TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ŞALE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/13935)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Mehmet ŞALE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 25/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Bozova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında(Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
9. Başvurucu, kamu personeli olduğunu ileri sürerek4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışanİşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışmasüresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağınınödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine dava açmıştır.
10. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıylayapmış olduğu yargılama sonunda 4/1/2017 tarihli kararla başvurucunun davasınınkabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli kararda; davacının davalı Vakfa bağlıolarak 1/9/2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, davalı Vakfın kamukurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlardaçalışanlara her yıl için ilave tediye ödemesi yapılacağı açıklanmıştır.
11. Davalı Vakıf istinaf yoluna başvurmuştur. GaziantepBölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi 27/9/2017 tarihli kararıyla,Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına göre Vakfın 6772 sayılı Kanungereğince kamu kurumu niteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesikararını ortadan kaldırmış ve kesin olarak davanın reddine karar vermiştir.
12. Başvurucu temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 8/2/2018 tarihli kararıyla başvurucunun temyiz talebireddedilmiştir.
13. Nihai karar başvurucuya 12/4/2018 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 25/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu; Yargıtay 7. ve 9. Hukuk Dairelerininbenzer davalarda ilave tediye ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğini,benzer uyuşmazlıkların farklı şekilde sonuçlanmasının daha önce buuyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtay daireleri arasındaki görüşayrılığından kaynaklandığını, bu bağlamda Yargıtay 7. ve 9. Hukuk Dairelerininkendisi ile aynı statüde bulunan kişileri kamu işçisi olarak kabul edip ilavetediye alacağına hak kazandıkları yönündeki kararlarına rağmen Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin bu kişileri kamu işçisi olarak kabul etmemesi nedeniyle ilavetediye alacağı isteklerinin reddine karar verdiğini belirtmiştir. Başvurucu,aynı statüdeki işçiler için açılan davalarda Gaziantep BAM 8. ve 9. HukukDairelerinin ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde kararlar verirken dahasonra 8. Hukuk Dairesinin vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyle talebininreddine karar verdiğini ve içtihat farkı nedeniyle yargıya olan güvenininzedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiasının özünün adil yargılanma hakkının güvencelerindenbiri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamdabir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin, hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıklarıortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret edilmiştir. Hukukunüstünlüğü ilkesi gereği devletin, aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındakiderin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek nitelikte birmekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde işleyişini sağlayacakdüzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
20. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bugörev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Vakıf çalışanlarınınkamu işçisi olduğunu ve şartları uygunsa idare tarafından ödenmesine kararverilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiğibelirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılanvakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamupersoneli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağınıistikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleriarasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinafmahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (YaseminBodur, §§ 48, 50).
21. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumunortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişlibir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu içinöngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucunaulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
22. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
24. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 20.000 TL manevitazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
25. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
26. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
27. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
28. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafındanaçılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındakigörüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucunun aynı andaiki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterinitaşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
29. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Aksidurum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucu lehine uygun bir tazminatahükmedilmesi yeterli bir giderim sağlayacaktır.
30. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtutarından oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç tutarından oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bozova Asliye HukukMahkemesine (E.2016/352, K.2017/5) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.