).
19. Somut başvuruda da başvurucuya ait taşınmaz uygulama imarplanında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucu bu taşınmazı 16/3/2012tarihinde satış yoluyla edinmiştir. Başvurucunun taşınmazın maliki olduğutarihten itibaren Anayasa Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla beş yılı aşkınbir süre geçmiş olmasına rağmen taşınmazın hâlen kamulaştırılmadığı vekendisine herhangi bir tazminat da ödenmediği dikkate alındığında bu ilkelerdenayrılmayı gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
22. Başvurucu, ihlalin giderilmesini istemiş; maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
23. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikteihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumunihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlaledilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
24. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
25. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir (Mehmet Doğan,§§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66, 67).
26. Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz imar planında kamuhizmeti alanına ayrılmıştır. Müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planındakamu hizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucunun mülkiyethakkı idari bir işlem nedeniyle ihlal edilmiştir. Ancak idare aleyhine açılantam yargı davasında da mağduriyet giderilememiştir. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
27. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlalsonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarınınbelirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinintakdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
28. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli birgiderim sağladığı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
29. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya3. İdare Mahkemesine (E.2014/1454, K.2015/1367) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE20/4/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.