TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET BAYRAKTAR BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2018/33486)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Mehmet BAYRAKTAR
Vekili
:
Av. Nezahat PAŞA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine karşı açılandavada ceza yargısı kararı bulunmamasına karşın aleyhe karar verilmesi, talepedilmesine rağmen duruşma yapılmaması, yargılamanın uzun sürmesi ve hatalıkarar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, avukatlık gelirindenmahrum kalınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 16/11/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, İzmir Barosu (Baro) levhasına kayıtlı (2001ile 2016 yılları arasında) olarak avukatlık mesleğini yürütmekte iken ticariişlerini gerekçe göstererek kendi talebiyle kaydını baro levhasındansildirmiştir.
7. Başvurucu ayrıca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin2014/235 esas sayılı dosyasına kayıtlı davada silahlı terör örgütü üyeliği suçuisnadıyla yargılanmaktadır. Formda başvuru tarihi itibarıyla yargılamanın devamettiği ifade edilmektedir.
8. Başvurucu, baro levhasından kaydını sildirmesindenkısa bir süre sonra tekrar avukatlık mesleğine dönmek istemiş ve bu talebi Barotarafından 7/6/2016 tarihli kararla kabul edilmiştir. Türkiye Barolar Birliği(TBB) tarafından da levhaya yeniden yazılma isteminin kabulü yönündeki Barokararı 22/6/2016 tarihli işlemle uygun bulunmuştur.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) 15/8/2016 tarihli işlemiuyarınca; başvurucu hakkında, İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlübulunan müvekkili Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeler sayesinde hukukiyardımla alakası olmayan (PKK terör örgütüne yönelik Türk Silahlı Kuvvetlerininyaptığı operasyonlar, örgütün kaybı, stratejisi ve gelişimi ile ilgili)konularda terör örgütü ile müvekkili arasında aracılık yaptığı, görüşmeleribasına verdiği, Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında görüşmeyapıldığı kanaatini uyandıracak şekilde haberlerin yayımlanmasına sebebiyetverdiği, bu suretle örgüte yardımda bulunduğu isnadıyla ceza davası açıldığınınanlaşıldığını belirterek, başvurucu hakkında açılan davaların akıbetininaraştırılması ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmesigerektiğini ifade etmek suretiyle TBB kararını bir daha görüşülmek üzere iadeetmiştir. TBB ise herhangi bir ek açıklama yapmadan 25/9/2016 tarihli işlemiyleilk kararında ısrar etmiştir.
10. Bakanlık söz konusu işlemin iptali için Ankara 10.İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Başvurucu söz konusuyargılama sürecine katılma talebinde bulunmuş ve Mahkemenin 6/6/2017 tarihliara kararıyla başvurucunun katılma talebi kabul edilmiştir.
11. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme 6/2/2018 tarihlikararı ile dava konusu işlemi iptal etmiştir.
12. İptal gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Dosyadaki mevcut bilgi ve belgeleregöre; Mehmet BAYRAKTAR hakkında, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/235sayılı dosyasında, Türk Ceza Kanunu'nun 'Silahlı Örgüt' başlıklı 314.Maddesinde; '(1) Bu kısmın dördüncü ('dördüncü bölüm'; Devletin güvenliğinekarşı suçlar) ve beşinci ('beşinci bölüm'; Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar) bölümde yer alan suçları işlemek amacıyla silahlıterör örgütü kuran veya yöneten kişi on yıldan beş yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüteüye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir...)' maddesindenyargılamasının devam ettiği, öte yandan 'görevi kötüye kullanma' suçundan İzmir6.Ağır ceza mahkemesinde 2011/19 E.sayılı dosyasında 5 ay hapis cezası ilemahkumiyetine karar verilerek cezanın ertelendiği, yine Salihli Ağır cezaMahkemesi'nin 2013/86 E. Sayılı dosyasından verilen 5 ay hapis cezasında hükmünaçıklanmasının geri bırakıldığı görülmektedir.
Buna göre, Mehmet BAYRAKTAR hakkındaİstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/235 sayılı dosyasında ( Devletingüvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlar kapsamında) devam eden yargılamanın Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesikapsamında kaldığı, ayrıca her ne kadar bazılarından beraat etmiş olsa dadavacı hakkında yapılan diğer yargılamalara konu olan eylemlerin niteliği veavukatlık mesleğinin önem ve özelliği Avukatlık Kanununun 5. maddesinin 3.fıkrasında düzenlenen hüküm gereği avukatlığa alınması isteği hakkındakikararın kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi gerekirken, yargılamaya konueylemin niteliği dikkate alınmadan, kovuşturmanın sonucu beklenmeyerek 'barolevhasına yeniden yazılması hususundaki takdir ile' tesis edilen dava konusuişlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
13. Söz konusu iptal hükmüne karşı başvurucu ve TBBitirazda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca istinaf incelemesinin duruşmalıyapılmasını talep etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesiiptal hükmünü 2/10/2018 tarihli kararla onanmıştır.
14. Başvurucu nihai hükmü 26/10/2018 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 16/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgiliMevzuat
15. 19/3/1969tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile üçüncü fıkrası şöyledir:
"Aşağıda yazılı durumlardan birininvarlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :
a) (Değişik : 23/1/2008-5728/326 md.)Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya daDevletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişinekarşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasınafesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veyakaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,
...
Adayın birinci fıkranın (a) bendindeyazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunmasıhalinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonunakadar bekletilmesine karar verilebilir."
16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temyiz ve istinaflarda duruşmayapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesikararına bağlıdır."
2. YargıKararları
17. Danıştay İkinci Dairesinin, kamu görevlisinin atamaişlemine karşı açılan davanın reddedilmesine dair hükmü bozduğu ve idarenintakdir yetkisinin denetimine ilişkin belirleme yapılan 25/9/2020 tarih veE.2019/2923,K.2020/2645 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir;
" ... idarenin takdir yetkisi bulunduğuaçık ise de, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu yetkimutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.Takdir yetkisine istinaden tesis edilen idari işlemlerin de, muhakkak surettegerçek ve hukuken geçerli sebeplere dayanması gerekmektedir. Takdir yetkisinedayalı idari işlemlerin dava konusu edilmesi durumunda, idarece işlemin tesisiiçin somut bir sebep gösterilememesi, sebep olarak gösterilen olay venedenlerin gerçeği yansıtmaması veya işlemin tesisi için yeterli bulunmamasıhalinde, dava konusu idari işlemin iptalinin gerekeceği, yerleşik yargıiçtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
...salt idareye tanınan takdir yetkisiçerçevesinde kurulan işlemlerde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukukauyarlık, ... görülmemiştir. "
18. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kamugörevlisinin müdürlük görevinden alınmasına ilişkin işleme karşı açılan davanınreddine dair hükmü idarenin takdir yetkisinin değerlendirilmesi suretiyle bozan9/3/2020 tarih ve E.2018/605, K.2020/648 sayılı kararının ilgili kısımlarışöyledir;
"...takdir yetkisine istinaden tesisedilen işlemlerin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk denetiminetabi tutulacağı, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırlarıiçinde kullanılması ve takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemin davakonusu edilmesi halinde de, bu sınırlar içinde kullanıldığının idarece ortayakonulması gerektiği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
...dava konusu işlemin salt takdiryetkisine dayanılarak tesis edildiği görülmektedir.
...görev yerinin değiştirilmesinigerektirecek herhangi bir eylemi, tutum ve davranışı ile hizmete etkisi olanolumsuzluğunun da ortaya konulamadığı hususları dikkate alındığında, davakonusu işlemde, kamu yararı ve hizmet gerekleriyönünden hukuka uygunluk görülmemiştir. . "
B. Uluslararası Hukuk
19. Masumiyet karinesi bir fiilin hem ceza hem de idaribir soruşturmaya konu olmasına ve paralel olarak iki ayrı dava sürecininyürütülmesine mâni değildir. Bu bağlamda masumiyet karinesi, cezai sorumlulukbulunmaması hâlinde dahi daha hafif bir ispat yükümlülüğü temelinde aynıeylemden kaynaklanan medeni ya da diğer sorumluluk biçimlerinin kurulmasını engellememektedir.Ayrıca suçlu olduğu kesin olarak hükme bağlanmamış olan bir kişiye yönelik kamugörevlileri tarafından kullanılan ifadelerde yer alan kelimelerin seçimi önemliolmakla birlikte kullanılan dilin masumiyet karinesini ihlal edip etmediği hususu,olaya ilişkin özel şartların da dikkate alınması suretiyle tespit edilmelidir (Güç/Türkiye,B. No: 15374/11, 23/1/2018, §§ 38, 39).
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; özellikleinandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbirtartışmanın bulunmadığı, oldukça teknik davalar ile mahkemelerin taraflarınsunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak adil ve makul bir biçimde kararverebilecekleri davalar için duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğinibelirtmiştir (Jussila/Finlandiya, B. No:73053/01, 23/11/2006 § 41, Döry/İsveç,B. No:28394/95, 12/11/2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No:5488/05, 28/2/2012, § 30).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
22. Başvurucu her ne kadar çalışma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013) uyarınca çalışma hakkı Anayasa ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerin ortak koruma alanına girmediğinden bu iddia yönünden ayrıcadeğerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
23. Başvurucu, uyuşmazlığın davacı ya da davalı sıfatıylatarafı olmayıp yargılama sürecine davalı yanında müdahil sıfatıyla katılmıştır.İlgili kişilerin mahkemeye erişim hakkı kapsamında davaya katılımınınsağlanmasının gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ilkesi, savunma hakkıgibi güvencelerle örtüşen, bu güvencelerin gerçekleşmesini sağlayan birgereklilik olduğu izahtan varestedir. Yargılama sürecine dair güvencelerinihlalinin müdahili de etkileyeceği dikkate alındığında müdahilin adilyargılanma hakkının sürece dair diğer güvencelerinden faydalandırılmayacağıveya bu güvencelere ilişkin şikâyette bulunamayacağı söylenemez. Aksiyaklaşımın sonuca etkili iddialarda bulunulabilmesi, savunma yapılabilmesi,delil ileri sürülebilmesi adına sağlanan mahkemeye erişimin etkinliğini zedeleyeceği,anlamsız ve içerikten yoksun kılacağı ve bunun yanında bireysel başvurununtemel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla da bağdaşmayacağı açıktır (benzerdeğerlendirmeler için bkz. Cengiz İnş.san.ve Tic.A.Ş. ve MiraxTur.İnş.Tic.A.Ş. [GK],B.No: 2015/7846, 26/6/2019, §§ 29, 36). Bubelirlemeler ışığında davanın sonucundan etkileneceği öngörülerek yargılamasürecine müdahil olarak dâhil edilen başvurucunun adil yargılanma hakkınınsürece dair güvencelerine yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur statüsününbulunduğu, kişi bakımından yetki koşulunu sağladığı sonucuna ulaşıldığındanadil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden değerlendirilmesine geçilmiştir.
1. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu; suçlu olduğu sabit olmadan, hakkında devameden ceza yargılaması esas alınarak avukatlığa kabul edilmemesinin masumiyetkarinesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
b. Değerlendirme
25. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde iseherkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimSözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnatedilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağıdüzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla berabersuçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38.maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. PlastikSan ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905, 19/4/2017, § 27).
26. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan birkişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesisedilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devletiilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargıkararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
27. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyetkarinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü;kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeylekişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu)sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğuve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin buyönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir.Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem vekararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğuyönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadecesuç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eşzamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk,disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (GalipŞahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).
28. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucundamahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonrakiyargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüpheduyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğuizlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (GalipŞahin, § 40).
29. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, birbaşka ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamlarıtarafından hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden idarisüreç veya yargılamalarda masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus kamumakamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veyakullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, cezamahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölgedüşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin, § 47). Bununlabirlikte ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların diğer kamumakamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirmesonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Ancakadli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçluilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyetkarinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerinsağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütünolarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48).
30. Mevcut bireysel başvuruya konu olan yargılamasürecinde başvurucunun ceza yargılaması süreci olgusal olarak ele alınmış, cezayargılaması sürecine ve sebeplerine dair bir hukuki irdeleme yapılmamıştır.Mahkeme kararında suça konu bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde birdeğerlendirmede bulunulmamış, suçun varlığına yönelik bir kabul ile hareketedilmemiştir. Mahkeme tarafından ilgili mevzuat, avukatlık mesleğinin niteliği,özelliği ve başvurucunun somut durumu değerlendirilmek suretiyle hükmeulaşıldığı görülmüştür. Bu bağlamda başvuranın masum sayılma hakkını ihlaledecek şekilde idari yargılama sınırlarının aşılmadığı ve suçlayıcı bir dilkullanılmadığı anlaşılmaktadır.
31. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde masumiyetkarinesinin ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Aleni Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu, talep etmesine rağmen duruşma yapılmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
b. Değerlendirme
34. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesindedüzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Ancak duruşmalıyargılama hakkı, her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılmasızorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usulekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamalarınduruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanmasıanayasal hakların ihlalini oluşturmaz (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664,17/9/2013, § 32).
35. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında aleniyargılama hakkının tanınması, zorunlu olarak sözlü yargılama hakkınıda içerir. Bununla birlikte Sözleşme’nin bu maddesinde yer alan söz konusuyükümlülük mutlak değildir (Adnan Altın, B. No: 2013/9748, 7/1/2016, §44).
36. Dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelindeyeterince çözülemeyen hukuki ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmamasıörneğinde olduğu gibi yargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasınıgerektirmeyebilir (Adnan Altın, § 46).
37. Yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetliyargılama temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda sözlüyargılama yapılmaması yargılamanın bir bütün olarak adil olmasınıengelleyebilir. Dolayısıyla sadece dosyaya dayanılarak tatmin edici bir çözümünsağlanamayacağı olaylarda sözlü yargılamanın yapılması gerekebilir. Sözlüyargılamaya karar vermede davaya konu meselelerin çokluğu değil niteliği önemkazanacaktır (Adnan Altın, § 48).
38. Somut olayda başvurucu, ilk derece aşamasında değiliptal hükmüne karşı kanun yoluna başvurduğu sırada duruşma talebindebulunmuştur. 2577 sayılı Kanun hükmü gereği istinaf aşamasında duruşmayapılması istinaf merciinin takdirinde olan bir husustur. Diğer taraftan somutyargılama sürecinin karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili herhangi birtartışmanın bulunmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu ve bu bağlamda uyuşmazlığınmerkezinde 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkinyorum/değerlendirme farklılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.
39. Bu hâle göre yazılı yargılamanın esas olduğu idariyargılama usulünde dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelindeyeterince çözülemeyen olgusal herhangi bir sorunun bulunmadığı uyuşmazlığailişkin olarak kanun yolu aşamasında gerçekleşen duruşma talebinin istinafmercii tarafından kabul edilmeyerek duruşma yapılmadan hüküm kurulmasında adilyargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığınıileri sürmektedir.
b. Değerlendirme
42. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medenihak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bukonuda karar verilmiştir (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir hususbulunmamaktadır.
43. Somut olayda 8/5/2017 tarihinde başlayan yargılamasüreci istinaf isteminin reddedildiği 2/10/2018 tarihinde sonuçlanmıştır. Budurumda yaklaşık 1 yıl 5 aydevam eden yargılama süresinin makul olduğudeğerlendirilmiştir.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu; 1136 sayılı Kanun hükümlerinin yanlışyorumlandığını, ceza soruşturmasının sonuna değin mesleğe kabulüngeciktirilemeyeceğini, takdir hakkının TBB'ye ait olduğunu ileri sürmektedir.
b. Değerlendirme
46. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemelerönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıklailgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancakbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariztakdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar AnayasaMahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
47. Somut olayda başvurucunun yeniden baro levhasınayazılma talebi İzmir Barosu tarafından kabul edilmiş ve TBB tarafından uygunbulunmuş ise de, Bakanlık başvurucu hakkında açılan dava ve isnat edilenfiillerin niteliği gereği (bkz. § 9) başvurucunun durumunun 1136 sayılıKanun'un 5.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca değerlendirilmesi için uygunbulma kararını iade etmiştir. TBB ise uygun bulma kararında ısrar etmiştir.Israr kararında Bakanlığın iadesine ilişkin bir açıklama yer almamaktadır.
48. İdare Mahkemesi, başvurucunun durumunu genel olarakele almak suretiyle, salt devam eden ceza yargılamasını değil başvurucuhakkında yapılan diğer yargılamalara konu olan eylemlerin niteliğini, avukatlıkmesleğinin önem ve özelliğini ve 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin üçüncüfıkrasında düzenlenen hükmü dikkate alarak bir değerlendirme yapmıştır. Budeğerlendirme çerçevesinde Mahkeme, yargılamaya konu eylemin niteliği dikkatealınmadan, kovuşturmanın sonucu beklenmeyerek baro levhasına yeniden yazılmasıhususundaki takdir ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
49. Başvurucu, 1136 sayılı Kanun hükümlerinin yanlışyorumlandığını, ceza soruşturmasının sonuna değin mesleğe kabulüngeciktirilemeyeceğini, takdir hakkının TBB'ye ait olduğunu ileri sürmektedir.
50. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,mahkemece somut olayın, delillerin değerlendirilmesi ve ilgili mevzuatınyorumlanmasına ilişkindir. Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık birkeyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı ve ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkına İlişkin İhlal İddiası
1. Başvurucunun İddiaları
52. Başvurucu, mesleğe yeniden kabulünün yapılmamasınedeniyle avukatlık gelirinden mahrum bırakıldığını ve bu durumun mülkiyethakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
53. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yeralan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomik değerleri koruyan bir temelhaktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanmahakkı, bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içindedeğildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,§ 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilen bir gelirin mülkiyet hakkıkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri,B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 42).
54. Bir mülk veya alacakla ilgili olarak hak iddia edenkişinin söz konusu hakkın varlığını hukuken ispat etmesi gerekir (KemalYeler ve Ali Arslan Çelebi, § 38).
55. Somut olayda başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değeri veyaen azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisi bulunmadığıanlaşılmaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Aleni yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin ihlaliddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
5. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.