TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET REŞİT ARSLAN BAŞVURUSU (8)
(Başvuru Numarası: 2017/14700)
Karar Tarihi: 4/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Mehmet Reşit ARSLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun maruz kaldığı iddia edilen uygulamalar nedeniyle kötü muameleyasağının; göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle de haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 31/1/2017, 3/4/2017 ve 27/4/2017tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2017/21548 ve 2017/22299 numaralı başvuru dosyalarınınkişi ve konu yönlerinden hukuki irtibat nedeniyle 2017/14700 numaralı başvurudosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/14700 numaralı başvuru dosyasıüzerinden yapılmasına ve diğer dosyaların kapatılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunantopraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlüolarak Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır.
10. Başvurucu, daha önce 21/7/2016 ile 3/10/2016tarihleri arasında tutulduğu Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum)19/8/2016 ve 22/8/2016 tarihlerinde İnsan Hakları Derneğine (Dernek), Türkiyeİnsan Hakları Vakfına (Vakıf) ve aynı zamanda vasisi olan yeğeni F.A.ya birer mektupgöndermek istemiştir.
11. Başvurucu; Derneğe ve Vakfa yazdığı ikişer sayfadanoluşan mektuplarda 21/7/2016 günü Ankara'dan Karaman'a sevk edildiğini, bir aygeçmesine rağmen eşyalarının tarafına teslim edilmediğini, sevk sırasındaüzerinde olan giysiyle yatıp kalktığını, Kurumda başta sayım ve ilaç alma olmaküzere birçok hukuksuz dayatmalarda bulunulduğunu, bu dayatmaları kabul etmediğiiçin sağlık sorunlarına rağmen hakkında soruşturma açılıp hücreye atıldığınıbelirtmiştir. Başvurucu ayrıca yoğun sigara ve baca dumanı olan gürültülüyerlerde tutulduğunu, ilaçlarının geciktirildiğini ya da hiç verilmediğini,hastaneye sevkinin yapılmadığını, bu nedenle sağlığının iyice bozulduğunu, beşgündür benzer durumdaki başka bir hükümlüyle birlikte aydınlatma vehavalandırması olmayan sağlıksız bir hücrede tutulduğunu, hücreye nedenkonulduğunu ve burada ne kadar süre tutulacağını bilmediğini ifade etmiştir.Başvurucu son olarak V.A. adındaki ikinci müdürün hakaret ve tehditlerine maruzkaldığını, can güvenliğinin tehlikede olduğunu, şikâyetlerini ilettiği Savcılıkve Bakanlığın konuya duyarsız kaldığını, seslerini duyurmak için arkadaşıylabirlikte açlık grevine başladıklarını, kayıtlı olduğu uzaktan eğitimisürdüremediğini belirtmiş; yaşadığı sorunlarla ilgili yerinde inceleme ve başkaceza infaz kurumuna nakil için girişimde bulunulmasını Dernek ve Vakıftan talepetmiştir.
12. Başvurucu, F.A.ya yazdığı altı sayfadan oluşanmektubunda, Dernek ve Vakfa yazdığı mektupta yer verdiği şikâyetlerinitekrarlamış; bunlara ek olarak tarafına gönderilen posta evrakının akıbetinibilmediğini, kendisine psikopatmış gibi davranıldığını, başmemur H.nin dehakaret ve tehdidine maruz kaldığını, hücrenin pislik içinde olduğunu,havalandırmadan yararlandırılmadığını belirtmiş; kantin harcaması için paraistemiş ve Derneğe yazdığına benzer mahiyetteki mektup örneğini insanhaklarıyla ilgili kuruluşlar ve ilgili devlet kurumlarına kendisi adınagöndermesini talep etmiştir.
13. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının(Disiplin Kurulu) 26/8/2016 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıylamektupların alıkonulmasına karar verilmiştir. Anılan kararlarda, ilgili mevzuathükümleri hatırlatıldıktan sonra mektubun içeriğinde Kurum görevlilerini hedefgösteren, iftira niteliği taşıyan söylemlerde bulunulduğu gerekçesine yerverilmiştir.
14. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararlarınakarşı Karaman İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 9/9/2016 ve27/2/2017 tarihli kararlarla reddedilmiştir. Kararların gerekçesinde; Kurumdayaşadığı birtakım olaylardan idarecileri sorumlu tuttuğu, bu doğrultuda yazdığımektup içeriğindeki ifadelerin Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan,kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgiler niteliğindeolduğu, Disiplin Kurulu kararlarının usul veya yasaya uygun olduğubelirtilmiştir.
15. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararlarına yaptığıitiraz Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 29/9/2016 ve 10/3/2017 tarihlikararlarıyla reddedilmiştir. Kararlarda, İnfaz Hâkimliği kararlarının usul veyasaya uygun olduğu belirtilmiştir.
16. Başvurucu 5/1/2017 tarihinde tebliğ edilen nihaikarara karşı 31/1/2017 tarihinde, 16/3/2017 tarihinde tebliğ edilen nihaikarara karşı 3/4/2017 tarihinde, 30/3/2017 tarihinde haberdar olduğu nihaikarara karşı 27/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Başvurucu 8/1/2020 tarihli dilekçesiyle örgütsüzhükümlü olduğunu beyan etmiş, durumuna ilişkin olarak Gaziantep L Tipi KapalıCeza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunca alınan terör örgütünden ayrılmakonusunda samimiyetinin tasdik edildiğine dair 4/12/2019 tarihli kararı AnayasaMahkemesine sunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. RıdvanTüran, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§ 15-28.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
20. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderleriniödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; cezaevinde etnik kimliğinden dolayı birtakım ayrımcı ve düşmanca uygulamalara maruz bırakıldığını, bu nedenle kötümuamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
23. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucuolarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialarile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusuedilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
24. Başvuruya konu olayda başvurucu, Kurumda başta sayımve ilaç alma olmak üzere birçok hukuksuz dayatmalarda bulunulduğunu, budayatmaları kabul etmediği için sağlık sorunlarına rağmen hakkında soruşturmaaçılıp hücreye atıldığını bu suretle kötü muameleye maruz bırakıldığını ilerisürmektedir. Bununla birlikte başvurucunun söz konusu iddialarının adli ve/veyaidari bir soruşturmayla incelenmediği anlaşılmaktadır. Başvurucunun anılaniddialarını herhangi bir adli ve/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgiya da belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısalyolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672,11/1/2018, § 249; Ufuk Arslan, B. No: 2017/34473, 26/12/2018, § 87).
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; ceza infaz kurumunda maruz kaldığı haksızuygulamalar ve yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili olarak mektup yoluyla sesiniduyurmaya çalıştığını, zira kamu makamlarına yaptığı başvurulardan sonuçalamadığını, yargılama sırasında yapılan duruşmaların göstermelik olduğunu,mahkeme kararlarının özensiz ve gerekçesiz olduğunu, kararlarda mektubununincelendiğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını, vekâlet ücretinin haksız olaraküzerinde bırakıldığını belirterek haberleşme hürriyetinin, adil yargılanmahakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat ve yargıiçtihatları hatırlatıldıktan sonra ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceği, haberleşmeözgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalelerin incelemesinde kanunilik vemüdahaleyi haklı kılan sebeplerin var olup olmadığının her somut olayın kendikoşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamdaDisiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Karaman Ağır Ceza Mahkemesi kararlarınınilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçlarınyasanın uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleriihlal eder nitelikte olmadığı ifade edilmiştir.
28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundaki iddialarını tekrarlamış, Bakanlığın konuyla ilgili ilkelere vemevzuata yer vermesine karşın mektuplarının gönderilmemesine dayanak olacak tekbir kelime dahi göstermediğini, bu tutumunun çelişkili olduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
29. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti"kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun sakıncalıgörülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesineilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurularhaberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, B. No:2013/1822, 20/5/2015, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015,§ 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural,B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015,§ 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24). Somut başvurudada bu kararlardan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamakta olupbaşvurucunun ihlal iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmesiuygun görülmüştür.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığıanlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
32. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında,bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).
33. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; AhmetTemiz, § 32).
34. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermekistediği mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına kararvermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygunolmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
36. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir(Ahmet Temiz, § 36).
(1) Kanunilik
37. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşmehürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahaleninyasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirlibir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (AhmetTemiz, §§ 37, 38).
38. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,somut olayda da uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin cezainfaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasınınkanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığıtespiti yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nınhaberleşme hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, sözkonusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancakusulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceğibelirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamukurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlakolmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalargetirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (MehmetKoray Eryaşa, §§ 74-76; Ahmet Temiz, § 41).
(2) Meşru Amaç
39. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (AhmetTemiz, § 47).
40. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin ceza infaz kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamudüzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamdayazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
41. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa veSözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).
42. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanınkaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumdagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).
43. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bubaşlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmeküzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülükilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
44. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (FerhatÜstündağ, § 46).
45. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenenamaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya -müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise- diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
(b) Hükümlü veTutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme HürriyetineYapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun DenetimindeGözetilmesi Gereken Hususlar
46. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönündebulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlarayardım etmeli, bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman Güvenç, B.No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; Orhan Bingöl,B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No: 2016/58482,11/9/2019, § 33, 34).
47. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olmasıgerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; MusaKaya (2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
48. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. AhmetTemiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeleriçin bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:2015/15982, 6/2/2019, § 36).
49. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalebakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyigerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyükönem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak veözgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini veorantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğüvardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerAnayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. AhmetTemiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.No: §§ 43, 44).
50. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgilive yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzerbaşvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekmakul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte, olaya hasolgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerleaçıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerleceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarakgerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış isegönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararındaveya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olmasıilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. AhmetTemiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; MustafaAydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; MehmetSabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,28/1/2020, §§ 35, 36).
ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğuda yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhatabagönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzeninitehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarakimkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısalmakamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılmasıgerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgiliolarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; SüleymanAraç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına vevasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),§§ 53, 54, 56-58; Başbakan'a gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. AbdulvahapKavak, § 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. KahramanGüvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilenmektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplumkuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarakbkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,§ 71).
iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmedemahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkatealınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; VeyselKaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olanetkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasındamotivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerindegösterilmesi gerekmektedir.
iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesindemektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalıolduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubungönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığıdeğerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindekimüdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).
iii. İlkelerinOlaya Uygulanması
51. Somut olayda başvurucu, insan hakları alanındaçalışmalar yapan dernek ve vakıf ile aynı zamanda vasisi olan yeğeninegönderdiği mektuplarda Kurumda bizzat yaşadığı sağlık sorunlarından ve Kurumuygulamalarından bahsetmiştir.
52. Buna karşılık Disiplin Kurulu kararlarında, mektubuniçeriğinde Kurum görevlilerini hedef gösteren ve iftira niteliği taşıyanifadeler olduğu belirtilmiş ancak mektuptaki hangi ifadelerin neden sakıncalıgörüldüğü gerekçelendirilmemiştir. Diğer taraftan İnfaz Hâkimliği muhatapDernek ve Vakfın yasal kuruluşlar olduğunu gözetmeden ve başvurucunun yeğenininterör örgütü üyesi olduğuna dair somut bir veriye dayanmadan, mektubun örgütselamaçlı haberleşme niteliğinde olduğu şeklinde bir gerekçeye yer vermiştir.
53. Söz konusu mektupların tüzel kişi olanmuhataplarının, dernek ve vakıflarla ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş veinsan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu olduğu, mektubundiğer muhatabının ise başvurucuyu hukuken temsil etme, haklarını korumak adınagirişimlerde bulunma yetki ve görevini haiz vasisi ve aynı zamanda yeğeniolduğu hatırda tutulmalıdır.
54. Şayet Kurum, mektupta ikinci müdür ve başmemurunisimlerine yer verilmesini bu kişilerin hedef gösterildiği kanaatiyle sakıncalıbulmuş ise Kurumun mektubun tamamını alıkoymak yerine ilgili personelin isim veunvanını karartmak suretiyle söz konusu sakıncayı kolay bir şekilde ortadankaldırma imkânına sahip olduğu gözardı edilemez.
55. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yeralan ifadelere yönelik olarak müdahalede, kamu düzeninin korunması, suçunönlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut bilgilere dayalı olarakortaya konulamamıştır.
56. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun göndermekistediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılanmüdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratikbir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
58. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ve eşitlikilkesinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri haberleşme özgürlüğü yönündenihlal bulunması nedeniyle ayrıca incelenmemiştir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal birmahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
60. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat ödenmesine kararverilmesini talep etmiş ancak miktar belirtmemiştir.
61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
62. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
63. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
64. İncelenen başvuruda, başvurucunun mektuplarınıngönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Kurumun işleminden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte Mahkeme de ihlali giderememiştir.
65. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
66. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
67. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelikihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereKaraman İnfaz Hâkimliğine (E.2016/768, E.2016/776 ve E.2016/788 sayılıdosyalar) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.