TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET RAŞİT ERGUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/29881)
Karar Tarihi: 13/4/2023
R.G. Tarih ve Sayı: 17/8/2023 - 32282
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Kenan YAŞAR
Raportör
:
Mahmut ALTIN
Başvurucu
:
Mehmet Raşit ERGUN
Vekili
:
Av. Nurgül YAYMAN YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyoncabaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
5. 2007 yılından itibaren polis memuru olarak görev yapanbaşvurucu 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 675sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KanunHükmünde Kararname (KHK) ile 22/11/2016 tarihinde kamu görevindençıkarılmıştır.
6. Başvurucunun satın aldığı, adına taşıma ruhsatlı olanSmith Wesson marka 9 mm çapında BEY9653 seri No.lu silaha Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği suçlaması ile başlatılansoruşturma kapsamında 4/10/2016 tarihinde el konulup silah emanete alınmıştır.
7. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/5/2018tarihli iddianamede FETÖ/PDY üyeliği suçlaması ile başvurucu hakkındabaşlatılan soruşturma kapsamında el konulup emanete alınan başvuru konususilahın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesininbirinci fıkrası uyarınca müsaderesi talep edilmiştir. Başvurucu; savunmasındahakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadığını, başvuru konusu silahısatın aldığını ve silahın suçta kullanmadığını belirterek babasına iadeedilmesini talep etmiştir. İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesince (Asliye CezaMahkemesi) 28/12/2018 tarihinde, başvurucunun FETÖ/PDY üyeliğinden kamugörevinden çıkarıldığı gerekçesiyle 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un12. maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’naeklenen ek 4. madde uyarınca başvuru konusu silahın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilmiştir.
8. Başvurucu, silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesikararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, başvuru konusu silahı teslimettikten yirmi ay sonra 25/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılıKanun’un ek 4. maddesi dikkate alınarak silahın satışını ya da devrini yapmaimkânının engellendiğini vurgulamıştır. İtiraz üzerine İzmir 10. Ağır CezaMahkemesince 25/6/2019 tarihinde itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir.
9. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine dair 13/6/2018 tarihli kararı,13/11/2019 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
10. Başvurucunun meslekten çıkarılma işleminin iptalitalebiyle açtığı davanın reddine karar verildiği ve davanın Ankara Bölge İdareMahkemesi 13. İdari Dava Dairesinde derdest olduğu anlaşılmıştır.
11. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin silahın mülkiyetininkamuya geçirilmesine ilişkin 25/6/2019 tarihli nihai kararı 10/7/2019 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. İlgiliMevzuat
12. 3713 sayılı Kanun’a eklenen ek 4. maddenin olaytarihindeki hâli şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı veYedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunukapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar ile Milli Güvenlik Kurulunca Devletinmillî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniylekamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatları iptal edilir, bu silahlarınmülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve 10/7/1953 tarihli ve 6136sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 8 incimaddesine göre ilgili idarelerce işlem tesis edilir. Müsadere hükümlerisaklıdır.
Birinci fıkrada belirtilen sebeplerinortadan kalkması hâlinde, mülkiyeti kamuya geçirilen silahlar sahibine iadeedilir. İadesinin mümkün olmaması hâlinde rayiç değeri tespit edilerek sahibineödenir."
13. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı KabahatlerKanunu'nun "Mülkiyetin kamuya geçirilmesi" kenar başlıklı 18.maddesi şöyledir:
"(1) Kabahatin konusunu oluşturanveya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine,ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.
(2) Mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin karar, eşyanın;
a) Kullanılmaz hale getirilmesi,
b) Niteliğinin değiştirilmesi,
c) Ancak belli bir surette kullanılması,
Koşullarından birinin yerinegetirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen sürezarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir.
(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafındaneşyaya elkonulabileceği gibi; eşya, kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.
(4) Eşyanın mülkiyeti, kanunda açıkhüküm bulunan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna, aksi takdirde Devletegeçer.
(5) Eşyanın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında idarî para cezası veyabaşka bir idarî yaptırım kararı verilmiş olması şart değildir.
(6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuyageçirilmesine de karar verilebilir.
(7) Mülkiyeti kamuya geçirilen eşya,başka suretle değerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilir.
(8) Mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir."
14. 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in(Yönetmelik) 16. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi şöyledir:
"Aşağıda belirtilen kişilere ikincifıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma yada bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.
...
j) Mahkeme kararı ile veya haklarındaverilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerindençıkarılanlara, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Kanunhükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 16 ncımaddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesi uyarıncadisiplinsizlik ya da ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlara,3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenlere veya1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile disiplinkurulları ya da mahkeme kararıyla veya kanuni düzenleme ile meslekten ya daDevlet memurluğundan çıkarılanlara veya haklarında verilen mahkumiyet kararısonucu memuriyetle ilişiği kesilenlere ya da milli güvenliğe tehdit oluşturanterör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevindençıkarılanlara."
15. Yönetmelik'in 17. maddesi şöyledir:
"Taşıma veya bulundurma ruhsatıverilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesinedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsattalepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek,silahlar zaptedilir. Bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ayiçinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmışkişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgilikanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir.
Bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesininbirinci fıkrası hükümlerine göre ruhsatı iptal edilen silahlar hakkında dayukarıdaki fıkra hükmü uygulanır."
16. Yönetmelik'in 21. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Taşıma veya bulundurma ruhsatlısilaha sahip olanlar, ruhsatlarında nitelikleri yazılı silahlarını buYönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veya bulundurma ruhsatı verilebilecekolan kişilere satış veya hibe yoluyla devredebilir ya da Türk SilahlıKuvvetlerine, Genel Komutanlığa, Sahil Güvenlik Komutanlığına veya Genel Müdürlüğehibe edebilirler."
B. AnayasaMahkemesi Kararı
17. Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137,K.2022/86 sayılı kararı şöyledir:
"...
b. Anayasaya Aykırılık Sorunu
239. 3713 sayılı Kanun’un ek 4.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, 5237 sayılı Kanun’da yer alandevletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, millîsavunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile casusluk suçundan mahkûmolanların yanı sıra devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahutbunlarla irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılan ve ruhsatları iptaledilen kişilerin silahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine kararverileceği ve 6136 sayılı Kanun’un ek 8. maddesine göre ilgili idarelerce işlemtesis edileceği öngörülmüştür. Anılan cümlenin “…bu silahların mülkiyetininkamuya geçirilmesine karar verilir ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı AteşliSilahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 8 inci maddesinegöre ilgili idarelerce işlem tesis edilir.” bölümü dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
240. Kuralda belirli suçlardan mahkûmolanlar ile kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle taşıma ve bulundurmaruhsatları iptal edilen kişilere ait silahların mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verileceği ve silahlar hakkında 6136 sayılı Kanun’un ek 8.maddesine göre işlem tesis edileceği belirtilmiştir.
241. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi idaribir tedbir olarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 16. maddesindedüzenlenmiştir. Söz konusu maddede, kabahatler karşılığında uygulanacak olanidari yaptırımların, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibaret olduğu,mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerin iseidari tedbir olduğu belirtilmiştir.
242. Bu itibarla anılan kanun kapsamındamülkiyetin kamuya geçirilmesi, kabahatin konusunu oluşturan ya da kabahatniteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkan eşyaların mülkiyetinindevlet veya kamu kurum ve kuruluşlarına devredilmesini sağlayan bir yaptırımtürüdür.
243. Ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 54.maddesinde kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesinetahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı, suçunişlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın da kamu güvenliği, kamusağlığı ve genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edileceğibelirtilmiştir. Yine aynı maddede üretimi, bulundurulması, kullanılması,taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın da müsadereye konu olacağıhükme bağlanmıştır. Bu itibarla özel mülke konu olan bir eşyanın devlet ya dakamu kurumlarına devredilmesi sonucu dışında mülkiyetin kamuya geçirilmesi ilemüsadere arasında amaç, konu ve kapsam yönünden farklılıkların bulunduğuanlaşılmaktadır.
244. Anayasa Mahkemesi birçok kararında,idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın kanunların açıkça verdiği biryetkiye dayanarak idare hukukuna özgü yöntemlerle doğrudan doğruya bir işlemtesis ederek uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezaları idarî yaptırım olaraknitelendirmiştir (AYM, E. 1996/48, K.1996/41, 23/10/1996). Kuşkusuz idareyekanunla hürriyeti bağlayıcı cezalar dışında para cezası, disiplin cezası ya dabelirli bir haktan geçici olarak yoksun kılma gibi yaptırımlar uygulamayetkisinin verilmesinde anayasal bir engel bulunmamaktadır (AYM, E.2000/43,K.2004/60, 13/5/2004).
245. Kural kapsamında belirli suçlardanmahkûm olan ve kamu görevinden çıkarılan kişilerin silah ruhsatlarının iptaledilmesinin bir sonucu olarak bu kişilere ait silahların mülkiyetinin idarecekamuya geçirilmesine karar verileceği düzenlenmekle kanun koyucunun kamudüzeni, millî güvenlik ve kamu güvenliğini sağlama amacı güderek herhangi birkabahat ya da suç konusu oluşturmayan silahların da mülkiyetinin devletedevredilmesi sonucunu doğuran söz konusu yaptırımı ihdas ettiğianlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralda öngörülen yaptırımın 5326 sayılı Kanun ilediğer mevzuat hükümleri kapsamı dışında kalan idari bir tedbir niteliğindeolduğu açıktır.
246. Kuralda ayrıca mülkiyeti kamuyageçirilmesine karar verilen silahların 6136 sayılı Kanun’un ek 8. maddesigereğince Cumhurbaşkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı,Ticaret Bakanlığı teşkilatında çalışan belirli niteliklere haiz silah taşımayetkisi bulunan personele, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zatidemirbaş silah olarak satılacağı hükme bağlanmıştır. Kamu görevinden çıkarılankişilerin silahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin kural ilebunun yöntemini belirleyen söz konusu hüküm arasında doğrudan bağlantıbulunmaktadır.
247. Maddede belirtilen suçlardan mahkûmolanlarla kamu görevinden çıkarılan kişilere ait silahların ruhsatlarının iptaledilerek bunların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi mülkiyet hakkınısınırlamaktadır.
248. Kuralda öngörülen tedbirin kapsamve sınırlarının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kurallakişilerin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada kanunilik şartının sağlandığıaçıktır.
249. 5237 sayılı Kanun’da yer alan bazısuçlardan mahkûm olanlarla millî güvenlik ve kamu düzenine aykırı faaliyettebulunan yapı ve oluşumlarla ilgisi bulunduğu gerekçesiyle kamu görevindençıkarılan kişilerin silahlarının ruhsatının iptal edilerek mülkiyetinin devletedevredilmesinin, kamu düzeni ve millî güvenlik aleyhine ortaya çıkabilecekbirtakım faaliyetlerin önlenmesinde etkili bir araç olduğu söylenebilir.Dolayısıyla kuralın genel olarak millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasınıve korunmasını hedeflediği, bu yönüyle sınırlamada kamu yararı amacınınbulunduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan sınırlama meşru bir amaca dayanmaktadır.
250. Mülkiyet hakkına getirilensınırlamanın Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi içinöncelikle kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Maddebelirtilen suçlardan mahkûm olanlarla devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle kamugörevinden çıkarılan kişilerle ilgili kural kapsamında öngörülen tedbirin yukarıdabelirtilen amaçlara ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
251. Kuşkusuz kanun koyucunun silahlarınedinilmesiyle ilgili şartları tespit ederek bu konuda idari tedbirler öngörmesimümkündür. Kanun koyucu bu çerçevede 5326 sayılı Kanun ve diğer mevzuathükümleri dışında kamu görevinden çıkarılmanın bir sonucu olarak bu kişilerinsilahlarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine yönelik idari tedbirdüzenlemiştir. Söz konusu idari tedbirin uygulanmasında anılan Kanun’daki gibieşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi için kabahatin konusunu oluşturması yada kabahat niteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkmasızorunluluğu aranmamıştır. Kanun koyucunun bu yönde bir tercihte bulunmasıtakdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak mülkiyet hakkısınırlandırılırken ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en uygun aracınseçilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle kuralın gerekliliği, meşru amacıgerçekleştirmede mülkiyet hakkına daha az sınırlama oluşturabilecek başkaaraçlara başvurulması imkânının bulunup bulunmadığıyla belirlenebilecektir.
252. Mülkiyet hakkına sınırlama getirenaraçlardan hangisinin seçileceği öncelikli olarak kanun koyucununtakdirindedir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Tercih edilen aracın temelhakka yönelik sınırlamayı ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimdeağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince sınırlamanın gerekli olmadığısonucuna ulaşılabilir. Ancak bu konudaki denetim, seçilen aracın isabetli olupolmadığından ziyade hak ve özgürlükler üzerinde oluşturduğu etkinin ağırlığınailişkindir (Hanife Ensaroğlu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).
253. Orantılılık ilkesi gereği kişilerinmülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararıile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adildenge, kişilerin aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumundabozulmuş olacaktır. Sınırlamanın orantılılığını değerlendirirken bir taraftanulaşılmak istenen meşru amacın önemi, diğer taraftan da sınırlamanın niteliğive bu kapsamda kişilere yüklenen külfetin dikkate alınması gerekir (Arif Güven,B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
254. 1/6/1991 tarihli ve 20888 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, millîgüvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatınedeniyle kamu görevinden çıkarılmak, silah ruhsatı verilmesini engelleyen veyaiptalini gerektiren hâller arasında sayılmıştır.
255. Anılan Yönetmelik’in 21. maddesindetaşıma veya bulundurma ruhsatlı silaha sahip olanların, ruhsatlarındanitelikleri yazılı silahlarını yönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veyabulundurma ruhsatı verilebilecek olan kişilere satış veya hibe yoluyladevredebileceği belirtilmiştir.
256. Yönetmelik’in 17. maddesinde detaşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan silah taşıma vebulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat taleplerinin kabul edilmeyeceğigibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahların zapt edileceği, busilahların, zapt edildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibininisteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devrinin(satış veya hibe yoluyla) sağlanacağı, bu süre içinde devri sağlanamayansilahlarla ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikalettirileceği belirtilmiştir.
257. Bu itibarlı kişilerin silahruhsatının iptal edilmesi hâlinde bu silahların mülkiyeti doğrudan devleteintikal etmemekte silah sahiplerinin iradesi gözetilerek satış veya hibeyoluyla devrine imkân tanınmaktadır.
258. Dava konusu kural kapsamında isebelirli suçlardan mahkûm olanlarla devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara bağlantısı olduğugerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan ve ruhsatları iptal edilen kişilerinsilahları herhangi bir giderim yolu veya devir imkânı öngörülmeksizin doğrudanmülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmektedir. Söz konusu silahlarınherhangi bir suçta (veya kabahatte) kullanılması ya da suça (kabahate) konufaaliyetler sonucu elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde bu silahlarhakkında 5237 sayılı Kanun veya diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde giderimyolu öngörülmeksizin müsadere ve benzeri tedbirlerin uygulanması da mümkündür.
259. Dolayısıyla herhangi bir suçta (yada kabahatte) kullanıldığı ya da suça (kabahate) ilişkin faaliyetten eldeedildiği veya bizatihi suç konusu oluşturduğu tespit edilmediği hâlde kişilerinmülkiyetinde bulunan silahların, kamu görevinden çıkarılmalarına bağlı olaraküçüncü kişilere devir imkânı tanınmaksızın ya da herhangi bir tazminat yoluöngörülmeksizin doğrudan devlete devredilmesini öngören kuralın millî güvenlikve kamu düzeninin korunması amaçlarına ulaşma bakımından gerekli olduğusöylenemez. Dolayısıyla kural kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyethakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.
260. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Anayasa Mahkemesinin 13/4/2023 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, §§ 22-27).
B. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu, özellikle silahın aile yadigârı olmasınedeniyle uygun görülecek bir akrabasına devredilmesi talebinin dikkatealınmayarak reddedilmesinden yakınmıştır. Başvurucu bununla birlikte ceza veidari davaların kesinleşmemesine ve başvuru konusu silahı suçta kullanmamasınarağmen sanık sıfatıyla yargılandığını vurgulamıştır. Öte yandan 3713 sayılıKanun’un ek 4. maddesinin başvuru konusu silahı teslim ettikten yirmi ay sonrayürürlüğe girdiğine dikkat çekmiştir. Başvurucu bu gerekçelerle eşitlik ilesuçta ve cezada kanunilik ilkelerinin, adil yargılanma ve mülkiyet hakları ilemasumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. Bakanlık görüşünde, söz konusu müdahalenin kanunidayanağının ve meşru amacının bulunduğu ve somut olayda mülkiyet hakkınıngerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlandığı vurgulanmıştır. Bununlabirlikte yapılacak incelemede Anayasa'nın 15. maddesi ve Anayasa Mahkemesiiçtihatları ile somut olayın kendine özgü koşulları gözönüne alınarakdeğerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özü, silahın mülkiyetininkamuya geçirilmesine yöneliktir. Dolayısıyla başvurucunun bütün şikâyetlerininmülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MülkünVarlığı
26. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Somut olayda başvurucunun silahının mülk teşkil ettiğinde kuşkubulunmamaktadır.
ii. MüdahaleninVarlığı ve Türü
27. Anayasa Mahkemesi müsadere veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi tedbirlerinin uygulanmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkilettiğini daha önce kabul etmiştir. Bu kararlarda bu türden müdahalelerinmülkten yoksun bırakma sonucuna yol açmakla birlikte mülkiyetin kamu yararınakullanımının kontrol edilmesi amacını gözettiğini dikkate almıştır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,17/12/2015, §§ 54-58; Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§42-48; Torsan Orman San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13677,20/9/2017, §§ 50, 51;Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017, 13/7/2016, §§67-70; Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 62-67; FatmaÇavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu, B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 58-62). Somutolayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmayıp başvurukonusu silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi tedbirinin mülkiyet hakkınamüdahale teşkil ettiği açık olduğunu müdahalenin mülkiyetin kullanımınınkontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesigerekir.
iii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
(1) Kanunilik
30. Somut olayda başvurucu hakkında yürütülen cezasoruşturması kapsamında başvurucunun şahsi silahına el konulmuş, ardından da busilahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmiştir. Silahınmülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararı, 3713 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinedayandırılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında Millî Güvenlik Kuruluncadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatınedeniyle kamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatlarının iptal edileceği vebu silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceği belirtilmiştir.Dolayısıyla kamu görevinden çıkarılan kişilere ait silahların ruhsatlarınıniptal edilerek mülkiyetinin kamuya geçirilmesi tedbirinin kapsam ve sınırlarıaçık ve net olarak düzenlendiğinden somut olayda silahın mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilmesinin kanuni dayandığının bulunduğu anlaşılmıştır.
(2) Meşru Amaç
31. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında elkoymave müsadere gibi tedbirlerin çeşitli kamu yararı amaçlarını taşıdığıaçıklanmıştır. 5237 sayılı Kanun’da yer alan bazı suçlardan mahkûm olanlarlamillî güvenlik ve kamu düzenine aykırı faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarlailgisi bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin silahlarınınruhsatının iptal edilerek mülkiyetinin devlete devredilmesinin kamu düzeni vemillî güvenlik aleyhine ortaya çıkabilecek birtakım faaliyetlerin önlenmesindeetkili bir araç olduğu söylenebilir. Dolayısıyla başvuru konusu tedbirin genelolarak millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasını ve korunmasınıhedeflediği, bu yönüyle müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacınınmevcut olduğu değerlendirilmiştir.
(3) Ölçülülük
(i) Genelİlkeler
32. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasıistisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun gerektirdiği ölçüdekullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak veözgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılmasıkamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukukdevletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
33. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yaniaynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasındamakul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan vediğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
34. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasının yanında gerekli olması da gerekir. Gereklilik yukarıdada belirtildiği üzere hakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasındanhakkı en az zedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Hak ve özgürlüğüsınırlayan tedbirlerden hangisi diğerlerine nazaran hakkın norm alanına daha azmüdahale edilmesi sonucunu doğuruyorsa o tedbirin tercih edilmesi gerekir.Bununla birlikte hakka müdahale oluşturacak aracın seçiminde kamuotoritelerinin belli ölçüde takdir payının bulunduğu da kabul edilmelidir. Zirayetkili kamu makamları, öngörülen amaca ulaşılması bakımından hangi aracınetkili ve verimli sonuçlar doğuracağına ilişkin olarak isabetli karar vermenoktasında daha iyi bir konumdadır. Özellikle alternatif aracın bulunmadığıveya mevcut alternatiflerin öngörülen meşru amaca ulaşılması bakımından etkiliolmadığı ya da daha az etkili olduğu durumlarda kamu makamlarının araç seçimihususundaki tercih yetkisinin gereklilik kriterini sağlamadığınınsöylenebilmesi için çok güçlü nedenlerin bulunması gerekir (D.C., B. No:2018/13863, 16/6/2021, § 48; benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Çukurovaİthalat ve İhracat Türk A.Ş. [GK], B. No: 2019/4408, 18/5/2022, § 69).
35. Öte yandan mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerorantılı olmalıdır. Orantılılık sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adilbir denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına getirilensınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun mülkiyet hakkındanyararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı kurulmalıdır.Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığındasınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (D.C.,§ 49).
36. Seçilen aracın ulaşılmak istenen amaçlakıyaslandığında bireye orantısız bir külfet yüklemiş olduğunun saptanması,ihlal sonucuna ulaşılabilmesi için bazı hâllerde tek başına yeterliolmayabilir. Kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların var olupolmadığı da büyük önem taşımaktadır. Elverişli ve gerekli olduğu hükmüne varılanaracın seçilmiş olması nedeniyle kişiye yüklenen aşırı külfeti hafifletenhukuksal mekanizmalar mevcutsa bir ihlalin olmadığı sonucuna varılabilir (D.C.,§ 50).
37. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olupolmadığı değerlendirilirken başvurucunun ve idarenin kusurlarının bulunupbulunmadığı da gözönünde tutulur. Bu bağlamda tarafların yasalyükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlıkgösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırısonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı da dikkate alınır (D.C.,§ 51).
38. Usule ilişkin güvencelerin varlığı orantılılıkdeğerlendirmesinde önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamda müdahalenin hukukaaykırılığının ileri sürülebileceği veya müdahale nedeniyle oluşan maddi vemanevi zararların tazmin edilmesinin istenebileceği hukuk yollarının olmamasıda bazı durumlarda kişiye yüklenen külfeti ağırlaştıran bir unsur olarakgörülebilir. Bu bakımdan kişinin hukuka aykırılık iddialarının bir mahkemetarafından etkili bir biçimde incelenmesi müdahalenin orantılılığı bakımındanehemmiyet arz etmektedir (D.C., § 52).
(ii) İlkelerinOlaya Uygulanması
39. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için öncelikle kamu yararıamacını gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu bağlamda devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla bağlantısı olduğugerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili öngörülen tedbirinmillî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması ve korunması için elverişlibir araç olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
40. İkinci olarak belirtilen aracın gerekli olup olmadığıincelenmelidir. Kuşkusuz silahların edinilmesiyle ilgili şartlar tespit edilerekbu konuda idari tedbirler öngörülmesi mümkündür. Nitekim 3713 sayılı Kanun’unek 4. maddesinde, 5326 sayılı Kanun'dan ve diğer mevzuat hükümlerinden farklıolarak kamu görevinden çıkarılmanın bir sonucu olarak bu kişilerin silahlarınınmülkiyetinin kamuya geçirilmesine yönelik idari tedbir düzenlenmiştir. Sözkonusu idari tedbirin uygulanmasında 5326 sayılı Kanun’daki gibi eşyanınmülkiyetinin kamuya geçirilmesi için kabahatin konusunu oluşturması ya dakabahat niteliğindeki fiillerin işlenmesi nedeniyle ortaya çıkması zorunluluğuşartı aranmamıştır. Kanun koyucunun bu yönde bir tercihte bulunması takdiryetkisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak mülkiyet hakkı sınırlandırılırkenilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en uygun aracın seçilmesi gerektiğindenmeşru amacı gerçekleştirmede mülkiyet hakkına daha az sınırlama oluşturabilecekbaşka araçlara başvurma imkânı olup olmadığı irdelenmelidir (benzer yöndekideğerlendirme için bkz. AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 251).
41. Bu bağlamda Yönetmelik’in 16. maddesinin birincifıkrasının (j) bendinde; millî güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerineaidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılmak silahruhsatı verilmesini engelleyen veya ruhsatın iptalini gerektiren hâllerarasında sayılmıştır. Öte yandan Yönetmelik’in 21. maddesinde taşıma veyabulundurma ruhsatlı silaha sahip olanların ruhsatlarında nitelikleri yazılısilahlarını yönetmelik hükümlerine göre silah taşıma veya bulundurma ruhsatıverilebilecek olan kişilere satış veya hibe yoluyla devredebileceğibelirtilmiştir. Ayrıca Yönetmelik’in 17. maddesinde de taşıma veya bulundurmaruhsatı verilen kişilerden sonradan silah taşıma ve bulundurma şartlarınıkaybedenlerin yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silahruhsatları iptal edilerek silahların zapt edileceği, bu silahların zaptedildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkatealınarak silah satın almaya hak kazanmış kişilere devrinin (satış veya hibeyoluyla) sağlanacağı, bu süre içinde devri sağlanamayan silahların ilgilikanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirileceği ifadeedilmiştir. Böylelikle kişilerin silah ruhsatının iptal edilmesi hâlinde busilahların mülkiyeti doğrudan devlete intikal etmemekte, silah sahiplerininiradesi gözetilerek silahların satış veya hibe yoluyla devrine imkân tanındığıanlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/137,K.2022/86, 30/6/2022, § 257).
42. Bununla birlikte herhangi bir suçta (veya kabahatte)kullanılması ya da suça (kabahate) konu faaliyetler sonucu elde edildiği tespitedilen silahlar hakkında 5237 sayılı Kanun veya diğer mevzuat hükümleriçerçevesinde giderim yolu öngörülmeksizin müsadere ve benzeri tedbirlerinuygulanması da mümkündür. Bu noktada başvuru konusu silahın herhangi bir suçta(ya da kabahatte) kullanılmadığı, suça (kabahate) ilişkin faaliyetten eldeedilmediği ve bizatihi suç konusu oluşturmadığı da dikkatlerden kaçmamalıdır.
43. Bu bilgiler ışığında devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla bağlantısıolduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan başvurucunun silah sahibi olmayadevam etmesinin engellenmesi gerekli olabilir ancak herhangi bir giderim yoluveya üçüncü kişilere devir imkânı öngörülmeksizin/tanınmaksızın silahınmülkiyetinin kamuya geçirilmesinin millî güvenlik ve kamu düzeninin korunmasıamaçlarına ulaşma bakımından gerekli olduğu söylenemez.
44. Buna göre başvurucunun mülkiyetinde bulunan silahın kamugörevinden çıkarılmasına bağlı olarak üçüncü kişilere devir imkânıtanınmaksızın ya da herhangi bir tazminat yolu öngörülmeksizin doğrudan devletedevredilmesi biçiminde başvurucuya ağır külfet yükleyen bir aracın-somut olayınkoşullarında-millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması ve korunması amacınaulaşılması için en hafif müdahale teşkil eden araç olduğu sonucunaulaşılamamıştır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleningereklilik kriterini karşılamadığı değerlendirilmiştir
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. GiderimYönünden
46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve250.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
47. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerinceyapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgüyeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar içinbkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; KadriEnis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
48. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamayapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucununtazminat talebi kabul edilmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 30.Asliye Ceza Mahkemesine (E.2018/574, K.2018/1197) GÖNDERİLMESİNE,
E. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/4/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.