TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET TUNCAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/8528)
Karar Tarihi: 29/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Mehmet TUNCAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mal varlığına elkoyma ve maaş ödemelerininyapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumuna ve hastaneyegötürülürken kelepçe takılması nedeniyle kötü muamele yasağının; ceza infazkurumunda açık görüş hakkının sınırlandırılması, eşle mahrem görüşmeyapılmasına izin verilmemesi ve diğer bir kısım uygulama nedeniyle özel hayatave aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin; ceza soruşturmasısürecindeki hukuka aykırılıklar nedeniyle adil yargılanma hakkı ile özel hayatave aile hayatına saygı hakkının; gözaltı tedbirinin hukuki olmaması, soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsızve tarafsız olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedenleriylede kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından başvurucunun gözaltındaki uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının, soruşturma sürecinde uygulanan arama veelkoyma tedbirleri nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğine yönelik iddialarının kabul edilemez olduğuna, diğer temel hakve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilebilirlikincelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hâkim olarak görevyapmakta olan başvurucunun 16/7/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmasına,24/8/2016 tarihinde ise meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.
11. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalıksuçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasındayer aldığı iddiasıyla başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.
12. Başvurucu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanması istemiyle Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
14. Hâkimlik başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 19/7/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...Şüpheliler ... ve Mehmet Tuncay'aatılı suçun vasıf ve mahiyeti dikkate alındığında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının18/7/2016 tarihli yazısı, ülkemizdeki darbe tehlikesinin henüz geçmediği..., buaşamada delillerin henüz tam olarak toplanmadığı, isnat edilen suçların cezamiktarları gözönüne alındığında HSYK açığa alma işlemi ile birliktedeğerlendirildiğinde... atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininbulunduğu, bu aşamada adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağıanlaşıldığından... CMK 100 maddesi uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına... [kararverildi.]"
15. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındasoruşturma yapma yetkisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında olduğugerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
16. Başvurucu; tutuklandıktan sonra tutukluluk hâlinin devamınadair kararlara süresinde itiraz ettiğini ancak itirazına cevap verilmediğini,bireysel başvurusuna konu tutukluluk hâlinin devamına dair verilen 7/12/2016tarihli karara karşı da süresinde itiraz etmesine karşın Sulh Ceza Hâkimliğinceherhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir.
17. UYAP üzerinden yapılan incelemede Ankara 8. Sulh CezaHâkimliğince 7/12/2016 tarihinde başvurucu hakkında verilen tutukluluk hâlinindevamına dair karara karşı başvurucunun 21/12/2016 tarihli dilekçesiyle itirazettiği görülmektedir. Buna karşılık anılan itiraza ilişkin olarak herhangi birkarar verildiği tespit edilememiştir.
18.Başvurucu 12/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Soruşturma sürecinin devamında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı, başvurucu hakkında soruşturma yapma yetkisinin GaziantepCumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
20. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 17/7/2017 tarihliiddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynıyer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
21. İddianamede başvurucunun ByLockisimli programı kullandığına yönelik tespite dayanıldığı görülmüştür.
22. Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianameyikabul etmiş ve E.2017/189 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasınabaşlamıştır.
23. Mahkeme 17/11/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır.
24. Mahkeme 26/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına vetahliye edilmesine karar vermiştir.
25. Başvurucunun istinaf talebi, Gaziantep Bölge AdliyeMahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.
26.Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuş olupyargılama temyiz aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. İlgili hukuk için bkz. AdemTürkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536,4/6/2020, §§ 27-82.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; mal varlığı hakkında tedbir kararı verildiğini,ayrıca hak ettiği maaşların tarafına ödenmediğini belirterek mülkiyet hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde özetle anılan iddiaya ilişkin olaraköncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurulması gerektiği belirtilerekbaşvuru yollarının tüketilmediği ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
31.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
32.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, § 16).
34. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mal varlığına konulantedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla bu tedbir kararıkaldırılmış ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarınaatıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasıaçma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucunavarmıştır (Mehmet Ali Aslan, B.No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28; Mustafa Ünal,B. No: 2017/21149, 28/11/2018, § 112). Somut olayda başvurucu hakkındauygulanan tedbirin 21/11/2016 tarihinde kaldırıldığı anlaşıldığından somutbaşvuru yönünden anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığıdeğerlendirilmiştir.
35.Öte yandan maaş ödemesinin hukuka aykırı bir şekildeyapılmadığı iddiasına ilişkin olarak ise herhangi bir idari veya yargısalhukuki yol tüketilmeksizin bireysel başvuru yapıldığı görülmüştür.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu, tutuklandıktan sonra kelepçe takılmak suretiyleceza infaz kurumuna ve hastaneye götürüldüğünü belirterek kötü muameleyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması,bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir (İsmail Buğra İşlek, B.No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
40. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanınyapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
41. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesinbelirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsadahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasınınsağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,§ 25).
42. Başvuruya konu olayda başvurucu genel olarak kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.Başvurucu, anılan kötü muamele iddialarını şikâyet ettiğine yönelik herhangibir bilgi veya belge sunmamıştır. Bu bağlamda başvurucunun iddialarınınsoruşturma makamlarınca resen dikkate alınabilecek nitelikte olup olmadığı vesomut veriler içerip içermediği hususunun dikkate alınması gerekmektedir.Başvurucu, iddialarına ilişkin -soyut beyan dışında- delil ve belgeleri deAnayasa Mahkemesine sunmamıştır. Dolayısıyla bu aşamada Anayasa Mahkemesininkötü muamele iddiasına konu olaylarla ilgili olarak soruşturma makamlarınca resenharekete geçilmesini gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığınıdeğerlendirmesi mümkün gözükmemektedir.
43. Sonuç olarak başvurucunun anılan iddiaları usulüne uygunşekilde şikâyet konusu yaptığına veya bu şikâyetin sonuçsuz kaldığına dair birbilgi veya belge sunmadığı gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısalyollar tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Ceza İnfaz KurumundakiUygulamalar Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin, Özel Hayata ve Aile HayatınaSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Açık Görüş HakkınınSınırlandırılması ve Mahrem Görüşme Yaptırılmaması Nedeniyle Özel Hayata veAile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumundaaçık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde haksız yere sınırlandırıldığınıve eşiyle mahrem görüşme yapmasına izin verilmediğini belirterek özel hayata veaile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
46. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
47. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun4. maddesinde başvurucunun ihlal iddialarına dayanak olan bu tarz uygulamalarailişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğinin görevli olduğubelirtilmiştir. Somut olayda UYAP aracılığıyla erişilen belgeler ile başvuruformunda yer alan bilgiler çerçevesinde; başvurucunun açık görüş hakkınınsınırlandırılmasıyla ilgili olarak 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayanarakinfaz hâkimliğine herhangi bir şikâyette bulunmadığı, eşiyle mahrem görüşmeyapmasına izin verilmemesine yönelik olarak ise Şanlıurfa İnfaz Hâkimliğinezdinde şikâyet yoluna başvurduğunu beyan ettiği ancak şikâyetinin reddedilipreddedilmediğini belirtmediği ve şayet şikâyeti reddedildiyse ret kararına karşıağır ceza mahkemeleri nezdinde itiraz kanun yolunu tükettiğini gösteren bilgiveya belgeyi gerek ilk başvuru tarihinde gerek inceleme tarihine kadar geçenzamanda Anayasa Mahkemesine sunmadığı görülmektedir. Buna göre başvurucununanılan iddialar yönünden olağan kanun yolu süreçlerini tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2.Ceza İnfaz Kurumundaki Diğer Uygulamalaraİlişkin İddialar
a. Başvurucunun İddiaları
49. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda kapalıgörüş ile telefonla görüşme haklarına kısıtlamalar getirildiğini, sportif vekültürel faaliyetlerden faydalandırılmadığını, avukatıyla yaptığı görüşmelerinkayıt altına alındığını, mektuplarının okunduğunu, ayrıca mektup, faks gibihaberleşme araçlarının kullanımının yasaklandığını belirterek haberleşmehürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
51. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların nelerolduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamugücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dairolayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındakihak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkingerekçe ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
52. Somut olayda başvurucu; özel hayata ve aile hayatına saygıhakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarını bilgi, belgesunmadan soyut bir şekilde ileri sürmüş ve anılan şikâyetlerle ilgili olarakherhangi bir hukuki sürecin yaşanıp yaşanmadığını da belirtmemiştir.
53. Bu nedenlerle, başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgilideliller sunarak iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını ortaya koymakyükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen somut olayda bu yükümlülüğünbaşvurucu tarafından yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Soruşturma SürecindekiHukuka Aykırılıklar Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkı ile Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltında AvukatYardımından Yararlanamama Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu; gözaltında avukatıyla görüşmesinin engellendiğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
57. Somut olayda Anayasa Mahkemesince inceleme yapıldığı tarihitibarıyla başvurucu hakkındaki dava temyiz kanun yolu aşamasında devametmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılama süreçlerindeyapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme ve ilerisürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Buçerçevede başvurucu tarafından temyiz sürecinin sonuçlanması beklenmedenşikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Soruşturma SürecindekiHukuka Aykırılıklara İlişkin Diğer İddialar
a. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın üzerilerindeki sosyal vesiyasal baskılar nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmayan hâkimler ve Cumhuriyetsavcılarınca yürütüldüğünü, açığa alınıp tutuklandıktan sonra isminin yeraldığı listelerin internet sitelerinde ve birtakım yayın organlarındayayımlanmak suretiyle kamuoyuna terör örgütü üyesi olarak gösterildiğini, bunedenlerle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile adil yargılanma hakkıbağlamındaki masumiyet karinesinin ve bağımsız ve tarafsız bir mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
60. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
61. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya aittir(bkz. § 51).
62. Somut olayda başvurucu, başvuru formları ve eklerinde,masumiyet karinesi ile bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkınınne şekilde ihlal edildiğine dair hiçbir belirleyici ya da ayırt edici ifadekullanmamış; başvuru formunda anılan iddialarını somut bir olgu veya olaybelirtmeksizin soyut olarak dile getirmiştir. Yine başvurucu, isminin yeraldığı listenin hangi internet sitelerinde ya da medya organlarındayayımlandığı hususunda da herhangi bir açıklayıcı beyanda bulunmadığı gibibaşvuru formuna bu hususa ilişkin herhangi bir açıklayıcı belge deeklememiştir. Dolayısıyla başvurucunun başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgilideliller sunarak olaylara ilişkin iddialarını kanıtlama ve hangi Anayasahükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukukiiddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı TedbirininHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
64. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltına alınmasınınhukuki olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
65. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015,§§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B.No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
67. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçtanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil eden soruşturmadosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenle tutukluluk durumunaetkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
70. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
71. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
72. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
73. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarınakarşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturmasürecinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuyabildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyasıincelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarınbaşvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunmakonusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
75. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda bulunmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
76. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündekideğerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.
b. Değerlendirme
77. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
78. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına yönelen bubölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındakikişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
80. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191).
81. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
82. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(a) Genel İlkeler
83. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B.No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
84. Başvurucu, terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan 5271sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
85. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Yıldırım Turan kararında -Yüksek Mahkeme üyelerinden farklıolarak- hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kişisel suçlarına ilişkin olaraksoruşturma yürütülmesi için bir izin şartı bulunmadığını ifade ettikten sonrabaşvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine konu olan terör örgütü üyeliği suçununkişisel suç niteliğinde olduğunu ve bu nedenle başvurucunun anılan suçtantutuklanmasının herhangi idari bir mercinin izin ya da kararına bağlıolmadığını belirtmiştir (Yıldırım Turan,§§ 136-147).
86. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklandığısomut başvuruda anılan kararda yer alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucununmesleğinden kaynaklanan güvencelere aykırı bir şekilde 24/2/1983 tarihli ve2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na aykırı olarak tutuklandığı iddiasıyerinde görülmemiştir. Buna göre başvurucunun tutuklanmasının kanuni birdayanağının olmadığı söylenemez.
87. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.
88. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına dair 19/7/2016 tarihli kararda; atılı bulunansilahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin dosya kapsamında bulunduğunun, kaçma vedelilleri karartma ihtimalinin olduğunun, adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağının, suçüstü hâlinin bulunduğunun, isnat olunan suç ile orantılı olaraktedbir kapsamında tutuklanmasına karar verildiğinin belirtildiği görülmektedir.
89. İddianamede ise başvurucunun ByLock isimli programı kullandığına ilişkin tespitedayanılmış ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması talep edilmiştir.
90. Başvurucu hakkında yürütülen kovuşturmada başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğununtespit edildiğine ilişkin olarak kolluk birimlerince düzenlenen belge Mahkemetarafından başvurucuya okunmuş, 26/1/2018 tarihli duruşmada Cumhuriyetsavcısının bildirdiği esas hakkındaki mütalaasında ise başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğu ve13/8/2014 ile 16/3/2015 tarihleri arasında bu programa giriş yaptığı ifadeedilmiştir.
91. Anayasa Mahkemesi, ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin buuygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri §§ 106, 267; M.T. [GK], 2018/10424, 4/6/2020, §§112-116). Bu itibarla somut olayda soruşturma makamlarınca ve tutuklamatedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlananbaşvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin sağlanması içinoluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLockuygulamasını 13/8/2014 ile 16/3/2015 tarihleri arasında mobil telefon hattıüzerinden internet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekildekullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi,anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarakdeğerlendirilemez.
92. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
93. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
94. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
95.Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Şanlıurfa 2.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma ve delilleri karartmaşüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
96. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (GülserYıldırım (2) [GK], B.No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).
97. Terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddizorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlarolmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumdaörgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelindehareket etme gibi- de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
98. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında Şanlıurfa 2.Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen cezanın miktarını, işinniteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
99. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
100. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
4. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
101. Başvurucu, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
102. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
103. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 26/1/2018 tarihinde tahliyesinekarar verilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir birdurumun olmadığı anlaşılmıştır.
104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısı ile Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
105. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren ve tutuklulukincelemelerini yapan sulh ceza hâkimliklerinin kapalı devre olarakadlandırılabilecek bir sistemle çalıştığını, ayrıca bu hâkimliklerin bağımsızve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.
106. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
107. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa itirazınbu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşıetkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialarAnayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/MahkemeÖnüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
109. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararının ve bu kararlarayapılan itirazların incelenmesine katılamadığını, duruşma yapılmadan dosyaüzerinden bu kararların verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
110. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
111. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 221-251) kararında; 15Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilenolağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü,FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutuklulukincelemelerinin belirli bir süre duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstü yönetim usullerininbenimsendiği dönemde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin güvence rejiminidüzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceğini belirtmiştir. Anılankararda, bu kapsamdaki suçlardan tutuklanan başvurucunun tutukluluğununyaklaşık 18 ay boyunca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden verilen kararlarlasürdürülmesinin olağanüstü hâl döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınıihlal etmediği sonucuna varılmıştır.
112. Somut olayda tutuklama konusu suçun niteliği vehâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan yapılan tutukluluk incelemelerinin yaklaşık 1yıl 4 aylık süresi dikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı vefarklı inceleme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
113. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. Tutukluluğaİtirazların Değerlendirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
114. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkinkararlara yasal süreleri içinde yaptığı itirazlara cevap verilmediğini,itirazları hakkında herhangi bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini ilerisürmüştür.
115. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
116. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucularyönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucularyönünden bkz. Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; YaşarSaçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmişbaşvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B.No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamdakalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durummevcut değildir.
117. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Açık görüş hakkının sınırlandırılması ve mahrem görüşmeyaptırılmaması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Ceza infaz kurumundaki diğer uygulamalar dolayısıylahaberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5.Gözaltında avukat yardımından yararlanamama dolayısıyla adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Soruşturma sürecindeki diğer hukuka aykırılıklar dolayısıylaadil yargılanma hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
10. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve tarafsızolmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
12. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
13. Tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.