TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET GÜLHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/31780)
Karar Tarihi: 29/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Mehmet GÜLHAN
Vekili
:
Av. Bayram KARATEPE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, arazi vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerindenkamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi ve kamulaştırma bedelinin değerkaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu Mehmet Gülhan 1960 doğumlu olup Şanlıurfa'nınViranşehir ilçesinde ikamet etmektedir.
9. Başvurucunun Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesi Kanlıtepeköyünde bulunan ve toplam büyüklüğü 300.950 m² olan 208, 212, 224, 225 ve 243parsel numaralı arazi niteliğindeki taşınmazlarının 5.923,09 m²lik kısmınınüzerinden kamulaştırma yapılmadan 2011 yılında yol geçirilmiştir.
10. Başvurucu 4/9/2009 tarihinde İl Özel İdare Müdürlüğüaleyhine Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atmanedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; taşınmazınınsulu tarla vasfını haiz tarım arazisi olduğunu, taşınmazından on beş yıl önceİl Özel İdaresi tarafından kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirildiğini ifadeetmiştir. Dilekçede, ecrimisil ve tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
11. Davalı idare ise savunmasında, haksız el atmanın söz konusuolmadığını ve talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
12. Mahkemece muhtelif tarihlerde olay yerlerinde bilirkişilerlebirlikte keşif yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi üç bilirkişi tarafındanhazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli tespitedilmeye çalışılmıştır.
13. Bilirkişi raporunda özetle şu tespitlere yer verilmiştir:
i. Parselin el atma tarihinde kuru tarım arazisi, keşif günü isebirinci sınıf sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu kanaati rapordaaçıklanmıştır. Buna göre kamulaştırma bedeli kuru tarım arazisi, ecrimisilgeliri ise sulu tarım arazisi vasfına göre değerlendirilmiştir.
ii. Taşınmazın Viranşehir ilçesine yakın olmasının girdi sağlamave ürünlerin pazarlanması açısından olumlu olduğu belirtilmiştir. Ecrimisilbedelinin dava açma tarihinden geriye doğru beş yıl olarak, kamulaştırmabedelinin ise dava açma tarihine göre hesaplandığı ifade edilmiştir.Hesaplamada yapılan masrafların, elde edilen ürünlerin satış fiyatlarının,bölgenin iklim şartlarının, tarım tekniği ve toprak özelliklerinin dikkatealındığı vurgulanmıştır. Raporda ayrıca Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü veŞanlıurfa Ticaret Borsasından sağlanan verilerin kullanıldığı belirtilmiştir.
iii. Sonuç olarak kamulaştırmasız olarak el atılan 5.923,09m²lik taşınmazın kamulaştırma ve ecrimisil bedeli olarak toplam 22.732,01 TLödenmesi gereken tazminat olarak belirlenmiştir.
14. Mahkeme 6/7/2011 tarihinde davanın kısmen kabulü ilebilirkişi raporunu hükme esas alarak 22.732,01 TL tutarındaki maddi tazminatındava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idaredenalınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, el atılan 5.923,09m²lik kısmın başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile İl Özel İdaresilehine tapuda yol olarak terkinine karar vermiştir.
15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)24/4/2017 tarihinde Mahkeme kararını onamıştır. Nihai karar başvurucuya24/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 20-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kamulaştırma BedelininDeğer Kaybına Uğratılarak Ödenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığından şikâyet etmiştir. Kamulaştırma tarihiile kamulaştırma bedelinin ödenmesi arasında geçen sürede enflasyon nedeniyleparanın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile ödenen paranın enflasyonun çokaltında kaldığından yakınmaktadır.
2. Değerlendirme
20. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
21. Başvurucu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
22. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
23. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017, § 66).
24. Anayasa Mahkemesi, daha önce kamulaştırma bedelininenflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasını mülkiyet hakkına ölçüsüz birmüdahale olarak değerlendirmiştir (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 63). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
25. Somut olayda başvurucuya kamulaştırma bedelinin tek aşamadaödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucuya 4/9/2009 tarihinde açılankamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında 6/7/2011 tarihli kararla22.732,01 TL tutarında ödeme yapılmıştır.
26. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucuyaödenmesi gereken 22.732,01 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2011yılı Temmuz ayı itibarıyla değer kaybını telafi edecek fark 3.242,08 TL'dir.Buna karşılık derece mahkemelerince başvurucunun alacağına 4/9/2009 tarihindenitibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya3.755,45 TL tutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir.
27. Bu durumda değer kaybı miktarının 3.242,08 TL ve başvurucuyaödenmesi öngörülen kanuni faiz miktarının ise 3.755,45 TL olduğu dikkatealındığında başvurucunun kamulaştırma alacağının enflasyon karşısında değerkaybına uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme kararıyla tespit edilenkamulaştırma bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumdakamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılanzararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde-müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğusonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırmasız ElAtma Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, ilk olarak taşınmazına kamulaştırmasız elatılmasından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca maliki olduğu taşınmazdan yolgeçirilmesi nedeniyle kendisine bir tazminat ödenmediğini ifade etmiştir.Başvurucuya göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş süreçlertakip edilmeden mülkiyetinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız olarak elatılmıştır. Diğer taraftan başvurucu kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatdavası açmak zorunda bırakıldığını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini de aşanbir sonuca yol açtığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçelerleadil yargılanma ve mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini belirtmekte ise de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin belirtilenşikâyetinin esas itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiasıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
33. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kamulaştırmayapılmaksızın el konulmuş ve başvurucunun açtığı dava sonucunda yargı kararıylataşınmazın idare lehine tapuda yol olarak terkinine hükmedilmiştir. Başvurucuyaait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi mülkiyet hakkınamüdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksun bırakmayailişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
34. Bu durumda olayda idare, ilgili yargılama sürecinden deanlaşılacağı üzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır.Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'dabelirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunantaşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.
35. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarındakamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağıbulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz vediğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).
36. Söz konusu kararlarda belirtildiği üzere kamulaştırmasız elatma uygulaması, hukuki planda taşınmazların maliki olarak kalan başvuranları,herhangi bir kamu yararı gerekçesi ile eylemini haklı kılmayan idareye karşıdava açmak zorunda bırakmaktadır. Böyle bir kamu yararı gerekçesinin gerçekliğiancak daha sonra mahkemeler tarafından değerlendirilmektedir. Başka birdeyişle, kamulaştırmasız el atma, her ne olursa olsun, idare tarafından isteyerekoluşturulmuş kanuna aykırı bir durumu hukuki olarak kabul etmeye ve idareye,kanuna aykırı davranışından fayda sağlama imkânı sunmaya yol açmaktadır.İdareye resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle biruygulama, kişilere öngörülemez ve keyfi durumlarla karşılaşma tehlikesitaşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterli derecede hukuki güvence temin edecekve gerektiği şekilde gerçekleştirilen bir kamulaştırmanın alternatifinioluşturacak nitelikte değildir (Bkz. AİHM, Sarıcave Dilaver/Türkiye, 11765/05, 27/5/2010, §§ 40, 43, 45).
37. Anayasa’nın 35. ve 46. maddeleri taşınmaz mülkiyetine sonverecek müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu zorunluluk hukukdevletinin gereğidir. Anayasa’nın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereğiasıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisapetmesidir. Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemiyapılması söz konusu iken, dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerinmülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atma yasalarauygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemez.İdarelere resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böylebir uygulama, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahaleriski taşımaktadır.
38. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir birdurum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılankamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılıKanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.
39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
41. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
42. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
44. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinidarenin işleminden/eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
45. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkınınihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. Bununla birlikte 5/1/1961 tarihli ve221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen AmmeHizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile9/10/1956 tarihine kadar, 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atmauygulamalarının tasfiyesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce kamulaştırmasız el atma uygulamasınabaşvurulduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hakolarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verenkamulaştırmasız el atma uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkilettiğine dikkati çekmektedir.
46. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırmabedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibibaşka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulünebaşvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yolaçmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atmauygulaması Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifiolamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananBakanlar Kurulu kararına ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerininÖnlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atmayoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasıöngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına sonverilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemeleringerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.
47. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsadahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespitedilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninyukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yolaçıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzerinitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza elatan sorumlu idare olan İl Özel İdaresi Müdürlüğünün ilişkili olduğu İçişleriBakanlığına da gönderilmesi gerekir.
48. Bunun yanında başvurucunun kamulaştırmasız el atma sebebiyleuğradığı manevi zararlarının karşılığı olarak başvurucuya net 6.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılaraködenmesine ilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırmasız el atmanın kanunilik ilkesine aykırı olmasınailişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,
D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Viranşehir Asliye HukukMahkemesine (E.2009/289, K.2011/273) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.