TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET FATİH GÖKSAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/38886)
Karar Tarihi: 8/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Mehmet Fatih GÖKSAN
I. BAŞVURU KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunanbaşvurucuya avukatı tarafından gönderilen mektubun sakıncalı bulunarakverilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Osmaniye1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarakbulunmaktadır. Başvurucuya adi posta yoluyla H.A. tarafından mektupgönderilmiştir. Söz konusu mektubun Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınınbaşvurucu ve M.G. hakkında düzenlediği 18/7/2017 tarihli, altmış dokuz sayfadanoluşan iddianamenin fotokopisinden oluşan belgeler içerdiği görülmüştür.
8. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (DisiplinKurulu) 14/9/2017 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla H.A.tarafından gönderildiği anlaşılan mektubun muhatabına teslim edilmemesine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinde; şifreli olarak haberleşme, mesajlaşma veiletişimin engellenmesi amacı kapsamında mektubun içeriğinde bulunan fotokopibelgelerin sakıncalı olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir.
9. Anılan karara itiraz eden başvurucu; dilekçesinde avukatınıngöndermiş olduğu mektubun hakkında düzenlenen iddianameden ibaret olduğunu,sakıncalı kabul edilmesinin bir gerekçesinin mevcut olmadığını belirtmiştir.
10. Osmaniye İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) başvurucununitirazını 27/9/2017 tarihli kararla reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; silahlıterör örgütüne üye olma suçundan tutuklu olan başvurucuya yakını tarafındanmektup olarak gönderilen belgelerin örgütsel emir, iletişim, talimat içerdiğihususunda şüphe oluşturabileceği belirtilmiştir. Ayrıca 15 Temmuz 2016tarihindeki hain kalkışmanın failleri olan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) mensuplarının mors alfabesi dâhil,akıl almaz ve sıra dışı haberleşme ağları kullandıkları vurgulanarak incelemeyekonu belgenin sakıncalı ve yasak olabileceği, ayrıca itiraza konu kararın kanunhükmünde kararnameler ile alınan önlemler doğrultusunda usul ve yasa uygunolduğu değerlendirmesine yer verilmiştir.
11. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşıOsmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 13/11/2017 tarihli kararlareddedilmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun şüpheli sıfatıyla yer aldığıiddianamenin muhakemeyi yürütecek Mahkemeden istenebileceği, mahkeme kanalıylagönderilmeyen bu şekilde kapsamlı belgeler aracılığıyla örgüt içi gizlihaberleşme ihtimalinin bulunduğu vurgulanarak İnfaz Hâkimliği kararının usul veyasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.
12. Nihai karar 20/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu 29/11/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü vetutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesinedayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20). Somut olay bakımındanuygulanan mevzuat ayrıca aşağıda belirtilmiştir.
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlününmektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenarbaşlıklı 68. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükümlü tarafındanresmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks vetelgraflar denetime tâbi değildir."
16. 5275 sayılı Kanun'un "Avukat ve Noterle görüşmehakkı" kenar başlıklı 59. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(5) Türk Ceza Kanununun 220 ncimaddesinde ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve YedinciBölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ilegörüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeyedüşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, buörgütlere emir ve tâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya daşifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesihâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç aysüreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir,hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmedehazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiğibelge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkintuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatlerisınırlandırılabilir."
17. 12/10/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Suç İşlemek amacıyla örgüt kurma" kenarbaşlıklı 220. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemekamacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üyesayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olmasıhâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüteüye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."
18. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ileCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü/Tüzük)"Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenarbaşlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(4) Hükümlü tarafından resmî makamlaraveya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetimetâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup,faks veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2)numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderilerhakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı altbendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır."
19. İnfaz Tüzüğü'nün "Avukatlagörüşme" kenar başlıklı 84. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2)numaralı alt bendi şöyledir:
"(2) 5237 sayılı Kanunun 220 ncimaddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yeralan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatınsavunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarakaranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunungüvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulguveya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infazhâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bukişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgelerinfaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamenverilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler."
20. 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"İddianamenin sanığa tebliği ve sanığınçağrılması" kenar başlıklı 176. maddesi şöyledir:
"(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birliktesanığa tebliğ olunur.
(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacakçağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma günününtebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için biristemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesiistenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklununbulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilenpersonel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrıkâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunmasıgerekir."
B. Uluslararası Hukuk
21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes .... yazışmasına saygıgösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü vetutuklular Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kuralolarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No.2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumundatutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanmasıgibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerinolması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğinikabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelikherhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ...,25/3/1983, §§ 99-105).
23. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın ulaşılabilir,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma meşru biramaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§42-55; Campbell/Birleşik Krallık,B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 34).
24. AİHM, mahpuslar ve avukatları arasındaki haberleşmeninSözleşme’nin 8. maddesi altında imtiyazlı olduğunu ve avukat müvekkil gizliliğiilkesinin gözetilmesini temel kural olarak kabul etmektedir. AİHM, ceza infaz kurumumakamlarının bir avukattan mahpusa gelen mektubun olağan tespit yöntemlerininaçığa çıkaramadığı yasa dışı bir içerik ihtiva ettiğine inanmak için makulsebepleri olduğunda mektubu sadece açabileceklerini fakat mektubunokunamayacağını vurgulayarak üye devletlerin avukat ile mahpus arasındakihaberleşmeyi korumak için mektubun okunmasını engellemeye yönelik olarakmahpusun önünde açmak gibi uygun güvenceler sağlaması gerektiğinibelirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık,§ 48).
25. AİHM bir avukat ile irtibat kurmanın nihayetindeSözleşme'nin 8. maddesi gereğince özel bir haktan istifade etmek olduğununaltını çizmekle birlikte mahpusun avukatına gönderdiği ve avukatından gelenpostalarının okunmasının yalnızca istisnai durumlarda mümkün olduğunu belirtmektedir.AİHM'e göre bir mahpustan avukatına giden veya ondan gelen bir mektubunokunmasına, bu ayrıcalıklı iletişimin kötüye kullanıldığına, mektubuniçeriğinin ceza infaz kurumunun güvenliğine bir tehdit oluşturduğuna ya dabaşka bir açıdan suç oluşturduğuna ilişkin makul nedenlerin varlığı hâlindeizin verilebilir. AİHM makul gerekçeler kavramının koşullara bağlı olarakdeğişebileceğini kabul etmekle birlikte yansız bir gözlemciyi ayrıcalıklıiletişim kanalının kötüye kullanıldığına ikna edecek olguları ve bilgileriiçermesi gerektiğini vurgulamaktadır (Campbell/BirleşikKrallık, § 48; Fazıl AhmetTamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, §§ 51, 52).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli yardım Talebi Yönünden
27. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını ödeyecekgelirinin olmadığı beyan ederek, adli yardım talebinde bulunmuştur.
28. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderleriniödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksunolmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, savunmasını hazırlaması için avukatı tarafındangönderilen belgelerin sakıncalı görülerek kendisine teslim edilmemesi nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
30. Bakanlık, bireysel başvuruyu haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirerek bu kapsamda görüş bildirmiş; başvurucunun adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine dair iddiasına ilişkin ayrıca bir görüş beyanetmemiştir.
2. Değerlendirme
31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı gösterilmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesindebelirlenmelidir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
32. Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş olup cezayargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması demokratik toplumuntemel bir ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanıngerçekleştirilebilmesi için savunma hakkının tam ve etkili bir biçimdekullanılmasının sağlanması gerekir (ErolAydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).
33. Ceza yargılamasının temel koşulu, şüpheli veya sanığasuçlamanın niteliği ve sebebinin ayrıntılı bir biçimde bildirilmesidir. Cezakovuşturmasında iddianamenin tebliğ edilmesiyle sanığın suçlamalardan haberdarolduğu kabul edilmektedir. Ayrıca sanığa ve müdafiine savunma için gereklihazırlıkları yapabilecekleri sürenin verilmesi gerekmektedir (Erol Aydeğer, §§ 35-38).
34. Somut olayda sakıncalı görülerek başvurucuya teslimedilmeyen mektubun Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucu hakkındadüzenlediği iddianamenin fotokopisinden oluştuğu görülmüştür. İddianameninilgili mevzuata göre başvurucuya tebliği zorunlu ve her zaman başvurucununresmî kanallardan aslına ulaşabileceği bir belge olduğu açıktır. Başvurucu ise5271 sayılı Kanun'un 176. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak kendisineiddianamenin tebliğ edilmediği veya resmî yollardan iddianamenin aslınaulaşamadığı, dolayısıyla hakkındaki suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkındabilgilendirilmediği yönünde bir iddiada bulunmadığı gibi bu yönde bir açıklamada yapmamıştır. Bu durumda başvurucu ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma,temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmayönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş; ileri sürdüğü ihlal iddialarınıtemellendirememiştir.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu; avukatı tarafından savunma amaçlı olarakgönderilen, içeriğinde kendisi hakkında düzenlenen iddianame bulunan mektubaşifreli mesajlaşmanın ve haberleşmenin önlenmesi amacıyla el konulduğunu ancakmektupta hangi örgütsel talimatın yer aldığının ya da nasıl bir şifrekullanıldığının ortaya konulmadığını belirtmiştir. İlgili kararlarda sadece birşüpheden bahsedildiğini, tespit edilen örgütsel mesaj ya da şifrenin mevcutolmadığını, hakkında düzenlenen iddianamenin gizli haberleşmenin bir aracıolduğuna dair şüphenin de somut dayanaklarının gerekçelerde gösterilmediğiniifade etmiştir. Başvurucu, gönderilen iddianamenin savunmaya yönelik olduğunuvurgulayarak adil yargılanma hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde; mektubun alıkonulması şeklindekimüdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu, kurum güvenliğini ve kamudüzenini sağlama amacına yönelik bir uygulama olduğu belirtilerek ceza infazkurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak kamu düzeninin korunmasına,suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul edilebilir ve makul gerekliliklerinolması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklarınsınırlandırılabileceği vurgulanmıştır. İlgili Kanun ve Tüzük hükümlerikapsamında Ceza İnfaz Kurumunun düzeni, disiplini, güvenliği ve yönetimihususlarındaki değerlendirme takdir yetkisinin İnfaz Kurumuna ve mahkemeleresomut olayın özelliklerine göre değerlendirmek üzere bırakıldığı ifade edilerekmüdahalenin Anayasa'nın 22. maddesi anlamında demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmadığı değerlendirilmesine yer verilmiştir.
38. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, savunmasınıhazırlamak için avukatı tarafından gönderilen iddianamenin örgüt içi şifrelihaberleşmeye neden olduğu şeklinde soyut bir gerekçeyle kendisine teslimedilmediğini, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru bir amacınınbulunmadığını, demokratik toplum gereklerine uygun ve orantılı olmadığınıbelirtmiştir.
2. Değerlendirme
39. Anayasa’nın"Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesişöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim,kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, kendisinegönderilen mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; RamazanVural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamakta olup başvurucunun ihlal iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
42. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetinesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği vebiçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı vegörsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılanhaberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğikapsamında değerlendirilmesi gerekir (MehmetKoray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).
43. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve haberleşmesiningizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa veSözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmeniniçeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşmehürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşmehürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bukapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa,§ 50; Ahmet Temiz, § 32).
44. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucuya gönderilenmektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek söz konusu mektubun başvurucuyaverilmemesine karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlemler ile kamu makamlarıtarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğuaçıktır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
45. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygunolmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
46. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
(1) Kanunilik
47. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşmehürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahaleninyasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirlibir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet Temiz, §§ 37, 38).
48. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz kararında, somut olayda da uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68.maddesinin hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmalarındenetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemeninkanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan haberleşme hürriyetinindüzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlamasebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarakverilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncüfıkrasında "İstisnaların uygulanacağıkamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bukuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunlasınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122,K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamukurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,§§ 74-76; Ahmet Temiz, § 41).
49. Öte yandan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin sonfıkrasında, hükümlülerin savunma için avukata gönderdiği belgelerin denetime tabiolmadığı belirtilmektedir. Ancak hükümlülere gönderilen ve adi postayla cezainfaz kurumuna gelen mektupları inceleme yetkisi anılan Kanun maddesinin (3)numaralı fıkrası kapsamında ceza infaz kurumunun yetkisi dâhilindedir. Bukapsamda ceza infaz kurumu idaresi tarafından yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır (Cevdet Bayır (2) B.No: 2014/11710, 22/11/2017, § 41).
(2) Meşru Amaç
50. Haberleşmehürriyetine yapılan müdahalenin meşru kabul edilebilmesi için bu müdahaleninAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, §47).
51. Somut olayda mektubun sakıncalı bulunması mektup vasıtasıylaterör örgütü mensuplarının şifreli olarak haberleşmelerinin önlenmesi amacınadayandırılmıştır. Bu durumda haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin Cezaİnfaz Kurumunda düzenin ve disiplinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi,kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamdayazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genel İlkeler
52. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak alanıkapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir(Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, § 27; MehmetReşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamdatutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve Sözleşme kapsamındakoruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya (2), B. No: 2013/2351,16/9/2015, § 62).
53. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundatutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No:2013/3550, 19/11/2014,§ 35; Ahmet Temiz, § 66).
54. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıolması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanınamacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişkiüzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın13. maddesinde demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmama ve ölçülülükilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmişolmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı birilişki vardır (Ferhat Üstündağ,B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
55. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmakistenen amaca nazaran bariz biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).
56. Orantılılıkise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiriarasında dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyleorantılılık, bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacıbaşkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasındaadil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahaledebulunulan hakkın sahibine terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veyadiğer bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinintespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından sözedilebilir (Ferhat Üstündağ, §48).
57. Öte yandan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğindehükümlü ya da tutuklunun savunma için avukatına gönderdiği mektubun incelenmesişartlarının düzenlediğini ancak mahpus ile avukatın yüz yüze görüşmesi dışındaavukattan gelen mektubun denetlenmesiyle ilgili açık bir düzenlemeninbulunmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle mevzuatta mahpusun avukatıylahaberleşmesinin savunma hakkı ve bu hakla bağlantılı olarak avukat müvekkililişkisinin gizliliği ilkesi kapsamında ayrıcalıklı olduğunun kabul edildiğivurgulanmalıdır. Bu nedenle mahpusların avukatlarıyla yazışmalarının anılan hakve ilkeyi koruyacak güvenceler kapsamında gerek avukata gönderilen gerekse avukattangelen mektubun aynı denetleme yöntemine tabi olması gerektiği kabul edilmelidir(İrfan Kaplan, B.No: 2017/34518,23/6/2020, §§ 63-64).
58. Bu bağlamda 5275 sayılı Kanun'da belirtilen suçlardanhükümlü ya da tutuklu olanların avukatına gönderdiği veya avukatından gelenmektup, faks ve telgrafın savunmaya ilişkin olup olmadığı değerlendirilmedeninfaz kurumunca fiziki olarak denetlenmesi, iletişimin kötüye kullanıldığıdüşünülüyorsa ve bu yönde makul gerekçelerin varlığı hâlinde söz konusu belgelerinincelenmek üzere infaz hâkimliğine yollanması gerekmektedir. İnfaz hâkimliğiavukattan gelen mektubun savunmaya yönelik olup olmadığı yönünde incelemeyaparak karar vermelidir. Savunmaya ilişkin olmadığının tespiti hâlinde isemevzuatın diğer hükümleri kapsamında gösterilecek makul gerekçeyle mektubunsakıncalı olup olmadığına dair karar verilebileceği anlaşılmaktadır (İrfan Kaplan, § 65).
(b)İlkelerin somut olaya uygulanması
59. Mahpusun avukatıyla haberleşmesinde savunma hakkı kapsamındagizliliğin esas olduğu, bu bağlamda mahpusun avukatına gönderdiği ve avukattanmahpusa gelen mektup, faks ve telgrafın savunmaya ilişkin olmadığı, kurumgüvenliğini tehlikeye düşürdüğü, suç içerdiği, terör örgütlerinin haberleşmesiiçin kullanıldığı gibi somut delillere dayalı makul gerekçelerin varlığıhâlinde denetlenmesinin mümkün olduğu vurgulanmalıdır. Ancak mahpuslarınavukatlarıyla yazışmaları savunma hakkıyla ve avukat müvekkil ilişkisiningizliliği ilkesiyle bağlantılı olması nedeniyle anılan hak ve ilkeyi koruyacakgüvenceleri içerir özel denetleme yöntemlerine tabi olması gerekmektedir. Bubağlamda mevzuatta mahpusun savunmaya ilişkin avukata gönderdiği mektubun vefaksın denetlenemeyeceği düzenlenerek bu yönde özel güvence sağlandığı, belirlisuçlardan hükümlü ve tutuklu olanlar yönünden ise ancak infaz hâkimliğitarafından bir denetleme yapılabileceği belirlenerek ayrıcalıklı bir denetlemeusulü öngörüldüğü anlaşılmaktadır (bkz. §§ 15-19).
60. Ancak mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde avukattarafından mahpusa gönderilen mektup ve faks yönünden yukarıda belirtildiğişekilde ayrıcalıklı bir düzenleme ve denetleme usulünün açıkça düzenlenmediğigörülmüştür. Öte yandan savunma hakkının korunması ve avukat müvekkililetişiminin gizliliği ilkesi gözetildiğinde mahpusa avukatı tarafındangönderilen iletilerin, gönderinin içeriğinin suç teşkil ettiği ve hakkın kötüyekullanıldığına ilişkin makul gerekçelerin varlığı hâlinde genel denetlemeyönteminden farklı ve ayrıcalıklı bir denetime tabi tutulmasının demokratiktoplum gereklerine uygun olduğu söylenebilir. Ancak ayrıcalıklı bir denetlemeuygulanabilmesi için adi posta ile yollanan gönderinin öncelikle mektubugönderen kişinin mahpusun avukatı olduğunun sabit olması, en azından basit biraraştırmayla da olsa belirlenebilir olması gerekir.
61. Öte yandan özellikle örgüt üyelerinin kendi aralarındayazışmalarda kullandıkları ve ilk bakışta bir anlam ifade etmeyen, sadecemuhatabının anlamlandırabileceği özelliğe sahip şekillerin, çizimlerin vekelimelerin şifre kabul edilerek yazışmalarda kullanılmasının yasaklanmasınınterör örgütleri ile mücadele kapsamında alınması zorunlu bir tedbir olmadığısöylenemez. Ancak hükümlü veya tutuklunun yazışmasında şifreli bir dilkullandığının gönderen, muhatap ve yazışma içeriği bir bütün hâlindedeğerlendirilerek en azından şüpheyi ortaya koyacak yeterlilikte bir gerekçeile ortaya konulmalıdır.
62. Açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğindebaşvurucuya adi postayla gelen mektubun mahpusun avukatı tarafındangönderildiğinin ilk bakışta anlaşılmadığı, gönderi üzerinde de avukatıngönderdiğine ilişkin bir ibarenin olduğunun başvurucu tarafından ortayakonulmadığı görülmüştür. Bu durumda mektubu inceleme yetkisi olan Ceza İnfazKurumunun gönderen kişinin avukat olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapmasıve tespit edilecek duruma göre işlem yapması beklenemez. Öte yandanbaşvurucunun yargılama aşamasında da göndericinin avukatı olduğu iddiasıylayetindiği, bu duruma ilişkin somut bir belge ya da bilgi sunmadığıanlaşılmaktadır.
63. Bu durumda somut olayın koşulları çerçevesinde gönderininavukattan geldiğinin basit bir araştırmayla tespit edilemeyeceği sabitolduğundan mevzuatın diğer hükümlerine göre mektubun sakıncalı olup olmadığınındeğerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Öncelikle başvurucunun mektuplagönderilen ve iddianame olduğu iddia edilen fotokopi belgelerin asıllarını,ilgili mahkemeden temin etme olanağı mevcuttur. Öte yandan her somut olayınkendine özgü koşullarının değerlendirilmesi şartıyla başvurucu ve üçüncükişiler hakkında bilgiler içeren, fotokopi şeklindeki kapsamlı bir belgeninasıl belgeyle eşleştirilerek bir şifre kullanılıp kullanmadığını tespitetmesini Ceza İnfaz Kurumundan beklemenin Kuruma aşırı külfet yükleyeceğisöylenebilir.
64. Bununla birlikte FETÖ/PDY mensuplarının çeşitli yollarlaşifreli haberleşme yaptıklarının derece mahkemesince tespiti, aslı resmîyollardan elde edilebilecek ve üçüncü kişiler hakkında da bilgiler içeren birbelgenin fotokopisinin adi posta yoluyla gönderilmiş olması, mektup muhatabınınterör örgütü üyeliğinden yargılandığı hususları birlikte değerlendirildiğindemektubun sakıncalı bulunmasına ilişkin kararlarda belirtilen şifreli olarakörgüt haberleşmesinin olabileceğine ilişkin şüphenin temelsiz olmadığı ve buşüpheyi ortaya koyacak şekilde yeterli gerekçe sunulduğu söylenebilir. Sonuçolarak somut olayda haberleşme hürriyetine yönelik açık ve görünür bir ihlalbulunmamaktadır.
65. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasanın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.